<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkiye Cumhuriyeti &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/turkiye-cumhuriyeti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 05 Sep 2020 23:37:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Türkiye Cumhuriyeti &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hatay Meselesi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/hatay-meselesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 06:19:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Büyükelçisi]]></category>
		<category><![CDATA[hatay meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[hüseyin yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[misakı milli]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5326</guid>

					<description><![CDATA[Kurtuluş Savaşı ve Türkiye’nin kuruluşu; yoklukların, olanaksızlıkların ve çaresizliklerin kesişme noktasında başarılmıştır. Yoklar ve olmazlar ile yola çıkan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kurtuluş Savaşı ve Türkiye’nin kuruluşu; yoklukların, olanaksızlıkların ve çaresizliklerin kesişme noktasında başarılmıştır. Yoklar ve olmazlar ile yola çıkan ATATÜRK asla yılgınlık göstermemiş, başaramama gibi bir umutsuzluğa düşmemiştir. Bunun en büyük nedeni Türk ulusuna olan güvenidir. Ulus bu güvenin gereğini Kurtuluş Savaşı’nda yerine getirmiştir. O, yurt sorunlarının çözümünde de bu gücün bilinciyle hareket etmiştir.</p>
<p>ATATÜRK, Türkiye’nin özellikle dış devletlerle olan ilişkilerinde yediden yetmişe tüm ulusun gücünü yanında gördüğünden, büyük ve asil Türk ulusuna yaraşır bir politika izlemiştir. Geçmişte büyük devletler karşısında izlenen ezik  ve Türk ulusunu küçültücü yaklaşımlar son bulmuştur. Bu sayededir ki Türkiye Cumhuriyeti ATATÜRK döneminde dünyanın en saygın ve dostluğu en fazla aranan ülkesi konumuna gelmiştir. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ün Türk ulusuna, Türk ulusunun da  ATA’sına olan güvenini yansıtması açısından güzel bir örnektir:</p>
<p>Hastalığını kapsayan son yıllarında, kendisi, Hatay meselesinden pek üzüntülü idi. Hatay, Misakı Millî sınırları içinde ve fakat o güne kadar yurt bütünlüğüne katılamayan Türk toprağı idi. ”Yurtta sulh, cihanda sulh.” vecizesinin sahibi büyük insan, çok sevdiği gençleri ölüme sürüklememek için Türkiye’yi savaşa sokmadan, Hatay’ı Fransa mandasından kurtarmak için çırpınıyordu. Doktorların kendisine uzun ve tam dinlenme tavsiye etmelerine rağmen ATATÜRK bu tavsiyeyi tutmadı. Hatay davasına büsbütün sarıldı. Son zamanlarında sanki hastalığı değil, en büyük derdi Hatay meselesi; en büyük arzusu Hatay’ı Türk toprağına katmaktı. Bir akşam umumî bir yerde rastladığı Fransız büyükelçisine yine bu meseleyi açmıştı. Bir aralık “Beni üzüyorsunuz!” dedi.</p>
<p>Türkçe söylemişti. Salonda bu sözü duyan bir genç ayağa kalkarak:</p>
<p>-ATATÜRK, sen üzülme! Arkanda biz varız! diye bağırdı.</p>
<p>ATATÜRK başını sesin geldiği yana çevirdi. Yüzünde bir sevgi açılışı vardı. Gözlerini gence ve arkadaşlarına dikerek:</p>
<p>-Biliyorum çocuğum. Bunu bildiğim için, böyle konuşuyorum, dedi.</p>
<p><em>Yıldırım; s. 55. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Yolunda</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/izmir-yolunda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 18:26:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Arıburnu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün yaveri salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5224</guid>

					<description><![CDATA[Türk ulusunun en acılı günlerinde önderliğini yapan, gerçekleştirdiği devrimlerle cehalete ve yoksulluğa savaş açan, bunun sonucu Türkiye’nin bugünkü&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk ulusunun en acılı günlerinde önderliğini yapan, gerçekleştirdiği devrimlerle cehalete ve yoksulluğa savaş açan, bunun sonucu Türkiye’nin bugünkü seviyeye ulaşmasını sağlayan ATATÜRK’e karşı, Türk insanının ödemekle bitmeyecek bir vefa borcu vardır. O borç, Atatürkçü düşünce sistemini Türk ulusunun ve tüm insanlığın yararı için geleceğe taşımaktır. Çünkü, bu  düşünce sistemi insanlığa akıl, bilim, sevgi, barış, ahlâk gibi vazgeçilemeyecek değerleri sunmaktadır</p>
<p>Kurtuluş Savaşı’nı can, kan ,açlık ve esaret boyutuyla yaşayan atalarımız ATATÜRK’ün izinde canını ve malını ortaya koymuş, bize özgür bir ülke bırakarak görevlerini yerine getirmişlerdir. Bizlere düşen görev, bir vefa borcudur. Bu borç yurt, ulus ve ata ruhundan alınan güçle çağdaş geleceğe koşmaktır. Aşağıdaki anekdot, Türk insanının, kendisine hizmet edenlere olan sevgisini ve vefasını yansıtan anlamlı bir örnektir:</p>
<p>İzmir yolunda ilerliyorduk. Köylüler askerlerimizin girişini seyrediyorlar, onlara kırık testilerle su taşıyorlar, yürekten minnetlerini anlatmak ihtiyacıyla çırpınıyorlardı. Evleri yanmış ve dünyada sırtlarındaki donlarından ve gömleklerinden başka bir şeyleri kalmamış insanların ikram etmek arzusunu  görseydi, yüreksiz Neron (Kızıp Roma şehrini yakan dünyanın en zalim insanı olarak kabul edilen Roma imparatoru.) bile kör oluncaya kadar gözyaşı  dökebilirdi.</p>
<p>Tam yanlarına vardığımız sırada, bir nakliye konvoyu geçmemize engel oldu. Otomobil durdu. ATATÜRK istediği bir sigarayı yakmak üzere gözlüklerini kaldırdı. O sırada otomobilin yakınına sokulan sakallı bir ihtiyar, koynundan muşamba rengini almış buruşuk bir kâğıt çıkardı. Önce kâğıdı, sonra dikkatle ATATÜRK&#8217;ü süzdü. Yine kâğıda yine ATATÜRK’e baktı. Bu hareketi üçüncü defa tekrarladıktan sonra, şimdi hatırladıkça tüylerimi ürperten bir sesle:</p>
<p>-Bu sensin! dedi. Ve arkasını dönerek, köylülere Allah’ı yerde görmüş gibi bir mümin heyecanıyla bağırdı.</p>
<p>-Mustafa Kemal! dedi&#8230; Mustafa Kemal!&#8230;</p>
