<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yeni Türk Alfabesi &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/yeni-turk-alfabesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 11:56:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Yeni Türk Alfabesi &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk ve Yeni Türk Harfleri Seferberliği</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturk-ve-yeni-turk-harfleri-seferberligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 17:39:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk İnkılapları]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Erendil]]></category>
		<category><![CDATA[sarayburnu]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Alfabesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5207</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK hariç hiçbir lider kendi ulusunun yazgısını kökten değiştirme gibi bir devrim projesine cesaret edememiştir. O bu cesaretini&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK hariç hiçbir lider kendi ulusunun yazgısını kökten değiştirme gibi bir devrim projesine cesaret edememiştir. O bu cesaretini halkını iyi tanımak ve sahip olduğu şaşmaz öngörüsüne olan inancından almaktaydı. Biliyordu ki uzun yılların ihmali halktaki kadercilik anlayışını güçlendirmiş ve düşünce felsefesinin üzerinde bir tortu gibi ölü toprağı oluşturmuştu. Sorun bu tortuyu yok edip düşünce felsefesini canlandırmak ile çözümlenebilirdi. Bunun en temel adımı ise halkın düşünce ufuklarının açılmasına katkı sağlayacak yeni Türk harflerinin en kısa sürede öğrenilmesi için, tüm yurttaşların kendisini sorumlu hissedeceği bir yarışın başlatılmasıydı. ATATÜRK’ün yeni harflerin sür’atle öğrenilmesi için 8 Eylül 1928’de İstanbul’da Sarayburnu Parkı’nda başlattığı kampanyada söylediği şu sözler bu bakımdan ilginçtir:<br />
“Vatandaşlar, Arkadaşlar!<br />
Çok söz, uzun söz bir şey için söylenir: Gerçeği anlamayanlara bunu anlatmak için&#8230; Ben bu dönemleri geçirdim.<br />
Şimdi sözden çok iş zamanıdır. Artık benim için, hepiniz için söz söylemeye gerek kalmadı, düşüncesindeyim. Bundan sonra bizim için hareket ve eylem gereklidir. Çok işler yapılmıştır, ama bugün yapmaya zorunlu olduğumuz son değil fakat çok gerekli bir iş daha vardır: Yeni Türk harfleri çabuk öğretilmelidir. Vatandaşa, kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya öğretiniz. Bunu vatanseverlik ve milliyetperverlik vazifesi biliniz. Bu görevi yaparken düşününüz ki bir milletin, bir toplumun yüzde onu okuma yazma bilir, yüzde sekseni bilmez durumdadır. Bundan insan olanların utanması gerekir.<br />
Bu millet utanmak için yaratılmış bir millet değildir; iftihar etmek için yaratılmış, tarihini iftiharla doldurmuş bir millettir. Fakat milletin yüzde sekseni okuma yazma bilmiyorsa bu hata bizde değildir. Türk’ün karakterini anlamayarak kafasını birtakım zincirlerle saranlardadır. Artık geçmişin hatalarını kökünden temizlemek zamanındayız. Hataları düzelteceğiz, hataların düzeltilmesinde bütün vatandaşların çabasını isterim. Sonuçta bir sene, iki sene içinde bütün Türk toplumu yeni harfleri öğreneceklerdir. Milletimiz yazısıyla, kafasıyla uygar dünyanın yanında olduğunu gösterecektir.<br />
Halka doğru kadehini kaldırarak:<br />
Eskiden bunun bin katını kendi köşklerinde gizli gizli içerek her türlü ahlâksızlığı, zevk ve sefa hâline getiren ve bunu da halktan gizleyen sahtekârlar vardı. Ben sahtekâr değilim, milletimin şerefine içiyorum.”</p>
<p><em>Erendil; s. 72.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üç Ay</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/uc-ay/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2020 13:41:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[arap harfleri]]></category>
		<category><![CDATA[Arıburnu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Anektodlar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>
