<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>toplum &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/toplum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 05 Sep 2020 23:37:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>toplum &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kamuoyu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/kamuoyu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 12:43:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[kamuoyu]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5177</guid>

					<description><![CDATA[Milli egemenlik temeline dayalı temsili bir hükümette kamuoyu büyük bir rol oynar. Basın ve toplantı hürriyetleri olmadan ve&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milli egemenlik temeline dayalı temsili bir hükümette kamuoyu büyük bir rol oynar. Basın ve toplantı hürriyetleri olmadan ve halkın tamamına ait işler hakkında geniş bir eleştiri alanı bırakılmadan kamuoyu görevini yerine getiremez. Milli egemenlik ve temsili hükümet düşüncesinin yayılması ve yükselmesi ancak kamuoyunun çalışması ile mümkündür.</p>
<p>Hükümetin düşüncesi, ülkenin düşüncesini temsil etmelidir. Hükümet, ülkenin düşüncesini anlayabilmek için bu düşüncenin ortaya çıkmasına elverişli durum yaratan araçlara sahip olmalıdır. Gerçi hükümet, seçim zamanlarında milletin düşüncelerinin farkında olur; seçilen meclisler de milletin düşüncesini temsil ederler. Ancak seçim zamanlarında milletin açıkça gösterdiği düşünceler, değişmeden kalmaz. Bu sebeple, meclislerin bu düşünceleri temsil edebilmesi çok zaman devam etmez. Kamuoyu milletin içinden taşan bir çeşitli düşünceler denizidir. O denizde çeşitli cereyanlar, çeşitli tartışma dalgalan yaratır. Kamuoyu, ruhsal bir dünyadır. Orada cereyan eden düşünce mücadelesi, dikkatli gözlerden gizli kalmaz.</p>
<p>Eski demokrasilerde bu düşünce mücadelesi bütün vatandaşlann, her gün bir arada toplanarak yaptıklan toplantılarda ortaya çıkıyordu. Bugün vatandaşlann sayıca çokluğu ve medeni hayatın vatandaşlara yüklediği günlük işler, onlann maddeten ve her gün bir arada toplanmalanna olanak bırakmamıştır. Bu sebeple kamuoyu ideal bir dünya olmuştur ki, bu dünyadatoplumun tümüne ait işlerin eleştirisi şu özellikleri gösterir.</p>
<p>a. Eleştiri ve tartışma tamamen hürdür. Bu hürriyet, herkes tarafından, hiç kimsenin etkisi olmadan, kendi kendine kullanılır. Hükümeti ve Meclisi dikkatli bulunduran eleştiri hürriyetidir.</p>
<p>b. Kamuoyunun eleştiri hürriyeti, başlıca birçok yayın ile olur. Yayıncılık, kötüye kullanıma engel olur ve hükümeti, araçlann görevlerini doğru yapmaya zorunlu kılar. Yayıncılık en etkili kontrol araçlanndandır. Bu noktada “eleştirinin kolay ve ancak yapmanın, güç olduğu gerçeğinin unutulmaması gerekir. ” Onun için:</p>
<p>c. Toplumun tümünün iyiliği fikri, her türlü eleştirilere ve tartışmalara her zaman egemen ve esas tutulmalıdır. Kayrılan düşünceler, toplumun tümünün iyiliği adına ortaya atılmalıdır. Bu düşünce, hareket noktası olunca eleştiri ve tartışma devletin de iyiliği adına yapılmış ve vatandaşların sosyal ve siyasi eğitimlerini yükseltmeye hizmet etmiş olur.</p>
<p>d. Toplumun tümüne ait işleri eleştiri hürriyeti, hükümet ile millet arasında bir anlaşma ortamı meydana getirir. Hükümet yayıncılık aracılığıyla kamuoyunu anlar ve gerektiğinde gerekli olan belgelerle onu aydınlatır. Hükümetin milleti ve milletin hükümeti anlaması bunların tek beden olmalarını ve kalmalannı sağlar.</p>
<p><em>Medeni Bilgiler, S. 91-92</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Millete İnancı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-millete-inanci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 17:51:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[amasya]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Millete İnancı]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[galiçya]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkasya]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2573</guid>

					<description><![CDATA[Benim için en büyük koruma yeri ve yardım kaynağı ulusun kucağıdır. Ağustos 1919, Nutuk Amasya panayırında, acınacak halde&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Benim için en büyük koruma yeri ve yardım kaynağı ulusun kucağıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1919, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Amasya panayırında, acınacak halde bulunan halkı görünce, Atatürk arkadaşına:<br />
&#8211; Bak kardeşim, böyle bir ulustan nasıl ayrılırsın? Bu eski püskü giysiler içinde acınacak halde gördüğün şu insanlar yok mu? Onlarda öyle yürek, öyle bir maya vardır ki, olmaz şey! Çanakkale&#8217;yi kurtaran bunlardır. Kafkasya&#8217;da, Galiçya&#8217;da, şurada burada arslanlar gibi çarpışan, bin türlü yokluğa aldırmayan bunlardır.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1919, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben, ölümlü olan Mustafa Kemal; ötekisi ulusun hep içinde yaşattığı Mustafa Kemal. Ben onu temsil ediyorum. Herhangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa, beni bir Türk anası doğurmadı mı? Türk anaları başka Mustafa Kemal&#8217;ler doğurmayacaklar mı? Verimlilik ulusundur, benim değil.</p>
<blockquote><p><strong>1921</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, giriştiğimiz büyük işlerde, ulusumuzun yüksek yeteneği ve yüksek sağduyusu başlıca yol göstericimiz ve başarımızın kaynağı olmuştur.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusun bütün bireyleri gibi, ulusal davamızda benim de çalışmalarım olmuşsa da, görülen işlerde bir yürütüm gücü varsa ve başarı olmuşsa, bunu bana yöneltmeyiniz. Bunu ancak ve ancak bütün ulusun manevi kişiliğine veriniz. Ben ulusun bu yüce manevi benliği içinde önemsiz bir birey olmakla mutluyum. Baylar, ulus bir bütün olarak, tek bir manevi kişi olarak birleşmiş bir topluluk halinde ortaya çıktı ve bu yüce birliği koruyarak kendisine düşman olanları ortadan kaldırdı.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Ben ve benim gibi sevdiğinize kuşku olmayan arkadaşlarla beraber vicdanımıza düşen görevi yerine getirdik. Bu konuda bizi yüreklendiren siz ve sizi var eden büyük kalpli analar ve babalarımız ve bu ulustur.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Benim kişisel olarak güç ve erkim, halkın bana gösterdiği güven ve inançtan başka bir şey değildir. Bu güven sürdükçe ben de bu güvene layık olmayı sürdürecek ve geleceğe bu karşılıklı güvenle hep birlikte yürüyerek, Tanrı&#8217;nın izniyle, pek az zamanda ulusa refah ve mutluluk sağlayacak büyük amacımıza ulaşacağız.</p>
