<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mustafa Kemal’in Ankarası &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/mustafa-kemalin-ankarasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 12 May 2020 18:33:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Mustafa Kemal’in Ankarası &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>O Geleceği Planlamıştı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/o-gelecegi-planlamisti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2020 18:33:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İstikbal sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün İleri Görüşlülüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İstikbal Göklerdedir]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal’in Ankarası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4857</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK, okul yıllarından itibaren ülke sorunlarına ilgi duymuştur. O, keskin zekâsıyla ülke ve dünyadaki değişmelerin toplumlarının geleceğini nasıl&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK, okul yıllarından itibaren ülke sorunlarına ilgi duymuştur. O,<br />
keskin zekâsıyla ülke ve dünyadaki değişmelerin toplumlarının geleceğini<br />
nasıl etkileyeceğini, toplumların nelere gebe olacağını sezmiştir. Bu seziş<br />
onun geleceğe yönelik plânlarını oluşturmasını sağlamıştır. Onun sezgilerine<br />
dayanan playlar o günün koşullarında, birçokları tarafından gerçekleşmesi<br />
mümkün olmayan hayaller olarak değerlendirilse de o, ufkun ötesine uzanan<br />
yolculuğundan asla geri adım atmamıştır. Bu yolculuk sonucu çağdaş Türkiye<br />
ülkü olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşmüştür.ATATÜRK’ün başarıları ve<br />
gerçekleşen geleceğe yönelik öngörülerinin hiçbirisi tesadüflerin sonucu<br />
olmamıştır. Onun yaptığı her şeyi önceden plânladığını göstermesi<br />
bakımından aşağıdaki anekdot ilginç bir örnektir:<br />
Mustafa Kemal’in Harp Akademisinde öğrenimini tamamladığı<br />
günler&#8230;Dostlar halkası yavaş yavaş genişlerken, Lütfi Müfit (Özdeş), Cafer<br />
Tayyar (Kanatlı), Ali Fuat (Cebesoy), babası Fazıl Paşa, Zeyrekli Kazım<br />
(Karabekir) bu özel kadroya alınırlar.<br />
İlk kez gizli, el yazması bir gazete çıkarır genç Akademili. Gizli<br />
konferanslar da devam eder. Padişahı eleştirip, üst düzey yöneticiler takımını<br />
didik didik ufalarlar.<br />
Yukarıda adını saydığım gençler, daha da adını duymadıklarımız,<br />
olayların içine böyle böyle girerler. Kimi kıyısından, kimi köşesinden&#8230; Kadro<br />
giderek büyür.<br />
Ama Zübeyde Hanım korkular içindedir. Oğlunun nelerle uğraştığını<br />
kavrayamaz, bağlayamaz, ‘’Mustafa’m, sen neler yapıyorsun?’’ sorusu<br />
yanıtsız kalır hep&#8230;Ya da ‘’Sen merak etme, iyi şeyler yapıyoruz.’’ gibi<br />
yanıtlarla geçiştirilir.<br />
“Mustafa’m, yoksa sen yedi evliya gücündeki padişahımıza mı<br />
karşısın?’’ gibi sorulara ise ”Çakır oğlu‘’, sadece gülerek, yanaklarından<br />
öperek, sarılarak yanıt veriyor annesine&#8230;</p>
<p>Şimdi bu gençlerin hemen hepsi aynı okullarda okudular. Aynı<br />
koşullarda ya da yakın büyüdüler. Yıllardır aynı konuları konuşuyor,<br />
paylaşıyor, tartışıyorlar. Ama yine de, Zübeyde Hanımın sorularıyla aynı<br />
anlama gelen sorular var onların da içinde, bazen dayanamayıp<br />
açıkladıkları!&#8230;<br />
Neler söylüyor bu genç adam arkadaşlarına?<br />
