<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Zübeyde Hanım &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/zubeyde-hanim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 29 Aug 2020 13:36:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Zübeyde Hanım &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Zübeyde Hanım</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/zubeyde-hanim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2020 13:36:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[evlat]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<category><![CDATA[yücel dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Zübeyde Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1553</guid>

					<description><![CDATA[Allah&#8217;ın bana bu evlâdı vatanı kurtarmak için gönderdiğine inanıyorum. Yücel Dergisi 1940, C. XI, sayı 61 &#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Allah&#8217;ın bana bu evlâdı vatanı kurtarmak için gönderdiğine inanıyorum.</p>
<blockquote><p><strong>Yücel Dergisi 1940, C. XI, sayı 61</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk ve Yalnızlık</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturk-ve-yalnizlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2020 21:47:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Annesi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Çağdaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Zübeyde Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Ailesi]]></category>
		<category><![CDATA[Zübeyde Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4909</guid>

					<description><![CDATA[Çocukluğumdan beri bir huyum vardır. Oturduğum evde ne kız kardeş, ne de ahbap ile beraber bulunmaktan hoşlanmazdım. Ben,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluğumdan beri bir huyum vardır. Oturduğum evde ne kız kardeş, ne de ahbap ile beraber bulunmaktan hoşlanmazdım. Ben, yalnız ve bağımsız bulunmayı çocukluktan çıktığım zamandan itibaren daima tercih etmiş ve sürekli olarak öyle yaşamışımdır. Tuhaf bir halim daha var; ne ana -babam çok erken ölmüş-, ne kardeş, ne de en yakın akrabamın kendi düşünüş biçimi ve görüşlerine göre bana şu veya bu öğütte bulunmasına katlanmazdım. Aile arasında yaşayanlar çok iyi bilirler ki sağdan soldan, pek saf ve samimî uyarmalardan korunamazlar. Bu durum karşısında iki davranış şeklinden birini seçmek zorunludur; ya uymak yahut bütün bu uyarma ve öğütleri hiçe saymak. Bence ikisi de doğru değildir. Uymak nasıl olur, en aşağı benimle yirmi, yirmi beş yaş farkı olan anamızın uyarmalarına uyma geçmişe dönme demek değil midir? İsyan etmek, erdemine, iyi niyetine, yüksek kadınlığına inandığım anamın kalbini, görüşlerini alt üst etmektir. Bunu da doğru bulmam.</p>
<p><em>Atatürk’ün S.D.V, s. 113</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Annem Ölmüş&#8230;</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/annem-olmus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 19:00:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Adolf Hitler]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[annem]]></category>
		<category><![CDATA[Annem Ölmüş...]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Rıza Soyak]]></category>
		<category><![CDATA[hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Mezar]]></category>
		<category><![CDATA[milli hakimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[saltanat]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[Zübeyde Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4531</guid>

					<description><![CDATA[Hasan Rıza Soyak anlatıyor: Annesinin ölümünden birkaç gün sonra İzmir&#8217;deydi. Trenden iner inmez, anasının Karşıyaka&#8217;da Osman Paşa mescidi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hasan Rıza Soyak anlatıyor:</p>
<p>Annesinin ölümünden birkaç gün sonra İzmir&#8217;deydi. Trenden iner inmez, anasının Karşıyaka&#8217;da Osman Paşa mescidi avlusundaki mezarını ziyarete gitti ve büyük bir üzüntü ve heyecan içinde, gözleri dolu dolu şu sözlerle içini döktü:</p>
