<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>subay &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/subay/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:01:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>subay &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Adet Ev Sahibinin Konukları Ağırlamasıdır</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/adet-ev-sahibinin-konuklari-agirlamasidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Nov 2019 12:17:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Adet Ev Sahibinin Konukları Ağırlamasıdır]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[birinci dünya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[General Harrington]]></category>
		<category><![CDATA[işgal subayları]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Pera Palas]]></category>
		<category><![CDATA[rum]]></category>
		<category><![CDATA[subay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kemalataturk.net/?p=4422</guid>

					<description><![CDATA[İstabul&#8217;un işgal günleri, başta General Harrington olmak üzere, bir kısım işgal kumandanları Pera Palas Salonu&#8217;nun bir köşesinde oturmaktadır.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstabul&#8217;un işgal günleri, başta General Harrington olmak üzere, bir kısım işgal kumandanları Pera Palas Salonu&#8217;nun bir köşesinde oturmaktadır. Masaları dolduran çoğu subay, bir sürü yabancı insan, onlardan olmayanları çıldırtacak kadar rahat ve küstah tavırlarıyla keyifli keyifli içmektedirler.</p>
<p>Pencerenin önündeki masalardan birinde, tek başına oturan bir adam vardır. Kaşları çatık; ama ince dudaklarında belli belirsiz bir gülüş ve çeşitli savaş alanlarının güneşinde, rüzgârında, karında yanmış, yakışıklı yüzünde hafiften bir alay vardır. Bazı masalarda, bu yanık yüzlü, altın başlı genç, adamı göz hapsine alanlar vardır. Kim olduğunu soruştururlar:</p>
<p>&#8220;Mustafa Kemal&#8221; denir. Onlar için Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savaşı&#8217;nın en ünlü şahsiyetlerinden biridir. Yabancı dillerde Çanakkale Harpleri&#8217;nden bahseden ve daima Mustafa Kemal&#8217;in isminde düğümlenen kitaplar, yazılar, o zaman bile bir kitaplığı dolduracak kadardır. Onun kahramanlıkları ateşten çizgilerle belleklerinde yanmaktadır. Hem, bu olağanüstü komutanı yakından görmek hem de hükümetin kabul ettiği yenilgiyi nasıl karşıladığı öğrenmek merakı içindedirler.. Ama bu adama ne yapıp, nasıl yaklaşacakalarına bir türlü karar veremezler. Sonunda, içlerinden birinin aklına uyup tercüman aracılığıyla onu masalarına davet etmeye karar verir ve masalarına gelecek konuğu heyecanla beklemeye başlarlar. Hele en gençleri, iyice keyiflenerek:</p>
<p>&#8220;Hiçbir cephede yenilmemiş, ama gene de &#8216;yenik&#8217; bir komutanı yakından görmek, belki biraz da sorgulamak gerçekten zevkli olacak&#8230;&#8221; der ve güler. Bir başkası,</p>
<p>&#8220;Onu çağırmakla iyi mi ediyoruz, bilmem..&#8221; diye mırıldanır. Yüksek rütbeli subaylardan emir almış olan Rum tercüman, çekinerek yaklaşır, Mustafa Kemal&#8217;e; önünde saygıyla eğilir ve:</p>
<p>&#8220;Generaller, ekselanslarından masalarını şereflendirmelerini rica ediyorlar. Sizinle tanışmaktan, size bir içki ikram etmekten şeref duyacaklarını söylüyorlar.&#8221; der.</p>
<p>Mustafa Kemal tercümanı kaşları çatık bir an süzer. Sonra hemen gülümser ve sakin, kendinden emin bir sesle karşılık verir:</p>
<p>&#8220;Generaller memleketimizde misafirdirler. Adet olan ev sahiplerinin konukları ağırlamasıdır. Generallere söyleyin, masamda kendilerine ikram etmekten şeref duyacağım.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Merhaba Asker!</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/merhaba-asker/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2019 09:46:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[1909]]></category>