<p>***</p>
<p>Ben sanıyorum ki, ulus bireylerinin hiçbirinden üstün değilim. Ben çok girişimde bulunduysam bu, benden değil ulusun özünden kaynaklanan girişimlerdir. Sizler olmasaydınız, sizin vicdanlarınızın eğilimi bana bir dayanak noktası olmasaydı ben hiçbir girişimde bulunamazdım. Ulusun üstün niteliklerini kişilere yönelten anlayış, eski yönetimlerin sistem ve yöntem biçiminden kaynaklanmaktaydı.</p>
<p>***</p>
<p>Her zaman yinelemek zorunda kalıyor ve yinelemede yarar görüyorum! Eğer ben ulusa herhangi bir hizmette bulunmuşsam, eğer ben herhangi bir girişime önayak olmuşsam, bu hizmet ve girişimin temel kaynağı, saygılar ve sevgilerle bağlı bulunduğum, bundan sonra da saygı ve sevgiyle bahtlılık ve mutluluğuna varlığımı, yaşamımı vereceğim sevgili ulusumdur. Bir ulusta güzel şeyler düşünen insanlar, olağanüstü işler yapmaya yetenekli kahramanlar bulunabilir. Ancak böyle kişiler yalnız başlarına hiçbir şey yapamazlar; meğer ki, genel bir duygunun etkeni, temsilcisi olsunlar. Ben ulusumun düşünceye duygularını yakından bilmek, sevgili ulusumda gördüğüm yetenek ve ihtiyacı belirtmekten başka bir şey yapmadım. Onun bu yetenek ve duygularım bilmekle övünüyorum. Ulusumdaki, bugününkü zaferleri elde edebilecek özelliği görmüş olmak! işte bütün mutluluğum budur.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Önemli bir görevin yerine getirilmesinde benden önce girişime geçen ulus olmuştur. Benim şu, ya da bu nedenle ertelediğim önemli görev için ulus beni uyarmış ve o görevi yaptırmıştır. Bunu ulusun ortak ruhundaki yücelik ve olgunluğa parlak bir örnekle belirtiyorum.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Milli Mücadeleyi yapan doğrudan doğruya ulustur. Ulus, savaşı analarıyla, babalarıyla, kız kardeşleriyle kendisine ülkü edindi. Biliyorsunuz ki, yüzyıllarca olagelen savaşlar ve onların sonuçları olarak tarihe geçen büyük zaferler vardır. Fakat o zaferleri elde edenler kendi ülküleri için değil , şunun bunun suçuna kul köle olarak hareket etmiştir. Oysa, milli mücadelede kişisel tutku değil, ulusal onur gerçek güdü olmuştur.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Ülke ve ulus hizmetlerinde önder olmak isteyenlerin esin kaynağı, ulusun gerçek duyguları ve istekleridir. Bizim sözü edilmeye değer bir davranışımız varsa o da ulusun duygu ve eğilimleri ile ilişki kurmaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Her türlü başarının sırrının, her türlü gücün, erkin gerçek kaynağının ulusun kendisi olduğuna inancım tamdır.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Benim değersiz vücudum bir gün elbette toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır; ve Türk ulusu güvenlik ve mutluluğunu güvence altına alan ilkelerle uygarlık yolunda duraksamadan yürümesini sürdürecektir.</p>
<blockquote><p><strong>19 Mayıs 1926, Hakimiyet-i Milliye gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben 1919 yılı Mayıs&#8217;ı içinde Samsun&#8217;a çıktığım gün elimde maddi hiçbir güç yoktu. Yalnız büyük Türk ulusunun soyluluğundan doğan benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir güç vardı. İşte ben, bu ulusal güce , bu Türk ulusuna güvenerek işe başladım.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1927, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben gerektiği zaman en büyük armağanım olarak Türk ulusuna canımı vereceğim.</p>
<blockquote><p><strong>12 Temmuz 1927, Ulus</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben ulusun vicdanında ve geleceğinde sezinlediğim doğuştan büyük gelişim yeteneğini, ulusal bir sır gibi vicdanımda taşıyarak yavaş yavaş toplumumuza uygulatmak zorundaydım.</p>
<blockquote><p><strong>1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Cumhurbaşkanı olarak, Cumhuriyetin yasalarına ve ulusal egemenlik ilkelerine uyacağım ve bunları savunmaya ve Türk ulusunun mutluluğuna içten bağlı olarak bütün gücümle çalışacağıma, Türk devletine yönelecek her tehlikeye şiddetle karşı koyacağıma, Türkiye&#8217;nin ün ve onurunu korumaya ve yükseltmeye ve üstlendiğim görevin gereklerine kendimi adayacağıma önünüzde namusum üzerine söz vererek and içerim.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1931, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Sizden olan bir kişiye kendinizden fazla önem vermeyiniz. Her şeyi ulusun bir bireyinin onur ve değeri üzerinde toplamak, geçmişe, bugüne ve yarına ilişkin toplum sorunlarının aydınlatılmasını bu yüksek sosyal toplumun alçak gönüllü bir kişisinden beklemek elbette doğru değildir. İçinizden bir kişiyi çok sevebilirsiniz. Ancak bu sevgi ulusal varlığınızı herhangi bir kişiye bağlamaya sizi sürüklememelidir. Bunun tersine davranış kadar büyük bir yanılgı olmaz.</p>
<blockquote><p><strong>Gördüklerim ve Çektiklerim, Ahmet Emin Yalman</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İktidar ve Yönetimde İlkeler</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/iktidar-ve-yonetimde-ilkeler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 15:33:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[adi politikacılar]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hatıralar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hatıralar II]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[çökme]]></category>
