<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tarih &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/tarih/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:08:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>tarih &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Abdülhamit&#8217;in Yönetimi Büyük Hoşgörüdür</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/abdulhamitin-yonetimi-buyuk-hosgorudur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 21:50:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[1937]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Üner]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>
		<category><![CDATA[Hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tecrübe]]></category>
		<category><![CDATA[tefrika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4553</guid>

					<description><![CDATA[Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu anlatıyor: 1937 yılının yaz aylarından biriydi. Doğrudan doğruya kendi kontrolümde bir gazete &#8220;Makedonya&#8221; adlı bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu anlatıyor:</p>
<p>1937 yılının yaz aylarından biriydi. Doğrudan doğruya kendi kontrolümde bir gazete &#8220;Makedonya&#8221; adlı bir eserim tefrika ediliyordu. Bir akşamüstü Başyaver Celal( Üner) Bey beni telefona aradı. Dolmabahçe Sarayı&#8217;na davet edildim.</p>
<p>Saraya gidince de, hemen hiç bekletilmeden, üst kata çıkarıldım. Bir kapı açıldı, kendimi Büyük Adam&#8217;ın karşısında buldum. Saygılarımı bildirince beni bir iki nezaket cümlesi ile okşadı. Sonra:</p>
<p>&#8220;Yazını okuyorum&#8221; dedi. &#8220;Hürriyetin ilân edildiği zaman küçük bir çocuk olman lazım. Fakat kutlarım, o günleri iyi canlandırıyorsun. Yalnız Abdülhamid&#8217;i hiç sevmediğin belli.&#8221;</p>
<p>Biraz durdu. Elindeki renkli kalemi, önünde açık duran kalın ciltli bir Fransızca kitaba dikine vurarak düşünür gibi oldu. Ben susuyordum. Bu hal bir iki dakika devam etti. Sonra birdenbire şu sözler çıktı ağzından:</p>
<p>&#8220;Sevme Abdülhamid&#8217;i, yine de sevme! Fakat sakın anısına hakaret edeyim deme. Senin kuşağın biraz daha ölçülü kararlar vermeye alışmalı.</p>
<p>Bak çocuk! Kişisel kanımı kısaca söyleyeyim: Tecrübe göstermiştir ki, toprakları üstünde yaşayan insanların çoğunun durumu kuşkulu ve sınırları yalnız düşmanlarla çevrili büyük bir devlette, Abdülhamid&#8217;in yönetimi büyük hoşgörüdür. Hele bu yönetim on dokuzuncu yüzyılın sonlarında uygulanmış olursa&#8230;&#8221;</p>
<p>Bunun üzerine ayrılmama müsaade buyurmuşlardı. Saygılarımı tekrarlayarak huzurundan uzaklaştım. Her şeye rağmen onun Abdülhamid&#8217;le ilgili bu yorumu büyüklüğünün bir kez daha ispatıydı.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk&#8217;ün Dostu Var Mı?</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/turkun-dostu-var-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Nov 2019 14:41:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[28 Haziran 1933]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Erkek Lisesi]]></category>
		<category><![CDATA[coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türk'ün Dostu Var Mı?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4469</guid>

					<description><![CDATA[28 Haziran, 1933 Ankara Erkek Lisesi&#8217;nde, sınava giren çocuklardan biri sorulan bir soruya şöyle karşılık verir: &#8220;Fransa ile&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>28 Haziran, 1933 Ankara Erkek Lisesi&#8217;nde, sınava giren çocuklardan biri sorulan bir soruya şöyle karşılık verir:</p>
<p>&#8220;Fransa ile olan geleneksel dostluğumuz gereği..&#8221;  Atatürk, derhal sözü keserek sorar:</p>
<p>&#8220;Hangi geleneksel dostluk, bu nereden çıktı, kim söyledi bunu?&#8221; O zaman coğrafya hocası ayağa kalkarak:</p>
<p>&#8220;Ben söyledim paşam&#8221; diye onun hiddetini azaltmaya çalışır. Atatürk, bu durumda hemen yanı başındaki tarih öğretmenine döner ve &#8220;Sen söyle tarih hocası&#8221; der. Ayağa kalkan öğretmen cevap verir:</p>