<p>Bu feryadı duyanların nasıl birbirine karıştığını tasavvur edemezsiniz.</p>
<p>Biz bütün gayretimize rağmen onların birbirini çiğneyerek otomobile dolmalarına engel olamadık. Çünkü onlar, şuurun dışına taşmış bir sevgiden kuvvet alıyorlardı. ATATÜRK’ün yüzünü, ellerini öpüyorlar, çizmesinin tozlarını sürme gibi gözlerine çekiyorlardı.</p>
<p><strong>Salih Bozok</strong></p>
<p><em>Arıburnu; Atatürk’ten Anılar; s. 164-165.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Milliyetçilik Anlayışı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-milliyetcilik-anlayisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 18:20:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Milliyetçilik Anlayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[laik türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetperver]]></category>
		<category><![CDATA[türk milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5221</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK milliyetçiliği; Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını korumayı ve aynı zamanda Türk toplumunu çağdaşlaştırmayı amaç edinmiştir. Başka milletlerin bağımsızlığına saygılı,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK milliyetçiliği; Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını korumayı ve aynı zamanda Türk toplumunu çağdaşlaştırmayı amaç edinmiştir. Başka milletlerin bağımsızlığına saygılı, saldırganlığa ve yayılmacılığa karşıdır. Kapalı bir toplum anlayışını reddeder ve gerekli durumlarda çağdaşlaşmaya katkı sağlayabilecek başka ülkelerin deneyimlerinden yararlanmayı önerir. ATATÜRK milliyetçiliği ümmetçiliğe karşıdır. Çağdaş ve lâik bir milliyetçiliktir. Toplumun her kesiminde ulusal kimlik bilincinin canlı tutulmasını ister. Ayrımcı değil birleştiricidir. Dini, mezhebi, etnik kökeni ne olursa olsun kendini Türk kabul eden herkesi Türk sayar.</p>
<p>ATATÜRK milliyetçiliği; Türk insanının mutluluğu için çalışan, üreten, yaratan, uygarlığa katkı sağlayan, bedenini, parasını ve beynini Türk ismini uzaya yazmak için seferber eden bir anlayışın sembolüdür. ATATÜRK milliyetçiliği bütün yaşamını tarif edilemez yalnızlıklara, imkânsızlıklara ve sıkıntılara rağmen Türk ulusuna adayan ve buna rağmen ulusuna karşı olan görevlerinin henüz bitmediğine inanan ve bunun acısıyla ebediyete intikal eden ATATÜRK’ün aşağıdaki sözlerinde anlamını bulmuştur:</p>
<p>“Türk milliyetçiliği, ilerleme ve gelişme yolunda ve milletler arası temas ve ilişkilerde, bütün çağdaş milletlere paralel ve onlarla bir uyum içinde yürümekle beraber, Türk toplumunun özel karakterini ve başlı başına bağımsız kimliğini korumaktır.”</p>
<p>“Biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle iş birliği yapan bütün milletlere hürmet eder ve saygı duyarız. Onların milliyetlerinin bütün gereklerini tanırız. Bizim milliyetperverliğimiz her hâlde bencil ve gururlu bir milliyetperverlik değildir.”</p>
<p>“Dünyanın bize saygı göstermesini istiyorsak, önce bizim kendi benliğimize ve milliyetimize bu saygıyı hissen, fikren, fiilen bütün davranış ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim ki millî benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avıdır.”</p>
<p>“Bu dünyadan göçerek Türk milletine veda edeceklerin çocuklarına kendinden sonra yaşayacaklara, son sözü şu olmalıdır:</p>
<p>“Benim Türk milletine, Türk Cumhuriyeti’ne, Türklüğün geleceğine ait görevlerim bitmemiştir, siz onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.” Bu sözler, bir kişinin değil, Türk ulusunun duygusunun ifadesidir. Bunu her Türk bir parola gibi kendinden sonrakilere devamlı tekrar etmekle son nefesini verecektir. Her Türk ferdinin son nefesi, Türk ulusunun nefesinin sönmeyeceğini, onun sonsuz olduğunu göstermelidir. Yüksek Türk, senin için yüksekliğin sınırı yoktur. İşte parola budur.”</p>
<p><em> Atatürkçülük (Birinci Kitap); s. 83-85. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Din Hakkında Fikri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-din-hakkinda-fikri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2020 20:09:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk orman çiftliği]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve din]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün din hakkında fikri]]></category>
		<category><![CDATA[devlet işleri]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[millet ve din]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5136</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK’ü dine karşı gibi gösterme çabasındaki gerici ve tutucu çevrelerin gerçek amacı, Türkiye Cumhuriyeti’nin lâik ve demokratik yapısını&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK’ü dine karşı gibi gösterme çabasındaki gerici ve tutucu çevrelerin gerçek amacı, Türkiye Cumhuriyeti’nin lâik ve demokratik yapısını değiştirmektir. Her fırsatta dinin gerekli bir kurum olduğunu vurgulayan ATATÜRK dine değil dini kullanarak çıkar elde eden çevrelere karşı olmuştur. O, dinin Allah ile kul arasında bireysel bir sorun olduğunu, kimsenin bunu istismar etmeye hakkı olmadığını düşünürdü. Tüm uygulamalar ve yasal düzenlemeler de bu esasa uygun yapılmıştır. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ün dine bakış açısını yansıtması açısından önemlidir:<br />
&#8230;ATATÜRK’e Orman Çiftliği’nde baş başa kaldığımız bir gün, din hakkında ne düşündüğünü sordum. Bana dedi ki:<br />
“Din vardır ve gereklidir. Temeli çok sağlam bir dinimiz var malzemesi iyi, fakat bina, uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe, yeni harç yapıp binayı takviye etmek gereği hissedilmemiş. Aksine olarak, birçok yabancı unsur (tefsirler, hurafeler) binayı daha fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulmaz, tamir de edilmez. Ancak zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam temeller üstünde yeni bir bina kurmak gereği doğacaktır.<br />