		<category><![CDATA[38. Merkez Alayı Kumandanı]]></category>
		<category><![CDATA[Albay Saadettin Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kıdemli yüzbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Merhaba Bey'im]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[Selamün aleyküm]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[subay]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzbaşı Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Kılıç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4143</guid>

					<description><![CDATA[Ziya Kılıç anlatıyor: Yıl 1909.. Beşinci Kolordu kurmay başkanlığına katılan Yüzbaşı Mustafa Kemal, Selanik&#8217;teydi. 38. Merkez Alayı Kumandanı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ziya Kılıç anlatıyor:</p>
<p>Yıl 1909.. Beşinci Kolordu kurmay başkanlığına katılan Yüzbaşı Mustafa Kemal, Selanik&#8217;teydi. 38. Merkez Alayı Kumandanı Albay Saadettin Bey tedavi için İstanbul&#8217;a gitmek üzere izin aldı.</p>
<p>Saadettin Bey&#8217;in, yerine kimi bırakacağını herkes merak ediyordu.Sonradan Saadettin Bey&#8217;i Kolağası Mustafa Kemal&#8217;in temsil edeceğini öğrendik.Şaşırdık. Çünkü Mustafa Kemal henüz kıdemli bir yüzbaşıydı,kendinden daha üst rütbede olanlar vardı.</p>
<p>Büyük rütbeli subayların şaşkınlıkları çabuk geçti. Mustafa Kemal, bütün subaylara kendini sevdirmişti. Kenti gezerken, halka karşı davranışlarına tanık olanlar, kendisine hayranlık duyuyorlardı.Şimdi, onun böyle görevde ne yapacağı merak ediyorduk.</p>
<p>Alayın Mustafa Kemal tarafından teslim alındığı günü, belki de tarihimizde önemli bir dönüm noktası olarak kabul etmemiz doğru olur.</p>
<p>O gün Mustafa Kemal alayı selamlamaya beyaz bir atın üzerinde gelmişti. Bütün gözler ondaydı. Alay&#8217;ın önüne gelince selam durumuna geçti, sonra hızla atından yere atladı. Yürüyerek askeri selamlayacaktı.</p>
<p>&#8221;Selamün aleyküm asker! &#8221; demesini bekliyorduk. Ama hiç beklemediğimiz bir şey oldu; Mustafa Kemal:</p>
<p>&#8221;Merhaba asker!&#8221; dedi.</p>
<p>Bu, ilk kez karşılaşılan bir durumdu. Askerler nasıl yanıt vereceklerini bilmiyordu. Birkaç saniyelik sessizliği İstanbullu askerler bozdular:</p>
<p>&#8221;Merhaba Bey&#8217;im&#8230;&#8221;</p>
<p>Ordu ilk kez bir kumandanından, &#8221;Merhaba Asker&#8221; selamını almıştı.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Elin Düşmanı&#8230; Babamın Oğlu Değil Ya!</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/elin-dusmani-babamin-oglu-degil-ya/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Oct 2019 17:02:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Çavuş]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Başçavuş]]></category>
		<category><![CDATA[Elin Düşmanı... Babamın Oğlu Değil Ya!]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Hüsnü]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[keif]]></category>
		<category><![CDATA[subay]]></category>
		<category><![CDATA[Trikopis]]></category>
		<category><![CDATA[Uşak]]></category>
		<category><![CDATA[zabit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4107</guid>

					<description><![CDATA[Ahmet Çavuş anlatıyor: &#8220;Keşif için üç kişi dağa tırmanmaya başladık. Yanımda saatli, tetikli, fitilli olmak üzere toplam 11&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ahmet Çavuş anlatıyor:</p>
<p>&#8220;Keşif için üç kişi dağa tırmanmaya başladık. Yanımda saatli, tetikli, fitilli olmak üzere toplam 11 bomba vardı. Arkamızdan da kırk kişi yollayacaklardı. Alacakaranlıkta tepenin bir boyun noktasına vardığımız zaman, 5-10 zabitin oturduklarını gördük. Derhal bombalardan birisini yakalayarak, &#8220;davranmayın, teslim olun,&#8221; diye haykırdım. Hepsi, ellerini kaldırdılar. Arkadaşlarım da yanıma gelmişlerdi. Ben önümüzde duran bir zabitin atını yularından yakalayarak çektim. Sordular:</p>
