<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ulus &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/ulus/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:00:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>ulus &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çinli Yazar Ma Shao &#8211; Cehng</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/cinli-yazar-ma-shao-cehng/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2019 10:01:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Belleten Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Çinli Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Ma Shao - Cehng]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2753</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa Kemal yeni Türkiye&#8217;nin kalbidir. Eski, yıpranmış bir toplumdan yepyeni, güçlü bir ulus yaratmış, eşsiz kişiliğiyle kendini herkese&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Kemal yeni Türkiye&#8217;nin kalbidir. Eski, yıpranmış bir toplumdan yepyeni, güçlü bir ulus yaratmış, eşsiz kişiliğiyle kendini herkese saydırmış, enerjiyle herkesi kendine inandırmıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Belleten Dergisi, 1958, sayı 80</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şükrü Kaya</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/sukru-kaya/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 19:34:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<category><![CDATA[ulus sevgisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2631</guid>

					<description><![CDATA[Hiçbir kimse Atatürk kadar ulusunu sevmemiş, hiçbir insanın vicdanı ulusuna karşı Atatürk&#8217;ünkü kadar şefkat ve sevgiyle dolu olmamıştır.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hiçbir kimse Atatürk kadar ulusunu sevmemiş, hiçbir insanın vicdanı ulusuna karşı Atatürk&#8217;ünkü kadar şefkat ve sevgiyle dolu olmamıştır. Öfkenin şimşekleri çaktığı söylenen gözlerinde, ben kaç kereler, ulus sevgisinin şefkat yaşlarını gördüm.</p>
<blockquote><p><strong>Hürriyet gazetesi, 10 Kasım 1950</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Reşit Galip</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/resit-galip/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 18:54:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Reşit Galip]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2603</guid>

					<description><![CDATA[Türk ulusu bilir ki, O, kendisine en büyük ve büyün hizmetlerini ödeyen mükâfat olarak ancak Türk ulusunun gönlünü&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk ulusu bilir ki, O, kendisine en büyük ve büyün hizmetlerini ödeyen mükâfat olarak ancak Türk ulusunun gönlünü ve sevgisini almıştır. O, sevdiği ve gökler kadar engin varlığını uğruna verdiği ulus tarafından sevilmekle kendini hayatın en yüksek saadetlerine ermiş sayıyor.</p>
<blockquote><p><strong>Ülkü Dergisi, 1933, Cilt I, sayı I</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Basının Önemi ve Güvencesi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/basinin-onemi-ve-guvencesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 15:46:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[Basının Önemi ve Güvencesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[fetva]]></category>
		<category><![CDATA[irtica]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[mürteci]]></category>
		<category><![CDATA[şeriat]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2551</guid>

					<description><![CDATA[Basın hiçbir biçimde kimsenin hükmü ve etkisi altında tutulamaz. Eylül 1919, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III Baylar,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Basın hiçbir biçimde kimsenin hükmü ve etkisi altında tutulamaz.</p>
<blockquote><p><strong>Eylül 1919, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, bir toplumun ortak ve genel duygu ve düşünceleri vardır. Toplumların değerleri, uygarlık düzeyleri, istek ve eğilimleri ancak bu genel duygu ve düşüncelerin açığa çıkması, belirmesi derecesiyle anlaşılır. Bir toplumu yöneten insanlar için, bir toplumun durumu üzerinde hüküm verebilecek dostlar ve düşmanlar için ölçü, bu toplumun kamuoyundan anlaşılan yetenek ve değerdedir. Bu nedenle uluslar kamuoylarını dünyaya tanıtmak zorundadır. Bütün dünyanın kamuoyunu öğrenmek ise yaşam gereklerinin düzenlemesi için zorunludur. Bu konuda ise eldeki araçların birincisi ve en önemlisi basındır; ulusun genel sesidir. Bir ulusu aydınlatmada ona doğru yolu göstermede, bir ulusun ihtiyacı olduğu düşünce besinini sağlamakta, sözün kısası, bir ulusu mutluluğa ulaştıracak olan ortak doğrultuda yürümesini sağlamada basın başlı başına bir güç, bir okul, bir kılavuzdur. Önem ve yüceliği uygar dünyada tam bir açıklık kazanmış olan basına hükümetimizin birinci derecede önem vermesi, bu yolda yapacağı çalışmayı ulusa yapmakla yükümlü olduğu yararlı hizmetlerin başında geleni sayması, yüce Meclisin kesinlikle isteyeceği şeylerdendir.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yaşam felsefesinin garip bir belirtisidir ki, her yararlı ve yeni şeye karşı, ne olursa olsun, bir güç çıkar. Buna bizim dilimizde irtica (gericilik) derler. İşte bu gericiliğin yok edilmesi için gerekli önlemler önceden alınmış olmalıdır. Bütün ulus güven ve iç rahatlığı içinde olmalıdır; çünkü, devrimi yapanların bu gibi olumsuz güçleri çıktığı yerde yok edecek gücü, yetenekleri ve önlemleri vardır. Kesinlikle yinelerim ki, ulusun egemenliği sonsuzdur.</p>
<p>***</p>