Din bir vicdan meselesidir. Herkes, vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz, düşünüşe ve fikirlere karşı değiliz. Biz sadece, din, işlerini millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve eyleme dayanan gerici hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.”</p>
<p><strong>Asaf İlbay</strong></p>
<p><em>Banoğlu; s. 258-259. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk, Çanakkale Şehitleri ve Çanakkale&#8217;de Ölen Düşman Muharipleri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturk-canakkale-sehitleri-ve-canakkalede-olen-dusman-muharipleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2020 14:33:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten 20 Anı]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale şehitleri]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkalede ölen düşman muharipler]]></category>
		<category><![CDATA[iç işleri bakanı şükrü kaya]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul işgali]]></category>
		<category><![CDATA[mehmetçik anıtı]]></category>
		<category><![CDATA[mehmetçik anıtında söylenen sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Erendil]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[türk insanı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4875</guid>

					<description><![CDATA[Türk insanının ne düşündüğünü, neleri düşüneceğini ve neleri yapabileceğini en iyi bilen insanların başında ATATÜRK gelir. Çünkü o&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk insanının ne düşündüğünü, neleri düşüneceğini ve neleri yapabileceğini en iyi bilen insanların başında ATATÜRK gelir. Çünkü o hem Türklüğün hem de Türk kültürünün en nitelikli ve en seçkin simasıdır. Bu insan kendisini çok iyi tanımanın avantajıyla Türk insanının ruhunu ve düşüncelerini okuma becerisini her zaman göstermiştir. Yaşamında yanılgı ve başarısızlığın yer bulamamış olması da bundandır. Büyük insan ATATÜRK’ün, insan ATATÜRK’ün, Çanakkale bölgesine denetlemeye gidecek olan dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, veda için kendisini ziyarete geldiği zaman ona söylediği aşağıdaki sözleri; onun evrensel kişiliğini ve tarifi olanaksız hoşgörüsünü göstermektedir:<br />
-Çanakkale’ye gittiğin zaman aziz şehitlerimizi de ziyaret edeceksin. Bu görevi yapacağına şüphe yok. Yalnız nasıl bir nutuk söyleyeceksin. Ben söyleyeyim: Burada yatan aziz şehitlerimiz! Sizi hürmetle, saygı ile anıyoruz,diyeceksin. Mehmetçik anıtının başında, bütün yeteneğinle konuşacaksın. Burada rahat ve huzur içinde yatınız, diyeceksin. Siz olmasaydınız, siz göğüslerinizi çelik kalelere siper etmeseydiniz, bu boğaz aşılır, İstanbul işgal edilir, vatan toprakları istilâya uğrardı, diyeceksin.<br />
-Evet, böyle konuşacağım!<br />
-Hayır, hayır&#8230; Sen böylenin üstünde, çok daha başka konuşacaksın. Dünyaya seslenircesine konuşacaksın. Orada, Çanakkale’de yalnız bizim şehitlerimiz değil, bu toprak üstünde kanlarını döken insanları da o kahraman askerleri de hürmetle, saygıyla anacaksın.”<br />
-Paşam, ben bunları yapamam; çünkü bu sözler ancak sizin söyleyebileceğiniz yüksek sözlerdir.<br />
-Söyleyeceksin. Çanakkale’den dünyaya karşı böyle konuşacaksın. Senin böyle konuşman gerekir.”<br />
Şükrü Kaya ATATÜRK’ün yanından ayrılır ve gece tekrar buluşurlar. ATATÜRK, Şükrü Kaya’ya uzun bir kâğıt uzatır. Bu, Çanakkale’de söyleyeceği nutuktur. bizzat hazırlamıştır ve Şükrü Kaya, bu nutku alıp Çanakkale’ye gider. Orada Mehmetçiğin mezarı başında bu nutku söyler. Nutukta Şükrü Kaya’nın yabancı askerlere hitaben belirttiği cümleler şunlardır:<br />
“Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve rahat içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak ülkelerden evlâtlarını savaşa gönderen analar! Göz yaşlarınızı dindiriniz. Evlâtlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır.”<br />
Şükrü Kaya, ATATÜRK’ün toprağında yendiği milletlere karşı gösterdiği yüksek insanlık hislerinin ifadesini taşıyan cümleleri Çanakkale’de söyler, Ankara’ya döner.<br />
Meğer Mehmetçik Anıtı’nın başında söylenen bu sözleri kaydeden birkaç gazeteci varmış. Onlar bu sözleri gazetelerine bildirirler, nutuk dünyaya yayılır ve aradan hafta geçmeden Şükrü Kaya’ya telgraflar yağar. Ta Avustralya, Yeni Zelanda’dan günler sonra mektuplar gelir. Gözleri yaşlı analardan, kardeşlerden, siyasî şahsiyetlerden, askerlerden&#8230; Şükrü Kaya, bu konuşmasından dolayı tebrik edilir, takdir edilir.<br />
Oysaki söz, büyük askere aittir. Ve O büyük asker, dün yendiği milletlere karşı düşmanlık hissi beslememekte, en insanî, en medenî hislerle, dostluk elini uzatmaktadır ve bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri bakanına söyletmektedir. “Yurtta barış, cihanda barış”&#8230; ATATÜRK’ün bu sözünü dünya milletleri arasında düşmanlığın unutulmasından aldığı nasıl belli!</p>
<p><em> Erendil; s. 85-86.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Suikastı&#8217;na Atatürk&#8217;ün Cevabı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/izmir-suikastina-ataturkun-cevabi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Oct 2019 13:20:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[benim naçiz vücudum]]></category>
		<category><![CDATA[Cuhmuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[inkılap]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Suikastı'na Atatürk'ün Cevabı]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4349</guid>

