<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nuri Conker &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/nuri-conker/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 11:56:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Nuri Conker &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Doğuşundaki Olağanüstülük</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/dogusundaki-olaganustuluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 06:56:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün doğuşu]]></category>
		<category><![CDATA[hadi besleyici]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Conker]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5347</guid>

					<description><![CDATA[Başarılı insanların kendileriyle gurur duymaları en doğal haklarıdır. Çünkü her başarı sadece başarıyı gerçekleştirenin değil başarıdan yararlanan herkesin&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başarılı insanların kendileriyle gurur duymaları en doğal haklarıdır. Çünkü her başarı sadece başarıyı gerçekleştirenin değil başarıdan yararlanan herkesin mutluluğuna katkı sağlar. Gururun asıl nedeni başkalarının mutluluğuna hizmet etmiş olmaktır. Kibir ve mağrurluk gibi insanî olmayan boyuta dönüşmediği sürece gurur, normal bir davranıştır. ATATÜRK, Türk milletinin yetiştirdiği seçkin bir insan olmasına rağmen kendisini hiçbir zaman insanüstü görmemiş, milletin  hizmetinde bir fert olmanın gururuyla yetinmiştir. “Millete efendilik yoktur, hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur.” sözüyle de bunu vurgulamıştır. Aşağıdaki anekdot onun bu yöndeki düşüncesini yansıtan güzel bir örnektir:</p>
<p>ATATÜRK, kendisinin insanüstü bir varlık olduğunu söylemelerini hiç hoş karşılamazdı. Çocukluk arkadaşı Nuri Conker’in sert şakalarını büyük bir neşe ile dinler ve hepimizin önünde tekrarlatırdı.</p>
<p>Bir gün sofradakilerden biri:</p>
<p>-Paşam, kim bilir çocukluğunuzda ne müstesna bir insandınız. Kim bilir ne eşsiz anılarınız vardır, demişti.</p>
<p>ATATÜRK güldü ve Conker’e döndü:</p>
<p>-Nuri anlatsın, dedi.</p>
<p>Nuri Bey her zamanki şakacı diliyle:</p>
<p>-Bakla tarlasında karga çobanlığı ederdi, yanıtını verdi. Deminki soruyu soran kişi, sözün bu yola dökülmesinden fena hâlde ürktü. Soruyu ortaya attığına bin kez pişman oldu.</p>
<p>-Aman efendimiz, diyecek oldu, ATATÜRK hemen sözünü kesti:</p>
<p>-Bana, insanlar üstünde bir doğuş atfetmeye kalkışmayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdedir.</p>
<p><em>Besleyici; s. 117-118. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Karış Sakal</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/bir-karis-sakal/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2020 11:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[arif hikmet par]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ü anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[bir karış sakal]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul 1981]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat Cemal Kuntay]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Conker]]></category>
		<category><![CDATA[tarihçi ahmet refik]]></category>
		<category><![CDATA[uygar insan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4998</guid>

					<description><![CDATA[Uygar insan; kin ve nefret duygularından uzak ve sevgiyi kendisine hareket noktası olarak seçmiş insandır. Bu nedenledir ki&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uygar insan; kin ve nefret duygularından uzak ve sevgiyi kendisine hareket noktası olarak seçmiş insandır. Bu nedenledir ki ATATÜRK Cumhuriyet’in yeni eğitim sisteminin her şeyden önce Türk insanındaki sevgi ve hoşgörüyü kuvvetlendirecek bir esasa dayanmasını istemiştir. Kendi yaşamında da sevgi hep ön plânda olmuştur. Kendisiyle barışık, başkalarıyla barışık, doğayla barışık&#8230; İşte ATATÜRK’ün görmek istediği Türk insanı.</p>
<p>ATATÜRK, bilime ve bilgeye saygı duyar, ülkesi ve insanlık yararına üretenleri takdir ederdi. O Türk kültürünün sevgi ve hoşgörü pınarından beslenmiş olan düşünceleriyle bilge insanlara hep saygıyla yaklaşmıştır. Aşağıdaki anekdot onun bu güzel anlayışını yansıtan düşündürücü bir örnektir:<br />
Tarihçi Ahmet Refik, bir süre önce bir tartışma nedeniyle ATATÜRK’le aralarında meydana gelen gerginliğin, yakın çevresindekiler arasında bir dedikodu konusu yapıldığını biliyordu.<br />
