<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yurdakul Yurdakul &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/yurdakul-yurdakul/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 11:55:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Yurdakul Yurdakul &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk ve Abdülhalim Çelebi Efendi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturk-ve-abdulhalim-celebi-efendi-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jan 2020 08:32:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülhalim Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Abdülhalim Çelebi Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[halı]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kitapçı]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4673</guid>

					<description><![CDATA[Bir gün Atatürk&#8217;le beraber Abidinpaşa&#8217;dan gelip Samanpazarı yoluyla Ulus&#8217;a geçiyorduk. O zamanlar Samanpazarı&#8217;nda bulunan üç-beş dükkândan biri Ali&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gün Atatürk&#8217;le beraber Abidinpaşa&#8217;dan gelip Samanpazarı yoluyla Ulus&#8217;a geçiyorduk. O zamanlar Samanpazarı&#8217;nda bulunan üç-beş dükkândan biri Ali Efendi isimli bir kitapçıya aitti. Kitapçı dükkânının kepenklerinde, nefis bir halı asılmış duruyordu. Harp yıllarının sonu olduğundan hiçbir yerde,hele Ankara&#8217;da, böyle güzel bir şey görmek pek şaşırtıcı olduğu için, bu halı Atatürk&#8217;ün de dikkatini çekti. Hemen arabayı durdurup indik. Beraberce dükkâna yürüdük. Kitapçı Ata&#8217;yı görünce, &#8220;Buyrun Paşam&#8221; diyerek heyecanla bir emri olup olmadığını sordu. Paşa da bu halıyı çok güzel bulduklarını ifade ettiler ve ne için durduğunu söylediler.  Kitapçı, &#8220;Paşam, bu halı bir müşterimin. Paraya ihtiyacı olmuş, satılması için bana bıraktılar. Benimle bir ilgisi yok&#8221; dedi.</p>
<p>Atatürk, böyle güzel bir halının çok kıymetli olduğunu, bunu hali sahibinin nereden almış olabileceğini öğrenmek istediler. Kitapçı ezile büzüle, &#8220;Paşam, emanet koyan isminin söylenmemesini özellikle rica ettiler, müsaade ederseniz ismini söylemeyeyim&#8221; dedi.</p>
<p>Bu sefer Atatürk daha çok merak edip, &#8220;Çocuk, belki halıyı almak isteyeceğiz. Kimin ve kaça olduğunu öğrenmek isteriz&#8221; dediler. Kitapçı, &#8220;Paşam 40 lira istemişlerdi&#8221; deyip yine halı sahibinin ismini vermedi. Atatürk, halı sahibini iyice merak edip ısrar edince de, kitapçı istemeyerek ve sıkılarak Abdülhalim Çelebi Hazretlerinin, Paşam&#8221; dedi.</p>
<p>Abdülhalim Efendi, Mevlana sülalesinden gelmiş, Konya milletvekili olarak Meclis&#8217;te görev yapıyordu. Kapısı herkese daima açık, cömert, gayet güzel konuşan, Mevlevi kalpağı ile gezen, akıllı, sevimli hoş sohbet, özü sözü doğru bir kişi idi.</p>
<p>Atatürk, bu cevabı alınca çok duygulandı ve bana dönerek dükkâna 40 lira bırakmamı emretti. Hemen parayı bıraktım. Kitapçı halıyı koşarak indirip denk yapmaya koyuldu.</p>
<p>Bu arada Atatürk, Abdülhalim Efendi&#8217;nin kişiliğinden övgüyle bahsederek, &#8220;Abdülhalim Efendi, evde halısını satacak kadar parasız kalıyor, ama kapısını kimseye kapamıyor&#8221; diyerek onu övdü. Sonra da kitapçıya dönerek, &#8220;Bana bak, halıyı biz alıyoruz. Fakat halıyı Abdülhalim Efendi&#8217;nin evine yollayınız, biz oradan aldırırız. Akşamüzeri de kendilerine bir kahve içmek için geleceğimizi söyleyiniz&#8221; dediler. Kitapçı bu davranışa şaşırmış, bize bakarken, arabaya binip uzaklaştık. Aynı akşam Abdülhalim Efendi&#8217;nin evine gittik. Abdülhalim Efendi, bizi avlu kapısında karşıladı. Eve girince baktım halı, kapı arkasında paketli olarak duruyordu. Mütevazı evinde minderlere oturuldu. Abdülhalim Efendi, &#8220;Paşam halıyı almışsınız. Fakat halı evime geri geldi. Müsaade ederseniz, arabanıza koyduralım&#8221; dedi. Atatürk de, &#8220;Abdülhalim Efendi, halı yine bizim olsun. Biz arada sırada sana kahve içmeye geldikçe onun üzerinde kahvemizi içeriz&#8221; diyerek halıyı açtırdılar ve odaya serdirdiler.</p>
<p>Kahveler içildi ve sohbet edildi. Giderken Abdülhalim Efendi yine bizi kapıya kadar uğurlayarak, &#8220;Paşam&#8221; dedi, &#8220;eğer müsaadeniz olursa halıyı..&#8221; derken Atatürk sözünü keserek mütebessim; &#8220;Abdülhalim Efendi, onu sana emaneten bırakıyoruz. Her gelmemizde onu burada görmek ve üzerinde oturmak isteriz&#8221; diyerek veda edip ayrıldılar. Böylece Atatürk, Abdülhalim Çelebi Efendi&#8217;ye kitapçıya bile belli etmemeye çalışarak ihtiyacı olan yardımı yapmış, fakat halıyı almamışlardı.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç</strong><br />