<p>&#8220;Paşam ortada geleneksel dostluk diye bir şey yoktur. Yalnız ortak hareketlere Fransız yazarları geleneksel dostluk niteliği vermişlerdir. Örneğin Kırım Savaşı&#8217;nda olduğu gibi..&#8221;</p>
<p>Tarih öğretmeninin verdiği cevabı beğenen Atatürk, sınıfa yönelerek şunları ekler:</p>
<p>&#8220;Aferin, bu gerçekten böyledir. Acıyarak söylüyorum Türk&#8217;ün geleneksel dostu yoktur. Çıkarlar ortak olunca Avrupalılar buna hemen geleneksel dostluk ismini vermişlerdir.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Türk Birliği</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-turk-birligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Oct 2019 14:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[29 Ekim 1933]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Türk Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[avusturya-macaristan]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Encümeni]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Zeki]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[İhsan Sabri Çağlayangil]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıç Ali]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Conker]]></category>
		<category><![CDATA[orta asya]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih Encümeni]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Rüştü Aras]]></category>
		<category><![CDATA[Türk birliği]]></category>
		<category><![CDATA[türk devletleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ziraat Bankası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4361</guid>

					<description><![CDATA[İhsan Sabri Çağlayangil anlatıyor: 1933 yılı 29 Ekim gecesi, herkes Cumhuriyet&#8217;in 10. yılını kutluyor. Atatürk o sırada Türk&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İhsan Sabri Çağlayangil anlatıyor:</p>
<p>1933 yılı 29 Ekim gecesi, herkes Cumhuriyet&#8217;in 10. yılını kutluyor. Atatürk o sırada Türk Ocağı&#8217;nda yabancı diplomatlara yemek veriyor; davetliler gecenin ilerleyen saatlerinde birer ikişer dağıtılıyorlar; Atatürk, yakın arkadaşları Salih Bozok, Kılıç Ali, Nuri Conker&#8217;i kastederek:</p>
<p>&#8220;Bizimkiler nerede?&#8221; diye sorar.</p>
<p>Tevfik Rüştü Aras (Dışişleri Bakanı) Ziraat Bankası salonundaki baloda olduklarını söyler.</p>
<p>Hep beraber Ziraat Bankası&#8217;nın balo salonuna giderler. İçerisi tıklım tıklımdır, Atatürk gelince herkes alkışlar;</p>
<p>&#8220;Yaşa Gazi Paşam!&#8221; şeklinde tezahürat yapar. Atatürk, halkıyla sohbet etmeyi çok sevdiği için sandalye ve masa ister ki isteyenler ona sorularını sorabilsinler. Soru sormak için gelen kişilerden biri, Zeki isimli 25 yaşlarında bir doktordur. Şunu sorar:</p>
<p>&#8220;Gazi paşam! Saltanatı kaldırdık, hilafeti meclisin manevi şahsiyetinin içine aldık; bunlar yapılana kadar bir milletin ideali olabilirler; fakat yapıldıktan sonra yeni bir düzen kurulu ve işler. Onun iyi işlemesi, kötü işlemesi, ideal değildir; iyi işlemesini sağlamaya mecburuz! Yaptığımız öteki devrimler de yapıldığı an ideal olmaktan çıkar. Artık ideallerimiz, yaşadığımız gerçekler hâline dönüşmüştür. İyi ya da kötü sonuç vermesi bizim sorumluluğumuzun sonuçlarını belirler. Ama bir de milletlerin babadan oğla sıçrayan uzun vadeli idealleri vardır. Siz bize böyle bir ideal aşılamadınız! Yahut benim bundan haberim yok! Bunu bize açıklar mısınız Gazi Hazretleri?&#8221;</p>
<p>Atatürk bu soruya şöyle cevap verir:</p>
<p>&#8220;Bunlar vicdanımıza yazılmış gerçeklerdir; konuşulmaz, yaşanır! Elbet bu milletin bir ülküsü olacaktır, ama bu ülküler devletler tarafından açıklanmaz; millet tarafından yaşanır! Nasıl, bakarken gözlerimizi görmüyor, onunla her şeyi görüyorsak, ülkü de onun gibi, farkında olmadan vicdanlarımızda yaşar ve her şeyi ona göre yaparız&#8230; Ben, devlet başkanıyım! Sorumluluklarım vardır! Bu sorumluluklarım altında konuşamam! Bu konuda genç arkadaşlarımla ayrıca konuşacağım.&#8221;</p>