Bir gece, birdenbire onu ATATÜRK’ün Yat Kulüp bahçesinde beklediğini söylediler. Ahmet Refik, ATATÜRK’ü bekletmiş olmamak için smokinini giymiş, fakat tıraş olmaya vakit bulamadan onun masasına gelmişti.<br />
Çevredekiler merakla izlerken ATATÜRK ona:<br />
-Buyurunuz beyefendi, dedi ve tam karşısında Nuri Conker’in yanına oturttu.<br />
Şakacı arkadaşı Nuri Conker, Ahmet Refik’i ATATÜRK’e gösterdi:<br />
-Paşa, çenesindeki şu bir karış sakala bakınız, dedi.<br />
ATATÜRK Ahmet Refik Beye dönerek:<br />
-Beyefendi, siz Conker’e bakmayınız. O, insanın başındaki kütüphaneyi görmez de çenesindeki sakalı görür.<br />
Böylece birkaç hafta önceki olayın gerginliği bir anda silinivermişti.</p>
<p><strong>Mithat Cemal Kuntay</strong></p>
<p><em>Arif Hikmet Par &#8211; M. Agah.Önen (Yay.haz.); Atatürk’ü Anlamak, İstanbul, 1981, s. 100.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Salih Seni Yaver Yapacağım</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/salih-seni-yaver-yapacagim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 15:30:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[hariciye vekili]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Conker]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[Salih Seni Yaver Yapacağım]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Rüştü Aras]]></category>
		<category><![CDATA[yaver]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4522</guid>

					<description><![CDATA[Salih Bozok anlatıyor: Selanik&#8217;te bir akşam, Mustafa Kemal, ben, o zaman sıhhiye müfettişi olan eski Hariciye Vekili Doktor&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salih Bozok anlatıyor:</p>
<p>Selanik&#8217;te bir akşam, Mustafa Kemal, ben, o zaman sıhhiye müfettişi olan eski Hariciye Vekili Doktor Tevfik Rüştü Aras ve Nuri Conker beylerle birlikte Olimpiyat birahanesinde oturmuş içerken devletin dış siyaseti bahis konusu olmuştu. Bu arada da Mustafa Kemal, acı tenkitler yaptıktan sonra işi şakaya döktü ve Tevfik Rüştü Bey&#8217;i göstererek:</p>
<p>&#8220;Bu berbat siyaseti bir gün doktor vasıtasıyla düzelttireceğim&#8221; dedi. Bu sözün karşısında onun yakın ve teklifsiz arkadaşı Nuri Conker alayla şu cevabı verdi:</p>
<p>&#8220;Ne.. Ne! Sen mi düzelttireceksin?&#8221; Bunun üzerine Atatürk ile aralarında şöyle bir konuşma başladı:</p>
<p>&#8220;Evet. Ben doktoru Hariciye Vekili yapacağım. Bütün falsoları ona tamir ettireceğim.&#8221; Nuri Bey şakasına devamla:</p>
<p>&#8220;Demek sen doktoru Hariciye Vekili yapacaksın. Ya beni?&#8221;</p>
<p>&#8220;Seni de vali ve kumandan yaparım.&#8221; Tam bu sırada ben atıldım:</p>
<p>&#8220;Herhalde bu arada beni de bir şey yaparsın?&#8221;</p>
<p>&#8220;Salih seni yaver yapacağım ve yanımdan ayırmayacağım.&#8221; Nuri Bey yine dayanamadı:</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;ını seversen sen ne olacaksın ki hepimize şimdiden böyle birtakım mevkiler veriyorsun?&#8221; Atatürk son ve kesin şekilde cevap verdi:</p>
<p>&#8220;Bu memuriyetleri, bu mevkileri veren ne olursa işte ben o olacağım, göreceksiniz.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Türk Birliği</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-turk-birligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Oct 2019 14:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[29 Ekim 1933]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Türk Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[avusturya-macaristan]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Encümeni]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Zeki]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[İhsan Sabri Çağlayangil]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıç Ali]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Conker]]></category>
		<category><![CDATA[orta asya]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih Encümeni]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Rüştü Aras]]></category>
		<category><![CDATA[Türk birliği]]></category>
		<category><![CDATA[türk devletleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ziraat Bankası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4361</guid>

