<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Niyazi Ahmet Banoğlu &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/niyazi-ahmet-banoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 29 May 2020 09:51:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Niyazi Ahmet Banoğlu &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Babasının Tarlası</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/babasinin-tarlasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 09:51:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve köylü]]></category>
		<category><![CDATA[babasının tarlası]]></category>
		<category><![CDATA[milletin babası]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[türk insanı zekası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5365</guid>

					<description><![CDATA[Türk milletinin bir ferdi olmaktan sonsuz gurur duyan ATATÜRK, Türk insanının zekâsını ve çalışkanlığını hep takdir etmiştir. Hangi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk milletinin bir ferdi olmaktan sonsuz gurur duyan ATATÜRK, Türk insanının zekâsını ve çalışkanlığını hep takdir etmiştir. Hangi ortamda olursa olsun karşılaştığı insanların düşüncelerini dikkatle dinler ve onlara hoşgörüyle yaklaşırdı. O, düşünce ve yaklaşımlarıyla Türk insanının zekâsının gelişimine  engel olmak isteyenlere ve onların bu yöndeki tavır ve düşüncelerine daima karşı olmuştur.</p>
<p>Aşağıdaki anekdot, Türk insanının zekâsını ve bu zekâyı her fırsatta hayranlıkla izleyen ATATÜRK’ün, bir Türk evlâdının zekice davranışı karşısındaki tavrını göstermesi bakımından ilginç bir örnektir:</p>
<p>Bir gün bir köylü ATATÜRK’ün Orman Çiftliği sınırları içindeki bir tarlayı, kendi tarlasıymış gibi sürüyordu. Onu gördüler. Uyardılar, dinletemediler. Bunun üzerine ATATÜRK’e söylediler.</p>
<p>ATATÜRK denetlemeye çıktığı zaman o tarafa gitti. Yanındakiler toprağı sürmekte olan köylüyü göstererek:</p>
<p>-İşte budur, dediler.</p>
<p>ATATÜRK yavaş yavaş ona doğru yürüdü; yaklaşınca sordu:</p>
<p>-Burada ne yapıyorsun?</p>
<p>Köylü gülümsüyordu. Son derece sevip saydığımız, fakat asla korkmadığımız bir insan karşısında nasıl durursak köylü de öyle duruyordu. Sakin bir sesle cevap verdi:</p>
<p>-Tarlayı sürüyorum.</p>
<p>-İyi ama, bu tarla senin midir?</p>
<p>-Değildir.</p>
<p>-Kimindir?</p>
<p>-ATATÜRK’ündür!&#8230;</p>
<p>Köylü bu cevapları vermekle suçu kabul etmiş oluyordu. Bu itibarla dava kaybolmuş demekti. ATATÜRK, kendi toprağına tecavüz edildiği için değil, haksızlık yapıldığı için sertlendi ve sordu:</p>
<p>-İyi ama, sen başkasına ait bir toprağın ona sorulmadan ve izin alınmadan sürülüp ekilemeyeceğini bilmiyor musun?</p>
<p>Köylü hiç telâş etmiyordu. Aynı sükûnetle dedi ki:</p>
<p>-Biliyorum, fakat benim bu tarlayı sürüp ekmeye hakkım vardır!</p>
<p>ATATÜRK’ün kaşları çatıldı, büyük bir merak ve hayretle ona sordu:</p>
<p>-Bu hakkı nereden alıyorsun?</p>
<p>-Çok basit&#8230; ATATÜRK bizim babamız değil midir? İnsan babasının tarlasını sürüp ekerse kabahat mi işlemiş olur?</p>
<p>ATATÜRK’ün yüzünde takdir ve sevgi duygularının en coşkununu anlatan engin bir gülümseme oldu; köylünün sırtını okşadı ve:</p>
<p>-Haklısın! diyerek uzaklaştı&#8230;</p>
<p><em>Banoğlu; s. 99-100.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Millet Adamıydı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/millet-adamiydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 09:16:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu toprakları]]></category>
		<category><![CDATA[Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluş mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[millet adamı]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[türk halkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5350</guid>