<p>&#8220;Annem ölmüş, bu hazin hakikat karşısında benim teselli bulduğum bir nokta var: Kurtuluşu, hepimiz için, bütün millet için bir tek amaç olan, bu güzel İzmir&#8217;in mukaddes topraklarında gömülmüş olması&#8230;</p>
<p>Arkadaşlar, tabiatın en tabii bir kanunu olan ölümün bazen pek üzücü sonuçları vardır. İzmir&#8217;in şu güzel topraklarına gömülen zavallı annem, zulmün, işkencenin sonucunda koca bir milleti uçuruma götüren keyfi saltanatın kurbanı oldu. Bunu açıklamak için müsaade buyurursanız, ıstıraplı hayatının belirli birkaç noktasına işaret edeyim.</p>
<p>Abdülhamit devrinde okuldan kurmay yüzbaşısı olarak çıktığım zaman, siyasetle uğraşmak suçu ile bir gece beni tevkif ettiler, zindana attılar. O vakit annem Selanik&#8217;teydi. Aylarca süren bu zindan hayatından kendisini haberdar etmemiştim. Fakat o nasılsa haber almış, İstanbul&#8217;a gelmişti. Beni vapurla sürgüne gönderirlerken Sirkeci rıhtımında ağlıyordu. Sürgün hayatım annemin varlığında bir suçluluk tesiri yapmıştı. Sürgünde geçirdiğim yıllar benden ziyade ona ıstırap vermişti. Bir nokta daha:</p>
<p>Anadolu&#8217;ya geçtiğim zaman yanımda bir adam vardı. Erzurum&#8217;a geldikten sonra gerekli gördüğüm için bu adamı İstanbul&#8217;a iade ettim. Annem onun yalnız olarak geri geldiğini görünce, halife ve padişah tarafından idam kararının yerine getirilmiş olduğunu sanarak felç olmuştu. Ondan sonraki üç buçuk senelik hayatı elem, ıstırap ve korku içinde geçti. Oturduğu ev, sık sık hükümet tarafından aranıyor, padişah ve halifenin türlü türlü uyarılarına hedef oluyordu. Bu üzüntülü senelerinde döktüğü gözyaşları ona gözlerini de kaybettirdi. Pek az bir zaman evvel anneme kavuşmuştum. Ama o âdeta maddeten ölmüş, manen yaşıyor gibiydi.</p>
<p>İşte bugün gözlerim yaşlı, fakat kalbim sakin olarak, mezarının önünde bulunuyorum. Şüphesiz müteessirim; fakat onu, hatta hepimizin büyük ve müşfik annesi vatanı mahv ve harabeye götüren keyfi saltanat, artık bir daha avdet etmemek (geri dönmemek) üzere mezara gömülmüştür. Varsın annem bu toprakların altında yatsın; fakat milli hakimiyet ilelebet payidar olsun&#8230;</p>
<p>Bu hakimiyet ilelebet devam edecektir. Bu beni teselli eden en büyük kuvvettir.</p>
<p>Arkadaşlar! Ben hem annemin önünde hem de Allah&#8217;ın huzurunda yemin ediyorum: Bundan sonra hayatta en büyük idealim, bu kadar kan dökerek kazandığımız milli hakimiyetimizi muhafaza ve müdafaa etmek olacaktır. Bunun için ölünceye kadar çalışacağım.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Çocukluğu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-cocuklugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Oct 2019 09:56:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Çocukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dayı]]></category>
		<category><![CDATA[Evranoszade]]></category>
		<category><![CDATA[karga]]></category>
		<category><![CDATA[Makbule Ataddan]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[Zübeyde Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4292</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Babam öldükten sonra dayımın köyüne yerleştik. Dayımın büyük tarlaları vardı. Orada çoluk çocuk hepimiz bir işe yardımcı oluyorduk.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Babam öldükten sonra dayımın köyüne yerleştik. Dayımın büyük tarlaları vardı. Orada çoluk çocuk hepimiz bir işe yardımcı oluyorduk. Ben ve ağabeyim Mustafa küçük olduğumuz için, bize de bakla tarlasına gelen kargaları kovalama görevi verilmişti. Sabahları annem bize yiyecek bazı şeyler hazırlar ve bizi tarlaya yolcu ederdi. Biz orada ağaç dallarından yapılmış bir gölgeliğin altında akşama kadar görevimizi sürdürürdük.</p>
<p>Bir gün yoğurt yerken ağabeyimle aramızda kavga çıktı. Ağabeyim sinirlenip kafamı yoğurt tasının içine sokmuştu. Sonra da katıla katıla gülüşmüştük.</p>
<p>Annem ağabeyim Mustafa&#8217;yı çok severdi. Belki ilk çocuğu olduğundan, belki de iki kızına karşılık bir oğlu olduğu için ağabeyime çok düşkündü. Ona bir şey olacak, ona bir şey söylenecek diye aklı çıkardı. Ağabeyim de annemi çok sever ve sayardı.</p>
