<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ruşen Eşref Ünaydın &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/rusen-esref-unaydin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 27 Aug 2020 20:15:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Ruşen Eşref Ünaydın &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cemal Paşa</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/cemal-pasa-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2020 20:15:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk İttihat Terakki]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Cemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Enver Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İttihat ve Terakki]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Ruşen Eşref]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Üç Paşalar]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=6018</guid>

					<description><![CDATA[Cemal Paşa’nın ölümü üzerine söylemiştir : Yazık! Değerli bir adam kayboldu! Buraya gelebilmiş olsaydı ben, ona vazife verirdim.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Cemal Paşa’nın ölümü üzerine söylemiştir : </em><br />
Yazık! Değerli bir adam kayboldu! Buraya gelebilmiş olsaydı ben, ona vazife verirdim. Anadolu’nun imarında ondan istifade edilirdi&#8230; Fazla jest ve gösteriş, o zavallıyı böyle hiçine kurban etti.</p>
<p>(Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk T. ve D.K.H., s. 12)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sarsılmak yok!</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/sarsilmak-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2020 23:35:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülâkat]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Çanakkale Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Çanakkale Zaferi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5991</guid>

					<description><![CDATA[Biz ferdî kahramanlık sahneleriyle meşgul olmuyoruz; yalnız size Bombasırtı vak’asını anlatmadan geçemeyeceğim. Karşı siperler arasında mesafeniz sekiz metre,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Biz ferdî kahramanlık sahneleriyle meşgul olmuyoruz; yalnız size Bombasırtı vak’asını anlatmadan geçemeyeceğim. Karşı siperler arasında mesafeniz sekiz metre, yani ölüm muhakkak, muhakkak.. Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına tümüyle düşüyor; ikincidekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz! Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir bezginlik bile göstermiyor; sarsılmak yok! Okumak bilenler ellerinde Kuran-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şahadet çekerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren hayrete ve tebrike değer bir misaldir. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebesini kazandıran, bu yüksek ruhtur.</p>
<blockquote><p>1918 (Ruşen Eşref Ünaydın, Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülâkat, 1930, s. 47-48)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk ve Barış</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/ataturk-ve-baris/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2020 01:00:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[ankara 1981]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve barış]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk yurtta sulh cihanda sulh]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ü Özleyiş]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[barış milletleri]]></category>
		<category><![CDATA[kültür bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4977</guid>

					<description><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın diyor ki; Barışın büyük savaşçısı ATATÜRK dövüş istemedi, barış kurdu. Kuzeyle, Güneyle, Doğu ile, Batı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ruşen Eşref Ünaydın diyor ki;</p>
<p>Barışın büyük savaşçısı ATATÜRK dövüş istemedi, barış kurdu. Kuzeyle, Güneyle, Doğu ile, Batı ile&#8230;<br />
Dünya onu kendine düşman sanıyordu. O dünyaya barış yolu gösterdi.<br />
Ruşen Eşref’’i böyle düşündüren, ATATÜRK’ün sevgi ve insanlık kokan aşağıdaki düşünceleri olsa gerek:<br />
“Yurtta barış, dünyada barış için çalışıyoruz.<br />
“Barış yolunda nereden bir çağrı geliyorsa, Türkiye onu, istekle karşıladı ve yardımlarını esirgemedi.”<br />
“Türk Cumhuriyeti’nin en esaslı ilkelerinden biri olan yurtta barış, dünyada barış amacı insanlığın ve uygarlığın refah ve ilerlemesinde en esaslı etken olsa gerektir. Buna elimizden geldiği kadar hizmet etmiş ve etmekte bulunmuş olmak bizim için iftihar nedenidir.”<br />
“Türkiye’nin güvenliğini amaçlayan, hiçbir milletin aleyhinde olmayan bir barış politikası bizim her zaman ilkemizdir.”</p>