<strong>Atatürk&#8217;ten Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Duygusal Tarafı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-duygusal-tarafi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jan 2020 07:51:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[alaylı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Duygusal Tarafı]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli Subay]]></category>
		<category><![CDATA[esir]]></category>
		<category><![CDATA[gazi]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4663</guid>

					<description><![CDATA[Bir gün Atatürk&#8217;le birlikte Çankaya&#8217;daki köşkte çalışmaktayken dışarıdan bağırmalar, tokat ve küfür sesleri gelmeye başladı. Atatürk ve salonda&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gün Atatürk&#8217;le birlikte Çankaya&#8217;daki köşkte çalışmaktayken dışarıdan bağırmalar, tokat ve küfür sesleri gelmeye başladı. Atatürk ve salonda olan bizler pencereden bakınca gördük ki, alaydan yetişme emekli ve yaşlı bir subay olan ve dış hizmetlerinde çalışan kişi, bazı işçileri sille tokat dövüyor ve küfürler yağdırıyordu. Bu arada işçilerin torbaları ellerinden düşmüş ve etrafa eski çamaşırları ve eşyaları saçılmıştı.</p>
<p>Ata&#8217;nın bu olaya müthiş canı sıkıldı. &#8220;Şu edepsize, beyinsize bakın. Neler yapıyor. Koşun durumu öğrenin, bana bildirin&#8221; dediler. Hemen koşarak dışarı çıktık. İhtiyarı yatıştırıp olayı öğrendiğimizde durum şu idi:</p>
<p>Kurtuluş Harbi&#8217;nin henüz bittiği yıllarda, bazı Yunan esirleri, ülkenin birçok yerinde çalıştırılmakta idi.</p>
<p>Köşkte çalışan Yunan esirleri, köşkün bahçesinde ücretle çalıştırılmışlar ve işleri bittiği için dönüyorlardı. Üstleri arandığında, torbalarından, Gazi markalı birkaç paket sigara çıkmıştı. Bunları da bizim hizmetkârların verdiği muhakkaktı. Sigaraları bulan yaşlı subay, esirleri, &#8220;Bunları nereden aldınız?&#8221; diye dövüyordu.</p>
<p>O sırada Atatürk de antreye inmişlerdi. Biz, esirlerle beraber Ata&#8217;ya doğru yürürken, esirlerden biri Ata&#8217;yı uzaktan görünce korkudan düşüp bayıldı. Atatürk bu olayı görünce çok müteessir olmuşlar ve esirin yüzüne kolonya ve su serptirerek kendine getirtmişlerdi. Olayı kendilerine arz edince, Ata daha çok duygulanmışlar ve tercüman aracılığı ile esirlerden özür dilemiş, birkaç paket daha sigara ve bir miktar da para vererek esirleri yollamışlardı.</p>
<p>Esirler gözyaşları ve minnet duyguları ile ayrılıp giderlerken, Ata&#8217;nın hâlâ sinirleri yatışmamıştı.</p>
<p>Sonra, o emekli subay Çankaya&#8217;daki görevinden alınarak Milli Savunma Bakanlığı&#8217;ndaki görevine iade edilmiş ve daha aklı başında biri aynı görev için köşke getirilmişti.</p>
<blockquote><p><strong>1923</strong><br />
<strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong><br />
<strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Zaferden Sonra Ankara&#8217;ya Gelişi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-zaferden-sonra-ankaraya-gelisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jan 2020 07:39:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Zaferden Sonra Ankara'ya Gelişi]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük taarruz]]></category>
		<category><![CDATA[Ekim]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik Parkı]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Nuri Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Numune Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Paraşüt Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[tren]]></category>
		<category><![CDATA[Tren İstasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[yaver]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4661</guid>

					<description><![CDATA[Büyük Taarruz başarılmış ve düşman denize dökülmüştü. Ülkenin her yerinde bu bayram kutlanıyordu. Davullar çalınıyor, zeybekler oynanıyordu. Her&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük Taarruz başarılmış ve düşman denize dökülmüştü. Ülkenin her yerinde bu bayram kutlanıyordu. Davullar çalınıyor, zeybekler oynanıyordu. Her evde, her ocak başında bu konuşuluyor; herkes birbirine sarılıp bunu kutluyordu.</p>
<p>Ben, bu son büyük muharebede yaralanmış, Ankara&#8217;ya gönderilmiştim. Ankara&#8217;da Numune Hastanesi&#8217;nde yatıyordum. Bizler bu olayları gazetelerden ve gelen hasta bakıcılardan öğreniyorduk.</p>
