<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>savaş &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/savas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:01:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>savaş &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>31 Ağustos 1922 Günü</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/31-agustos-1922-gunu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jan 2020 21:54:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[26 Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[31 Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[31 Ağustos 1922 Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[büyük taaruz]]></category>
		<category><![CDATA[ecnebi]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmetçik]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4658</guid>

					<description><![CDATA[Ağustos&#8217;un 26&#8217;sında 1922 tarihinde şafakta başlayan Büyük Taarruz altı gün altı gece devam etmiş ve Mehmetçiklerin aslanlar gibi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağustos&#8217;un 26&#8217;sında 1922 tarihinde şafakta başlayan Büyük Taarruz altı gün altı gece devam etmiş ve Mehmetçiklerin aslanlar gibi saldırmalarıyla düşmanın büyük kısmı kılıçtan geçilirilmişti.</p>
<p>31 Ağustos&#8217;da güneş Türklerin büyük zaferiyle doğmuştu.<br />
Aynı günün sabahı Atatürk&#8217;le harp sahasını dolaşıyorduk. Etraf binlerce insan ve hayvan ölüleriyle adeta bir mahşer yerini hatırlatıyordu.</p>
<p>Büyük asker bu manzara karşısında çok rahatsız oldular ve &#8220;Bu feci manzara, bütün insanlık için utanç verici bir olaydı. Ama biz vatanımızı korumak için gerekli savunmamızı yaptık. Buna bizi zorladılar&#8221; demiş ve ölüler kaldırılıp gömülünceye kadar hiçbir yerli ve yabancı gazetecinin bölgeye sokulmamasını, kesin olarak emretmişlerdi.</p>
<p>&#8220;Bu feci manzarayı gören ecnebiler, yarın bizim için neler söylemezler&#8221; demişlerdi.</p>
<p>Bunun üzerine, Atatürk&#8217;ün emri tutulmuş ve ölüler gömülünceye kadar bölgeye hiçbir gazeteci ve fotoğrafçı sokulmamıştır. Böylece, o durum hiçbir gazetede resimlenmemiş ve fotoğrafla belgelenmemiştir. Hâlâ da o manzarayı gösteren bir resim yoktur.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong><br />
<strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kahraman Türk Kadını</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/kahraman-turk-kadini/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 21:18:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[istasyon]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kahraman Türk Kadını]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[tarsus]]></category>
		<category><![CDATA[Türk kadını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4541</guid>

					<description><![CDATA[Milli mücadele sonrası yurt ziyaretlerinde Atatürk&#8217;ün bu seferki durağı Tarsus&#8217;tur. İstasyon&#8217;dan şehre doğru, bir süre yaya olarak yürür.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milli mücadele sonrası yurt ziyaretlerinde Atatürk&#8217;ün bu seferki durağı Tarsus&#8217;tur. İstasyon&#8217;dan şehre doğru, bir süre yaya olarak yürür. Onu görmek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsusluların arasından neşe ile selamlar vererek, ilerlemeye devam eder. O sırada ansızın bir olayla karşılaşır.</p>
<p>Milli Mücadele&#8217;deki çete giysili bir kadın, Başbuğ Atatürk&#8217;ün yolunu keserek ayağına kapanır:</p>
<p>&#8220;Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!&#8221;</p>
<p>Başbuğ Atatürk onu yerden kaldırmak için eğilirken kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşı&#8217;nda cephelerde çarpışmış olan direnişçi olduğu fısıldanır. Gözlerinden iki damla yaş düşen Atatürk, bu güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırır ve ona şöyle seslenir:</p>