<p>Sonra, Atatürk halkın Cumhuriyet Bayramı&#8217;nı tekrar kutlar ve Dr. Zeki&#8217;yi yanına alarak genel müdürün odasına çıkar. Atatürk&#8217;ün arkasında, duvarda, bir Türkiye haritası vardır. Karşısında oturan Dr. Zeki&#8217;ye:</p>
<p>&#8220;Benim arkamdaki haritayı görüyor musun?&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet Paşam.&#8221;</p>
<p>&#8220;O haritada Türkiye&#8217;nin üstüne abanmış bir blok var, onu da görüyor musun?&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet, görüyorum Paşa Hazretleri&#8221;</p>
<p>&#8220;Hah! İşte o ağırlık benim omuzlarım üstündedir. Omuzlarım üstünde olduğu için, ben konuşamam! Düşün bir kere. Osmanlı İmparatorluğu ne oldu? Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ne oldu? Daha dün bunlar vardılar. Dünyaya hükmediyorlardı! Avrupa&#8217;yı ürküten Almanya&#8217;dan bugün ne kaldı? Demek hiçbir şey sür-git değildir! Bugün ölümsüz gibi görünen nice güçlerden, ileride belki pek az bir şey kalacaktır. Devletler ve milletler, bu idrakin içinde olmalıdırlar.</p>
<p>Bugün, Sovyet Rusya dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Devlet olarak bu dostluğa ihtiyacımız var! Fakat yarın ne olacağını kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu gibi parçalanabilir! Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler, avuçlarından sıyrılabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir! İşte o zaman Türkiye, ne yapacağını bilmelidir! Bizim, bu dostumuzun yönetiminde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onları arkalamaya hazır olmalıyız! &#8216;Hazır olmak&#8217; yalnız o günü susup beklemek değildir; &#8216;hazırlanmak lazımdır&#8217;. Milletler, buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam tutarak! Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür!</p>
<p>Bugün biz, bu toplumlardan dil bakımından, gelenek, görenek, tarih bakımından ayrılmış, çok uzağa düşmüşüz! Bizim bulunduğumuz yer mi doğru, onlarınki mi? Bunun hesabını yapmakta fayda yoktur! Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz; bizim, onlara yaklaşmamız gerekli&#8230;</p>
<p>Tarih bağı kurmamız lazım&#8230; Folklor bağı kurmamız lazım&#8230; Dil bağı kurmamız lazım&#8230;</p>
<p>Bunları kim yapacak? Elbette biz! Nasıl yapacağız? İşte görüyorsunuz, &#8216;Dil Encümenleri&#8217; , &#8216;Tarih Encümenleri&#8217; kuruluyor. Dilimizi, onun diline yaklaştırmaya, tarihimizi ortak payda haline getirmeye çalışıyoruz. Böylece, birbirimizi daha kolay anlar hâle geleceğiz. Bir sevgi parlayacak aramızda; tıpkı bir vücut gibi, kaderde ve mutlulukta birbirimizi duyacağız ve arayacağız. Ortak bir dil amaçladığımız gibi, ortak bir tarih öğretimiz olması gerekli. Ortak bir mazimiz var, bu maziyi, bilincimize taşımamız lazım. Bu sebeple okullarda okuttuğumuz tarihi Orta Asya&#8217;dan başlattık! Bizim çocuklarımız, orada yaşayanları bilmelidirler. Orada yaşayanlar da bizi bilmeli. İşte bunu sağlamak için de &#8216;Türkiyat Enstitüsü&#8217;nü kurduk. Kültürlerimizi, bütünleştirmeye çalışıyoruz! Ama bunlar, açıktan yapılmaz! Adı konarak yapılacak işlerden değildir. Yanlış anlaşılabildiği gibi, savaşlara da sebep olabilir. Bunlar, devletlerin ve milletlerin derin düşünceleridir. İşitiyorum: benim dil ve tarih ile uğraştığımı gören kısa düşünceli bazı vatandaşlarımız:</p>
<p>&#8216;Paşanın işi yok! Dil ile tarih ile uğraşmaya başladı.&#8217; diyorlarmış. Yağma yok! Benim işim başımdan aşkın. Ben bugünün çağdaş Türkiye&#8217;sini kurmaya ne kadar çalışıyorsam, yarının Türkiye&#8217;sinin temellerini de atmaya o kadar dikkat ediyorum. Bu yaptıklarımız, hiçbir millete düşmanlık değildir. Barıştan yanayız, barıştan yana kalacağız! Ama durmadan değişen dünyada, yarının muhtemel dengeleri için hazır olacağız. Bunları sana, akıllı bir genç olduğun için söylüyorum. Açıktan söylemiyorum, kulağına söylüyorum&#8230; Sen bil, gerekçesini kimseye söylemeden böyle davran, çevrenin de böyle davranması için gerekeni yap! İdealler konuşulmaz, yaşanır! İşte senin sorunun karşılığını da böylece vermiş oldum!&#8221;</p>