<p>Ulusumuz, üç buçuk yıllık bir zamana sıkıştırılması olanağı olmayan çok büyük bir devrim yapmıştır. Gerçekten, yüzyıllardan beri uymaya çalıştığımız bir yönetim biçiminin dışına çıkarak, dünyada benzeri bulunmayan bir devlet kurduk. Bu yenileşmenin kesinlikle karşıt bir eyleme yol açacağını hatırımızdan çıkarmamak gerekir. Bu eylemlere özel deyimiyle &#8220;irtica gericilik&#8221; derler. Yaptığımız işler ve aldığımız sonuçlara göre böyle gericilik olaylarını her zaman bekleyebiliriz. Kanla yapılan devrimler daha sağlam olur; kansız devrimler sonsuzlaştırılamaz. Ancak biz bu devrime ulaşmak için gereği kadar kan döktük. Bu kanlar yalnız savaş meydanlarında değil, ülke içinde de döküldü. Biliyorsunuz, Hendek&#8217;te, Bolu&#8217;da, Konya&#8217;da ve başka yerlerde birçok ayaklanmalar oldu ve bunların hepsi bastırılarak sorumluları cezalandırıldı. Dilerim ki yeter kan dökülmüş olsun ve bundan böyle kan dökülmesin! Mutlu devrimimize karşı düşünce ve duygu besleyenleri aydınlatmak, onlara doğru yolu gösterme aydınlara düşen ulusal ödevlerin birincisi ve en önemlisidir.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Basının genel yaşayışımızda, siyaset yaşamında ve Cumhuriyetin gelişip ilerlemesinde üzerine düşen görevleri anmak isterim. Basının tam ve engin özgürlüğünü iyi kullanması ne denli dikkat isteyen bir durum ortaya çıkardığını belirtmeyi de gereksiz bulurum. Yasaların her türlü sınırlamalarından önce bir yazarın bilime, ihtiyaca ve kendi siyasal görüşlerine olduğu kadar, yurttaşların haklarına ve ülkesinin, her türlü özel görüşlerin üstünde olan yüksek çıkarlarına da dikkat etmek ve saygılı olmak manevi zorunluğu, asıl bu zorunluk, genel düzeni sağlayabilir; bununla beraber bu yolda bir kusur, bir sürçme olsa bile, bu kusuru düzeltecek etken ve araç, geçmişte sanıldığı gibi basın özgürlüğünü kısıtlayan bağlar değildir. Tersine, basının neden olduğu zararları gidermenin aracının gene de basın özgürlüğünün kendisi olduğu inancındayız.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Gazeteler yürürlükte olan yasalar çerçevesi içinde özgürdür. Ancak bunların dışına çıktıkları zaman kovuşturmaya uğrarlar. Gazeteler, yasalara ve genel çıkarlara aykırı davranışları bilir veya onlara tanık olursa, gerekli yayınlarda bulunmalıdırlar.</p>
<blockquote><p><strong>1923, İ.Y</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusumuz, bağımsızlık savaşında, ne şeyhülislamların &#8220;dinin gereğidir&#8221; diye &#8220;irtica&#8221; çağrısı yapan fetvalarına, ne halife ve padişahın camilerden çalınan ve ayetlerle, hadislerle süslenmiş ve yaldızlanmış sancakları başlarında taşıyan halife ordularına, ne ulusal savaşa devamın hiç bir yarar sağlamayacağından başka büsbütün çöküşe ve yok olmaya neden olacağını ileri sürerek ulusu bağımsızlık ve egemenliğine önem vermemeye zorlayan Babıali ileri gelenlerinin aymazca ve bilgisizce çabalarına ve nihayet ne de uçaklarıyla halife padişahın bildirilerini savaşan ordumuzun saflarına atan ve halife adına hareket ettiğini söyleyen Yunan ordusunun aldatmacalarına hiç ilgi göstermedi, göstermez ve göstermeyecektir. Özellikle bundan sonra kesinlikle göstermeyecektir. Çünkü ulus yüzyıllardır bu gibi gericilerin, bilgisizlerin, ikiyüzlülerin, çıkarcıların serserilerin sözlerine inanmak saflığını gösterdiğindendir ki, bugün sazdan, çamurdan ilkel kulübelerde oturmak zorunda kalmış; çıplak ayaklarıyla, çıplak vücutlarıyla, çamurların, karların, yağmurların acımasız şamarları altında yeniden aklını başına toplamak zorunda kalmıştır.</p>
<blockquote><p><strong>1923; İ.Y</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Unutulmamalıdır ki, ulusun egemenliğini bir kişide, ya da birkaç kişinin elinde bulunmasından çıkar bekleyen cahil ve aymaz insanlar vardır. Hükümdarlar kendilerinde var olduğunu sandıklan bir gücün temsilcisi sayarlar ve bundan zevk alırlar. Fakat onların çevresindeki çıkarcılar buna dinsel bir nitelik vererek bütün ulusu aldatmaya, doğru yoldan saptırmaya çalışırlar. Nitekim şimdiye kadar çalışmışlardır da. Sonunda ulusun kulağı bu seslerle dolar ve ulus kulağını dolduran bu sözleri dinin gerekleri ve katıksız gerçek sayar. Böylelerine &#8220;mürteci-gerici , eylemlerine de &#8220;irtica denir. &#8220;Fetva ile ya da şu veya bu görüşlerle ulusu irticaya sürüklemek isteyenlerin yeri zindan olacaktır. Kesinlikle ve çekinmeden söylerim ki, ulusal egemenliğimizin en küçük bir yönünü şu veya bu biçimde sınırlamak isteyenler en koyun &#8220;mürteci&#8221;lerdir. Böylelerine karşı ulusun yapacağı şey anlan parçalamaktır.</p>
<blockquote><p><strong>1923; İ.Y</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türk basını, ulusun gerçek sesi ve iradesinin belirtisi olan Cumhuriyetin çevresinde bir kale oluşturacaktır. Bir düşünce kalesi, bir görüş kalesi. Basınla ilgili kişilerden bunu istemek Cumhuriyetin hakkıdır. Bugün ulusun içtenlikle bir birlik ve dayanışma halinde bulunması zorunludur. Bütün halkın esenliği ve mutluluğu bundadır. Uğraş daha bitmemiştir. Bu gerçeği ulusun kulağına, ulusun vicdanına gerektirdiği ulaştırmada basının görevi çok, çok önemlidir.</p>
<blockquote><p><strong>Şubat 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Aslında Türkiye&#8217;de &#8220;gerici mürteci yoktur. Kuruntu vardı, işkillenme vardı. Cumhuriyetin ilanı ve bunun zorunlu gereklerinden olan gereksiz kuruluşların kaldırılması üzerine herkesin açıkça gördüğü manzara, o kuruntulu ve işkilli kişiler için de iç açıcı olmuştur. Bundan sonra yalnız bir şey akla gelebilir. O da bazı bayağı politikacıların, adi çıkarcıların o kuruntu ve hayali uyandırmaya çalışmaları. Bu da tutkularını ve çıkarlarını karşılama düşüncesinden başka bir şey değildir. Emin olmanızı isterim ki, bütün varlığımla güven vermek isterim ki, böyleleri, her ne biçim ve yolla olursa olsun varlıkları sezinlendiği gün, Türk ulusu tarafından acımasızca ezilmeye hedef olmak tan kurtulamayacaklardır. Artık Türkiye, din ve şeriat oyunlarına sahne olmayacak kadar yüksektir. Böyle oyuncular varsa kendilerine başka sahne arasınlar. Geçmişin aymazlıkları, pas tutmuş araçları Türkiye halkının kafasından silinmiştir, bunda kimsenin kuşkusu, kararsızlığı olamaz. Vardığımız mutlu durumdan bir adım geri gitmek söz konusu olamayacağı kesin bir gerçektir. Türkiye&#8217;de Cumhuriyet vardır ve Cumhuriyetseverler vardır. Bu kutsal varlıkları yıkıcı kişiler artık Türkiye havasını zehirlenmeden teneffüs edemezler.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Kamuoyu gibi gösterilmek istenen yapay düşünceler, bir bakıma özel düşünceler sayılabilir. Değerli ve yararlı oldukları görülürse dikkate alınır. Fakat genel yönetimde uyulması gereken kurallar niteliğinde sayılmazlar.</p>