<p>&#8220;Ne kadar kuvvetiniz var?&#8221; dediler.</p>
<p>&#8220;Üç ordu.&#8221; dedim. &#8220;Tamam muhasara (kuşatma) altındasınız. Ya teslim olacaksınız, ya sizi grup ateşine vereceğiz.&#8221;</p>
<p>&#8220;Hangi kıtaya kumanda ediyorsun?&#8221; dediler.</p>
<p>&#8220;Alay kumandanıyım!&#8221; dedim. Rütbemi sordular?</p>
<p>&#8220;Başçavuş&#8230;&#8221; dediğim zaman hepsi hayret içerisinde kalmışlardı. Hayretlerini gidermek için devam ettim:</p>
<p>&#8220;Bizde onbaşıdan fırka kumandanı bile var.&#8221; dedim.</p>
<p>Onlara, torbalarımızdan peksimet çıkararak verdik. Onlar da bize, bol bol sigara ikram ettiler. Ceplerimizi doldurduk. Biz onları böylece esir aldıktan epey sonra Kaymakam Hüseyin Hüsni Bey&#8217;le tabur kumandanımız Fuat Bey geldiler. Hüseyin Hüsnü bey, esir zabitlerin (subayların) içerisinden birisini, eliyle işaret ederek bana sordu:</p>
<p>&#8220;Bu zabitin kim olduğunu biliyor musun?&#8221;</p>
<p>&#8220;<strong>Ne bileyim</strong>&#8221; dedim. &#8220;<strong>Elin düşmanı.. Babamın oğlu değil ya!&#8230;</strong>&#8221; Fuat Beyin gözleri faltaşı gibi açılmıştı:</p>
<p>&#8220;Trikopis, Trikopis!&#8221; diye haykırdı. &#8220;Yunan Başkumandanı..&#8221;</p>
<p>Trikopis&#8217;i Uşak&#8217;a kadar getirdik. Orada bana bir istiklâl madalyası yazdılar. Trikopis&#8217;in esvaplarını (giysilerini) da bana hediye ettiler.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazi&#8217;nin Huzurunda Bir Yunan Erkânıharbi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/gazinin-huzurunda-bir-yunan-erkaniharbi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Oct 2019 18:33:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[afyon]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[başkumandan]]></category>
		<category><![CDATA[Birinci Ordu Kumandanı]]></category>
		<category><![CDATA[büyük millet meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Çal Köyü]]></category>
		<category><![CDATA[dumlupınar]]></category>
		<category><![CDATA[Dumlupınar Köyü]]></category>
		<category><![CDATA[erkânıharp]]></category>
		<category><![CDATA[gazi paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi'nin Huzurunda Bir Yunan Erkânıharbi]]></category>
		<category><![CDATA[general]]></category>
		<category><![CDATA[Hagi Anesti]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kâzım Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[kemalettin sami paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Kule Kahvehaneleri Mahallesi]]></category>
		<category><![CDATA[muhabere]]></category>
		<category><![CDATA[On birinci fırka]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[subay]]></category>
		<category><![CDATA[tümen]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4088</guid>

					<description><![CDATA[Salih Bozok anlatıyor: &#8220;..Bu sırada, bir iki gün evvel esir edilmiş olan bazı Yunan zabitleri karargâha getirilmişti. Gazi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salih Bozok anlatıyor:</p>
<p>&#8220;..Bu sırada, bir iki gün evvel esir edilmiş olan bazı Yunan zabitleri karargâha getirilmişti. Gazi Paşa esirlerin arasında bulunan erkânıharp zabitini (kurmay subay) yanına istedi. Yunan zabitine bir çay ısmarladı ve kendisinden vaziyet hakkında ayrıntılı bilgi istedi. Zabit iki gün evvel esir edilmiş olduğu için, son vaziyetten haberdar olmadığını söyledi. Bunun üzerine Başkumandan Gazi Paşa haritayı açarak alınan raporlara göre ortada olan vaziyeti işaret etti. Karargâhımızdaki Yunan erkânıharbi de Yunan ordusunun düşmüş olduğu ağı görmüş ve vaziyetin vehametini anlamıştı. Gayr-i ihtiyarî (istemsizce) parmağını haritanın üzerinde gezdirdi:</p>
