<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sabiha Gökçen &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/sabiha-gokcen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 11:55:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Sabiha Gökçen &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk ve Ülkü Adatepe</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturk-ve-ulku-adatepe/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2020 21:36:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Ülkü]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Ülkü Adatepe]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Manevi Kızı]]></category>
		<category><![CDATA[Oktay Verel]]></category>
		<category><![CDATA[Sabiha Gökçen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4900</guid>

					<description><![CDATA[Sisler arasında kalan bir günü anımsıyorum bu arada… Kucağında kırk günlük bir bebekle Çankaya’daki eski köşke gelen Vasfiye&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sisler arasında kalan bir günü anımsıyorum bu arada… Kucağında kırk günlük bir bebekle Çankaya’daki eski köşke gelen Vasfiye Hanım’ı… Vasfiye Hanım kim mi? Anlatayım. Mustafa Kemal Paşa’nın annesi Zübeyde Hanım çok iyiliksever bir insanmış. Elinden geldiğince herkesin yardımına koşar, dertli başları dertten kurtarmaya çalışır, kendi beceremezse oğlunu, biricik Mustafa’sını yardıma çağırırmış. Günün birinde cici bir kız getirmişler kendisine. Tatlı mı tatlı, yaşına rağmen olgun da. Pek beğenmiş bu kızı Zübeyde Hanım, adı Vasfiye imiş. Yanına almış, büyütmüş. Vefatına kadar da hiç yanından ayırmamış. Gün gelmiş kısmeti çıkmış Vasfiye Hanım’ın, hemen evlendirmiş. Ama nedense mutlu olamamış kızcağız. Birkaç kez evlilik geçtiği halde başından, hep dönüp dolaşıp yine Zübeyde Hanım’ın yanına gelmiş ve ölümüne kadar da yanından ayrılmamış. Ancak Zübeyde Hanım öldükten sonra ortada kalmış Vasfiye Hanım. Derken bu boşlukta yaşayamayacağını anlayarak çıkıp Paşa’nın yanına varmış. Ona halini anlatmış. Annesine çok düşkün olan Gazi, Vasfiye Hanımı da onun yadigârı olarak bağrına basıp, yanına almış. Böylece sıkıntılardan kurtulmuş kadıncağız. Yazgısı buymuş ki yine bir kısmeti çıkmış. Ankara Orman Çiftliği İstasyon Şefi Tahsin Bey diye, namuslu bir kişi. Paşa’nın onayını alan Vasfiye Hanım, Tahsin Bey’le evlendikten sonra hamile kalmış. Günü gelince de nurtopu gibi bir kız çocuğu dünyaya getirmiş. Şöyle kırk günlük olunca yavruyu Paşa’ya göstermek istemişler. Paşa pek beğenmiş ve adını da kendisi koymuş: Ülkü.</p>
<p><em>Oktay Verel, Sabiha Gökçen–Atatürk’le Bir Ömür, Altın Kitaplar Yayınevi,</em><br />
<em>İstanbul 1994, s. 67–68.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazi&#8217;yi Görmeye Gelen Ana</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/gaziyi-gormeye-gelen-ana/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 20:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[ana]]></category>
		<category><![CDATA[Angara]]></category>
		<category><![CDATA[Ata]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[çiftlik]]></category>
		<category><![CDATA[gazi paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi'yi Görmeye Gelen Ana]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Sabiha Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[Sincan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4534</guid>

					<description><![CDATA[Sabiha Gökçen anlatıyor: Gazi Çiftliği&#8217;nde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladık. Atatürk attan inerek bu ihtiyar&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sabiha Gökçen anlatıyor:</p>
<p>Gazi Çiftliği&#8217;nde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladık. Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu:</p>
<p>&#8220;Merhaba nine!&#8221; Kadın Ata&#8217;nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;</p>
<p>&#8220;Merhaba&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Nerden gelip nereye gidiyorsun?&#8221; Kadın şöyle bir duralayıp;</p>