					<description><![CDATA[Türk halkı; geçmişte kendi yönetici ve aydınlarınca ihmal edilmesine, horlanmasına, cehalet ve yoksulluğa mahkûm edilmesine karşın vatanına olan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk halkı; geçmişte kendi yönetici ve aydınlarınca ihmal edilmesine, horlanmasına, cehalet ve yoksulluğa mahkûm edilmesine karşın vatanına olan sevgisini hiç yitirmemiştir. Yurdu ve milleti söz konusu olduğunda, kendisine yapılmış olan haksızlıkları ve olumsuzlukları bir tarafa bırakarak vatan uğrunda ölmeyi şereflerin en yücesi saymıştır.19 Mayıs 1919’da Kurtuluş Mücadelesi’ni başlatmak üzere Anadolu’ya ayak basan ATATÜRK’ün elindeki en büyük güç kaynağı Türk ulusunun bu özelliğiydi.</p>
<p>Türk ulusunun bu seçkin özelliklerinin tamamı ATATÜRK’te de mevcuttu. Onun yaşama isteği öncelikle çok sevdiği ulusuna hizmet etmek arzusundan doğuyordu. Bu uğurda canı dahi her şeyini vermekten asla çekinmeyeceğini  düşünce ve eylemleriyle her zaman göstermiştir. Aşağıdaki anekdot Türk ulusu ve bu ulusun bir ferdi olmaktan her zaman gurur duymuş olan ATATÜRK’ün vatan sevgisini yansıtması açısından güzel bir örnektir:</p>
<p>ATATÜRK Millî Mücadele’nin buhranlı günlerinde, Ankara civarında yaptığı bir gezintiden dönerken, yolda sarıklı bir hocaya rast gelmişti. Konuşurken, üstlerinden geçen uçağı göstererek sordu:</p>
<p>-Hocam, bu uçak nasıl uçuyor?</p>
<p>-Ne bileyim ben?&#8230; Öğretmediler ki bize&#8230;</p>
<p>-Peki, sen ne bilirsin?</p>
<p>-Ne mi bilirim? Bu uçağa bin dersin, binerim; oradan kendini aşağı at, dersin, atarım&#8230; İşte ben bunu bilirim ama, bunu da senden öğrendim, Paşam!</p>
<p>Mustafa Kemal, bu söz üzerine, yaşaran gözlerini hocadan ayırmadan:</p>
<p>&#8211; Var ol hoca!.. Ama, şunu da bil ki, ben de senin gibiyim&#8230; Ben de, milletin hiçbir arzusunu, hiçbir istediğini, hayatım pahasına da olsa, yapmamazlık edemem!&#8230; diyebilmişti.</p>
<p><em>Banoğlu; s. 73-74.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vatan Elden Giderse</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/vatan-elden-giderse/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2020 20:03:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5280</guid>

					<description><![CDATA[Vatan, yani üzerinde yaşadığımız topraklar, toprak olmanın ötesinde anlamlar taşır. Acı tatlı bütün anılar onunla başlar onunla biter.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vatan, yani üzerinde yaşadığımız topraklar, toprak olmanın ötesinde anlamlar taşır. Acı tatlı bütün anılar onunla başlar onunla biter. Onsuz insanların kimliği yoktur, tutsak ve köleden öte&#8230;Özgürlük kara toprağa kanlarını akıtan  vatanlaştıranların hakkıdır. Bu uğurda canlarını seve seve verenler, ölümlerin en kutsalı olan “şehit” mertebesiyle taçlandırılırlar. Vatanı kaybetmek atayı, kendini, evlâdını, suyunu, ekmeğini, aşını, nefesini hepsinden öte kimliğini kaybetmektir Türk ulusunun tarih boyunca özgür yaşamasının sırrı bu gerçeğin bilincinde olmasıdır.</p>
<p>Vatanların en güzeli olan Türkiye’nin var olmasına emeği, bilgisi ve düşüncesiyle en büyük katkıyı yapan şüphesiz Türk milletinin ATA’sı ATATÜRK’tür. Aşağıdaki anekdot bu büyük insanda vatan sevgisinin nasıl bayraklaştığını, her şeyin nasıl vatanla anlam kazandığını yansıtması açısından önemlidir:</p>
<p>ATATÜRK, Kurtuluş Savaşı için Anadolu’ya geçtikten ve Erzurum Kongresi’ni yaptıktan sonra Sivas’a dönmüş, orada ikinci kongreyi açmıştı. Bu sırada lise binasında yatıyor; çalışıyor, toplantılar yapıyordu. En basit ihtiyaçlarını bile temin edecek hâlde değildi; bazı geceler sabahlara kadar küçük petrol lâmbasının cılız ışığında çalışıyordu.</p>
<p>Bir aralık lise binasına baskın yapılacağı ve ATATÜRK’ün yakalanıp asılacağı hakkında şehirde haberler dolaşmaya başladı.</p>
<p>ATATÜRK’ün hizmetini basit fakat temiz ruhlu, fedakâr bir Türk genci yapıyordu. Bu delikanlının babası gizli ve sık sık geliyor; oğluna:</p>
