<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sadi Borak &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/sadi-borak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 29 May 2020 09:34:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Sadi Borak &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Coşkun Tezahürler Hakkında Bir Yargısı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-coskun-tezahurler-hakkinda-bir-yargisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 09:34:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmeyen yönleriyle atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[milletin efendisi olunmaz]]></category>
		<category><![CDATA[milletin hizmetkarı]]></category>
		<category><![CDATA[naşit emngü]]></category>
		<category><![CDATA[Sadi Borak]]></category>
		<category><![CDATA[topluma hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[türk milleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5353</guid>

					<description><![CDATA[Tarihte yaşadığı dönemde ünü göklere çıkarılmış hem kendi hem de başka ulusların kederine hükmetmiş nice liderler vardır .Bunların&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarihte yaşadığı dönemde ünü göklere çıkarılmış hem kendi hem de başka ulusların kederine hükmetmiş nice liderler vardır .Bunların büyük bir çoğunluğu ölümleriyle birlikte sabun köpüğü gibi kaybolup gitmişlerdir. Öncelikle de kendi uluslarınca unutulmuşlardır. Bunda en büyük etken bu liderlerin düşüncelerinin sadece yaşanılan anla sınırlı olup geleceğe yönelik yeni ufuklar açmamış olmasıdır. Oysa ATATÜRK her geçen an bıraktığı düşünce mirasıyla insanlığın ve Türk milletinin gözünde büyüyerek geleceğe akmaya devam etmektedir.</p>
<p>Türk milletinin gönlündeki ATATÜRK sevgisi nedensiz değildir. O, yüzyıllar boyunca hak ettiği değerden yoksun bırakılmış olan Türk insanına kendisini adamıştır. Sıkıntılara, zorluklara, ihanetlere aldırmadan, umutsuzluğa düşmeden çalışarak milletini karanlıktan aydınlığa çıkarmıştır. Türk milletinin ATATÜRK’ü sevmesinin anahtarı “Millete efendilik yoktur, hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur.” sözünde gizlidir. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ün bu anlayışını yansıtması açısından güzel bir örnektir:</p>
<p>Yaşadıkları sürece yığınlara hâkim olmuş, alkışlar ve takdirler toplamış nice tarihî kişiler, hayatlarında veya ölümlerinden sonra zaman çarkının dişlileri arasında kaybolup gittiler. Bunlar “yalancı şöhretler”di ve yaptıkları köksüzdü, temelsizdi. Bunun içindir ki, eserlerinin ömrü, kendi ömürlerini aşamadı.</p>
<p>Bunların çoğu, lehlerinde yapılmış birtakım gösterilerin gururuna da kapıldılar. Ve bunları “ebedî yaşama”nın bir delili sandılar. “Zafer sarhoşluğu”nun uykusunda kaybolup gittiler.</p>
<p>ATATÜRK’e 12 yıl yaverlik yapmış olan Sayın Naşit Mengü’nün çeşitli anılarını dinlerken, bir yandan da bunları düşünüyordum. ATATÜRK, kendisi hakkındaki büyük sevgi gösterileri karşısında nasıl duygulanıyor, neler düşünüyordu?</p>
<p>Bu soruma Naşit Mengü şu yanıtı verdi:</p>
<p>-Yıl 1927&#8230; ATATÜRK, Anadolu’ya geçtikten sonra ilk defa İstanbul’a dönüyor. Bütün kent halkı sokakları ve denizleri kaplamış. Bayramların en büyüğünü yaşıyorlar. Kıyılardan, denizlerdeki sandallardan ATATÜRK’ün motoruna doğru eller uzanıyor, “Yaşa, var ol!” sesleri kubbelerde yankılar yapıyordu.</p>
<p>ATATÜRK de ayakta, mendil sallayarak bu sevgi gösterilerine karşılık veriyor. Ben, rahmetli Salih Bozok’la ATA’nın bir adım gerisindeyiz. Rahmetli Salih, halkın bu coşkun gösterilerinden çok heyecanlandı. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Gazi’ye eğilerek:</p>
<p>-Paşam, dedi, halkın şu coşkun tezahürlerine bakınız. Bu millet ebediyete kadar uğrunuza ateşe atılmakta tereddüt etmez. ATATÜRK şu yanıtı verdi:</p>
<p>-Kendilerine faydalı olduğunuz, onlara müspet yolda hizmet ettiğiniz müddetçe milletin sevgisini kazanabilirsiniz. Vaatlerinizi yerine getirmez, milletin refahına hizmet etmezseniz bu gün bizi alkışlayan bu topluluk yarın yuhalar.</p>