<p>&#8220;Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Cevap Veremediği Tek İnsan</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-cevap-veremedigi-tek-insan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Nov 2019 13:33:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Cevap Veremediği Tek İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[kirkor]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[salomon]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Türk tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[yorgo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4448</guid>

					<description><![CDATA[Türk tarihi sayısız savaşlarla doludur. Biz bu savaşlardan başımızı kaldırıp ne memleketi imar edebilmişiz, ne de kendimiz refaha&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk tarihi sayısız savaşlarla doludur. Biz bu savaşlardan başımızı kaldırıp ne memleketi imar edebilmişiz, ne de kendimiz refaha kavuşmuşuzdur. Bunun kabahati, bizde olduğu kadar düşmanlarımızdadır da. Çünkü başta Moskoflar olmak üzere düşmanlarımız hep şöyle düşünürlerdi:</p>
<p>&#8220;Türklere rahat vermemeli ki, başka sahalarda ilerleyemesinler&#8230;&#8221; Bunun için de sık sık başımıza belalar çıkarırlar, savaşta açarlar, balkan milletlerini &#8220;istiklal&#8221; diye kışkırtırlardı. Biz böyle durmadan savaşırken de o zamanlar askere alınmayan gayri müslimler durmadan zenginleşirlerdi.</p>
<p>Onların neden böylesine zengin olup, bizim ise neden fakir kaldığımızı bir köylü, Atatürk&#8217;e verdiği kısa bir cevap ile gayet veciz olarak izah etmiştir.</p>
<p>Atatürk, Mersin&#8217;e yaptığı seyahatlerden birinde, şehirde gördüğü büyük binaları işaret ederek yanındakilere sormuş:</p>
<p>-Bu köşk kimin?</p>
<p>-Kirkor&#8217;un..</p>
<p>-Ya şu koca bina?</p>
<p>-Yorgo&#8217;nun</p>
<p>-Ya Şu?</p>
<p>-Salomon&#8217;un..</p>
<p>Atatürk biraz sinirlenerek devam etmiş:</p>
<p>-Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz? Toplananların arkalarından bir köylünün sesi duyulur:</p>
<p>-Biz mi nerede idi? Biz Yemen&#8217;de, Tuna Boyları&#8217;nda, Balkanlar&#8217;da, Arnavutluk Dağları&#8217;nda, Kafkarlar&#8217;da, Çanakkale&#8217;de, Sakarya&#8217;da savaşıyorduk paşam&#8230;</p>
<p>Atatürk bu hatırasını naklederken:</p>
<p>&#8220;Hayatımda cevap veremediğim yegane insan bu ak sakallı ihtiyar olmuştur&#8221; der dururdu.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün İngiliz Amirale Cevabı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-ingiliz-amirale-cevabi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Oct 2019 13:57:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[abdülhamit]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün İngiliz Amirale Cevabı]]></category>
		<category><![CDATA[Babıali]]></category>
		<category><![CDATA[başkomutan]]></category>
		<category><![CDATA[Dışişleri]]></category>
		<category><![CDATA[fransızlar]]></category>
		<category><![CDATA[Halide Edip Adıvar]]></category>
		<category><![CDATA[İngiliz]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[majesteleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Nurettin Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sevr]]></category>
		<category><![CDATA[ültimatom]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4358</guid>

					<description><![CDATA[Salih Bozok anlatıyor: Kollarında ve omuzlarındaki işaretlerden amiral rütbesinde olduğu anlaşılan İngiliz Donanması Komutanı, Hükümet Konağı&#8217;nın kapısından girerek&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salih Bozok anlatıyor:</p>
<p>Kollarında ve omuzlarındaki işaretlerden amiral rütbesinde olduğu anlaşılan İngiliz Donanması Komutanı, Hükümet Konağı&#8217;nın kapısından girerek Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın odasına doğruldu. Nazik, fakat öfkeli bir hali vardı. Ruşen Eşref önüne çıkıp ne istediğini sorunca:</p>
<p>&#8220;Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile görüşmek istiyorum!&#8221; dedi. Birlikte odaya girdi ve kapıyı kapattılar. Amiral önce:</p>
<p>&#8220;Çok gün koşullar altında bir savaş kazandınız, sizi asker olarak içtenlikle kutlarım. Böylelikle Çanakkale&#8217;deki başarınızı rastlantıya borçlu olmadığınız kanıtlanmış oldu. Büyük bir askerle tanıştığım için memnunum.&#8221; dedikten bir süre sonra asıl konuya girmiş:</p>
