İnkılapçılık

Yazar: Nurettin Demiral

İnkılapçılık, Türkiye Cumhuriyeti’nin modernleşme yolunda attığı en önemli adımlardan biridir. Ülkede bulunan kurum ve kuruluşların, çağdaşlıktan uzak kalması, halkın modern dünya ile bağlantısının kesilmiş olması, İnkılapçılık ilkesini doğurmuştur.

Bunun için Atatürk şöyle diyor:

“İnkılap mevcut müesseseleri zorla değiştirmek demektir. Türk milletini son asırlarda geri bırakmış olan müesseseleri yıkarak yerlerine, milletin en yüksek medeni icaplara göre ilerlemesini temin edecek yeni müesseseleri koymuş olmaktır.” [1]

Bu ilerleme hareketleri yapılırken, eskiye taraftar olanlarda vardır. Atatürk onlar için:

“Biz, büyük bir inkılâp yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. Bir çok eski müesseseleri yıktık. Bunların binlerce taraftarı vardır. Fırsat beklediklerini unutmamak lazım. En ileri demokrasilerde bile rejimi korumak için, sert tedbirlere müracaat edilmiştir. Bize gelince, inkılâbı koruyacak tedbirlere daha çok muhtacız.”[2] 

Burada Atatürk’ün inkılapçılık ile ilgili öngörüsünü de paylaşmak gerekmektedir. İkinci meşrutiyetin ilan edildiği dönemde bir konferansta arkadaşlarına şöyle demiştir:

İnkılâbı ikmal etmek lazımdır. Biz bunu yapabiliriz. Ben bunu yapacağım”  [3]

Atatürk her konuda olduğu gibi burada da doktriner davranmamıştır. İhtiyaçtan doğan ne varsa onu yapmıştır. Sistem ve teori üzerinden değil, hayatın gerçeklerini referans almıştır. Bu onun inkılaplarının başarısının arkasında yatan nedendir.

Ancak tutucu fikir yapısının yeniliklere karşı olması, inkılabı zora sokmak istemesi karşılaşılan sorunlardandır.

Atatürk:

Her yeni inkılâba karşı bir tepki olacaktır. Bu olmayacak birşey değildir. Bunu beklemek lazımdır. Mutlaka, çok yakında olacak bir şeydir. Herhangi bir şekil veya yönde olabilir. Kamuoyunu onların yalan yanlış saptırmalarına kaptırmamak, aydınlatmak lazımdır.” [4]

Böylelikle her duruma karşı hazırlıklı olunması gerektiğini, çünkü inkılabın zorunlu bir ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Medeni hayatın gerçeklerinden uzakta yaşayan bir toplum, medeni toplumların uşağı olmaktan öteye gidemez. Atatürk bunu iyi anlamış birisi olarak, yapılması gereken değişimleri, her ne olursa olsun yapma kararındandır.

İnkılapçılık ilkesinin temeli budur. Yeniye ayak uyduramayan, medenilikten uzak olan her şey, ülkenin refahı için inkılap edilmesi gerekmektedir. Bu inkılaptan dolayı gelecek tepkiye karşılık, kamuoyunu doğru aydınlatmak gerekmektedir.

Efendiler, yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve bütün anlam ve görünüşüyle uygar bir toplum haline ulaştırmaktır.

İnkılaplarımızın ana ilkesi budur. Bu gereği kabul edemeyen zihniyetleri darmadağın etmek zorunludur, şimdiye kadar milletin beyinlerini paslandıran, uyuşturan, bu anlayışta bulunanlar olmuştur. Her halde anlayışlarda varolan uydurma ve boş fikirler tamamen çıkarılacaktır. Onlar çıkarılmadıkça beyine gerçeğin ışıklarını sokmak imkânsızdır.” [5]

İbrahim Çapar

[1] 1933, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler

[2] 1925, Kurtuluş, Kuruluş ve Sonrası

[3] 1908 yılında söylenmiştir.

[4] 1923, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923 Eskişehir – İzmit Konuşmaları

[5] 1925, Atatürk’ün Başlıca Nutukları