<p>“Barış milletleri refah ve mutluluğa eriştiren en iyi yoldur. Fakat bu kavram, bir defa ele geçirilince devamlı bir özen ve dikkatli her milletin ayrı ayrı hazırlığını gerektirir.”<br />
“Bizim düşüncemize göre uluslar arası siyasî güven ortamının gelişimi için, ilk ve en önemli şart milletlerin hiç olmazsa barışı koruma fikrinde, samimî olarak birleşmesidir.”<br />
“Eğer devamlı barış isteniyorsa kitlelerin durumlarını iyileştirecek uluslar arası önlemler alınmalıdır. Tüm insanlığın refahı, açlık ve baskının yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları kıskançlık, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde eğitilmelidir.”</p>
<p><em>Ruşen Eşref Ünaydın; Atatürk’ü Özleyiş, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara, 1981, s.18.</em></p>
<p><em>Atatürkçülük (Birinci Kitap); s. 377-381</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ruşen Eşref Ünaydın -2-</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/rusen-esref-unaydin-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Feb 2020 15:50:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci ruşen eşref]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4797</guid>

					<description><![CDATA[Çanakkale savaşının bütün şiddetiyle sürdüğü günlerde kendisiyle gazeteci olarak görüşmeye giden Ruşen Eşref Ünaydın, Mustafa Kemal&#8217;in cephedeki odasına&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale savaşının bütün şiddetiyle sürdüğü günlerde kendisiyle gazeteci olarak görüşmeye giden Ruşen Eşref Ünaydın, Mustafa Kemal&#8217;in cephedeki odasına girince çok şaşırdı:</p>
<p>&#8220;Yalnız kaldığım sürece odayı seyrettim. Duvarlarda hep asker resimleri, Balkan Savaşı&#8217;nın, Trablusgarp Savaşı&#8217;nın, Harekat Ordusu Yürüyüşü&#8217;nün, Harp Okulu öğrencilerinin hatıraları asılı idi. Bir kelebek şeklinde açılmış şal örtünün altında Paşa&#8217;nın genç Kazak subaylarını hatırlatan kalpaklı ve haşin bakışlı büyütülmüş bir resmi vardı. Yazıhanesi üzerinde bir Çerkez kamasının yanı başında Balzac&#8217;ın Colonel Chabert&#8217;i, Mauppasan&#8217;ın Boule de Suif&#8217;i, Lavedan&#8217;ın Servir&#8217;i duruyordu. Şüphe yok ki Paşa, durgun dakikalarının başluğunu edebiyatla dolduruyordu.&#8221;</p>
<p><em>Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülakat, Ruşen Eşref Ünaydın, İstanbul, 1954, s.16.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gökçen&#8217;e Devredilen Balkan Turu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/gokcene-devredilen-balkan-turu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2019 21:30:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[atina]]></category>
		<category><![CDATA[balkan turu]]></category>
		<category><![CDATA[bükreş]]></category>
		<category><![CDATA[Gökçen'e Devredilen Balkan Turu]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[jack]]></category>
		<category><![CDATA[pilot]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<category><![CDATA[Sabiha Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[savorana]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[zonguldak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kemalataturk.net/?p=4388</guid>

					<description><![CDATA[Sabiha Gökçen anlatıyor: Amerika&#8217;dan yeni alınan Volti tipi askerî uçaklarla ve getirilen Amerikalı uzman pilot Jack ile hemen&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sabiha Gökçen anlatıyor:</p>
<p>Amerika&#8217;dan yeni alınan Volti tipi askerî uçaklarla ve getirilen Amerikalı uzman pilot Jack ile hemen çalışmalara başladım. Uçağın özelliklerini öğrendikten sonra, yurt içinde bazı uçuşlar yaptım. Güzel bir havada yarım Türkiye turu yapmak üzere İstanbul&#8217;dan hareket ettim. İlk olarak Köyceğiz&#8217;e, oradan Tuz gölüne ve sırasıyla Ankara&#8217;ya, Zonguldak üzerinden de İstanbul&#8217;a dönerek, havada yarım Türkiye turunu beş buçuk saatte tamamladım. Artık Balkan turu için hazırdım. Fakat Atatürk, hastalığı nedeniyle her geçen gün biraz daha çöküyor ve yatağa bağlanıyordu. Bu yüzden hayatımda ilk defa Gazi Paşa&#8217;ya yalan söyleyerek, bu tur için hazır olmadığımı özür dileyerek bildirdim. Gezimi ertelemek için ileri sürdüğüm özrün gerçek nedenini hemen sezinleyip:</p>
<p>&#8220;Hastalığım süresince benden ayrılmak istemediğini biliyorum. Ama seni davet edenlere verdiğin sözü unutma. İnsanlar sözlerinde durdukları sürece saygınlık kazanırlar. Bir kere söz verdik. Türk sözünden dönmez. Sen görevini yaparken, ben de hastalığımı yenmeye çalışacağım ve dönüşünü bekleyeceğim&#8221; dedi.</p>
<p>16 Haziran 1938 günü, Atatürk&#8217;ün isteği üzerine, tek başıma Balkan turuna başladım. İlk ziyaret yerim Atina olacaktı. Veda için yanına gittiğimde:</p>