<p>Bir Ekim günü Ata&#8217;nın Ankara&#8217;ya döneceği haberi hastanede yıldırım gibi duyuldu. Bu haber bütün hastalara bir hayat iksiri gibi tesir etmiş ve herkes iyileşmişti. Hepimiz Ata&#8217;yı karşılamaya gitmek istiyorduk. Fakat hastanedeki doktor ve bakıcılar tabii ki buna izin vermek istemiyorlardı. Biz birkaç gazi asker ve subay arkadaşla beraber istasyona gizlice gitmeye karar verdik. O gün sabahleyin kendimize çeki düzen vererek; yarı sivil, yarı asker, yarı hastane kıyafeti ile istasyona geldik.</p>
<p>İstasyona bir geldik ki, mahşeri bir kalabalık; bugünkü Gençlik Parkı ve Paraşüt Kulesi&#8217;nin olduğu yeri hınca hınç doldurmuştu. Yüzbinlerce kişi, kadını, erkeği, ihtiyarı, genciyle civar köy, kasaba ve vilayetlerden; atlarla, arabalarla, kağnılarla, eşeklerle gelmişler, Ata&#8217;yı görmek için meydanları doldurmuşlardı.</p>
<p>Adım atacak yer yoktu. Davullar çalınıyor, zeybekler oynuyor, halaylar çekiliyordu.</p>
<p>Az sonra sesler kesildi. Herkes trenin istasyona girmekte olduğunu söyledi. Sonra da tren istasyona girdi. &#8220;Yaşa var ol!&#8221; sesleri, davul-zurna seslerine karışıyordu. Atatürk trenden inmiş ve istasyondan Meclis&#8217;e kadar yürüyerek kumandanlarıyla beraber ilerliyordu. Kurbanlar kesiliyor herkes ve bizler gözyaşları ile bu sevince katılıyorduk. Ata&#8217;nın adımının önüne kundaktaki çocuğunu, &#8220;Sana bu evladım veya torunum da feda olsun&#8221; demek için koyan kadınlar, nineler gördüm. Bizler bu coşku içinde erlerle sarılıp ağlaşıyorduk. Atatürk, bir ilah gibi, bu coşkulu karşılama arasında, hiçbir aşırı hareket göstermeden rüzgâr gibi tak, tak, tak, tak diye askerce yürüyerek geçip, Meclis&#8217;e gitti.</p>
<p>Bizler bu mutlu sonu bir muhteşem film gibi seyrederek ve gördüklerimizi birbirimize anlatarak hastaneye döndük. Hastaneye bir geldik ki, hastanede birkaç ağır hasta ve birkaç bakıcıdan başka hiç kimse kalmamış. Sargılarla, alçılı ayaklarla, koltuk değnekleriyle herkes bizler gibi bu muhteşem merasimi görmeye koşmuştu.<br />
&#8212;<br />
Bu karşılamayı anlatan babam, bir gün Ata&#8217;nın yaveri Muzaffer Kılıç&#8217;ın yanında da karşılamadan söz etmişti. O zaman Muzaffer Kılıç, &#8220;Bu kalabalığı gören Atatürk çok duygulanmışlar ve bana, &#8216;Ankaralılar bizi ilk geldiğimiz gün de böyle karşılayarak bağlılıklarını ispat etmişlerdi. Böyle bir merasime hiç gerek yoktu. Çünkü bizi şimdi herkes böyle karşılar&#8217; demişlerdi&#8221; diye anlatmıştı.</p>
<p>Hakikaten Ankara&#8217;ya ilk geldiğimiz gün çok soğuk bir aralık günü olduğu halde, Ankaralılar bizi çok içten karşılamışlardı.</p>
<blockquote><p><strong>Halil Nuri Yurdakul&#8217;dan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>31 Ağustos 1922 Günü</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/31-agustos-1922-gunu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jan 2020 21:54:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[26 Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[31 Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[31 Ağustos 1922 Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[büyük taaruz]]></category>
		<category><![CDATA[ecnebi]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmetçik]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4658</guid>

					<description><![CDATA[Ağustos&#8217;un 26&#8217;sında 1922 tarihinde şafakta başlayan Büyük Taarruz altı gün altı gece devam etmiş ve Mehmetçiklerin aslanlar gibi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağustos&#8217;un 26&#8217;sında 1922 tarihinde şafakta başlayan Büyük Taarruz altı gün altı gece devam etmiş ve Mehmetçiklerin aslanlar gibi saldırmalarıyla düşmanın büyük kısmı kılıçtan geçilirilmişti.</p>
<p>31 Ağustos&#8217;da güneş Türklerin büyük zaferiyle doğmuştu.<br />
Aynı günün sabahı Atatürk&#8217;le harp sahasını dolaşıyorduk. Etraf binlerce insan ve hayvan ölüleriyle adeta bir mahşer yerini hatırlatıyordu.</p>
<p>Büyük asker bu manzara karşısında çok rahatsız oldular ve &#8220;Bu feci manzara, bütün insanlık için utanç verici bir olaydı. Ama biz vatanımızı korumak için gerekli savunmamızı yaptık. Buna bizi zorladılar&#8221; demiş ve ölüler kaldırılıp gömülünceye kadar hiçbir yerli ve yabancı gazetecinin bölgeye sokulmamasını, kesin olarak emretmişlerdi.</p>
<p>&#8220;Bu feci manzarayı gören ecnebiler, yarın bizim için neler söylemezler&#8221; demişlerdi.</p>
<p>Bunun üzerine, Atatürk&#8217;ün emri tutulmuş ve ölüler gömülünceye kadar bölgeye hiçbir gazeteci ve fotoğrafçı sokulmamıştır. Böylece, o durum hiçbir gazetede resimlenmemiş ve fotoğrafla belgelenmemiştir. Hâlâ da o manzarayı gösteren bir resim yoktur.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong><br />
<strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyük Taaruz Tarihinin Geri Bırakılması</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/buyuk-taaruz-tarihinin-geri-birakilmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jan 2020 21:45:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[başkumandan atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[büyük taaruz]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Taaruz Tarihinin Geri Bırakılması]]></category>
		<category><![CDATA[harita]]></category>
		<category><![CDATA[hüseyin hüsnü erkilet]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci ordu]]></category>
		<category><![CDATA[kolordu]]></category>
		<category><![CDATA[kurmay]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[Sadık Atak]]></category>
		<category><![CDATA[Yakup Şevki Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4655</guid>

					<description><![CDATA[1922 yılının Mart ayında bir gün Başkumandan Atatürk&#8217;ten bir &#8216;Tehiri Musubi İdamdır&#8221; (geç gitmesine sebep olanlar idam edilirler)&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1922 yılının Mart ayında bir gün Başkumandan Atatürk&#8217;ten bir &#8216;Tehiri Musubi İdamdır&#8221; (geç gitmesine sebep olanlar idam edilirler) kaydı olan bir telgraf geldi.</p>
<p>Telgrafın birinci maddesinde, &#8220;Bu emirden sadece ordu komutanları ve kurmay başkanları haberdar olacak, kolordu komutanlarına bile bilgi verilmeyecektir&#8221; deniyor; ikinci maddesinde ise, &#8220;Büyük Taaruz Nisan ayı içinde yapılacaktır. Ona göre hazırlıkların tamamlanması&#8221; emrediliyordu. Bu emri okurken odada sadece ikinci ordu komutanı Yakup Şevki Paşa ile birlikte ben vardım.</p>
<p>Büyük taaruz haberini duyunca ben de çok heyecanlanmıştım. Hatta elimden, okuduğum kağıt masanın üzerine düşmüştü. Yakup Şevki Paşa gayet sakin bir sesle, &#8220;Oğlum, bir kağıt-kalem al. Buna bir cevap yazalım&#8221; emrini verdi.</p>
<p>O zamanlar cephelerde daktilo bulunmazdı. Bu nedenle ordunun bütün emir ve yazılarını, sır sakladığım ve yazım güzel olduğu için ben yazardım.</p>
<p>Kağıt-kalemi alıp Paşa&#8217;nın söylediklerini yazmaya başladım.<br />
24 sayfayı bulan çok uzun ve çok geniş kapsamlı bir cevap yazdırdı. Cevapta, &#8220;Böyle bir taarruzun Nisan ayında yapılması doğru olmaz. Havalar yağmurlu; etraf çamur içinde olur. Ulaşım ve erzak temini fevkalade zordur.<br />
Halbuki, ecdadımızın daima tercih ettiği gibi ağustos ayı, taarruz için fevkalade uygundur. Her taraf kuru ve ulaşım çok kolay olur. Zaptedilen bölgelerdeki ürünlerden askere yetecek kadar yiyecek bulmak da çok kolaylaşır.<br />
Ayrıca makineli tüfeklerimiz yeterli sayıda değildir. Mutlaka her bölüğe en az bir makineli tüfek verilmelidir.<br />
Topçu mermilerimiz de azdır.<br />
Bu şartlarda taarruz başarısız olur&#8221; diye bütün sebepleri ve eksiklikleri madde madde yazdırdı.</p>
<p>Cevap, Ankara&#8217;ya kurye ile acele yollandı. Aradan dört gün geçmişti. Ordu komutanı nöbetçi emir subayı bendim. Bu nedenle uyanıktım. Sabahın saat dördünde bir motor sesi duydum. Hemen binamızın sokak kapısına fırladım. Küçük, dört kişilik bir Ford otomobilin kapıya yanaşmakta olduğunu gördüm. Otomobil ordu karargâhımızın kapısının önünde durdu.</p>
<p>İçinden, bir de baktım Atatürk indi. Bize doğru dönerek kendisini ordu komutanının yanına götürmemizi emrettiler. Ben heyecanla koşarak elini öptüm.</p>
<p>Sonra Atatürk&#8217;ü merdivenlerden çıkarak ordu komutanının yatak odasına götürdüm. Biz odaya girince, Yakup Şevki Paşa yataktan heyecanla fırladı. Atatürk&#8217;le öpüştüler.</p>
<p>Atatürk, &#8220;Bizi yalnız bırakın&#8221; dedi. İki general sabaha kadar taarruzu tartıştılar. Sabah saat sekize doğru, bir kahvaltı ve ordu kurmay başkanı Hüseyin Hüsnü Erkilet Paşa&#8217;yı da emrettiler. Üçü birlikte öğleye kadar çalıştılar. Öğle ve akşam bizler dahil, hep birlikte yemek yedik.</p>
<p>Akşam yemekten sonra, yine Şevki Paşa&#8217;nın odasına çekilip gece dörde kadar haritalar üzerinde tartıştılar. Durumu sadece ben biliyor, fakat bana sual soran hiç kimseye bir şey söylemiyordum. Çünkü öyle emir almıştım.</p>
<p>Sabaha karşı saat dört sularında Atatürk, Ankara istikametine doğru yeniden yola çıktı. Önde şoför ve muavini, arkada Atatürk ve jandarma yaver Siirtli Binbaşı Mahmut Bey oturuyorlardı.</p>
<p>Yanlarında sadece bir muavinde, bir de Mahmut Bey&#8217;de olmak üzere iki küçük filinta bulunuyordu. Bu kış kıyamette, martın en soğuk ve karlı günlerinde, kağnı yollarından geçerek, kimselere görünmeden, bir gece evvel gelip ertesi gece hiç uyumadan geri dönmek ne büyük bir güç ve cesaretti.</p>
