<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özgürlük &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/ozgurluk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:00:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Özgürlük &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tam Bağımsızlık</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/tam-bagimsizlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2020 11:45:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Tam Bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[İstikbal]]></category>
		<category><![CDATA[istiklal]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk'tan Seçme Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk'tan Seçmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[Tam Bağımsızlık Nedir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5525</guid>

					<description><![CDATA[Tam Bağımsızlık,bizim bugün üzerimize aldığımız vazifenin temel ruhudur. Bu vazife, bütün millete ve tarihe karşı üstlenilmiştir. Bu vazifeyi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tam Bağımsızlık,bizim bugün üzerimize aldığımız vazifenin temel ruhudur. Bu vazife, bütün millete ve tarihe karşı üstlenilmiştir. Bu vazifeyi yüklenirken, tatbik kabiliyeti hakkında şüphe yok ki çok düşündük. Fakat, netice olarak edindiğimiz görüş ve iman, bunda, muvaffak olabileceğimize dairdir. Biz, böyle işe başlamış adamlarız. Bizden evvelkilerin işledikleri hatalar yüzünden, milletimiz sözde mevcut zannolunan bağımsızlığında kayıtlı bulunuyordu. şimdiye kadar Türkiye’yi, medeniyet dünyasında kusurlu gösteren neler düşünülebilirse hep bu hatadan ve bu hataya uymadan doğmaktadır. Bu hataya uyma neticesi, mutlaka, memleket ve milletin bütün haysiyetinden ve bütün yaşama kabiliyetinden soyunma ve uzaklaşmasını gerektirebilir. Biz, yaşamak isteyen, haysiyet ve şerefiyle yaşamak isteyen bir milletiz. Bir hataya uyma yüzünden bu özelliklerden mahrum kalmaya tahammül edemeyiz. Bilgin, cahil, istisnasız bütün millet fertleri, belki içinde bulundukları güçlükleri tamamen anlamaksızın, bugün yalnız bir nokta etrafında toplanmış ve fakat sonuna kadar kanını akıtmaya karar vermiştir. O nokta, tam bağımsızlığımızın temini ve devam ettirilmesidir.</p>
<p>Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette siyasî, malî, iktisadî, adlî, askerî, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet, millet ve memleketin gerçek mânasıyla bütün bağımsızlığından mahrumiyeti demektir. Biz, bunu temin etmeden barış ve sükûna erişeceğimiz inancında değiliz.</p>
<p><em>1921 ( Nutuk II, s. 623-624)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hoş Görme, Hoşgörü (Tolerance)</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/hos-gorme-hosgoru-tolerance/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 12:40:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Basın]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve hoşgörü]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve toplum]]></category>
		<category><![CDATA[basın hürriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[hoşgörü]]></category>
		<category><![CDATA[hür olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[toplum hürriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5175</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de hiç kimse düşüncelerini zorla başkalanna kabul ettirmeye kalkışamaz ve böyle bir şeye izin verilmez. Artık samimi dindarlar,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de hiç kimse düşüncelerini zorla başkalanna kabul ettirmeye kalkışamaz ve böyle bir şeye izin verilmez. Artık samimi dindarlar, derin iman sahipleri, hürriyetin gereklerini öğrenmiş görünüyorlar. Bütün bunlarla birlikte, din hürriyetine, genellikle vicdan hürriyetine karşı, hoşgörüsüzlük görülmüş müdür?</p>