<p>-Etme, eyleme; evine dön; bugün yarın şehir basılacak; Mustafa Kemal ve arkadaşları yakalanacak. Onlar her şeyi göze almışlar; sen aileni düşün, diyordu.</p>
<p>ATATÜRK bu geliş gidişin farkına vardı; bir gün delikanlıyı yanına çağırdı ve sordu:</p>
<p>-Sık sık sana gelen kimdir?</p>
<p>-Babam!&#8230;</p>
<p>-Ne istiyor?</p>
<p>Delikanlı her şeyi anlattı. O zaman ATATÜRK, ona doğru biraz daha ilerledi; elini omzuna koydu ve dedi ki:</p>
<p>-Hizmetinden memnunum, fakat baba hakkı büyüktür. Mademki razı olmuyor, git! Git, fakat babana söyle ki, vatan elden giderse evlâdın ne önemi kalır?</p>
<p><em>Banoğlu; s. 87-88. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Generalle Asker Birdir!&#8230;</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/generalle-asker-birdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2020 19:07:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[general]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[sümerbank dokuma fabrikası]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[vatani görev]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5271</guid>

					<description><![CDATA[Türk ulusu, zor anlarında yediden yetmişine el ele gönül gönüle verip  birçok engeli aşmasını bilmiştir. Aklın gösterdiği doğru,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk ulusu, zor anlarında yediden yetmişine el ele gönül gönüle verip  birçok engeli aşmasını bilmiştir. Aklın gösterdiği doğru, Türk ulusunun zor anlarının dışında da el ele gönül gönüle olmasıdır. Asker ocağında bunu yaşamlarında iz bırakırcasına başarmaktadırlar. Asker ocağındaki komutan ve Mehmetçik sevgisi öylesine güçlü öylesine uzun ömürlü ki; bu sevgi, şiirlere, türkülere, öykülere ve masallara konu oluşturarak ölümsüz bir kültüre dönüşmüştür.</p>
<p>Vatanî görevini yapmış her Türk insanının iki anısından birisini mutlaka askerlik anıları oluşturur. O ne güzel bir ocak ki ondan kopmak mümkün olmuyor. “Askerliğini yapmayana kız verilmez.” ve “Askerliğini yapmayan adam sayılmaz.” sözleri Anadolu’da atasözü hâline gelmiştir. Bu sözlerin mutlak doğruluğuna katılmak mümkün değilse de, asker ocağına verilen değeri yansıtması açısından önemlidir. Aşağıdaki anekdotta ATATÜRK, komutan-Mehmetçik dayanışmasının önemine dikkat çekmektedir:</p>
<p>ATATÜRK, Sümerbank Dokuma Fabrikasının açılış töreninde hazır bulunduktan sonra askerî manevra sahasına hareket etmişti.</p>
<p>Yolda bir sel yatağına saplanmış olan top arabasının tekerleklerini bataklıktan çıkarmaya uğraşanlar arasında bir generalin bulunduğunu görünce, kendisine sonsuz takdirlerini bildirdiler ve iltifatlarda bulundular.</p>
<p>Daha sonra, “Maviler” tarafına ait bir tank birliğinin yaptığı hücum sırasında “Pembeler”den bir askerin ansızın siperinden fırlayarak tanklardan birinin üstüne sıçradığına ve şoförüyle mücadeleye başladığına tanık oldular. O zaman yakında bulunanlara, evvelce gördüğü generalin fedakârlığı ile bu askerin gösterdiği cesaretin birbirine denk olduğunu beyan ederek, şöyle dediler:</p>
<p>“Biz Millî Mücadele’de bütün Türk milleti bu şekilde çalıştık. Böyle kahraman generaller, subaylar ve askerlere dayanarak savaşı kazandık. Onlar var oldukça kimse vatanımıza göz dikemez!&#8230;”</p>
<p><em>Banoğlu;, s. 385. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İngiliz Kralına Verilen Ziyafet</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ingiliz-kralina-verilen-ziyafet-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2020 01:06:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve garson]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün zekası]]></category>
		<category><![CDATA[Enver Behnan Şapolyo]]></category>