		<category><![CDATA[gökten ve gaipten]]></category>
		<category><![CDATA[İktidar ve Yönetimde İlkeler]]></category>
		<category><![CDATA[mantık]]></category>
		<category><![CDATA[namus]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[parti]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<category><![CDATA[Vakit Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[yasa]]></category>
		<category><![CDATA[yurt]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2548</guid>

					<description><![CDATA[Bence muhalefet saygıya değerdir. Çünkü o da bir inceleme, bir görüş sonucu ortaya çıkmıştır. Fakat bir görüşe karşı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bence muhalefet saygıya değerdir. Çünkü o da bir inceleme, bir görüş sonucu ortaya çıkmıştır. Fakat bir görüşe karşı çıkanlar akla uygun ve ölçülü ve haklı nedenlere dayanmazlarsa, muhalefetin hiçbir değeri kalmaz.</p>
<p>***</p>
<p>Ülke olmazsa parti kaç para eder? Önce ülke esenliğe çıkabilsin ki, partiler de ondan sonra siyasal, toplumsal bir temele, bir görüşe dayanarak kurulabilsin.</p>
<p>***</p>
<p>Ulusa dost görünüp de, ilk fırsatta iktidara geçtikten sonra onun gerçek ihtiyaçlarını düşünecek yerde, ülkeyi kendi istediği yönde götüren laf anlamayan, yetkililerin uyanlarına kulak asmayan, ulusta var olan güçleri kendisine bağlamaya çalışan kahraman görünüşlü insanlardan çok acı çekildi. Onun için karabasanların yinelenip süre gitmesi arzu edilir şey değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1919, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bu işte uzman olan kişiler bilir ki, yasa yapan insanların bazı üstün nitelikleri olması zorunludur. Bu niteliklerin birincisi şudur: Baylar, yasa öneren, yasa yapan, yasa koyan insanlığın tüm duygularını, tüm tutkularını herkesten çok daha iyi bilir. Fakat kendisini, herkesten çok fazla ve tamamiyle, tüm kapsamıyla bunlardan soyutlamak güç ve yeteneğinde olmalıdır.</p>
<p>***</p>
<p>Bir ulusta, özellikle bir ulusun başında bulunan yöneticilerde birtakım kişisel tutkular ve atışmalar, ulusa, yurda karşı olan ödevin gerektirdiği yüce duygulara üstün geldiği ülkelerde çözülme ve çökme önlenemez</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1921, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusun irade ve isteklerine uymayanların yazgısı acı bir düş kırıklığıdır, çöküştür.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusu, aklımızın ermediği veya yapmak güç ve yeteneğini kendimizde görmediğimiz konularda aldatarak geçici övgüler isteyecek kadar alçalamayız. Ulusa adi politikacılar gibi yalan vaatlerde bulunmaktan tiksiniriz. Yurt ve ulusla ilgili sorunlarda düşünce ve eylemlerimizde kusur ve eksikliklerimizi görenlerin bizi iyi niyetle uyarmalarından memnun oluruz; onlara teşekkür ederiz. Fakat bizim amacımıza yanlış anlamlar veren ve onu yanlış yorumlayanlara, ulus ve ülkeye ilişkin ülkülerimizin gerçekleşmesine engel olmaya çalışanlara iyi niyetlidir, diyemeyiz. Böyleleri gerçekten hain değilseler, kesin olarak aymazdırlar ve bu nedenle hainliğe, kötülük ve fesata alet olurlar. Biz böyle aymazların, gerçeğin ortaya çıktığı gün yerlere kadar kapandığını gördük. Ulusumuzu gerçek kurtuluşa, mutluluğa kavuşturmak için uygulanmasının zorunlu olduğuna inandığımız ilkeleri eyleme geçirmede duraksamadık. Bu ilkelerin sürekliliğini ve yerleşmesini sağlama almak yolunda ise yasalarımız ortadadır.</p>
<p>***</p>
<p>Ben ve benimle beraber olanlar amacımızın yüceliğin, yolumuzun doğruluğundan eminiz. Bu konuda hiçbir kuşku ve kararsızlığımız yoktur. Ulusumuzun, Türk ulusunun yakın ve uzak tarihini gereği kadar biliriz. Geçmişin derslerini, bugünkü ve gelecekteki yaşamımız için dikkatle göz önünde tutmaktayız. Gördüğümüz hizmetlerle övünüyor değiliz. Yapacağımız hizmetlerin övgüye değer olabileceği ümidiyle avunuyoruz.</p>
<blockquote><p><strong>3 Ocak 1925, Vakit Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusu yönetmede kabul ettiğimiz baş kural, ulusun ortak ve genel düşünce ve eğilimine bağlılıktır. Bu düşünce ve eğilimlerin gerçek ve ciddi bir nitelikte olabilmesi ulusun maddi manevi ihtiyaç kaynaklarından gelmesine bağlıdır.</p>
<blockquote><p><strong>4 Ocak 1925, Vakit Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bizim akıl, mantık ve zeka ile hareket etmek ayırıcı niteliğimizdir. Bütün yaşamımızı dolduran olaylar bu gerçeğin kanıtıdırlar. Ülke ve ulus işlerinde kişilerin, düşünceleriyle, eylemleriyle zararlı olmak durumuna düşenlere karşı zaman zaman direnişte bulunduğumuz olmuştur. Ulusun gerçek kurtuluş yolunda yürümesine engel olmak isteyenlere karşı sert ve acımasız olmaya yatkınız. Toplumsal düzenimizi bilerek veya bilmeyerek bozacak kimselerin istedikleri gibi davranmasına müsaade edemeyiz. Bunlar doğrudur. Bizden bu konularda sessiz kalmamızı ve yan tutmamızı arzu edenlerin bu isteklerini karşılamıyorsak bunun nedeni ülke ve ulus çıkarlarını her şeyin üstünde tuttuğumuzdandır.</p>
<blockquote><p><strong>5 Ocak 1925, Vakit Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>İnsanlar her zaman yüksek, temiz ve kutsal amaçlara doğru yürümelidir. Bu türlü davranıştır ki, insan olanın kafasını, vicdanını doyurur ve bütün insanlık kavramlarını karşılar. Böyle yürüyenler özverileri oranında yükselirler, ve bu çeşit davranış hep açık olur. Çünkü alnı açık, kafası açık, vicdanı açık insanlar tarafından yönetilebilen toplumlar ancak bir anlamda hareketleri izleyebilirler. Düşünce, duygu ve girişimlerini gizli tutanlar, gizli araçlar kullanmaya kalkanlar kesin olarak utanç veren akıl ve mantık dışı hareketlerde bulunanlar olabilir. Böyle girişimlerde bulunanların elde edecekleri sonuç, eninde sonunda, acı bir düş kırıklığından başka bir şey değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Haziran 1926, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Biz esinlerimizi gökten ve bilinmeyen, görülmeyen dünyalardan değil, doğrudan doğruya yaşamdan alıyoruz. Bizim yolumuz çizen, içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk ulusu, bir de, uluslar tarihinin binbir sıkıntı ve acı dolu yapraklarından çıkardığımız sonuçlardır.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1927, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, sırası gelmişken, saygıdeğer ulusuma öğüt olarak şunu derim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kan ve vicdanlarındaki gerçek özü dikkatle incelemeyi bir an olsun elden bırakmasınlar.</p>