					<description><![CDATA[30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi&#8217;nin imzalanmasını müteakip 19 Mayıs 1919 tarihinde başlayan Millî Mücadele, 24 Temmuz 1923&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi&#8217;nin imzalanmasını müteakip 19 Mayıs 1919 tarihinde başlayan Millî Mücadele, 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması ile tamamen sona ermiş ve Türk Devleti&#8217;ni kurma çalışmaları başlamıştı.</p>
<p>1923-1926 yılları arasındaki dönem, Türkiye&#8217;de Atatürk İnkılâpları&#8217;nın başlama ve yerleşme dönemidir. Ancak inkılâplara karşı olanların hedefi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk olmuştur. 15 Haziran 1926 tarihinde ortaya çıkarılan İzmir Suikastı sonrasında Atatürk, Anadolu Ajansı&#8217;na verdiği demeçte:</p>
<p>&#8220;&#8230;Alçak teşebbüs benim şahsımdan ziyade mukaddes Cumhuriyetimize ve onun istinat ettiği yüksek prensiplerimize müteveccih (yönelmiş) bulunduğuna şüphe yoktur.. Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet pâyidar kalacaktır.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Cumhuriyet İle İlgili Sözleri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-cumhuriyet-ile-ilgili-sozleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Oct 2019 00:33:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[19.12.1930 Cumhuriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[1929]]></category>
		<category><![CDATA[1930]]></category>
		<category><![CDATA[1933]]></category>
		<category><![CDATA[1936]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Cumhuriyet İle İlgili Sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ayın Tarihi Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt I]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt V]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet fazilettir]]></category>
		<category><![CDATA[En Büyük Kaybımız]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[inkılap]]></category>
		<category><![CDATA[peyami safa]]></category>
		<category><![CDATA[Sayı 68]]></category>
		<category><![CDATA[türk milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4340</guid>

					<description><![CDATA[Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare; Cumhuriyet idaresidir. 1924 Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare; Cumhuriyet idaresidir.</p>
<blockquote><p><strong>1924</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bütün dünya bilsin ki, benim için bir taraflılık vardır: Cumhuriyet taraftarlığı, fikirsel ve sosyal inkılâp taraftarlığı&#8230; Bu noktada yeni Türkiye toplumunda bir kişinin bile bunun dışında kalacağını düşünmek istemiyorum.</p>
<blockquote><p><strong>1924</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türkiye Cumhuriyeti yalnız iki şeye güvenir. Biri milletin kararı, diğeri en acı ve zor şartlar içinde dünyanın takdirlerini hakkı ile kazanmaya layık olan ordumuzun kahramanlığı; bu iki şeye güvenir.</p>
<blockquote><p><strong>1924</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Milletin uyanıklığına, milletin ilerlemesine, olgunlaşmasına ve yeteneğine güvenerek, milletin azminden asla şüphe etmeyerek Cumhuriyetin gereklerini yapacağız.</p>
<blockquote><p><strong>1924</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bugünkü hükümetimiz, devlet teşkilatımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki, onun ismi Cumhuriyettir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millettir ve millet hükümettir. Artık hükümet ve hükümet mensupları kendilerinin milletten ayrı olmadıklarını ve milletin efendi olduğunu tamamen anlamışlardır.</p>
<blockquote><p><strong>1925</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Cumhuriyet yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. Cumhuriyet idaresi, faziletli ve namuslu insanlar yetiştirir.</p>
<blockquote><p><strong>1925</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuzluğa kadar yaşayacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>1926</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Cumhuriyetin iç ve dış siyaseti; gelecekte bile onuru, kuvveti ve yönü ile ve Türk milletinin güçlerini onun refahını ve gelişmesi için yöneltmesi ve bir noktada birleştirmesi ve toplaması ile seçkinleşecektir.</p>
<blockquote><p><strong>1927</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Milli azim ve bilincin kıymetli eseri olan değerli Cumhuriyetin bugünkü ve yarınki neslin demir ellerinde her an yükselip sağlamlaşacağına güvenim tamdır.</p>
<blockquote><p><strong>1927</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt V</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Cumhuriyetin iç siyaseti vatandaşın yaşayışını hiçbir etki, baskı ve sataşmanın tesirinde bırakmaksızın sağlamaktadır.</p>
<blockquote><p><strong>1929</strong></p>
<p><strong>Ayın Tarihi Dergisi, Sayı 68, 1929</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yolunda çalıştığınız büyük kutsal ideali halkın kalbinde bir fikir halinden bir his haline getirmelisiniz. Demokrasinin ne olduğunu halka anlatmak, madde madde açıklamak lazımdır. Cumhuriyeti, onun gereklerini yüksek sesle anlatınız. Onlara Cumhuriyet prensiplerini sevdiriniz. Bunu kalplere yerleştirmek için hiçbir fırsatı kaçırmayınız.</p>
<blockquote><p><strong>1930</strong></p>
<p><strong>19.12.1930 Cumhuriyet Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir.</p>
<blockquote><p><strong>1933</strong></p>
<p><strong>Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Ayşe Afet İnan</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Cumhuriyet, yeni ve sağlam esaslarıyla, Türk milletini güvenli ve sağlam bir gelecek yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle, büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur.</p>
