<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tümen &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/tumen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 11:58:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>tümen &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yenilseydik Sorumlu Ben Olacaktım</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/yenilseydik-sorumlu-ben-olacaktim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 22:04:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[30 Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[binbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[kolordu]]></category>
		<category><![CDATA[sadi ırmak]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluk bana ait olacaktı]]></category>
		<category><![CDATA[tümen]]></category>
		<category><![CDATA[yarbay]]></category>
		<category><![CDATA[yenilseydik]]></category>
		<category><![CDATA[Yenilseydik Sorumlu Ben Olacaktım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4559</guid>

					<description><![CDATA[Sadi Irmak anlatıyor: Atatürk&#8217;le sohbet ediyorduk. Bir aralık konu İstiklâl Savaşı&#8217;na geldi. Dikkat ettim, binbaşılar dahil her komutanın&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sadi Irmak anlatıyor:</p>
<p>Atatürk&#8217;le sohbet ediyorduk. Bir aralık konu İstiklâl Savaşı&#8217;na geldi. Dikkat ettim, binbaşılar dahil her komutanın hangi birliği komuta ettiğini, nerede bulunduğunu, -bir gün önce olmuş gibi- hatırlıyordu. O savaş ki araç, gereç, personel kıtlığı bugün güç tasavvur edilirdi. Tümenlere binbaşılar, kolordulara yarbaylar komuta ediyordu! Fakat bu kadro canını dişine takmış bir ekipti. Var olmak ya da olmamak bu savaşın sonucuna bağlıydı.</p>
<p>30 Ağustos bu ruh haletinin eseriydi. Böyle bir dramı, hem yazarı, hem baş aktörünün ağzından dinlemek müstesna bir mutluluktu. O anılar Atatürk&#8217;ü coşturdukça, coşturuyordu. Anlatmalarında abartma yoktu. Ama bu anlayış öylesine canlı, öylesine plastikti ki, hepimiz heyecandan heyecana sürükleniyorduk. Savaşı her saniyesiyle anlattıktan sonra şöyle bağladı:</p>
<p>&#8220;İşte büyük zafer böyle ortak bir eserdir. Şerefler de ortaktır.&#8221;</p>
<p>Bu alçakgönüllülük şaheseriyle konunun kapanacağını tahmin ediyorduk. Bu arada Atatürk bir duraklama yaptı. Sonra içine dönük, adeta kendisiyle konuşur gibi ilave etti:</p>
<p>&#8220;Ama yenilseydik sorumluluk ortak olmayacak yalnız bana ait olacaktı.&#8221;</p>
<p>Bu belagat karşısında gözyaşımı tutamadım. Tarihin, zaferleri kendine mal eden yenilgileri ise maiyetine yükleyen sahte kahramanlarını hatırladım.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Samsun Yolculuğu ve Samsun&#8217;a Varış</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/samsun-yolculugu-ve-samsuna-varis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Oct 2019 12:04:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[bandırma vapuru]]></category>
		<category><![CDATA[damat ferit paşa]]></category>
		<category><![CDATA[galata rıhtım]]></category>
		<category><![CDATA[işgal]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[kız kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç'tan Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[sahil]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun Yolculuğu ve Samsun'a Varış]]></category>