<p><em>Sadi Borak; Bilinmeyen Yönleriyle Atatürk, İstanbul, 1966, s. 81-82. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mustafa Kemal Paşa ile Söyleşi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/mustafa-kemal-pasa-ile-soylesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2020 18:28:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ile söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[fransızlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kuleli Askeri Lisesi]]></category>
		<category><![CDATA[kuleli dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sadi Borak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4853</guid>

					<description><![CDATA[Tarihteki büyük liderlerin en belirgin özelliklerinden biri de ileri görüşlü olmalarıdır. Bu özellik ATATÜRK’ün de temel niteliklerinden biridir.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarihteki büyük liderlerin en belirgin özelliklerinden biri de ileri görüşlü<br />
olmalarıdır. Bu özellik ATATÜRK’ün de temel niteliklerinden biridir. Birinci<br />
Dünya Savaşı’nın kaybedildiği ve Anadolu’nun çaresizlik içinde parçalanmayı<br />
beklediği günlerde o, birçoklarının yaptığı gibi karamsarlığa teslim olmamıştır.<br />
Sahip olduğu tarih şuuru ve geleceği algılama yeteneği ile, işgalci güçlerin<br />
geçmişteki çıkar çatışmalarını ve gelecekteki beklentilerini çok iyi analiz<br />
etmiştir. Bu analizle, sömürgeci güçlere karşı oluşturulacak bir direnişin başarıya ulaşacağını önceden görmüştür.</p>
<p>Aşağıdaki anekdot da ATATÜRK’ün<br />
ileri görüşlülüğünü ve öngörü yeteneğini yansıtmaktadır:<br />
4 Şubat 1919 tarihinde Alemdar gazetesinin yazarlarından Refii Cevat<br />
(Ulunay) M.Kemal Paşa ile Şişli’deki evinde bir görüşme yapar. Refii Cevat bu<br />
görüşmeyi şöyle aktarır:<br />
“Sorularımı bitirip veda etmek üzere ayağa kalktığımda dedi ki:<br />
-Biraz daha oturunuz lütfen.<br />
Oturdum. Şöyle bir konuşma geçti aramızda:<br />
-Soracağınız sorular bitti mi?<br />
-Bitti Paşam.<br />
-Bu vatan içine düştüğü bu felâketten nasıl kurtarılır, istiklâline nasıl<br />
kavuşturulur? diye bir soru sormanızı beklerdim.<br />
-Af buyurunuz Paşa hazretleri, bugün içinde bulunduğumuz bu şartlardan bu<br />
vatanın kurtulmasını en uzak ihtimalle dahi mümkün görmediğim için böyle bir soru<br />
sormadım.<br />
-Siz gene de böyle bir soru sormuş olunuz, ben de cevabımı vereyim, fakat<br />
yazmamak şartıyla.<br />
-Zatıalinizi dinliyorum Paşa hazretleri.<br />
-Bakınız Cevat Beyefendi, sizin imkânsız gördüğünüz kurtuluş yolları vardır.<br />
Bu gün herhangi bir teşkilâtçı Anadolu’ya geçer de milleti silâhlı bir direnişe<br />
hazırlarsa bu yurt kurtarılabilir.<br />
Heyecanlanmıştım. Birinci Dünya Savaşı süresince gücümüzü öylesine<br />
tüketmiştik ki elimizde hiçbir şey kalmamıştı. Harplerden sağ kalanların ise ayakta<br />
duracak hâlleri yoktu.<br />
-Nasıl olur Paşam? diye yerimden fırladım. Paşa sakindi:<br />
-Aklınızdan geçenleri tahmin ediyorum, dedi; doğrudur. Görünüş tamamen<br />
aleyhimizde. Ama düşmanlarımız olan bu büyük devletlerin bir de iç yüzleri var.<br />
-Nasıl Paşam.<br />
-Anlatayım. Siz sanıyor musunuz ki, savaşı kazanmakla müttefikler<br />
aralarındaki bütün sorunları çözmüşlerdir. Aralarındaki asıl rekabet şimdi<br />
başlayacaktır. Asırlarca birbirleriyle boğuşan Fransızlarla İngilizleri ortak düşman tehlikesi birleştirdi. Şimdi o eski rekabet bıraktıkları yerden tekrar başlayacaktır.<br />
İtalya’nın da başı dertte. Onlar da her an bir iç karışıklık yaşayabilirler. Sonuçta,<br />
Anadolu’da başlayacak bir millî direnişle hiçbiri mücadele edecek durumda değildir.<br />
Böyle bir mücadelenin tam sırasıdır.<br />
-Paşam, millî direniş&#8230; Güzel, ama neyle? Hangi askerle, hangi silâhla, hangi<br />
parayla? Malesef Paşam, kupkuru bir çölden farksız oldu bu güzel vatanımız.<br />
-Öyle görünür Refii Cevat Bey, öyle görünür. Ama çölden bir hayat çıkarmak<br />
lâzımdır. Çöl sanılan bu âlemde saklı ve kuvvetli hayat vardır. O, Türk milletidir.<br />
Eksik olan şey teşkilâttır. Bu teşkilât organize edilebilirse vatan da millet de kurtulur.<br />