-Padişahlık yıkılmalıdır, yıkılacaktır, diyor.<br />
-Ordu yeniden kurulmalıdır, diyor.<br />
-Balkan ordularının birleşmesi bizim için tehlikelidir, diyor.<br />
-Yeni bir yönetim biçimi, yeni bir ordu, yeni bir toplum, diyor.<br />
Bunlar onun emelleri. Ama onun emellerine, arkadaşlarının hayalleri<br />
bile ulaşamamıştır anlaşılan. Bu Fatih’in yakınlarına söylediği bir gerçekti<br />
vaktiyle. Biri doruklara yükselirken, öbürleri yamaçlarda çabalıyordu.<br />
Bir akşam Selânik’te, Beyaz Kule gazinosunda, bu emeller<br />
doğrultusunda heyecanlı tasarımlar açıklanırken coşkusunu saklayamayan<br />
genç Mustafa bir arkadaşına, ‘’Seni harbiye nazırı yapacağım, seni de<br />
hariciye nazırı&#8230;’’ diye bildirdi. Böyle mevki ve makam dağıtmaya başlayınca,<br />
bunun hoş bir şaka olduğunu sanan biri, bu şakaya yanıt vererek, ‘’Peki bizi<br />
bu makamlara getirebilmek için sen ne olacaksın? Yoksa padişah mı?’’ diye<br />
sorunca, o, ciddiyetle ve kahkahalarla ‘’Yoo, hayır! Ondan da önemli.’’ yanıtını<br />
verdi. Bu olmayacak duaya, şakayla karşılık amin diyenler, ürküp susanlar&#8230;<br />
Ama o akşam ciddiye almadıkları bir gerçek! Çok da haksız sayılmazlar.<br />
Ama benim anlayamadığım, günün birinde, o neşeli akşam<br />
sofralarında, arkadaşlarına verdiği bu cür’etli sözlerin hemen hepsi bir bir<br />
gerçekleşmeye başlayınca, aynı arkadaşlar acaba neden bozuluyorlar,<br />
şaşırıyorlar, öfkeleniyorlar ve korkuyorlardı?<br />
O, bu yakın dostlarına hiç yalan söylememiş ki&#8230; Her şey ortada işte!</p>
<p><strong>Nezihe Araz</strong></p>
<p><em>Nezihe Araz; Mustafa Kemal’in Ankara’sı, İstanbul, 1994, s. 77-78. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağaç ve Yeşil Sevgisi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/agac-ve-yesil-sevgisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 16:45:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Ağaç]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İsmet Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Doğa Sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Mansur Yavaş Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal’in Ankarası]]></category>
		<category><![CDATA[nezihe araz atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Ankara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2140</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa Kemal her şeyden önce yemyeşil bir Ankara istiyordu. Yemyeşil! Falih Rıfkı’nın dediği gibi, “Ya yeşil bir Ankara,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Kemal her şeyden önce yemyeşil bir Ankara istiyordu. Yemyeşil! Falih Rıfkı’nın dediği gibi, “Ya yeşil bir Ankara, ya da hiç!”<br />
Mustafa Kemal’in bir doğa aşığı, bir ağaç sevdalısı olduğunu biliyorsunuz<br />
herhalde. Peki, bir sabah bozkırın sarı sıcağında at koştururken, İsmet Paşa’ya:<br />
&#8211; İsmet bana öyle yeni bir din teklif et ki ibadeti ağaca tapmak olsun.<br />
Dediğini biliyor musunuz?<br />
Yani Gazi, İsmet Paşa’ya demek istiyordu ki: “İnsanlarımıza, ağaçları, yeşili<br />
taparcasına sevmeleri için nasıl bir eğitim uygulamalıyız? Bunu bana öner.<br />
” Ama zaten, o bunun yolunu biliyordu. Lafla değil, ancak yaşayarak öğrenebilirdi insanlar bunu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>Nezihe Araz, Mustafa Kemal’in Ankarası, İstanbul: Dünya Yayıncılık 1998, s. 34</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