<p>&#8220;Neden sordun ki, buraların sahabısı mısın? Yoksa bekçisi mi?&#8221; Paşa gülümsedi.</p>
<p>&#8220;Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin?&#8221; Kadın başını salladı.</p>
<p>&#8220;Tabii söyleyeceğim, ben Sincan&#8217;ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetiştiği kavruk köylerin birindeyim. Bizim mıhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara&#8217;ya geldim.&#8221;</p>
<p>&#8220;Muhtar niçin Ankara&#8217;ya gönderdi seni?&#8221;</p>
<p>&#8220;Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da&#8230; Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma bile girdi Gazi Paşa. Ben de gün demeyip muhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilmediğimden işte ağşamdan beri böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.&#8221;</p>
<p>&#8220;Senin Gazi Paşa&#8217;dan başka bir isteğin var mı?&#8221; Kadının birden yüzü sertleşti.</p>
<p>&#8220;Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyeyim ki.. O bizim vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun, gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona &#8216;Sağ ol Paşam!&#8217; demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşa&#8217;yı bulacağım yeri deyiver.&#8221;</p>
<p>Atatürk&#8217;ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek:</p>
<p>&#8220;Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır. Benim köylüm, benim vefalı Türk anam bu.&#8221;</p>
<p>Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum:</p>
<p>&#8220;Anacağım&#8221; dedim, &#8220;Sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk, işte karşında duruyor.&#8221;</p>
<p>Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk&#8217;ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü Ata&#8217;nın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk&#8217;e uzattı;</p>
<p>&#8220;Tek ineğimin sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.&#8221;</p>
<p>Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi;</p>
<p>&#8220;Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsmet İnönü ve Kırk Para</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ismet-inonu-ve-kirk-para/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2019 21:49:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Bulca]]></category>
		<category><![CDATA[gazi paşa]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü ve Kırk Para]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kırk para]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Sabiha Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[türk hava kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim kurulu toplantısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kemalataturk.net/?p=4391</guid>

					<description><![CDATA[Sabiha Gökçen şöyle anlatıyor: Bir gün, hiç unutmam, İsmet Paşa köşke hem çok yorgun, hem de çok sinirli&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sabiha Gökçen şöyle anlatıyor:</p>
<p>Bir gün, hiç unutmam, İsmet Paşa köşke hem çok yorgun, hem de çok sinirli gelmişti. Oysa, çoğu kez sinirlerine hâkim olmasını herkesten iyi bilirdi. Şöyle bir yorgunluk kahvesi aldıktan sonra Gazi:</p>
<p>&#8220;Hayır ola İsmet?&#8221; dedi. &#8220;Sende bir fevkaladelik var bugün.. Ne oldu? Neye sinirlendin?&#8221;</p>
<p>İnönü yumuşamıştı. Gülümseyerek çalışarak:</p>
<p>&#8220;Türk Hava Kurumu&#8217;nun Genel Yönetim Kurulu toplantısı vardı da..&#8221; dedi. Gazi üsteledi:&#8221;Eee, ne olmuş varsa?&#8221;</p>
<p>&#8220;Fuat Bey&#8217;i epey terlettim. İstifaya falan kalktı..&#8221;</p>
<p>&#8220;Çalışkan çocuktur Fuat.. Cemiyeti de diğer milletvekili arkadaşları ile iyi yönetiyor..&#8221;</p>
<p>&#8220;Bunlara bir diyeceğim yok.. Fakat canımı sıkan bir husus oldu.&#8221;</p>
<p>&#8220;Neymiş o?&#8221;</p>
<p>&#8220;Hesaplarda kırk para oynuyor!&#8221;</p>