<blockquote><p><strong>1936</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türkiye Cumhuriyeti; her anlamda, büyük Türk milletinin öz ve değerli malıdır. Kıymetli evlatlarının elinde daima yükselecek, sonsuzluğa kadar yaşayacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>En Büyük Kaybımız, Peyami Safa</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Millete İnancı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-millete-inanci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 17:51:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[amasya]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Millete İnancı]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[galiçya]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkasya]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2573</guid>

					<description><![CDATA[Benim için en büyük koruma yeri ve yardım kaynağı ulusun kucağıdır. Ağustos 1919, Nutuk Amasya panayırında, acınacak halde&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Benim için en büyük koruma yeri ve yardım kaynağı ulusun kucağıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1919, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Amasya panayırında, acınacak halde bulunan halkı görünce, Atatürk arkadaşına:<br />
&#8211; Bak kardeşim, böyle bir ulustan nasıl ayrılırsın? Bu eski püskü giysiler içinde acınacak halde gördüğün şu insanlar yok mu? Onlarda öyle yürek, öyle bir maya vardır ki, olmaz şey! Çanakkale&#8217;yi kurtaran bunlardır. Kafkasya&#8217;da, Galiçya&#8217;da, şurada burada arslanlar gibi çarpışan, bin türlü yokluğa aldırmayan bunlardır.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1919, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben, ölümlü olan Mustafa Kemal; ötekisi ulusun hep içinde yaşattığı Mustafa Kemal. Ben onu temsil ediyorum. Herhangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa, beni bir Türk anası doğurmadı mı? Türk anaları başka Mustafa Kemal&#8217;ler doğurmayacaklar mı? Verimlilik ulusundur, benim değil.</p>
<blockquote><p><strong>1921</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, giriştiğimiz büyük işlerde, ulusumuzun yüksek yeteneği ve yüksek sağduyusu başlıca yol göstericimiz ve başarımızın kaynağı olmuştur.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusun bütün bireyleri gibi, ulusal davamızda benim de çalışmalarım olmuşsa da, görülen işlerde bir yürütüm gücü varsa ve başarı olmuşsa, bunu bana yöneltmeyiniz. Bunu ancak ve ancak bütün ulusun manevi kişiliğine veriniz. Ben ulusun bu yüce manevi benliği içinde önemsiz bir birey olmakla mutluyum. Baylar, ulus bir bütün olarak, tek bir manevi kişi olarak birleşmiş bir topluluk halinde ortaya çıktı ve bu yüce birliği koruyarak kendisine düşman olanları ortadan kaldırdı.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Ben ve benim gibi sevdiğinize kuşku olmayan arkadaşlarla beraber vicdanımıza düşen görevi yerine getirdik. Bu konuda bizi yüreklendiren siz ve sizi var eden büyük kalpli analar ve babalarımız ve bu ulustur.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Benim kişisel olarak güç ve erkim, halkın bana gösterdiği güven ve inançtan başka bir şey değildir. Bu güven sürdükçe ben de bu güvene layık olmayı sürdürecek ve geleceğe bu karşılıklı güvenle hep birlikte yürüyerek, Tanrı&#8217;nın izniyle, pek az zamanda ulusa refah ve mutluluk sağlayacak büyük amacımıza ulaşacağız.</p>
<p>***</p>
<p>Ben sanıyorum ki, ulus bireylerinin hiçbirinden üstün değilim. Ben çok girişimde bulunduysam bu, benden değil ulusun özünden kaynaklanan girişimlerdir. Sizler olmasaydınız, sizin vicdanlarınızın eğilimi bana bir dayanak noktası olmasaydı ben hiçbir girişimde bulunamazdım. Ulusun üstün niteliklerini kişilere yönelten anlayış, eski yönetimlerin sistem ve yöntem biçiminden kaynaklanmaktaydı.</p>
<p>***</p>
<p>Her zaman yinelemek zorunda kalıyor ve yinelemede yarar görüyorum! Eğer ben ulusa herhangi bir hizmette bulunmuşsam, eğer ben herhangi bir girişime önayak olmuşsam, bu hizmet ve girişimin temel kaynağı, saygılar ve sevgilerle bağlı bulunduğum, bundan sonra da saygı ve sevgiyle bahtlılık ve mutluluğuna varlığımı, yaşamımı vereceğim sevgili ulusumdur. Bir ulusta güzel şeyler düşünen insanlar, olağanüstü işler yapmaya yetenekli kahramanlar bulunabilir. Ancak böyle kişiler yalnız başlarına hiçbir şey yapamazlar; meğer ki, genel bir duygunun etkeni, temsilcisi olsunlar. Ben ulusumun düşünceye duygularını yakından bilmek, sevgili ulusumda gördüğüm yetenek ve ihtiyacı belirtmekten başka bir şey yapmadım. Onun bu yetenek ve duygularım bilmekle övünüyorum. Ulusumdaki, bugününkü zaferleri elde edebilecek özelliği görmüş olmak! işte bütün mutluluğum budur.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Önemli bir görevin yerine getirilmesinde benden önce girişime geçen ulus olmuştur. Benim şu, ya da bu nedenle ertelediğim önemli görev için ulus beni uyarmış ve o görevi yaptırmıştır. Bunu ulusun ortak ruhundaki yücelik ve olgunluğa parlak bir örnekle belirtiyorum.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Milli Mücadeleyi yapan doğrudan doğruya ulustur. Ulus, savaşı analarıyla, babalarıyla, kız kardeşleriyle kendisine ülkü edindi. Biliyorsunuz ki, yüzyıllarca olagelen savaşlar ve onların sonuçları olarak tarihe geçen büyük zaferler vardır. Fakat o zaferleri elde edenler kendi ülküleri için değil , şunun bunun suçuna kul köle olarak hareket etmiştir. Oysa, milli mücadelede kişisel tutku değil, ulusal onur gerçek güdü olmuştur.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Ülke ve ulus hizmetlerinde önder olmak isteyenlerin esin kaynağı, ulusun gerçek duyguları ve istekleridir. Bizim sözü edilmeye değer bir davranışımız varsa o da ulusun duygu ve eğilimleri ile ilişki kurmaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Her türlü başarının sırrının, her türlü gücün, erkin gerçek kaynağının ulusun kendisi olduğuna inancım tamdır.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Benim değersiz vücudum bir gün elbette toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır; ve Türk ulusu güvenlik ve mutluluğunu güvence altına alan ilkelerle uygarlık yolunda duraksamadan yürümesini sürdürecektir.</p>