		<category><![CDATA[Sinop]]></category>
		<category><![CDATA[tümen]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4321</guid>

					<description><![CDATA[Galata rıhtımından, 16 Mayıs günü akşamüzeri kalkan bir motorla Bandırma vapuruna geldik. Vapur, Kızkulesi açıklarında demir atmış bizi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Galata rıhtımından, 16 Mayıs günü akşamüzeri kalkan bir motorla Bandırma vapuruna geldik. Vapur, Kızkulesi açıklarında demir atmış bizi bekliyordu. Hemen hareket ettik.</p>
<p>Karadeniz&#8217;de müthiş bir dalga vardı. Vapurumuz, denizde fındık kabuğu gibi sallanıyordu. Bizleri deniz tutmuştu. Boyuna kusuyorduk. Kamaramızdan dışarı çıkamaz hale gelmiştik. Deniz biraz durulunca güverteye çıkıyor, biraz hava alıyorduk. O zaman Atatürk de kaptan köşküne çıkıyor kaptana emirler veriyordu.</p>
<p>18 Mayıs günü, öğleye doğru Sinop&#8217;a gelindi. Deniz biraz sakinleşmişti. Sinop açıklarında vapurumuz demirledi.</p>
<p>Atatürk, Samsun&#8217;da ordu müfettişi olarak gösterişli bir karşılama yapılsın istiyordu. Bu ilgiyi kendisi için istemiyordu; fakat hem dış güçlere karşı bir gözdağı olur, hem de morali bozulmuş halk üzerinde etkileyici bir rol oynar düşüncesinde idi. Çünkü Samsun&#8217;da bile bir İngiliz kontrol birliği yerleşmiş; yöredeki bütün milli hareketleri kontrol ediyor ve gerekli önlemleri Osmanlı hükümetine aldırıyordu. Bu nedenle, gemiye istenen bir sandalla sahile çıkıp telgrafhaneden, Samsun Tümen Komutanlığı&#8217;na, Samsun&#8217;a gelmekte olduğumuzu bildiren bir telgraf çektik. Bazı ihtiyaçları da alarak gemiye geri döndük. Hemen hareket edildi.</p>
<p>Fakat denize açılınca vapur yine sallanmaya başladı. Hepimiz sarhoş gibi idik. &#8220;Allahım, sahile hayırlısı ile bir çıksak&#8221; diye dua ediyorduk.</p>
<p>Nihayet 19 Mayıs 1919 günü sabahı saat 6 sularında gün ağarırken Samsun görüldü. Deniz de iyice sakinlemişti. İnmek için hazırlıklara başladık. Hepimiz perişandık. Sağ salim karaya çıkacağımız için Allah&#8217;a şükrediyorduk.</p>
<p>Bir ara vapurun güvertesine bir göz attım. Bir de baktım ki, Atatürk tıraş olup, tertemiz paşa elbiselerini giyinmişler; sapasağlam ve dipdiri, bir heykel gibi, bir kuvvet ilahı gibi elleri arkalarında Samsun&#8217;a bakmıyorlar mı?</p>
<p>Sanki fındık kabuğu gibi üç gündür sallanan bu vapurla o yolculuk yapmamışlardı.</p>
<p>Ben, onu görünce halimizden utandım. Çünkü, Atatürk de bir kara subayı idi. Kendileriyle ta Halep&#8217;ten beri beraberdim.</p>
<p>Belki de, on defa açık denizde yolculuk yapmamışlardı. Hemen kamaralarımıza koşarak kendimize çeki düzen verdik. Tıraş olup, kılık kıyafetimizi Atatürk&#8217;e uyacak şekilde düzelttik. Sonra küçük bir sandalla sahile çıktık.</p>
<p>Sahilde bizi, derme çatma bir bando ve oradan buradan toplanan derme çatma küçük bir askeri birlik ve halk karşıladı.</p>
<p>Sahile çıkar çıkmaz, emrindeki bütün askeri birlik ve idare amirliklere telgraf çektirerek son askeri durum hakkında acele rapor ve bilgi vermelerini emrettiler.</p>