		<category><![CDATA[ingiliz kralı sekizinci edward]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere sarayı]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5251</guid>

					<description><![CDATA[İnsanlık meziyetlerinin en güzel ve yücelerini şahsında toplamış olan Türk insanı, asırların ihmaliyle cehalete ve yoksulluğa terk edildiğinden&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlık meziyetlerinin en güzel ve yücelerini şahsında toplamış olan Türk insanı, asırların ihmaliyle cehalete ve yoksulluğa terk edildiğinden uygarlıkla gelen değişimin ve gelişmenin bir ölçüde dışında kalmıştır. Bundan dolayı zaman zaman kendisini uygar kabul eden dünyanın haksız saldırılarına ve aşağılamalarına maruz kalmıştır. Bu haksız saldırı ve ithamlar ne yazık ki geri kalmasında sorumluluğu olan ancak, bu sorumluluğu bir türlü kabullenmek istemeyen bazı Türk  aydınlar tarafından da yapılmaktadır.</p>
<p>ATATÜRK, Türk ulusunun her ferdiyle gurur duymuş, her ferdin onurunu Türk ulusunun onuru olarak görmüş ve kendisi de bu onuru yaşamı boyunca duygularıyla, düşünceleriyle ve hareketleriyle en iyi şekilde temsil etmiştir. O asla  Türk insanının gururuna ve onuruna gölge düşürmemiş, onların eğitim eksikliğinden kaynaklanan kusurlarını bile bir yüceliğe vesile yapmıştır. Aşağıdaki anekdot, ATATÜRK’ün bu yöndeki yaklaşımlarını yansıtması açısından son derece anlamlı bir örnektir:</p>
<p>İngiliz Kralı Sekizinci Edward, İstanbul’a ATATÜRK’ü ziyarete geldiği zaman, ATATÜRK kendisine bir akşam ziyafeti vermişti. Ziyafetten önce:</p>
<p>-Bana İngiltere sarayında verilen ziyafetler ne şekilde olur, onu bilen birisini yahut bir aşçı bulunuz!&#8230; dedi.</p>
<p>Sonunda İngiliz sofra merasimini bilen bir kişiden öğrenerek sofrayı o şekilde düzene koydular&#8230; Akşam kral sofraya oturunca kendisini kral sarayında zannederek memnun oldu. ATATÜRK’e dönerek:</p>
<p>-Sizi tebrik eder ve size teşekkür ederim. Kendimi İngiltere’de zannettim, diyerek memnuniyetini bildirdi.</p>
<p>Sofraya hep Türk garsonlar hizmet etmekte idi. Bunlardan bir tanesi heyecanlanarak, elindeki büyük bir tabakla birdenbire yere yuvarlandı. Yemekler de halılara dağıldı. Misafirler utançlarından kıpkırmızı kesildiler. Fakat ATATÜRK krala eğilerek:</p>
<p>-Bu millete her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim, dedi.</p>
<p>-Bütün sofradakiler ATATÜRK’ün zekâsına hayran oldular. ATATÜRK garsona da “Görevine devam et.” emrini verdi.</p>
<p><strong>Enver Behnan Şapolyo</strong></p>
<p><em>Banoğlu; s. 188-189.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;ye Kin Yakışmaz</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turkiyeye-kin-yakismaz-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 18:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[fransız general mösyö bramon]]></category>
		<category><![CDATA[fransız işgali]]></category>
		<category><![CDATA[ingiliz işgali]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul işgali]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[türk okulu]]></category>
		<category><![CDATA[yunan işgali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5218</guid>

					<description><![CDATA[Kurtuluş Savaşı süresince Yunan, İngiliz ve Fransız işgal kuvvetlerine karşı ölüm-kalım mücadelesi veren Türk halkının önderi ATATÜRK, yurduna&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kurtuluş Savaşı süresince Yunan, İngiliz ve Fransız işgal kuvvetlerine karşı ölüm-kalım mücadelesi veren Türk halkının önderi ATATÜRK, yurduna ve ulusuna her türlü haksızlığı yapan bu uluslara karşı savaş sonrasına sarkan bir kin ve düşmanlık beslememiştir. Bu nedenledir ki Kurtuluş Savaşı’nı ulusal bağımsızlık ve toprak bütünlüğü için yürüten büyük önder, savaşın bitiminden sonra işgalci devletlerle yeni koşullar içinde tam bağımsız ve eşit bir ülke olarak iş birliği yapmaktan kaçınmamıştır.</p>