<p>&#8220;Kırk para.. Yani bir kuruş.&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet&#8230; Toplantıya sabah onda girdik, saat on yediyi geçiyordu çıktık&#8230; Daha önceki toplantıda dikkatimi çekmişti.. Bu bir kuruşun nereye gittiğini öğrensinler diye talimat vermiştim. Bulamamışlar. Bugünü de onunla geçirdik. Fuat Bey&#8217;in hassasiyetini anlıyorum ama milletimiz ondan daha hassastır. Verdiği paranın nereye gittiğini behemehal (ne olursa olsun) bilmek ister. İstifa bu gibi hâllerde en kolay çıkar yoldur. Ama kimseyi rahatlatmaz.. Hatta söylentilere bile neden olur. Yurttaş bu parayı Türk Hava Kurumu yükselsin diye veriyor..&#8221;</p>
<p>Gazi Paşa gülümsedi:</p>
<p>&#8220;Demek mesele bu&#8230; Kırk paranın hesabı seni bu kadar yorup üzdü. Tam adamını bulup bunların başına getirmişim. Haklısın. Kırk para, günün birinde kırk lira, kırk lira da dört yüz lira olur. Bu da giderek büyür halkın ağzında. Böyle kuruluşlara olan güveni sarsar. Biz Cumhuriyet&#8217;i kurarken, böyle kırk paralara çok ihtiyacımız oldu.. Peki ne yaptın sonunda?&#8221;</p>
<p>&#8220;Muhasebeciyi çağırttım. Memurları seferber ettim. Ve kırk paranın yanlışlıkla bir başka hesaba geçirildiğini bulup çıkarttım. Bundan sonra da bu gibi hataları affetmeyeceğimi söyledim kendilerine. Bizim milletimiz gerçekten de elindekini avucundakini verir. Hiçbir ulus Türk ulusu kadar cömert değildir. Ama verdiğinin doğru dürüst yerlere sarf edildiğini görmek ister. Hem de buna inanmak ister. Türk Hava Kurumu&#8217;nun halktan toplanan paralarla uçaklar alıp askeriyeye hediye etmesinden duyulan memnuniyet büyüktür.. Bu güzel havayı ne kırk para uğruna ne yüz para uğruna bozmaya kimsenin hakkı olmasa gerek. &#8221; Evet, evet.. Bu benim yakından tanık olduğum bir konuşma, bir olaydır. Türk Hava Kurumu&#8217;nun kırk parası uğruna harcanan emek ve zamanı belgeleyen kutsal bir olay. Şayet ülke ve bazı müesseseler bugüne kadar sarsılmadan, alın aklığı ile gelebilmişlerse hep bu &#8220;kırk para&#8221;nın hesabı sorulduğu, milletin parası üzerine titrendiği gelinebilmiştir kanısındayım. Onlar bir başka devlet adamlarıydı.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gökçen&#8217;e Devredilen Balkan Turu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/gokcene-devredilen-balkan-turu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2019 21:30:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[atina]]></category>
		<category><![CDATA[balkan turu]]></category>
		<category><![CDATA[bükreş]]></category>
		<category><![CDATA[Gökçen'e Devredilen Balkan Turu]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[jack]]></category>
		<category><![CDATA[pilot]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<category><![CDATA[Sabiha Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[savorana]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[zonguldak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kemalataturk.net/?p=4388</guid>

					<description><![CDATA[Sabiha Gökçen anlatıyor: Amerika&#8217;dan yeni alınan Volti tipi askerî uçaklarla ve getirilen Amerikalı uzman pilot Jack ile hemen&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sabiha Gökçen anlatıyor:</p>
<p>Amerika&#8217;dan yeni alınan Volti tipi askerî uçaklarla ve getirilen Amerikalı uzman pilot Jack ile hemen çalışmalara başladım. Uçağın özelliklerini öğrendikten sonra, yurt içinde bazı uçuşlar yaptım. Güzel bir havada yarım Türkiye turu yapmak üzere İstanbul&#8217;dan hareket ettim. İlk olarak Köyceğiz&#8217;e, oradan Tuz gölüne ve sırasıyla Ankara&#8217;ya, Zonguldak üzerinden de İstanbul&#8217;a dönerek, havada yarım Türkiye turunu beş buçuk saatte tamamladım. Artık Balkan turu için hazırdım. Fakat Atatürk, hastalığı nedeniyle her geçen gün biraz daha çöküyor ve yatağa bağlanıyordu. Bu yüzden hayatımda ilk defa Gazi Paşa&#8217;ya yalan söyleyerek, bu tur için hazır olmadığımı özür dileyerek bildirdim. Gezimi ertelemek için ileri sürdüğüm özrün gerçek nedenini hemen sezinleyip:</p>