<p>Bu seyahatin sebebi, daha önce yazdığımız 24 sayfalık gerekçe idi. Atatürk, Ankara&#8217;da bizim cevabımızı alır almaz, trenle Biçer istasyonuna, oradan da otomobille Bolvadin&#8217;e gelmiş ve bizim karargâhta Paşa&#8217;yla son durumu yüz yüze tartışmışlardı.</p>
<p>Atatürk, Ankara&#8217;ya varınca, ordulara ve batı cephesine bir şifre göndermişler ve şifrede, &#8220;İkinci ordu komutanının teklifleri uygun görülmüş ve eksikliklerin tamamlanması için gereklere emir verilmiş ve taarruz tarihi ertelenmiştir&#8221; diyerek Yakup Şevki Paşa&#8217;nın önerilerine uyduğunu açıklamaktan çekinmemişlerdi.</p>
<blockquote><p><strong>Sadık Atak&#8217;tan</strong><br />
<strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Satı Kadın</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/sati-kadin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jan 2020 21:27:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ayaş]]></category>
		<category><![CDATA[ayran]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara seçme ve seçilme hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[Kazan]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[muhtar]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya Harbi]]></category>
		<category><![CDATA[Satı Çırpan]]></category>
		<category><![CDATA[Satı Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4652</guid>

					<description><![CDATA[Sakarya Harbi kazanılmış, fakat Büyük Taaruz yapılmamıştı. Atatürk&#8217;ün İstanbul&#8217;dan Adapazarı&#8217;na gelen annesi ve kız kardeşini Adapazarı&#8217;ndan almış, onunla&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sakarya Harbi kazanılmış, fakat Büyük Taaruz yapılmamıştı. Atatürk&#8217;ün İstanbul&#8217;dan Adapazarı&#8217;na gelen annesi ve kız kardeşini Adapazarı&#8217;ndan almış, onunla birlikte dönüyorduk.</p>
<p>Çok sıcak bir yaz günü olduğu halde, halk her uğradığımız köy ve kasabalarda yollara dökülüyor ve Büyük Kumandan&#8217;ı görmek için birbirleriyle adeta yarışıyorlardı. Atatürk de; birçok yerde arabalarından inerek onlarla konuşuyor, hal hatır soruyorlardı.</p>
<p>Ayaş&#8217;ı geçtikten sonra Kazan köyüne gelindi. Orada da halk Atatürk ve ailesinin geleceği duymuş, yollara dökülmüştü. Köye gelince Atatürk; arabalarından inerek köylülerle konuştular ve bir ağaç altında biraz dinlenmek istediler. Bu arada köy muhtarını sordular. Esmer, orta boylu bir kadın, elinde ayran güğümleri olduğu halde, &#8220;Muhtar benim Paşam&#8221; dedi. Muhtar olan kocası askere gitmişti. Köylüler de bu kadını muhtar olarak tanımışlar. O da kocasının muhtarlığını sürdürüyormuş. Bu cevap, Atatürk&#8217;ün çok hoşuna gitti.</p>
<p>Bu köylü kadını, gayet rahat bir şekilde, &#8220;Paşam köyümüze hoş geldin, safa geldin, şeref getirdin&#8221; diyerek, güğümlerden bir tasa ayran doldurup ayakta ve Ata&#8217;nın huzurunda rahatça içti. Sonra da başka bir tasa ayran doldurup, &#8220;Paşam ayranımız temizdir. Rahatça içebilirsiniz&#8221; diyerek Atatürk&#8217;e ve etrafındakilere eliyle ikram etti.</p>
<p>Eski Türk adetlerine göre ev sahibi, çok sevdiği, saydığı bir kişiye yenilecek veya içilecek bir şey ikram ederse, önce ondan kendi yer veya içer; sonra misafirine ikram edermiş. Hatta ikram edeceği şey yenilecek bir şeyse, tepsi veya tabaktan önce ev sahibi kendi bir lokma alır, onu yutar, sonra da kaşıkla aldığı o tarafı misafirine çevirir, &#8220;Buyrun başlayalım&#8221; dermiş. Bunun manası bu yemekte sana zarar verecek herhangi bir şey yok. Eğer varsa önce bana zarar versin. Öldürecekse önce ben öleyim. Sen yeme ve ölme manasını taşırmış.</p>
<p>Eğer ikram edilecek şey ayran gibi, süt gibi içilecek bir şeyse Satı Kadın&#8217;ın yaptığı gibi önce ev sahibi ondan bir tas veya bardak alıp içer, sonra misafirlerine ikram edermiş. Satı Kadın da böyle yaparak Ata&#8217;ya ayranını ikram etmişti. İlk bardağı kendi içerek, senin sağ kalman için ölünecekse ben öleyim, sen yaşa demek istedi.</p>
<p>Bu bilmiş ve erkek gibi olan kadın, Satı Kadın&#8217;dı.</p>
<p>Atatürk, bu Satı Çırpan isimli kadını unutmamışlardı. 12 yıl sonra 5 aralık 1934 yılında çıkan 2598 sayılı yasa ile, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilince, Atatürk tarafından buldurulmuş ve milletvekili adayı gösterilmişti. Böylece ilk kadın milletvekillerinden biri olarak Meclis&#8217;e giren Satı Kadın; Meclis&#8217;te birçok çalışmalara katılmıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç ve Ali Metin&#8217;den</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir İmama Yapılan Öneri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/bir-imama-yapilan-oneri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jan 2020 21:15:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bir İmama Yapılan Öneri]]></category>