<blockquote><p><strong>19 Mayıs 1926, Hakimiyet-i Milliye gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben 1919 yılı Mayıs&#8217;ı içinde Samsun&#8217;a çıktığım gün elimde maddi hiçbir güç yoktu. Yalnız büyük Türk ulusunun soyluluğundan doğan benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir güç vardı. İşte ben, bu ulusal güce , bu Türk ulusuna güvenerek işe başladım.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1927, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben gerektiği zaman en büyük armağanım olarak Türk ulusuna canımı vereceğim.</p>
<blockquote><p><strong>12 Temmuz 1927, Ulus</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben ulusun vicdanında ve geleceğinde sezinlediğim doğuştan büyük gelişim yeteneğini, ulusal bir sır gibi vicdanımda taşıyarak yavaş yavaş toplumumuza uygulatmak zorundaydım.</p>
<blockquote><p><strong>1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Cumhurbaşkanı olarak, Cumhuriyetin yasalarına ve ulusal egemenlik ilkelerine uyacağım ve bunları savunmaya ve Türk ulusunun mutluluğuna içten bağlı olarak bütün gücümle çalışacağıma, Türk devletine yönelecek her tehlikeye şiddetle karşı koyacağıma, Türkiye&#8217;nin ün ve onurunu korumaya ve yükseltmeye ve üstlendiğim görevin gereklerine kendimi adayacağıma önünüzde namusum üzerine söz vererek and içerim.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1931, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Sizden olan bir kişiye kendinizden fazla önem vermeyiniz. Her şeyi ulusun bir bireyinin onur ve değeri üzerinde toplamak, geçmişe, bugüne ve yarına ilişkin toplum sorunlarının aydınlatılmasını bu yüksek sosyal toplumun alçak gönüllü bir kişisinden beklemek elbette doğru değildir. İçinizden bir kişiyi çok sevebilirsiniz. Ancak bu sevgi ulusal varlığınızı herhangi bir kişiye bağlamaya sizi sürüklememelidir. Bunun tersine davranış kadar büyük bir yanılgı olmaz.</p>
<blockquote><p><strong>Gördüklerim ve Çektiklerim, Ahmet Emin Yalman</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Basının Önemi ve Güvencesi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/basinin-onemi-ve-guvencesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 15:46:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[Basının Önemi ve Güvencesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[fetva]]></category>
		<category><![CDATA[irtica]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[mürteci]]></category>
		<category><![CDATA[şeriat]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2551</guid>

					<description><![CDATA[Basın hiçbir biçimde kimsenin hükmü ve etkisi altında tutulamaz. Eylül 1919, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III Baylar,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Basın hiçbir biçimde kimsenin hükmü ve etkisi altında tutulamaz.</p>
<blockquote><p><strong>Eylül 1919, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, bir toplumun ortak ve genel duygu ve düşünceleri vardır. Toplumların değerleri, uygarlık düzeyleri, istek ve eğilimleri ancak bu genel duygu ve düşüncelerin açığa çıkması, belirmesi derecesiyle anlaşılır. Bir toplumu yöneten insanlar için, bir toplumun durumu üzerinde hüküm verebilecek dostlar ve düşmanlar için ölçü, bu toplumun kamuoyundan anlaşılan yetenek ve değerdedir. Bu nedenle uluslar kamuoylarını dünyaya tanıtmak zorundadır. Bütün dünyanın kamuoyunu öğrenmek ise yaşam gereklerinin düzenlemesi için zorunludur. Bu konuda ise eldeki araçların birincisi ve en önemlisi basındır; ulusun genel sesidir. Bir ulusu aydınlatmada ona doğru yolu göstermede, bir ulusun ihtiyacı olduğu düşünce besinini sağlamakta, sözün kısası, bir ulusu mutluluğa ulaştıracak olan ortak doğrultuda yürümesini sağlamada basın başlı başına bir güç, bir okul, bir kılavuzdur. Önem ve yüceliği uygar dünyada tam bir açıklık kazanmış olan basına hükümetimizin birinci derecede önem vermesi, bu yolda yapacağı çalışmayı ulusa yapmakla yükümlü olduğu yararlı hizmetlerin başında geleni sayması, yüce Meclisin kesinlikle isteyeceği şeylerdendir.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yaşam felsefesinin garip bir belirtisidir ki, her yararlı ve yeni şeye karşı, ne olursa olsun, bir güç çıkar. Buna bizim dilimizde irtica (gericilik) derler. İşte bu gericiliğin yok edilmesi için gerekli önlemler önceden alınmış olmalıdır. Bütün ulus güven ve iç rahatlığı içinde olmalıdır; çünkü, devrimi yapanların bu gibi olumsuz güçleri çıktığı yerde yok edecek gücü, yetenekleri ve önlemleri vardır. Kesinlikle yinelerim ki, ulusun egemenliği sonsuzdur.</p>
<p>***</p>