<p>Ertesi gün, İzmir&#8217;in işgali nedeniyle Sadrazam Damat Ferit Paşa&#8217;ya, &#8220;İzmir&#8217;in Yunanlılar tarafından işgali; yakından ilgilendiğim ordu mensuplarını ve milleti düşünülemeyecek derecede üzmüştür. Bu gibi hareketleri kesinlikle kabul etmeyeceklerdir&#8221; diye telgraf çekmişlerdir.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazi Esir Yunan Başkumandanını Nasıl Kabul Etti?</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/gazi-esir-yunan-baskumandanini-nasil-kabul-etti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Oct 2019 07:10:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[afyon]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Diyonis]]></category>
		<category><![CDATA[fırka]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi Esir Yunan Başkumandanını Nasıl Kabul Etti?]]></category>
		<category><![CDATA[gazi paşa]]></category>
		<category><![CDATA[general]]></category>
		<category><![CDATA[Hilal-i Ahmet]]></category>
		<category><![CDATA[intihar]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[Siirt Mebusu Mahmut Bey]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[telsiz]]></category>
		<category><![CDATA[topçu]]></category>
		<category><![CDATA[Trikopis]]></category>
		<category><![CDATA[tümen]]></category>
		<category><![CDATA[Uşak]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan başkumandanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4095</guid>

					<description><![CDATA[Salih Bozok anlatıyor: &#8220;..İşimi bitirdikten sonra Afyon&#8217;a döndüğüm zaman Gazi Paşa&#8217;nın Uşak&#8217;a teşrif ettiklerini ve kendilerine orada herhangi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salih Bozok anlatıyor:</p>
<p>&#8220;..İşimi bitirdikten sonra Afyon&#8217;a döndüğüm zaman Gazi Paşa&#8217;nın Uşak&#8217;a teşrif ettiklerini ve kendilerine orada herhangi bir ters tavır olmadığını emir zabiti (emir subayı) Siirt Mebusu Mahmut Bey telefonla bildirdi Ertesi günü Uşak&#8217;ta karargâha ulaştığım zaman, Yunan başkumandanı general Trikopis&#8217;le General Diyonis&#8217;in esir edilmiş olduklarını öğrendim. Esir düşmüş başkumandanla general arkadaşanı, o gün Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin huzuruna getirdiler. İsmet Paşa ile Birinci Ordu Kumandanı da beraber gelmişlerdi. Gazi Paşa hazretleri esir generalleri ayakta karşıladı. Kendilerine yer gösterdi, birer çay ısmarladı, sonra Trikopis&#8217;e sordu:</p>
<p>&#8220;Bu iş nasıl oldu?&#8221;</p>
<p>Trikopis iki elini yanlarına doğru açarken başını önüne eğdi. Vaziyetinden bu âkıbeti mukadderattan (kader) ziyade aciz ve zaafa uğramalarına bağladığı anlaşılıyordu. Gazi kendisini teselli etti:</p>
<p>&#8220;Üzerinize düşen vazifeyi ifa ettiğinize kailseniz (inanıyorsanız) müsterih (rahat) olunuz. En büyük kumandanlar için de esaret mukadder olabilir.&#8221;</p>
<p>Trikopis, verdiği cevapta bazı kusurları Diyonis&#8217;e atfettikten sonra topçularımızın mükemmeliyetinden, iki telsizleri olduğu halde birinin evvelce bozulup İzmir&#8217;e gönderildiğinden, diğerinin topçu ateşimizle tahrip edildiğinden bahsetti ve çaresizlikler içerisinde kaldığını ve hatta bir gün evvel kendi yaverinin dahi yanından ayrıldığını söyledi. Trikopis yapacak yalnız bir şey kaldığını fakat yapamadığını ilâve etti. Esir başkumandan intihar arzusunda olduğunu imâ ediyordu! Gazi Paşa:</p>