<p>&#8220;Birkaç saat sonra senin Balkan turuna çıktığını ve Türk kadınını göklerde şerefle temsil ettiğini dünya radyoları yayınlayacaklar. Gittiğin yerlerde gazeteciler seninle konuşma yapacak ve fotoğraflarını çekecekler. Sordukları her soruya açıkça cevap ver. Barışçı bir ülkenin kızı olduğunu, yurtta ve dünyada barışı arzu ettiğini, her Türk gibi bunu gönülden istediğini hemen söylemeyi unutma.&#8221;</p>
<p>&#8220;Sizi mahcup etmeyeceğim Paşam. Türk kadınlarını şerefli üniformam ile Türklüğe lâyık bir şekilde temsil etmek için elimden geleni yapacağım&#8221; diyerek elini öpüp veda ederken benden, Selanik&#8217;e gidip doğduğu evi de görmemi ve dönüşte kendisine anlatmamı istedi.</p>
<p>Uçağımla havalandıktan sonra, Savarona&#8217;nın üstünden uçarak ona gök yüzünden de veda ettim. İlk ziyaret yerim Atina idi. Rotamı çizerek yola koyuldum. Tam saatinde Atina&#8217;ya vardım. Beni alanda meraklı bir kalabalık ve büyük elçimiz Ruşen Eşref Ünaydın karşıladı. Hava alanında askeri törenle karşılandım.</p>
<p>Milli Marş&#8217;ımız çalınırken, elimde olmadan sevinç gözyaşları döktüğümü anımsıyorum. Gece verilen şölende Selanik&#8217;e de giderek Atatürk&#8217;ün doğduğu evi ziyaret etmek istediğimi söyledim. Sabahleyin Selanik&#8217;e uçtum. Selanik&#8217;e ayak bastığımda kendimi yurdumda hisseder gibi oldum. Adeta Atatürk&#8217;ün varlığını ve nefesini yanımda hisseder gibiydim.</p>
<p>Balkan turunu tamamlayarak, Bükreş&#8217;ten İstanbul&#8217;a hareket ettim. Türkiye toprakları üzerinde uçarken, dünyada bundan daha güzel bir yurt parçası olamayacağını düşünüyordum. Yeşilköy Hava Alanı&#8217;na inince beni bekleyen kalabalığı selamlayarak, doğruca Savarona&#8217;ya gittim. Atatürk kamarasında istirahat ediyordu. Beni güçlükle kucaklayarak:</p>
<p>&#8220;Gökçen, döndüğüne sevindim. Başarınla beni nasıl memnun ettiğini bir bilsen&#8221; dedi. Daha sonra, Selanik&#8217;te neler yaptığımı ve doğduğu evi görüp görmediğimi sordu. Gazi Paşa&#8217;ye izlenimlerimi uzun uzun anlattım. Doğduğu evdeki izlenimlerimi anlatırken, gözleri doldu ve:</p>
<p>&#8220;Güzel Selanik&#8221; diyerek özlemini dile getirdi.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün İngiliz Amirale Cevabı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-ingiliz-amirale-cevabi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Oct 2019 13:57:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[abdülhamit]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün İngiliz Amirale Cevabı]]></category>
		<category><![CDATA[Babıali]]></category>
		<category><![CDATA[başkomutan]]></category>
		<category><![CDATA[Dışişleri]]></category>
		<category><![CDATA[fransızlar]]></category>
		<category><![CDATA[Halide Edip Adıvar]]></category>
		<category><![CDATA[İngiliz]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[majesteleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Nurettin Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sevr]]></category>
		<category><![CDATA[ültimatom]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4358</guid>

					<description><![CDATA[Salih Bozok anlatıyor: Kollarında ve omuzlarındaki işaretlerden amiral rütbesinde olduğu anlaşılan İngiliz Donanması Komutanı, Hükümet Konağı&#8217;nın kapısından girerek&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salih Bozok anlatıyor:</p>
<p>Kollarında ve omuzlarındaki işaretlerden amiral rütbesinde olduğu anlaşılan İngiliz Donanması Komutanı, Hükümet Konağı&#8217;nın kapısından girerek Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın odasına doğruldu. Nazik, fakat öfkeli bir hali vardı. Ruşen Eşref önüne çıkıp ne istediğini sorunca:</p>
<p>&#8220;Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile görüşmek istiyorum!&#8221; dedi. Birlikte odaya girdi ve kapıyı kapattılar. Amiral önce:</p>
<p>&#8220;Çok gün koşullar altında bir savaş kazandınız, sizi asker olarak içtenlikle kutlarım. Böylelikle Çanakkale&#8217;deki başarınızı rastlantıya borçlu olmadığınız kanıtlanmış oldu. Büyük bir askerle tanıştığım için memnunum.&#8221; dedikten bir süre sonra asıl konuya girmiş:</p>
<p>&#8220;Ülkenin kontrolünüz altında bulunan bölümünde bizim tebaamız ve sizin azınlıklarınızdan Ermeniler ile Rumlar var. Yeni askeri yönetim altında bu insanların statüsü nedir? Güvende midirler?&#8221; Buna karşılık Atatürk:</p>
<p>&#8220;Hiç kuşkunuz olmasın amiral; Türkiye&#8217;deki bütün insanlar gibi tebaanız ve sözünü ettiğiniz azınlıklar da TBMM Hükümeti&#8217;nin eşit koruması altındandır. Suç işlemeyenler, kendilerini bu memlekette benim kadar güvende sayabilirler.&#8221;</p>
<p>&#8220;Peki ya suç işleyenler?&#8221;</p>
<p>&#8220;Suç işleyenler sayın amiral, dünyanın her yerinde olduğu gibi, ülkemizde de adaletin huzuruna çıkarlar.. Suçlu iseler, cezalarını elbette çekeceklerdir..&#8221;</p>