<p>&#8220;Ülkenin kontrolünüz altında bulunan bölümünde bizim tebaamız ve sizin azınlıklarınızdan Ermeniler ile Rumlar var. Yeni askeri yönetim altında bu insanların statüsü nedir? Güvende midirler?&#8221; Buna karşılık Atatürk:</p>
<p>&#8220;Hiç kuşkunuz olmasın amiral; Türkiye&#8217;deki bütün insanlar gibi tebaanız ve sözünü ettiğiniz azınlıklar da TBMM Hükümeti&#8217;nin eşit koruması altındandır. Suç işlemeyenler, kendilerini bu memlekette benim kadar güvende sayabilirler.&#8221;</p>
<p>&#8220;Peki ya suç işleyenler?&#8221;</p>
<p>&#8220;Suç işleyenler sayın amiral, dünyanın her yerinde olduğu gibi, ülkemizde de adaletin huzuruna çıkarlar.. Suçlu iseler, cezalarını elbette çekeceklerdir..&#8221;</p>
<p>&#8220;Fakat Paşa Hazretleri, fevkalade günler geçirdik. Yunan ordusundan cesaret alan Rumların bazıları, şımarıklıklar yapmış olabilir. Bugün bu insanlar yerli halkın düşmanlığı ile yüz yüzedir. Ermeniler için de başka açıdan aynı şeyleri söyleyebilirim. Biliyorsunuz, arkadaşlarının büyük bir bölümü göçe zorlandı ve önemlice bir bölümü de hayatlarını kaybettiler. Bu ruh tedirginliği içinde, Yunan ordusu ile işbirliği yapmış, bazı Türklere zor günler geçirtmiş olabilirler. Bunlar, fevkalade günlerin olaylarıdır. Bağışlanması, hoş görülmesi gerekir. Eğer bu kimseler, halkın husumetine bırakılacak olursa, büyün dünya aleyhinize kıyameti koparır!&#8221;</p>
<p>Son cümleye kadar gülümseyerek dinleyen Mustafa Kemal Paşa, amiral &#8220;dünyanın koparacağı gürültü ile&#8221; kendini tehdide girişince sözünü bıçak gibi kesmiş:</p>
<p>&#8220;Şu &#8216;Efendi Devlet&#8217; rolünü bir kenara koyunuz amiral! Milletleri de tehdit etmekten vazgeçiniz! İngiltere ve müttefiklerinin kıyameti koparıp koparmayacağını düşünmem! Bunlar memleketimin iç işleridir; kimsenin bu işlere karışmasına müsaade etmem! Majestelerinin devleti memleketimizin azınlıkları ile uğraşmaktan vazgeçsinler! Kim bize saygı beslemezse, bizden saygı beklemeye de hakkı yoktur!&#8221;</p>
<p>Amiralin benzi kül gibi olmuş:</p>
<p>&#8220;İngiltere Hükümeti&#8217;nin tebaasını her yerde koruma hakkı, devletler hukuku teminatı altındadır. Avrupa devletleriyle birlikte arkaladığımız Rum ve Ermenilerin güven içinde bulundurulmasını sadece rica ettik. Yoksa biz bu güvenliği sağlayacak güçteyiz..&#8221;</p>
<p>İşte o zaman Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın tepesi iyice atmış:</p>
<p>&#8220;Arkaladığınız Yunan ordusunun denizde yüzen leşlerini herhalde görmüş olmalısınız! Türk ordusu asayişi sağlayacak güçte olduğu gibi, limanı (o dönemde İngiliz donanması İzmir limanında bulunmaktaydı) boşaltacak güçtedir de&#8230; İsterseniz, Türk&#8217;e ihanet eden tebaanızın ve azınlıklarınızın adaletten kaçan sefillerini geminize doldurabilirsiniz! Donanmanızın da en kısa zamanda limanı terk etmesini istiyorum!&#8221;</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın bu cümleleri, art arda Osmanlı tokatları gibi amiralin yüzünde şakladıkça, amiral ne yapacağını şaşırmış ve en sonunda:</p>
<p>&#8220;İngiltere&#8217;ye savaş mı açıyorsunuz?&#8221; demiş. Tam da bu soruyu bekleyen Paşa burada nihayet son sözünü söylemiş:</p>
<p>&#8220;Savaş açmak mı? Siz yoksa Sevr Anlaşması&#8217;nın hala yürürlükte olduğunu mu sanıyorsunuz? Biz onu çoktan yırttık attık&#8230; Karşımda oturuşunuzu, sizi konuk saymama borçlusunuz! Fakat görüyorum ki, nezaketimizi kötüye kullanmak eğiliminiz var&#8230; Buna müsaade edemem. Bizim gözümüzde &#8216;barış antlaşması yapmamış&#8217; iki devletiz ve savaş hukuku yürürlüktedir. Gemilerinizi derhal karasularımızdan çekmenizi size ihtar ediyorum!&#8221;</p>
<p>Bu nota karşısında bir balmumu heykeline dönen amiral, gerine gerine girdiği Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın odasında, oturduğu sandalyede küçüldükçe küçülmüş ve sonunda kekeleyek:</p>
<p>&#8220;Affedersiniz!&#8221; diyerek eğile büzüle geri geri kapıya gidip dışarı çıkmış. Bu hadisenin ardından Ruşen Eşref hem düşünceli hem de gülerek:</p>