Mustafa Kemal’e veda ettim; matbaaya geldim. Ne kafam almıştı ne<br />
mantığım. Daha doğrusu anlattıkları bana deli saçması gibi gelmişti. Matbaada<br />
arkadaşlar anlat diyorlardı; neler söyledi? Anlattım:<br />
Şu sıralar Anadolu’ya geçilir, orada teşkilât kurulur, vatan bağımsızlığına<br />
kavuşur, millet de özgürlüğüne kavuşurmuş, anladınız mı arkadaşlar?<br />
Bu deli değil, zırdeliymiş.<br />
O günlerde, o şartlar içinde İstiklâl Mücadelesi’ne atılıp Türkiye’yi<br />
kurtarmaktan söz edenlere karşı herkes benim gibi düşünürdü. O günlerde<br />
böyle düşünen tek adam oydu; tek adam!</p>
<p><em>Sadi Borak; “Atatürk’ün İstanbul’daki Hayatı”, Kuleli Dergisi, 1996/1, s. 1-2.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anadolu Yaylasında Hiçbir Şey Yok! Mustafa Kemal&#8217;den Gayrı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/anadolu-yaylasinda-hicbir-sey-yok-mustafa-kemalden-gayri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 16:23:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[ANADOLU YAYLASI’NDA HİÇBİR ŞEY YOK! MUSTAFA KEMAL’DEN GAYRI]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara: Kırmızı Beyaz 2004]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk millet meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[bir eline de bayrağı alır]]></category>
		<category><![CDATA[Elmadağı’na çıkar. Orada tek kurşunu kalıncaya kadar vatanı müdafaa eder.]]></category>
		<category><![CDATA[fişeklerini göğsüne dizer]]></category>
		<category><![CDATA[O takdirde asker Mustafa mavzerini eline alır]]></category>
		<category><![CDATA[s.259-260.]]></category>
		<category><![CDATA[Sadi Borak]]></category>
		<category><![CDATA[Sadi Borak Atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2127</guid>

					<description><![CDATA[23 Nisan 1920 Cuma… Büyük Millet Meclisi açılmıştır. Yurdun dört bucağından milletvekilleri gelmiştir. Mustafa Kemal’in gür sesine koşup&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>23 Nisan 1920 Cuma… Büyük Millet Meclisi açılmıştır. Yurdun dört bucağından milletvekilleri gelmiştir. Mustafa Kemal’in gür sesine koşup gelenler sanmışlardı ki hazine para doludur, organize ordu vardır. Ankara’ya<br />
gelenlerden bir takımı hiçbir şey olmadığını görünce paniğe kapılmışlardır.<br />
Ne adından büyük ümitlerle bahsedilen Yeşil Ordu, ne hazine var. Yatacak<br />
otel yok, Meclis bile derme çatma, eski İttihat ve Terakki Kulüp binası. Bu<br />
yokluklar içinde sadece Mustafa Kemal var.<br />
Bazı milletvekilleri bu hazin görüntü karşısında korkuya kapılmış ve geldikleri yere dönmeye karar vermiştir. Bazı milletvekillerinin geri dönmesi,<br />
diğer milletvekilleri üzerinde kötü etki yapacak, morallerini bozacaktır.<br />
Bunu düşünen Mustafa Kemal, hemen Meclis kürsüsüne çıkıyor. Bir mitoloji<br />
kahramanı gibidir:<br />
“Arkadaşlar!<br />
İşittim ki bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine<br />
dönmek istiyormuş. Ben kimseyi zorla Milli Meclis’e davet etmedim. Herkes<br />
kararında hürdür. Bunlara başkaları da katılabilir. Ben, bu kutsal davaya<br />
inanmış bir insan olarak buradan bir yere gitmemeye karar verdim. Arzu<br />
ederseniz hepiniz gidebilirsiniz.<br />
O takdirde asker Mustafa mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağı alır, Elmadağı’na çıkar. Orada tek kurşunu kalıncaya kadar<br />
vatanı müdafaa eder. Kurşunlarım bitince bu âciz vücudumu bayrağıma<br />
sarar, düşman kurşunlarıyla yaralanır, temiz kanımı kutsal bayrağıma içire<br />
içire tek başıma can veririm. Ben buna and içtim.”<br />
Tek başına da kalsa ölünceye kadar yurdunu savunmaya and içen bu “Dev<br />
Adam”ın yüreğinin tam derinliklerinden koparak yankılar yapan gür sesi<br />
meclisi hıçkırıklara boğar.<br />
Gücünü moralini yitirmiş bezgin ruhlara, yeni bir ruh aşılamış, güç kazandırmıştır Mustafa Kemal.<br />
Ve artık Meclis’te memleketine dönmeyi düşünen tek milletvekili yoktur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>Sadi Borak, Atatürk, Ankara: Kırmızı Beyaz 2004, s.259-260.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
