<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sevr &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/sevr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 11:56:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Sevr &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün İngiliz Amirale Cevabı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-ingiliz-amirale-cevabi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Oct 2019 13:57:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[abdülhamit]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün İngiliz Amirale Cevabı]]></category>
		<category><![CDATA[Babıali]]></category>
		<category><![CDATA[başkomutan]]></category>
		<category><![CDATA[Dışişleri]]></category>
		<category><![CDATA[fransızlar]]></category>
		<category><![CDATA[Halide Edip Adıvar]]></category>
		<category><![CDATA[İngiliz]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[majesteleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Nurettin Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sevr]]></category>
		<category><![CDATA[ültimatom]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4358</guid>

					<description><![CDATA[Salih Bozok anlatıyor: Kollarında ve omuzlarındaki işaretlerden amiral rütbesinde olduğu anlaşılan İngiliz Donanması Komutanı, Hükümet Konağı&#8217;nın kapısından girerek&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salih Bozok anlatıyor:</p>
<p>Kollarında ve omuzlarındaki işaretlerden amiral rütbesinde olduğu anlaşılan İngiliz Donanması Komutanı, Hükümet Konağı&#8217;nın kapısından girerek Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın odasına doğruldu. Nazik, fakat öfkeli bir hali vardı. Ruşen Eşref önüne çıkıp ne istediğini sorunca:</p>
<p>&#8220;Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile görüşmek istiyorum!&#8221; dedi. Birlikte odaya girdi ve kapıyı kapattılar. Amiral önce:</p>
<p>&#8220;Çok gün koşullar altında bir savaş kazandınız, sizi asker olarak içtenlikle kutlarım. Böylelikle Çanakkale&#8217;deki başarınızı rastlantıya borçlu olmadığınız kanıtlanmış oldu. Büyük bir askerle tanıştığım için memnunum.&#8221; dedikten bir süre sonra asıl konuya girmiş:</p>
<p>&#8220;Ülkenin kontrolünüz altında bulunan bölümünde bizim tebaamız ve sizin azınlıklarınızdan Ermeniler ile Rumlar var. Yeni askeri yönetim altında bu insanların statüsü nedir? Güvende midirler?&#8221; Buna karşılık Atatürk:</p>
<p>&#8220;Hiç kuşkunuz olmasın amiral; Türkiye&#8217;deki bütün insanlar gibi tebaanız ve sözünü ettiğiniz azınlıklar da TBMM Hükümeti&#8217;nin eşit koruması altındandır. Suç işlemeyenler, kendilerini bu memlekette benim kadar güvende sayabilirler.&#8221;</p>
<p>&#8220;Peki ya suç işleyenler?&#8221;</p>
<p>&#8220;Suç işleyenler sayın amiral, dünyanın her yerinde olduğu gibi, ülkemizde de adaletin huzuruna çıkarlar.. Suçlu iseler, cezalarını elbette çekeceklerdir..&#8221;</p>
<p>&#8220;Fakat Paşa Hazretleri, fevkalade günler geçirdik. Yunan ordusundan cesaret alan Rumların bazıları, şımarıklıklar yapmış olabilir. Bugün bu insanlar yerli halkın düşmanlığı ile yüz yüzedir. Ermeniler için de başka açıdan aynı şeyleri söyleyebilirim. Biliyorsunuz, arkadaşlarının büyük bir bölümü göçe zorlandı ve önemlice bir bölümü de hayatlarını kaybettiler. Bu ruh tedirginliği içinde, Yunan ordusu ile işbirliği yapmış, bazı Türklere zor günler geçirtmiş olabilirler. Bunlar, fevkalade günlerin olaylarıdır. Bağışlanması, hoş görülmesi gerekir. Eğer bu kimseler, halkın husumetine bırakılacak olursa, büyün dünya aleyhinize kıyameti koparır!&#8221;</p>
<p>Son cümleye kadar gülümseyerek dinleyen Mustafa Kemal Paşa, amiral &#8220;dünyanın koparacağı gürültü ile&#8221; kendini tehdide girişince sözünü bıçak gibi kesmiş:</p>
