<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muzaffer Erendil &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/muzaffer-erendil/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 11:57:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Muzaffer Erendil &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bu Millet O Kadar Zengin Değil</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/bu-millet-o-kadar-zengin-degil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 09:46:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[ege vapuru]]></category>
		<category><![CDATA[fethiye]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Erendil]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük anıtı]]></category>
		<category><![CDATA[torpido kumandanı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5362</guid>

					<description><![CDATA[Türk ulusu bin bir yokluk ve sıkıntılar içerisinde olmasına rağmen ayağındakini, bedenindekini ve boğazındakini vererek özgürlüğünün anıtı olan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk ulusu bin bir yokluk ve sıkıntılar içerisinde olmasına rağmen ayağındakini, bedenindekini ve boğazındakini vererek özgürlüğünün anıtı olan Kurtuluş Savaşı’nı başarıya ulaştırmıştır. Geçmişin ekonomik yıkımını en acı biçimde sırtında taşımakta olan halkın savaş sonrasında da devam eden yoksulluğunu yenmek için ATATÜRK çok çalışmıştır. Bulunabilen her kaynağın en verimli biçimde değerlendirilmesi için ekonomik kalkınma seferberliği başlatmıştır. Bir taraftan yeni ekonomik kaynaklar yaratılmasına diğer taraftan da savurganlığın önlenmesi ve tasarruf bilincinin yerleşmesine çaba harcamıştır. Buna özen gösterenleri de takdir etmiştir. Aşağıdaki anekdot, ATATÜRK’ün bu konudaki düşüncelerini yansıtan güzel bir örnektir:</p>
<p>Bir tarihte ATATÜRK Ege vapuru ile Mersin’e gitmiş. Dönüşte vapur Fethiye’de durmuş. Kasabada halk şenlik yaparken, gemilerden de havai fişekler atılıyormuş. Kendisine eşlik eden Zafer torpidosunda bulunan ATATÜRK, donanmanın şenliklerini seyrederken, kumandanlardan biri, Zafer torpidosu kumandanına bir torpil atmasını söylemiş.</p>
<p>Torpido kumandanı:</p>
<p>-Hay hay efendim, demiş, yalnız bir torpilin değeri elli bir liradır.</p>
<p>Bunun üzerine ATATÜRK:</p>
<p>-Vazgeçin torpil atmaktan, bu millet o kadar zengin değildir.</p>
<p>Ve torpido kumandanına dönerek:</p>
<p>-Sizi kutlarım, diye iltifatta bulunmuş.</p>
<p><em>Erendil; s. 143. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk ve Milli Birlik</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturk-ve-milli-birlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 09:38:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[1923 afyon]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve milli birlik]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[milli birlik]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Erendil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5356</guid>

					<description><![CDATA[“Bir elin nesi var iki elin sesi var.” atasözünün işaret ettiği gerçek, birlikten güç doğduğudur. Yaşam ve tarih&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Bir elin nesi var iki elin sesi var.” atasözünün işaret ettiği gerçek, birlikten güç doğduğudur. Yaşam ve tarih aile içerisine atılan nifakın aileyi, ulus içine atılan nifakın ise ulusu yok ettiğini çok kez göstermiştir. Tarihte bu acıları belki de en fazla yaşamış olan Türk ulusudur. Bunun içindir ki ATATÜRK; millî birlik ve bütünlüğü milletin varoluş nedenlerinden biri olarak görüp üzerinde önemle durmuştur. O, 23 Mart 1923’te Afyon’da halkla yaptığı konuşmada bu konuyu şöyle dile getirmiştir:</p>