<blockquote><p><strong>5 Ocak 1925, Vakit Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>İnsanların vicdanınla ilgili nitelikleri, basın özgürlüğü, siyasal özgürlük gibi daha ilk bakışta çok değerli olan etkenlerin, toplumu acılara ve yozlaşmaya sürükleyecek yanlış bir anlayışla kullanılmasına toplumun kendi varlığı ve yaşama nedeni engel olacaktır. Sayın baylar; basın özgürlüğünün sakıncalarını gidermenin gene basın özgürlüğüyle sağlanabileceği yolunda bu yüce Meclis&#8217;in yol gösterici ilkeler, eğer Cumhuriyetin ruhu olan erdemden yoksun atak kimselere basın alanında eşkiyalık fırsatını verirse, eğer okuyucu kandırıp aldatmayı iş edinenlerin düşünce alanındaki uğursuz etkileri, tarlasında çalışan masum yurttaşların kanlarının akmasına, yuvaların dağılmasına yol açarsa ve eğer eşkıyalığın en zararlısını benimseyen bu gibi aldatıcılar yasaların hoşgörülüğünden yararlanma olanağını bulurlarsa, Büyük Millet Meclisi&#8217;nin önlem alıcı, yok edici elinin uzanması ve uyarması elbette bir ödev olur. Besbellidir ki, Cumhuriyet çağının kendi anlayışını ve ahlaksal değerleriyle donanmış basını gene ancak Cumhuriyet&#8217;in kendisi yetiştirir. Bir yandan, geçmiş zamanların basılı kağıtlarının ve bunları çıkaranların düzelmelerine olanak olmayanlar ulusun gözünde belirli bir görüş alırken, öte yandan, Cumhuriyet basınının arı ve verimli alanı genişlemekte ve yükselmektedir. Büyük ve soylu ulusumuzun yeni çalışma ve uygarlık yolundaki yaşamını kolaylaştırıp isteklendirecek olan işte bu yeni anlayıştaki basın olacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ülkede kalem özgürlüğünün de, demokrat bir yönetime yakışır bir ağırbaşlılıkla kullanılmasında daha dikkatli davranıldığını ummak isterim. Özgürlüğün kötüye kullanılışı sonucu bir çok felakete uğramış olan bu ülkede, böyle bir dikkatin özellikle gerektiğine inanıyorum.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1930, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İktidar ve Yönetimde İlkeler</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/iktidar-ve-yonetimde-ilkeler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 15:33:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[adi politikacılar]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hatıralar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hatıralar II]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[çökme]]></category>
		<category><![CDATA[gökten ve gaipten]]></category>
		<category><![CDATA[İktidar ve Yönetimde İlkeler]]></category>
		<category><![CDATA[mantık]]></category>
		<category><![CDATA[namus]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[parti]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<category><![CDATA[Vakit Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[yasa]]></category>
		<category><![CDATA[yurt]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2548</guid>

					<description><![CDATA[Bence muhalefet saygıya değerdir. Çünkü o da bir inceleme, bir görüş sonucu ortaya çıkmıştır. Fakat bir görüşe karşı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bence muhalefet saygıya değerdir. Çünkü o da bir inceleme, bir görüş sonucu ortaya çıkmıştır. Fakat bir görüşe karşı çıkanlar akla uygun ve ölçülü ve haklı nedenlere dayanmazlarsa, muhalefetin hiçbir değeri kalmaz.</p>
<p>***</p>
<p>Ülke olmazsa parti kaç para eder? Önce ülke esenliğe çıkabilsin ki, partiler de ondan sonra siyasal, toplumsal bir temele, bir görüşe dayanarak kurulabilsin.</p>
<p>***</p>
<p>Ulusa dost görünüp de, ilk fırsatta iktidara geçtikten sonra onun gerçek ihtiyaçlarını düşünecek yerde, ülkeyi kendi istediği yönde götüren laf anlamayan, yetkililerin uyanlarına kulak asmayan, ulusta var olan güçleri kendisine bağlamaya çalışan kahraman görünüşlü insanlardan çok acı çekildi. Onun için karabasanların yinelenip süre gitmesi arzu edilir şey değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1919, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bu işte uzman olan kişiler bilir ki, yasa yapan insanların bazı üstün nitelikleri olması zorunludur. Bu niteliklerin birincisi şudur: Baylar, yasa öneren, yasa yapan, yasa koyan insanlığın tüm duygularını, tüm tutkularını herkesten çok daha iyi bilir. Fakat kendisini, herkesten çok fazla ve tamamiyle, tüm kapsamıyla bunlardan soyutlamak güç ve yeteneğinde olmalıdır.</p>
<p>***</p>
<p>Bir ulusta, özellikle bir ulusun başında bulunan yöneticilerde birtakım kişisel tutkular ve atışmalar, ulusa, yurda karşı olan ödevin gerektirdiği yüce duygulara üstün geldiği ülkelerde çözülme ve çökme önlenemez</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1921, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusun irade ve isteklerine uymayanların yazgısı acı bir düş kırıklığıdır, çöküştür.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusu, aklımızın ermediği veya yapmak güç ve yeteneğini kendimizde görmediğimiz konularda aldatarak geçici övgüler isteyecek kadar alçalamayız. Ulusa adi politikacılar gibi yalan vaatlerde bulunmaktan tiksiniriz. Yurt ve ulusla ilgili sorunlarda düşünce ve eylemlerimizde kusur ve eksikliklerimizi görenlerin bizi iyi niyetle uyarmalarından memnun oluruz; onlara teşekkür ederiz. Fakat bizim amacımıza yanlış anlamlar veren ve onu yanlış yorumlayanlara, ulus ve ülkeye ilişkin ülkülerimizin gerçekleşmesine engel olmaya çalışanlara iyi niyetlidir, diyemeyiz. Böyleleri gerçekten hain değilseler, kesin olarak aymazdırlar ve bu nedenle hainliğe, kötülük ve fesata alet olurlar. Biz böyle aymazların, gerçeğin ortaya çıktığı gün yerlere kadar kapandığını gördük. Ulusumuzu gerçek kurtuluşa, mutluluğa kavuşturmak için uygulanmasının zorunlu olduğuna inandığımız ilkeleri eyleme geçirmede duraksamadık. Bu ilkelerin sürekliliğini ve yerleşmesini sağlama almak yolunda ise yasalarımız ortadadır.</p>
<p>***</p>
<p>Ben ve benimle beraber olanlar amacımızın yüceliğin, yolumuzun doğruluğundan eminiz. Bu konuda hiçbir kuşku ve kararsızlığımız yoktur. Ulusumuzun, Türk ulusunun yakın ve uzak tarihini gereği kadar biliriz. Geçmişin derslerini, bugünkü ve gelecekteki yaşamımız için dikkatle göz önünde tutmaktayız. Gördüğümüz hizmetlerle övünüyor değiliz. Yapacağımız hizmetlerin övgüye değer olabileceği ümidiyle avunuyoruz.</p>
<blockquote><p><strong>3 Ocak 1925, Vakit Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusu yönetmede kabul ettiğimiz baş kural, ulusun ortak ve genel düşünce ve eğilimine bağlılıktır. Bu düşünce ve eğilimlerin gerçek ve ciddi bir nitelikte olabilmesi ulusun maddi manevi ihtiyaç kaynaklarından gelmesine bağlıdır.</p>