<p>&#8220;Fakat Paşa Hazretleri, fevkalade günler geçirdik. Yunan ordusundan cesaret alan Rumların bazıları, şımarıklıklar yapmış olabilir. Bugün bu insanlar yerli halkın düşmanlığı ile yüz yüzedir. Ermeniler için de başka açıdan aynı şeyleri söyleyebilirim. Biliyorsunuz, arkadaşlarının büyük bir bölümü göçe zorlandı ve önemlice bir bölümü de hayatlarını kaybettiler. Bu ruh tedirginliği içinde, Yunan ordusu ile işbirliği yapmış, bazı Türklere zor günler geçirtmiş olabilirler. Bunlar, fevkalade günlerin olaylarıdır. Bağışlanması, hoş görülmesi gerekir. Eğer bu kimseler, halkın husumetine bırakılacak olursa, büyün dünya aleyhinize kıyameti koparır!&#8221;</p>
<p>Son cümleye kadar gülümseyerek dinleyen Mustafa Kemal Paşa, amiral &#8220;dünyanın koparacağı gürültü ile&#8221; kendini tehdide girişince sözünü bıçak gibi kesmiş:</p>
<p>&#8220;Şu &#8216;Efendi Devlet&#8217; rolünü bir kenara koyunuz amiral! Milletleri de tehdit etmekten vazgeçiniz! İngiltere ve müttefiklerinin kıyameti koparıp koparmayacağını düşünmem! Bunlar memleketimin iç işleridir; kimsenin bu işlere karışmasına müsaade etmem! Majestelerinin devleti memleketimizin azınlıkları ile uğraşmaktan vazgeçsinler! Kim bize saygı beslemezse, bizden saygı beklemeye de hakkı yoktur!&#8221;</p>
<p>Amiralin benzi kül gibi olmuş:</p>
<p>&#8220;İngiltere Hükümeti&#8217;nin tebaasını her yerde koruma hakkı, devletler hukuku teminatı altındadır. Avrupa devletleriyle birlikte arkaladığımız Rum ve Ermenilerin güven içinde bulundurulmasını sadece rica ettik. Yoksa biz bu güvenliği sağlayacak güçteyiz..&#8221;</p>
<p>İşte o zaman Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın tepesi iyice atmış:</p>
<p>&#8220;Arkaladığınız Yunan ordusunun denizde yüzen leşlerini herhalde görmüş olmalısınız! Türk ordusu asayişi sağlayacak güçte olduğu gibi, limanı (o dönemde İngiliz donanması İzmir limanında bulunmaktaydı) boşaltacak güçtedir de&#8230; İsterseniz, Türk&#8217;e ihanet eden tebaanızın ve azınlıklarınızın adaletten kaçan sefillerini geminize doldurabilirsiniz! Donanmanızın da en kısa zamanda limanı terk etmesini istiyorum!&#8221;</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın bu cümleleri, art arda Osmanlı tokatları gibi amiralin yüzünde şakladıkça, amiral ne yapacağını şaşırmış ve en sonunda:</p>
<p>&#8220;İngiltere&#8217;ye savaş mı açıyorsunuz?&#8221; demiş. Tam da bu soruyu bekleyen Paşa burada nihayet son sözünü söylemiş:</p>
<p>&#8220;Savaş açmak mı? Siz yoksa Sevr Anlaşması&#8217;nın hala yürürlükte olduğunu mu sanıyorsunuz? Biz onu çoktan yırttık attık&#8230; Karşımda oturuşunuzu, sizi konuk saymama borçlusunuz! Fakat görüyorum ki, nezaketimizi kötüye kullanmak eğiliminiz var&#8230; Buna müsaade edemem. Bizim gözümüzde &#8216;barış antlaşması yapmamış&#8217; iki devletiz ve savaş hukuku yürürlüktedir. Gemilerinizi derhal karasularımızdan çekmenizi size ihtar ediyorum!&#8221;</p>
<p>Bu nota karşısında bir balmumu heykeline dönen amiral, gerine gerine girdiği Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın odasında, oturduğu sandalyede küçüldükçe küçülmüş ve sonunda kekeleyek:</p>
<p>&#8220;Affedersiniz!&#8221; diyerek eğile büzüle geri geri kapıya gidip dışarı çıkmış. Bu hadisenin ardından Ruşen Eşref hem düşünceli hem de gülerek:</p>
<p>&#8220;Paşa amirali anasından doğduğuna pişman etti.&#8221; dedi. &#8220;Kendisinin Türk topraklarında bir savaşçı olarak bulunduğunu Paşa&#8217;dan öğrendiği zaman sapsarı kesildi. Tutuklanacağını, tutsak edileceğini sandı. İnce dudaklarını ısırıyor, parmaklarını birbirine kenetlemiş titriyordu. Karşısında Babıâli Paşası bulacağını sanıyordu herhalde..&#8221; dedi.</p>
<p>Amiral, İngiltere devletini kendi devletine eşit gören bir Paşa ile karşılaştığı için, ihtiyatsızlık edip karaya çıktığına kim bilir nasıl lanet etmiştir&#8230;</p>
<p>Aradan bir saat geçti geçmedi&#8230; İngiliz gemisinden bir müfreze ve teğmen çıktı. Amiralden -devleti adına- bir ültimatom getiriyordu. Başkomutan&#8217;a kendi eliyle verecekti. Paşa&#8217;ya bildirdim; &#8220;Gelsin!&#8221; dedi. Teğmeni içeri aldım. Ruşen Eşref tercümanlık yapıyordu. İngiliz çakı gibi bir teğmendi. Paşa&#8217;nın karşısında gösterişli bir selam verdi ve Ruşen Eşref aracılığıyla ültimatomu Paşa&#8217;ya ulaştırdı.</p>
<p>Paşa:</p>
<p>&#8220;Peki teğmen! Hükümetimiz ültimatomunuzu inceler ve hükümetinize gereken karşılığı verir. Siz geminize dönebilirsiniz&#8230;&#8221; Teğmen önce dışarı çıkacakmış gibi bir hareket yaptı, sonra da Ruşen Eşref&#8217;e dönüp:</p>
<p>&#8220;Başkomutan ellerini öpmeme müsaade buyururlar mı?&#8221; Ruşen Eşref, teğmenin dileğini Paşa&#8217;ya söyledi, Paşa:</p>
<p>&#8220;Nereden icap etmiş sor bakalım!&#8221; dedi. Teğmen:</p>
<p>&#8220;Asker olarak zaferlerine, insan olarak kendisine hayranım. Lütfetsinler..&#8221;</p>
<p>Teğmen Paşa&#8217;nın elini öptü, Paşa da teğmenin yanağını okşadı. Odayı boşalttık. Az sonra Ruşen Eşref&#8217;i çağırdı:</p>
<p>&#8220;Metni okudunuz mu? Ne istiyorlar?&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8220;Paşam, amiralle görüştükleriniz yazı ile de pekiştirilmesi isteniyor.&#8221;</p>