					<description><![CDATA[İhsan Sabri Çağlayangil anlatıyor: 1933 yılı 29 Ekim gecesi, herkes Cumhuriyet&#8217;in 10. yılını kutluyor. Atatürk o sırada Türk&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İhsan Sabri Çağlayangil anlatıyor:</p>
<p>1933 yılı 29 Ekim gecesi, herkes Cumhuriyet&#8217;in 10. yılını kutluyor. Atatürk o sırada Türk Ocağı&#8217;nda yabancı diplomatlara yemek veriyor; davetliler gecenin ilerleyen saatlerinde birer ikişer dağıtılıyorlar; Atatürk, yakın arkadaşları Salih Bozok, Kılıç Ali, Nuri Conker&#8217;i kastederek:</p>
<p>&#8220;Bizimkiler nerede?&#8221; diye sorar.</p>
<p>Tevfik Rüştü Aras (Dışişleri Bakanı) Ziraat Bankası salonundaki baloda olduklarını söyler.</p>
<p>Hep beraber Ziraat Bankası&#8217;nın balo salonuna giderler. İçerisi tıklım tıklımdır, Atatürk gelince herkes alkışlar;</p>
<p>&#8220;Yaşa Gazi Paşam!&#8221; şeklinde tezahürat yapar. Atatürk, halkıyla sohbet etmeyi çok sevdiği için sandalye ve masa ister ki isteyenler ona sorularını sorabilsinler. Soru sormak için gelen kişilerden biri, Zeki isimli 25 yaşlarında bir doktordur. Şunu sorar:</p>
<p>&#8220;Gazi paşam! Saltanatı kaldırdık, hilafeti meclisin manevi şahsiyetinin içine aldık; bunlar yapılana kadar bir milletin ideali olabilirler; fakat yapıldıktan sonra yeni bir düzen kurulu ve işler. Onun iyi işlemesi, kötü işlemesi, ideal değildir; iyi işlemesini sağlamaya mecburuz! Yaptığımız öteki devrimler de yapıldığı an ideal olmaktan çıkar. Artık ideallerimiz, yaşadığımız gerçekler hâline dönüşmüştür. İyi ya da kötü sonuç vermesi bizim sorumluluğumuzun sonuçlarını belirler. Ama bir de milletlerin babadan oğla sıçrayan uzun vadeli idealleri vardır. Siz bize böyle bir ideal aşılamadınız! Yahut benim bundan haberim yok! Bunu bize açıklar mısınız Gazi Hazretleri?&#8221;</p>
<p>Atatürk bu soruya şöyle cevap verir:</p>
<p>&#8220;Bunlar vicdanımıza yazılmış gerçeklerdir; konuşulmaz, yaşanır! Elbet bu milletin bir ülküsü olacaktır, ama bu ülküler devletler tarafından açıklanmaz; millet tarafından yaşanır! Nasıl, bakarken gözlerimizi görmüyor, onunla her şeyi görüyorsak, ülkü de onun gibi, farkında olmadan vicdanlarımızda yaşar ve her şeyi ona göre yaparız&#8230; Ben, devlet başkanıyım! Sorumluluklarım vardır! Bu sorumluluklarım altında konuşamam! Bu konuda genç arkadaşlarımla ayrıca konuşacağım.&#8221;</p>
<p>Sonra, Atatürk halkın Cumhuriyet Bayramı&#8217;nı tekrar kutlar ve Dr. Zeki&#8217;yi yanına alarak genel müdürün odasına çıkar. Atatürk&#8217;ün arkasında, duvarda, bir Türkiye haritası vardır. Karşısında oturan Dr. Zeki&#8217;ye:</p>
<p>&#8220;Benim arkamdaki haritayı görüyor musun?&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet Paşam.&#8221;</p>
<p>&#8220;O haritada Türkiye&#8217;nin üstüne abanmış bir blok var, onu da görüyor musun?&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet, görüyorum Paşa Hazretleri&#8221;</p>
<p>&#8220;Hah! İşte o ağırlık benim omuzlarım üstündedir. Omuzlarım üstünde olduğu için, ben konuşamam! Düşün bir kere. Osmanlı İmparatorluğu ne oldu? Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ne oldu? Daha dün bunlar vardılar. Dünyaya hükmediyorlardı! Avrupa&#8217;yı ürküten Almanya&#8217;dan bugün ne kaldı? Demek hiçbir şey sür-git değildir! Bugün ölümsüz gibi görünen nice güçlerden, ileride belki pek az bir şey kalacaktır. Devletler ve milletler, bu idrakin içinde olmalıdırlar.</p>
<p>Bugün, Sovyet Rusya dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Devlet olarak bu dostluğa ihtiyacımız var! Fakat yarın ne olacağını kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu gibi parçalanabilir! Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler, avuçlarından sıyrılabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir! İşte o zaman Türkiye, ne yapacağını bilmelidir! Bizim, bu dostumuzun yönetiminde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onları arkalamaya hazır olmalıyız! &#8216;Hazır olmak&#8217; yalnız o günü susup beklemek değildir; &#8216;hazırlanmak lazımdır&#8217;. Milletler, buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam tutarak! Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür!</p>
<p>Bugün biz, bu toplumlardan dil bakımından, gelenek, görenek, tarih bakımından ayrılmış, çok uzağa düşmüşüz! Bizim bulunduğumuz yer mi doğru, onlarınki mi? Bunun hesabını yapmakta fayda yoktur! Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz; bizim, onlara yaklaşmamız gerekli&#8230;</p>