<blockquote><p><strong>4 Ocak 1925, Vakit Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bizim akıl, mantık ve zeka ile hareket etmek ayırıcı niteliğimizdir. Bütün yaşamımızı dolduran olaylar bu gerçeğin kanıtıdırlar. Ülke ve ulus işlerinde kişilerin, düşünceleriyle, eylemleriyle zararlı olmak durumuna düşenlere karşı zaman zaman direnişte bulunduğumuz olmuştur. Ulusun gerçek kurtuluş yolunda yürümesine engel olmak isteyenlere karşı sert ve acımasız olmaya yatkınız. Toplumsal düzenimizi bilerek veya bilmeyerek bozacak kimselerin istedikleri gibi davranmasına müsaade edemeyiz. Bunlar doğrudur. Bizden bu konularda sessiz kalmamızı ve yan tutmamızı arzu edenlerin bu isteklerini karşılamıyorsak bunun nedeni ülke ve ulus çıkarlarını her şeyin üstünde tuttuğumuzdandır.</p>
<blockquote><p><strong>5 Ocak 1925, Vakit Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>İnsanlar her zaman yüksek, temiz ve kutsal amaçlara doğru yürümelidir. Bu türlü davranıştır ki, insan olanın kafasını, vicdanını doyurur ve bütün insanlık kavramlarını karşılar. Böyle yürüyenler özverileri oranında yükselirler, ve bu çeşit davranış hep açık olur. Çünkü alnı açık, kafası açık, vicdanı açık insanlar tarafından yönetilebilen toplumlar ancak bir anlamda hareketleri izleyebilirler. Düşünce, duygu ve girişimlerini gizli tutanlar, gizli araçlar kullanmaya kalkanlar kesin olarak utanç veren akıl ve mantık dışı hareketlerde bulunanlar olabilir. Böyle girişimlerde bulunanların elde edecekleri sonuç, eninde sonunda, acı bir düş kırıklığından başka bir şey değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Haziran 1926, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Biz esinlerimizi gökten ve bilinmeyen, görülmeyen dünyalardan değil, doğrudan doğruya yaşamdan alıyoruz. Bizim yolumuz çizen, içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk ulusu, bir de, uluslar tarihinin binbir sıkıntı ve acı dolu yapraklarından çıkardığımız sonuçlardır.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1927, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, sırası gelmişken, saygıdeğer ulusuma öğüt olarak şunu derim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kan ve vicdanlarındaki gerçek özü dikkatle incelemeyi bir an olsun elden bırakmasınlar.</p>
<blockquote><p><strong>1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Sevgili arkadaşlarım, siyaset yaşamımızda partilerin yeniden ortaya çıkması, ülkede belediye seçimlerinden önce gelen yakın günlerde oldu. Bu nedenle dikkate değer evrelerin tanığı olduk. Bu gözlemlerin sağladığı tecrübelerden Türk ulusu, yaşaması ve gelişmesi için yararlanmalıdır. Siyasal yaşamımızda karşılıklı etkinliğin verimli gelişmesi, ancak yurttaşlar arasında düşmanlığa yol açılmamasıyla sağlanabilir. Bunun çareleri, partilerin içine sızabilecek, içtenlikle davranmayan ve gizli amaçlar güden kimselerden, yasaların üstünde bir sonuç elde etmek isteyen kişilerden, bütün ulusça nefret edilmesi, bir de Cumhuriyet ilkesine göre çalışan partilerce bu gibilerin etkinliklerinden daima uzak kalınmasıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1930, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>&#8220;Bizimle beraber yürümek istemeyenlere bir şey diyemiyeceğiz; onlar da istedikleri gibi davranır. Şunun bunun mutsuz olması bizi etkilemez, tersine bizi uyarır, daha dikkatli yapar. Yalnız bizi geriye götürecek olanların izleyecekleri doğrultuya hiçbir zaman göz yumamayız. Bu tutumumuza yasalarımız elverişli değilse o yasaları değiştiririz. En sonunda gerek ve zorunluluk görürsek, bu yolda her şeyin üstüne çıkarak, amacımıza yürümekte hiçbir zaman duraksamayız.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ten Hatıralar II, Afet İnan</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ancak suçunu saklamayıp açığa vuran kimseler bağışlanabilirler. Çünkü bunlar kusurlarını anlamış, pişman olmuş, bir daha aynı yanılgıya düşmemeye karar vermiş kimselerdir. Fakat suçunu başka türlü yorumlayarak savunmaya kalkışanlar, aynı yolda devam edecekler demektir ki, bunları hoşgörüp bağışlamak doğru değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ten Hatıralar, Afet İnan</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben namuslu bir adamım; benimle arkadaş olanların da namuslu olması gerek.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ten Hatıralar, Afet İnan</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siyasal Partiler</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/siyasal-partiler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 15:27:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[halife]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[padişah]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasal Partiler]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<category><![CDATA[Ulus Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[yurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2546</guid>

					<description><![CDATA[Partiden maksat bir partinin amacı, ulus evlatlarının bir kısmına, halktan da bazılarının, başkalarına ve halk zararına çıkar sağlamak&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Partiden maksat bir partinin amacı, ulus evlatlarının bir kısmına, halktan da bazılarının, başkalarına ve halk zararına çıkar sağlamak değildir. Belki bunlardan ayrı, bunların dışında olmayıp halk adı altında bulunan bütün ulusu ortak ve birleşik olarak ortak ve genel gerçek refaha ulaştırmak için harekete geçmektir.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusal egemenlik ilkesiyle yönetilen uygar devletlerde kabul edilmiş ve yürürlükte olan ilke, ulusun genel istekleri ve ümitlerini en iyi biçimde temsil eden ve bu istek ve ümitlerle ilgili çıkar ve gereklerinin en yüksek güç ve yetkiyle gerçekleştirebilecek siyasal gurubun devlet işlerinin yönetimini üstlenmesi ve bunun en yüksek önderinin sorumluluğuna bırakılmasından başka bir şey değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1927, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri </strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Saygıdeğer baylar, pek iyi bilirsiniz ki, padişahlarla, halifelerle yönetilmiş ve yönetilen ülkelerde yurt için, ulus için en büyük tehlike, padişahların ve halifelerin düşmanlarca satın alınmasıdır. Bu çoğu zaman kolaylıkla sağlanmıştır. Meclislerle yönetilen ülkelerde ise en yıkıcı durum bazı milletvekillerinin yabancıların ad ve hesabına çalışmış ve bunlarca satın alınmış olmalarıdır. Millet Meclislerine kadar girme yolunu bulabilen vatansızlara rastlanabileceğine, tarihin bu konudaki örneklerine bakarak inanmak zorunluğu vardır. Bunun için ulus, vekillerini seçerken çok dikkatli ve titiz olmalıdır. Ulusun yanılgıdan korunması için tek çıkar yol, düşünceleri ve davranışlarıyla ulusun güvenini kazanmış bir partinin seçimlerde ulusa yol göstermesidir. Genellikle ulus bireylerinin, adaylıklarını koyan her kişi hakkında bir yargıya varılmasına yardımcı olacak sağlam bilgisi ve gerçeğe uygun görüşleri olduğunu kabul etmek kuramsal olarak varsayılsa bile, bunun tümüyle doğru olmadığını tecrübelerin tecrübeleriyle yadsınmayacak biçimde açıklığa kavuşmuştur.