<p>Gece ilerlemişti. Atatürk arkadaşları ile birlikte, bulvara çıktığı zaman taze bir sabah Ankara göklerinde ışımaya başlamıştı.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yunus Nadi&#8217;ye Verilen Mülakattan</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/yunus-nadiye-verilen-mulakattan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Oct 2019 07:39:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[07.04.1924]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[birinci dünya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Hükümet Konağı]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[istasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[seymen alayı]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türk giysileri]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı subaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Nadi]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Nadi'ye verilen mülakattan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4244</guid>

					<description><![CDATA[(Ben Ankara&#8217;dan İstanbul&#8217;a gitmekte olduğum için ilk sözler dört yıl önce geldiğimiz Ankara ile 5 yıl önce bıraktığımız&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>(Ben Ankara&#8217;dan İstanbul&#8217;a gitmekte olduğum için ilk sözler dört yıl önce geldiğimiz Ankara ile 5 yıl önce bıraktığımız İstanbul üzerinde ve bu iki şehrin şimdiki durumları üzerinde geçti. Bu bahiste Gazi&#8217;nin sözlerini aslına çok yakın olabilmesine özellikle özen göstererek kaydediyorum &#8211; Yunus Nadi)</p>
<p>-Doğrudur, az zamanda çok aşama. Kuşkusuz, İstanbul&#8217;umuz güzeldir, ama Ankara&#8217;mız, tüm eksiklerine karşın, daha az güzel değildir. Gerçekten Ankara, durumu bakımından, ülkemizde, başkent olma açısından çok çekici ve güven verici bir noktadadır. Bu nedenle benim kararlarım, hareket ve girişimlerim üzerinde doğal olarak etkilerini göstermiştir. Gerçekten işe ülkenin doğusunda, doğu sınırından başladım. Sonra daha batıya gelmek zorunluluğunu duydum. Sonunda Ankara&#8217;da durdum ve ülkenin işlerini ulusun isteklerine uygun olarak yürütmek için daha başka bir yere gitme gereğini duymadım. Türkiye&#8217;nin ve Türk ulusunun yararlarının en güvenli biçimde ancak Ankara&#8217;da savunulabileceği de olaylarla ortaya çıkmıştır. En zor koşullarda, en az hazırlıklı olduğumuz halde, en büyük darbelerin geri çevirilmesinin en önemli etkenleri arasında Ankara&#8217;nın coğrafi konumu vardır.</p>
<p>Ankara&#8217;nın doğal yerine ve coğrafyasına değer kazandıran bir nokta daha vardır: en acı ve felaketli günlerde ulus her yandan çeşitli araçlarla zehirlenirken Ankaralılar, ülkenin ve ulusun gerçek kurtuluşuna yönelik girişimler hakkındaki inanç ve güvenlerini bir an bile yitirmemişlerdir.</p>
<p>Ankara&#8217;ya ilk geldiğim gün sadece bir vatandaş, ulusun bir bireyi idim. Hiçbir sıfatım, yetkim ve sanım yoktu. Böyle olduğu halde Ankara ve çevre halkının tümü çocuklarıyla, kadınlarıyla, yaşlılarıyla Ankara şehrinden Dikmen tepesine kadar her yanı doldurmuş, beni karşılamıştır. İstasyondan Hükümet Konağına kadar uzanan caddenin iki yani eski Türk giysileri içinde, bıçakları ve tabancaları ellerinde Ankara gençleriyle dolmuştu. Bu gençler ve onlarla birlikte tüm halk: &#8220;Vatanı ve ulusu düşmandan kurtarmak için hepimiz ölmeye hazırız, emrinizi bekliyoruz,&#8221; diye haykırıyordu.</p>
<p>O sıralar Ankara istasyonu yabancı subayların ve askerlerin işgali altındaydı. O güne kadar Ankaralıları ölü ve Ankara&#8217;yı harabe sanan bu yabancılar bu büyük gösteri karşısında ilk kaygılarını belli etmekten kendilerini alamamışlardı.</p>
<p>Ben Ankara&#8217;yı coğrafya kitaplarından çok tarihten öğrendim ve cumhuriyet merkezi olarak öğrendim. Gerçekten, Selçuk yönetiminin bölünmesi üzerine Anadolu&#8217;da kurulan devletlerin adlarını okurken birtakım beylikler arasında bir de Ankara Cumhuriyeti&#8217;ni görmüştüm. Tarih sayfalarının bana bir cumhuriyet merkezi olarak tanıttığı Ankara&#8217;ya ilk geldiğim gün de gördüm ki orada, aradan geçen yüzyıllara karşın hâlâ cumhuriyet havası sürüyor. Türkiye&#8217;nin hemen tüm bölgelerini gezdiğim ve gördüğüm için o kanıya vardım ki, o zamanlar adları cumhuriyet olmayan öbür yerlerin bugünkü halkı aynı yetenekten hiç uzak değildir.</p>