<p>&#8220;Şu &#8216;Efendi Devlet&#8217; rolünü bir kenara koyunuz amiral! Milletleri de tehdit etmekten vazgeçiniz! İngiltere ve müttefiklerinin kıyameti koparıp koparmayacağını düşünmem! Bunlar memleketimin iç işleridir; kimsenin bu işlere karışmasına müsaade etmem! Majestelerinin devleti memleketimizin azınlıkları ile uğraşmaktan vazgeçsinler! Kim bize saygı beslemezse, bizden saygı beklemeye de hakkı yoktur!&#8221;</p>
<p>Amiralin benzi kül gibi olmuş:</p>
<p>&#8220;İngiltere Hükümeti&#8217;nin tebaasını her yerde koruma hakkı, devletler hukuku teminatı altındadır. Avrupa devletleriyle birlikte arkaladığımız Rum ve Ermenilerin güven içinde bulundurulmasını sadece rica ettik. Yoksa biz bu güvenliği sağlayacak güçteyiz..&#8221;</p>
<p>İşte o zaman Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın tepesi iyice atmış:</p>
<p>&#8220;Arkaladığınız Yunan ordusunun denizde yüzen leşlerini herhalde görmüş olmalısınız! Türk ordusu asayişi sağlayacak güçte olduğu gibi, limanı (o dönemde İngiliz donanması İzmir limanında bulunmaktaydı) boşaltacak güçtedir de&#8230; İsterseniz, Türk&#8217;e ihanet eden tebaanızın ve azınlıklarınızın adaletten kaçan sefillerini geminize doldurabilirsiniz! Donanmanızın da en kısa zamanda limanı terk etmesini istiyorum!&#8221;</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın bu cümleleri, art arda Osmanlı tokatları gibi amiralin yüzünde şakladıkça, amiral ne yapacağını şaşırmış ve en sonunda:</p>
<p>&#8220;İngiltere&#8217;ye savaş mı açıyorsunuz?&#8221; demiş. Tam da bu soruyu bekleyen Paşa burada nihayet son sözünü söylemiş:</p>
<p>&#8220;Savaş açmak mı? Siz yoksa Sevr Anlaşması&#8217;nın hala yürürlükte olduğunu mu sanıyorsunuz? Biz onu çoktan yırttık attık&#8230; Karşımda oturuşunuzu, sizi konuk saymama borçlusunuz! Fakat görüyorum ki, nezaketimizi kötüye kullanmak eğiliminiz var&#8230; Buna müsaade edemem. Bizim gözümüzde &#8216;barış antlaşması yapmamış&#8217; iki devletiz ve savaş hukuku yürürlüktedir. Gemilerinizi derhal karasularımızdan çekmenizi size ihtar ediyorum!&#8221;</p>
<p>Bu nota karşısında bir balmumu heykeline dönen amiral, gerine gerine girdiği Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın odasında, oturduğu sandalyede küçüldükçe küçülmüş ve sonunda kekeleyek:</p>
<p>&#8220;Affedersiniz!&#8221; diyerek eğile büzüle geri geri kapıya gidip dışarı çıkmış. Bu hadisenin ardından Ruşen Eşref hem düşünceli hem de gülerek:</p>
<p>&#8220;Paşa amirali anasından doğduğuna pişman etti.&#8221; dedi. &#8220;Kendisinin Türk topraklarında bir savaşçı olarak bulunduğunu Paşa&#8217;dan öğrendiği zaman sapsarı kesildi. Tutuklanacağını, tutsak edileceğini sandı. İnce dudaklarını ısırıyor, parmaklarını birbirine kenetlemiş titriyordu. Karşısında Babıâli Paşası bulacağını sanıyordu herhalde..&#8221; dedi.</p>
<p>Amiral, İngiltere devletini kendi devletine eşit gören bir Paşa ile karşılaştığı için, ihtiyatsızlık edip karaya çıktığına kim bilir nasıl lanet etmiştir&#8230;</p>
<p>Aradan bir saat geçti geçmedi&#8230; İngiliz gemisinden bir müfreze ve teğmen çıktı. Amiralden -devleti adına- bir ültimatom getiriyordu. Başkomutan&#8217;a kendi eliyle verecekti. Paşa&#8217;ya bildirdim; &#8220;Gelsin!&#8221; dedi. Teğmeni içeri aldım. Ruşen Eşref tercümanlık yapıyordu. İngiliz çakı gibi bir teğmendi. Paşa&#8217;nın karşısında gösterişli bir selam verdi ve Ruşen Eşref aracılığıyla ültimatomu Paşa&#8217;ya ulaştırdı.</p>
<p>Paşa:</p>
<p>&#8220;Peki teğmen! Hükümetimiz ültimatomunuzu inceler ve hükümetinize gereken karşılığı verir. Siz geminize dönebilirsiniz&#8230;&#8221; Teğmen önce dışarı çıkacakmış gibi bir hareket yaptı, sonra da Ruşen Eşref&#8217;e dönüp:</p>
<p>&#8220;Başkomutan ellerini öpmeme müsaade buyururlar mı?&#8221; Ruşen Eşref, teğmenin dileğini Paşa&#8217;ya söyledi, Paşa:</p>