<p>“Yurttaşlarım,</p>
<p>Gördüğünüz bütün o felâketlerden sonra, sizleri o felâkete sürükleyen sebepleri anlamışsınızdır ve o felâketlerden nasıl kurtulduğunuzu, elbette takdir etmişsinizdir. Sizler ve bütün millet o felâketlere kendine güvenmediği, geleceğini şunun bunun eline verdiği, şunun bunun esiri olduğu için uğramıştır. O, felâketlerden ancak millî benliğinize hâkim olduğunuz için kurtuldunuz; amaca doğru bütün bir millet hâlinde yürüdünüz; üzerinize çöken felâketlere tahammül gösterdiniz, sebat gösterdiniz ve ancak bu sayede başarılı oldunuz.</p>
<p>Bundan sonra da egemenliğinizi canınız gibi koruyarak ulusal egemenliğinize, namusunuza, kutsal değerleriniz gibi dört elle sarılarak hiç durmadan bütünlük içinde geleceğe doğru yürüyecek, bugünden daha saadetli, daha şerefli ve mutlu günlere kavuşacaksınız.</p>
<p>Yurttaşlarım,</p>
<p>Allah birlik ve beraberlik içinde çalışan, şerefini, namusunu koruyan ulusları mutlu eder. Biz de bundan önce olduğu gibi bundan sonra da bu anlayışla çalışırsak, Allah’tan böyle bir mutluluğu istemeyi hak ederiz.”</p>
<p><em>Erendil; s. 64.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mustafa Kemal Paşa ve Yunan Kuvvetleri Komutanı Trikopis</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/mustafa-kemal-pasa-ve-yunan-kuvvetleri-komutani-trikopis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2020 20:57:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmetçik]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Erendil]]></category>
		<category><![CDATA[yunan kuvvetleri komutanı]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan Kuvvetleri Komutanı Trikopis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5291</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK’ün askerlik yaşamının her anı cephenin sıcak ateşiyle iç içe geçmiştir. O daima en ön siperlerde kimi zaman&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK’ün askerlik yaşamının her anı cephenin sıcak ateşiyle iç içe geçmiştir. O daima en ön siperlerde kimi zaman Mehmetçiklerin yanında kimi zaman önünde olmuş, cephenin acılarını, sevinçlerini, zorluklarını, ateşini onlarla paylaşmıştır. O, kararlığıyla, cesaretiyle, sevgisiyle, bilgisiyle, öngörüsüyle Mehmetçiklerin efsanelerine konu olmuştur. Mehmetçik ona inanmış, onunla zaferi mutlak görmüş ve bunu da başarmıştır. Türkiye Cumhuriyeti bu inancın eseridir.</p>
<p>Büyük Taarruz’da .Türk ordusunca esir alınan Yunan Başkomutanı Trikopis, kendi yenilgilerinin gerçek nedenini ATATÜRK’ün, cephede komutanlarıyla ve Mehmetçikleriyle iç içe tek yürek oluşunu göstermektedir .ATATÜRK’ün her Türk’e gurur veren her düşmanı da kıskandıran bu özelliğini aşağıdaki anekdotta Trikopis imalı bir şekilde dile getirmektedir:</p>
<p>Büyük Taarruz esnasında Gazi’nin yanında bulunan arkadaşlar, Yunan Kuvvetleri Komutanı General Trikopis’in Başkomutan çadırına nasıl getirildiğini şöyle anlattılar:</p>
<p>Trikopis, diğer esir kolordu ve tümen komutanları ile birlikte Gazi’nin huzuruna çıkarıldıkları zaman, hepsi çok heyecanlı ve bitkin hâlde imişler. Gazi, bunları oturtmuş, kendilerini teselli için bu gibi yenilgilerin tarihte örnekleri olduğunu, sevk ve idareyi eksiksiz yapmış iseler vicdanen rahat olabileceklerini söylediği zaman, Trikopis:</p>
<p>-Askerî görevimi tamamen yaptığıma eminim. Fakat asıl görevimi malesef yapamadım, diye intihar edemediğini anlatmak isterken, Gazi:</p>
<p>-O size ait bir düşüncedir, diye sözünü kesmiş ve harita üzerinde:</p>
