<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>selanik &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/selanik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 28 Jun 2020 11:40:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>selanik &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gerilla Nedir, Ne Değildir?</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/gerilla-nedir-ne-degildir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ataberk Derya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2020 16:58:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Fuat Cebesoy]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilla]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Bey]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[sınıf arkadaşım Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Trablusgarp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5576</guid>

					<description><![CDATA[Şimdi, Mustafa Kemal’in hayatında etkisi olan bir olaydan bahsetmek istiyorum. Yarbay Nuri Bey, bir gün tâbiye dersinde gerilladan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şimdi, Mustafa Kemal’in hayatında etkisi olan bir olaydan bahsetmek istiyorum.<br />
Yarbay Nuri Bey, bir gün tâbiye dersinde gerilladan genişçe bir şekilde bahsetti. «Gerilla nedir, ne değildir?» konusu üzerinde uzun uzun durdu. İzahat verdi ve bir ara:<br />
— Efendiler, dedi. Gerilla yapmak ne kadar güçse, onu bastırmak da o nisbette güçtür.<br />
Arkadaşlar, kendisinden bir kaç misal vermesini rica ettiler. Mustafa Kemal ise, konunun daha iyi anlaşılabilmesi<br />
için, hâdisenin memleketin herhangi bir yerinde olmuş gibi izahının mümkün olup olamayacağını sordu. Onu arkadaşım<br />
Tevfik Selânik de destekledi. Bunun üzerine Nuri Bey:</p>
<p>— Öyle ise, Boğaza ait haritalarınızı açın.<br />
Emrini verdi. Demek hocamız misali bu kadar yakından vermek istiyordu. Hep beraber haritalarımızı açtık. Elindeki<br />
cetvelle Dudullu köyünü işaret etti:<br />
— isyanın bu köyde çıktığını farzedin.<br />
Dedi. İlgimiz bir kat daha arttı. Hocamıza göre, isyan iki kol halinde, inkişaf ediyordu. Bir kol Beykoz’a, bir kol da Üsküdar üzerine yürüyordu. Üsküdar’a yürüyen kol hükümet kuvvetleri tarafından yenilgiye uğratılmış ve dağıtılmıştı.<br />
Fakat Beykoz’a kadar gelmeye muvaffak olanlar, gece karanlığından faydalanarak kayıklarla önce Ortaköy’e geçmişler,<br />
sonra yaya olarak ve süratle Ortaköy sırtlafina çıkmışlardı. Merakımız büsbütün artmıştı. Sonra acaba ne olmuştu?<br />
Bu kolun hedef ve gayesi ne idi?<br />
Nuri Bey:<br />
— Mesele burada bitmiştir.<br />
Dedi ve bize çözülmek üzere iki görev yerdi. Bu isyan ne için yapılabilir ve nasıl idame ettirilebilirdi? Hükümet ve ordu<br />
isyan nasıl bastırabilecekti? Mustafa Kemal derhal söz istedi<br />
ve şu suali sordu:<br />
— Neden isyanın Dudullu’da çıktığını farzediyorsunuz da, başka bir yer göstermiyorsunuz?<br />
Nuri Bey cevap verdi:<br />
— Tatbikat meselelerinde mümkün olduğu kadar hakikî durumları bulmağa çalışmak lâzımdır. Bir isyan ya içeride,ya  da dışarıda olabilir.<br />
Biraz durdu ve sonra ilâve etti:<br />
— Ne demek istediğimi anladınız mı?<br />
Hocamızın ne demek istediğini anlar gibi olmuştuk. Fakat bunun orada izahı mümkün değildi. Dersten sonra Mustafa Kemal, hocamı) arkasından gitti.<br />
— Efendim, bu söylediğiniz Gerilla hakikat olabilir, değil mi?</p>
<p>Nuri Bey kendine mahsus olan, daima kullandığı nev’ima kelimesini de ekliyerek:<br />
— Olabilir, dedi. Fakat artık bu kadarı kâfi.<br />
Bu olaydan Mustafa Kemal çok bahsetmiştir. Sayın profesör Âfet İnan, kendisinden dinliyerek edebî bir üslûpla kaleme almıştır. Benim bu yazdıklarım, hafızada kalan sadece keskin çizgilerdir.<br />
Mustafa Kemal, bu tabiye dersinin ilk tatbik sahasını Trablusgarp Savaşları’nda buldu. Bana Tobruk’tan yolladığı<br />
bir mektupta, Kurmay Yarbay Nuri Bey’in Gerilla metotlarını başarı ile tatbik ettiğini yazıyordu.</p>
<p><em>Ali Fuat Cebesoy – Sınıf Arkadaşım Atatürk – syf:  43-45</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Düşünce Dünyasını Etkileyen Kişiler</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-soylev-ve-demecleri/ataturkun-dusunce-dunyasini-etkileyen-kisiler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2020 11:32:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Düşünce Dünyasını Etkileyen Kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[Fethi Okyar]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Celalettin]]></category>
		<category><![CDATA[Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[Yzb. Nakiyüddin Yücekök]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Gökalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5510</guid>

