<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ruşen Eşref &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/rusen-esref/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Jul 2020 15:35:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Ruşen Eşref &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türk Diline ve Türk Harflerine Dair -3-</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turk-diline-ve-turk-harflerine-dair-3/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2020 15:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülkadir İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Akil Muhtar ÖZden]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Devrine Ait Bir Hatıra]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Abdülkadir İnan]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve afet inan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Çığır Mecmuası]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Dil Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İbrahim Necmi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İbrahim Necmi Dilmen]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Mahmut Atilla Aykut]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Türk Dili Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Ulus Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'e Dair Bilinmeyen Hatıralar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'e Saygı]]></category>
		<category><![CDATA[Çığır Mecmuası]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci ruşen eşref]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Atilla Aykut]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kültürü Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ulus Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Mecmua Atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5850</guid>

					<description><![CDATA[En iyi müdafaa usulü, taarruzdur. Şu halde dil alanında türemiş yabancılıklara saldıralım; ağacı bir defa silkeleyelim : Görelim,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>En iyi müdafaa usulü, taarruzdur. Şu halde dil alanında türemiş yabancılıklara saldıralım; ağacı bir defa silkeleyelim : Görelim, hangi çürükler düşecek; kalan sağlamlar bakalım ne kadardır? dökülmeyenler, özleri ve arınmışları bulununcaya kadar biraz daha işe yarayabilir; geçici olarak!&#8230;</p>
<blockquote><p>(Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk T. ve D.K.H., s. 64)</p></blockquote>
<p>Yeni Türkçe kelimeler teklif edebiliriz. Bu yönde ısrarla çalışmalıyız. Fakat, Türk dilinin yapısını zorlamak olmaz. Bu bünye meselesini Türk dilinin olgunlaşma seyrine bırakmalıyız. Birkaç gün önce Ahmet Cevat Bey’e söyledim : Ketebe, yektübü Arabındır; kâtip, kitap, mektup Türkündür.</p>
<blockquote><p>(Abdülkadir İnan, Atatürk Devrine Ait Bir Hatıra, Türk Kültürü Dergisi, Sayı: 85, 1969, s. 21)</p></blockquote>
<p>Türk dilinin sadeleştirilmesi, zenginleştirilmesi ve kamuoyuna bunların benimsetilmesi için her yayın vasıtasından faydalanmalıyız. Her aydın, hangi konuda olursa olsun yazarken buna dikkat edebilmeli; konuşma dilimizi ise ahenkli, güzel bir hale getirmeliyiz.</p>
<blockquote><p>1938 (Afetinan, Atatürk ve Dil Bayramı, Atatürk’e Saygı, T.D.K. s. 54)</p></blockquote>
<p>Dil işimizde henüz bir oturmuşluğa varamadık; daha çok ve pek çok çalışmak lâzımdır.</p>
<blockquote><p>1938 (Afetinan, Atatürk Hakkında H.B., s. 222)</p></blockquote>
<p>Onları ortaya atmak lâzımdır. Millî zevkimiz hangisinden hoşlanır ve onu kullanırsa, o zaman sözlüğümüze koyalım.</p>
<blockquote><p>(Afetinan, Atatürk Hakkında H.B., s. 213)</p></blockquote>
<p>Söz konusu tabirler, uluslararası ilim sahasında kolaylıkla ilerlememize mânidir! Fen terimleri o suretle yapılmalı ki, mânaları ancak istenilen şeyi ifade edebilsin.</p>
<blockquote><p>(Akil Muhtar Özden, Atatürk’e ait Bilinmeyen Hatıralar, Yeni Mecmua, Sayı : 21, 1939)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ruşen Eşref Ünaydın -2-</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/rusen-esref-unaydin-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Feb 2020 15:50:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci ruşen eşref]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4797</guid>