<p>&#8220;Paşa amirali anasından doğduğuna pişman etti.&#8221; dedi. &#8220;Kendisinin Türk topraklarında bir savaşçı olarak bulunduğunu Paşa&#8217;dan öğrendiği zaman sapsarı kesildi. Tutuklanacağını, tutsak edileceğini sandı. İnce dudaklarını ısırıyor, parmaklarını birbirine kenetlemiş titriyordu. Karşısında Babıâli Paşası bulacağını sanıyordu herhalde..&#8221; dedi.</p>
<p>Amiral, İngiltere devletini kendi devletine eşit gören bir Paşa ile karşılaştığı için, ihtiyatsızlık edip karaya çıktığına kim bilir nasıl lanet etmiştir&#8230;</p>
<p>Aradan bir saat geçti geçmedi&#8230; İngiliz gemisinden bir müfreze ve teğmen çıktı. Amiralden -devleti adına- bir ültimatom getiriyordu. Başkomutan&#8217;a kendi eliyle verecekti. Paşa&#8217;ya bildirdim; &#8220;Gelsin!&#8221; dedi. Teğmeni içeri aldım. Ruşen Eşref tercümanlık yapıyordu. İngiliz çakı gibi bir teğmendi. Paşa&#8217;nın karşısında gösterişli bir selam verdi ve Ruşen Eşref aracılığıyla ültimatomu Paşa&#8217;ya ulaştırdı.</p>
<p>Paşa:</p>
<p>&#8220;Peki teğmen! Hükümetimiz ültimatomunuzu inceler ve hükümetinize gereken karşılığı verir. Siz geminize dönebilirsiniz&#8230;&#8221; Teğmen önce dışarı çıkacakmış gibi bir hareket yaptı, sonra da Ruşen Eşref&#8217;e dönüp:</p>
<p>&#8220;Başkomutan ellerini öpmeme müsaade buyururlar mı?&#8221; Ruşen Eşref, teğmenin dileğini Paşa&#8217;ya söyledi, Paşa:</p>
<p>&#8220;Nereden icap etmiş sor bakalım!&#8221; dedi. Teğmen:</p>
<p>&#8220;Asker olarak zaferlerine, insan olarak kendisine hayranım. Lütfetsinler..&#8221;</p>
<p>Teğmen Paşa&#8217;nın elini öptü, Paşa da teğmenin yanağını okşadı. Odayı boşalttık. Az sonra Ruşen Eşref&#8217;i çağırdı:</p>
<p>&#8220;Metni okudunuz mu? Ne istiyorlar?&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8220;Paşam, amiralle görüştükleriniz yazı ile de pekiştirilmesi isteniyor.&#8221;</p>
<p>&#8220;Öyleyse Halide (Edip Adıvar) Hanım&#8217;ı bulunuz, hemen tercümesini yapsın ve metin olarak bana getirsin. Öte yandan bir kopyasını şifre ile Dışişleri Bakanlığı&#8217;na gönderin, gerekeni yapsınlar. Durumu, ordu komutanı Nurettin Paşa&#8217;ya da bildiriniz. Gerekiyorsa benimle temas etsin.&#8221;</p>
<p>Olay kısa bir süre içinde şehirde duyulmuştu. İngiliz ve Fransızlar, kendi devletlerinin uyruğunda olanları gemilere bindirmeye başlamışlardı. Nitekim birkaç saat sonra da sessizce çekilip gittiler.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İngiltere&#8217;ye de mi Savaş İlan Ediyorsunuz?</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ingiltereye-de-mi-savas-ilan-ediyorsunuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Oct 2019 10:12:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük İzmir Yangını]]></category>
		<category><![CDATA[Hükümet Konağı]]></category>
		<category><![CDATA[İngiliz Konsolosu]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere'ye de mi Savaş İlan Ediyorsunuz?]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[tebaa]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Orduları Başkomutanı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanlılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4212</guid>

					<description><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu anlatıyor: Büyük İzmir yangınından bir gün önce Hükümet Konağı&#8217;nda, Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya bir bilgi sunmak&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Niyazi Ahmet Banoğlu anlatıyor:</p>
<p>Büyük İzmir yangınından bir gün önce Hükümet Konağı&#8217;nda, Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya bir bilgi sunmak için Vali Bey&#8217;in odasına girdim. İçeride Mustafa Kemal Paşa ile birlikte Vali ve İngiliz Konsolosu vardı. Paşa, İngiliz Konsolosu&#8217;na sert bir biçimde şöyle diyordu:</p>
<p>&#8220;Tebaanız hakkında benden teminat mı istiyorsunuz? Yunanlılar burada iken tebaanız daha mı emindi?&#8221; İngiliz Konsolosu bu soru karşısında, &#8220;Evet&#8221; cevabını verince, Mustafa Kemal Paşa daha da sertleşti ve yüksek sesle:</p>
<p>&#8220;Öyle ise Yunanistan&#8217;a gidiniz!&#8221; dedi. İngiliz Konsolosu, bu çıkış karşısında sordu: &#8220;İngiltere&#8217;ye de mi savaş ilan ediyorsunuz?&#8221; İngiliz Konsolosu&#8217;nun, haddini aşan bu cevabı karşısında Paşa, onu sanki tokatlıyormuş gibi bir ifadeyle konuştu:</p>