					<description><![CDATA[Arkadaşları ve Öğretmenleri: Atatürk, gerek gittiği okullarda gerekse karargâhlarda, dönemindeki kimi arkadaşlarından da etkilenmiştir. Bunlar arasında, Manastır Askeri&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>Arkadaşları ve Öğretmenleri: Atatürk, gerek gittiği okullarda gerekse karargâhlarda, dönemindeki kimi arkadaşlarından da etkilenmiştir. Bunlar arasında, Manastır Askeri Lisesi’nde iken arkadaş olduğu ve başta şiir olmak üzere yazınla tanışmasını sağlayan Ömer Naci ile yine okulda tanımış olduğu ve Fransız yazarlarını keşfedeceği kapıyı açan (Ali) Fethi Okyar’ı ilk sırada anmak doğru olacaktır. Selanik Askeri Ortaokulu’nda öğrenim görürken kendisinden hem Fransızca’yı hem de ülkenin temel sorunlarını öğrendiği ve Vatan ve Hürriyet Derneğini kurarken yardım aldığı Fransızca Öğretmeni Yzb. Nakiyüddin Yücekök ile Manastır Askeri Lise si’nde öğrenciyken tarih öğretmeni olan ve hakkında “Kendisine minnet borcum var, bana yeni bir ufuk açtı” diye söz ettiği Topçu Kolağası Mehmet Tevfik Bilge ise Atatürk’ün düşünce dünyasına yön veren öğretmenleri arasında ilk anılacak simalardır.</li>
<li>Dönemin Türk Aydınları: Romantizm akımını benimsememekle birlikte, “Türk ulusunun yüzyıllardan beri beklediği sesi” sözleriyle değerlendirdiği Namık Kemal; yine Meşrutiyet dönemi düşünürlerinden ve ünlü “Tahlil-i ve Tenkidi Tarih-i İslam” adlı yapıtın da yazarı olan Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi; ulusalcı ozanlardan Mehmet Emin (Yurdakul); zorbalığa karşı direnip insanlığı yükseltmeye yönelen Tevfik Fikret; kültür, uygarlık, halk ve ulus kavramları üzerinde önemli bilimsel çalışmalar yürütmüş olan toplum bilimci Ziya Gökalp; aslen Polonya kökenli olan ve ünlü “Eski ve Yeni Türkler” adlı araştırmanın sahibi tarihçi Mustafa Celalettin, Atatürk’ün etkilendiği Türk aydınları arasında sayılabilir</li>
<li>Yabancı Düşünür ve Bilimciler: Cumhuriyetçilik, anayasacılık ve özgürlük gibi konularda, başta ünlü “Toplumsal Sözleşme” olmak üzere bütün yapıtlarını okuduğunu Meclis kürsüsünden dahi övünçle belirttiği Fransız düşünür J.J. Rousseau; yine güçler ayrılığı ilkesi ve yasaların yargısal denetimi konusunda önemli çalışmaları bulunan ve ünlü “Yasaların Ruhu” adlı yapıtın da yazarı olan Montesquieu; Türk tarihinin uzun geçmişi ve büyüklüğü konusunda bulgular içeren çalışmalarından etkilendiği Fransız tarihçi Leon Cahun; Türk tarihinin İslamiyet öncesinde de var olduğunu ve bütünsel bir uygarlık olarak ele alınması gerektiğini ortaya koyan ünlü tarihçi Deguignes; İslam tarihini İslam toplumlarının toplumsal yapısı açısından ve nesnel bir biçimde inceleyerek 5 ciltlik bir İslam Tarihi yapıtı yazmış olan tarihçi Leone Caetani; bölgesel antlaşmalardan başlayarak bir Birleşik Dünya Devletinin kurulmasına uzanan perspektifte dünya barışı için çaba harcamış ünlü İngiliz tarihçi Herbert George Weels; ırkçılığın yaygın olduğu bir dönemde uygarlık tarihine ırkçı olmayan bir bakış açısıyla yaklaşan ve Türklerin “barbar” olarak tanımlandığı bir dünyada ırksal olarak Ari özellikleri gösterdiklerini ortaya koyan J.A. Gobineau ve Eugéne Pittard, Atatürk’ün etkilendiği yabancı düşünür ve bilimciler arasında öncelikle akla gelenlerdir.</li>
</ul>
<p>Gerek Türk gerekse yabancı olsun, Atatürk’ü kitaplarıyla etkileyen aydın, düşünür ve bilimci listesini uzatmak olanaklıdır. Ancak Atatürk’ün 3750 dolaylarında kitap okumuş olduğu dikkate alındığında, böyle bir listenin çalışma amaçlarımızın sınırlarını aşacağı açıktır. Kaldı ki Atatürk, önemli bilgi ve düşüncelerin altını çizerek, özel işaretler ve uyarılar koyarak, kişisel notlar ve özel yazılar düşerek okuduğu için, aslında uzun bir okuma listesi sunmak da anlamlı değildir. Onun iç dünyasına kitaplar üze rinden yapılacak bir yolculuğun, tüm bu kişisel notları da çözümlemesi gerekir ki örneğin Gürbüz Tüfekçi’nin 1983 yılında yapmış olduğu “Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar” adlı böyle bir özet çalışma ancak 2 cilde sığabilirken; Anıtkabir Derneğince yürütülen benzeri, fakat daha ayrıntılı bir çalışmanın ise 24 cilde ulaşacağı öngörülmüştür. Sonuç olarak burada, Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar başlıklı bir listeye yer vermek hem olanaksız hem de anlamsızdır. Bu nedenle Atatürk’ün okuma türlerini tematik olarak sınıflandırmak daha yararlı ve düşündürücü olacaktır. Buna göre, okuduğu Türkçe kitapların ağırlıklı olarak “dilbilim, yabancı dil, İslam tarihi, kamu hukuku, felsefe, devrimler tarihi, Osmanlı tarihi, Türklerin tarihi ve uygarlık tarihi” konularında olduğu söylenebilir. Yabancı dildeki kitaplar arasında ise daha çok “farklı ülkelerin tarihi ve coğrafyaları, dünya ve okyanus coğrafyası, dünya tarihi, devrimler tarihi, uygarlık tarihi ve eski kavimlerin dilleri” ön plana çıkmaktadır.</p>