<p>&#8220;Öyleyse Halide (Edip Adıvar) Hanım&#8217;ı bulunuz, hemen tercümesini yapsın ve metin olarak bana getirsin. Öte yandan bir kopyasını şifre ile Dışişleri Bakanlığı&#8217;na gönderin, gerekeni yapsınlar. Durumu, ordu komutanı Nurettin Paşa&#8217;ya da bildiriniz. Gerekiyorsa benimle temas etsin.&#8221;</p>
<p>Olay kısa bir süre içinde şehirde duyulmuştu. İngiliz ve Fransızlar, kendi devletlerinin uyruğunda olanları gemilere bindirmeye başlamışlardı. Nitekim birkaç saat sonra da sessizce çekilip gittiler.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Sofra Arkadaşları</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-sofra-arkadaslari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Oct 2019 11:04:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Ağaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Alman Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırmacı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Sofra Arkadaşları]]></category>
		<category><![CDATA[Baş yaver]]></category>
		<category><![CDATA[başbakanlık]]></category>
		<category><![CDATA[başvekil]]></category>
		<category><![CDATA[başyazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Bolu Milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türkçü]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türkçü şair]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Bayar]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Sahir Erozan]]></category>
		<category><![CDATA[Cevat Abbas Gürer]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi kurucusu]]></category>
		<category><![CDATA[Dahiliye Vekili]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Tevfik Rüştü Aras]]></category>
		<category><![CDATA[dünya haritası]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyatçı]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli Albay]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli Binbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli Subay]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[filozof]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Bulca]]></category>
		<category><![CDATA[Gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziantep kurtuluşu gazisi]]></category>
		<category><![CDATA[Genelkurmay Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimiyet-i Milliye gazetesi başyazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkı Tarık Us]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Nuri Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[Halk Partisi Genel Sekreteri]]></category>
		<category><![CDATA[Hariciye]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Aleâttin Gövse]]></category>
		<category><![CDATA[İçişleri]]></category>
		<category><![CDATA[İktisat vekili]]></category>
		<category><![CDATA[İrfan Ferit Bey]]></category>
		<category><![CDATA[İş Bankası kurucusu]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[kara tahta]]></category>
		<category><![CDATA[kavun]]></category>
		<category><![CDATA[leblebi]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş Milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[Mareşal Fevzi Çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Emin Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet Gazetesi baş yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[misafir]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat Alam]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Necmettin Sadak]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Conker]]></category>
		<category><![CDATA[peynir]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Peker]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Zühtü Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[saz]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[Siirt Milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[sofra]]></category>
		<category><![CDATA[sofrabaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Saraçoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[tarihçi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Hava Kurumu Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye haritası]]></category>
		<category><![CDATA[ulaştırma bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[Vakit Gazetesi Başyazarı]]></category>
		<category><![CDATA[yaver]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Nadi]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Akçura]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Ziya Özer]]></category>