<blockquote><p><strong>1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Sevgili arkadaşlarım, siyaset yaşamımızda partilerin yeniden ortaya çıkması, ülkede belediye seçimlerinden önce gelen yakın günlerde oldu. Bu nedenle dikkate değer evrelerin tanığı olduk. Bu gözlemlerin sağladığı tecrübelerden Türk ulusu, yaşaması ve gelişmesi için yararlanmalıdır. Siyasal yaşamımızda karşılıklı etkinliğin verimli gelişmesi, ancak yurttaşlar arasında düşmanlığa yol açılmamasıyla sağlanabilir. Bunun çareleri, partilerin içine sızabilecek, içtenlikle davranmayan ve gizli amaçlar güden kimselerden, yasaların üstünde bir sonuç elde etmek isteyen kişilerden, bütün ulusça nefret edilmesi, bir de Cumhuriyet ilkesine göre çalışan partilerce bu gibilerin etkinliklerinden daima uzak kalınmasıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1930, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>&#8220;Bizimle beraber yürümek istemeyenlere bir şey diyemiyeceğiz; onlar da istedikleri gibi davranır. Şunun bunun mutsuz olması bizi etkilemez, tersine bizi uyarır, daha dikkatli yapar. Yalnız bizi geriye götürecek olanların izleyecekleri doğrultuya hiçbir zaman göz yumamayız. Bu tutumumuza yasalarımız elverişli değilse o yasaları değiştiririz. En sonunda gerek ve zorunluluk görürsek, bu yolda her şeyin üstüne çıkarak, amacımıza yürümekte hiçbir zaman duraksamayız.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ten Hatıralar II, Afet İnan</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ancak suçunu saklamayıp açığa vuran kimseler bağışlanabilirler. Çünkü bunlar kusurlarını anlamış, pişman olmuş, bir daha aynı yanılgıya düşmemeye karar vermiş kimselerdir. Fakat suçunu başka türlü yorumlayarak savunmaya kalkışanlar, aynı yolda devam edecekler demektir ki, bunları hoşgörüp bağışlamak doğru değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ten Hatıralar, Afet İnan</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben namuslu bir adamım; benimle arkadaş olanların da namuslu olması gerek.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ten Hatıralar, Afet İnan</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Harfleri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turk-harfleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 12:04:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[büyük millet meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Harf İnkılabı]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[teknik]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Harfleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2293</guid>

					<description><![CDATA[Kültürel ve toplumsal alanda başardığımız işler Türkiye Cumhuriyetinin ulusal görünüşünü kesin çizgilerle ortaya çıkarmıştır. Yeni harfleri, ulusal tarihi,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kültürel ve toplumsal alanda başardığımız işler Türkiye Cumhuriyetinin ulusal görünüşünü kesin çizgilerle ortaya çıkarmıştır. Yeni harfleri, ulusal tarihi, öz dili, sanat, bilimsel müzik ve teknik kurumlarıyla kadını, erkeği her hakta eşit çağdaş Türk toplumu bu son yılların eseridir.</p>
<blockquote><p><strong>Mayıs 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bizim uyumlu, zengin dilimiz yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. Yüzyıllardır kafalarımızı demir çerçeve içinde bulundurarak, anlaşılmayan ve anlamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak, bu gerekliliği anlamak zorundayız. Bunu anladığımızın belirtilerini yakın zamanda bütün dünya görmüş olacaktır. Buna kesinlikle inanıyorum.</p>
<p>***</p>
<p>Yeni Türk harfleri çabuk öğrenilmelidir. Her yurttaşa, kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya öğretiniz. Bunu yurtseverlik görevi biliniz. Bu görevi yerine getirirken düşününüz ki, bir ulusun, bir toplumun yüzde onu okuma yazma bilirse, yüzde sekseni, doksanı bilmez ise bundan insan olanlar utanmalıdır. En çok bir yıl, iki yıl içinde bütün Türk toplumu yeni harfleri öğrenecektir. Ulusumuz yazısıyla, kafasıyla bütün uygar dünyanın yanında olduğunu gösterecektir.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1928, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<p>Her şeyden önce her gelişmenin ilk yapı taşı olan soruna değinmek isterim. Her araçtan önce büyük Türk ulusuna, onun bütün emeklerini kısırlaştıran çorak yol dışında kolay bir okuma-yazma anahtarı vermek gerekir. Büyük Türk ulusu cahillikten az emekle, kısa yoldan, ancak kendi güzel ve soylu diline uyan bir araçla sıyrılabilir. Bu okuma-yazma anahtarı ancak Latin kökünden alınan Türk alfabesidir. Basit bir deneme, Lâtin kökünden gelen Türk harflerinin Türk diline ne kadar uygun olduğunu kentte, köyde yaşı ilerlemiş Türk yurttaşlarının ne denli okuyup yazdıklarını güneş gibi ortaya çıkarmıştır. Büyük Millet Meclisi&#8217;nin kararıyla Türk harflerinin kesinlik ve yasal nitelik kazanması yurdumuzun yükselme savaşında başlı başına bir aşama olacaktır.</p>
<p>***</p>