<p>Tarih bağı kurmamız lazım&#8230; Folklor bağı kurmamız lazım&#8230; Dil bağı kurmamız lazım&#8230;</p>
<p>Bunları kim yapacak? Elbette biz! Nasıl yapacağız? İşte görüyorsunuz, &#8216;Dil Encümenleri&#8217; , &#8216;Tarih Encümenleri&#8217; kuruluyor. Dilimizi, onun diline yaklaştırmaya, tarihimizi ortak payda haline getirmeye çalışıyoruz. Böylece, birbirimizi daha kolay anlar hâle geleceğiz. Bir sevgi parlayacak aramızda; tıpkı bir vücut gibi, kaderde ve mutlulukta birbirimizi duyacağız ve arayacağız. Ortak bir dil amaçladığımız gibi, ortak bir tarih öğretimiz olması gerekli. Ortak bir mazimiz var, bu maziyi, bilincimize taşımamız lazım. Bu sebeple okullarda okuttuğumuz tarihi Orta Asya&#8217;dan başlattık! Bizim çocuklarımız, orada yaşayanları bilmelidirler. Orada yaşayanlar da bizi bilmeli. İşte bunu sağlamak için de &#8216;Türkiyat Enstitüsü&#8217;nü kurduk. Kültürlerimizi, bütünleştirmeye çalışıyoruz! Ama bunlar, açıktan yapılmaz! Adı konarak yapılacak işlerden değildir. Yanlış anlaşılabildiği gibi, savaşlara da sebep olabilir. Bunlar, devletlerin ve milletlerin derin düşünceleridir. İşitiyorum: benim dil ve tarih ile uğraştığımı gören kısa düşünceli bazı vatandaşlarımız:</p>
<p>&#8216;Paşanın işi yok! Dil ile tarih ile uğraşmaya başladı.&#8217; diyorlarmış. Yağma yok! Benim işim başımdan aşkın. Ben bugünün çağdaş Türkiye&#8217;sini kurmaya ne kadar çalışıyorsam, yarının Türkiye&#8217;sinin temellerini de atmaya o kadar dikkat ediyorum. Bu yaptıklarımız, hiçbir millete düşmanlık değildir. Barıştan yanayız, barıştan yana kalacağız! Ama durmadan değişen dünyada, yarının muhtemel dengeleri için hazır olacağız. Bunları sana, akıllı bir genç olduğun için söylüyorum. Açıktan söylemiyorum, kulağına söylüyorum&#8230; Sen bil, gerekçesini kimseye söylemeden böyle davran, çevrenin de böyle davranması için gerekeni yap! İdealler konuşulmaz, yaşanır! İşte senin sorunun karşılığını da böylece vermiş oldum!&#8221;</p>
<p>Gece ilerlemişti. Atatürk arkadaşları ile birlikte, bulvara çıktığı zaman taze bir sabah Ankara göklerinde ışımaya başlamıştı.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Sofra Arkadaşları</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-sofra-arkadaslari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Oct 2019 11:04:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Ağaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Alman Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırmacı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Sofra Arkadaşları]]></category>
		<category><![CDATA[Baş yaver]]></category>
		<category><![CDATA[başbakanlık]]></category>
		<category><![CDATA[başvekil]]></category>
		<category><![CDATA[başyazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Bolu Milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türkçü]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türkçü şair]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Bayar]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Sahir Erozan]]></category>
		<category><![CDATA[Cevat Abbas Gürer]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi kurucusu]]></category>
		<category><![CDATA[Dahiliye Vekili]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Tevfik Rüştü Aras]]></category>
		<category><![CDATA[dünya haritası]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyatçı]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli Albay]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli Binbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli Subay]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[filozof]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Bulca]]></category>
		<category><![CDATA[Gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziantep kurtuluşu gazisi]]></category>
		<category><![CDATA[Genelkurmay Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimiyet-i Milliye gazetesi başyazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkı Tarık Us]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Nuri Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[Halk Partisi Genel Sekreteri]]></category>
		<category><![CDATA[Hariciye]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Aleâttin Gövse]]></category>
		<category><![CDATA[İçişleri]]></category>
		<category><![CDATA[İktisat vekili]]></category>
		<category><![CDATA[İrfan Ferit Bey]]></category>