<p>Bunu anlayabilmek için, hoşgörüsüzlüğün ne olduğunu inceleyelim; çünkü bu kelimenin işaret ettiği anlamı, düşünce biçimini, herkes kendine göre anlamaya çok eğilimlidir. Dini hürriyeti bir hak olarak anlayamayan, acaba kalmadı mı? Vicdan hürriyetinin, ruhun, Allah’ın yüce gücü altında, dini hayatı yönetim için sahip olduğu, haktan ibaret olduğunu sanmış olanlar, acaba bugün nasıl düşünmektedirler? Bu gibiler, kendileri gibi, düşünmeyenlere içlerinden olsun kızmıyorlar mı? Bu saydığımız anlayışta bulunduğuna ihtimal verilen kimselere, hür düşünceliler, acaba, bir üzüntü duygusuyla, bir kaygı ile bakmıyorlar mı?</p>
<p>Bu saydıklarımız gibi, çeşitli inanıştaki kimseler, birbirlerine, kin, nefret besliyorlarsa, birbirlerini hor görüyorlarsa ve hatta sadece birbirlerine acıyorlarsa, bu gibi kimselerde hoşgörü yoktur; bunlar bağnazdırlar. Hoşgörü o kimsede vardır ki, vatandaşının veya herhangi bir insanın vicdani inanışlarına karşı, hiçbir kin duymaz; aksine saygı gösterir. Hiç olmazsa, başkalannın, kendininkine uymayan inanışlarını bilmemezlikten, duymamazlıktan gelir. Hoşgörü budur. Ancak, gerçeği söylemek gerekirse diyebiliriz ki, hürriyeti hürriyet için sevenler, hoşgörü kelimesinin ne demek olduğunu anlayanlar, bütün dünyada pek azdır. Her yerde genel olarak geçerli olan bağnazlıktır.</p>
<p>Her yerde görülebilen banş manzarasının temeli, bağnazlık ile hür düşüncenin, birbirine karşı kin ve nefreti üstündedir; temelin devrilmemesi, kin ve nefret zeminindeki dengeyi tutan fazla kuvvet sayesindedir. Bu söylediklerimizden şu sonuç çıkar ki, aramızda, hürriyete ilişkin çok acıklı olaylann ortadan kalktığına, bizim gibi düşünen ve hissedenlerle birlikte yaşadığımıza karar vermek zordur. O halde görülen, hoşgörüsüzlük değil, irade zayıflığının çaresiz bıraktığı bağnazlıktır.</p>
<p>Şüphesiz, düşüncelerin, inançların başka başka olmasından, şikâyet etmemek gerekir. Çünkü bütün düşünceler ve inançlar, bir noktada birleştiği takdirde, bu hareketsizlik belirtisidir. Öyle bir durum elbette arzu edilmez. Bunun içindir ki, gerçek hürriyetçiler, hoşgörünün genel bir alışkanlık olmasını dilerler. Ancak, hatta iyi niyet de olsa bağnaz hatalanna karşı dikkatli olmaktan vazgeçemezler. Çünkü iyi niyetle, hiçbir zaman, hiçbir şeyi onaramamışlardır. İnsanların, ruhun esenliği için yakıldıklarını biliyoruz. Her halde bunu yapan engizisyon papazları, iyi niyetlerinden ve iyi iş yaptıklarından bahsederlerdi; belki de gerçekten bu sözlerinde samimi idiler. Ancak, bir ahmaklık ya da bir ihaneti iyi bir iş kalıbına uydurmak güç değildir; sonuçta bu bir isim değiştirmek meselesidir. İşte bu sebepledir ki, hoşgörüyü aldırmamazlık, derecesine götürmemek önemlidir.</p>
<p>Gerçi hür olmak herkesin hakkıdır ve bunun için, gerçek hürriyetçiler, hürriyetçi olmayanlara karşı da geniş davranılmasını isterler. Ancak, bunlann hiçbir zaman elleri, ayaklan bağlı olduğu halde kurbanlık koyun durumuna razı olacaklan asla kabul edilmemelidir.</p>
<p>Unutmamalıdır ki, bazı insanlar geleceği, geçmişin arasından görmekte ısrar ederler. Bunlar, ilgimizi kestiğimiz geleneklere karşı ne olursa olsun, sadakatin iadesini isterler. Bu gibi insanlar, kendi inandığı gibi, inanmayan kimseleri istedikleri gibi ezemezlerse, kendilerini manevi baskıda hissederler. Her halde, hoşgörünün arzu edildiği gibi, genelleşmesi, alışkanlık haline gelmesi düşünce eğitiminin yüksek olmasına bağlıdır.</p>
<p>Toplanıı hürriyeti, Basın hürriyetidir. Bu iki hürriyet, aynı ilkeden çıkar. O ilke, insanlann, düşüncelerini, serbest söylemek ve yayınlama hakkıdır. Vatandaşlar, kendi eğitim ve öğretimleri için ve genelin menfaatleri noktasından, düşüncelerinin karşılıklı konuşulmasıdır. Düşündüklerini istedikleri gibi söyleyebilmelidirler.</p>