<p>Hepimiz özel ve genel yaşamımızda rastladığımız okuma-yazma bilmeyen erkek, kadın her yurttaşa yeni harfleri öğretmeye can atmalıyız. Bu ulusun yüzyıllarca karşılanamayan bir ihtiyacını bir kaç yıl içinde tamamiyle sağlamak yakın ufukta gözleri kamaştıran bir başarı güneşi olacaktır. Hiçbir zaferin sevinciyle karşılaştırılamayacak başarımızın coşkusu içindeyiz. Yurttaşlarımızı cahillikten kurtarmaya yönelik sade bir öğretmenliğin vicdanımıza vereceği sevinç bütün varlığımızı dolduracaktır. Sevgili arkadaşlarım, sonsuza dek değerini koruyacak bu büyük armağanımızla yüce Türk ulusu yeni bir ışık dünyasına girecektir.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1928, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulusal Eğitimin Niteliği</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ulusal-egitimin-niteligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 11:52:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fen]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[köylü]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Eğitim ile İlgili Söylev ve Demeçler]]></category>
		<category><![CDATA[öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Eğitimin Niteliği]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2290</guid>

					<description><![CDATA[Gelecek için hazırlanan yurt çocuklarına hiçbir zorluk karşısında baş eğmeyerek sabırla, dirençle çalışmalarını ve öğrenim gören çocukların ana&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gelecek için hazırlanan yurt çocuklarına hiçbir zorluk karşısında baş eğmeyerek sabırla, dirençle çalışmalarını ve öğrenim gören çocukların ana babalarına da yavrularının öğrenimlerini bitirmeleri için her türlü özveriyi göstermekten çekinmemelerini öğütlerim.</p>
<blockquote><p><strong>Temmuz 1921, Milli Eğitim ile İlgili Söylev ve Demeçler,Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>İnsanlar yalnız maddi değil, özellikle maddi güçlerde yatan manevi güçlerin etkisiyle hareket ederler. Uluslar da böyledir. Manevi güç ise özellikle bilim ve inanç ile yüksek biçimde gelişir. Öyleyse hükümetin en verimli ve en önemli görevi eğitim ve öğretim işleridir. Bu işlerde başarılı olmak için öyle bir program izlemek zorundayız ki, bu program ulusumuzun bugünkü durumu ile, toplumsal ve yaşamsal ihtiyaçları ile çevrenin koşullan ile çağın gerekleri ile tamamiyle orantılı ve uyumlu olsun. Bunun için büyük büyük fakat hayal ürünü, çapraşık düşüncelerden tamamiyle sıyrılarak gerçeğe, ta içine işleyen bir gözle bakmak, el ile dokunmak gerektir. Girişilecek şeyin ne olduğu ancak bu yolda kendiliğinden ortaya çıkar.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Bu ülkenin gerçek sahibi ve toplumun temel öğesi köylüdür. İşte bu köylüdür ki bugüne dek eğitim ve öğretim ışığından yoksun bırakılmıştır. Bunun için izleyeceğimiz eğitim ve öğretim siyasetinin temeli ilk önce var olan cahilliği ortadan kaldırmaktır. Ayrıntılara girmekten sakınarak bu düşüncemi birkaç kelime ile açıklamak için diyebilirim ki, genel olarak bütün köylülere okuma, yazma ve yurdunu, ulusunu, dinini, dünyasını tanıtacak kadar coğrafya, tarih ve ahlak bilgileri vermek ve dört işlemi öğretmek eğitim ve öğretim programımızın ilk amacıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1922, Milli Eğitim ile İlgili Söylev ve Demeçler, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Kurtuluş, toplumsal yapıdaki hastalığı bulmak ve iyileştirmeye çalışmakla elde edilir; ve bu, ancak bilimsel yolla olursa, iyileşme olabilir. yoksa hastalık yerleşir, iyi edilemez bir hale gelir. Bir toplumun hastalığı ne olabilir? Ulusu ulus yapan, ilerleten ve yükselten güçler vardır: düşünce güçleri, toplumsal güçler. Düşünceler, anlamsız, temelsiz, uydurmalarla dolu olursa, o düşünceler hastalıklıdır. Bunun gibi, toplumsal yaşam, akıl ve mantıktan yoksun, yararsız, zararlı birtakım inançlar ve geleneklerle dopdolu olursa kötürüm olur. Önce düşünce ve toplum güçlerinin kaynaklarını temizlemekle işe başlamak gerekir. Ülkeyi, ulusu kurtarmak isteyenler için coşkulu bir yurt sevgisi, iyi niyet ve özveri en gerekli niteliklerdendir&#8230; Ama bir toplumdaki hastalığı görmek, onu iyileştirmek ve toplumu çağımızın gereklerine göre ilerletebilmek için bu nitelikler yeterli değildir. Bunların yanında bilim ve teknik gereklidir. Bilim ve teknik, fen yolundaki girişimlerin etkinliği de okuldur. Onun için okul gereklidir. Okul adını hep beraber saygıyla, yücelterek analım. Okul gençlere, insanlara saygıyı, ulus ve ülkeyi sevmeyi, bağımsızlık onurunu öğretir. Bağımsızlık tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmak için izlenmesi uygun olan en sağlam yolu belletir&#8230; Ülke ve ulusu kurtarmaya çalışanların, aynı zamanda mesleklerinde birer namuslu uzman ve birer bilgin olmaları da gerekir. Bunu sağlayan okuldur. Ancak böylelikle her türlü girişimin akla uygun sonuçlara ulaşması olanağı vardır.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Eğitim ve öğretimde uygulanacak yöntem, bilgiyi insan için fazla bir süs, bir zorbalık aracı yahut uygar bir zevk olmaktan ziyade maddi yaşamda başarılı olmayı sağlayan işe yarar ve kullanılabilir bir araç haline getirmektir.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Milli Eğitim ile İlgili Söylev ve Demeçler, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Erkek ve kız çocuklarımızın aynı yolda bütün öğrenim derecelerindeki öğretim ve eğitimlerinin uygulamalı olarak yürütülmesi önemlidir. Ülke çocukları her öğrenim derecesinde ekonomik yaşamda yapıcı, etkili ve başarılı olacak biçimde donatılmalıdır. Ulusal ahlakımız uygar ilkeler ve düşüncelerle beslenip güçlendirilmelidir: Bu çok önemlidir; özellikle dikkatinizi çekerim. Korkutma temeline dayanan ahlak bir erdem olmadıktan başka güvenilebilir değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1924, Milli Eğitim ile İlgili Söylev ve Demeçler, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Dünyada her şey için, uygarlık için, yaşam için, başarı için en doğru yol gösterici bilimdir, tekniktir. Bilim ve teknik dışında bir yol gösterici aramak aymazlıktır, cahilliktir, sapkınlıktır. Yalnız bilimin ve tekniğin yaşadığımız her dakikadaki aşamalarının evrimini kavramak ve ilerlemelerini zamanla izlemek gerekir. Bin, iki bin, binlerce yıl önce bilim ve tekniğin koyduğu kuralları şu kadar bin yıl sonra bugün olduğu gibi uygulamaya kalkışmak, kuşkusuz bilim ve teknik alanına girmiş olmak değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Eylül 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eski Eğitim Sistemi Hakkında</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/eski-egitim-sistemi-hakkinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 20:04:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Eğitim Sistemi Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2223</guid>