<p>Bu denli bir okuma alışkanlığının yaşam deneyimleriyle de birleşerek üst düzey bir birikime yol açmış olması; kitapların, Atatürk’ün düşünce dünyasında yalnızca okuduğu değil, yazarak verdiği kişisel ürünler olarak da yer almasına yol açmıştır. Bir bakıma, Çiçero’nun “Kitaplar, kitaplardan yapılır” sözünde olduğu gibi, eylem sahnesinin arka dekorunu kitaplardan inşa eden büyük önder, eylemlerinin arasında yazma etkinliğini de katmış ve yazılı kültürümüzün harcına unutulmaz yapıtlar bırakmıştır: Bölüğün Muharebe Eğitimi, Cumalı Ordugâhı, Takımın Muharebe Eğitimi, Taktik ve Tatbikat Gezisi, Geometri, Subay ve Komutan ile Konuşmalar, Medenî Bilgiler. Ve elbette, bir ulusun başı, başkomutanı ve cumhurbaşkanı olarak bir başyapıtı bırakmıştır: Söylev. Nedir Söylev ve neden bir başyapıttır? Bu soruya da izleyen bölümde yanıt arayalım.</p>
<p><em>SÖYLEV (1919-1927) ve DEMEÇLER (1928-1938) syf: 7-9</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk ve Macera</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturk-ve-macera/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2020 21:46:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Arıburnu]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve macera]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Hamdullah Suphi Tanrıöver]]></category>
		<category><![CDATA[hitler]]></category>
		<category><![CDATA[insanlık tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Mussolini]]></category>
		<category><![CDATA[napolyon]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4904</guid>

					<description><![CDATA[İnsanlık tarihi Napolyon, Enver Paşa, Hitler ve Mussolini gibi birçok maceraperestin neden olduğu hazin öyküyle doludur. Öykü sahipleri,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlık tarihi Napolyon, Enver Paşa, Hitler ve Mussolini gibi birçok maceraperestin neden olduğu hazin öyküyle doludur. Öykü sahipleri, dizginleyemedikleri aşırı hırsları nedeniyle bir taraftan ellerindekini yitirmişler, diğer taraftan acı ve sıkıntıların en büyüğünü kendi uluslarına çektirmişlerdir. Halk deyimiyle, dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmuşlardır. Akıl ve mantık ile hareket etmeyip duygulara esir olmanın bedeli her zaman ağır ödenmiştir.<br />
Uluslarına acılar çektiren bu maceraperestler ile ATATÜRK arasında benzerlik bulmaya çalışanlar şunu görmelidirler: O, Kurtuluş Savaşı sonrasında duygusal davranıp yeni bir maceraya atılmadı. Onu maceraya sevk etmek isteyenler olmuştur. Ancak o bu yöndeki telkinlerin etkisinde kalmayarak durması gereken yerde durmasını bilmiştir. Ona göre değerli olan duygu aklı esir alan değil aklın emrinde olandır. O, “Akıl ve mantık ile hareket etmek bizim şiarımızdır.” demekle yetinmemiş, tüm yaşamını ve yaptıklarını bu şaşmaz ilkeye dayandırmıştır. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ün bu yöndeki özelliğini yansıtması açısından önemlidir:<br />
Millî Mücadele henüz bitmiş, ordularımız Meriç sınırına dayanmıştı. Çankaya’da oturuyorduk. ATATÜRK’ün Selânik’teki çocukluk arkadaşı olan Nuri CONKER dedi ki:<br />
-Paşam ne duruyorsun? Her şey elinizde. Selânik’teki eviniz boş duruyor. Bir sözünüzle orada oturabilirsiniz. Size kim engel olabilir?<br />
ATATÜRK, hepimizin yüzüne baktı ve şunları söyledi: “Böyle bir hareket bütün Avrupa’yı aleyhimize birleşmeye sevk eder. Büyük bir mücadele iyi bir biçimde sona erdi. Tehlikeli bir maceraya atılamam.”</p>
<p><strong>Hamdullah Suphi Tanrıöver</strong></p>
<p><em>Arıburnu; Atatürk’ten Anılar, s. 195. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Annem Ölmüş&#8230;</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/annem-olmus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 19:00:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Adolf Hitler]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[annem]]></category>
		<category><![CDATA[Annem Ölmüş...]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Rıza Soyak]]></category>
		<category><![CDATA[hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Mezar]]></category>
		<category><![CDATA[milli hakimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[saltanat]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[Zübeyde Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4531</guid>

					<description><![CDATA[Hasan Rıza Soyak anlatıyor: Annesinin ölümünden birkaç gün sonra İzmir&#8217;deydi. Trenden iner inmez, anasının Karşıyaka&#8217;da Osman Paşa mescidi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hasan Rıza Soyak anlatıyor:</p>
<p>Annesinin ölümünden birkaç gün sonra İzmir&#8217;deydi. Trenden iner inmez, anasının Karşıyaka&#8217;da Osman Paşa mescidi avlusundaki mezarını ziyarete gitti ve büyük bir üzüntü ve heyecan içinde, gözleri dolu dolu şu sözlerle içini döktü:</p>
<p>&#8220;Annem ölmüş, bu hazin hakikat karşısında benim teselli bulduğum bir nokta var: Kurtuluşu, hepimiz için, bütün millet için bir tek amaç olan, bu güzel İzmir&#8217;in mukaddes topraklarında gömülmüş olması&#8230;</p>