<p>&#8220;İngiltere ile aramızda barış yapılmış mıdır ki, savaş ilan edip etmediğimi soruyorsunuz. Hem siz böyle şeyleri konuşmaya yetkili misiniz ki, bana bunu soruyorsunuz? Ben Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Türk Orduları Başkomutanı&#8217;yım. Benim, her şeyi görüşmeye yetkim vardır. Senin de böyle bir yetkin varsa, ancak o zaman görüşebiliriz. Böyle bir yetkiniz yoksa buyrunuz&#8230;&#8221;</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa &#8220;Buyrunuz!&#8221; derken, İngiliz Konsolosu&#8217;na kapıyı gösteriyordu.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zafer Sabahı Yapılan Kahvaltı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/zafer-sabahi-yapilan-kahvalti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2019 11:13:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük taarruz]]></category>
		<category><![CDATA[Ethem Altan]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kahvaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[türk milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer Sabahı Yapılan Kahvaltı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4154</guid>

					<description><![CDATA[Ethem Altan anlatıyor: Büyük taarruz sabahı&#8230; Yüzyılların nadir yetiştirdiği Büyük Komutan Atatürk, Kocatepe&#8217;de&#8230; Tan yeri ağarıyor. Sabahın sessizliğini,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ethem Altan anlatıyor:</p>
<p>Büyük taarruz sabahı&#8230; Yüzyılların nadir yetiştirdiği Büyük Komutan Atatürk, Kocatepe&#8217;de&#8230; Tan yeri ağarıyor.</p>
<p>Sabahın sessizliğini, gökleri yırtarak uçan bir top mermisi bozdu. Arkasından bütün Türk topları ateş püskürmeye başladı. Düşmanın zapt edilmez dediği mevzileri altüst oluyordu. Bir an içinde her taraf ateş ve duman içinde kalmıştı. Her taraf yanıyordu. Manzara cidden keyif verici idi. Ateş gittikçe şiddetleniyor, Türk milletinin talihi ile birlikte güneş de nazlı nazlı yükseliyordu. Dalgınlığı kalmamıştı; tebessüm ediyordu. Sabah ışıklarının okşayarak parlattığı altın saçlarında Türk milletinin geleceği parlıyordu. Çok keyiflenmişti:</p>
<p>&#8220;Şimdi kahvaltıyı getirin.&#8221; diye seslendi.</p>
<p>Bir tepsinin içinde iki dilim er ekmeği, birkaç zeytin, bir parça beyaz peynir geldi. İşte hepsi o kadar. Bunları büyük bir iştahla yedi. Evet, yedi düvelin büyüklüğüne meydan okuyan, masum bir millete yeniden hayat veren yüce komutan, koca dâhi Atatürk kahvaltı ediyordu. İsteseydi altın tepsiler içinde parlak ve yaldızlı salonlarda her bakımdan nelere sahip olmazdı. Hayır, o, böylesini seviyor, böyle istiyordu. Sadece Türk milletine değil, tarihlere, dünyalara örnek oluyordu.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>30 Ağustos Zafer Bayramı Sofrasında</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/30-agustos-zafer-bayrami-sofrasinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Oct 2019 17:19:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[30 Ağustos Zafer Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[30 Ağustos Zafer Bayramı Sofrasında]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[başkomutan]]></category>
		<category><![CDATA[başkumandan]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Kaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4110</guid>

					<description><![CDATA[Şükrü Kaya anlatıyor: 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarından birinde, masada idik. Pek çok memleket meselesinin istişare edilmesinin ardından,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şükrü Kaya anlatıyor:</p>
<p>30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarından birinde, masada idik. Pek çok memleket meselesinin istişare edilmesinin ardından, Paşa&#8217;ya ara sıra aklıam gelen, ama bir türlü sormaya fırsat bulamadığım şu soruyu yönelttim:</p>
<p>&#8220;Paşam, İstiklal Savaşı&#8217;nda Başkomutan sıfatıyla muharebelerde verdiğiniz emirler bir yerde toplanmış mıdır?&#8221; Verdiği yanıt şu oldu:</p>