					<description><![CDATA[Çanakkale savaşının bütün şiddetiyle sürdüğü günlerde kendisiyle gazeteci olarak görüşmeye giden Ruşen Eşref Ünaydın, Mustafa Kemal&#8217;in cephedeki odasına&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale savaşının bütün şiddetiyle sürdüğü günlerde kendisiyle gazeteci olarak görüşmeye giden Ruşen Eşref Ünaydın, Mustafa Kemal&#8217;in cephedeki odasına girince çok şaşırdı:</p>
<p>&#8220;Yalnız kaldığım sürece odayı seyrettim. Duvarlarda hep asker resimleri, Balkan Savaşı&#8217;nın, Trablusgarp Savaşı&#8217;nın, Harekat Ordusu Yürüyüşü&#8217;nün, Harp Okulu öğrencilerinin hatıraları asılı idi. Bir kelebek şeklinde açılmış şal örtünün altında Paşa&#8217;nın genç Kazak subaylarını hatırlatan kalpaklı ve haşin bakışlı büyütülmüş bir resmi vardı. Yazıhanesi üzerinde bir Çerkez kamasının yanı başında Balzac&#8217;ın Colonel Chabert&#8217;i, Mauppasan&#8217;ın Boule de Suif&#8217;i, Lavedan&#8217;ın Servir&#8217;i duruyordu. Şüphe yok ki Paşa, durgun dakikalarının başluğunu edebiyatla dolduruyordu.&#8221;</p>
<p><em>Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülakat, Ruşen Eşref Ünaydın, İstanbul, 1954, s.16.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Köylü Milletin Efendisidir</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/koylu-milletin-efendisidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 21:56:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[büyük millet meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Köylü Milletin Efendisidir]]></category>
		<category><![CDATA[mahmut esat]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref]]></category>
		<category><![CDATA[Soysallı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Köylüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4556</guid>

					<description><![CDATA[Mahmut Esat Bozkurt anlatıyor: Bir gece beraber oturuyorduk. Yanımızda Siirt Milletvekili Mahmut Soydan, şimdiki Macaristan elçimiz Ruşen Eşref&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mahmut Esat Bozkurt anlatıyor:</p>
<p>Bir gece beraber oturuyorduk. Yanımızda Siirt Milletvekili Mahmut Soydan, şimdiki Macaristan elçimiz Ruşen Eşref Ünaydın, bir de Soysallı vardı. Atatürk, ertesi günü Büyük Millet Meclisi&#8217;nde okuyacağı söylevi hazırlıyor, Mahmut&#8217;la Ruşen Eşref ise not tutuyorlardı. Atatürk ara sıra bana da:</p>
<p>&#8220;Ne dersin?&#8221; diye soruyordu. Ben ise:</p>
<p>&#8220;Ne diyebilirim? Hiç&#8230;&#8221; cevabını verdim. Sonra Atatürk bana döndü ve dedi ki:</p>
<p>&#8220;Bu memleketin efendisi kimdir?&#8221; Düşündüm; ama karşılığı yine kendisi verdi:</p>
<p>&#8220;Türk köylüsüdür.&#8221; dedi. Ardından devam etti:</p>
<p>&#8220;Türk köylüsü &#8216;efendi&#8217; yerine konulmadıkça, o makama getirilmedikçe memleket ve millet yükselemez!&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cepteki Fotoğrafın Verdiği Müjde</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/cepteki-fotografin-verdigi-mujde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Oct 2019 07:48:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[armutlu]]></category>
		<category><![CDATA[bayrak]]></category>
		<category><![CDATA[belkahve]]></category>
		<category><![CDATA[Cepteki Fotoğrafın Verdiği Müjde]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[fırka]]></category>
		<category><![CDATA[gazi paşa]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kadifekale]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Kolağası Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Kordon]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Saydan]]></category>
		<category><![CDATA[Memduh Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[nif]]></category>
		<category><![CDATA[paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4098</guid>

					<description><![CDATA[Salih Bozok Anlatıyor: &#8221; &#8220;Armutlu&#8221; isminde bir köyden geçerken ora ahalisi askeri seyretmek için yol kenarına çıkmışlardı. Yanık&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salih Bozok Anlatıyor:</p>
<p>&#8221; &#8220;Armutlu&#8221; isminde bir köyden geçerken ora ahalisi askeri seyretmek için yol kenarına çıkmışlardı. Yanık bakraçları, kırık testileriyle de geçen askerlere su veriyorlardı. Bunların önünden geçerken, arabalara ve hayvanlara rast geldiğimiz için yol vermek ve yolun açılmasını beklemek üzere otomobili durdurmuştuk. Gazi Paşa bir sigara yakmak üzere toz gözlüğünü  gözünden kaldırdığı zaman köylülerden yaşlıca bir adam, ani bir hareketle kalabalığın arasından ayrıldı. Otomobile yaklaştı. İhtiyar köylü bir müddet Gazi&#8217;nin yüzüne baktıktan sonra elini koynuna soktu ve çıkardığı kartpostalı avucu içinde saklayarak otomobilin basamağına bastı. Olanca dikkatimle ihtiyarı tetkik (inceleme) ediyordum. İhtiyar bir karta, bir de paşanın yüzüne baktıktan sonra sağ elinin şahadet parmağını evvelâ karta sonra paşaya yöneltti ve:</p>