<p>&#8220;Bu vaziyete nazaran, iki kolordu kumandanımızla dört fırka kumandanımızın, kıtaatınız (askeri birlikerlerinizin) çemberi içinde bulunduğunu zannederim&#8221; dedi.</p>
<p>Gazi Paşa, aldığı bu bilgiyi derhal telefonla Kemalettin Sami Paşaya bildirdi, bahsedilen kumandanların esir edilmesini buyurdu. Yunan zabiti, evvelce Türkçe bilmediğini söylemiş ve kendisiyle tercüman vasıtasıyla ve Rumca görüşülmüştü, fakat Gazi&#8217;nin Türkçe olarak verdiği bu emri işitir işitmez benzi kül gibi oldu.</p>
<p>Elini alnına götürdü, üzüntüsünden getirilen çayı içmedi ve çadırdan dışarı çıkmak için müsaade istedi. Kendisinin Türkçe bildiğini ve gayr-i ihtiyarî verdiği bilgiden dolayı pişmanlık hissettiğini anlamıştım. Ben de beraber dışarı çıktım, kendisine Türkçe olarak:</p>
<p>&#8220;Nerelisin?&#8221; dedim.</p>
<p>Selanikli olduğunu ve Kule Kahvehaneleri Mahallesi&#8217;nde ikamet ettiğini söyledi. Ne tesadüf. Ben de Selanik&#8217;te o mahallede ikamet etmekte idim:</p>
<p>&#8220;Ne için o güzel Selanik&#8217;i bıraktın da buralara geldin?&#8221; diye sordum.</p>
<p>&#8220;Askerim, emir aldım.&#8221; cevabını verdi. Başı fevkalâde ağrıdığından dolayı da fazla konuşmaya kuvveti olmadığını ilave etti. Gereken ilâçları kendi bavulumuzdan verdik.</p>
<p><strong>Kemalettin Sami Paşa Karargâhında</strong></p>
<p>Gazi Paşa Yunan erkânıharp zabitinden bu haberi aldıktan sonra otomobilin hazırlanmasını emretti. Kemalettin Sami Paşa&#8217;nın karargâhına gitmek arzu ediyordu. Birinci Ordu Kumandanı yolun fevkalâde muhataralı (tehlikeli) olduğunu söylediyse de Gazi&#8217;yi alıkoymak mümkün olmadı.</p>
<p>Hep beraber Kemalettin Sami Paşa&#8217;nın bulunduğu tepeye geldik. Kemalettin Sami Paşa dürbünüyle düşmanın Dumlupınar civarındaki ovadan hareketlerini takip ediyordu. Gazi Paşa sordu:</p>
<p>&#8220;İleride bir duman görüyorum. Bu nedir?&#8221; Kemalettin Sami Paşa cevap verdi:</p>
<p>&#8220;Düşman ağırlıklarını yakıyor, paşa hazretleri.&#8221; Gazi Paşa:</p>
<p>&#8220;Şu sağdaki köy ve duman nedir?&#8221; dedi. Kemalettin Sami Paşa:</p>
<p>&#8220;Dövüştüğümüz düşman çekilirken yalnız ağırlıklarını değil, köyleri, şehirleri sakinleriyle beraber ateşe veren bir düşmandır. Yanan Çal Köyü&#8217;dür, Yunanlılar yakmıştır&#8221; cevabını verdi. Gazi Paşa orada hangi kıtalarımızın (askeri birliklerimizin) olduğunu da sordu. On birinci fırkanın (tümen) bulunduğu cevabını alınca şu soruyu sordu:</p>
<p>&#8220;Telefona muhabere (haberleşme) mümkün müdür?&#8221;</p>
<p>&#8220;Henüz telefon tesis etmedik. çünkü bir gün evvel o civardaki tepelerde düşmanla muharebe (savaş) edilmiştir.&#8221;</p>
<p>Gazi Paşa on birinci fırkanın bulunduğu bölgeye gitmek istediğini söyledikten sonra beraberimizde Kemalettin Sami Paşa da bulunduğu hâlde Çal Köyü istikametine doğru yola koyulduk.</p>
<p>Tepeye geldiğimiz zaman düşmanla harp başlamıştı. On birinci fırka kıtası avcı halinde ve bizim üç dört yüz metre ilerimizde hareket ediyordu. On birinci fırkanın topçuları aramızdaki bir tepeden düşmana ateş atıyordu. Gazi Paşa bu vaziyeti gördükten sonra kesin sonucun bir an önce gerçekleşmesi için fırka kumandanını da kendi nezdinde uyardı ve topçunun önümüze geçmesini, piyadenin ileri harekete devam etmesini buyurdu.</p>
<p>Fırka kumandanı derhal atına binerek yıldırım süratiyle avcı hattına gitti. Böylece karşımızdaki düşmana -hareketlerini gözle seçebilecek kadar- yaklaştık. İkinci ordu kıtasının da sağ cenahımızdan (taraf) düşmanı tazyik etmekte (sıkıştırmakta) olduğunu haber aldık. Her taraftan sıkıştırılmış ve ateşten bir çember içine alınmış olan düşman tam manasıyla şaşkına dönmüştü.</p>
<p><strong>Güneş Gurup Ederken (Batarken)</strong></p>