					<description><![CDATA[Akla uygun hiçbir kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, korunmasında direnen ulusların ilerlemesi çok güç olur, belki de hiç olmaz.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akla uygun hiçbir kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, korunmasında direnen ulusların ilerlemesi çok güç olur, belki de hiç olmaz. İlerleme yolunda sınırlama ve koşulları aşamayan uluslar yaşamı akla uygun ve pratik olarak göremezler. Yaşam felsefelerini geniş çapta olan ulusların egemenliği altına girmekten, onlara köle olmaktan kurtulamazlar.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Uzun yılların uyuşturucu yönetim ve eğitiminden, bir toplumun bir günde, bir yılda kurtulabileceğini düşünmek ve kabul etmek doğru değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Kadınının Toplumsal ve Ekonomik Hakları</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turk-kadininin-toplumsal-ve-ekonomik-haklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 19:57:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[devrimci]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Fikret]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[töre]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk kadını]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kadınının Toplumsal ve Ekonomik Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[yeniliksever]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2195</guid>

					<description><![CDATA[Daha esenlikle, daha sağlam olarak yürüyeceğimiz yol vardır. Bu, büyük Türk kadınını çalışmalarımıza ortak kılmak, yaşamamızı onunla birlikte&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Daha esenlikle, daha sağlam olarak yürüyeceğimiz yol vardır. Bu, büyük Türk kadınını çalışmalarımıza ortak kılmak, yaşamamızı onunla birlikte yürütmek, Türk kadınını bilimde, törede, toplumsal ve ekonomik hayatta erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı, destekleyicisi yapmak yoludur. Eğer kadınlarımız, şeriatın öğütlediği bir kıyafetle, erdemin gerektirdiği davranışla aramızda bulunursa, ulusun bilim ve sanat etkinliklerine katılırsa, bu hali emin olunuz, ulusun en bağnazları bile takdir etmekten kendilerini alamazlar.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türk ulusu çok büyük olaylarla kanıtlamıştır ki, yeniliksever, devrimci bir ulustur. Son yıllardan önce de ulusumuz yenileşme yolları üzerinde yürümeyi denememiş, toplumsal devrim yolunda girişimlerde bulunmamış değildir. Ancak bir sonuç elde edilememiştir. Bunun nedenini araştırdınız mı? Bence neden, işe temelinden başlanmamış olmasıdır. Bu konuda açık konuşalım. Bir toplum, bir ulus erkek ve kadın denen iki cins insandan oluşur. Olanağı var mıdır ki, bir topluluğun bir bölümü ilerletelim, ötekini önemsemeyelim de, topluluğun tümü ilerleyebilsin? Olanağı var mıdır ki, bir topluluğun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça öteki yarısı göklere yükselebilsin? Kuşku yok ki, ilerleme yolunda adımlar dediğim gibi iki cins tarafından birlikte, arkadaşça atılmak ve ilerleme ve yenileşme alanında aşamaları birlikte geçmek gerekir. Böyle olursa devrim başarılı olur. Memnuniyetle görmekteyiz ki, bugünkü gidişimiz gerçekten gerekli olana yaklaşmaktadır. Her halde daha yürekli olmak gerektiği açıktır.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türk kadını dünyanın en aydın, en erdemli, en ağırlıklı kadını olmalıdır. Gövdece ağırlıklı değil, ahlakta, erdemde ağırlıklı ve ağır başlı bir kadın olmalıdır. Türk kadınının görevi, Türk&#8217;ü, kafasıyla, kol gücüyle ve kesin kararlılığıyle koruma ve savunmaya gücü yeten kuşaklar yetiştirmektir. Ulusun kaynağı, toplumun temeli olan kadın ancak erdemli olursa, görevini yerine getirebilir. Herhalde kadın çok yüksek olmalıdır. Burada Tevfik Fikret merhumunun herkesçe bilinen bir sözün hatırlatırım:<br />
&#8220;Elbet sefil olursa (aşağı görülürse) kadın, alçalır insan.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Kadınının Kültür Hakları</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turk-kadininin-kultur-haklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 16:01:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[bayanlar]]></category>
		<category><![CDATA[baylar]]></category>
		<category><![CDATA[bilim ve teknik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kadınının Kültür Hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2117</guid>

					<description><![CDATA[Tanrı&#8217;nın yaratma gücü insanları iki cins olarak yaratmıştır. Bunların biri olursa ötekinin de olması şarttır. Hazret-i Adem ile&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tanrı&#8217;nın yaratma gücü insanları iki cins olarak yaratmıştır. Bunların biri olursa ötekinin de olması şarttır. Hazret-i Adem ile Hazret-i Havva&#8217;nın nasıl yaratıldıkları ile ilgili kuramlar birbirine uymaz. Bunlardan söz etmeyeceğim; onlardan sonraki çağlardan başlayacağım. Şuna inanmak gerekir ki, yeryüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir. Nitekim, hepimiz padişahlar hakkında kuruntuya dayanan görüşler besliyorduk. Bunlar analarımızın kafalarımıza soktuğu yanlış düşüncelerin sonucu idi. Bir toplum, iki cinsten yalnız birinin çağın gereklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarıdan fazlasıyla zayıf kalır. Bir ulus ilerlemek ve uygarlaşmak isterse özellikle bu noktayı temel olarak kabul etmek zorundadır. Bizim toplumuzun başarısızlığı kadınlarımıza ilgisizliğimizden kaynaklanmaktadır. İnsanlar dünyaya yazgılarındaki süre kadar yaşamak üzere gelmişlerdir. Yaşamak demek etkinlik demektir. Bu nedenle, bir toplumun bir üyesi etkin iken öteki üyesi boş durursa, o toplum felç olmuş demektir. Bir toplumun yaşamında çalışması ve başarı kazanması için, çalışmanın ve başarılı olabilmenin bağlı bulunduğu bütün gerek ve koşulları kabul etmesi zorunludur. Bundan ötürü, bizim toplumumuz için bilim ve teknik gerekiyorsa, bunları aynı derecede hem erkeklerimizin, hem kadınlarımızın edinmeleri gerekir. Bilirsiniz ki, her alanda olduğu gibi, toplumsal yaşamda da görev bölünmesi vardır. Bu genel görev bölünmesinde, kadınlar kendilerine düşen görevleri yapacakları gibi, aynı zamanda toplumun refahı, mutluluğu için çok gerekli olan genel işlere de katılacaklardır. Kadının ev içi görevleri en küçük ve önemsiz görevleridir.