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Siyasal yaşamımızda karşılıklı etkinliğin verimli olarak gelişmesi ancak yurttaşlar arasında düşmanlığa yol açılmamasıyla sağlanabilir. Bunun çareleri, partilerin içine sızabilecek içtenlikle davranmayan ve gizli amaçlar güden kimselerden yasaların üstünde bir sonuç elde etmek isteyen kişilerden bütün ulusça nefret edilmesi, bir de Cumhuriyet ilkesine göre çalışan partilerce bu gibilerin etkinliklerinden daima uzak kalınmasıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1930, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Güdülen amaçlar hiçbir zaman kişisel olmamalıdır. Geçmiş sistemlere takılıp kalanlar ve geleneklerden sıyrılamayanlar hiçbir zaman çağdaş bir devlet kuramazlar.</p>
<blockquote><p><strong>26 Kasım 1938, Ulus gazetesi</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanlık Ülküsü</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/insanlik-ulkusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 14:43:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Budizmden]]></category>
		<category><![CDATA[dünya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[Hristiyanlıktan]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlık Ülküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlıktan]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2526</guid>

					<description><![CDATA[Baylar, artık bugün yaşam ve insanlığın gerekleri tüm gerçekliğiyle ortaya çıkmıştır. Bunlara ters düşen söylentiler ahlak ve inanca&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baylar, artık bugün yaşam ve insanlığın gerekleri tüm gerçekliğiyle ortaya çıkmıştır. Bunlara ters düşen söylentiler ahlak ve inanca temel olamaz. Gerçek ortaya çıkınca yalan ortadan kalkar. Temelsiz sözler, boş inanlar kafalardan çıkmalıdır. Her türlü yükselme ve ilerlemeye yatkın olan ulusumuzun, düşünce ve toplum devrimi yolunda adımlarını kısaltmak isteyen engeller ne olursa olsun ortadan kaldırılmalıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Durumu ve gerçeği bilenler, bağlı bulundukları ulusun insanlarını ellerinden geldiği kadar uyarıp aydınlatarak onlara kurtuluş hedefine doğru yürüme yolunda kılavuzluk etmeyi en büyük insanlık ödevi bilmelidirler.</p>
<p>***</p>
<p>Baylar; bütün insanlığın, tecrübe, bilgi ve düşüncede yükselip olgunlaşması, Hristiyanlıktan, Müslümanlıktan, Budizmden vazgeçerek sadeleştirilmiş ve herkesçe anlaşılacak bir hale getirilmiş evrensel, arı, lekesiz bir dinin kurulması ve insanların şimdiye kadar, pislikler, kaba arzu ve istekler arasında bir sefalet ortamında yaşamakta olduklarını kabul ederek bütün vücutları ve zekaları zehirleyen çürümüş, kokmuş tohumlan yok etmeye karar vermesi gibi koşulların gerçekleşmesi için gerekli olan bir &#8220;evrensel birliği&#8221; düşünün tatlı bir düş olduğunu yadsıyacak değiliz.</p>
<blockquote><p><strong>1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Uluslar tasa, keder nedir bilmemelidirler. Şeflerin ödevi yaşamı neşe ve sevinçle karşılama konusunda ulusuna yol göstermektir. Vaktiyle kitaplar karıştırdım. Yaşam hakkında filozofların ne dediklerini anlamak istedim. Bir kısmı her şeyi kara görüyordu. &#8220;Değil mi ki hiçiz ve sıfıra varacağız, dünyadaki geçici yaşamımız süresinde neşe ve mutluluğun yeri yoktur&#8221; diyorlardı. Başka kitaplar okudum; bunları daha akıllı adamlar yazmıştı. Diyorlardı ki: &#8220;Değil mi ki sonu nasıl olsa sıfırdır bari yaşadığımız sürece neşe ve sevinç içinde olalım.&#8221; Ben kendi karakterim bakımından ikinci yaşam görüşünü yeğliyorum, ama şu sınırlamalar içinde: Bütün insanlığın varlığını kendi benliklerinde gören insanlar mutsuzdurlar. Hiç kuşku yok ki, o adam bir birey olarak yok olacaktır. Herhangi bir kişinin yaşadığı sürece memnun ve mutlu olması için gereken şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmaktır. Aklı başında bir adam ancak böyle davranabilir. Yaşamda tam zevk ve mutluluk, ancak gelecek kuşakların varlığı, onuru ve mutluluğu için çalışmaktır. Bir insan böyle davranırken &#8220;benden sonra gelecekler acaba böyle bir ruhla çalıştığımı sezebilirler mi&#8221; diye düşünmemelidir. Hatta en mutlu olanlar hizmetlerinin bütün kuşaklarca bilinmemesini yeğleyecek karakterde olanlardır. Herkesin kendine göre bir zevki var. Kimi bahçeyle meşgul olmak, güzel çiçekler yetiştirmek ister. Bazı insanlar da adam yetiştirmekten hoşlanır. Bahçesinde çiçek yetiştiren adam çiçekten bir şey bekler mi? İnsan yetiştiren adam da çiçek yetiştirenin duygularıyla hareket edebilmelidir. Ancak böyle düşünen ve çalışan adamlar, ülkelerine ve uluslarına ve bunların geleceğine yararlı olabilirler. Bir adam ki ülkenin ve ulusun mutluluğunu düşünmekten çok kendini düşünür, o adamın değeri ikinci derecededir. Zaten kendisine değer veren ve bağlı bulunduğu ulus ve ülkeyi ancak kişiliğiyle var sanan adamlar uluslarının mutluluğuna hizmet etmiş sayılmazlar. Ancak kendilerinden sonrakileri düşünebilenler uluslarını yaşamak ve ilerlemek olanaklarına ulaştırabilirler. Kendi gidince ilerleme ve hareket durur sanmak aymazlıktır. Şimdiye kadar üzerinde durduğum noktalar ayrı ayrı toplumlarla ilgilidir. Fakat bugün bütün dünya ulusları aşağı yukarı akraba olmuşlardır ve olmaktadırlar. Bu nedenle insan, bireyi olduğu ulusun varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar bütün dünya uluslarının rahatını ve refahını düşünmeli ve kendi ulusunun mutluluğuna ne kadar değer veriyorsa, bütün ulusların da mutluluğu için hizmette bulunmaya elinden geldiğince çalışmalıdır. Bütün akıllı insanlar bilirler ki, bu alanda çalışmakla hiç bir şey yitirilmez. Çünkü, dünya uluslarının mutluluğuna çalışmak başka bir yoldan kendi rahatını ve mutluluğunu sağlamaya çalışmak demektir. Dünyada ve dünya ulusları arasında dirlik, açıklık ve iyi geçim olmazsa, bir ulus kendisi için ne yaparsa yapsın dirlikten yoksun kalır. Onun için sevdiklerime şunu öğütlerim;<br />