<p>&#8220;Kendi vicdanına mahsus bir keyfiyettir, ona biz karışamayız!&#8230;&#8221; diye sözünü kesip ve harita üzerinde:</p>
<p>&#8220;Şurada bir fırkanız vardı. Niçin onu şuraya almadınız? Filan yerdeki kuvvetlerinizi falan yere süreydiniz daha iyi olmaz mıydı?&#8221; gibi bazı tenkitler yaptıktan sonra İsmet Paşa&#8217;ya:</p>
<p>&#8220;Kumandanlar zannedersem istirahata muhtaçtırlar.&#8221; dedi.</p>
<p>Trikopis çıkacağı sırada, Gazi Paşa&#8217;dan gördüğü fevkalâde nezaketten cesaret alarak, İstanbul&#8217;da bulunan ailesinin sıhhatinden (sağlığından) haberdar edilmesini rica etti. Gazi Paşa, adresinin alınmasını ve Hilâl-i Ahmer (Kızılay) vasıtasıyla ricasının yerine getirilmesini emir buyurdular. Birkaç gün içerisinde İzmir&#8217;e girmek nasip oldu. Afyon&#8217;da halkın halâskârlara (kurtarıcılara) karşı tezahüratını bilvesile söyledim. Bu tezahürat, Akdeniz kıyısına kadar yollarda yoğun bir alâka ve şiddetle devam etti.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazi&#8217;nin Huzurunda Bir Yunan Erkânıharbi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/gazinin-huzurunda-bir-yunan-erkaniharbi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Oct 2019 18:33:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[afyon]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[başkumandan]]></category>
		<category><![CDATA[Birinci Ordu Kumandanı]]></category>
		<category><![CDATA[büyük millet meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Çal Köyü]]></category>
		<category><![CDATA[dumlupınar]]></category>
		<category><![CDATA[Dumlupınar Köyü]]></category>
		<category><![CDATA[erkânıharp]]></category>
		<category><![CDATA[gazi paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi'nin Huzurunda Bir Yunan Erkânıharbi]]></category>
		<category><![CDATA[general]]></category>
		<category><![CDATA[Hagi Anesti]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kâzım Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[kemalettin sami paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Kule Kahvehaneleri Mahallesi]]></category>
		<category><![CDATA[muhabere]]></category>
		<category><![CDATA[On birinci fırka]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[subay]]></category>
		<category><![CDATA[tümen]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4088</guid>

					<description><![CDATA[Salih Bozok anlatıyor: &#8220;..Bu sırada, bir iki gün evvel esir edilmiş olan bazı Yunan zabitleri karargâha getirilmişti. Gazi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salih Bozok anlatıyor:</p>
<p>&#8220;..Bu sırada, bir iki gün evvel esir edilmiş olan bazı Yunan zabitleri karargâha getirilmişti. Gazi Paşa esirlerin arasında bulunan erkânıharp zabitini (kurmay subay) yanına istedi. Yunan zabitine bir çay ısmarladı ve kendisinden vaziyet hakkında ayrıntılı bilgi istedi. Zabit iki gün evvel esir edilmiş olduğu için, son vaziyetten haberdar olmadığını söyledi. Bunun üzerine Başkumandan Gazi Paşa haritayı açarak alınan raporlara göre ortada olan vaziyeti işaret etti. Karargâhımızdaki Yunan erkânıharbi de Yunan ordusunun düşmüş olduğu ağı görmüş ve vaziyetin vehametini anlamıştı. Gayr-i ihtiyarî (istemsizce) parmağını haritanın üzerinde gezdirdi:</p>