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Kadının en büyük görevi analıktır. İlk eğitim gördüğümüz yerin ana kucağı olduğu düşünülürse, bu görevin önemi gereğince anlaşılır. Ulusumuz güçlü bir ulus olmaya kesin olarak kararlıdır. Bugünün gereklerinden biri de, kadınlarımızın her alanda yükselmelerini sağlamaktır. Bu nedenle, kadınlarımız da, genel bilim ve teknikle donatılmış olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğrenim derecelerinden geçeceklerdir. Ve sonra toplumsal yaşamda erkeklerle birlikte yürüyerek birbirlerine yardım edecek, birbirlerini destekleyeceklerdir. Baylar, bağışlayın, bir noktayı açıklamak için bir an duracağım. Baylar dediğim zaman bu, bayanlar ve baylar demektir. Kolaylık olsun diye ve bayanlarla bayların tam birliğini belirtmek için böyle söylemeyi uygun buldum. Düşmanlarımız bizi dinin etkisi altında kalmakla suçlarlar ve durup ilerleyemememizi, gerileyişimizi buna bağlarlar. Bu yanlıştır. Bizim dinimiz hiçbir zaman kadınların erkeklerden geri kalmasını istememiştir. Tanrı&#8217;nın buyurduğu şey, müslüman erkek ve kadınların birlikte bilgi edinmesidir. Kadınlar ve erkekler bu bilgiyi aramak ve nerede bulurlarsa oraya gitmek ve kendilerini onunla donatmak zorundadırlar. İslam tarihi incelenirse görülür ki, bugün kendimizi bin türlü sınırlamalara bağlı sandığımız şeyler yoktur. Türk toplum yaşamında kadınlar bilim, kültür bakımından ve başka alanlarda erkeklerden kesinlikle geri kalmamışlardır. Belki ileri gitmişlerdir. Bugün ülkemize bir bakalım. Göreceğimiz iki evre vardır. Birisi tarlalarda erkeklerle birlikte çalışan, eşeklerine binerek öteberi satmak için kasabalardaki pazar yerine giden, oralarda kendisi yumurta ve tavuğunu satan ve ondan sonra evi için gereken şeyleri kendisi satın alarak köyüne dönen, ve genel işlerde kocasına, kardeşlerine yardım eden kadınlar. Ben bu kadınlar arasında kocalarından daha iyi işten anlayanlara ve hesap yapanlara rastladım. Bir gün Akşehir dolaylarında bir köye gittim. Çok yağmur yağıyordu ve soğuk vardı. Kendimi belli etmeyerek bir evin önünde duran bir kadına: &#8220;- Hemşire yağmur var, soğuk var, beni misafir eder misiniz?&#8221; dedim. Hiç duraksamadan: &#8220;- Buyurun&#8221; dedi ve beni bir odaya aldı. Odada ateş olmadığı ve yeni bir ateşin yakılması uzun süreceğinden:</p>
<p>&#8220;- İsterseniz bizim odaya gidelim. Orada ateş var&#8221; dedi. Gittik, sonra komşulardan birkaç kadın ve erkek geldi. Beraber konuşmaya başladık. Konuşurken bana en önemli soruları soran kadınlar oldu. Askerin, düşmanın durumunu, en tehlikeli düşmanın hangisi olduğunu sordular. Ve bunları sorarken hiç bir sıkıntı ve çekingenlik göstermediler. İnsanca konuştular. Fakat sonra benim kim olduğumu anlayınca kaygılandılar. Kendilerine bir zarar geleceğini sanarak korktular. Çünkü şimdiye kadar resmi bir adamla konuşmayı büyük bir kabahat saymışlardı. Baylar, ülkemizde cahillik varsa geneldir; yalnız kadınlarımızı değil, erkeklerimizi de kapsar. Başka bir görünüme kasabalarda, kentlerde rastlıyoruz. Bu da çok kez yabancı romanlarda okunan kafes efsaneleridir. Kuşkusuz, bu kötü adetleri yayan saraylar olmuştur. Bu nedenle kadınlarımız hatta erkeklerden daha aydın, daha verimli, daha bilgili olmak zorundadırlar. Eğer gerçekten ulusun anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeç</strong>leri, Cilt II</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Devrimin&#8217;in Diğer Devrimlerle Karşılaştırılması</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turk-devriminin-diger-devrimlerle-karsilastirilmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 11:46:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[10 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün İzmit Basın Toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetçi]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[fransız ihtilali]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimiyet-i Milliye]]></category>
		<category><![CDATA[ihtilal]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Devrimin'in Diğer Devrimlerle Karşılaştırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[usulçu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2055</guid>

					<description><![CDATA[10 Temmuz devrimi zorba bir hükümdarla ulus arasında, ne de olsa sınırlama ve koşullar yoluyla denge arayan bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>10 Temmuz devrimi zorba bir hükümdarla ulus arasında, ne de olsa sınırlama ve koşullar yoluyla denge arayan bir görüş elde etmeye yönelikti. Oysa bizim devrimimiz meşrutiyet yönetimini bile ulusun özgürlük ve bağımsızlığı için yeter saymaz. Ve sınırsız, koşulsuz egemenliği ulusun sorumluluğunda tutan köklü bir ilkeye dayanır. Bu ilkenin ilgili bulunduğu biçim hiç bir zaman eski biçimlerle karşılaştırma kabul etmez. Bu iki devrim arasındaki fark tanımlanamayacak kadar büyüktür, sanırım. Birincisi, ulusun huyu gereği aradığı özgürlük havasını teneffüs ettirdiğini sandıran bir harekettir. Fakat ikincisi ulusun özgürlük ve egemenliğini eylemli ve maddi olarak birleştirip ilan eden mutlu bir devrimdir; ve kuşkusuz, yalnız Türkiye&#8217;de değil, bütün dünyada önemli sayılmaya değer bir yeniliktir.