		<category><![CDATA[evli]]></category>
		<category><![CDATA[İmam]]></category>
		<category><![CDATA[köprü]]></category>
		<category><![CDATA[köy]]></category>
		<category><![CDATA[kütüp]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[peçe]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4649</guid>

					<description><![CDATA[Savaş hazırlıklarının yapıldığı bir gün askeri birliklerimiz bir köy yakınında mola vermişti. Biz de Atatürkle o köye gelince&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Savaş hazırlıklarının yapıldığı bir gün askeri birliklerimiz bir köy yakınında mola vermişti. Biz de Atatürkle o köye gelince bir kahvede oturduk. Bütün köy halkı, merakla bizlere bakıyorlardı. Köyün orta yaşlı imamı da geldi. Atatürk&#8217;e &#8220;Paşam, Allah sizi bizlere ve memlekete bağışlasın. Muvaffak ve muzaffer kılsın. Hepimiz sizin başarılarınız için dua ediyoruz. Bizler de elimizden geldiği kadar sizlere destek olup yardım ettik. Yine de ederiz.&#8221; gibi güzel sözler söyledi. Sonunda da, &#8220;Paşam köylümüzün sizden bir maruzatı var, onu iletebilir miyim?&#8221; dedi. Atatürk, &#8220;Söyle bakalım imam efendi, neymiş maruzatınız&#8221; deyince, imam efendi, &#8220;Paşam kışınki sel bizim dağ köprümüzü yıktı. Köprünün ayakları sağlam, fakat düşen kütükleri bu ayaklara yetiştirecek adamımız yok. Gençler bütün askerde. Bu köprüden karşıya çoluk çocuğumuz, kadınımız ormana gider gelirdik. Hayvanları geçirir otlatırdık. Şimdi yaz. Dere kuru. Kuşun sular artınca köprüsüz köylümüz hiçbir şey yapamaz. Emir verir, 8-10 askerle köprünün düşen kütüklerini köprü ayaklarına yerleştirirsek gerisini biz onarırız. Paşam sizin de köye bir yadigârınız kalır&#8221; diye cevap verdi.</p>
<p>Bu Atatürk&#8217;ün çok hoşuna gitti ve isteğinin yapılması için emir verdi. Bir bölük asker, düşen kütükleri köprü ayaklarına bir çırpıda koydular. İmam Atatürk&#8217;e teşekkür edip, uzun ömür ve sağlık diledi. Atatürk imam efendiye, &#8220;İmam efendi, evli misin?&#8221; diye sordu. &#8220;Evliyim Paşam. Elinizi öper dört de köleniz var&#8221; dedi. Atatürk &#8220;Niçin kölem olacakmış. Onlar sizin çocuklarınız, bizlerin de evlatları. Yok böyle şeyler imam efendi. Ben evli değilim. Evlenirsem seni Ankara&#8217;da karınla misafir etmek isterim. Bana gelir misin?&#8221; diye sordu. &#8220;Emriniz olur Paşam&#8221; diye cevap verdi imam. &#8220;Ama bir şartım var. Karın peçesini çıkarırsa.&#8221; İmanın şaşırıp sanki dünya tersine dönmüş gibi Atatürk&#8217;e bir bakışı ve &#8220;Aman Paşam!&#8221; deyişi vardı ki, onun yüz ifadesini hiç unutamam. Atatürk gayet sakin bir sesle, &#8220;Bunlar olacak imam efendi. Bunların hepsi olacak&#8221; dedi.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong><br />
<strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuran Okuyana Saygı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/kuran-okuyana-saygi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jan 2020 21:05:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Fevzi Çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[fevzi paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran Okuyana Saygı]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya Harbi]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4645</guid>

					<description><![CDATA[Sakarya Harbi 22 gün 22 gece devam etmiş, tam deneyimle kan gövdeyi götürmüştü. Bu nedenle tarih kitapları Sakarya&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sakarya Harbi 22 gün 22 gece devam etmiş, tam deneyimle kan gövdeyi götürmüştü. Bu nedenle tarih kitapları Sakarya Harbi&#8217;ni en kanlı muharebelerden biri olarak yazmıştır.</p>
<p>Bu muharebe içinde, mermilerin üzerimizden geçtiği günlerden bir gün, Atatürk beni çadırlarına emrettiler. Çadıra koştum, Atatürk ayakta ve masada açılmış harita başında çok gergin ve sinirli idi. Çadıra girer girmez, bana hemen Fevzi Paşa&#8217;yı çağırmamı emrettiler. &#8220;Baş üzerine Paşam&#8221; diyerek çıktım, atıma atlıyarak Fevzi Paşa&#8217;nın çadırına nefes nefese geldim ve hemen içeri daldım. İçeri girince bir de baktım ki, Fevzi Paşa arkaları kapıya, yüzleri kıbleye dönük, diz çökmüş vaziyette kendilerinden geçmişler ve vecd içinde yüksek sesle Kuran-ı Kerim okuyorlardı. Kendilerinden o kadar geçmişlerdi ki, arkaları da kapıya dönük olduğundan benim içeri girdiğimi görmediler ve duymadılar bile.</p>