<p>Ulusumuz, üç buçuk yıllık bir zamana sıkıştırılması olanağı olmayan çok büyük bir devrim yapmıştır. Gerçekten, yüzyıllardan beri uymaya çalıştığımız bir yönetim biçiminin dışına çıkarak, dünyada benzeri bulunmayan bir devlet kurduk. Bu yenileşmenin kesinlikle karşıt bir eyleme yol açacağını hatırımızdan çıkarmamak gerekir. Bu eylemlere özel deyimiyle &#8220;irtica gericilik&#8221; derler. Yaptığımız işler ve aldığımız sonuçlara göre böyle gericilik olaylarını her zaman bekleyebiliriz. Kanla yapılan devrimler daha sağlam olur; kansız devrimler sonsuzlaştırılamaz. Ancak biz bu devrime ulaşmak için gereği kadar kan döktük. Bu kanlar yalnız savaş meydanlarında değil, ülke içinde de döküldü. Biliyorsunuz, Hendek&#8217;te, Bolu&#8217;da, Konya&#8217;da ve başka yerlerde birçok ayaklanmalar oldu ve bunların hepsi bastırılarak sorumluları cezalandırıldı. Dilerim ki yeter kan dökülmüş olsun ve bundan böyle kan dökülmesin! Mutlu devrimimize karşı düşünce ve duygu besleyenleri aydınlatmak, onlara doğru yolu gösterme aydınlara düşen ulusal ödevlerin birincisi ve en önemlisidir.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Basının genel yaşayışımızda, siyaset yaşamında ve Cumhuriyetin gelişip ilerlemesinde üzerine düşen görevleri anmak isterim. Basının tam ve engin özgürlüğünü iyi kullanması ne denli dikkat isteyen bir durum ortaya çıkardığını belirtmeyi de gereksiz bulurum. Yasaların her türlü sınırlamalarından önce bir yazarın bilime, ihtiyaca ve kendi siyasal görüşlerine olduğu kadar, yurttaşların haklarına ve ülkesinin, her türlü özel görüşlerin üstünde olan yüksek çıkarlarına da dikkat etmek ve saygılı olmak manevi zorunluğu, asıl bu zorunluk, genel düzeni sağlayabilir; bununla beraber bu yolda bir kusur, bir sürçme olsa bile, bu kusuru düzeltecek etken ve araç, geçmişte sanıldığı gibi basın özgürlüğünü kısıtlayan bağlar değildir. Tersine, basının neden olduğu zararları gidermenin aracının gene de basın özgürlüğünün kendisi olduğu inancındayız.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Gazeteler yürürlükte olan yasalar çerçevesi içinde özgürdür. Ancak bunların dışına çıktıkları zaman kovuşturmaya uğrarlar. Gazeteler, yasalara ve genel çıkarlara aykırı davranışları bilir veya onlara tanık olursa, gerekli yayınlarda bulunmalıdırlar.</p>
<blockquote><p><strong>1923, İ.Y</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusumuz, bağımsızlık savaşında, ne şeyhülislamların &#8220;dinin gereğidir&#8221; diye &#8220;irtica&#8221; çağrısı yapan fetvalarına, ne halife ve padişahın camilerden çalınan ve ayetlerle, hadislerle süslenmiş ve yaldızlanmış sancakları başlarında taşıyan halife ordularına, ne ulusal savaşa devamın hiç bir yarar sağlamayacağından başka büsbütün çöküşe ve yok olmaya neden olacağını ileri sürerek ulusu bağımsızlık ve egemenliğine önem vermemeye zorlayan Babıali ileri gelenlerinin aymazca ve bilgisizce çabalarına ve nihayet ne de uçaklarıyla halife padişahın bildirilerini savaşan ordumuzun saflarına atan ve halife adına hareket ettiğini söyleyen Yunan ordusunun aldatmacalarına hiç ilgi göstermedi, göstermez ve göstermeyecektir. Özellikle bundan sonra kesinlikle göstermeyecektir. Çünkü ulus yüzyıllardır bu gibi gericilerin, bilgisizlerin, ikiyüzlülerin, çıkarcıların serserilerin sözlerine inanmak saflığını gösterdiğindendir ki, bugün sazdan, çamurdan ilkel kulübelerde oturmak zorunda kalmış; çıplak ayaklarıyla, çıplak vücutlarıyla, çamurların, karların, yağmurların acımasız şamarları altında yeniden aklını başına toplamak zorunda kalmıştır.</p>
<blockquote><p><strong>1923; İ.Y</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Unutulmamalıdır ki, ulusun egemenliğini bir kişide, ya da birkaç kişinin elinde bulunmasından çıkar bekleyen cahil ve aymaz insanlar vardır. Hükümdarlar kendilerinde var olduğunu sandıklan bir gücün temsilcisi sayarlar ve bundan zevk alırlar. Fakat onların çevresindeki çıkarcılar buna dinsel bir nitelik vererek bütün ulusu aldatmaya, doğru yoldan saptırmaya çalışırlar. Nitekim şimdiye kadar çalışmışlardır da. Sonunda ulusun kulağı bu seslerle dolar ve ulus kulağını dolduran bu sözleri dinin gerekleri ve katıksız gerçek sayar. Böylelerine &#8220;mürteci-gerici , eylemlerine de &#8220;irtica denir. &#8220;Fetva ile ya da şu veya bu görüşlerle ulusu irticaya sürüklemek isteyenlerin yeri zindan olacaktır. Kesinlikle ve çekinmeden söylerim ki, ulusal egemenliğimizin en küçük bir yönünü şu veya bu biçimde sınırlamak isteyenler en koyun &#8220;mürteci&#8221;lerdir. Böylelerine karşı ulusun yapacağı şey anlan parçalamaktır.</p>
<blockquote><p><strong>1923; İ.Y</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türk basını, ulusun gerçek sesi ve iradesinin belirtisi olan Cumhuriyetin çevresinde bir kale oluşturacaktır. Bir düşünce kalesi, bir görüş kalesi. Basınla ilgili kişilerden bunu istemek Cumhuriyetin hakkıdır. Bugün ulusun içtenlikle bir birlik ve dayanışma halinde bulunması zorunludur. Bütün halkın esenliği ve mutluluğu bundadır. Uğraş daha bitmemiştir. Bu gerçeği ulusun kulağına, ulusun vicdanına gerektirdiği ulaştırmada basının görevi çok, çok önemlidir.</p>
<blockquote><p><strong>Şubat 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Aslında Türkiye&#8217;de &#8220;gerici mürteci yoktur. Kuruntu vardı, işkillenme vardı. Cumhuriyetin ilanı ve bunun zorunlu gereklerinden olan gereksiz kuruluşların kaldırılması üzerine herkesin açıkça gördüğü manzara, o kuruntulu ve işkilli kişiler için de iç açıcı olmuştur. Bundan sonra yalnız bir şey akla gelebilir. O da bazı bayağı politikacıların, adi çıkarcıların o kuruntu ve hayali uyandırmaya çalışmaları. Bu da tutkularını ve çıkarlarını karşılama düşüncesinden başka bir şey değildir. Emin olmanızı isterim ki, bütün varlığımla güven vermek isterim ki, böyleleri, her ne biçim ve yolla olursa olsun varlıkları sezinlendiği gün, Türk ulusu tarafından acımasızca ezilmeye hedef olmak tan kurtulamayacaklardır. Artık Türkiye, din ve şeriat oyunlarına sahne olmayacak kadar yüksektir. Böyle oyuncular varsa kendilerine başka sahne arasınlar. Geçmişin aymazlıkları, pas tutmuş araçları Türkiye halkının kafasından silinmiştir, bunda kimsenin kuşkusu, kararsızlığı olamaz. Vardığımız mutlu durumdan bir adım geri gitmek söz konusu olamayacağı kesin bir gerçektir. Türkiye&#8217;de Cumhuriyet vardır ve Cumhuriyetseverler vardır. Bu kutsal varlıkları yıkıcı kişiler artık Türkiye havasını zehirlenmeden teneffüs edemezler.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Kamuoyu gibi gösterilmek istenen yapay düşünceler, bir bakıma özel düşünceler sayılabilir. Değerli ve yararlı oldukları görülürse dikkate alınır. Fakat genel yönetimde uyulması gereken kurallar niteliğinde sayılmazlar.</p>