<p>Arkadaşlar, tabiatın en tabii bir kanunu olan ölümün bazen pek üzücü sonuçları vardır. İzmir&#8217;in şu güzel topraklarına gömülen zavallı annem, zulmün, işkencenin sonucunda koca bir milleti uçuruma götüren keyfi saltanatın kurbanı oldu. Bunu açıklamak için müsaade buyurursanız, ıstıraplı hayatının belirli birkaç noktasına işaret edeyim.</p>
<p>Abdülhamit devrinde okuldan kurmay yüzbaşısı olarak çıktığım zaman, siyasetle uğraşmak suçu ile bir gece beni tevkif ettiler, zindana attılar. O vakit annem Selanik&#8217;teydi. Aylarca süren bu zindan hayatından kendisini haberdar etmemiştim. Fakat o nasılsa haber almış, İstanbul&#8217;a gelmişti. Beni vapurla sürgüne gönderirlerken Sirkeci rıhtımında ağlıyordu. Sürgün hayatım annemin varlığında bir suçluluk tesiri yapmıştı. Sürgünde geçirdiğim yıllar benden ziyade ona ıstırap vermişti. Bir nokta daha:</p>
<p>Anadolu&#8217;ya geçtiğim zaman yanımda bir adam vardı. Erzurum&#8217;a geldikten sonra gerekli gördüğüm için bu adamı İstanbul&#8217;a iade ettim. Annem onun yalnız olarak geri geldiğini görünce, halife ve padişah tarafından idam kararının yerine getirilmiş olduğunu sanarak felç olmuştu. Ondan sonraki üç buçuk senelik hayatı elem, ıstırap ve korku içinde geçti. Oturduğu ev, sık sık hükümet tarafından aranıyor, padişah ve halifenin türlü türlü uyarılarına hedef oluyordu. Bu üzüntülü senelerinde döktüğü gözyaşları ona gözlerini de kaybettirdi. Pek az bir zaman evvel anneme kavuşmuştum. Ama o âdeta maddeten ölmüş, manen yaşıyor gibiydi.</p>
<p>İşte bugün gözlerim yaşlı, fakat kalbim sakin olarak, mezarının önünde bulunuyorum. Şüphesiz müteessirim; fakat onu, hatta hepimizin büyük ve müşfik annesi vatanı mahv ve harabeye götüren keyfi saltanat, artık bir daha avdet etmemek (geri dönmemek) üzere mezara gömülmüştür. Varsın annem bu toprakların altında yatsın; fakat milli hakimiyet ilelebet payidar olsun&#8230;</p>
<p>Bu hakimiyet ilelebet devam edecektir. Bu beni teselli eden en büyük kuvvettir.</p>
<p>Arkadaşlar! Ben hem annemin önünde hem de Allah&#8217;ın huzurunda yemin ediyorum: Bundan sonra hayatta en büyük idealim, bu kadar kan dökerek kazandığımız milli hakimiyetimizi muhafaza ve müdafaa etmek olacaktır. Bunun için ölünceye kadar çalışacağım.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Salih Seni Yaver Yapacağım</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/salih-seni-yaver-yapacagim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 15:30:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[hariciye vekili]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Conker]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[Salih Seni Yaver Yapacağım]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Rüştü Aras]]></category>
		<category><![CDATA[yaver]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4522</guid>

					<description><![CDATA[Salih Bozok anlatıyor: Selanik&#8217;te bir akşam, Mustafa Kemal, ben, o zaman sıhhiye müfettişi olan eski Hariciye Vekili Doktor&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salih Bozok anlatıyor:</p>
<p>Selanik&#8217;te bir akşam, Mustafa Kemal, ben, o zaman sıhhiye müfettişi olan eski Hariciye Vekili Doktor Tevfik Rüştü Aras ve Nuri Conker beylerle birlikte Olimpiyat birahanesinde oturmuş içerken devletin dış siyaseti bahis konusu olmuştu. Bu arada da Mustafa Kemal, acı tenkitler yaptıktan sonra işi şakaya döktü ve Tevfik Rüştü Bey&#8217;i göstererek:</p>
<p>&#8220;Bu berbat siyaseti bir gün doktor vasıtasıyla düzelttireceğim&#8221; dedi. Bu sözün karşısında onun yakın ve teklifsiz arkadaşı Nuri Conker alayla şu cevabı verdi:</p>
<p>&#8220;Ne.. Ne! Sen mi düzelttireceksin?&#8221; Bunun üzerine Atatürk ile aralarında şöyle bir konuşma başladı:</p>
<p>&#8220;Evet. Ben doktoru Hariciye Vekili yapacağım. Bütün falsoları ona tamir ettireceğim.&#8221; Nuri Bey şakasına devamla:</p>
<p>&#8220;Demek sen doktoru Hariciye Vekili yapacaksın. Ya beni?&#8221;</p>
<p>&#8220;Seni de vali ve kumandan yaparım.&#8221; Tam bu sırada ben atıldım:</p>
<p>&#8220;Herhalde bu arada beni de bir şey yaparsın?&#8221;</p>
<p>&#8220;Salih seni yaver yapacağım ve yanımdan ayırmayacağım.&#8221; Nuri Bey yine dayanamadı:</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;ını seversen sen ne olacaksın ki hepimize şimdiden böyle birtakım mevkiler veriyorsun?&#8221; Atatürk son ve kesin şekilde cevap verdi:</p>
<p>&#8220;Bu memuriyetleri, bu mevkileri veren ne olursa işte ben o olacağım, göreceksiniz.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyetten Beklenenler Yerini Buluyor</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/cumhuriyetten-beklenenler-yerini-buluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Nov 2019 11:19:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyetten Beklenenler Yerini Buluyor]]></category>
		<category><![CDATA[devlet demiryolları]]></category>
		<category><![CDATA[Hulusi Köymen]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[mudanya]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kemalataturk.net/?p=4410</guid>