<p>Beni, Türkiye için en uygun merkezin Ankara olabileceğini düşünmeye iten ilk vesile çok eski ve bilimseldir. Bununla ilglili düşünceler İstanbul&#8217;da her bulunuşumda -hayatımın pek sayılı günleri İstanbul&#8217;da geçmiştir- yeniden canlanmıştır. Özellikle Birinci Dünya Savaşı sonunda girdiğimiz mütareke günlerinde İstanbul sokaklarını yabancı süngüleri ve Boğaziçi&#8217;nin surlarını karartan düşman zırhlıları bu düşüncelerimi sabit fikir haline getirdi ve artık hiç kimseye, hiçbir fikre, hiçbir programa ilgi duymaksızın bu boğucu havadan çıkmak için tüm dünyaca bilinen kararımı verdim.</p>
<blockquote><p><strong>07.04.1924</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt V, Yunus Nadi&#8217;ye verilen mülakattan</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fatih Sultan Mehmet</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/fatih-sultan-mehmet-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Oct 2019 08:22:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih]]></category>
		<category><![CDATA[fatih sultan mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[İkinci Mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'un Fethi]]></category>
		<category><![CDATA[Münir Hayri Egeli]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4184</guid>

					<description><![CDATA[Münir Hayri Egeli anlatıyor: &#8220;Bir gün İstanbul ve İstanbul&#8217;un Fethi&#8217;nden konuşulurken söz tabii Fatih&#8217;e geldi. Atatürk&#8217;ün tarihin kendi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Münir Hayri Egeli anlatıyor:</p>
<p>&#8220;Bir gün İstanbul ve İstanbul&#8217;un Fethi&#8217;nden konuşulurken söz tabii Fatih&#8217;e geldi. Atatürk&#8217;ün tarihin kendi hakkında vereceği hükmü etrafındakilere sık sık sorduğu malumdur. Söz sırası yine ona gelmişti. Ortaya şöyle bir sual (soru) arttı:</p>
<p>&#8220;Tarih acaba benim mi, yoksa İkinci Mehmet&#8217;in mi yaptığı işleri daha mühim bulacaktır?&#8221; Orada bulunanların hemen hepsi:</p>
<p>&#8220;Siz&#8221; dediler. Atatürk, böyle meselelerde daima olduğu gibi:</p>
<p>&#8220;Niçin?&#8221; dedi. Sual sırası kendisine gelenler Atatürk&#8217;ün Fatih&#8217;ten çok büyük olduğunu ispat için akla gelecek ve gelmeyecek delilleri toplamakta birbirleri ile yarışa başladılar. Hatta bazıları:</p>
<p>&#8220;Sizin yanınızda Fatih kim olurmuş!&#8221; diyecek kadar ileri gittiler. Fakat ne söylenirse söylensin, verilen cevapların Atatürk&#8217;ü hiç tatmin etmediğini anlamak güç olmuyordu. Nihayet söz orada bulunanların en gencine geldi:</p>
<p>&#8220;Efendim, tarih bir imtihan salonuna benzer. Karşısına gelenlere birtakım hususi meseleler verir. Neticede verdiği problemleri halledişine ve bundaki maharetine göre bir numara verir. Aşağı yukarı tarihin imtihanına çıkanların hemen hepsi ayrı şartlar dâhilinde, ayrı meseleler karşısında kalmışlardır. Bunları en iyi halledenler de tereddütsüz on numara almışlardır. Zannımca, tarihin adamı olan şahsiyetlerin karşısında kaldıkları hadiseleri birbirleri ile karşılaştırmakla hükümlere varmak mümkün değildir. Fatih, karşısına çıkan problemleri en iyi şekilde hallederek on numara almıştır. Siz de önünüze serilen meseleleri halletmiş ve on numarayı kazanmış bir tarih büyüğüsünüz.&#8221;</p>
<p>Atatürk, bu sözleri büyük bir dikkatle dinledi ve neticede:</p>
<p>&#8220;Bravo!&#8221; dedi. Sonra, biraz evvel Fatih&#8217;i küçümseyen kişiye dönerek:</p>