<p>Ben hiç ses çıkarmadan ağzımı elimle tutarak geri geri yavaşça çadırdan çıkıp, atıma atlayıp Ata&#8217;ya yıldırım gibi geri geldim. Geldim ama, attan inerken aklım başıma gelmişti. Ata&#8217;ya ne diyecektim. Emrine ne cevap verecektim. Fakat bunları düşünmeye bile zaman yoktu. Hemen Ata&#8217;nın çadırına daldım. Çadıra girdiğimde Ata hâlâ ayakta ve açık harp krokisi önünde idi. Girer girmez &#8220;Nerde Fevzi Paşa&#8221; diye gürledi. &#8220;Paşam&#8221; dedim &#8220;Fevzi Paşa&#8217;nın çadırına girdiğimde, Fevzi Paşa Kuran-ı Kerim okuyorlardı. Beni görmediler, ben de hiçbir şey söylemeden geldim. Emrederseniz tekrar gidip emrinizi bildireyim&#8221; dedim.</p>
<p>Atatürk şöyle bir durdu, &#8220;Bırak Paşa Kuran&#8217;ını okusun. Allah&#8217;ın izni ile biz düşmanı yeneceğiz. Rahatsız etmeyelim Paşamızı&#8221; buyurdular.</p>
<blockquote><p><strong>1921</strong><br />
<strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong><br />
<strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ali Fuat Cebesoy&#8217;a Ait Anılar</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ali-fuat-cebesoya-ait-anilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Dec 2019 21:27:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Fuat Cebesoy'a Ait Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Cephesi]]></category>
		<category><![CDATA[bekar]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Cebesoy]]></category>
		<category><![CDATA[komünizm]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Moskova]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[sefir]]></category>
		<category><![CDATA[Türkistan]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4630</guid>

					<description><![CDATA[Babam 1950&#8217;de emekli olmuş ve Niğde milletvekili seçilmişti. Annemler henüz Ankara&#8217;ya gelmemişlerdi. Ben babamla birlikte Posta Caddesi&#8217;nde bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Babam 1950&#8217;de emekli olmuş ve Niğde milletvekili seçilmişti. Annemler henüz Ankara&#8217;ya gelmemişlerdi. Ben babamla birlikte Posta Caddesi&#8217;nde bir pansiyonda kalıyordum. Babam beni sık sık Meclis&#8217;e götürür ve arkadaşlarıyla tanıştırırdı. Bu arada Faruk Nafiz Çamlıbel, Behçet Kemal Çağlar gibi yazarları da tanımıştım.</p>
<p>Ali Fuat Cebesoy da milletvekili idi. Onunla da birçok karşılaşmamız olmuştu. Bozüyük&#8217;ün kurtuluşunda Cebesoy ve babam çok büyük hizmet verdiklerinden, o ilçenin kurtuluş gününe davet için özel olarak Bozüyük&#8217;ün kurtuluşu kutlamalarına gider, gelirlerdi.</p>
<p>Ali Fuat Cebesoy, Ankara Palas&#8217;ta kalmakta idi. Bazen oraya da giderdik. Yazdığı kitaplarla Ata&#8217;ya ve Kurtuluş Harbi&#8217;ne ait pek çok bilgi aktarmıştı. Benim onları okuduğumu öğrenince çok memnun olmuştu. Ayrıca hastalanıp Ankara Hastanesi&#8217;nde yatarken yine birçok defa ziyaretine gitmiştik. O zamanlar ben doktor olmuş ve genel cerrahi ihtisasını yapmakta idim. Bu nedenle Sayın Cebesoy hekim olarak da benim gelmemi istemekte idi.</p>
<p>Babamla karşılıklı konuşmalarında pek çok kez, &#8220;Biz Kurtuluş Savaşı&#8217;nı beş bekâr başlattık. Onlar da şunlar..&#8221; derdi.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa</p>
<p>Ben (Ali Fuat Cebesoy)</p>
<p>Kâzım Karabekir Paşa</p>
<p>Refet Paşa</p>
<p>Rauf Orbay</p>
<p>&#8220;Eğer Atatürk başa geçmese idi, hiçbirimiz bu işi götüremezdik. Çünkü, hiçbirimiz diğerinin liderliğini, kumandanlığını kabul edecek karakterde kişiler değildik. Ancak Atatürk&#8217;ün üstün kudret ve kuvveti, cesareti, mertliği ve dürüstlüğü hepimizi bir araya getirmiş ve bir arada tutmuştur&#8221; demiştir.</p>
<p>(Bu beş bekârdan Atatürk evlenip ayrılmış, Ali Fuat Cebesoy ve Rauf Orbay hiç evlenmemişlerdir.)</p>
<p>Ali Fuat Paşa&#8217;nın Atatürk&#8217;e ait Harp Okulu&#8217;nda tanışmalarından itibaren olan, çok enteresan hatıraları, &#8220;Sınıf Arkadaşım Atatürk&#8221; kitabında vardır.</p>
<p>Ali Fuat Cebesoy 1957 yılında hastalanıp Ankara Hastanesi&#8217;nde yatarken, babamla beraber ziyaretine gittiğimiz zaman anlattığı ve kitaplarında olmayan şu açıklamayı kendisinden dinlemiştim. Onu, tarihi önemi nedeniyle nakletmek isterim.</p>
<p>Benim Moskova büyükelçisi olarak tayinim söylentileri dolaşırken bunu duymuş ve çok üzülmüştüm. Çünkü bayı cephesi kumandanlığı, yapmıştım. Moskova&#8217;ya niçin gidecekmişim diye düşünüp, &#8220;Bunu Atatürk&#8217;ün kendisine soracağım&#8221; dedim. Ve Atatürk&#8217;ün yanına gittim. &#8220;Paşam benim Moskova Sefirliği&#8217;ne tayinim söylentileri var. Bu doğru mudur?&#8221; dedim.</p>