<p>&#8220;Bu sensin!&#8221; diye bağırdı ve ardından köylülere döndü:</p>
<p>&#8220;Arkadaşlar, bu Mustafa Kemal&#8217;dir!&#8221; dedi. Bunu işiten köylüler, kadın, erkek ellerindeki testileri, bakraçları atarak her taraftan otomobile girdiler. Gözyaşları dökerek paşanın kalpağını, omzunu öptüler, paşanın ayağındaki tozları sürme gibi gözlerine çekenler vardı.</p>
<p>Köylünün elindeki kart kim bilir ne zamandan beri ve ne zorluklarla sakladığı paşanın bir fotoğrafı idi.</p>
<p>Köylüleri Paşa&#8217;nın etrafından ayırmak çok zor olduğu için, soföre, naçar (çaresiz) motoru işletmesini söyledim. Motor işleyince mecburen ayrıldılar. Hareket ettik, fakat sesleri hâlâ bizimle beraber geliyordu:</p>
<p>&#8220;Yaşa Paşamız.. Namusumuzu, hayatımızı kurtardın, hepimiz sana kurban olalım.&#8221;</p>
<p>Yunanlılar tarafından yakılıp yıkılmış olan bu havaliden geçtiğimiz sırada karşılaştığımız bu samimî tezahürat bizi her defasında ağlatmıştır. Halkın böyle heyecanla icra ettikleri candan tezahürat arasında köylerden ve kasabalardan geçerek Nif&#8217;e (bugünkü adıyla Kemalpaşa) akşamüzeri ulaşabilmiştik. Gazi Paşa, buradan İzmir&#8217;in kaç kilometre mesafede olduğunu sordu. Nifliler İzmir&#8217;den 25 kilometre uzakta olduğumuzu söylediler. Başkumandan Paşa civarda uygun bir tepeden İzmir&#8217;i seyretmenin mümkün olup olmadığını sordu. Belkahve denilen mahalden İzmir&#8217;in göründüğü cevabını verdiler.</p>
<p><strong>Gayri ihtiyarî bağırmışız: &#8220;Deniz!..&#8221;</strong></p>
<p>Bunun üzerine Gazi Paşa hazretleri otomobile binerek, Belkahve&#8217;ye hareket emrini verdiler. Oraya geldik. İzmir&#8217;in, üzerinde kuran körfezi görür görmez, birden gayri ihtiyarî:</p>
<p>&#8220;Deniz!&#8230;&#8221; diye bağırmışız.</p>
<p>Hakikaten, oradan İzmir&#8217;in körfezi, Kadifekale ve diğer bazı bölgeler gayet iyi görülüyordu. Güneş bir defa daha gurup (batıyor) ediyordu ki, hatırası aziz Türkiye&#8217;miz üzerinde ilelebet payidar olan bir manzarayı bizzat seyretmek saadetini tattık. Kadifekale&#8217;ye Türk bayrağı çekiliyordu. Güneş yavaş yavaş alçalmış, İzmir Körfezi&#8217;nin yeşil sularında erimişti. Hiç birimiz Belkahve&#8217;den ayrılamıyorduk. Bu arada ağaçlıklar arasından bir araba sesi geldi. Tek atlı bir yol arabası İzmir cihetinden gelmekte ve arabacı şarkı okumakta idi. Arabacıya nereden geldiğini sorduk. Gür bir sesle: &#8220;İzmir&#8217;den!&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;İzmir&#8217;de ne var ne yok?&#8221; dedik.</p>
<p>&#8220;Askerlerimiz Kordon&#8217;da geziyor.&#8221; cevabını verdi.</p>
<p>&#8220;Doğru mu söylüyorsun?&#8221; diye sorduk.</p>
<p>&#8220;Nah, işte İzmir, gidin de bakın!&#8221; diye körfezi işaret etti ve yoluna koyuldu.</p>
<p><strong>Yürüyüş nizamında ilerleyen bir fırka</strong></p>
<p>Daha bir müddet orada kaldıktan sonra Nif&#8217;e dönmek üzere hareket ettik. Yolda bir fırkanın İzmir&#8217;e doğru yürüyüş nizamında ilerlediğini gördük. Efrat (asker) günlerce süren yürüşlerine rağmen yorgunluk belirtisi göstermiyor, bir an evvel İzmir&#8217;e ulaşabilmek için can atıyordu. Gazi Paşa bana:</p>
<p>&#8220;Askerlere, arkadaşlarının İzmir&#8217;e girdiklerini söyle!&#8221; dedi. Emri tebliğ etmek üzere ayağa kalktım. Kolbaşına elle işaret ederek kıtayı durdurdum.</p>
<p>&#8220;Arkadaşlar nereye gidiyorsunuz?&#8221; diye sordum.</p>
<p>&#8220;İzmir&#8217;e!&#8221; diye haykırdılar.</p>
<p>&#8220;Süvarilerin İzmir&#8217;e girdiklerini biliyor musunuz?&#8221; dedim ve arkadaşlarının İzmir&#8217;e girdiklerini haber verdim. İçlerinden biri:</p>
<p>&#8220;Aferin be!&#8221; diye bağırdı. Hepsi birden şevkle yollarına devam ettiler, biz de Nif&#8217;e döndük.</p>
<p>Geceyi Nif&#8217;te geçirdik. Gazi Paşa ertesi günü İzmir&#8217;de kendilerine bir ikametgâh ayarlamak üzere erkenden hareketimi buyurdular. Emirleri gereğince sabahleyin henüz şafak sökerken arkadaşım Mahmut Saydan, Ruşen Eşref ve Paşa hazretlerinin maiyetinde şifre memuru Memduh Beylerle beraber hareket ettik.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