Ulusları yöneten kimseler, elbette her şeyden önce kendi ulusunun varlık ve mutluluğuna ön ayak olmak isterler. Fakat aynı zamanda bütün uluslar için aynı şeyi istemek gerekir. Bütün dünyada olup bitenler bize bunu açıkça kanıtlar. En uzakta sandığımız bir olayın bizi bir gün etkilemeyeceğini bilemeyiz. Bunun için insanlığın tümünü bir vücut ve bir ulusu bunun bir parçası saymak gerekir. Bir vücudun parmağındaki acıdan diğer bütün parçalar etkilenir. Dünyanın herhangi bir yerinde bir rahatsızlık varsa &#8220;bana ne&#8221; dememeliyiz. Böyle bir rahatsızlık varsa, aramızda olmuş gibi onunla ilgilenmeliyiz. Olay ne kadar uzak olursa olsun, bu ilkeden şaşmamak gerekir. İşte bu görüş, insanları, ulusları ve hükümetleri bencillikten kurtarır. Bencillik de, kişisel olsun her zaman kötü bir huy sayılmaktadır, O halde konuştuklarımızdan şu sonucu çıkaracağım: Doğal olarak kendimiz için gereken bütün şeyleri düşüneceğiz ve gereğini yapacağız. Bundan sonra da bütün dünya ile ilgileneceğiz.<br />
Kısa bir örnek: Ben askerim. 1 . Dünya Savaşı&#8217;nda bir ordunun başındaydım. Türkiye&#8217;de başka ordular ve onların komutanları vardı. Ben yalnız kendi ordumla değil, öteki ordularla da ilgileniyordum. Bir gün Erzurum cephesindeki hareketle ilgili bir sorun üzerinde durduğum sırada yaverim dedi ki:<br />
&#8211; Niçin sizinle ilgisi olmayan bir sorunla uğraşıyorsunuz?<br />
Cevap verdim.<br />
&#8211; Ben bütün orduların durumunu iyice bilmezsem, kendi ordumu nasıl yöneteceğimi kestiremem.<br />
Bir devlet ve ulusu yönetme durumunda bulunanların her zaman göz önünde tutmaları gereken sorun budur. Sırası gelmişken sayın konuklarımıza şunu diyeceğim: Ben düşündüklerimi sevdiklerime olduğu gibi söylerim. Aynı zamanda saklanması gerekli olmayan bir sırrı kalbinde taşıma gücü olmayan bir adamım. Çünkü ben bir halk adamıyım. Ben düşündüklerimi hep halkın önünde söylemeliyim. Yanlışım varsa, halk beni yalanlar. Ancak şimdiye kadar halkın beni yalanladığını görmedim.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1937, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Birey ve Ulus</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/birey-ve-ulus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 14:23:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilgin]]></category>
		<category><![CDATA[Birey ve Ulus]]></category>
		<category><![CDATA[fen]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2516</guid>

					<description><![CDATA[Yurdun savunulmasını, çok değerli olsa bile, bir tek kişiye bağlı bulundurmak doğru değildir. 11 Mayıs 1920 Bireyler düşünmeyi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yurdun savunulmasını, çok değerli olsa bile, bir tek kişiye bağlı bulundurmak doğru değildir.</p>
<blockquote><p><strong>11 Mayıs 1920</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bireyler düşünmeyi bilmezse, topluluklar istenen yöne, herkesçe iyi veya kötü yönlere götürülebilirler. Kendini kurtarabilmek için her bireyin yazgısıyla kendisinin ilgilenmesi gerekir. Aşağıdan yukarıya, temelden çatıya doğru yükselen bir kuruluş elbette sağlam olur. Ancak kuşku yok ki, her işin başlangıcında, aşağıdan yukarı olmaktan ziyade yukarıdan aşağı olmak zorunluluğu vardır.</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1920, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Asıl olan ulustur, toplumdur. Onu da genel olarak meclis yönetir. Bu her yerde böyledir. Fakat bireyler de vardır. Meclis ülke ve devlet işlerini bireylerle, kişilerle yürütmektedir. Her devletin işlerini çekip çeviren kişi ve kişiler bellidir. Gerçeği anlamsız kuramlarla yadsımaya gerek yoktur.</p>
<blockquote><p><strong>Mayıs 1921, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bugünkü yaşam koşulları altında, bir birey için olduğu gibi bir ulus için de, güç ve yeteneği, eylemleriyle gösterip kanıtlamadıkça ona saygınlık gösterilmesini ve önem verilmesini beklemek boşunadır. Güç ve yetenekten yoksun olanların kimse yüzüne bakmaz. İnsanlık, adalet, iyilikseverlik gereklerini bütün bu yetenekleri olduğunu gösterenler isteyebilirler.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1921, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yazgısını, kendisini zincire vuran kişilere bırakan uluslar, o kişilerin keyif ve isteklerinde oyuncak olmaya karar vermiş, razı olmuş sayılırlar. Böyle uluslar yazgılarını ellerine bıraktığı insanlar başarı kazandıkça onların daha da ağır koşullarda zorbalığı altında kalırlar. Başarılı olamazlarsa, felaket, çöküş yalnız o insanların değil onlara bağımlı olan topluluğu da etkiler. Öyleyse her iki olasılıkta da böyle bir ulus kesin olarak felaketle karşılaşacaklardır.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Maddi ve manevi çöküş korkuyla, güçsüzlükle başlar. Güçsüz ve korkak insanlar herhangi bir felaket karşısında ulusun da hareketsiz ve çekingen bir duruma düşmesine neden olur. Güçsüzlük ve duraksamada o denli ileri giderler ki adeta kendi kendilerini aşağılarlar. Derler ki biz adam değiliz ve olamayız! Kendi kendimize adam olmamız olanağı yoktur. Hiçbir sınırlama ve koşul ileri sürmeden varlığımızı bir yabancı eline bırakalım.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1922, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, bir ulus, bir ülke için kurtuluş, esenlik ve başarı istiyorsak bunu hiçbir zaman sadece bir kişiye bağlamamalıyız. Çünkü herhangi bir kişinin başarısı demek, o ulusun başarısı demektir. Bir ulusun başarısı kesinlikle ulusun genel güçlerinin bir doğrultuda olmasını gerektirir. Bu nedenle bilelim ki, ulaştığımız başarı ulusun gücünü birleştirmesinden, işbirliği yapmasından ileri gelmiştir. Eğer aynı başarıyı, aynı zaferleri gelecekte de taçlandırmak istiyorsak, aynı temele  dayanalım, aynı biçimde yürüyelim; çünkü başarı ancak böyle elde edilebilir.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir ulusun soylu bir varlığı, saygıya değer bir mevkii olması için o ulusta sadece bilgin ve fen adamı bulunması yetmez. Her bilimin, her şeyden önce bir özelliği bulunması gerekir ki, o da ulusun belli ve olumlu bir karakteri olmasıdır. Böyle bir karakteri olmayan bireyler ve böyle bireylerden oluşan uluslar hiç bir zaman gerçek bir devlet meydana getiremezler. Böyle uluslar birer fesat yuvası olurlar.</p>