<p>ATATÜRK, dış ilişkilerde bağımsızlığa saygı ve eşitlik ilkesine dayanan bir devlet politikası izlemekle yetinmemiş aynı zamanda Türk halkının geçmişte kendisine düşmanlık etmiş olanlara karşı da kin ve nefret duygularıyla değil bilimde, sporda, sanatta ve uygarlık yarışında alacakları başarılarla karşılık vermesi için çalışmıştır. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ün bu yöndeki düşüncesini yansıtan anlamlı örneklerden birisini oluşturmaktadır:</p>
<p>İstanbul’un işgali yıllarında bir Türk okulunu gezen Fransız generallerinden M.Bramon, bir kızımızın yaptığı el işini beğenmişti. Generalin bunu almak arzusu göstermesi üzerine, öğretmen el işinin sahibine yaptığını armağan etmesi teklifinde bulunmuş, fakat öğrenci buna son derece sinirlenerek:</p>
<p>-Hayır, bir çöp bile vermem, diyerek bu teklifi şiddetle reddetmişti.</p>
<p>Aradan yıllar geçtikten sonra aynı okula ATATÜRK gelmiş, aynı öğrenci bu kez, düşman generaline vermediği aynı el işini ATATÜRK’e armağan etmek üzere uzatmış ve heyecanla şöyle demişti:</p>
<p>-Büyük ATA’m, bu değersiz hediyenin kabulünü rica ediyorum. Bu işimi bir zamanlar hocam, memleketimin işgali zamanında, Fransız Generali Mösyö Bramon’a armağan olarak vermemi rica etmişti. Hâlbuki ben, bu arzuyu reddetmekle düşman ellerinde bir çöpümü bile görmek istemediğimi söylemiştim. Şu dakikada içimden gelen bir istek ve sevgiyle armağanımı kabul etmenizi rica ediyorum.</p>
<p>ATA’nın bu sözler üzerine kaşları çatılmış ve sert bir sesle şu yanıtı verdiği duyulmuştur:</p>
<p>-Kızım, Türkiye’ye kin yakışmaz!&#8230; Biz herkesle dostuz. Çektiklerimiz, başımızda bulunan saltanat devrinin büyük hatalarının neticesidir. Avrupalıların, Türk kızlarının eserlerini hayranlıkla seyretmeleriyle fikirlerini değiştirebilir miyiz? Sen onu o zaman verseydin, şimdi şanlı Türk kızlarını temsil eden bir eser Avrupa duvarlarını süslerdi.</p>
<p><em>Banoğlu; s. 342-343. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikologdu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/psikologdu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 14:58:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[9 ağustos 1929]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[büyükada]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[sarayburnu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5193</guid>

					<description><![CDATA[Türk ulusu, önder kabul ettiği insanların izinde her şeyini feda edebilecek, yeniliğe açık, çalışkan ve onurlu bir ulustur.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk ulusu, önder kabul ettiği insanların izinde her şeyini feda edebilecek, yeniliğe açık, çalışkan ve onurlu bir ulustur. ATATÜRK’ün önderliğinde, tarifi yapılamayacak imkânsızlıklar içinde kazanılan Bağımsızlık Savaşı ve sonrasında kurulan çağdaş Türkiye Cumhuriyeti bunun kanıtıdır. Duyguları ve aklı ç ıkar gruplarınca sömürülmemiş olan her Türk yurttaşı, kimliğinin temel özelliklerinden olan vatan, ulus ve bayrak sevgisiyle devlete hizmeti şeref bilmiştir.</p>
<p>Yüce Türk ulusunun bazı fertleri bugün hâlâ cahil ve eğitimsizdir. Bu hak değildir. Bu durum, başta yönetici ve aydınlar olmak üzere hepimize ait olan yurttaşlık sorumluluğunun yerine getirilmemiş olmasının bir sonucudur.. Devletine ve liderine bağlı, ufku açık Türk halkının, uygarlığın tepesinde bir yerde olmamasının izahı başka türlü mümkün değildir. ATATÜRK, bu acı gerçeği yıllar öncesinde dile getirerek gerekli uyarıları yapmış ve yaşadığı sürece de bu sorumluluğun gereğini yerine getirmiştir. Aşağıdaki anekdot bu gerçeğin tanığıdır:</p>
<p>Sarayburnu’ndaki büyük eğlentide, 9 Ağustos 1929 akşamı etrafını saran halka hitaben, ilk defa harf devrimini açıklayarak, yeni harflerin kabul edilmesi gerektiğini belirttikten sonra:</p>