<p>En büyük gerçekler ve görüşler düşüncelerin, serbest ortaya konması ve karşılıklı konuşulması ile meydana çıkar ve yükselir. “Toplantı, insanların beraber düşünüp konuşmak veya birinin sözl&amp; rini dinlemek amacıyla, geçici olarak bir araya gelmeîeridir,,. Toplantı hürriyeti. Anayasa (Teşkilatı Esasiye Kanunumuz) gereğince bireylerin doğal haklarındandır, ancak, tüm toplantılar, kanun çerçevesinde yapılır. Çünkü, güvenliği ve sosyal ve siyasal düzeni koruma ile yükümlü olan hükümetin gereken önlemleri alabilmesi için, toplantı günü ve yeri hakkında, zamanında kurallara uygun haberdar edilmesi gerekir. Toplantı, insanların, bir şeyi beraber görmek için toplaşmalarından veya insanlann ortak hareket için sürekli bir şekilde birleşmeleri halinden ayn tutulmalıdır. Toplantı, isimle ve kişisel bir davet üzerine olan özel toplanmada değildir. Ülkenin huzur ve güvenliğini bozacak şekilde ve yerlerde toplanmak, doğal olarak yasaktır. Toplantı hürriyeti, basın hürriyetinden eskidir. Ancak, basın hürriyeti, matbaanın ve gazeteciliğin ilerlemesi sayesinde, daha büyük bir önem kazanmıştır. Basın hürriyeti, vatandaşlann, gündelik veya zaman zaman çıkan gazetelere, kitapçıklara yazacağı yazılar veya yapacağı resimler aracılığıyla ve yayınlayacağı kitaplarla düşüncesinin serbestçe duyurulmasıdır. Tiyatro, sinema ve gramofon, radyo, telgrafta düşüncelerin yayını ve duyurulması için çok önemli ve etkili araçlardır. Bir insanın herhangi bir yerde söylediği sözler orada bulunanlara özgü kalır, etkisi anlık ve sınırlıdır. Ancak, bu sözler radyo ile söylenirse, bütün dünya işitebilir. Telgrafta düşüncelerin yayınlanmasında en hızlı araçtır. Ancak söz bir gramofon plağına geçerse, özellikle, bir gazeteye, bir kitaba geçerse, düşünce tespit edilmiş olur, bütün dünyada okunur; doğal olarak gelecek kuşaklara geçer. Herhangi bir tabloya kazılan resim ve yazılar, keza yapılan heykeller de işaret ettikleri düşünceleri yaşatan eserlerdir. Çeşitli araçlarla tespit olunan ve hızlı bir şekilde yayınlanan düşünceler, bütün insanlığın ilerlemesine ve tarihe büyük hizmeti yerine getirir.</p>
<p><em>Medeni Bilgiler, S. 87-88-89-90-91</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hürriyet</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/hurriyet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 01:08:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[Hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5172</guid>

					<description><![CDATA[Hürriyet, insanın, düşündüğünü ve dilediğini kesin olarak yapabilmesidir. Bu tanım, hürriyet kelimesinin en geniş anlamıdır, insanlar, bu anlamda,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hürriyet, insanın, düşündüğünü ve dilediğini kesin olarak yapabilmesidir.</p>
<p>Bu tanım, hürriyet kelimesinin en geniş anlamıdır, insanlar, bu anlamda, hürriyete hiçbir zaman sahip olmamışlardır ve olamazlar. Çünkü bilinir ki, insan tabiatın yaratılmışıdır. Tabiatın kendisi dahi, kesinlikle hür değildir; evrenin (kâinatın) yasalanna bağımlıdır. Bu sebeple insan ilk önce, tabiat içinde, tabiatın yasalanna, koşullanna, sebeplerine, etkenlerine bağlıdır. Örneğin, dünyaya gelmek veya gelmemek, insanın elinde olmamıştır ve değildir, insan, dünyaya geldikten sonra da, daha ilk andan, tabiatın ve birçok yaratılmışın zayıf olanıdır. Korunmaya, beslenmeye, bakılmaya, büyütülmeye gereksinim duyar.</p>
<p><em>Medeni Bilgiler, S. 79</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Hürriyet Tanımı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-hurriyet-tanimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2020 21:49:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Hürriyet Anlayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5041</guid>

					<description><![CDATA[Hürriyet insanın düşündüğünü ve dile diğini başka birinin hiçbir etki ve karışması olmaksızın kesin olarak yapa &#8211; bilmesidir.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hürriyet insanın düşündüğünü ve dile<br />
diğini başka birinin hiçbir etki ve karışması olmaksızın kesin olarak yapa &#8211;<br />
bilmesidir. Bu tanım Hürriyet kelimesinin en geniş anlamıdır. İnsanlar bu<br />
anlamda Hürriyete hiçtir zaman sahip olmamışlardır ve olamazlar. Çünkü<br />
bilinir ki insan tabiatın yaratılmışıdır. Tabiatın kendisi dahi kesin hür<br />