<p>&#8220;Bir gün Kurtuluş Savaşı&#8217;nın, Milli Mücadele&#8217;nin askeri tarihini yazacaklar, belki de benim Başkomutan sıfatıyla verdiğim bir yazılı ve imzalı emrime rastlamayacaklardır. Savaş arkadaşlarım buradadır, hep bilirler, ben muharebede daima o cepheden bu cepheye gider, yapılması gereken hareketleri komutanlara dikte eder, onlara not ettirir ve kendilerini de inandırdıktan sonra, &#8220;Şimdi ordu birliklerimize derhal bu hareketlerin yapılmasını kendi imzanızla bildiriniz derdim.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun Birinci Dünya Savaşına Girişi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/osmanli-imparatorlugunun-birinci-dunya-savasina-girisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 17:57:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşına Girişi]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2583</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye Dünya Savaşına girmek zorundaydı; ve o günkü dünya dengesine göre bu giriş biçimi de olandan ve görülenden&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Dünya Savaşına girmek zorundaydı; ve o günkü dünya dengesine göre bu giriş biçimi de olandan ve görülenden başka türlü olamazdı. Belki savaşa giriş zamanı, belki kuvvetlerin kullanılışı, kısacası bir sürü ayrıntı eleştirilebilir. Fakat esasa bir şey denemez.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulusal Ülkü</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ulusal-ulku/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 14:32:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülhalim Efendi ve Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş uygarlık]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[hudut]]></category>
		<category><![CDATA[mantık]]></category>
		<category><![CDATA[muassır medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Mülkiye Mektebi]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[onuncı yıl nutku]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu çalışkandır]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusunun karakteri yüksektir]]></category>
		<category><![CDATA[Ulus Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal kültür]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal sınır]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal ülkü]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksel Türk! Senin için yükselmenin sınırı yoktur.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2525</guid>

					<description><![CDATA[Siyasal çekişmelerin çoğu basit şeylerdir. Fakat toplumun yararına yapılan çalışmalar her zaman verimlidir. Neden Anadolu&#8217;ya gelip çalışmazlar? Neden&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Siyasal çekişmelerin çoğu basit şeylerdir. Fakat toplumun yararına yapılan çalışmalar her zaman verimlidir. Neden Anadolu&#8217;ya gelip çalışmazlar? Neden ulusla doğrudan doğruya ilişki kurmazlar? Ülkeyi gezmeli, ulusu tanımalı, eksiği nedir göstermeli. Ulusu sevmek böyle olur. Yoksa lafla sevginin bir yararı yoktur.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1911, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir toplumun yaşaması ve mutluluğu, ancak dilekte ve dileği gerçekleştirme yolunda tam bir birlik halinde olmasına bağlıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1920, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bizim açık ve uygulanabilir gördüğümüz siyasal yöntem ulusal siyasettir. Dünyanın içinde bulunduğu genel koşullar ve yüzyılların kafalara ve karakterlere yerleştirdiği gerçekler karşısında düşe kapılmak kadar büyük yanılgı olamaz. Tarihin dediği budur; bilimin, aklın mantığın dediği budur. Ulusumuzun güçlü, mutlu ve sağlam bir düzen içinde yaşayabilmesi için devletin bütünüyle ulusal bir siyaset gütmesi, ve bu siyasetin iç örgütlerimize uyumlu olması ve onlara dayanmasıdır Ulusal siyaset dediğimiz zaman anlatmak istediğim şudur: Ulusal sınırlarımız içinde, her şeyden önce kendi gücümüze dayanarak varlığımızı koruyup ulusun ve ülkenin gerçek mutluluğuna, ülkenin bayındırlığına çalışmak, gelişigüzel, ulaşılmayacak istekler ardında ulusu koşturmamak ve zarara sokmamak; uygarlık dünyasının uygarca ve insanca davranışını ve karşılıklı dostluğunu beklemektir.</p>