<p>-Şurada bir tümeniniz vardı. Niçin onu şuraya almadınız? Filân yerdeki kuvvetlerinizi falân yere sevk etseydiniz daha iyi olmaz mıydı? gibi bazı eleştiriler yapmış, Trikopis:</p>
<p>-Ben öyle hareket etmek için emir verdim. Fakat (yanındaki kolordu komutanını göstererek) bu yapamadı, demiş.</p>
<p>Bu görüşmeler olurken esir komutan yavaşça yanında bulunan subaylarımızdan birine:</p>
<p>-Bizim ile konuşan bu general kimdir? diye sormuş, subay:</p>
<p>-Başkomutan Mustafa Kemal! deyince adam hayrete düşmüş:</p>
<p>-Şimdi anladım biz niçin mağlûp olduk! Bizim Başkomutan İzmir’de vapurda oturuyordu ! diyerek derdini dökmüş.</p>
<p><em>Erendil; s. 43.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk ve Yeni Türk Harfleri Seferberliği</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturk-ve-yeni-turk-harfleri-seferberligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 17:39:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk İnkılapları]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Erendil]]></category>
		<category><![CDATA[sarayburnu]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Alfabesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5207</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK hariç hiçbir lider kendi ulusunun yazgısını kökten değiştirme gibi bir devrim projesine cesaret edememiştir. O bu cesaretini&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK hariç hiçbir lider kendi ulusunun yazgısını kökten değiştirme gibi bir devrim projesine cesaret edememiştir. O bu cesaretini halkını iyi tanımak ve sahip olduğu şaşmaz öngörüsüne olan inancından almaktaydı. Biliyordu ki uzun yılların ihmali halktaki kadercilik anlayışını güçlendirmiş ve düşünce felsefesinin üzerinde bir tortu gibi ölü toprağı oluşturmuştu. Sorun bu tortuyu yok edip düşünce felsefesini canlandırmak ile çözümlenebilirdi. Bunun en temel adımı ise halkın düşünce ufuklarının açılmasına katkı sağlayacak yeni Türk harflerinin en kısa sürede öğrenilmesi için, tüm yurttaşların kendisini sorumlu hissedeceği bir yarışın başlatılmasıydı. ATATÜRK’ün yeni harflerin sür’atle öğrenilmesi için 8 Eylül 1928’de İstanbul’da Sarayburnu Parkı’nda başlattığı kampanyada söylediği şu sözler bu bakımdan ilginçtir:<br />
“Vatandaşlar, Arkadaşlar!<br />
Çok söz, uzun söz bir şey için söylenir: Gerçeği anlamayanlara bunu anlatmak için&#8230; Ben bu dönemleri geçirdim.<br />
Şimdi sözden çok iş zamanıdır. Artık benim için, hepiniz için söz söylemeye gerek kalmadı, düşüncesindeyim. Bundan sonra bizim için hareket ve eylem gereklidir. Çok işler yapılmıştır, ama bugün yapmaya zorunlu olduğumuz son değil fakat çok gerekli bir iş daha vardır: Yeni Türk harfleri çabuk öğretilmelidir. Vatandaşa, kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya öğretiniz. Bunu vatanseverlik ve milliyetperverlik vazifesi biliniz. Bu görevi yaparken düşününüz ki bir milletin, bir toplumun yüzde onu okuma yazma bilir, yüzde sekseni bilmez durumdadır. Bundan insan olanların utanması gerekir.<br />
Bu millet utanmak için yaratılmış bir millet değildir; iftihar etmek için yaratılmış, tarihini iftiharla doldurmuş bir millettir. Fakat milletin yüzde sekseni okuma yazma bilmiyorsa bu hata bizde değildir. Türk’ün karakterini anlamayarak kafasını birtakım zincirlerle saranlardadır. Artık geçmişin hatalarını kökünden temizlemek zamanındayız. Hataları düzelteceğiz, hataların düzeltilmesinde bütün vatandaşların çabasını isterim. Sonuçta bir sene, iki sene içinde bütün Türk toplumu yeni harfleri öğreneceklerdir. Milletimiz yazısıyla, kafasıyla uygar dünyanın yanında olduğunu gösterecektir.<br />