<p>&#8220;Bu vaziyete nazaran, iki kolordu kumandanımızla dört fırka kumandanımızın, kıtaatınız (askeri birlikerlerinizin) çemberi içinde bulunduğunu zannederim&#8221; dedi.</p>
<p>Gazi Paşa, aldığı bu bilgiyi derhal telefonla Kemalettin Sami Paşaya bildirdi, bahsedilen kumandanların esir edilmesini buyurdu. Yunan zabiti, evvelce Türkçe bilmediğini söylemiş ve kendisiyle tercüman vasıtasıyla ve Rumca görüşülmüştü, fakat Gazi&#8217;nin Türkçe olarak verdiği bu emri işitir işitmez benzi kül gibi oldu.</p>
<p>Elini alnına götürdü, üzüntüsünden getirilen çayı içmedi ve çadırdan dışarı çıkmak için müsaade istedi. Kendisinin Türkçe bildiğini ve gayr-i ihtiyarî verdiği bilgiden dolayı pişmanlık hissettiğini anlamıştım. Ben de beraber dışarı çıktım, kendisine Türkçe olarak:</p>
<p>&#8220;Nerelisin?&#8221; dedim.</p>
<p>Selanikli olduğunu ve Kule Kahvehaneleri Mahallesi&#8217;nde ikamet ettiğini söyledi. Ne tesadüf. Ben de Selanik&#8217;te o mahallede ikamet etmekte idim:</p>
<p>&#8220;Ne için o güzel Selanik&#8217;i bıraktın da buralara geldin?&#8221; diye sordum.</p>
<p>&#8220;Askerim, emir aldım.&#8221; cevabını verdi. Başı fevkalâde ağrıdığından dolayı da fazla konuşmaya kuvveti olmadığını ilave etti. Gereken ilâçları kendi bavulumuzdan verdik.</p>
<p><strong>Kemalettin Sami Paşa Karargâhında</strong></p>
<p>Gazi Paşa Yunan erkânıharp zabitinden bu haberi aldıktan sonra otomobilin hazırlanmasını emretti. Kemalettin Sami Paşa&#8217;nın karargâhına gitmek arzu ediyordu. Birinci Ordu Kumandanı yolun fevkalâde muhataralı (tehlikeli) olduğunu söylediyse de Gazi&#8217;yi alıkoymak mümkün olmadı.</p>
<p>Hep beraber Kemalettin Sami Paşa&#8217;nın bulunduğu tepeye geldik. Kemalettin Sami Paşa dürbünüyle düşmanın Dumlupınar civarındaki ovadan hareketlerini takip ediyordu. Gazi Paşa sordu:</p>
<p>&#8220;İleride bir duman görüyorum. Bu nedir?&#8221; Kemalettin Sami Paşa cevap verdi:</p>
<p>&#8220;Düşman ağırlıklarını yakıyor, paşa hazretleri.&#8221; Gazi Paşa:</p>
<p>&#8220;Şu sağdaki köy ve duman nedir?&#8221; dedi. Kemalettin Sami Paşa:</p>
<p>&#8220;Dövüştüğümüz düşman çekilirken yalnız ağırlıklarını değil, köyleri, şehirleri sakinleriyle beraber ateşe veren bir düşmandır. Yanan Çal Köyü&#8217;dür, Yunanlılar yakmıştır&#8221; cevabını verdi. Gazi Paşa orada hangi kıtalarımızın (askeri birliklerimizin) olduğunu da sordu. On birinci fırkanın (tümen) bulunduğu cevabını alınca şu soruyu sordu:</p>
<p>&#8220;Telefona muhabere (haberleşme) mümkün müdür?&#8221;</p>
<p>&#8220;Henüz telefon tesis etmedik. çünkü bir gün evvel o civardaki tepelerde düşmanla muharebe (savaş) edilmiştir.&#8221;</p>
<p>Gazi Paşa on birinci fırkanın bulunduğu bölgeye gitmek istediğini söyledikten sonra beraberimizde Kemalettin Sami Paşa da bulunduğu hâlde Çal Köyü istikametine doğru yola koyulduk.</p>
<p>Tepeye geldiğimiz zaman düşmanla harp başlamıştı. On birinci fırka kıtası avcı halinde ve bizim üç dört yüz metre ilerimizde hareket ediyordu. On birinci fırkanın topçuları aramızdaki bir tepeden düşmana ateş atıyordu. Gazi Paşa bu vaziyeti gördükten sonra kesin sonucun bir an önce gerçekleşmesi için fırka kumandanını da kendi nezdinde uyardı ve topçunun önümüze geçmesini, piyadenin ileri harekete devam etmesini buyurdu.</p>