		<category><![CDATA[İş Bankası kurucusu]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[kara tahta]]></category>
		<category><![CDATA[kavun]]></category>
		<category><![CDATA[leblebi]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş Milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[Mareşal Fevzi Çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Emin Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet Gazetesi baş yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[misafir]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat Alam]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Necmettin Sadak]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Conker]]></category>
		<category><![CDATA[peynir]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Peker]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Zühtü Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[saz]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[Siirt Milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[sofra]]></category>
		<category><![CDATA[sofrabaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Saraçoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[tarihçi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Hava Kurumu Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye haritası]]></category>
		<category><![CDATA[ulaştırma bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[Vakit Gazetesi Başyazarı]]></category>
		<category><![CDATA[yaver]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Nadi]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Akçura]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Ziya Özer]]></category>
		<category><![CDATA[zevat-ı mutade]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Gökalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4298</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk&#8217;ün, özellikle akşam sofrası, çok konuşulmuş ve hâlâ da konuşulan bir konudur. Halbuki, bu sofrada, yapılacak bütün işler&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk&#8217;ün, özellikle akşam sofrası, çok konuşulmuş ve hâlâ da konuşulan bir konudur. Halbuki, bu sofrada, yapılacak bütün işler ele alınır ve enine boyuna ciddi olarak konuşulurdu. Ayrıca, hangi konu ele alınacaksa, o konuyu iyi bilen üniversiteden veya dışarıdan şahıslar da yemeğe çağrılır ve o konu iyice tartışılıp karara bağlanırdı. Toplantıyı Atatürk idare ederler ve konuşmaları da kesinlikle şahsiyete döktürmezlerdi. Eğer o konuyla ilgili kişi orada yoksa, hemen getirtilir veya o konu başka bir güne bırakılarak o kimse de toplantıya çağrılırdı.</p>
<p>Toplantılarda, daima bir kara tahta ve tebeşir bulundurulur bazen de dünya ve Türkiye haritaları astırılırdı.</p>
<p>Genellikle bazı kimseler, Atatürk&#8217;ün sofrasında hemen daima bulunurlardı. Atatürk, bu kişilere ya not aldırırlar, ya makale yazdırırlar veya elçi gibi kullanarak gidip araştırma ve tetkik etme görevi verirlerdi. Sofrada bulunan bu kimselere, her zamanki kişiler; bilinen, belirli kişiler anlamında &#8220;Zevat-ı Mutade&#8221; denirdi. Bu kimseleri tek tek inceleyecek olursak, görürüz ki bu kişiler ya hükümet üyesidirler veya zamanının en ileri gelen fikir ve kalem üstatlarıdır. Bu kişiler şunlardı:</p>
<p>Celal Sahir Erozan: Gazeteci-Yazar</p>
<p>Falih Rıfkı Atay: Bolu Milletvekili ve Hakimiyet-i Milliye gazetesi başyazarı</p>
<p>Fuat Bulca: Türk Hava Kurumu Başkanı</p>
<p>Hakkı Tarık Us: Vakit Gazetesi Başyazarı</p>
<p>İbrahim Aleâttin Gövse: Yazar</p>
<p>İrfan Ferit Bey</p>
<p>Mehmet Emin Yurdakul: Büyük Türkçü şair ve yazar</p>
<p>Mahmut Bey: Siirt Milletvekili ve Milliyet Gazetesi baş yazarı</p>
<p>Mithat Alam: Maraş Milletvekili</p>
<p>Necmettin Sadak: Hariciyeci (=Dışişleri) (İnönü zamanında Hariciye Bakanı ve Başbakan olmuştur.</p>
<p>Recep Peker: Halk Partisi Genel Sekreteri (İnönü zamanında Başbakan olmuştur)</p>
<p>Recep Zühtü Bey: Atatürk&#8217;ün Selanik&#8217;ten arkadaşı</p>
<p>Şükrü Saraçoğlu: İzmir Milletvekili (İnönü zamanında Başbakanlık yapmıştır)</p>
<p>Şükrü Kaya: Dahiliye (İçişleri) Vekili</p>
<p>Dr. Tevfik Rüştü Aras: Hariciye (=Dışişleri) vekili ayrıca, Atatürk&#8217;ün Selanik&#8217;ten beri arkadaşı</p>
<p>Yusuf Akçura: Araştırmacı ve tarihçi</p>
<p>Bunların dışında sofrada sıkça bulunan kişiler de şunlardı:</p>
<p>Ziya Gökalp: Büyük Türkçü ve filozof</p>