<p>&#8220;Sen halt etmişsin. Ben Fatih&#8217;ten büyük olabilir miyim? Çok kereler Fatih&#8217;in karşısında kaldığı meseleleri düşündüğüm zaman ben de aynı hal çarelerine varmışımdır. Yalnız, Fatih, benim karşısında kaldığım hadiseleri nasıl hallederdi. Bunu çok merak ederim. İkinci Mehmet büyük adamdır, büyük&#8230;&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hint Meclisi Başkanı Sir Abdürrahim</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/sir-abdurrahim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2019 10:40:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[doğu dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Ağlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Hint Meclisi Başkanı Sir Abdürrahim]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türk kahramanı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2798</guid>

					<description><![CDATA[O, uğraşlarıyla yalnız Türkiye&#8217;ye değil, bütün Doğu dünyasına kurtuluş yolunu göstermiştir. O, tarih büyüğünün, o Türk kahramanının, o&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>O, uğraşlarıyla yalnız Türkiye&#8217;ye değil, bütün Doğu dünyasına kurtuluş yolunu göstermiştir.</p>
<p>O, tarih büyüğünün, o Türk kahramanının, o Doğunun kurtuluş ve uygarlık önderinin eserlerini her zaman sevgi ve saygıyla anacağız.</p>
<blockquote><p><strong>Dünya Ağlıyor, 1939</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cafer Seno</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/cafer-seno/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 19:04:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Cafer Seno]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[zafer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2610</guid>

					<description><![CDATA[O, felâket günlerimizde, bize acıyan Rabbin, milyonlarca Türk&#8217;ün dehasından, zekâ ve iradesinden toplayıp Türk dünyasına kurtarıcı olarak gönderdiği&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>O, felâket günlerimizde, bize acıyan Rabbin, milyonlarca Türk&#8217;ün dehasından, zekâ ve iradesinden toplayıp Türk dünyasına kurtarıcı olarak gönderdiği bir kudret, yüksek bir fikirdi.</p>
<p>Ey zafer günlerinin eşsiz saadeti!&#8230; Unutulmaz hâtıra! Tarihe sor; milletine ömre bedel böyle bir saadet verebilmiş kahraman görmüş mü?</p>
<blockquote><p><strong>Cumhuriyet Gazetesi, 19 Kasım 1938</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihin Verdiği Ders</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/tarihin-verdigi-ders/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 15:14:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hatıralar]]></category>
		<category><![CDATA[Belleten Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihin Verdiği Ders]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2544</guid>

					<description><![CDATA[Tarih ne güzel aynadır. Özellikle ahlaktan yana gelişmemiş olan topluluklar en yüce kutsal kavramlar karşısında bile insanı küçülten&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih ne güzel aynadır. Özellikle ahlaktan yana gelişmemiş olan topluluklar en yüce kutsal kavramlar karşısında bile insanı küçülten duygulara bağlı kalmaktan kendilerini alıkoyamıyorlar. Tarihe geçen bütün olaylarda, bu olaylara yol açanların tutum, eylem ve davranışı onların ahlak düzeyini açıkça gösterir.</p>
<blockquote><p><strong>Temmuz 1915, Belleten Dergisi, Cilt VII</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Çağdaş demokraside, kişisel özgürlükler özel bir değer ve önem kazanmıştır. Artık kişisel özgürlüklere devletin herhangi bir kimsenin karışması söz konusu olamaz. Ancak bu denli yüksek ve değerli olan kişi özgürlüğünün uygar ve demokrat bir ulusta ne demek olduğu, özgürlük kelimesinin kesin bir biçimde düşünülebilen anlamıyla anlaşılamaz. Sözü edilen özgürlük toplumsal ve uygar insan özgürlüğüdür. Bu nedenle kişi özgürlüğü düşünülürken her bireyin ve bütün ulusun ortak çıkarları ve devlet varlığı göz önünde bulundurulmak gerekir. Başkasının hak ve özgürlüğü ve ulusun ortak çıkarları kişi özgürlüğünü sınırlandırır. Kişi özgürlüğünü sınırlandırmak devletin hemen hemen temel ödevidir. Çünkü devlet kişi özgürlüğünü sağlayan bir örgüt olmakla beraber, aynı zamanda bütün özel çalışmaları, genel ve ulusal amaçlar için birleştirmekle görevlidir. &#8220;Özgürlük bankasına zararı olmayacak her türlü eylemde bulunmaktır&#8221; denildiği zaman yurttaş özgürlüğünün amacı olduğu, devletin bu amacı sağlamak için bir araç sayıldığı söylenmiş olur. Ama ulusun genel çıkar ve amacını koruyacak olan da bu araçtır.