<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>müslüman &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/musluman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:07:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>müslüman &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Muhammet Ali Cinnah</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/muhammet-ali-cinnah/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2019 10:31:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[hind müslümanları]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Millet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammet Ali Cinnah]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2788</guid>

					<description><![CDATA[O, Türkiye&#8217;yi kurmakla bütün dünya uluslarına Müslümanların seslerini duyuracak kudrette olduğunu ispat etti. Kemal Atatürk&#8217;ün ölümüyle Müslüman dünyası&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>O, Türkiye&#8217;yi kurmakla bütün dünya uluslarına Müslümanların seslerini duyuracak kudrette olduğunu ispat etti.</p>
<p>Kemal Atatürk&#8217;ün ölümüyle Müslüman dünyası en büyük kahramanını kaybetmiştir. Atatürk gibi bir önder önlerinde bir ilham kaynağı olarak dikildiği halde Hind Müslümanların bugünkü durumlarına hâlâ razı olacaklar mı?</p>
<blockquote><p><strong>Millet Gazetesi, 10 Kasım 1954</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Heykel Hakkında</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/heykel-hakkinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 12:39:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Heykel Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2366</guid>

					<description><![CDATA[Dünyada sürekli olarak ve olgunlaşmak isteyen herhangi bir ulus, ne yapıp yapıp, heykel yapacak ve heykelci yetiştirecektir. Anıtların&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada sürekli olarak ve olgunlaşmak isteyen herhangi bir ulus, ne yapıp yapıp, heykel yapacak ve heykelci yetiştirecektir. Anıtların şuraya buraya tarihsel anılar olarak dikilmesinin dine aykırı olduğunu ileri sürenler şeriat hükümlerini (yargılarını) gerektirdiği gibi araştırıp incelememiş olanlardır. Peygamber Efendimizin İslam dinini kuruşundan bu ana kadar bin üç yüz bu kadar yıl geçmiştir. Peygamber Efendimizin Tanrı buyruklarını bildirdiği sırada seslendiği kimselerin kalp ve vicdanlarında putlar vardı. Bu insanları Tanrı yoluna çağrı için önce o taş parçalarını atmak ve bunları ceplerinden ve kalplerinden çıkarmak zorunda idi. İslamın gerçekleri tam olarak anlaşıldıktan ve oluşan vicdan kanıları güçlü olaylarla da doğrulandıktan sonra birtakım aydın kişilerin böyle taş parçalarına tapınacağını varsaymak ve sanmak İslam dünyasını aşağılamak demektir. Aydın ve dindar olan ulusumuz ilerlemenin nedenlerinden biri olan heykeltıraşlığı büyük ölçüde ilerletecek ve ülkemizin her köşesini atalarımızın ve bundan sonra yetişecek evlatlarımızın anılarını güzel heykellerle bütün dünyanın önüne serecektir. Bu iş çoktan başlamıştır. Örneğin Sivas&#8217;tan Erzurum&#8217;a  giderken yol üzerinde güzel bir heykele rastlarsınız. Hem sonra Mısırlılar Müslüman değil midir? İslamlık yalnız Türkiye ve Anadolu halkını mı sınırlan içine almıştır? Seyahat edenler çok iyi bilirler ki, Mısır&#8217;da bir çok büyük kişinin heykelleri bulunur. Ulusumuzun din ve dil gibi güçlü iki erdemi vardır. Bu erdemleri hiçbir güç ulusumuzun kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz. İnsanların olgunlaşmak için bazı şeylere ihtiyacı vardır. Bir ulus ki resim yapamaz, bir ulus ki heykel yapamaz, bir ulus ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapamaz, açıkça söyleyelim, o ulusun ilerleme yolunda yeri olamaz. Oysa bizim ulusumuz, gerçek nitelikleriyle uygar ve ileri bir ulus olmaya layıktır, olacaktır da.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arap Tarihi Hakkında</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/arap-tarihi-hakkinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 12:26:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[arap]]></category>