<p>Yusuf Ziya Özer: Eskişehir milletvekili</p>
<p>Ahmet Ağaoğlu: Edebiyatçı, yazar</p>
<p>Ali Çetinkaya: Emekli Albay, ulaştırma bakanı</p>
<p>Ali Kılıç: Emekli Subay, Gaziantep kurtuluşu gazisi</p>
<p>Ruşen Eşref Ünaydın: Gazeteci-yazar</p>
<p>Yunus Nadi: Cumhuriyet Gazetesi kurucusu ve başyazarı</p>
<p>Nuri Conker: Emekli binbaşı, Atatürk&#8217;ün Selanik&#8217;ten beri arkadaşı</p>
<p>Cevat Abbas Gürer: Baş yaver</p>
<p>Salih Bozok: Baş yaver ve Atatürk&#8217;ün Selanik&#8217;ten beri tanıdığı arkadaşı.</p>
<p>Muzaffer Kılıç: Yaver (Atatürk&#8217;ün Filistin&#8217;den beri yaveri)</p>
<p>Ayrıca Ata&#8217;nın sofrasına her zaman gelebilen kişiler de şunlardı:</p>
<p>İsmet İnönü: Başvekil</p>
<p>Mareşal Fevzi Çakmak: Genelkurmay Başkanı</p>
<p>Celal Bayar: İktisat vekili, İş Bankası kurucusu</p>
<p>Bu sofrabaşı sohbetleri bazen sabaha kadar sürerdi. Herhangi bir konu görüşülürken o konuyu iyi bilene Atatürk sual yöneltir ve onu konuşmaya zorlarlardı. Bilmediği konuları can kulağı ile dinler ve öğrenmek isterlerdi.</p>
<p>Sofrada genellikle mevsim sebzeleri dışında, pilav ve kuru fasulye mutlaka yemekte bulunurdu. Lüks sayılan yemekler genellikle sofrada bulunmazdı. Kendileri meze olarak peynir, leblebi ve kavunu tercih ederlerdi. Hâlâ da konuşulanların tam aksine, böyle gecelerde, en az eğlenceye yer verilirdi. Sırf misafir ve dostları için çağrılan ses ve saz toplulukları, pek çok defalar hiç sazlarını bile açmadan evlerine geri dönmüşlerdir.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç ve Halil Nuri Yurdakul&#8217;dan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Özellikleri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-ozellikleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Oct 2019 10:30:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[asil millet]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün kişisel özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[banyo]]></category>
		<category><![CDATA[Bir şey mi var çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[boy]]></category>
		<category><![CDATA[çadır]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Bayar]]></category>
		<category><![CDATA[etli bamya]]></category>
		<category><![CDATA[evrak]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Nuri Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[içki]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[kumar]]></category>
		<category><![CDATA[kuru fasulye]]></category>
		<category><![CDATA[muhafız alay komutanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Conker]]></category>
		<category><![CDATA[poker]]></category>
		<category><![CDATA[Polis]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya Harbi]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[traş]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yaver]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4295</guid>

					<description><![CDATA[Halil Yurdakul&#8217;dan Atatürk&#8217;ün boyu 1.74 cm. Kilosu 70-74 arasında değişmiştir. Yüz rengi yanmış pembe, alnı çok geniş, kaşlar&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong>Halil Yurdakul&#8217;dan</strong></p></blockquote>
<p>Atatürk&#8217;ün boyu 1.74 cm. Kilosu 70-74 arasında değişmiştir. Yüz rengi yanmış pembe, alnı çok geniş, kaşlar çok gür ve kalkıktı. Elmacık kemikleri hafif çıkık, dudakları ince, saçları altın sarısı, gözleri mavi, göğsü kabarık, omuzlar geniş, elleri ince ve zarifti.</p>
<p>Çok canlı, çok hareketli, yerinde duramayan yapıda, çok ciddi bakışlı, kararlı ve müthiş itimat veren davranışlar içinde idi.</p>
<p>Çalışkanlığı, zekâsı, kibarlığı, mertliği ve dürüstlüğü, hiç kimseden çekinmeden her şeyi herkesin yüzüne karşı söylemesiyle ta ilkokul hayatından beri bilinmektedir.</p>
<p>Sigara ve kahveyi çok severdi. Günde 10-15 fincan kahve ve 40-50 sigara içtiği olurdu.</p>
<p>Kumardan hoşlanmaz, kumar düşkünü olanlara nasihatler ederdi. İçkiyi kesin olarak gündüz almaz, gündüz içenlere de müthiş kızardı. Kendileri de içki masasında çok kalmasına karşın, az içki içerlerdi. Ciddi askeri ve politik meseleler konuşulacağı günler, kesin olarak içkiyi almazlar ve o işe o kadar konsantre olurlardı ki, yemek ve uyku saatleri akıllarına bile gelmezdi.</p>
<p>Uyanınca derhal kalkarlar, kahve ve sigara içerken bütün gazetelere göz atarlar, sonra banyo olup tıraş olurlar, giyinip salona inerlerdi.</p>