		<category><![CDATA[zevat-ı mutade]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Gökalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4298</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk&#8217;ün, özellikle akşam sofrası, çok konuşulmuş ve hâlâ da konuşulan bir konudur. Halbuki, bu sofrada, yapılacak bütün işler&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk&#8217;ün, özellikle akşam sofrası, çok konuşulmuş ve hâlâ da konuşulan bir konudur. Halbuki, bu sofrada, yapılacak bütün işler ele alınır ve enine boyuna ciddi olarak konuşulurdu. Ayrıca, hangi konu ele alınacaksa, o konuyu iyi bilen üniversiteden veya dışarıdan şahıslar da yemeğe çağrılır ve o konu iyice tartışılıp karara bağlanırdı. Toplantıyı Atatürk idare ederler ve konuşmaları da kesinlikle şahsiyete döktürmezlerdi. Eğer o konuyla ilgili kişi orada yoksa, hemen getirtilir veya o konu başka bir güne bırakılarak o kimse de toplantıya çağrılırdı.</p>
<p>Toplantılarda, daima bir kara tahta ve tebeşir bulundurulur bazen de dünya ve Türkiye haritaları astırılırdı.</p>
<p>Genellikle bazı kimseler, Atatürk&#8217;ün sofrasında hemen daima bulunurlardı. Atatürk, bu kişilere ya not aldırırlar, ya makale yazdırırlar veya elçi gibi kullanarak gidip araştırma ve tetkik etme görevi verirlerdi. Sofrada bulunan bu kimselere, her zamanki kişiler; bilinen, belirli kişiler anlamında &#8220;Zevat-ı Mutade&#8221; denirdi. Bu kimseleri tek tek inceleyecek olursak, görürüz ki bu kişiler ya hükümet üyesidirler veya zamanının en ileri gelen fikir ve kalem üstatlarıdır. Bu kişiler şunlardı:</p>
<p>Celal Sahir Erozan: Gazeteci-Yazar</p>
<p>Falih Rıfkı Atay: Bolu Milletvekili ve Hakimiyet-i Milliye gazetesi başyazarı</p>
<p>Fuat Bulca: Türk Hava Kurumu Başkanı</p>
<p>Hakkı Tarık Us: Vakit Gazetesi Başyazarı</p>
<p>İbrahim Aleâttin Gövse: Yazar</p>
<p>İrfan Ferit Bey</p>
<p>Mehmet Emin Yurdakul: Büyük Türkçü şair ve yazar</p>
<p>Mahmut Bey: Siirt Milletvekili ve Milliyet Gazetesi baş yazarı</p>
<p>Mithat Alam: Maraş Milletvekili</p>
<p>Necmettin Sadak: Hariciyeci (=Dışişleri) (İnönü zamanında Hariciye Bakanı ve Başbakan olmuştur.</p>
<p>Recep Peker: Halk Partisi Genel Sekreteri (İnönü zamanında Başbakan olmuştur)</p>
<p>Recep Zühtü Bey: Atatürk&#8217;ün Selanik&#8217;ten arkadaşı</p>
<p>Şükrü Saraçoğlu: İzmir Milletvekili (İnönü zamanında Başbakanlık yapmıştır)</p>
<p>Şükrü Kaya: Dahiliye (İçişleri) Vekili</p>
<p>Dr. Tevfik Rüştü Aras: Hariciye (=Dışişleri) vekili ayrıca, Atatürk&#8217;ün Selanik&#8217;ten beri arkadaşı</p>
<p>Yusuf Akçura: Araştırmacı ve tarihçi</p>
<p>Bunların dışında sofrada sıkça bulunan kişiler de şunlardı:</p>
<p>Ziya Gökalp: Büyük Türkçü ve filozof</p>
<p>Yusuf Ziya Özer: Eskişehir milletvekili</p>
<p>Ahmet Ağaoğlu: Edebiyatçı, yazar</p>
<p>Ali Çetinkaya: Emekli Albay, ulaştırma bakanı</p>
<p>Ali Kılıç: Emekli Subay, Gaziantep kurtuluşu gazisi</p>
<p>Ruşen Eşref Ünaydın: Gazeteci-yazar</p>
<p>Yunus Nadi: Cumhuriyet Gazetesi kurucusu ve başyazarı</p>
<p>Nuri Conker: Emekli binbaşı, Atatürk&#8217;ün Selanik&#8217;ten beri arkadaşı</p>
<p>Cevat Abbas Gürer: Baş yaver</p>
<p>Salih Bozok: Baş yaver ve Atatürk&#8217;ün Selanik&#8217;ten beri tanıdığı arkadaşı.</p>
<p>Muzaffer Kılıç: Yaver (Atatürk&#8217;ün Filistin&#8217;den beri yaveri)</p>
<p>Ayrıca Ata&#8217;nın sofrasına her zaman gelebilen kişiler de şunlardı:</p>
<p>İsmet İnönü: Başvekil</p>
<p>Mareşal Fevzi Çakmak: Genelkurmay Başkanı</p>
<p>Celal Bayar: İktisat vekili, İş Bankası kurucusu</p>
<p>Bu sofrabaşı sohbetleri bazen sabaha kadar sürerdi. Herhangi bir konu görüşülürken o konuyu iyi bilene Atatürk sual yöneltir ve onu konuşmaya zorlarlardı. Bilmediği konuları can kulağı ile dinler ve öğrenmek isterlerdi.</p>
<p>Sofrada genellikle mevsim sebzeleri dışında, pilav ve kuru fasulye mutlaka yemekte bulunurdu. Lüks sayılan yemekler genellikle sofrada bulunmazdı. Kendileri meze olarak peynir, leblebi ve kavunu tercih ederlerdi. Hâlâ da konuşulanların tam aksine, böyle gecelerde, en az eğlenceye yer verilirdi. Sırf misafir ve dostları için çağrılan ses ve saz toplulukları, pek çok defalar hiç sazlarını bile açmadan evlerine geri dönmüşlerdir.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç ve Halil Nuri Yurdakul&#8217;dan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cemal Paşa</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/cemal-pasa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 17:53:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2579</guid>

					<description><![CDATA[Cemal Paşa değerli bir adamdı; buraya gelebilmiş olsaydı, ona görev verirdim. Anadolu&#8217;nun bayındırlığında ondan yararlanırdım; fazla jest ve&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cemal Paşa değerli bir adamdı; buraya gelebilmiş olsaydı, ona görev verirdim. Anadolu&#8217;nun bayındırlığında ondan yararlanırdım; fazla jest ve gösteriş o zavallıyı bir hiç yüzünden kurban etti.</p>