					<description><![CDATA[Hulusi Köymen anlatıyor: Atatürk, Mudanya yolu ile Bursa&#8217;ya gidiyordu. Kalabalık bir halk kitlesi iskelede etrafını çevirmiş bulunmakta idi.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hulusi Köymen anlatıyor:</p>
<p>Atatürk, Mudanya yolu ile Bursa&#8217;ya gidiyordu. Kalabalık bir halk kitlesi iskelede etrafını çevirmiş bulunmakta idi. Bir kadının, elinde bir kağıtla Atatürk&#8217;e yaklaştığı görüldü. İhtiyar, zayıf bir kadındı. Atatürk&#8217;ün yolunu keserek titrek bir sesle:</p>
<p>&#8220;Beni tanıdın mı oğul? Ben sizin Selanik&#8217;te komşunuzdum. Bir oğlum var; Devlet Demiryolları&#8217;na girmek istiyor. Siz O&#8217;nu alsınlar dediniz. Fakat müdür dinlemedi. Oğlumu yine işe almamış. Ne olur bir kere de siz söyleseniz.&#8221;</p>
<p>Atatürk&#8217;ün çelik bakışlı gözleri samimiyetle parladı. Elleriyle geniş jestler  yaparak ve yüksek sesle:</p>
<p>&#8220;Oğlunu almadılar mı?&#8221; dedi. &#8220;Ben tavsiye ettiğim halde mi almadılar? Ne kadar iyi olmuş. Çok iyi yapmışlar. İşte Cumhuriyet böyle anlaşılacak..&#8221;</p>
<p>Kadın kalabalığın içinde kaybolmuştu ve Atatürk adeta coşku dolu bir sesle:</p>
<p>&#8220;İşte Cumhuriyet&#8217;ten beklediğimiz netice.&#8221; diyordu.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gökçen&#8217;e Devredilen Balkan Turu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/gokcene-devredilen-balkan-turu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2019 21:30:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[atina]]></category>
		<category><![CDATA[balkan turu]]></category>
		<category><![CDATA[bükreş]]></category>
		<category><![CDATA[Gökçen'e Devredilen Balkan Turu]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[jack]]></category>
		<category><![CDATA[pilot]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<category><![CDATA[Sabiha Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[savorana]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[zonguldak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kemalataturk.net/?p=4388</guid>

					<description><![CDATA[Sabiha Gökçen anlatıyor: Amerika&#8217;dan yeni alınan Volti tipi askerî uçaklarla ve getirilen Amerikalı uzman pilot Jack ile hemen&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sabiha Gökçen anlatıyor:</p>
<p>Amerika&#8217;dan yeni alınan Volti tipi askerî uçaklarla ve getirilen Amerikalı uzman pilot Jack ile hemen çalışmalara başladım. Uçağın özelliklerini öğrendikten sonra, yurt içinde bazı uçuşlar yaptım. Güzel bir havada yarım Türkiye turu yapmak üzere İstanbul&#8217;dan hareket ettim. İlk olarak Köyceğiz&#8217;e, oradan Tuz gölüne ve sırasıyla Ankara&#8217;ya, Zonguldak üzerinden de İstanbul&#8217;a dönerek, havada yarım Türkiye turunu beş buçuk saatte tamamladım. Artık Balkan turu için hazırdım. Fakat Atatürk, hastalığı nedeniyle her geçen gün biraz daha çöküyor ve yatağa bağlanıyordu. Bu yüzden hayatımda ilk defa Gazi Paşa&#8217;ya yalan söyleyerek, bu tur için hazır olmadığımı özür dileyerek bildirdim. Gezimi ertelemek için ileri sürdüğüm özrün gerçek nedenini hemen sezinleyip:</p>
<p>&#8220;Hastalığım süresince benden ayrılmak istemediğini biliyorum. Ama seni davet edenlere verdiğin sözü unutma. İnsanlar sözlerinde durdukları sürece saygınlık kazanırlar. Bir kere söz verdik. Türk sözünden dönmez. Sen görevini yaparken, ben de hastalığımı yenmeye çalışacağım ve dönüşünü bekleyeceğim&#8221; dedi.</p>
<p>16 Haziran 1938 günü, Atatürk&#8217;ün isteği üzerine, tek başıma Balkan turuna başladım. İlk ziyaret yerim Atina olacaktı. Veda için yanına gittiğimde:</p>
<p>&#8220;Birkaç saat sonra senin Balkan turuna çıktığını ve Türk kadınını göklerde şerefle temsil ettiğini dünya radyoları yayınlayacaklar. Gittiğin yerlerde gazeteciler seninle konuşma yapacak ve fotoğraflarını çekecekler. Sordukları her soruya açıkça cevap ver. Barışçı bir ülkenin kızı olduğunu, yurtta ve dünyada barışı arzu ettiğini, her Türk gibi bunu gönülden istediğini hemen söylemeyi unutma.&#8221;</p>
<p>&#8220;Sizi mahcup etmeyeceğim Paşam. Türk kadınlarını şerefli üniformam ile Türklüğe lâyık bir şekilde temsil etmek için elimden geleni yapacağım&#8221; diyerek elini öpüp veda ederken benden, Selanik&#8217;e gidip doğduğu evi de görmemi ve dönüşte kendisine anlatmamı istedi.</p>
<p>Uçağımla havalandıktan sonra, Savarona&#8217;nın üstünden uçarak ona gök yüzünden de veda ettim. İlk ziyaret yerim Atina idi. Rotamı çizerek yola koyuldum. Tam saatinde Atina&#8217;ya vardım. Beni alanda meraklı bir kalabalık ve büyük elçimiz Ruşen Eşref Ünaydın karşıladı. Hava alanında askeri törenle karşılandım.</p>
<p>Milli Marş&#8217;ımız çalınırken, elimde olmadan sevinç gözyaşları döktüğümü anımsıyorum. Gece verilen şölende Selanik&#8217;e de giderek Atatürk&#8217;ün doğduğu evi ziyaret etmek istediğimi söyledim. Sabahleyin Selanik&#8217;e uçtum. Selanik&#8217;e ayak bastığımda kendimi yurdumda hisseder gibi oldum. Adeta Atatürk&#8217;ün varlığını ve nefesini yanımda hisseder gibiydim.</p>