<blockquote><p><strong>Nisan 1920, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusun bağrında özgür bir birey olmak kadar mutluluk var mıdır bu dünyada? Gerçekleri bilen, kalp ve vicdanında manevi ve kutsal zevklerden başka zevki olmayan insanlar için, ne kadar yüksek olursa olsun, dünyalık makamların hiçbir değeri yoktur.</p>
<blockquote><p><strong>Mayıs 1922, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Hizmet edenler, namuslarının gereği olan ödevlerini yerine getirmekten başka bir şey yapmamışlardır.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1923</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ülkümüzü açıkça dile getirmeliyim. Onu inançla duymalı, yılmadan izlemeliyiz. Kişisel çıkarlarımızdan, insanı küçülten isteklerimizden sıyrılmayı ancak böyle canlı ve ateşli bir ülkünün yardımıyla başaracağız. Gençlerin kardeşleriyle, babalarıyla, tecrübeli yaşlılarıyla, İslamın özünü kavramış gerçek din bilginleriyle birlikte çalışmakla başarıya ulaşacakları olanağı kesindir.</p>
<p>***</p>
<p>Sayın gençler, yaşam savaşmadan başka bir şey değildir. Bu nedenle yaşamda yalnız iki şey vardır: Yenmek ve yenilmek. Siz Türk gençlerinin benliklerine emanet ettiğimiz şey her zaman yenmektir ve eminim hiçbir zaman yenilmeyeceksiniz. Ulusun yükselme nedenleri ve koşulları yolunda yapılacak şeylerde, atılacak adımlarda kesinlikle duraksamayın. Ulusu o yükselme aşamasına çıkarmak için, dikilecek engelleri hep birlikte önleyeceğiz. Bunun için kafalarınıza, anlayışınıza, bilginize gerekirse bileklerinize, pazılarınıza, bacaklarınıza başvurarak, sonunda o amaca kesinlikle ulaşacağız.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bu ulus, bu ülke yeni yönetimiyle dünyanın en akla uygun olarak yönetilen bir varlığı olacaktır. Ben bunu gözlerimle görmeden ölmeyeceğim.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yeni Türkiye&#8217;nin dünya, ulusal ve ekonomik genel siyaseti ile belirtilen ulusal etkenler hepimizin çalışma yönünü göstermiş bulunmaktadır ki, bu yönün az zamanda ulusumuzun yüksek yeteneklerini belirtmesine fırsat vereceği kesindir. Türk ulusu istek ve yeteneğinin yönelik olduğu yolları görmeye çalışan ve görebilen evladına her zaman değer vermiş, onu korumuştur.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Eğer bağlı olduğum ulusun ün ve onuru varsa, ben de ünlü ve onurluyum. Yoksa, içinizden herhangi bir adam çıkar da, ün ve onur peşinden koşar ve herkesten ayrı olmak isterse biliniz ki o başınıza beladır, beladır, beladır. Ulus böyle kimselerin davranışına müsaade etmemelidir.</p>
<blockquote><p><strong>10 Kasım 1930 Ulus Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türk ulusu! Kurtuluş savaşına başladığımızın on beşinci yılındayız. Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu Olsun! Bu anda büyük Türk ulusunun bir bireyi olarak bu kutlamaya kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.</p>
<p>Yurttaşlarım! Az zamanda çok ve büyük işler yaptık: Bu işlerin en büyüğü, temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti&#8217;dir. Bundaki başarıyı Türk ulusunun ve onun değerli ordusunun birlikte olarak kararlılıkla yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı hiçbir zaman yeterli görmüyoruz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak zorunda ve kararlılığındayız. Yurdumuzu dünyanın en bayındır ve en uygar ülkesi düzeyine çıkaracağız. Ulusumuza en geniş refah aracı kaynaklar sağlayacağız. Ulusal kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkaracağız. Bunun için bizce zaman ölçüsü, geçmiş yüzyılların gevşetici düşüncelerine göre değil, yüzyılımızın hız ve eylem kavramına göre düşünülmektedir. Geçen zamana oranla daha çok çalışacağız. Bunda da başarılı olacağımıza kuşku yoktur. Çünkü Türk ulusunun karakteri yüksektir. Türk ulusu çalışkandır. Türk ulusu zekidir. Çünkü Türk ulusu ulusal birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü Türk ulusunun yürümekte olduğu ilerleme