<p>Ağabeyim küçükken de çok temiz giyinmeyi isterdi. Her çocukla konuşmaz, çocukların haşin davranışlarına, saban taşı atma, çelme takma gibi oyunlarına hiç iltifat etmezdi. Böyle oyunlara çağrıldığında, onları gayet kibar bir şekilde geri çevirirdi. Sokakta iki eli cebinde ve başı dik yürürdü. Herkesin dikkatini çekmekle beraber, sıkılgan bir çocuktu.</p>
<p>Kendisi, daha rüştiye mektebinde (15-16 yaşında) iken, Selanik eşrafından Evranoszadeler&#8217;in oğluna ve komşumuz Şevki Paşa&#8217;nın kızına ders verirlerdi.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Makbule Atadan Hanım&#8217;dan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul </strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Ailesi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-ailesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Oct 2019 19:35:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Subaşı Mahallesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Rıza Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Ailesi]]></category>
		<category><![CDATA[Binbaşı Kadri Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Feyzullah Ağa]]></category>
		<category><![CDATA[Hafız Ahmet Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Islahane Caddesi]]></category>
		<category><![CDATA[Langaza]]></category>
		<category><![CDATA[Makbule]]></category>
		<category><![CDATA[Makbule Atadan]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[Naciye]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[Şemsi Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[yörük]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[Zübeyde Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4288</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk, 1881&#8217;de Selanik&#8217;in Islahane Caddesi Ahmet Subaşı Mahallesi&#8217;ndeki evde doğmuş, Mustafa adı konulmuştur. Babası Ali Rıza Efendi; Anadolu&#8217;dan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk, 1881&#8217;de Selanik&#8217;in Islahane Caddesi Ahmet Subaşı Mahallesi&#8217;ndeki evde doğmuş, Mustafa adı konulmuştur. Babası Ali Rıza Efendi; Anadolu&#8217;dan Rumeli&#8217;ye geçen yörüklerden, Hafız Ahmet Efendi&#8217;nin oğludur. Ali Rıza Efendi&#8217;den başka Salih isimli bir erkek, Rukiye isimli bir de kız kardeşi vardır. Annesi Zübeyde Hanım, Hacı Sofu ailesinden Feyzullah Ağa&#8217;nın kızıdır, annesinin adı Ayşe&#8217;dir. Zübeyde Hanım&#8217;ın bir kız kardeşi, Hasan ve Hüseyin isimli iki de erkek kardeşi vardır. Atatürk&#8217;ün ise, Makbule ve en küçükleri olan Naciye isimli bir kız kardeşi vardır. Atatürk&#8217;ün dedesi Hafız Ahmet Efendi, kızıl saçlı, kızıl sakallı bir bey olduğu için ona Kırmızı Hafız denilirmiş. Ali Rıza Efendi, bir kazada(ilçe) gümrük memurluğu yaparken istifa edip bir müddet kereste ticareti yapmış.</p>
<p>Atatürk mahalle mektebinden sonra, &#8220;Şemsi Efendi&#8221; Mektebi&#8217;ne gittiği sırada babası ölmüş. Ali Rıza Efendi ölünce geçim sıkıntısına düşen Zübeyde Hanım, çocukları da alıp Lângaza köyündeki dayısının yanına taşınmışlar. Dayısı bir çiftlikte kâhyalık yapıyormuş. Bu köy hayatı çocukları okumadan yoksun bırakacağı için, Zübeyde Hanım bir müddet sonra çocuklarıyla beraber Selanik&#8217;e gelmiş. Orada ev kiracıları Binbaşı Kadri Bey&#8217;in yardımıyla, Mustafa askeri rüştiye imtihanlarına girerek kazanmış. Fakat Zübeyde Hanım devamlı harpler olduğu ve birçokları geri dönmediği için oğlunun subay olmasını istemiyormuş. Mustafa&#8217;nın okumasını istediği bu kararsız günlerinde bir gece rüya görmüş. Rüyasında, oğlu bir altın tepsi ile minareye çıkıyormuş. Bu rüyayı komşuları askeri okulun Mustafa için çok hayırlı olacağı şeklinde yorumlamışlar. Bunun üzerine Zübeyde Hanım da Mustafa&#8217;nın askeri okula gitmesine razı olmuş. Böylece Mustafa&#8217;nın askeri okula gitmesine razı olmuş. Böylece Mustafa&#8217;nın askerlik hayatı başlamış.</p>