<p>&#8220;Fuat Paşa&#8221; dedi. &#8220;Biz seninle en eski arkadaşız. Senin neler yapabileceğini benim kadar kimse bilemez. Biliyorsun Rusya&#8217;da çarlık yıkıldı ve komünist gruplar iktidara geldiler. Bütün Avrupa ülkeleri bu olayların kendi ülkelerinde yayılmasından korkmaktalar. Hele krallıkla idare edilen ülkeler çok büyük tedirginlik içinde. Rusya ihtilalcileri de kendi komünist görüşlerini bütün Avrupa&#8217;ya yaymak istiyorlar. Bu arada bizim Anadolu&#8217;da başlattığımız kurtuluş hareketini de kendi amaçları doğrultusunda yönlendirmek arzusundalar. Yapacakları siyasi ve iktisadi yardımlar için de bu doğrultuda bir eğilim görmek istiyorlar.</p>
<p>Ayrıca biliyorsun Enver Rusya&#8217;da. Türkistan&#8217;da bir devlet kurma hayali içinde. Ülkeyi bu hale getirdiği yetmiyormuş gibi; vatanı ikinci bir maceraya sokmak istiyor. Orada sen Anadolu&#8217;nun tek ve yetkili kişisi olacaksın. Ben her gün Meclis&#8217;teyim. Her an batı cephesindeyim. Ama hiçbir zaman Moskova&#8217;da olamam. Orada sen Ankara&#8217;nın hem gözü, hem kulağı, hem eli olacaksın. Moskova&#8217;ya batı cephesi kumandanının elçi olarak gitmesinin anlamı çok farklı olacaktır. Bu tayinde üzülecek değil, övünülecek bir taraf olduğunu bilmeni isterim&#8221; diye beni ikna etmişlerdi.</p>
<p>Hakikaten, Moskova Anadolu&#8217;nun tek temsilcisi olarak Ali Fuat Paşa&#8217;yı görmüş; Ali Fuat Paşa Moskova&#8217;da fevkalade başarılı çalışmalar yapmış; yapılan her türlü cephane ve silah yardımının artmasında etkili olmuştur.</p>
<p>Daha sonraları Atatürk, bizzat Refik Koraltan bir komünist kurdurmuş, hatta kardeşi Makbule Hanım&#8217;ı bile bu partiye kayıt ettirerek Rus komünist idaresi istekleri doğrultusunda hareket ediyor görünmüş, fakat hiçbir zaman bu idare şekline sempati duymamıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Yurdakul Yurdakul&#8217;dan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara&#8217;ya İlk Geliş</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ankaraya-ilk-gelis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Nov 2019 12:56:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Rüstem]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara'ya İlk Geliş]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Cevat Abbas]]></category>
		<category><![CDATA[Genelkurmay Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kâzım Dirik]]></category>
		<category><![CDATA[Keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Zühtü]]></category>
		<category><![CDATA[Refik Saydam]]></category>
		<category><![CDATA[Yahya Galip]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[Ziraat Okulu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4436</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk ve beraberindeki heyet-i temsiliye üyelerinin bazıları ve biz yaverler, 19 Aralık 1919&#8217;da Sivas&#8217;tan Kayseri&#8217;ye on dört kişi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk ve beraberindeki heyet-i temsiliye üyelerinin bazıları ve biz yaverler, 19 Aralık 1919&#8217;da Sivas&#8217;tan Kayseri&#8217;ye on dört kişi ile hareket ettik. Şoför Balıkesirli Mehmet&#8217;in kullandığı birinci arabaya Atatürk, Dr. Refik (Saydam), Cevat Abbas (Yaver), Ahmet Rüstem ve ben (yaver Muzaffer Kılıç) binmiştik. İkinci arabaya Rauf Bey (Orbay), Yüzbaşı Hüsrev (Gerede), Yarbay Kazım (Dirik), yaver Hayati vardı. Üçüncü arabaya, Recep Zühtü, Hoca Feyzullah Efendi, yaver Bedri ve Ali Çavuş binmişlerdi. Bir gün Kayseri&#8217;de kalındı. Atatürk şehir ileri gelenleriyle son durum hakkında bir görüşme yaptı. Ertesi gün Mucur&#8217;a oradan da Hacıbektaş&#8217;a geçildi. Atatürk bir an önce Ankara&#8217;ya gelmek istiyordu.</p>
<p>Hem kış gelip, yolların kapanmasından korkuyor, hem de Ankara&#8217;dan bütün yurda seslenmek daha kolay olur diye düşünüyorlardı. Oradan hemen Beynam köyüne geçtik. Fakat yollar iyice karla kapanmaya başlayınca geri dönerek geceyi Kaman&#8217;da geçirdik. Ertesi günü sabah yola tekrar koyulduk. Arabalar dolma lastik tekerlekli idi.</p>
<p>Saatte en fazla 30-40 km. sürat yapabiliyordu. Her taraf donmuştu. 27 Aralık 1919&#8217;da Gölbaşı&#8217;na geldiğimizde bizi Ali Fuat Paşa ve Ankara Vali vekili Yahya Galip ve maiyeti karşıladılar. Atatürk Ali Fuat Paşa ile uzun uzun kucaklaşıp öpüştüler. Daha sonra yalnız ikisi Atatürk&#8217;ün arabasına binerek Dikmen pınarına gelindi. Orada atlı seymenler ve etraftan gelen köylüler bizi karşılayıp, hoş geldiniz dediler. Sonra da Dikmen sırtlarından Ankara&#8217;ya yöneldik. Şimdiki Genelkurmay Başkanlığı binası önünde bizi atlı seymenler ve kalabalık bir halk topluluğu; davulla, zurnayla fevkalade coşkulu bir şekilde karşıladılar. Burada birçok da kurban kesildi. Daha sonra kendisi ve arkadaşlarına ayrılan Keçiören&#8217;deki Ziraat Okulu&#8217;na giderek odalarımıza yerleştik.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