<p>Balkan turunu tamamlayarak, Bükreş&#8217;ten İstanbul&#8217;a hareket ettim. Türkiye toprakları üzerinde uçarken, dünyada bundan daha güzel bir yurt parçası olamayacağını düşünüyordum. Yeşilköy Hava Alanı&#8217;na inince beni bekleyen kalabalığı selamlayarak, doğruca Savarona&#8217;ya gittim. Atatürk kamarasında istirahat ediyordu. Beni güçlükle kucaklayarak:</p>
<p>&#8220;Gökçen, döndüğüne sevindim. Başarınla beni nasıl memnun ettiğini bir bilsen&#8221; dedi. Daha sonra, Selanik&#8217;te neler yaptığımı ve doğduğu evi görüp görmediğimi sordu. Gazi Paşa&#8217;ye izlenimlerimi uzun uzun anlattım. Doğduğu evdeki izlenimlerimi anlatırken, gözleri doldu ve:</p>
<p>&#8220;Güzel Selanik&#8221; diyerek özlemini dile getirdi.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Sofra Arkadaşları</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-sofra-arkadaslari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Oct 2019 11:04:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Ağaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Alman Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırmacı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Sofra Arkadaşları]]></category>
		<category><![CDATA[Baş yaver]]></category>
		<category><![CDATA[başbakanlık]]></category>
		<category><![CDATA[başvekil]]></category>
		<category><![CDATA[başyazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Bolu Milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türkçü]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türkçü şair]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Bayar]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Sahir Erozan]]></category>
		<category><![CDATA[Cevat Abbas Gürer]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi kurucusu]]></category>
		<category><![CDATA[Dahiliye Vekili]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Tevfik Rüştü Aras]]></category>
		<category><![CDATA[dünya haritası]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyatçı]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli Albay]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli Binbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli Subay]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[filozof]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Bulca]]></category>
		<category><![CDATA[Gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziantep kurtuluşu gazisi]]></category>
		<category><![CDATA[Genelkurmay Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimiyet-i Milliye gazetesi başyazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkı Tarık Us]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Nuri Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[Halk Partisi Genel Sekreteri]]></category>
		<category><![CDATA[Hariciye]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Aleâttin Gövse]]></category>
		<category><![CDATA[İçişleri]]></category>
		<category><![CDATA[İktisat vekili]]></category>
		<category><![CDATA[İrfan Ferit Bey]]></category>
		<category><![CDATA[İş Bankası kurucusu]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[kara tahta]]></category>
		<category><![CDATA[kavun]]></category>
		<category><![CDATA[leblebi]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş Milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[Mareşal Fevzi Çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Emin Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet Gazetesi baş yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[misafir]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat Alam]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Necmettin Sadak]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Conker]]></category>
		<category><![CDATA[peynir]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Peker]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Zühtü Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[saz]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[Siirt Milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[sofra]]></category>
		<category><![CDATA[sofrabaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Saraçoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[tarihçi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Hava Kurumu Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye haritası]]></category>
		<category><![CDATA[ulaştırma bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[Vakit Gazetesi Başyazarı]]></category>
		<category><![CDATA[yaver]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Nadi]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Akçura]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Ziya Özer]]></category>