<blockquote><p><strong>Makbule Atadan Hanım&#8217;dan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Annesinin Mezarı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/annesinin-mezari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 16:09:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Annesinin Mezarı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Zübeyde Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Annesinin Mezarı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul: Truva Yayınları 2009]]></category>
		<category><![CDATA[Mezar]]></category>
		<category><![CDATA[s. 107-108.]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[Zübeyde Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2116</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk’ün annesi, Ankara’ya gelip yerleşmiş, fakat kısa bir süre sonra zaten bozuk olan sağlığı iyice bozulmuştu. Doktorların, Ankara’nın&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk’ün annesi, Ankara’ya gelip yerleşmiş, fakat kısa bir süre<br />
sonra zaten bozuk olan sağlığı iyice bozulmuştu. Doktorların, Ankara’nın yüksek sert iklimi yerine deniz havasının iyi geleceğini ısrarla söylemeleri üzerine, onu İzmir’e göndermişti. Orada Uşakizadelerin yazlık<br />
köşkünde ve müstakbel gelini Latife Hanım’ın dikkatli bakımına karşın 15<br />
Ocak 1923’te vefat etmişti.<br />
Atatürk o gece Eskişehir’de bulunuyordu. Bu haberi İzmir’de bulunan Başyaver Salih Bey (Bozok) telgrafla bildirmişti.<br />
Derhal cevap verildi.<br />
“Verdiğiniz elim haber beni çok mütessir etti. Merhumenin uygun bir tarzda<br />
defin merasimini gerçekleştiriniz”<br />
Birkaç gün sonra İzmir’deydik. Trenden iner inmez, annesinin Karşıyaka’da<br />
mezarına gitti ve büyük bir üzüntü ve heyecan içinde, gözleri dolu dolu:<br />
“Annem ölmüş, bu hazin hakikat karşısında benim için teselliye sebep bir<br />
nokta var: Kurtuluşu hepimiz için, gaye-i emel ifade eden bu güzel İzmir’in<br />
mukaddes topraklarına gömülmüş olmasıdır. Annem benim için çok sıkıntılar çekti. Allah orda rahat uyumasını nasip etsin” diye içini döktü.<br />
Aradan birkaç yıl geçtikten sonra, bir gün annesi için galiba Latife Hanımefendi tarafından yaptırılan mermer sandukalı ve uzun kitabeli kabrin fotoğrafını görmüş, hiç beğenmemiş, hele kitabede, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin Valide-i Muhteremleri Zübeyde Hanımefendi’nin…” diye başlayan cümleden hiç hoşlanmamışlardı.<br />
Bir gün Genel Sekreter Hasan Rıza Soyak Bey’e, “İlk fırsatta İzmir’e gidersin, bu sandukayı ve kitabeyi kaldırtırsın, dağdan iki büyük ve uzun taş getirtirsin, birini olduğu gibi bir temel üzerine tespit ettirir, diğerini baş<br />
tarafına diktirirsin. Bir yerini de biraz düzelttirerek:<br />
‘Atatürk’ün Anası Zübeyde burada gömülüdür,’ diye yazdırırsın, altına da<br />
ölüm tarihini koydurursun, yeter” emrini vermişti.<br />
Bir gün İzmir Belediye Reisi Dr. Behçet Uz, Dolmabahçe Sarayı’na geldi. Beraberinde Atatürk’ün annesi için, Belediye Meclisi kararı ile hazırlattığı türbe projesi getirmişti. Bu uygulanırsa abide halinde büyük bir eser olacaktı. Etrafında bir park, bir de çocuk bahçesi yaptırılacaktı.<br />
Bu proje Atatürk’e sunuldu. Bir an göz ucuyla projeye baktı. “Hayır…”<br />
dedi, “Ben size mezarın nasıl yapılacağını tarif etmiştim; gene öyle yapılmalıdır. Hem belediyenin masraf etmesine gerek yoktur, bunu biz yaptıralım.”<br />
Atatürk’ün bu isteği belediye reisi ve üyelere bildirilince çok üzülürler.<br />
“Arzu ettikleri mezar 1500-2000 liralık küçük bir masrafla yapılabilir. Lütfetsinler, hiç değilse bu küçük gideri İzmirlilere bıraksınlar” diye rica ederler. Durum Atatürk’e bildirilince olumlu cevap vermiş ve böylece Atatürk’ün<br />
isteğine uygun bir mezar yapılıp, yazı da onun isteğine uygun şekilde yazılmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><em>Yurdakul Yurdakul, Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, İstanbul: Truva Yayınları 2009, s. 107-108.</em></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