<p>Birkaç saat geçti, güneş gurup ediyordu (batıyordu). Ufuktaki dağların arkasına çekilen güneşin son ışıkları, askerlerimizin düşman mevzilerinde parlayan süngülerine aksetmişti (yansımıştı). Gece başlarken ateş kesildi. Elimize ulaşan raporlar ve telefonla verilen haberler hemen hemen birbirinin aynı olarak şu malûmatı ihtiva (içermek) ediyordu:</p>
<p>&#8220;Bozguna uğrayan düşman kuvvetleri çil yavrusu gibi dağıldılar; dağlara, tepelere, ormanlara iltica ediyorlar.&#8221;</p>
<p>Diğer taraftan, raporlarda düşmanlardan alınan ganimetler hakkında da bilgi vardı. Yalnız on birinci fırkanın karşısındaki Yunan kuvveti, beşi koşulu olduğu halde 25 top bırakıp kaçmıştı.</p>
<p>Karanlık basmıştı. Karargâhımızın bulunduğu Afyon&#8217;a döneceğimizi zannederken Gazi Paşa Hazretleri Dumlupınar Köyü&#8217;ne gitmek için emir verdiler. Muharebe meydanından ayrılarak Dumlupınar&#8217;a geldik. Ne yanımızda, ne de köyde eşya vardı. Sabaha kadar -Gazi Paşa ve hepimiz- oda döşemeleri, peykeler (tahta sedir) ve toprak üzerinde yattık. Eşyamız anca ertesi gün öğle üzeri geldi. Gazi Paşa&#8217;nın çadırlarını köy evlerinden birinin damı üzerine kurduk.</p>
<p><strong>Yunan Generallerinin Hayreti</strong></p>
<p>Tam bu sırada Fırka Kumandanı Kâzım Paşa muharebede esir edilmiş olan dört Yunan generalini getirdi. Bu generaller, bir gün evvel başkumandan paşanın esir edilmelerini telefonla Kemalettin Sami Paşa&#8217;ya emir buyurdukları kolordu kumandanları idi.</p>
<p>Gazi Paşa generallerle görüşerek gereken bilgiyi aldı. Generallerden birisi kendilerine sorulan soruların ardından kiminle teşerrüf etmekte olduğunu sordu:</p>
<p>&#8220;Mustafa Kemal Paşa&#8217;dır!&#8221; dedik. Hayretle gözlerini açtı, inanmak istemiyordu. Sorusunu tekrarladı:</p>
<p>&#8220;Fakat bu Mustafa Kemal Paşa, bizim bildiğimiz Mareşal Mustafa Kemal midir?&#8221; dedi. Görüştüğü zatın hakikaten Başkumandan Mustafa Kemal Paşa olduğunu öğrendikten sonra:</p>
<p>&#8220;Dün burada mıydı?&#8221; diye sordu.</p>
<p>&#8220;Başkumandanlık muharebesini bizzat kendisi idare etmiştir.&#8221; cevabını verdik. Düşman generali bir müddet sustu. Sonra bakışlarını hürmet ve takdirle Gazi Paşa&#8217;ya atfetti ve dudaklarından şu sözler döküldü:</p>
<p>&#8220;Zafer, galibiyet, şeref ve bu topraklar&#8230; Her şey sizin hakkınızdır. Bizim Hagi Anesti İzmir&#8217;den kıpırdanamadı.&#8221;</p>
<p>Ertesi günü ben Büyük Millet Meclisi Riyasetine (Başkanlığına) muharebeler ve cereyan eden ahval (durum) hakkında telgrafla bilgi vermek üzere Gazi Paşa hazretlerinin emirleri gereğince Dumlupınar&#8217;dan Afyon&#8217;a henüz telgraf hattı tesis edilmediğinden Bolvadin&#8217;e gitmeye mecbur oldum.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Askerlik ve Siyaset</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/askerlik-ve-siyaset/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 17:55:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Askerlik ve Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[behiç erkin]]></category>
		<category><![CDATA[ittihat ve terakki]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[subay]]></category>
		<category><![CDATA[yurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2581</guid>

					<description><![CDATA[Ordudan olanlar cemiyet (1) içinde kaldıkça hem parti kuramayacağız, hem de ordumuz kalmayacaktır. Subayların çoğu cemiyet üyesi olan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ordudan olanlar cemiyet (1) içinde kaldıkça hem parti kuramayacağız, hem de ordumuz kalmayacaktır. Subayların çoğu cemiyet üyesi olan Üçüncü Ordu bugünkü anlamda modern bir ordu sayılmaz. Orduya dayanan cemiyet de, ulusun yapısında kök salamamaktadır. Bu nedenle bir an önce cemiyetin ihtiyaç duyduğu subayları veye cemiyette kalmak isteyenleri istifa yoluyla ordudan çıkaralım. Bundan sonra subayların ve ordudan olanların herhangi bir siyasal derneğe girmelerine engel olmak için yasal hükümler koyalım.</p>