<p>-Bir milletin yüzde onu-yirmisi okuma yazma bilir de, yüzde sekseni-doksanı bilmezse ayıptır. Bu millet utanmalıdır. Ama Türk milleti utanmak için yaratılmış bir millet değildir. İftihar etmek için yaratılmış, şanlı şerefli bir millettir. Tarihi baştan başa iftiharla dolu bir millettir. Okuma yazma bilmeyenlerin çokluğu, onun hatası değildir. Hata, Türk’ün karakterini anlamayarak kafasını birtakım zincirlerle saranlardadır. Artık geçmişin bu hatalarını kökünden temizlemek zamanındayız. Hataları düzelteceğiz. Bu konuda bütün vatandaşların çabasını isterim. En fazla, bir iki sene içinde, bütün Türk toplumu yeni harfleri öğrenmelidir, öğrenecektir. Millet, kafasıyla olduğu gibi, yazısıyla da uygar dünyanın yanında bulunduğunu gösterecektir!” deyince, halk, kendisini kucaklamak, bağrına basmak isteyen bir coşkunlukla alkışlarken, heyecandan ağlaşanlar bile görülmüştü.</p>
<p>Oradan Büyükada’ya gitmişlerdi. Yat Kulübünde, pırıl pırıl ışıklar içinde, kırıta kırıta sırıtan fraklı, smokinli, tuvaletli bay, bayanlarla karşılaşınca, bir an durmuş, yanındakilere:</p>
<p>-Hani Sarayburnu’nda yaptığımız yok mu? Onu burada yapamazdık!&#8230; demişti.</p>
<p><em>Banoğlu; s. 120-121. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Söylediğini Yapardı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/soyledigini-yapardi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 14:37:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[önder atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5187</guid>

					<description><![CDATA[Başarıyı önleyecek engelleri kaldırdığın zaman başarı kendiliğinden gelir diye düşünen ATATÜRK, başarısızlık diye bir şey tanımazdı. Ülkenin üzerine&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başarıyı önleyecek engelleri kaldırdığın zaman başarı kendiliğinden gelir diye düşünen ATATÜRK, başarısızlık diye bir şey tanımazdı. Ülkenin üzerine kara bulutların çöktüğü, herkesin umutsuzluk içerisine düştüğü işgal yıllarında bile O, umutsuzluğa düşmeyerek Bağımsızlık Savaşı’nı başlatma cesaretini göstermiştir. Üstelik zaferi mutlak görmüştür.</p>
<p>Atatürk’ün bu derece kendisine güvenmesinin nedeni ne idi?  Türk ulusunun düşkün ve onursuz bir yaşamı kabullenemeyeceğine, varını yoğunu özgürlüğü için vermekten çekinmeyeceğine olan inancı idi .Ona göre, karamsar olanlar, umutları bitik olanlar bu ulusu tanımayanlardı. Tanısalardı özgürlük uğruna bu ulusun bütün yoklukları yeneceğine olan inançlarını yitirmezlerdi. Aşağıdaki anekdot, ATATÜRK’ün bu konudaki düşüncelerini yansıtan güzel bir örnektir:</p>
<p>Kurtuluş Savaşı’na başladığı sırada ATATÜRK’e dediler ki:</p>
<p>-Nasıl mümkün olur? Ordu yok!</p>
<p>ATATÜRK hemen cevap verdi:</p>
<p>-Yapılır!</p>
<p>-İyi ama, bunun için para lâzım&#8230; O da yok?</p>
<p>-Bulunur!&#8230;</p>
<p>-Diyelim ki bulduk, düşmanlarımız hem büyük, hem de çok!</p>
<p>-Olsun, yenilir!&#8230;</p>
<p>O, dediklerinin hepsini yaptı. Yapamayacağı şeyi asla söylemedi. Bir liderin kendisini milletine sevdirebilmesi için belki ilk şart bu değil midir?</p>
<p><em>Banoğlu; s. 87. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bulunur</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/bulunur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2020 14:13:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başaracağım diyenlerindir]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Büyük Millet Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[vatan şairi namık kemal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5159</guid>