<p>Çok temiz giyinirlerdi bazı sıcak günlerde iki-üç defa banyo alırlardı.</p>
<p>Sakarya Harbi&#8217;nin en kritik günlerinde bile ve bütün yokluklara karşın ne yapıp edip traşını olmuş, iki teneke su ısıttırıp çadırın içinde banyo yapmışlardır.</p>
<p>Hiç yemek meraklısı değillerdi. Sabahları hiç bir şey yemez, sadece kahve ve sigara içer, öğle üzeri bir-iki dilim ekmek, peynir, ayran ve limonata alırlardı.</p>
<p>En çok sevdiği kuru fasulye ve pilavdı. Bunu her akşam yemekte isterler, bazen yatarken bile yerlerdi. Bunun dışında peynirli omlet, etli bamya yemeklerini severler, meyvelerden de kavunu tercih ederlerdi.</p>
<p>Misafirlerini, bazen köşkün dış kapısına kadar uğurlar, herhangi bir nedenle onları kırmışlarsa, mutlaka özür dilerlerdi.</p>
<p>Bulunduğu yerlerde emniyet önemleri alınmasından hiç hoşlanmazlardı. Bazen etrafındaki emniyet önlemlerini kaldırtır ve &#8220;Bu asil millet bana ne kurşun atar, ne de attırır&#8221; derlerdi.</p>
<p>Fakat bizler onu korumak için her türlü önlemi alırdık. Bütün gittiği yerlerde polis teşkilatı ayrı, gizli emniyet ayrı ve muhafız alay komutanlığı ayrı önlem alırdı. Hatta birçok defalar birbirimize hüviyet (kimlik) sorduğumuz zamanlar olmuştur.</p>
<p>Ayrıca Atatürk&#8217;ün yakın arkadaşları Nuri Conker, Ali Kılıç, Salih Bozok devamlı olarak silah taşırlardı.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün uykusu fevkalade hafifti.</p>
<p>Çanakkale&#8217;de olsun, Sakarya&#8217;da olsun, bütün harplerde, yatağına ceketini çıkarıp elbisesi ile uzanırdı. Çadıra birimizin girmesi ile hemen  gözünü açar, &#8220;Bir şey mi var çocuk&#8221; diye sorardı. Bizlerin herhangi bir haberi, telgrafı vesairesi varsa, onu iletirken yatağından hemen doğrulup onu alırdı. Eğer önemli bir haberse, hemen ayağa kalkar, ceketini giyip hazırlanırlardı.</p>
<p>Reisicumhur olduktan sonra Çankaya ve diğer kaldığımız yerlerde ise kapıyı tıklatmamızla uyanırlar ve aynı suali sorarlardı. Eğer görüşülmesi gereken ciddi bir durum varsa, &#8220;Bir dakika bekle çocuk&#8221; derler ve pantolonlarını giyip üzerlerine ropdöşambırlarını alırlar; sonra bizleri kabul ederlerdi.</p>
<p>Yanlarında 13-14 sene çalışan kimseler bile Atatürk&#8217;ü bir defa olsun pijama ile görmemişlerdir.</p>
<p>Atatürk, poker oyununu çok sever ve çok güzel poker oynarlardı. Oyuna başlarken herhangi birimizden 10 lira isterler ve onunla oyuna girerlerdi. Ekseriya (genellikle) oyunu kazanırlar ve kazandığı paraları ya hemen orada veya ertesi günü sahiplerine ve etraftaki hizmetkârlara dağıtırlardı. Bizden aldığı 10 lira ise, ertesi günü başyaver Celal Bey&#8217;den alınırdı.</p>
<p>Atatürk, herhangi bir yerde kalacakları zaman odasının eşya tanzimini (düzenini) beğenmezlerse, onu bizzat değiştirirler sonra orada kalırlardı.</p>
<p>Pek çok defa, bir gece kalacağımız yerlerde bile, kalacağı odasındaki karyolayı, masa ve iskemleleri, hatta duvardaki resim ve tabloların yerlerini değiştirdiklerine şahit olmuşuzdur.</p>
<p>Bazı geceler saat 11-12 sularında yatacağımız yere gelmiş ve sabah erken ayrılacağımız halde, yine odanın tanzimini en güzel şekilde yaptırmış sonra yatmışlardır. Hakikaten büyük Atatürk&#8217;ün yaptırdığı oda tanzimi (düzenlemesi) pek güzel olur, duvardaki resimler tablolar ve her eşya yerli yerini bulurdu. Bunu hep aramızda konuşurduk.</p>
<p>Toplantılarda, yemeklerde, balolarda bizim kendilerine bir şey söyleyeceğimizi anladıkları zaman hemen başları ile işaret edip yanlarına çağırırlar ve &#8220;Bir şey mi var çocuk&#8221; delerdi. Bize verilen emirlerine göre, çok önemli haber ise biz, &#8220;Evet Paşam&#8221; der, fakat haberi söylemezdik. O zaman, hemen yerlerinden kalkarlar ve salonun kimsesiz bir yerine gelirler ve haberi alıp emirlerini verirlerdi.</p>
<p>Yok önemsiz bir haberse, orada yavaşça yanına yaklaşır, haberi iletirdik.</p>
<p>Hiçbir gün, büyük Atatürk&#8217;ün, &#8220;Bunun için beni sofradan kaldırmaya veya salondan çıkartmaya değer miydi be çocuk&#8221; dediği hatırlanmaz.</p>
<p>Atatürk, gezip dolaşırken yanındakilere birçok şeyler söyler ve emirler verirdi. Bazı olaylarda ise bize göz ucuyla bakarlardı. Biz o bakıştan bunun sonra hatırlatılması gerektiğin anlar ya, &#8220;Başüstüne Paşam&#8221; derdik veya başımızla selam vererek onu hatırlatacağımızın gerektiğini ifade ederdik.</p>