<p>(1) Söz konusu cemiyet İttihat ve Terakki&#8217;dir</p>
<blockquote><p><strong>1909</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yurt, silahlı bir saldın karşısında bulunduğu için savaşmakla yetiniyoruz. Fakat yurdun esenliği bir gün siyaset yapmamızı gerektirirse, bu savaşta olduğu gibi temiz bir gönül ve içten bağlılıkla onu da yapmakta bir an duraksamayacağız.</p>
<blockquote><p><strong>Temmuz 1910</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Askerlerin siyasetle uğraşmalarını yasaklamak için bir yasa maddesi koymuşlar. Ben, bir iki yıl önce, bir rastlantı sonucu bulunduğum bir kongrede askerleri bırakınız dediğim için idama mahkum edildim (2)</p>
<p>(2) Atatürk&#8217;ün Behiç Erkin&#8221;e mektubundan.</p>
<blockquote><p><strong>1911</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağımsızlık Savaşındaki Zaferler Hakkında</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/bagimsizlik-savasindaki-zaferler-hakkinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 15:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[30 Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[Afyonkarahisar-Dumlupınar]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten 20 Anı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[evliya]]></category>
		<category><![CDATA[inönü savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali Agakay]]></category>
		<category><![CDATA[misak-ı milli]]></category>
		<category><![CDATA[mukden]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya meydan muharebesi]]></category>
		<category><![CDATA[subay]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk eri]]></category>
		<category><![CDATA[türk ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Büyük Millet Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[ülkü]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal And]]></category>
		<category><![CDATA[zafer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2400</guid>

					<description><![CDATA[Baylar, Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusunun Sakarya&#8217;da kazanmış olduğu meydan savaşı çok büyük bir meydan savaşıdır. Savaş tarihinde&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baylar, Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusunun Sakarya&#8217;da kazanmış olduğu meydan savaşı çok büyük bir meydan savaşıdır. Savaş tarihinde benzeri belki olmayan bir meydan savaşıdır. Bilirsiniz ki, büyük meydan savaşlarından biri olan Mukden meydan savaşı bile yirmi gün sürmemiştir. Onun için ordumuzun savaş tarihine bir örnek armağan eden bu zaferi kazanmış olmasından ötürü yüce kurulunuzu kutlarım.</p>
<blockquote><p><strong>Eylül 1921, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Arkadaşlar, bu Anadolu zaferi tarihte bir ulus tarafından bütünüyle benimsenen bir düşmanın ne denli güçlü ve canlandırıcı olacağının en güzel bir örneği olarak kalacaktır. Önümüze dikilen bütün engelleri birer birer yıkıp aştıktan sonra bugün artık Ulusal And&#8217;ın (Misak-ı Milli&#8217;nin) çizdiği sınırlar içinde mutlu, refah içinde ve özgür yaşamak için her ne gerekse hepsini sağlayacağız. Her köşesini kurtarmak için seve seve canlar verildiği ve çocuklarımızın kanıyla sulanmış yurdumuzun ufkunda artık barışın tatlı güneşi doğmakta gecikmeyecektir.</p>