Halka doğru kadehini kaldırarak:<br />
Eskiden bunun bin katını kendi köşklerinde gizli gizli içerek her türlü ahlâksızlığı, zevk ve sefa hâline getiren ve bunu da halktan gizleyen sahtekârlar vardı. Ben sahtekâr değilim, milletimin şerefine içiyorum.”</p>
<p><em>Erendil; s. 72.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk Reformları 1919 Yılında Tasarlamıştı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturk-reformlari-1919-yilinda-tasarlamisti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 14:44:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[1919]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk devrimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk İnkılapları]]></category>
		<category><![CDATA[latin harfleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mazhar Müfit]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Erendil]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5190</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK gelecekte yapacaklarını anlık düşlerin üzerine inşa etmemiştir. Bir stratejist ve hesap adamı titizliğiyle ,bir taraftan dünyanın akıp&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK gelecekte yapacaklarını anlık düşlerin üzerine inşa etmemiştir. Bir stratejist ve hesap adamı titizliğiyle ,bir taraftan dünyanın akıp gittiği istikameti değerlendirmiş, diğer taraftan asrın bütün felâketlerine maruz kalmış olan Türk ulusunun yetenek, beklenti, ihtiyaç ve direncini değerlendirmiştir. Bu değerlendirmeler ATATÜRK’ün bilgi birikimi, üstün zekâ ve öngörüsüyle Türk ulusunun geleceğini şekillendirecek olan hedef plânları oluşturmuştur. Bağımsızlık Savaşı ve devrimler bu plânın ana hedefleridir. Aşağıdaki anekdot  ATATÜRK’ün yaşamında tesadüflere yer olmadığını yansıtan güzel bir örnektir:</p>
<p>ATATÜRK, Millî Mücadele hareketine başlamak üzere, daha kongrelerin düzenlendiği sıralarda ileride yapacağı devrimleri de kafasında tasarlamıştı. O, bu devrimleri önceleri gizli tutmuştu. Mazhar Müfit (Kansu) bunu şöyle nakleder:</p>
<p>“O, hatıra defterime ve günü gününe her olayı not edişime hem memnun olur hem de bazen şaka yapmaktan kendisini alıkoymazdı.</p>
<p>-Hafızalarımız zayıfladığı zaman Mazhar Müfit’in defteri çok işimize yarayacak derdi. Defteri getirdiğimi görünce, sigarasını birkaç nefes üst üste çektikten sonra:</p>
<p>-Amma bu defterin bu yaprağını kimseye göstermeyeceksin. Sonuna kadar gizli kalacak. Bir ben, bir Süreyya, bir de sen bileceksin, dedi,. Şartım bu &#8230;</p>
<p>Süreyya da ben de   :</p>
<p>-Buna emin olabilirsiniz Paşam&#8230; dedik.</p>
<p>Paşa bundan sonra:</p>
<p>-Öyle ise önce tarih koy!&#8230; dedi.</p>
<p>Koydum: 7-8 Temmuz 1919. Sabaha karşı. Tarihi sayfanın üzerine  yazdığımı görünce:</p>
<p>-Pekâla&#8230; yaz, diyerek devam etti:</p>
<p>-Zaferden sonra hükûmet şekli cumhuriyet olacaktır. Bunu size daha önce de bir sorunuz nedeniyle söylemiştim. Bu bir.</p>
<p>İki: Padişah ve hanedan hakkında zamanı gelince gereken yapılacaktır.</p>
<p>Üç: Tesettür (örtünme) kalkacaktır.</p>
<p>Dört: Fes kalkacak, medenî milletler gibi şapka giyilecektir.</p>
<p>Bu anda gayri ihtiyari kalem elimden düştü. Yüzüne baktım. O da benim yüzüme baktı. Bu, gözlerin bir takılışta birbirine çok şey anlatan konuşuşuydu.</p>
<p>Paşa ile zaman zaman senli benli konuşmaktan çekinmezdim.</p>
<p>-Neden durakladın? deyince:</p>
<p>-Darılma ama Paşam, sizin de hayalperest taraflarınız var, dedim. Gülerek :</p>
<p>-Bunu zaman gösterir. Sen yaz, dedi. Yazmaya devam ettim.</p>
<p>-Beş: Lâtin harfleri kabul edilecek.</p>