<blockquote><p><strong>5 Ocak 1925, Vakit Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>İnsanların vicdanınla ilgili nitelikleri, basın özgürlüğü, siyasal özgürlük gibi daha ilk bakışta çok değerli olan etkenlerin, toplumu acılara ve yozlaşmaya sürükleyecek yanlış bir anlayışla kullanılmasına toplumun kendi varlığı ve yaşama nedeni engel olacaktır. Sayın baylar; basın özgürlüğünün sakıncalarını gidermenin gene basın özgürlüğüyle sağlanabileceği yolunda bu yüce Meclis&#8217;in yol gösterici ilkeler, eğer Cumhuriyetin ruhu olan erdemden yoksun atak kimselere basın alanında eşkiyalık fırsatını verirse, eğer okuyucu kandırıp aldatmayı iş edinenlerin düşünce alanındaki uğursuz etkileri, tarlasında çalışan masum yurttaşların kanlarının akmasına, yuvaların dağılmasına yol açarsa ve eğer eşkıyalığın en zararlısını benimseyen bu gibi aldatıcılar yasaların hoşgörülüğünden yararlanma olanağını bulurlarsa, Büyük Millet Meclisi&#8217;nin önlem alıcı, yok edici elinin uzanması ve uyarması elbette bir ödev olur. Besbellidir ki, Cumhuriyet çağının kendi anlayışını ve ahlaksal değerleriyle donanmış basını gene ancak Cumhuriyet&#8217;in kendisi yetiştirir. Bir yandan, geçmiş zamanların basılı kağıtlarının ve bunları çıkaranların düzelmelerine olanak olmayanlar ulusun gözünde belirli bir görüş alırken, öte yandan, Cumhuriyet basınının arı ve verimli alanı genişlemekte ve yükselmektedir. Büyük ve soylu ulusumuzun yeni çalışma ve uygarlık yolundaki yaşamını kolaylaştırıp isteklendirecek olan işte bu yeni anlayıştaki basın olacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ülkede kalem özgürlüğünün de, demokrat bir yönetime yakışır bir ağırbaşlılıkla kullanılmasında daha dikkatli davranıldığını ummak isterim. Özgürlüğün kötüye kullanılışı sonucu bir çok felakete uğramış olan bu ülkede, böyle bir dikkatin özellikle gerektiğine inanıyorum.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1930, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Balkan Anlaşması (Antantı)</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/balkan-anlasmasi-antanti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 11:54:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Arnavutluk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Balkan Anlaşması (Antantı)]]></category>
		<category><![CDATA[Bulgaristan]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Romanya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[uygar]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yugoslavya]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2473</guid>

					<description><![CDATA[Balkan ulusları, bugün Arnavutluk, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan, Yugoslavya ve Türkiye gibi bağımsız siyasal varlıklar halinde bulunuyorlar. Bütün bu&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Balkan ulusları, bugün Arnavutluk, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan, Yugoslavya ve Türkiye gibi bağımsız siyasal varlıklar halinde bulunuyorlar. Bütün bu devletlerden olan uluslar yüzyıllarca beraber yaşamışlardır. Denebilir ki, son yüzyılda oluşan bugünkü Balkan devletleri, içlerinde Türkiye Cumhuriyeti de olmak üzere, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun yavaş yavaş parçalanmasının ve sonunda tarihe gömülmüş olmasının tarihsel sonucudur.</p>
<p>***</p>
<p>Balkan ulusları, toplumsal, siyasal, ne görüşte olurlarsa olsunlar, onların Orta Asya&#8217;dan gelmiş aynı kandan, yakın soylardan ataları bulunduğunu unutmamak gerekir. Karadeniz&#8217;in kuzey ve güney yollarıyla binlerce yıl deniz dalgaları gibi birbiri ardına gelip Balkanlar&#8217;a yerleşmiş olan insan toplulukları başka başka adlar taşımış olmalarına karşın, gerçekte bir tek beşikten çıkan ve damarlarında aynı kan dolaşan kardeş topluluklardan başka bir şey değillerdir. Görüyorsunuz ki, Balkan ulusları yakın geçmişten ziyade uzak ve derin geçmişin kırılmaz çelik halkalarıyla birbirine pe­kala bağlanabilir. Binbir türlü insanlara özgü tutkularla, din ayrılıklarıyla, bazı tarihsel olayların bıraktığı dargınlık izleriyle geçmiş zamanlarda gevşetilmiş hatta unutturulmuş olan gerçek bağların yeniden kurulmasının gerekli ve yararlı olduğu, insanlığa yakışır yeni bir döneme girdik. Bir an için bütün bu geçmişe gömülmüş anıları bir yana bıraksak bile bugünün gerçek gerekleri, Balkan uluslarının, çağın saymak ve uymak zorunda kaldığı yepyeni koşullar ve geniş bir görüş açısı altında birleşmelerindeki yararın büyük olduğunu göstermektedir. Balkan birliğinin temel ve amacı, karşılıklı siyasal bağımsızlığa saygıyla gözeterek ekonomik alanda, kültür ve uygarlık alanlarında işbirliği yapmak olunca, böyle bir amaç bütün uygar insanlarca kuşkusuz övgüyle karşılanacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1931, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Amacı Türkiye&#8217;nin güvenliği olan ve hiç bir ulusa karşı olmayan bir barış yolunu izlemek bizim her zaman ilkemiz olacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1931, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Dostlar arasında doğruluktan şaşmayan bir durumun korunması bizim her zaman önem verdiğimiz bir ilkedir.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1932, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Barışın bozulmuş olmasından acı duymak olanaksızdır. Bugün ciddi anlaşmazlıkların ortadan kalkması uygar insanlığın başlıca dileği olmalıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1935, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