değildir, evrenin (kâinatın) kanunlarına tabidir.</p>
<p>Medeni Bilgiler, S. 29</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışma Yöntemi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/calisma-yontemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 17:44:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ayın Tarihi Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimiyet-i Milliye]]></category>
		<category><![CDATA[içki]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[rejim]]></category>
		<category><![CDATA[rjim]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<category><![CDATA[seferberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Ulus Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2570</guid>

					<description><![CDATA[Vereceğiniz emrin yerine getirilmesinden emin olmak istiyorsanız, ta gerçekleşeceği ana kadar kendiniz onun başında bulunmalısınız. 1918, Ruşen Eşref&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vereceğiniz emrin yerine getirilmesinden emin olmak istiyorsanız, ta gerçekleşeceği ana kadar kendiniz onun başında bulunmalısınız.</p>
<blockquote><p><strong>1918, Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Düşündüklerimi uygulayabilmek için hazırlıkları sürdürüyorum. Düşünceyle ilgili hazırlıklar, seferberlikte davul, zurnayla asker toplamaya benzemez. Bu işte, alçakgönüllü, uysal olmak fakat karşındakine içtenlikle davrandığını hissettirmek, sabırla çalışmak gerekir.</p>
<blockquote><p><strong>10 Aralık 1919, Ulus Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben ulusumun ve en büyük atalarımın en değerli miraslarından olan bağımsızlık aşkıyla yaratılmış bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar aile, özel ve resmi yaşamımın her evresinde tanık olanlar bu aşkımı bilirler. Bence, bir ulusta şerefin, saygınlık, namus ve insanlığın var olabilmesinin ve süre gitmesinin, o ulusun kesinlikle özgürlük ve bağımsızlığını elinde bulundurmasıyla gerçekleşme olanağı vardır. Ben kendim bu saydığım niteliklere çok önem veririm; ve bu niteliklerin kendimde bulunduğunu ileri sürebilmek için, ulusumun da aynı nitelikleri olmasını başlıca koşul sayarım. Ben yaşayabilmek için, kesinlikle, bağımsız bir ulusun çocuğu kalmalıyım. Bu nedenle ulusal bağımsızlık bence bir yaşam sorunudur. İnsanlığı oluşturan ulusların her biriyle uygarlık gereğinden olan ve ulus ve ülkenin yararlarının gerektirdiği dostluk ve siyaset ilişkilerine titizlikle değer veririm. Ancak benim ulusumu köle etmek isteyen herhangi bir ulusun, bu isteğinden vazgeçinceye kadar acımasız bir düşmanı kesilirim.</p>
<div>
<blockquote><p><strong>Nisan 1921, Ankara Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Adı geçen bazı gazetelerin hastalığımdan söz etmelerinin anlamı açıktır. Görüyorsunuz ki sağlığım çok iyi. Ölüme doğru en çok atılanlardan biriyim. Kurşun ve gülle yağmuru altında bir çok savaşa katıldım. Hatta ölüm bir keresinde kalbimin yanından sıyırarak geçti. Kalbimin üzerinde bir saat vardı; ve bu saat mermi parçasının şiddetini kesti. Sağlığım tamamiyle yerinde,gücüm de gelişmekte. Ölmeye hiç niyetim yok.</p>
</div>
<blockquote><p><strong>12 Mayıs 1928, Hakimiyet-i Milliye</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Çok söz, uzun söz, bir şey için söylenir: Gerçeği anlamayanları, gerçeğe ulaştırmak için. Ben bu dönemlerden geçtim.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1928, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bu ulus, bu ülke, yeni rejimiyle dünyanın en akla uygun bir varlığı olacaktır. Ben bunu gözlerimle görmeden ölmeyeceğim.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1929, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bahtın ne olduğunu bana soruyorsunuz; bahtın temeli uygulanması olanaklı olan işlerde düşünüp taşındıktan sonra işe başlamaktır. Komutan olan bir kimsenin kesin bir kararlılıkla fırsatlar kaçırmaması gerekir. Aynı zamanda akla uygun olan şeyleri uygulaması gerekir. Değişimlerin yerleşmiş ve belirli kuralları yoktur. Şu kadar var ki, etkinlik halinde bulunanlara kolaylık sağlar.</p>