		<category><![CDATA[latin harfleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Alfabesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5150</guid>

					<description><![CDATA[Tarihe baktığımızda ileriye dönük olumlu değişimlerin kolay gerçekleşmediğini görürüz. İnsanlar, çoğu zaman kendi yararlarına da olsa eski alışkanlıklarının&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarihe baktığımızda ileriye dönük olumlu değişimlerin kolay gerçekleşmediğini görürüz. İnsanlar, çoğu zaman kendi yararlarına da olsa eski alışkanlıklarının etkisiyle değişim ve yeniliklerin karşısında olmuşlardır. Bu olumsuz alışkanlık kimi toplumların geri kalmasına kimilerinin de esaretine neden olmuştur. Geniş bir tarih bilincine sahip olduğundan dolayı bu gerçeği iyi tahlil eden ATATÜRK, yapmayı düşündüğü devrimleri uzun bir sürece yaymadan kısa bir zaman diliminde gerçekleştirmiştir. ATATÜRK’ün, toplumsal değişimler konusundaki yaklaşımının ne kadar sağlıklı ve isabetli olduğunu göstermesi açısından aşağıdaki anekdot fikir vericidir:</p>
<p>Yeni Türk alfabesinin ilk şekillerini kendisine götürdüğüm zaman , komisyonun en az beş yıllık bir geçiş dönemi düşündüğünü söylemiştim. Gazeteler önce birer sütunlarını yeni harflerle yayınlayacaklar, yavaş yavaş bu sütün sayısı artacak, nihayet bütün gazeteler yeni harflerle çıkacaktı. Okullar için de buna benzer aşamalı bir geçiş yöntemi düşünmüştük.</p>
<p>Dikkatle dinledikten sonra bir daha sordu:</p>
<p>-Demek beş yıl düşündünüz?</p>
<p>-Evet!</p>
<p>-Üç ay! dedi.</p>
<p>-Dona kaldım: Üç ay! Üç ay içinde bütün ülkede yayın Lâtin harfleriyle  yapılacaktı. Ekledi:</p>
<p>-Ya üç ayda uygulayabiliriz, ya da hiç uygulayamayız. Sizin gazetelerde Arap harflerine bırakacağınız sütunlar yok mu, onların sayısı bire de inse herkes yalnız o sütunu okur ve beş yıl sonra , tıpkı yarın başlar gibi başlamaya mecbur oluruz. Hele arada bir buhran, bir savaş çıkarsa attığımız adımları da geri alırız.</p>
<p><strong>Falih Rıfkı Atay</strong></p>
<p><em>Arıburnu; Atatürk, Anekdotlar-Anılar, s. 192.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üç Ayda</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/uc-ayda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Oct 2019 11:52:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[beş sene]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[mektep]]></category>
		<category><![CDATA[üç ay]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Ayda]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Alfabesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4230</guid>

					<description><![CDATA[Falih Rıfkı Atay anlatıyor: Yeni Türk Alfabesi&#8217;nin ilk şekillerini kendisine götürdüğüm zaman, komisyonun, en aşağı beş senelik bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Falih Rıfkı Atay anlatıyor:</p>
<p>Yeni Türk Alfabesi&#8217;nin ilk şekillerini kendisine götürdüğüm zaman, komisyonun, en aşağı beş senelik bir geçiş devresi düşündüğünü söylemiştim. Gazeteler evvelâ birer sütunlarını yeni harflerle hasredecekler, yavaş yavaş bu sütun sayısı artacak, nihayet bütün gazeteler yeni harflerle çıkacaktı. Mektepler için de, bu ve benzeri dereceli usuller düşünmüştük. Dikkatlice dinledikten sonra, bir daha sordu:</p>
<p>&#8220;Demek beş sene düşündünüz?&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet&#8221;</p>
<p>&#8220;Üç ay!&#8221; dedi.</p>
<p>Donakaldım; üç ay! Üç ay içinde, bütün memleket neşriyatı Lâtin harfleriyle değişecekti. İlave etti:</p>
<p>&#8220;Ya üç ayda tatbik ederiz, yahut hiç tatbik edemeyiz. Sizin Arap harflerine bırakacağınız sütunlar yok mu, onların adedi bire de inse, herkes yalnız o sütunu okur ve beş sene sonra, tıpkı yarın başlar gibi, başlamaya mecbur oluruz. Hele arada bir buhran, bir harp çıkarsa, attığım adımları da toptan geri alırız.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