ve uygarlık yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet bilimdir. Şunu da önemle belirtmeliyim ki, yüksek bir toplum olan Türk ulusunun tarihsel bir niteliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, ulusumuzun yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, yaradılıştan olan zekasını, bilime bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, ulusal birlik duygusunu sürekli olarak ve her türlü araç ve önlemlerle besleyerek geliştirmek ulusal ülkümüzdür. Türk ulusuna çok yaraşan bu ülkü, onu, insanlığa gerçek rahatlığı sağlama yolunda , kendisine düşen uygarlık ödevini yapmakta başarılı kılacaktır. Büyük Türk ulusu! On beş yıldır giriştiğimiz işlerde başarı sözü veren birçok konuşmamı işittin. Mutluyum ki, bu yolda sözlerimin hiçbirinde ulusumun bana güvenini sarsacak bir yanılgıya düşmedim. Bugün aynı inanç ve kesinlikle söylüyorum ki, ulusal ülkü yolunda tam bir birlik içinde yürümekte olan Türk ulusunun büyük bir ulus olduğunu bütün uygar dünya, az zamanda, bir kez daha anlayacaktır. Hiçbir kuşkum yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük uygarlık niteliği bundan sonraki gelişimiyle, geleceğin uygarlık ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.</p>
<p>Türk ulusu, sonsuza doğru akıp giden her on yılda, bu büyük ulus,bayramını daha büyük onurlarla, mutluluklarla dirlik ve refah içinde kutlamam gönülden dilerim.</p>
<div>
<p>Ne Mutlu Türküm diyene!</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1933, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Her Türkün son nefesi, Türk ulusunun nefesinin tükenmeyeceğini, onun sonsuz olduğunu göstermelidir. Yüksel Türk! Senin için yükselmenin sınırı yoktur.</p>
<blockquote><p><strong>11 Ocak 1935, Mülkiye Mektebi öğrencilerine</strong></p></blockquote>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulusun Devletin Geleceğini Korumak</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ulusun-devletin-gelecegini-korumak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 15:29:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[maginot]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusun Devletin Geleceğini Korumak]]></category>
		<category><![CDATA[yıkıntı]]></category>
		<category><![CDATA[zırhlı hatlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2391</guid>

					<description><![CDATA[Efendiler; biz bir amaç takip ediyoruz. Bu amacımız öteden beri çeşitli vesilelerle ifade edilmiştir. Ben şimdi de onu&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Efendiler; biz bir amaç takip ediyoruz. Bu amacımız öteden beri çeşitli vesilelerle ifade edilmiştir. Ben şimdi de onu tekrar ediyorum : Milletin, devletin istiklâlini muhafaza etmek. Bunun içinde namus ve şeref tamamen dahil olacaktır. Bundan başka amacımız ulusumuzun bağımsız olarak belirli sınırlar içindeki bütünlüğünü korumaktır. Bunun için savaşıyoruz. Baylar, ülkemizin ellide biri değil, bütünü yıkıntı halinde kalsa, tümü ateşler içinde bırakılsa, biz bu toprakların üstünde bir tepeye çıkacağız ve oradan savunmayı sürdüreceğiz. Onun için iki karış yer alınmış, üç beş köy yıkık hale gelmiş diye bağırıp durmak gerekmez. Ben size açık söyleyeyim: Baylar, düşman bazı yerleri ele geçirmiştir; bunun üç katını daha ele geçirebilir. Ancak bu durum bizim inancımızı hiçbir zaman sarsamayacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Temmuz 1920, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Geçen gün bana zırhlı savunma hatlarından söz ediliyordu; tutalım ki Maginot&#8217;dan. Benim düşüncem belki biraz aykırı düşecek ama, üzerinde durarak belirtmek isterim ki, ben bu hatların yararına inanmıyorum. Çünkü savaşı insanlar yapar; bunun için insanların toprak üzerinde bulunmaları gerekir. Köstebek gibi toprak altında, beton borularda veya zırhlı kulelerde oturtabilecek kuvvet, önceden savaş dışı edilmiş bir kuvvet sayılmalıdır. Manevra yeteneğini kendi kendine yok etmiş olmakla bir savaşta yenilgiden başka ne beklenebilir, bilmem.</p>
<div></div>
<div>
<blockquote><p><strong>Mart 1938, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