<blockquote><p><strong>23 Mart 1930, Ayın Tarihi Dergisi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi yetmez. Ne olursa olsun, ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi gerekir.</p>
<div>
<blockquote><p><strong>1930, Öğrencilere bir hitabe</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Şu anda düşünürsünüz ki, verilmiş bir kararım varken onu neden hemen uygulamıyorum. Verilen kararın yerinde olduğuna inanmak için durumun bütün yönlerini incelemek gerekir. Uygulamaya geçtikten sonra:<br />
&#8211; Keşke sorunu başka bir yönden de incelemiş olsaydım, belki başka bir çıkar yol bulurdum. Belki de kan dökmeye, canlar yakmaya yol açabilecek önlemlere gerek kalmazdı, gibi kararsızlıklara düşülmemelidir. Çünkü böyle bir duraksama, karar verenin vicdanında öylesine kanayan bir nokta halinde kalır ki, düşüncesinin doğruluğundan kuşkulanır. Bu kuşkular, bu kalp işkenceleri karar veren kişinin kendisinde olmasa bile, akıllı olanlarca öyle yorumlanırsa, bu da bir güçsüzlük etkeni olur.</p>
<blockquote><p><strong>10 Aralık 1939, Ulus Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben bir işte nasıl başarılı olacağım diye düşünmem. O işe neler engel olur diye düşünürüm. Engelleri kaldırdın mı, iş kendi kendine yürür.</p>
<blockquote><p><strong>10 Kasım 1949</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Her gün, sabah, akşam, gece, uygun bir zaman bulduğunuzda, bir çeyrek, yarım saat, ne kadar vakit ayırabilirseniz kendi içinize çekilin, o gün yaptığınız işi göz önünden ve düşüncelerinizin tartısından geçirin; ne ettiğinizi, ne işlediğinizi her gün bir kez yoklayın. Bu yolla varacağınız sonucun ne denli yararlı olacağını bilemezsiniz.</p>
</div>
<blockquote><p><strong>16 Haziran 1955, Ulus</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Benim adım çok içer diye çıkmıştır. Gerçekten ben öteden beri içerim. Fakat istediğim zaman içkiyi keserim; görevim sırasında bir damla içmem. Yurt işlerine içki karıştırmam. İçki sadece benim keyfim içindir. İçki yüzünden görevimi bir an aksattığımı hatırlamıyorum. Daha gençken, manevralara çıkılmadan önce, dostlarla sohbete dalarak, sabaha yakın zamanlara kadar içsek bile, ben bazen uyumadan, saatinde görevim başına gider, görülecek işi bir dakika geri bırakmazdım. İçki ve görev iki ayrı şeydir. Birbirini etkileyebilecek durumlarda görevi elbette keyfe yeğ tutmalı, içkiyi ne yapıp yapıp kesmeli.</p>
<blockquote><p><strong>26 Haziran 1955, Ulus</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben her türlü bağdan uzağım. Genel yaşamdaki görevlerime gereken zaman ve enerjiyi ayırabiliyorum. Kendi özel yaşamıma istediğim akışı verebiliyorum. Göreneğin ve protokolün esiri değilim.</p>
<blockquote><p><strong>Gördüklerim ve Çektiklerim, Ahmet Emin Yalman</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>&#8220;En büyük eseriniz hangisidir&#8221; sorusuna cevap: Benim yaptığım işler birbirine bağlı ve gerekli olan şeylerdir. Fakat bana yaptıklarımı değil yapacaklarımı sorunuz.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ten Hatıralar, Afet İnan</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özgürlük</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ozgurluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 15:19:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hoca]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[Vakit Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2545</guid>

					<description><![CDATA[Özgürlük olmayan bir ülkede ölüm ve çöküş vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun temeli özgürlüktür. 1906, Atatürk&#8217;ün Söylev ve&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özgürlük olmayan bir ülkede ölüm ve çöküş vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun temeli özgürlüktür.</p>