<p>-Paşam yeter&#8230; yeter&#8230; dedim ve biraz da hayal ile uğraşmaktan bıkmış bir insan edası ile:</p>
<p>-Cumhuriyet’in ilânını başaralım da gerisi yeter, diyerek defterimi kapadım ve koltuğumun altına sıkıştırdım. İnanmayan bir adam tavrı ile:</p>
<p>-Paşam sabah oldu. Siz oturmaya devam edeceksiniz, hoşçakalın&#8230; diyerek yanından ayrıldım. Gerçekten de gün ağarmıştı. Süreyya da benimle beraber odadan çıktı. Fakat burada ve bu anda olayların beni nasıl yanıltıp ve M. Kemal’i doğruladığını daha doğrusu Mustafa Kemal’in beni nasıl bir cümle ile mahcup ettiğini itiraf etmeliyim.</p>
<p>Çankaya’da akşam yemeklerinde birkaç defa:</p>
<p>-Bu Mazhar Müfit yok mu?&#8230; Kendisine Erzurum’da tesettür kalkacak, şapka giyilecek, Lâtin harfleri kabul edilecek dediğim ve bunları not etmesini söylediğim zaman defterini koltuğunun altına almış ve bana hayalperest olduğumu söylemişti.” dedi.</p>
<p><em>Erendil; s. 29-30. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk ve Milletlerin Mutluluğu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturk-ve-milletlerin-mutlulugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2020 22:18:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[ankara palas]]></category>
		<category><![CDATA[Antonescu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Milletlerin Mutluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[dünya milletleri]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Erendil]]></category>
		<category><![CDATA[Romanya Dışişleri Bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[türk ulusunun çağdaş dünyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4954</guid>

					<description><![CDATA[Türk ulusunu çağdaş dünyanın onurlu bir üyesi yapmaya çalışan ATATÜRK, uluslar arası dostluk ve iş birliğine büyük önem&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk ulusunu çağdaş dünyanın onurlu bir üyesi yapmaya çalışan ATATÜRK, uluslar arası dostluk ve iş birliğine büyük önem vermiş ve dünyanın neresinde olursa olsun, hangi ulusu ilgilendirirse ilgilendirsin her sorunun çözümüne katkıda bulunmak hususunda duyarlılık göstermiştir. Ona göre bir ülkenin huzur ve barış içerisinde yaşayabilmesi ancak dünyada barışın sağlanmasıyla mümkündür. Dünya barışına hizmet etmek aynı zamanda kendi barışın için de çalışmaktır. Kavganın ortasındaki bir insanın huzurlu olabileceğini düşünmek nasıl ki mümkün değilse, barışın egemen olmadığı bir dünyada da bir ülkenin huzurlu olması mümkün değildir. Barışa katkının önemini vurgulaması açısından ATATÜRK’ün aşağıdaki sözleri son derece önemlidir:<br />
ATATÜRK, dünya milletlerini bir bütün olarak görürdü. 17 Mart 1937’de Ankara Palas’ta Romanya Dışişleri Bakanı Antonescu ile görüşürken bunu şöyle belirtmiştir:<br />
“Şimdiye kadar açıkladığım hususlar ayrı ayrı toplumlara aittir. Fakat bugün bütün dünya milletleri aşağı yukarı akraba olmuşlardır ve olmakla meşgullerdir. Bu itibarla insan, mensup olduğu milletin varlığını ve saadetini düşündüğü kadar, bütün dünya milletlerinin huzur ve refahını düşünmeli ve kendi milletinin saadetine ne kadar değer veriyorsa bütün dünya milletlerinin saadeti için de elinden geldiği kadar çalışmalıdır. Bütün akıllı adamlar takdir ederler ki, bu alanda çalışmakla hiçbir şey kaybedilmez. Çünkü dünya milletlerinin saadetine çalışmak, diğer bir yoldan kendi huzur ve saadetini temine çalışmak demektir. Dünyada ve dünya milletleri arasında barış olmazsa, bir millet kendisi için ne yaparsa yapsın huzurdan yoksundur. Onun için ben sevdiklerime şunu öneririm:<br />