		<category><![CDATA[zevat-ı mutade]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Gökalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4298</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk&#8217;ün, özellikle akşam sofrası, çok konuşulmuş ve hâlâ da konuşulan bir konudur. Halbuki, bu sofrada, yapılacak bütün işler&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk&#8217;ün, özellikle akşam sofrası, çok konuşulmuş ve hâlâ da konuşulan bir konudur. Halbuki, bu sofrada, yapılacak bütün işler ele alınır ve enine boyuna ciddi olarak konuşulurdu. Ayrıca, hangi konu ele alınacaksa, o konuyu iyi bilen üniversiteden veya dışarıdan şahıslar da yemeğe çağrılır ve o konu iyice tartışılıp karara bağlanırdı. Toplantıyı Atatürk idare ederler ve konuşmaları da kesinlikle şahsiyete döktürmezlerdi. Eğer o konuyla ilgili kişi orada yoksa, hemen getirtilir veya o konu başka bir güne bırakılarak o kimse de toplantıya çağrılırdı.</p>
<p>Toplantılarda, daima bir kara tahta ve tebeşir bulundurulur bazen de dünya ve Türkiye haritaları astırılırdı.</p>
<p>Genellikle bazı kimseler, Atatürk&#8217;ün sofrasında hemen daima bulunurlardı. Atatürk, bu kişilere ya not aldırırlar, ya makale yazdırırlar veya elçi gibi kullanarak gidip araştırma ve tetkik etme görevi verirlerdi. Sofrada bulunan bu kimselere, her zamanki kişiler; bilinen, belirli kişiler anlamında &#8220;Zevat-ı Mutade&#8221; denirdi. Bu kimseleri tek tek inceleyecek olursak, görürüz ki bu kişiler ya hükümet üyesidirler veya zamanının en ileri gelen fikir ve kalem üstatlarıdır. Bu kişiler şunlardı:</p>
<p>Celal Sahir Erozan: Gazeteci-Yazar</p>
<p>Falih Rıfkı Atay: Bolu Milletvekili ve Hakimiyet-i Milliye gazetesi başyazarı</p>
<p>Fuat Bulca: Türk Hava Kurumu Başkanı</p>
<p>Hakkı Tarık Us: Vakit Gazetesi Başyazarı</p>
<p>İbrahim Aleâttin Gövse: Yazar</p>
<p>İrfan Ferit Bey</p>
<p>Mehmet Emin Yurdakul: Büyük Türkçü şair ve yazar</p>
<p>Mahmut Bey: Siirt Milletvekili ve Milliyet Gazetesi baş yazarı</p>
<p>Mithat Alam: Maraş Milletvekili</p>
<p>Necmettin Sadak: Hariciyeci (=Dışişleri) (İnönü zamanında Hariciye Bakanı ve Başbakan olmuştur.</p>
<p>Recep Peker: Halk Partisi Genel Sekreteri (İnönü zamanında Başbakan olmuştur)</p>
<p>Recep Zühtü Bey: Atatürk&#8217;ün Selanik&#8217;ten arkadaşı</p>
<p>Şükrü Saraçoğlu: İzmir Milletvekili (İnönü zamanında Başbakanlık yapmıştır)</p>
<p>Şükrü Kaya: Dahiliye (İçişleri) Vekili</p>
<p>Dr. Tevfik Rüştü Aras: Hariciye (=Dışişleri) vekili ayrıca, Atatürk&#8217;ün Selanik&#8217;ten beri arkadaşı</p>
<p>Yusuf Akçura: Araştırmacı ve tarihçi</p>
<p>Bunların dışında sofrada sıkça bulunan kişiler de şunlardı:</p>
<p>Ziya Gökalp: Büyük Türkçü ve filozof</p>
<p>Yusuf Ziya Özer: Eskişehir milletvekili</p>
<p>Ahmet Ağaoğlu: Edebiyatçı, yazar</p>
<p>Ali Çetinkaya: Emekli Albay, ulaştırma bakanı</p>
<p>Ali Kılıç: Emekli Subay, Gaziantep kurtuluşu gazisi</p>
<p>Ruşen Eşref Ünaydın: Gazeteci-yazar</p>
<p>Yunus Nadi: Cumhuriyet Gazetesi kurucusu ve başyazarı</p>
<p>Nuri Conker: Emekli binbaşı, Atatürk&#8217;ün Selanik&#8217;ten beri arkadaşı</p>
<p>Cevat Abbas Gürer: Baş yaver</p>
<p>Salih Bozok: Baş yaver ve Atatürk&#8217;ün Selanik&#8217;ten beri tanıdığı arkadaşı.</p>
<p>Muzaffer Kılıç: Yaver (Atatürk&#8217;ün Filistin&#8217;den beri yaveri)</p>
<p>Ayrıca Ata&#8217;nın sofrasına her zaman gelebilen kişiler de şunlardı:</p>
<p>İsmet İnönü: Başvekil</p>
<p>Mareşal Fevzi Çakmak: Genelkurmay Başkanı</p>
<p>Celal Bayar: İktisat vekili, İş Bankası kurucusu</p>
<p>Bu sofrabaşı sohbetleri bazen sabaha kadar sürerdi. Herhangi bir konu görüşülürken o konuyu iyi bilene Atatürk sual yöneltir ve onu konuşmaya zorlarlardı. Bilmediği konuları can kulağı ile dinler ve öğrenmek isterlerdi.</p>
<p>Sofrada genellikle mevsim sebzeleri dışında, pilav ve kuru fasulye mutlaka yemekte bulunurdu. Lüks sayılan yemekler genellikle sofrada bulunmazdı. Kendileri meze olarak peynir, leblebi ve kavunu tercih ederlerdi. Hâlâ da konuşulanların tam aksine, böyle gecelerde, en az eğlenceye yer verilirdi. Sırf misafir ve dostları için çağrılan ses ve saz toplulukları, pek çok defalar hiç sazlarını bile açmadan evlerine geri dönmüşlerdir.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç ve Halil Nuri Yurdakul&#8217;dan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Çocukluğu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-cocuklugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Oct 2019 09:56:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Çocukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dayı]]></category>
		<category><![CDATA[Evranoszade]]></category>
		<category><![CDATA[karga]]></category>