		<category><![CDATA[Arap Tarihi Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[emevi]]></category>
		<category><![CDATA[endülüs]]></category>
		<category><![CDATA[halife]]></category>
		<category><![CDATA[muhammet]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarih Kurumu'na Mektuplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2359</guid>

					<description><![CDATA[Arap ordularının birçok esirden bir köle sınıfı oluşturduğundan söz edilirken bu kölelerin Türk çocukları olduğu söylenerek hangi taraf&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arap ordularının birçok esirden bir köle sınıfı oluşturduğundan söz edilirken bu kölelerin Türk çocukları olduğu söylenerek hangi taraf için ve ne nitelikte bir övünç nedeni arandığı incelenmeden bu durum tarih sayfalarına geçirilmemelidir. Kuşku yok ki, Türklerden bir çok kahraman gençler şöyle ya da böyle Arap halifelerin saraylarına girmiştir. Arap hükümetinin örgütlerinde ve Araplar hakkında ele geçirilen bir çok vilayet ve eyalette zaferleri kazanan kuvvetlerin kalbinde yerini almıştır. Bilimde, sanatta ve özellikle askerlik ve komutanlıkta yüksek mevkiler elde etmişlerdir. Ve sonuç olarak, Arap imparatorluğu sanını taşıyan büyük ülkelerde birinci derecede erk ve üstünlük sağlamışlardır. En sonunda da, Hazret-i Muhammed&#8217;in halifesi sanını taşımak maskaralığında bulunanları emir ve iradeleri altına almışlardır. Eğer bunu yapmış olan insanlara köle demek yerinde olursa, herkes bu koşullarla köle olmayı övünçle kabul eder. Efendiye, buyruğunu yürütene köle demek ve aşağılık, güçsüz adamlara efendi demek tarihin gereklerinde midir?</p>
<p>***</p>
<p>Arap ve İslam tarihinde Cumhuriyet dönemi diye bir dönem yoktur. Hazret-i Muhammet&#8217;ten sonra gelen ve tarihin kendilerine halife sanını verdiği Arap ve Müslüman &#8220;emirbaşkan&#8221;lar dönemini Emeviler ve onlardan sonra Abbasiler ve Endülüslülerin soydan kalma saltanatlarından ayırt etmek için bu dört halife dönemine özgü bir ad vermek gerekiyorsa bence bu uygundur. Bunlara &#8220;Halifey-i Raşidin&#8221;, &#8220;güya yol gösterici halifeler&#8221; dönemi demek yerine bu &#8220;dört halife&#8221; demek yerinde olur.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1931, Türk Tarih Kurumu&#8217;na Mektuplar</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslam ve Hristiyan Dünyaları</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/islam-ve-hristiyan-dunyalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 20:03:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Batı]]></category>
		<category><![CDATA[doğu]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[islam düyası]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ve Hristiyan Dünyaları]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Türküm ve düşmanım sana kalsam da bir kişi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2221</guid>