Milletleri yöneten kişiler, doğal olarak öncelikle kendi milletinin varlığını ve mutluluğunu sağlamayı isterler. Fakat aynı zamanda bütün milletler için aynı şeyi istemek lâzımdır.<br />
Bütün dünya olayları bize bunu açıkça kanıtlar. En uzakta zannettiğimiz bir olayın bizi bir gün etkilemeyeceğini bilemeyiz.<br />
Bütün insanlık âlemi bir vücut ve bir milleti de bu vücudun organı kabul etmek gerekir. Bir vücudun parmağının ucundaki acıdan diğer organlar etkilenir. “</p>
<p><em>Erendil; s. 84.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk, Çanakkale Şehitleri ve Çanakkale&#8217;de Ölen Düşman Muharipleri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturk-canakkale-sehitleri-ve-canakkalede-olen-dusman-muharipleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2020 14:33:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten 20 Anı]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale şehitleri]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkalede ölen düşman muharipler]]></category>
		<category><![CDATA[iç işleri bakanı şükrü kaya]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul işgali]]></category>
		<category><![CDATA[mehmetçik anıtı]]></category>
		<category><![CDATA[mehmetçik anıtında söylenen sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Erendil]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[türk insanı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4875</guid>

					<description><![CDATA[Türk insanının ne düşündüğünü, neleri düşüneceğini ve neleri yapabileceğini en iyi bilen insanların başında ATATÜRK gelir. Çünkü o&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk insanının ne düşündüğünü, neleri düşüneceğini ve neleri yapabileceğini en iyi bilen insanların başında ATATÜRK gelir. Çünkü o hem Türklüğün hem de Türk kültürünün en nitelikli ve en seçkin simasıdır. Bu insan kendisini çok iyi tanımanın avantajıyla Türk insanının ruhunu ve düşüncelerini okuma becerisini her zaman göstermiştir. Yaşamında yanılgı ve başarısızlığın yer bulamamış olması da bundandır. Büyük insan ATATÜRK’ün, insan ATATÜRK’ün, Çanakkale bölgesine denetlemeye gidecek olan dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, veda için kendisini ziyarete geldiği zaman ona söylediği aşağıdaki sözleri; onun evrensel kişiliğini ve tarifi olanaksız hoşgörüsünü göstermektedir:<br />
-Çanakkale’ye gittiğin zaman aziz şehitlerimizi de ziyaret edeceksin. Bu görevi yapacağına şüphe yok. Yalnız nasıl bir nutuk söyleyeceksin. Ben söyleyeyim: Burada yatan aziz şehitlerimiz! Sizi hürmetle, saygı ile anıyoruz,diyeceksin. Mehmetçik anıtının başında, bütün yeteneğinle konuşacaksın. Burada rahat ve huzur içinde yatınız, diyeceksin. Siz olmasaydınız, siz göğüslerinizi çelik kalelere siper etmeseydiniz, bu boğaz aşılır, İstanbul işgal edilir, vatan toprakları istilâya uğrardı, diyeceksin.<br />
-Evet, böyle konuşacağım!<br />
-Hayır, hayır&#8230; Sen böylenin üstünde, çok daha başka konuşacaksın. Dünyaya seslenircesine konuşacaksın. Orada, Çanakkale’de yalnız bizim şehitlerimiz değil, bu toprak üstünde kanlarını döken insanları da o kahraman askerleri de hürmetle, saygıyla anacaksın.”<br />
-Paşam, ben bunları yapamam; çünkü bu sözler ancak sizin söyleyebileceğiniz yüksek sözlerdir.<br />
-Söyleyeceksin. Çanakkale’den dünyaya karşı böyle konuşacaksın. Senin böyle konuşman gerekir.”<br />
Şükrü Kaya ATATÜRK’ün yanından ayrılır ve gece tekrar buluşurlar. ATATÜRK, Şükrü Kaya’ya uzun bir kâğıt uzatır. Bu, Çanakkale’de söyleyeceği nutuktur. bizzat hazırlamıştır ve Şükrü Kaya, bu nutku alıp Çanakkale’ye gider. Orada Mehmetçiğin mezarı başında bu nutku söyler. Nutukta Şükrü Kaya’nın yabancı askerlere hitaben belirttiği cümleler şunlardır:<br />
“Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve rahat içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak ülkelerden evlâtlarını savaşa gönderen analar! Göz yaşlarınızı dindiriniz. Evlâtlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır.”<br />
Şükrü Kaya, ATATÜRK’ün toprağında yendiği milletlere karşı gösterdiği yüksek insanlık hislerinin ifadesini taşıyan cümleleri Çanakkale’de söyler, Ankara’ya döner.<br />
Meğer Mehmetçik Anıtı’nın başında söylenen bu sözleri kaydeden birkaç gazeteci varmış. Onlar bu sözleri gazetelerine bildirirler, nutuk dünyaya yayılır ve aradan hafta geçmeden Şükrü Kaya’ya telgraflar yağar. Ta Avustralya, Yeni Zelanda’dan günler sonra mektuplar gelir. Gözleri yaşlı analardan, kardeşlerden, siyasî şahsiyetlerden, askerlerden&#8230; Şükrü Kaya, bu konuşmasından dolayı tebrik edilir, takdir edilir.<br />
Oysaki söz, büyük askere aittir. Ve O büyük asker, dün yendiği milletlere karşı düşmanlık hissi beslememekte, en insanî, en medenî hislerle, dostluk elini uzatmaktadır ve bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri bakanına söyletmektedir. “Yurtta barış, cihanda barış”&#8230; ATATÜRK’ün bu sözünü dünya milletleri arasında düşmanlığın unutulmasından aldığı nasıl belli!</p>
<p><em> Erendil; s. 85-86.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara&#8217;yı Neden Başkent Yaptım?</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ankarayi-neden-baskent-yaptim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Oct 2019 07:43:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[asfalt]]></category>
		<category><![CDATA[başkent]]></category>
		<category><![CDATA[dalkavukluk]]></category>
		<category><![CDATA[Hükümet merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[imkansızı imkan haline getiren kudret]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Erendil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4181</guid>

					<description><![CDATA[Muzaffer Erendil anlatıyor: &#8220;Atatürk, sıcak bir günün akşamında yanında bazı ileri gelenlerle köşkünün bahçesinde dolaşıyordu. Ben de o&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muzaffer Erendil anlatıyor:</p>
<p>&#8220;Atatürk, sıcak bir günün akşamında yanında bazı ileri gelenlerle köşkünün bahçesinde dolaşıyordu. Ben de o sıralar eski köşkün tavan dekorlarıyla meşguldüm. Tozlu ve sisli bir akşam, Ankara&#8217;nın üzerine çökmüştü. Yer yer toz hortumları semaya doğru yükseliyor ve manzaraya daha boğucu bir hava ekliyordu. Bize:</p>
<p>&#8220;Ankara&#8217;yı hükümet merkezi yapmakla iyi mi ettim?&#8221; diye sordu. Tabii herkes müspet (olumlu) cevap verdi. Arkasından:</p>
<p>&#8220;Neden?&#8221; suali (sorusu) gelince, kimi stratejiden, kimi siyasetten bahsetti. Hatta birimiz:</p>
<p>&#8220;Kayalık güzeldir&#8221; gibi estetik nazariye (görüş) de ortaya attı. Atatürk:</p>
<p>&#8220;Şimdi dalkavukluğu bırakın&#8221; diye münakaşayı kapattı. &#8220;Ankara&#8217;nın hükümet merkezi olmak için saydığınız meziyetleri beni ikna etmeye yetmez. Ben Ankara&#8217;yı hükümet merkezi yapmakla büsbütün başka bir hedef güttüm. Türk&#8217;ün imkânsızı imkan haline getiren kudretini dünyaya bir kere daha tekrar etmek istedim. Bir gün gelecek şu çorak tarlalar, yeşil ağaçların çevirdiği villaların arasından uzanan yeşil sahalar asfaltlarla bezenecek. Hem bunu hepimiz göreceğiz. O kadar yakında olacak.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