					<description><![CDATA[Başarının temel koşulu başarıya inanmaktır. Bu inançtan yoksunluk ümitsizliği getirir. Bu ise başarısızlığa teslim olmaktır. Bu gerçeği çok&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başarının temel koşulu başarıya inanmaktır. Bu inançtan yoksunluk ümitsizliği getirir. Bu ise başarısızlığa teslim olmaktır. Bu gerçeği çok iyi bilen ATATÜRK, düşmanın gücü, çokluğu ve kısmi başarıları karşısında zaman zaman yılgınlığa düşen mücadele arkadaşlarını sarsılmaz bir inançla motive etmiştir. “Başarı, başaracağım diyenlerindir” ilkesini hep canlı tutmuş ve Türk ulusunu başarıya ulaştırmıştır. Vatan Şairi Namık Kemal’in aşağıda yer alan  beytindeki karamsarlık temasını beytin sözlerini değiştirerek dağıtması da ATATÜRK’ün yaşamında ve düşüncelerinde karamsarlığa yer olmadığını göstermektedir:</p>
<p>Kurtuluş Savaşı henüz başlıyordu. Ordu yoktu ve her taraftan vatanın bağrına giren düşmanlara karşı ancak gönüllü çetelerle savaş yapılıyordu. Milletvekilleri arasında bile, dövüşü göze alan fakat ümitsizlikten kurtulamayanlar vardı.</p>
<p>Bir gün Büyük Millet Meclisinde vatanın kurtulması için neler yapılması gerektiği hakkında heyecanlı konuşmalar yapılıyordu. Milletvekillerinden biri, sözlerini büyük vatan şairi Namık Kemal’in şu beyiti ile bitirdi:</p>
<p>“Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini</p>
<p>Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?&#8230;”</p>
<p>En büyük ve korkunç düşmanın, ümitsizlik olduğunu pek iyi bilen ATATÜRK bu beytin iki kelimesini değiştirerek, fakat veznini de bozmaksızın sert ve sarsılmayan bir sesle şu cevabı verdi:</p>
<p>“Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini&#8230;”</p>
<p><em>Banoğlu; s. 88-89. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Din Hakkında Fikri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-din-hakkinda-fikri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2020 20:09:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk orman çiftliği]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve din]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün din hakkında fikri]]></category>
		<category><![CDATA[devlet işleri]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[millet ve din]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5136</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK’ü dine karşı gibi gösterme çabasındaki gerici ve tutucu çevrelerin gerçek amacı, Türkiye Cumhuriyeti’nin lâik ve demokratik yapısını&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK’ü dine karşı gibi gösterme çabasındaki gerici ve tutucu çevrelerin gerçek amacı, Türkiye Cumhuriyeti’nin lâik ve demokratik yapısını değiştirmektir. Her fırsatta dinin gerekli bir kurum olduğunu vurgulayan ATATÜRK dine değil dini kullanarak çıkar elde eden çevrelere karşı olmuştur. O, dinin Allah ile kul arasında bireysel bir sorun olduğunu, kimsenin bunu istismar etmeye hakkı olmadığını düşünürdü. Tüm uygulamalar ve yasal düzenlemeler de bu esasa uygun yapılmıştır. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ün dine bakış açısını yansıtması açısından önemlidir:<br />
&#8230;ATATÜRK’e Orman Çiftliği’nde baş başa kaldığımız bir gün, din hakkında ne düşündüğünü sordum. Bana dedi ki:<br />
“Din vardır ve gereklidir. Temeli çok sağlam bir dinimiz var malzemesi iyi, fakat bina, uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe, yeni harç yapıp binayı takviye etmek gereği hissedilmemiş. Aksine olarak, birçok yabancı unsur (tefsirler, hurafeler) binayı daha fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulmaz, tamir de edilmez. Ancak zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam temeller üstünde yeni bir bina kurmak gereği doğacaktır.<br />
Din bir vicdan meselesidir. Herkes, vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz, düşünüşe ve fikirlere karşı değiliz. Biz sadece, din, işlerini millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve eyleme dayanan gerici hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.”</p>
<p><strong>Asaf İlbay</strong></p>
<p><em>Banoğlu; s. 258-259. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