		<category><![CDATA[Makbule Ataddan]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[Zübeyde Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4292</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Babam öldükten sonra dayımın köyüne yerleştik. Dayımın büyük tarlaları vardı. Orada çoluk çocuk hepimiz bir işe yardımcı oluyorduk.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Babam öldükten sonra dayımın köyüne yerleştik. Dayımın büyük tarlaları vardı. Orada çoluk çocuk hepimiz bir işe yardımcı oluyorduk. Ben ve ağabeyim Mustafa küçük olduğumuz için, bize de bakla tarlasına gelen kargaları kovalama görevi verilmişti. Sabahları annem bize yiyecek bazı şeyler hazırlar ve bizi tarlaya yolcu ederdi. Biz orada ağaç dallarından yapılmış bir gölgeliğin altında akşama kadar görevimizi sürdürürdük.</p>
<p>Bir gün yoğurt yerken ağabeyimle aramızda kavga çıktı. Ağabeyim sinirlenip kafamı yoğurt tasının içine sokmuştu. Sonra da katıla katıla gülüşmüştük.</p>
<p>Annem ağabeyim Mustafa&#8217;yı çok severdi. Belki ilk çocuğu olduğundan, belki de iki kızına karşılık bir oğlu olduğu için ağabeyime çok düşkündü. Ona bir şey olacak, ona bir şey söylenecek diye aklı çıkardı. Ağabeyim de annemi çok sever ve sayardı.</p>
<p>Ağabeyim küçükken de çok temiz giyinmeyi isterdi. Her çocukla konuşmaz, çocukların haşin davranışlarına, saban taşı atma, çelme takma gibi oyunlarına hiç iltifat etmezdi. Böyle oyunlara çağrıldığında, onları gayet kibar bir şekilde geri çevirirdi. Sokakta iki eli cebinde ve başı dik yürürdü. Herkesin dikkatini çekmekle beraber, sıkılgan bir çocuktu.</p>
<p>Kendisi, daha rüştiye mektebinde (15-16 yaşında) iken, Selanik eşrafından Evranoszadeler&#8217;in oğluna ve komşumuz Şevki Paşa&#8217;nın kızına ders verirlerdi.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Makbule Atadan Hanım&#8217;dan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul </strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Ailesi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-ailesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Oct 2019 19:35:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Subaşı Mahallesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Rıza Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Ailesi]]></category>
		<category><![CDATA[Binbaşı Kadri Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Feyzullah Ağa]]></category>
		<category><![CDATA[Hafız Ahmet Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Islahane Caddesi]]></category>
		<category><![CDATA[Langaza]]></category>
		<category><![CDATA[Makbule]]></category>
		<category><![CDATA[Makbule Atadan]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[Naciye]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[Şemsi Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[yörük]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[Zübeyde Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4288</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk, 1881&#8217;de Selanik&#8217;in Islahane Caddesi Ahmet Subaşı Mahallesi&#8217;ndeki evde doğmuş, Mustafa adı konulmuştur. Babası Ali Rıza Efendi; Anadolu&#8217;dan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk, 1881&#8217;de Selanik&#8217;in Islahane Caddesi Ahmet Subaşı Mahallesi&#8217;ndeki evde doğmuş, Mustafa adı konulmuştur. Babası Ali Rıza Efendi; Anadolu&#8217;dan Rumeli&#8217;ye geçen yörüklerden, Hafız Ahmet Efendi&#8217;nin oğludur. Ali Rıza Efendi&#8217;den başka Salih isimli bir erkek, Rukiye isimli bir de kız kardeşi vardır. Annesi Zübeyde Hanım, Hacı Sofu ailesinden Feyzullah Ağa&#8217;nın kızıdır, annesinin adı Ayşe&#8217;dir. Zübeyde Hanım&#8217;ın bir kız kardeşi, Hasan ve Hüseyin isimli iki de erkek kardeşi vardır. Atatürk&#8217;ün ise, Makbule ve en küçükleri olan Naciye isimli bir kız kardeşi vardır. Atatürk&#8217;ün dedesi Hafız Ahmet Efendi, kızıl saçlı, kızıl sakallı bir bey olduğu için ona Kırmızı Hafız denilirmiş. Ali Rıza Efendi, bir kazada(ilçe) gümrük memurluğu yaparken istifa edip bir müddet kereste ticareti yapmış.</p>
<p>Atatürk mahalle mektebinden sonra, &#8220;Şemsi Efendi&#8221; Mektebi&#8217;ne gittiği sırada babası ölmüş. Ali Rıza Efendi ölünce geçim sıkıntısına düşen Zübeyde Hanım, çocukları da alıp Lângaza köyündeki dayısının yanına taşınmışlar. Dayısı bir çiftlikte kâhyalık yapıyormuş. Bu köy hayatı çocukları okumadan yoksun bırakacağı için, Zübeyde Hanım bir müddet sonra çocuklarıyla beraber Selanik&#8217;e gelmiş. Orada ev kiracıları Binbaşı Kadri Bey&#8217;in yardımıyla, Mustafa askeri rüştiye imtihanlarına girerek kazanmış. Fakat Zübeyde Hanım devamlı harpler olduğu ve birçokları geri dönmediği için oğlunun subay olmasını istemiyormuş. Mustafa&#8217;nın okumasını istediği bu kararsız günlerinde bir gece rüya görmüş. Rüyasında, oğlu bir altın tepsi ile minareye çıkıyormuş. Bu rüyayı komşuları askeri okulun Mustafa için çok hayırlı olacağı şeklinde yorumlamışlar. Bunun üzerine Zübeyde Hanım da Mustafa&#8217;nın askeri okula gitmesine razı olmuş. Böylece Mustafa&#8217;nın askeri okula gitmesine razı olmuş. Böylece Mustafa&#8217;nın askerlik hayatı başlamış.</p>
<blockquote><p><strong>Makbule Atadan Hanım&#8217;dan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