<p>&#8220;Hastalığım süresince benden ayrılmak istemediğini biliyorum. Ama seni davet edenlere verdiğin sözü unutma. İnsanlar sözlerinde durdukları sürece saygınlık kazanırlar. Bir kere söz verdik. Türk sözünden dönmez. Sen görevini yaparken, ben de hastalığımı yenmeye çalışacağım ve dönüşünü bekleyeceğim&#8221; dedi.</p>
<p>16 Haziran 1938 günü, Atatürk&#8217;ün isteği üzerine, tek başıma Balkan turuna başladım. İlk ziyaret yerim Atina olacaktı. Veda için yanına gittiğimde:</p>
<p>&#8220;Birkaç saat sonra senin Balkan turuna çıktığını ve Türk kadınını göklerde şerefle temsil ettiğini dünya radyoları yayınlayacaklar. Gittiğin yerlerde gazeteciler seninle konuşma yapacak ve fotoğraflarını çekecekler. Sordukları her soruya açıkça cevap ver. Barışçı bir ülkenin kızı olduğunu, yurtta ve dünyada barışı arzu ettiğini, her Türk gibi bunu gönülden istediğini hemen söylemeyi unutma.&#8221;</p>
<p>&#8220;Sizi mahcup etmeyeceğim Paşam. Türk kadınlarını şerefli üniformam ile Türklüğe lâyık bir şekilde temsil etmek için elimden geleni yapacağım&#8221; diyerek elini öpüp veda ederken benden, Selanik&#8217;e gidip doğduğu evi de görmemi ve dönüşte kendisine anlatmamı istedi.</p>
<p>Uçağımla havalandıktan sonra, Savarona&#8217;nın üstünden uçarak ona gök yüzünden de veda ettim. İlk ziyaret yerim Atina idi. Rotamı çizerek yola koyuldum. Tam saatinde Atina&#8217;ya vardım. Beni alanda meraklı bir kalabalık ve büyük elçimiz Ruşen Eşref Ünaydın karşıladı. Hava alanında askeri törenle karşılandım.</p>
<p>Milli Marş&#8217;ımız çalınırken, elimde olmadan sevinç gözyaşları döktüğümü anımsıyorum. Gece verilen şölende Selanik&#8217;e de giderek Atatürk&#8217;ün doğduğu evi ziyaret etmek istediğimi söyledim. Sabahleyin Selanik&#8217;e uçtum. Selanik&#8217;e ayak bastığımda kendimi yurdumda hisseder gibi oldum. Adeta Atatürk&#8217;ün varlığını ve nefesini yanımda hisseder gibiydim.</p>
<p>Balkan turunu tamamlayarak, Bükreş&#8217;ten İstanbul&#8217;a hareket ettim. Türkiye toprakları üzerinde uçarken, dünyada bundan daha güzel bir yurt parçası olamayacağını düşünüyordum. Yeşilköy Hava Alanı&#8217;na inince beni bekleyen kalabalığı selamlayarak, doğruca Savarona&#8217;ya gittim. Atatürk kamarasında istirahat ediyordu. Beni güçlükle kucaklayarak:</p>
<p>&#8220;Gökçen, döndüğüne sevindim. Başarınla beni nasıl memnun ettiğini bir bilsen&#8221; dedi. Daha sonra, Selanik&#8217;te neler yaptığımı ve doğduğu evi görüp görmediğimi sordu. Gazi Paşa&#8217;ye izlenimlerimi uzun uzun anlattım. Doğduğu evdeki izlenimlerimi anlatırken, gözleri doldu ve:</p>
<p>&#8220;Güzel Selanik&#8221; diyerek özlemini dile getirdi.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Kuşu&#8217;nun Kuruluşu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/turk-kusunun-kurulusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2019 20:51:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[dünya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[gazi paşa]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[pilot]]></category>
		<category><![CDATA[Sabiha Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[soyadı kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kuşu'nun Kuruluşu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tayyare Cemiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[uçak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kemalataturk.net/?p=4385</guid>

					<description><![CDATA[Sabiha Gökçen anlatıyor: Gazi Paşa, kendisini yoğun bir çalışmaya vermişti. Bütün dünyanın üzerinde durduğu konuya tüm gücüyle eğilmişti.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sabiha Gökçen anlatıyor:</p>
<p>Gazi Paşa, kendisini yoğun bir çalışmaya vermişti. Bütün dünyanın üzerinde durduğu konuya tüm gücüyle eğilmişti. Geleceğin göklerde olacağına inanıyordu. Konuya da 1925&#8217;lerde eğilmiş ve 16 Şubat 1925 yılında Türk Tayyare Cemiyeti&#8217;ni kurmuştu. Havacılık O&#8217;nun en büyük tutkularından biri halini almıştı. Havacılıkla ilgili bütün yabancı yayınları izliyor, bu konudaki gelişmeleri gün geçirmeden Türkiye&#8217;de de uygulama alanına sokmağa çalışıyordu. Ona göre insanlığın hizmetine girecek en büyük gelişmeler havacılık alanında olacaktı. Hatta gün gelecek, insanoğlu uzaya, başka dünyalara gidecek, Ay&#8217;ı ve benzeri gezegenleri bile fethedecekti. İşte bu çağdaş savaşlar da göklerde üstün olan uluslar tarafından kazanılacaktı. Gerçi havacılık tekniği, çok pahalı bir teknikti ama uygar ve çağdaş Türkiye&#8217;nin bu aşamayı yapması geleceği yönünden şarttı.</p>