<blockquote><p><strong>Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışma Yöntemi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/calisma-yontemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 17:44:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ayın Tarihi Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimiyet-i Milliye]]></category>
		<category><![CDATA[içki]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[rejim]]></category>
		<category><![CDATA[rjim]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<category><![CDATA[seferberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Ulus Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2570</guid>

					<description><![CDATA[Vereceğiniz emrin yerine getirilmesinden emin olmak istiyorsanız, ta gerçekleşeceği ana kadar kendiniz onun başında bulunmalısınız. 1918, Ruşen Eşref&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vereceğiniz emrin yerine getirilmesinden emin olmak istiyorsanız, ta gerçekleşeceği ana kadar kendiniz onun başında bulunmalısınız.</p>
<blockquote><p><strong>1918, Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Düşündüklerimi uygulayabilmek için hazırlıkları sürdürüyorum. Düşünceyle ilgili hazırlıklar, seferberlikte davul, zurnayla asker toplamaya benzemez. Bu işte, alçakgönüllü, uysal olmak fakat karşındakine içtenlikle davrandığını hissettirmek, sabırla çalışmak gerekir.</p>
<blockquote><p><strong>10 Aralık 1919, Ulus Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben ulusumun ve en büyük atalarımın en değerli miraslarından olan bağımsızlık aşkıyla yaratılmış bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar aile, özel ve resmi yaşamımın her evresinde tanık olanlar bu aşkımı bilirler. Bence, bir ulusta şerefin, saygınlık, namus ve insanlığın var olabilmesinin ve süre gitmesinin, o ulusun kesinlikle özgürlük ve bağımsızlığını elinde bulundurmasıyla gerçekleşme olanağı vardır. Ben kendim bu saydığım niteliklere çok önem veririm; ve bu niteliklerin kendimde bulunduğunu ileri sürebilmek için, ulusumun da aynı nitelikleri olmasını başlıca koşul sayarım. Ben yaşayabilmek için, kesinlikle, bağımsız bir ulusun çocuğu kalmalıyım. Bu nedenle ulusal bağımsızlık bence bir yaşam sorunudur. İnsanlığı oluşturan ulusların her biriyle uygarlık gereğinden olan ve ulus ve ülkenin yararlarının gerektirdiği dostluk ve siyaset ilişkilerine titizlikle değer veririm. Ancak benim ulusumu köle etmek isteyen herhangi bir ulusun, bu isteğinden vazgeçinceye kadar acımasız bir düşmanı kesilirim.</p>
<div>
<blockquote><p><strong>Nisan 1921, Ankara Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Adı geçen bazı gazetelerin hastalığımdan söz etmelerinin anlamı açıktır. Görüyorsunuz ki sağlığım çok iyi. Ölüme doğru en çok atılanlardan biriyim. Kurşun ve gülle yağmuru altında bir çok savaşa katıldım. Hatta ölüm bir keresinde kalbimin yanından sıyırarak geçti. Kalbimin üzerinde bir saat vardı; ve bu saat mermi parçasının şiddetini kesti. Sağlığım tamamiyle yerinde,gücüm de gelişmekte. Ölmeye hiç niyetim yok.</p>
</div>
<blockquote><p><strong>12 Mayıs 1928, Hakimiyet-i Milliye</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Çok söz, uzun söz, bir şey için söylenir: Gerçeği anlamayanları, gerçeğe ulaştırmak için. Ben bu dönemlerden geçtim.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1928, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bu ulus, bu ülke, yeni rejimiyle dünyanın en akla uygun bir varlığı olacaktır. Ben bunu gözlerimle görmeden ölmeyeceğim.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1929, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bahtın ne olduğunu bana soruyorsunuz; bahtın temeli uygulanması olanaklı olan işlerde düşünüp taşındıktan sonra işe başlamaktır. Komutan olan bir kimsenin kesin bir kararlılıkla fırsatlar kaçırmaması gerekir. Aynı zamanda akla uygun olan şeyleri uygulaması gerekir. Değişimlerin yerleşmiş ve belirli kuralları yoktur. Şu kadar var ki, etkinlik halinde bulunanlara kolaylık sağlar.</p>
<blockquote><p><strong>23 Mart 1930, Ayın Tarihi Dergisi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi yetmez. Ne olursa olsun, ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi gerekir.</p>
<div>
<blockquote><p><strong>1930, Öğrencilere bir hitabe</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Şu anda düşünürsünüz ki, verilmiş bir kararım varken onu neden hemen uygulamıyorum. Verilen kararın yerinde olduğuna inanmak için durumun bütün yönlerini incelemek gerekir. Uygulamaya geçtikten sonra:<br />
&#8211; Keşke sorunu başka bir yönden de incelemiş olsaydım, belki başka bir çıkar yol bulurdum. Belki de kan dökmeye, canlar yakmaya yol açabilecek önlemlere gerek kalmazdı, gibi kararsızlıklara düşülmemelidir. Çünkü böyle bir duraksama, karar verenin vicdanında öylesine kanayan bir nokta halinde kalır ki, düşüncesinin doğruluğundan kuşkulanır. Bu kuşkular, bu kalp işkenceleri karar veren kişinin kendisinde olmasa bile, akıllı olanlarca öyle yorumlanırsa, bu da bir güçsüzlük etkeni olur.</p>