<blockquote><p><strong>Nisan 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bu ulusun gençlerinin özverileri, kahramanlıkları için bir değer ölçüsü bulunamaz. Erlerimiz hakkında yeni bir şey daha söylemek isterim: Kahraman Türk eri Anadolu savaşlarının anlamını kavramış, yeni bir ülkü ile savaşmıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Eylül 1922, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, ulusumuz tek bir insan gibi gösterdiği sarsılmaz birlik ve çabayla bu başarıyı kazanmıştır. Ulusumuzun barış içinde de, barıştan sonraki işlerde de aynı destek, çaba ve birliği göstererek bu zaferi tamamlayacaktır. Bu zafer bize bir olanak sağlıyor; biz bu olanağı ülkemizin, ulusumuzun aydın, mutlu ve refah içinde geleceği için kullanacağız.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulus; ulusun sanat ruhu, sanatı, müziği, edebiyatı ve bütün güzel sanatları bu kutsal savaşın tanrısal ezgilerinin sonsuz bir yurt aşkının kendinden geçirici, coşkunluğuyla her zaman şakımalıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, Afyonkarahisar-Dumlupınar meydan savaşı ve onun son evresi olan 30 Ağustos çarpışması Türk ulusunun en önemli bir dönüm noktasıdır. Ulusal tarihimiz çok büyük, çok parlak zaferlerle doludur. Türk ulusunun burada kazandığı zafer  kesin sonuçlu, bütün tarihe, yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine yeni bir akım vermekte kesin olarak etkili olmuş bir meydan savaşı hatırlamıyorum. Kuşku yok ki, yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyetinin temeli burada atıldı. Sonsuza dek varlığı burada taçlandırıldı. Bu alanda akan Türk kanları, bu göklerde uçuşan şehit ruhları devletimizin, Cumhuriyetimizi sonsuza dek koruyacaklardır.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir İnönü meydan savaşı devrim tarihimizin çok önemli, çok verimli bir sayfasıdır. Bizden sonra gelecek olanlar bu sayfayı irdeleyip inceledikçe Türk devrimini yapan bugünkü Türk ordusunu ve bu orduyu bağrından çıkaran Türk topluluğunu elbette saygıyla anacak ve değerini kabul edecektir.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Her evresiyle düşünülmüş, hazırlanmış, yönetilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış olan bu savaşlar, Türk ordusunun, Türk subay ve komutanlarının yüksek güçlerini ve kahramanlıklarını tarihte bir kez daha saptayan yüce bir eserdir.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>&#8220;Yurt toprağını kanını akıtarak ve yaşamını vererek karış karış savunan Mehmetçiğin hakkını ben evliyalara kaptıramam&#8221; Bazı kimseler benim bu davranışıma kamunun inancını inciten yolsuz bir davranış gözüyle bakmış olabilirler. Ama hele yurdun savunmasında evliyaların, yatırların güvenilecek güçlerinin etkin olamayacağını hatırlatmayı artık zorunlu buluyorum.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ten 20 Anı, Mehmet Ali Agakay </strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asker Eğitimi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/asker-egitimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 13:50:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Asker Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[kışla]]></category>
		<category><![CDATA[Rıdvan Nafiz Ergüer]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[subay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2416</guid>

					<description><![CDATA[Subay, yalnız askere savaş araçlarını öğreten ve ona savaştaki görevini gösteren bir insan değildir. O insanca ve ulusal&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Subay, yalnız askere savaş araçlarını öğreten ve ona savaştaki görevini gösteren bir insan değildir. O insanca ve ulusal duygulan da işler ve onları, gerektiğinde düşman karşısında silah kadar tehlikeli hale getirir. Bizim askerimiz kışlaya işlenecek hammadde halinde gelir. Kışladan ayrıldığı zaman da geldiğinden çok farklı bir halde ayrılır. Beceriler kazanmış, yükselmiş, güçlenmiş olarak evine döner. Kışla bizde sadece bir savaş öğretimi yeri değil, aynı zamanda bir kültür ocağı, bir sanat okuludur. Böyle olmakla da ülkeye yaptığı hizmet ölçülemeyecek kadar büyüktür</p>
<blockquote><p><strong>Rıdvan Nafiz Ergüer&#8217;e</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