<p>***</p>
<p>Şunu bir gerçek olarak biliniz ki, şeref hiç bir zaman belli bir adamın değil, bütün ulusundur. Eğer yapılan işler önemliyse, elde edilen başarılar belirginse, dikkat çekiciyse, her birey kendisini kutlamalıdır. Çünkü böyle büyük şeyleri ancak çok yetenekli büyük uluslar yapabilir ve bu ulusların her bireyi böylesine yetenekli ve büyük bir ulustan olduğunu düşünerek kendisini kutlasın!</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, ellerine bir ulusun yazgısı emanet edilen kimseler, o ulusun güç ve erkini yalnız ancak gene o ulusun gerçek ve elde edilebilir çıkarları yolunda kullanmakla yükümlü olduklarını bir an olsun unutmamalıdırlar. Bu kimseler düşünmelidirler ki, bir ülkeyi ele geçirmek, o ülkenin yurttaşlarına egemen olmaya yetmez. Bir ulusun ruhu ele geçirilmedikçe, bir ulusun kararlılık ve iradesi kırılmadıkça, o ulusa egemen olmaya olanak yoktur. Yüzyılların oluşturduğu ulusal bir ruha, sağlam, şaşmayan bir ulusal iradeye hiçbir güç karşı koyamaz. Birinin egemenliği altına girmek istemeyen bir ulusu esir olarak tutabilecek kadar-güçlü zorbalar artık dünyada kalmamıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir toplumun, kesinlikle, ortaklaşa bir düşüncesi vardır. Eğer bu her zaman iyi dile getirilip belirtilmiyorsa, onun yok olduğu sonucuna varılmamalıdır. O her zaman vardır. Varlığımızı, bağımsızlığımızı kurtaran bütün davranışlar ulusun ortaklaşa düşüncelerinin, isteklerinin, kararlılığının belirmesinden<br />
başka bir şey değildir.</p>
<p>***</p>
<p>Esin ve güç kaynağı ulusun kendisidir. Ulusun ortak eğilimi, genel düşüncesi olduğunu yadsıyanlar vardır. Böylelerini hepiniz çok duymuşsunuzdur. Ülkemizin başına gelmiş olan bunca felaketler, hiç kuşku edilmemelidir ki, bu aymaz insanların ülkenin yazgısı ve iradesini ellerinde tutmuş olmalarından ileri gelmiştir.</p>
<blockquote><p><strong>Eylül 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir ulusun bireylerinde başta gelmesi, sayılması gereken şey, ulusun ortak isteği, toplu düşüncesidir. Bir kimse ülkesine ve ulusuna yararlı bir iş yaparken gözünden bir an olsun uzak bulundurmamak zorunda olduğu kural ulusun gerçek eğilimidir.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir ulus, bir toplum, tek bir bireyin çaba ve çalışmalarıyla bir adım bile atamaz.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Güç birdir, o da ulustur.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1937, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Ulusu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turk-ulusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 14:19:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alman]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bristol]]></category>
		<category><![CDATA[büyük millet meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimiyet-i Milliye]]></category>
		<category><![CDATA[ruslar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2463</guid>

					<description><![CDATA[Baylar, bende bazı arkadaşlarım gibi Batı uluslarını, bütün dünya uluslarını tanırım. Fransızları tanırım, Almanları tanırım, Rusları ve bütün&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baylar, bende bazı arkadaşlarım gibi Batı uluslarını, bütün dünya uluslarını tanırım. Fransızları tanırım, Almanları tanırım, Rusları ve bütün dünya uluslarını kişisel olarak tanırım ve bu tanışmam savaş meydanlarında olmuştur, ateş altında olmuştur, ölüm karşısında olmuştur. Yemin ederek inanmanızı isterim ki, bizim ulusumuzun içgücü bütün ulusların içgücünden üstündür.</p>
<blockquote><p><strong>Temmuz 1920, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bayanlar, baylar, açıkça söyleyeyim ki, biz, üç buçuk yıl öncesine kadar sadece bir topluluk halinde yaşıyorduk. Bizi istedikleri gibi yönetiyorlardı. Dünya bizi temsilcilerimize göre tanıyordu. Üç buçuk yıldır tam anlamıyla ulus olarak yaşıyoruz. Bunun maddi ve belirgin tanığı yönetimi, biçimi ve niteliğidir ki, onu yasa Büyük Millet Meclisi diye adlandırmıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bizim ulusumuz, ulusallığını anlamazlıktan gelişinin çok ağır cezalarını gördü. Osmanlı İmparatorluğu içindeki çeşitli topluluklar hep ulusal inanlara sarılarak, ulusallık ülküsünün gücüyle kendilerini kurtardılar. Biz ne olduğumuzu, onlardan ayrı ve onlara yabancı bir ulus olduğumuzu aralarından kovulunca anlayabildik. Gücümüz zayıflar zayıflamaz, onurumuzu kırarak aşağıladılar. Anladık ki kabahatimiz kendimizi unutmalığımızmış (1).</p>
<p>(1) Atatürk&#8217;ün ABD elçisi Bristol ile konuşmasından.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir ulus için mutluluk olan bir şey, başka bir ulus için felaket olabilir. Aynı neden ve koşullar birini mutlu ettiği halde başka birini mutsuz edebilir. Onun için bu ulusa gideceği yolu gösterirken dünyanın her türlü biliminden, bulgularından ve gelişmelerinden yararlanalım, ama asıl temeli içimizde atmak zorundayız. Ulusumuzun tarihini, ruhunu, geleneklerini gerçek, sağlam ve doğru bir bakışla görmeliyiz. Açıkça söyleyelim ki, hala ve hala genç aydınlarımızın halkla uyum halinde olmaları kesin gerçekleşmemiştir. Ülkeyi kurtarmak için bu iki anlayış arasındaki ayrılığı gidermek, yürümeye başlamadan önce de bu iki anlayış arasında uyumu sağlamak gerekir. Bunun için halkın yürümesini hızlandırması, aydınların da çok hızlı gitmesi gerekmektedir. Ancak halka yaklaşmak, halkla kaynaşmak daha ziyade aydınlara düşen bir ödevdir. Gençlerimiz ve aydınlarımız niçin yürüdüklerini ve ne yapacaklarını önce kendi kafalarında iyice kararlaştırmalıdırlar. Yüzyıllardır düşmanlarımız Avrupa topluluklarına Türklere karşı kin ve düşmanlık düşüncesi aşılamışlardır. Batı kafasına yerleşmiş olan bu düşünceler özel bir anlayış meydana getirmiştir. Bu anlayış her şeye ve bütün olup bitenlere karşın hala sürmektedir. Ve Avrupa&#8217;da hala Türk&#8217;ün her türlü ilerleyişe düşman olan, ruh ve düşünce bakımından gelişmeye elverişli olmayan bir adam olduğu sanılmaktadır. Bu büyük bir yanılgıdır. Sorunu basitleştirmek için size şu örneği ileri süreceğim: Tutunuz ki karşınızda iki adam var; bunlardan biri zengin ve her türlü araç emrinde; ötekisiyse yoksul ve elinde hiç bir araç yok. Bu araçlar konusunun dışında ikincisinin ruhsal bakımından ötekisinden hiç farkı yok, ötekisinden aşağı da değil. İşte Avrupa ile Türkiye birbirine karşı bu durumdadır.</p>