<blockquote><p><strong>10 Aralık 1939, Ulus Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben bir işte nasıl başarılı olacağım diye düşünmem. O işe neler engel olur diye düşünürüm. Engelleri kaldırdın mı, iş kendi kendine yürür.</p>
<blockquote><p><strong>10 Kasım 1949</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Her gün, sabah, akşam, gece, uygun bir zaman bulduğunuzda, bir çeyrek, yarım saat, ne kadar vakit ayırabilirseniz kendi içinize çekilin, o gün yaptığınız işi göz önünden ve düşüncelerinizin tartısından geçirin; ne ettiğinizi, ne işlediğinizi her gün bir kez yoklayın. Bu yolla varacağınız sonucun ne denli yararlı olacağını bilemezsiniz.</p>
</div>
<blockquote><p><strong>16 Haziran 1955, Ulus</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Benim adım çok içer diye çıkmıştır. Gerçekten ben öteden beri içerim. Fakat istediğim zaman içkiyi keserim; görevim sırasında bir damla içmem. Yurt işlerine içki karıştırmam. İçki sadece benim keyfim içindir. İçki yüzünden görevimi bir an aksattığımı hatırlamıyorum. Daha gençken, manevralara çıkılmadan önce, dostlarla sohbete dalarak, sabaha yakın zamanlara kadar içsek bile, ben bazen uyumadan, saatinde görevim başına gider, görülecek işi bir dakika geri bırakmazdım. İçki ve görev iki ayrı şeydir. Birbirini etkileyebilecek durumlarda görevi elbette keyfe yeğ tutmalı, içkiyi ne yapıp yapıp kesmeli.</p>
<blockquote><p><strong>26 Haziran 1955, Ulus</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben her türlü bağdan uzağım. Genel yaşamdaki görevlerime gereken zaman ve enerjiyi ayırabiliyorum. Kendi özel yaşamıma istediğim akışı verebiliyorum. Göreneğin ve protokolün esiri değilim.</p>
<blockquote><p><strong>Gördüklerim ve Çektiklerim, Ahmet Emin Yalman</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>&#8220;En büyük eseriniz hangisidir&#8221; sorusuna cevap: Benim yaptığım işler birbirine bağlı ve gerekli olan şeylerdir. Fakat bana yaptıklarımı değil yapacaklarımı sorunuz.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ten Hatıralar, Afet İnan</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğa ve İnsan</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/doga-ve-insan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 15:48:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hatıralar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa ve İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2552</guid>

					<description><![CDATA[İnsanlar sürfeler (kurtçuklar) gibi sulardan çıktığı için, önce ilk atamız balıktır. İşler daha ilerledikçe gelişmeler sonucu, o insanlar&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar sürfeler (kurtçuklar) gibi sulardan çıktığı için, önce ilk atamız balıktır. İşler daha ilerledikçe gelişmeler sonucu, o insanlar primatlar (maymun çeşitlerinden) grubundan türediler; biz maymunuz, düşüncelerimiz insandır. İnsanlar büyük doğa olayları önünde (karşısında) göç, akın yollarıyla bu dünya dediğimiz yıldızın her parçasına dağılmışlardır. Bu parçalardan kimine eski, kimine yeni denmiş; ama bu, hem bilgiden, hem bilgisizliktendir. Amerika, Kristof Kolomb keşfetti diye, yeni dünya sayılmıştır. Ama jeoloji olayları, Asya&#8217;dan Alaska yoluyla veya daha başka yollarla, karanlık zamanlarda, adı bilinmeyen geçişler oldu. Maya uygarlığını ve İnkaları öğrendikçe, stepler ve Alaska geçitleri düşünüldükçe, Eskimo yüzleri ve tipleri ile Kızılderili Hint insanlarının yüzleri ve tipleri incelenip araştırıldıkça, bu eski ve yeni dünya kavramları doğal olarak yavaş yavaş değişir. Kristof Kolomb&#8217; un keşfi kuşkusuz, çok büyük ve önemli bir olaydır. Fakat daha dünkü iş sayılır.</p>
<blockquote><p><strong>1930, Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Doğa insanları türetti, onları kendine taptırdı da. Ancak, insanların dünyada yaşayabilmeleri için doğaya egemen olmaları koşulunu da koydu. Doğaya egemen olmasını bilmeyen yaratıklar, varlıklarım koruyamamışlardır. Doğa onları, kendi öğeleri içinde ezmekten boğmaktan, yok etmekten ve ettirmekten hiç çekinmemiştir.</p>
<blockquote><p><strong>Mayıs 1935, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Doğada bilirsiniz ki, hiç bir şey yok olmaz. Ne bir ses, ne bir söz, ne bir hareket&#8230; Bugün dünyanın herhangi bir köşesinde söylenen sözü veya yankı yapan hareketleri gene dünyanın her.hangi bir köşesinde aynı anda işitmek, dinlemek, toplamak olanağı olduğunu görüyoruz. Yarın bizi saran doğa öğeleri içinde, binlerce binlerce yıl önce söylenmiş sözleri olduğu gibi toplayıp saptamak olanağına elbette varılacaktır. Doğanın sırlarla dolu bağrına gireceği kesin görünen insan zekası, beklenen gerçekleri ortaya koyacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ten Hatıralar, Afet İnan</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