<blockquote><p><strong>1906, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir ülkede hiçbir yurttaş yargılamadan öldürülemez. Yurttaş ancak mahkeme kararıyla cezalandırılır.</p>
<blockquote><p><strong>1919</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Toplumda en yüksek özgürlüğün, en yüce adalet ve eşitliğin sürekli olarak yerleşmesi ve korunması, ancak ve ancak tam ve kesin anlamıyla ulusal egemenliğin yerleşmiş bulunmasıyla olabilir. Böylece özgürlüğün de, eşitliğin de, adaletin de dayanağı ulusal egemenliktir. Toplumumuzda, devletimizde özgürlük sonsuzdur. Ancak onun sınırı, onu sonsuz yapan ilkenin korunmasıyla geçerli ve belirgin olur. Bir insan belki kendi isteğiyle kişisel özgürlüğünden vazgeçmiştir; fakat bu yolda bir girişim koca bir ulusun yaşamına ve kurtuluşuna zarar verecekse, ulusun değerli ve şerefli yaşamı bu yüzden sönecekse, o ulusun torunları ve gelecek kuşakları bu yüzden yok olacaksa, böyle girişimler hiçbir zaman kabul edilemez.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, sonsuz bir özgürlük düşünülemez; hakların en büyüğü olan hayat hakkı bile sınırsız, koşulsuz değildir. Kendisini öldürmeye karar veren bir kimsenin suçu yalnız kendisiyle sınırlanmış olmakla beraber güvenlik kuvvetleri ona engel olmakla yükümlüdür. Aynı kişinin aynı hareketini biraz daha büyük ölçüde olduğunu tasavvur eder ve düşündüğümüz suçu o kimsenin bütün bir aileye karşı işlediğini varsayarsak, böyle bir girişimde bulunan kişi, hemen kana susamış bir cani görüntüsünü alır. Bundan ötürü, ulusal egemenlik düşmanlığı, benzeri olmayan bir mevkii bulunan ulu ve şerefli bir ulusun her bireyine bir kez daha zarar vermek istemekten başka bir şey değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulus, geniş bir dirlik ve güvenlik içinde rahatlamış bulunmalıdır. Yurdumuzun herhangi bir köşesinde halkın güvenliğini, devletin dirlik düzenliğini bozmaya yeltenenler devletin bütün güçlerini karşılarında bulmalıdırlar.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Biz kendi isteğimize göre hareket etmeyiz. Hele zorba hiç değiliz. Hayatımızda bütün eylemlerimiz, ülke işlerinde kendi isteklerimize göre ve zorbalıkla hareket edenlere karşı savaşmayla geçmiştir.</p>
<blockquote><p><strong>5 Ocak 1923, Vakit gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Biz olağanüstü olarak alınan, fakat yasal olan önlemleri hiçbir zaman, hiçbir biçimde yasanın üstüne çıkmak için araç olarak kullanmadık; tersine, bu önlemleri ülkede dirlik ve düzenlik kurulması için aldık; devletin yaşam ve egemenliğini güvenceye almak için kullandık. Biz o önlemleri ulusun uygar ve toplumsal gelişmesinde yararlı bir hale getirdik.</p>
<blockquote><p><strong>1927, Vakit gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir ulusun nasıl huyu ve ne gibi yetenekleri olduğunu değerlendirip belirtebilmek için o ulusun yöntemiyle görevlendirilmiş olan kimselerin insanlık tarihini ve özellikle ulusal tarihini çok okumuş ve sindirmiş olmaları zorunludur. Başarılı olmanın birinci sırrı bundadır. Bu olmazsa, yöneticiler hüküm ve kararlarında hep beklediklerini elde edememenin verdiği acıyla karşı karşıya kalacaklardır. Tarih, bir ulusun nelere yetenekli olduğunu, neler başarmaya gücü yettiğini gösteren en doğru kılavuzdur.</p>
<blockquote><p><strong>1937, Vakit gazetesinde yayınlanma tarihi Kasım 1947</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ahlakın bir ulusun oluşumunda yeri çok büyüktür, çok önemlidir. Ahlak dediğimiz zaman ahlak kitaplarında yazılı<br />
öğütleri anlatmak istemiyorum. Çünkü ahlaka uygundur diye yaptığımız işler, yapmaktan sakındığımız işler, kitaplarda yazılı olan, ya da hocaların önerdiği şeylerden daha önemlidir. Bir işin ahlaktan yana bir değerde olması, ayn ayn insanlardan daha yüce bir kaynaktan çıkmasıdır. O kaynak toplumdur, ulustur. Bir gerçektir ki ahlaklılık özel bireylerden ayrı ve bunların üstünde ancak toplumsal, ulusal olabilir.</p>
<blockquote><p><strong>Medeni Bilgiler, Afet İnan</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