					<description><![CDATA[Gene biliyorsunuz ki, İslam dünyası içindeki toplumlar ile Hristiyan dünyası toplulukları arasında birbirini bağışlama olanağını görmeyen bir düşmanlık&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gene biliyorsunuz ki, İslam dünyası içindeki toplumlar ile Hristiyan dünyası toplulukları arasında birbirini bağışlama olanağını görmeyen bir düşmanlık vardır. İslamlar Hristiyanların ,Hristiyanlar İslamların hep düşmanları oldular. Birbirlerine Tanrısız ve bağnaz gözüyle baktılar. Bu düşmanlık sonucudur ki, İslam dünyası, Batı&#8217;nın her yüzyıl yeni bir biçim ve renk alan ilerlemelerinden uzak kalmıştı. Çünkü Müslümanlar ilerlemeleri bir alçalma sayıp tiksintiyle karşılıyorlardı. Aynı zamanda iki topluluk arasında yüzyıllar boyunca süregelen düşmanlığın zorunluluğu ile İslam dünyası silahını bir an elinden bırakmamak zorunluluğunda bulunuyordu. İşte sürekli olarak elde silah bulunmasından ve düşmanlık duygusundan ötürü Batı&#8217;daki yeniliklere yüz çevirme, çöküşümüzün neden ve etkilerinin en önemlilerinden birini oluşturur.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusumuz, ulusallığının bilincine varmamasının çok acı cezalarını gördü. Osmanlı İmparatorluğundaki çeşitli uluslar hep ulusallık inancına sarılarak ulusallık ülküsünün gücüyle kendilerini kurtardılar. Biz ne olduğumuzu, sopa ile aralarında  kovulunca anladık. Gücümüz zayıfladığı anda bize hiç değer vermediler, bizi aşağıladılar. Anladık ki suçumuz kendimizi unutmazlığımızmış. Dünyanın bize saygı göstermesini istiyorsak, önce bizim kendi benliğimize ve ulusallığımıza bu saygıyı duygu, düşünce ve eylem yoluyla bütün davranışlarımızda gösterelim. Bilelim ki, ulusal benliğini bulamayan uluslar başka ulusların avı olur. Ulusal varlığımıza düşman olanlarla dost olmayalım. Böylelerine karşı bir Türk şairinin dediği gibi (karşı duvardaki levhaya işaret ederek): &#8220;Türküm ve düşmanım sana kalsam da bir kişi &#8221; diyelim. Düşmanlarımıza bu gerçeği belirttiğimiz gün, düşüncelerimize, ülkülerimize, geleceğimize yan bakan her kişiyi bir düşman saydığımız gün, ulusal benliğimize uzanacak her eli kırdığımız, ulusun önüne dikilecek her engeli hemen devirdiğimiz gün gerçek kurtuluşa erişmiş olacağız.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dini Sömürenlerle Savaş</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/dini-somurenlerle-savas/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 20:03:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[dindar]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Sömürenlerle Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[teknik]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2220</guid>

					<description><![CDATA[Sayın sanatkarlar, sevgili arkadaşlar; bizi yanlış yola sürükleyen kötü insanlar bilirsiniz ki, çok kez din perdesine bürünmüşler, saf&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın sanatkarlar, sevgili arkadaşlar; bizi yanlış yola sürükleyen kötü insanlar bilirsiniz ki, çok kez din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz; görürsünüz ki, ulusu yok eden, köle eden, çökerten kötülükleri hep din kılığı altında inançsızlıktan ilinçli davranışlardan gelmiştir. Onlar her türlü hareketi dinle karıştırırlar. Oysa, Tanrı&#8217;ya şükür, hepimiz müslümanız; hepimiz dindarız. Bizim artık dinin gereklerini öğrenmek için şundan bundan ders ve akıl almaya ihtiyacımız yoktur. Analarımızın, babalarımızın kucaklarında verdikleri dersler bile bize dinimizin temel ilkelerini anlatmaya yeterlidir. Buna karşın hafta tatilleri dine aykırıdır gibi yararlı ve akla, dine uygun sorunlar hakkında sizi aldatmaya, doğru yoldan saptırmaya çalışan kötü kişilere yüz vermeyin. Ulusumuzun içinde gerçek ve ciddi din bilginleri vardır. Ulusumuz böyle din bilginleriyle övünür. Onlar ulusumuzun, toplumumuzun güvenini kazanmışlardır. Böyle bilginlere gidin. &#8220;Bu bay bize böyle söylüyor, siz ne diyorsunuz&#8221; diye sorun. Ancak genelde buna ihtiyaç yoktur.</p>
<p>***</p>