<p>Gazi Paşa, yaptığı konuşmalarla gençleri havacılığa teşvik ediyordu. Bu arada, havacılık konusunda gerekli çalışmalar da sürdürülmekteydi. Savaş sonrası Türkiye için bunu bir fantezi gibi görenler, daha ileriki yıllarda ne derece yanıldıklarını çok iyi anlayacaklardı. Gazi, hiçbir konuyu Türk ulusu için bir fantezi, bir lüks olarak kabul etmiyordu. Vakit buldukça Türk Tayyare Cemiyeti&#8217;ne giderek, çalışmalarla ilgili bilgi alıyordu.</p>
<p>Savaş sonrası Türkiye&#8217;nin çok fakir olan bütçesi ile mucizeler yaratılır, ulusal bilinç şahlanırken, Mustafa Kemal Paşa, Türk Tayyare Cemiyeti için o çok güvendiği hamiyetperver, yardımsever ulusunu yardıma çağırmıştı. &#8220;İstikbal Göklerdedir!&#8221; derken, bunu sadece bir işaret olarak bırakmıyordu. Bu bir ulusal hedefti. Bunun için sadece fikir alanında, spor alanında kalmamalıydı. Bu konuda daha geniş yatırımlar yapılmalı, çağdaş havacılık teknolojisi tümü ile ülkeye getirilmeliydi. Tayyare fabrikaları kurmalı, kendi uçağımızı kendimiz yapmalı, günün birinde ele güne muhtaç hale gelmemeliydik; çünkü dünya uluslarını gelecekte hiç de parlak günler beklemiyordu. Kendi yaptıkları çelik kanatlarla göklerini, topraklarını savunamayan ulusların akıbeti hüsran olacaktı.</p>
<p>Bu konuya inanmış olan halkımız da tüm olanakları ile Türk Tayyare Cemiyeti&#8217;ni destekliyordu. Gazi Paşa: &#8220;Eskimiş teknolojileri değil, en yeni teknolojiyi ülkemize getirmediğimiz sürece, yabancı ülkelere bağımlı olmaktan kurtulamayız. Bunun için de, bir yandan mümkün olduğu kadar kemerleri sıkarak kendi yağımızda kavrulacak, bir yandan da yeni parasal kaynaklar yaratarak, çağdaş teknolojilerin en yenilerini topraklarımıza taşıyacağız. Biz, yeni ve genç bir Türkiye kuruyoruz. Dost, düşman ülkelerin geride kalmış teknolojilerine gereksinmemiz yok. Ya en yenisi kurar, onlarla boy ölçüşürüz ya da biraz daha sabreder, bunu yapabilecek güce erişmemizi bekleriz&#8221; diyordu.</p>
<p>Gazi Paşa&#8217;nın heyecanı hiçbir şekilde eksilmemiş olduğundan, havacılık konusu sık sık gündeme geliyor, bu arada benim de kulaklarım çağdaş teknoloji ve havacılık sorunları ile doluyordu. Artık belirli bir yaşa gelmiştim. Kendime kesin bir yol çizmeliydim. Ne olacaktım? Kendime başarılı olabileceğim bir meslek edinmek istiyordum. Şunu hemen itiraf edeyim ki, havacılık konusu aklımın ucundan bile geçmiyordu. Evet, uçakları mavi göklerimizde gördüğüm zaman kanım kaynıyor, heyecanlanıyordum ama, o çelik kanatları yönetmek isteğini pek duymuyordum. Böyle bir isteği duysam bile, beni yetiştirebilecek bir okul da mevcut değildi.</p>
<p>1934 yılında soyadı yasası kabul edilmişti. Ulusun Gazi Paşa&#8217;sına layık gördüğü soyadı Atatürk oldu. Türk&#8217;ün adı var oldukça Atatürk adı da yaşayıp gidecektir. Bir gece Atatürk sordu:</p>
<p>&#8220;Söyle bakalım Sabiha, senin soyadın ne olsun?&#8221; Herkes yüzüme bakıyordu:</p>
<p>&#8220;Siz ne emrederseniz, o olsun efendim!&#8221; diye kekeledim; heyecanlanmıştım. Atatürk bu cevabım üzerine elini çenesine dayayarak bir süre düşündükten sonra:</p>
<p>&#8220;Sana Atatürk kızı soyadını vermek isterim ama..&#8221; dedi, fakat sonunu getirmedi. Eline bir kalem, kâğıt alıp şunu yazdı:</p>
<p>&#8220;Gökçen.&#8221; İşte o geceden sonra artık Sabiha Gökçen oldum. Niçin, ne düşünerek bana bu soyadını vermişlerdi bilemiyorum. O yıllarda ben henüz havacılığa başlamadığım gibi, havacı olmayı da aklımdan geçirmemiştim. Soyadımı seviyordum, herkes bana Gökçen diyordu. Atatürk&#8217;ün Gökçen soyadını vermesinden tahmini bir yıl sonra göklerle buluşup havacılığa başladım.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