<p>Fırka kumandanı derhal atına binerek yıldırım süratiyle avcı hattına gitti. Böylece karşımızdaki düşmana -hareketlerini gözle seçebilecek kadar- yaklaştık. İkinci ordu kıtasının da sağ cenahımızdan (taraf) düşmanı tazyik etmekte (sıkıştırmakta) olduğunu haber aldık. Her taraftan sıkıştırılmış ve ateşten bir çember içine alınmış olan düşman tam manasıyla şaşkına dönmüştü.</p>
<p><strong>Güneş Gurup Ederken (Batarken)</strong></p>
<p>Birkaç saat geçti, güneş gurup ediyordu (batıyordu). Ufuktaki dağların arkasına çekilen güneşin son ışıkları, askerlerimizin düşman mevzilerinde parlayan süngülerine aksetmişti (yansımıştı). Gece başlarken ateş kesildi. Elimize ulaşan raporlar ve telefonla verilen haberler hemen hemen birbirinin aynı olarak şu malûmatı ihtiva (içermek) ediyordu:</p>
<p>&#8220;Bozguna uğrayan düşman kuvvetleri çil yavrusu gibi dağıldılar; dağlara, tepelere, ormanlara iltica ediyorlar.&#8221;</p>
<p>Diğer taraftan, raporlarda düşmanlardan alınan ganimetler hakkında da bilgi vardı. Yalnız on birinci fırkanın karşısındaki Yunan kuvveti, beşi koşulu olduğu halde 25 top bırakıp kaçmıştı.</p>
<p>Karanlık basmıştı. Karargâhımızın bulunduğu Afyon&#8217;a döneceğimizi zannederken Gazi Paşa Hazretleri Dumlupınar Köyü&#8217;ne gitmek için emir verdiler. Muharebe meydanından ayrılarak Dumlupınar&#8217;a geldik. Ne yanımızda, ne de köyde eşya vardı. Sabaha kadar -Gazi Paşa ve hepimiz- oda döşemeleri, peykeler (tahta sedir) ve toprak üzerinde yattık. Eşyamız anca ertesi gün öğle üzeri geldi. Gazi Paşa&#8217;nın çadırlarını köy evlerinden birinin damı üzerine kurduk.</p>
<p><strong>Yunan Generallerinin Hayreti</strong></p>
<p>Tam bu sırada Fırka Kumandanı Kâzım Paşa muharebede esir edilmiş olan dört Yunan generalini getirdi. Bu generaller, bir gün evvel başkumandan paşanın esir edilmelerini telefonla Kemalettin Sami Paşa&#8217;ya emir buyurdukları kolordu kumandanları idi.</p>
<p>Gazi Paşa generallerle görüşerek gereken bilgiyi aldı. Generallerden birisi kendilerine sorulan soruların ardından kiminle teşerrüf etmekte olduğunu sordu:</p>
<p>&#8220;Mustafa Kemal Paşa&#8217;dır!&#8221; dedik. Hayretle gözlerini açtı, inanmak istemiyordu. Sorusunu tekrarladı:</p>
<p>&#8220;Fakat bu Mustafa Kemal Paşa, bizim bildiğimiz Mareşal Mustafa Kemal midir?&#8221; dedi. Görüştüğü zatın hakikaten Başkumandan Mustafa Kemal Paşa olduğunu öğrendikten sonra:</p>
<p>&#8220;Dün burada mıydı?&#8221; diye sordu.</p>
<p>&#8220;Başkumandanlık muharebesini bizzat kendisi idare etmiştir.&#8221; cevabını verdik. Düşman generali bir müddet sustu. Sonra bakışlarını hürmet ve takdirle Gazi Paşa&#8217;ya atfetti ve dudaklarından şu sözler döküldü:</p>
<p>&#8220;Zafer, galibiyet, şeref ve bu topraklar&#8230; Her şey sizin hakkınızdır. Bizim Hagi Anesti İzmir&#8217;den kıpırdanamadı.&#8221;</p>
<p>Ertesi günü ben Büyük Millet Meclisi Riyasetine (Başkanlığına) muharebeler ve cereyan eden ahval (durum) hakkında telgrafla bilgi vermek üzere Gazi Paşa hazretlerinin emirleri gereğince Dumlupınar&#8217;dan Afyon&#8217;a henüz telgraf hattı tesis edilmediğinden Bolvadin&#8217;e gitmeye mecbur oldum.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