<p>&#8220;Nereden icap etmiş sor bakalım!&#8221; dedi. Teğmen:</p>
<p>&#8220;Asker olarak zaferlerine, insan olarak kendisine hayranım. Lütfetsinler..&#8221;</p>
<p>Teğmen Paşa&#8217;nın elini öptü, Paşa da teğmenin yanağını okşadı. Odayı boşalttık. Az sonra Ruşen Eşref&#8217;i çağırdı:</p>
<p>&#8220;Metni okudunuz mu? Ne istiyorlar?&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8220;Paşam, amiralle görüştükleriniz yazı ile de pekiştirilmesi isteniyor.&#8221;</p>
<p>&#8220;Öyleyse Halide (Edip Adıvar) Hanım&#8217;ı bulunuz, hemen tercümesini yapsın ve metin olarak bana getirsin. Öte yandan bir kopyasını şifre ile Dışişleri Bakanlığı&#8217;na gönderin, gerekeni yapsınlar. Durumu, ordu komutanı Nurettin Paşa&#8217;ya da bildiriniz. Gerekiyorsa benimle temas etsin.&#8221;</p>
<p>Olay kısa bir süre içinde şehirde duyulmuştu. İngiliz ve Fransızlar, kendi devletlerinin uyruğunda olanları gemilere bindirmeye başlamışlardı. Nitekim birkaç saat sonra da sessizce çekilip gittiler.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Samsun Yolculuğuna Hazırlık</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/samsun-yolculuguna-hazirlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Oct 2019 11:48:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[1919]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Galata Köprüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Halep]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Samsum]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun Yolculuğuna Hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sevr]]></category>
		<category><![CDATA[Şişli]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4318</guid>

					<description><![CDATA[Ben Atatürk&#8217;ün Çanakkale&#8217;den, Halep&#8217;ten beri yaveri idim. Onunla birlikte birçok defa ölüm kalım savaşına girmiştik. Birinci Cihan Harbi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ben Atatürk&#8217;ün Çanakkale&#8217;den, Halep&#8217;ten beri yaveri idim. Onunla birlikte birçok defa ölüm kalım savaşına girmiştik. Birinci Cihan Harbi bitmiş, Osmanlı ordusu yenilmişti. Ben de Atatürk&#8217;le İstanbul&#8217;a gelmiştim.</p>
<p>Atatürk, dikkat çekmeden, Osmanlı devleti ileri gelenlerine gidiyor, geliyor, ecnebi (yabancı) elçileriyle temas ederek, Sevr Anlaşması&#8217;nı daha ölçülü bir şekilde uygulatmaya çalışıyordu.</p>
<p>Osmanlı orduları dağıtılıyor; askerler terhis ediliyordu. Herkes gibi ben de bir köşeye çekilmiş olacakları bekliyordum. Arada sırada Ata&#8217;nın Şişli&#8217;deki evine gidip geliyordum. Atatürk, dikkat çekmemek için bizleri, &#8220;Gidin bir yerlerde yatın kalkın, kimseye görünmeyin&#8221; diye adeta azat etmişti.</p>
<p>1919 yılı Nisan ayının son günleri idi. Galata Köprüsü&#8217;nden geçerken Atatürk&#8217;ü öteki kaldırımda karşıdan gelirken gördüm. Koşarak o tarafa geçtim. Yüzü çelik gibi gergin ve gözleri tunç gibi parlak yürüyordu. Karşılaşınca durakladı. &#8220;Paşam, sizi fazla rahatsız etmemek için evinize sık uğrayamıyorum. Bir emriniz olur mu?&#8221; dedim. Durdu, gözümün içine canımı alacak gibi baktı, baktı sonra, &#8220;Birkaç gün sonra Anadolu&#8217;ya gidiyorum&#8221; dedi. Bakışlarıyla benim eğilimimi öğrenmek istiyordu.</p>
<p>&#8220;Paşam, ben sizinle olmayacak mıyım?&#8221; dedim.</p>
<p>Elini omzuma koyup gözlerini gözlerime dikti ve &#8220;Tehlikeli bir yolculuk yapacağız. Belki hiç dönmemek üzere çocuk&#8221; dedi: &#8220;Olsun Paşam. Sizinle ben ölüme bile giderim&#8221; dedim.</p>
<p>Şöyle bir durdu, &#8220;Öyleyse&#8221; dedi. Bana biraz da acır gibi bakarak, &#8220;Kimseye bir şey söyleme. Seni de heyete dahil ediyorum. Ailenle helallaşacak, bana uğrayacaksın&#8221; deyip, yürüyüp gitti.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