<blockquote><p><strong>27 Eylül 1923, Hakimiyet-i Milliye </strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türkiye halkı, soy, din ve kültür bakımından birleşik, birbirine karşılıklı saygı ve özveri duyguları besleyen, yazgısı ve<br />
çıkarları ortak olan bir toplumdur.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1932, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Önder</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/onder/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 12:57:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[apotr]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ayın Tarihi Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Belleten]]></category>
		<category><![CDATA[diktatörlük]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimiyet-i Milliye]]></category>
		<category><![CDATA[halk adamı]]></category>
		<category><![CDATA[havari]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluş]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[önder]]></category>
		<category><![CDATA[şef]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<category><![CDATA[Vakit Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[yurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2462</guid>

					<description><![CDATA[Yurt kesin olarak egemenliğine kavuşacaktır. Ulus, kesin olarak mutluluğa erecektir. Çünkü kendi esenliğini, kendi mutluluğunu ülkenin, ulusun esenliği&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yurt kesin olarak egemenliğine kavuşacaktır. Ulus, kesin olarak mutluluğa erecektir. Çünkü kendi esenliğini, kendi mutluluğunu ülkenin, ulusun esenliği ve mutluluğu uğruna gözden çıkaracak çok vatan evladı vardır.</p>
<blockquote><p><strong>1910, Vakit gazetesinde yayınlanma tarihi 1929</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Benim tutkularım var; hem de pek büyükleri; ama bu tutkuların yüksek mevkilere geçmek veya büyük paralar elde etmek gibi bayağı isteklerin karşılanmasıyla ilgisi yok. Ben bu tutkuların gerçekleşmesini yurduma büyük yararları dokunacak, bana da beceriyle yerine getirilmiş bir görevin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir düşüncenin başarısında arıyorum. Bütün yaşamımın ilkesi bu olmuştur. Bu büyük düşünceyi çok genç yaşımda edindim ve son nefesime kadar onu korumaktan geri kalmayacağım.</p>
<blockquote><p><strong>1914</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusun efendisi yoktur; Ulusa hizmet vardır. Bu ulusa hizmet eden onun efendisi olur.</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1921, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Benim apotrlarım(1) yoktur. Ülkeye ve ulusa kimler hizmet eder ve hizmet beceri ve gücünü gösterirse apotr odur.</p>
<p>(1 ) Havari</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1923, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ülkemin ve ulusumun kurtuluşu ve mutluluğu için çalışmaktan başka bir amacım yoktur. Bu, insana yeter bir sevinç ve zevk sağlar. Kişinin, ailenin rahatı ve mutluluğu ancak ulusun rahat ve mutluluğuyla sağlanabilir.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1925, Vakit Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>İnsan yaşadığı, bulunduğu ve çalıştığı çevre içinde o çağı yönetenlerle kaynaşıp aynı kanıda (düşüncede) olursa, aynı çevre ve çağın adamı olmaktan çıkamaz.</p>
<blockquote><p><strong>7 Nisan 1926, Hakimiyet-i Milliye gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, tarih su götürmez bir biçimde kanıtlamıştır ki, büyük işlerde başarı için yeteneği ve gücü sarsılmaz bir başkanın varlığı çok gereklidir.</p>
<blockquote><p><strong>1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Gerçekten, tutku olmadan büyük bir iş meydana getirilemez. Ancak onun her durumunda ulus yolunda hizmet amacına yönelik olması gerekir. Başkan olan kimsenin ulusun ülküsüne göre davranması ve ulusun ruhsal durumunu kavradıktan sonra o ulusun eğilimine bağlı kalması gerekir.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1930, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>&#8220;Kapıda duran nöbetçi bile benden korkmaz. İsterseniz kendisinden sorunuz. Egemenlik korku üzerine kurulamaz. Toplara dayanan egemenlik kalıcı olmaz Böyle bir egemenlik ve diktatörlük ancak bir ayaklanma olunca geçici bir zaman için gerekli olur.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1930, Ayın Tarihi Dergisi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben diktatör değilim. Benim büyük gücüm olduğunu söylüyorlar. Evet, bu doğrudur. Benim isteyip de yapamayacağım bir şey yoktur. Ancak ben zorbalıkla ve acımasızca davranmasını bilmem. Bence diktatörlük başkalarını buyruğu altına alandır. Ben kalpleri kırarak değil, kazanarak baş olmak isterim.</p>
<blockquote><p><strong>Nisan 1935, Ayın Tarihi Dergisi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben düşündüklerimi sevdiklerime olduğu gibi söylerim. Aynı zamanda, saklanması gerekli olmayan bir sırrı kalbinde taşıma gücü olmayan bir adamım. Çünkü ben bir halk adamıyım. Ben düşündüklerimi hep halkın önünde söylemeliyim. Yanlışım varsa halk beni yalanlar. Ancak şimdiye kadar bu açık konuşmalarımda halkın beni yalanladığını görmedim.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1937, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Uluslar kaygı ve keder bilmemelidirler. Şeflerin ödevi, ulusların yaşamı neşe ve istekle karşılamaları için onlara yol<br />
göstermektir.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1937, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben isteseydim hemen bir askeri diktatörlük kurardım ve ülkeyi böyle yönetmeye kalkışırdım. Ancak ben istedim ki, ulusum için çağdaş bir devlet kurayım.</p>
<blockquote><p><strong>Belleten Dergisi Nu: 10</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