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ten Hatıralar, Afet İnan</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir ülkenin, bir ülke haklarının düşmandan zarar görmesi acıdır. Fakat kendi soyundan olan, büyük bildiği kimselerin vefasızlığına uğraması, onlardan büyük zarar görmesi daha acıdır. Bu kalp ve vicdanlar için onulmaz bir yaradır. Kendimizi için değil, ulusumuz için el birliğiyle çalışalım, çalışmaların en güzeli, en yücesi budur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güzel Sanatlar ve Türk Ulusu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/guzel-sanatlar-ve-turk-ulusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 12:37:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[güzel sanatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Sanatlar ve Türk Ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[hayat damarları]]></category>
		<category><![CDATA[millet meclis]]></category>
		<category><![CDATA[sanatsız]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal birlik]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal ülkü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2380</guid>

					<description><![CDATA[Sanatsız kalan bir ulusun hayat damarlarından biri kopmuş demektir. Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III Yüksek bir insan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sanatsız kalan bir ulusun hayat damarlarından biri kopmuş demektir.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yüksek bir insan toplumu olan Türk ulusunun tarihsel bir niteliği de, güzel sanatları sevmek ve o alanda yükselmektir. Bunun içindir ki, ulusumuzun yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan olan zekasını, bilime bağlılığını, güzel sanatlar sevgisini ve ulusal birlik duygusunu sürekli olarak ve her türlü incelemelerle besleyerek geliştirmek ulusal ülkümüzdür.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1933, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Güzel sanatların her dalı için Millet Meclisi&#8217;nin göstereceği ilgi ve emek, insanca ve uygar yaşam için ve çalışma veriminin artması için etkili olacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1936, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, siz yaşamınızda milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz; fakat hiç bir zaman sanatkar olamazsınız. Onun için bu çocukların değerini bilelim.</p>
<blockquote><p><strong>Yücel Dergisi, 1945</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarih ve Ulus Hakları</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/tarih-ve-ulus-haklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jul 2019 16:04:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[olgular]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Ulus Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[türk milleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1942</guid>

					<description><![CDATA[Tarih, olgular, olaylar ve gözlemler, insanlar ve milletler arasında hep milliyetin egemen olduğunu göstermiştir. Ve milliyet ilkesine karşı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih, olgular, olaylar ve gözlemler, insanlar ve milletler arasında hep milliyetin egemen olduğunu göstermiştir. Ve milliyet ilkesine karşı girişilen büyük çapta eylemlere karşın, milliyet duygusunun öldürülemediği, gene de bütün gücü ile yaşadığı görülmektedir. Tarih, bir milletin kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman tanımazlık etmez. Bu nedenle sakat bir düşünce perdesi arkasından yurdumuza ve ulusumuza karşı varılan hükümler, ileri sürülen düşünceler kesinlikle iflas edecektir.</p>
<blockquote><p><strong>Temmuz 1919, Nutuk</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