</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>&#8220;Devrimin yasası var olan yasaların üstündedir. Biz öldürülmedikçe, bizim kafalarımızdaki akım durdurulmadıkça başladığımız devrim ve yenilik ve devrim yasası bir an bile durmayacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>1923, Atatürk&#8217;ün İzmit Basın Toplantısı</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Gerçek devrimciler, ilerleme ve yenilik yolunda bir devrime yöneltmek istedikleri insanların ruh ve vicdanlarındaki gerçek eğilimi kavrayabilenlerdir. Bununla ilgili olarak şunu da söyleyeyim ki, Türk ulusunun son yıllarda gösterdiği hayranlık uyandıran başarılarının, yaptığı siyasal ve toplumsal devrimlerin gerçek sahibi kendisidir; sizsiniz. Ulusumuzda bu yetenek ve gelişme duygusu doğal olarak var olmasa idi, onu yaratmaya hiçbir güç yetmezdi. Herhangi bir gelişme durumunda bulunan bir topluluğu bu durumdan çıkarıp damdan düşer gibi herhangi bir gelişme aşamasına ulaştırmanın olanağı olmadığını açıklamaya elbette gerek yoktur.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>&#8220;Devrimin amacını kavramış olanların onu her zaman korumaya güçleri yetecektir.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>1925, Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nde 10 Kasım 1949 yılında yayınlanmıştır.</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Fransız ihtilali bütün dünyada özgürlük düşüncesini estirmiştir ve bu düşüncenin günümüzde ana kaynağıdır. Fakat o tarihten beri insanlık ilerlemiştir. Türk demokrasisi Fransız ihtilalinin açtığı yolu izlemiş, ancak kendisine özgü ayırt edici niteliğiyle gelişmiştir. Çünkü her ulus devrimini toplumsal ortamının baskıları ve ihtiyacına olan hal ve duruma ve bu ihtilal ve devrimin zamanına uygun olarak yapar.</p>
<blockquote><p><strong>8 Mart 1928, Hakimiyet-i Milliye Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ülkenin ve devrimlerin içerden ve dışardan gelebilecek tehlikelere karşı bütün ulusçu ve cumhuriyetçi güçlerin bir araya gelmeleri gerekir.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1931, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Devriminde Güdülen Yöntem</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turk-devriminde-gudulen-yontem/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 11:07:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Devriminde Güdülen Yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal savaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2047</guid>

					<description><![CDATA[Bağımsızlık savaşı ve Türk devrimi, her atılımında ulusumuzun yüksek siyasal ve uygar karakteri ile ülkeyle ilgili düşüncelerindeki bilinçli&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bağımsızlık savaşı ve Türk devrimi, her atılımında ulusumuzun yüksek siyasal ve uygar karakteri ile ülkeyle ilgili düşüncelerindeki bilinçli birliğe dayanarak başarı kazanmıştır. &#8220;Cumhuriyet hükümetinin gördüğü işler, ancak ulusumuzun bu yüksek ahlak ve huyunda dayanak bularak her gün verimli bir eserini ortaya koyabilmektedir. Dün ve bugün olduğu gibi yarın da, ülke ve ulus için tek güç mutluluk ve refah kaynağı olan devrim ilkelerinin ve cumhuriyet rejiminin uygulanmasında düşünce ve el birliğinin belirtileri görülecektir.</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Birçok ulusun kurtuluş ve yükseliş savaşında kızgın, öfkeli oldukları görülmüştür. Ama bu öfke Türk ulusunun bilinçli öfkesine benzemez.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türkün ata yurduna ve Türkün bağımsızlığına saldıranlar, kimler olursa olsun, onlara bütün ulusça silahlı olarak karşı çıkmak, onlarla savaşmak gerekiyordu. Ancak bu önemli kararın bütün gereklerini ve zorunluluklarını ilk günde söyleyip belirtmek elbette uygun olmazdı. Uygulamayı birtakım evrelere ayırmak ve olaylardan yararlanarak ulusun duygu ve düşüncelerini hazırlamak ve adım adım ilerleyerek amaca ulaşmaya çalışmak gerekiyordu. Beliren ulusal savaş, dıştan saldırıya karşı yurdun kurtuluşunu tek amaç saydığı halde, bu savaşın, başarıya ulaşıldıkça, ulusal iradeye dayanan yönetimin bütün ilkelerini ve biçimlerini evre evre bugünkü döneme kadar gerçekleştirmesi doğal ve kaçınılmaz bir tarih akışı idi. Bu kaçınılmaz tarih akışını gelenekten gelen alışkanlığı ile hemen sezinleyen padişah soyu ilk andan başlayarak ulusal savaşın acımasız bir düşmanı oldu. Bu kaçınılmaz tarih akışını ben de gördüm ve sezinledim. Ama, baştan sona, bütün evreleri kapsayan sezgilerimizi ilk anda bütünüyle açığa vurmadık ve söylemedik. İleride olabilecekler üzerine çok konuşmak, giriştiğimiz gerçek ve maddi savaşa boş kuruntular niteliğini verebilirdi ve dış tehlikenin yakın etkileri karşısında üzüntü duyanlar arasında da, geleneklerine, düşünme yeteneklerine, ruhsal durumlarına uymayan olası değişikliklerden ürkeceklerin ilk anda direnmelerine yol açabilirdi. Başarı için pratik ve güvenilir yol, her evreyi zaman geldikçe uygulamaktı. Ulusun gelişmesi ve yükselmesi için esenlik yolu bu idi. Ben de böyle yaptım. Ancak bu pratik ve güvenilir yolu, yakın çalışma arkadaşlarım olarak tanımış kişilerden bazılarıyla aramızda, zaman zaman, görüşlerde, davranışlarda, yapılan işlerde beliren temelli ve ikinci derecede anlaşmazlıkların, kırgınlıkların ve hatta ayrılıkların da nedeni ve açıklaması olmuştur. Ulusal savaşa birlikte başladığımız yolculardan bazıları, ulusal yaşamın bugünkü cumhuriyete ve cumhuriyet yasalarına kadar uzanan gelişmelerinde, kendi düşünce ve ruh yeteneklerinin kavramasının bitince bana direnmeye ve karşı çıkmaya başlamışlardır. &#8220;Bu son sözlerimi özetlemek gerekirse, diyebilirim ki, ben, ulusun vicdanında ve geleceğinde sezdiğim büyük gelişme yeteneğini bir ulusal sır gibi vicdanımda taşıyarak yavaş yavaş bütün toplumumuza uygulatmak zorundaydım.</p>
<blockquote><p><strong>1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