<p>Bu gibi emirlerin ve olayların yazılmasına müthiş kızardı. &#8220;İlkokul talebesi gibi, peşimde yazıp durmayın şunları. Zaten kaç şey hatırlayacaksınız?&#8221; derlerdi. Halbuki bazen 5-6 saat dolaşılır ve hatırlatılması gereken pek çok olayla karşılaşırdık.</p>
<p>Böyle olunca, bizler kendilerine göstermeden bunları not alır, birimiz onun yanında kalırken diğerimiz kaydeder, o gelince diğerimiz aynı işi yapardı.</p>
<p>Kendileri söyledikleri ve emrettiklerini kesin olarak hiç unutmazlardı. Onun için bizler, ne yapar eder bu olayları ve emirlerini kendilerine göstermeden not alırdık. Atatürk sonradan bunları tek tek sorarlar ve gereken emirleri bizlere yazdırırlardı.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong></p></blockquote>
<p>Ben, Atatürk&#8217;ün, en eski yaveri idim. Onunla birlikte Filistin&#8217;de, Çanakkale&#8217;de bulundum. Atatürk, gittiğimiz ve göğüs göğüse muharebelerin olduğu yerlerde bile, gelen ve giden yazılı hiçbir emri, telgrafı ve pusulayı atmamışlar ve bunları zarflatarak saklamışlardı.</p>
<p>Bu evraklar, her gittiğimiz yere, sandıklara, bavullara konularak atlara, katırlara yüklenerek taşınırdı. Atatürk&#8217;ün en kıymetli eşyaları bu evraklardı.</p>
<p>Kimsenin olmadığı ve neşeli oldukları zaman bizleri karşısına alırlar, çocukluk anılarından gençlik anılarına, hiçbir şeyi saklamadan anlatırlardı.</p>
<p>Hatta, bazen bizlere de sorar ve anlatılan anılarımızı gayet nazik bir şekilde dinlerlerdi. Böylece hep beraber yer, içer, eğlenirdik.</p>
<p>Fakat, iş ciddiye gelince şöyle bir kendini toplar ve sanki az önceki insan o değilmiş gibi, birden bir kumandan, bir amir havasına girer; bizler de onun emrinde insanlar olduğumuzu derhal anlardık.</p>
<p>Atatürk çok kibar bir insandı. Kendisiyle görüşmek isteyen herkesle vaktinin elverdiği ölçüde görüşmek isterlerdi.</p>
<p>Gelen ziyaretçilere bir şey ikram edileceği zaman bir defa zile basarlar ve bizi içeri emrederlerdi. Eğer gelenin ziyareti bitmiş ise zile iki defa basarlar ve bizlere herhangi bir randevularının olup olmadığını sorarlardı. O zaman ziyaretçi bu kırıcı olmayan uyarıyı anlar ve hemen izin alıp yanlarından ayrılırlardı.</p>
<p>Bir şey isteyecekleri zaman isteklerini, &#8220;Bir kahve yaptırır mısınız?, Bir bardak su getirtir misiniz?&#8221; şeklinde yapardı. Hiçbir gün yanında çalışan er veya garsonlara değişik şekilde bir istekle emredip arzusunu belirtmemişlerdir.</p>
<p>Çok sinirlendiği zamanlar bile küfretmezlerdi. En ağır küfürleri; mendebular, beyinsizler, kafasızlardı. Daha çok kızarlarsa, hayvan herifler diye çıkışırlardı.</p>
<h6><em>Muzaffer Kılıç: Atatürk&#8217;ün Filistin&#8217;den Çanakkale&#8217;den beri yaveridir. Atatürk&#8217;le birlikte Samsun&#8217;a çıkmış ve onun en sıkıntılı günlerinde yanında bulunmuştur. Atatürk Reisicumhur olduktan sonra da onun yaveri olmaya devam etmiş, sonra Giresun Milletvekili olup Meclis&#8217;te Ata&#8217;nın ölümüne kadar onunla birlikte çalışmıştır.</em></h6>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç ve Halil Nuri Yurdakul&#8217;dan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seni Bütün Dünya Tanır</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/seni-butun-dunya-tanir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 13:59:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Nuri Conker]]></category>
		<category><![CDATA[Nebile Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Conker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2426</guid>

					<description><![CDATA[Ankara Palas’ta Atatürk’ün evlatlıklarından Bayan Nebile’nin düğün gecesi… Gazi neşe içinde… Kimdi iyi hatırlamıyorum. Sofrada bulunanlardan biri: &#8211;&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Palas’ta Atatürk’ün evlatlıklarından Bayan Nebile’nin düğün<br />
gecesi… Gazi neşe içinde… Kimdi iyi hatırlamıyorum. Sofrada bulunanlardan biri:<br />
&#8211; Çanakkale Mustafa Kemal’i iyi tanır, dedi.<br />
Nuri Conker omuz silkti:<br />
&#8211; Hayır, dedi, Çanakkale beni iyi tanır!&#8230;<br />
Gazi hayretle sordu:<br />
&#8211; Ya beni?&#8230;<br />
Nuri Conker:<br />
&#8211; Seni, dedi… Seni bütün dünya tanır!..</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>Orhan Seyfi Orhon, “Atatürk’e Ait Hatıralar”, Akbaba Dergisi, Sayı: 254, İstanbul, 17 Kasım 1938, s.<br />
4’den aktaran Akay, a.g.e., s.328</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