<p>Eğer onlar hakkında benim kişisel tutumumu öğrenmek isterseniz derim ki, ben onların düşmanıyım. Onların olumsuz yönde atacakları bir adım, yalnız benim kendi inancıma değil, yalnızca benim amacıma değil, o adım ulusumla ilgili, o adım benim ulusumun yaşamına karşı kötü niyetli bir davranıştır. O adım ulusumun yüreğine yöneltilmiş zehirli bir hançerdir. Benim ve benimle aynı düşüncede olan arkadaşlarımın yapacağımız şey, ne olursa olsun, o adımı atanı tepelemektir. Sizlere bundan da öte bir şey söyleyeyim. Olacak şey değil ya, bunu sağlayacak yasalar olmasa, bunu sağlayacak meclis olmasa, öyle olumsuz adım atanlar karşısında herkes çekilse ve ben kendi başıma kalsam gene tepeler, gene öldürürüm.</p>
<blockquote><p><strong>Şubat 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Gerçeği açıklamak zorundayız: bütün İslam toplumlarında yanlış düşünce ve görüşler yaygın olduğu içindir ki Doğu&#8217;dan Batı&#8217;ya kadar İslam ülkeleri düşmanların ayakları altında çiğnenmiş, düşmanların kölelik zincirlerine vurulmuştur.</p>
<p><b>***</b></p>
<p>Müslüman topluluklar içinde bizim ulusumuz olan Türklerin geleneklerinde ve süregelmiş davranışlarında öyle yanlış, bozuk şeyler pek yoktu. Türk toplumunun gelenekleri, İslamın gerçeklerine yakın ve uygundu. Ancak Türklerin bulundukları yerler, yaşadıkları bölgeler nedeniyle, bir yandan İran, öte yandan Arap ve Bizans ulusları ile komşu durumunda idiler. Kuşku yok ki, böyle durumların ulusların üzerinde etkileri görülür. Türkler, temas ettikleri bu ulusların sağlıklı olmayan törelerinin kötü yönlerinin etkisi altında kalmaktan kendilerini alı koyamamışlardır. Bu hal, kendilerine düzensiz, bilim ve insanlığa aykırı görüş ve düşünceler aşılamaktan geri kalmamıştır. İşte düşüşümüzün belli başlı nedenlerinden biri budur.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Hepiniz bilirsiniz ki, Peygamber Efendimiz, Tanrı hükümlerini iletmekle görevli kılındığı tarihte çevre ülkelerde türlü<br />
uluslar vardı. Müslümanlığı bütün insanlığa kabul ettirmek için Tanrı uğruna kılıç çeken Arap savaşçılar, yüzyıllarca yüksek bir uygarlığa olan, ulusal geçmiş ve töre ve geleneklerine bağlı bir çok ulusu, Türkler, İranlılar, Mısırlılar, Bizanslılar gibi ulusları az zamanda İslamiyetin sınırlan içine aldılar. Gene teknik açıdan, bilimsel açıdan ve maddi açıdan görüyorsunuz ki, herhangi bir ulus yeni bir biçim alınca, devleti bütün ilkeleriyle benimsemekte, sindirmekte güçlüklere uğruyor. Hep uzun bir geçmişin kendi varlığında yaşadığını görüyor. Hep yüzlerce yıllık uygarlığın, kendi toplumsal yapısına sağlamca yerleştirdiği alışkanlıklara bağlı kalıyor; ve böylece her yeni bir şey alan uluslarda yeni ile eskinin birbirine karıştığını, yeni bir şeyin ilkeleriyle kendinde var olan eski ilkelerin karıştırıldığını görüyoruz. Bu doğal kural İslamiyeti kabul eden uluslarda söylediğimiz gibi ortaya çıktı. Yüce İslam dininin çok yüksek, çok değerli gerçeklerini bu uluslar olduğu gibi almamakta direndiler. İslamlığın ilk parlak dönemlerinde, geçmişin ürünü olan sakat törelerin bir süre için kendini göstermeye ve etkide bulunmaya güçleri yetmemişse de, biraz sonra İslam gerçeklerine sarılmaktan, İslamiyet ilkelerine uygun davranmaktan çok, geçmişten kalma töre ve inançları dine karıştırmaya başladılar.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bunca yüzyıllarda olduğu gibi bugün de ulusların bilgisizliğinden ve bağnazlığından yararlanarak bin bir türlü siyasal ve kişisel amaç ve çıkar sağlamak için dini bir alet, bir araç olarak kullanma girişiminde bulunanların yurt içinde ve dışında bulunuşu bizi bu konuda söz söylemekten, ne yazık ki, henüz alıkoyamıyor. İnsanlıkta din duygu ve bilgisi her türlü boş inançlardan sıyrılarak, gerçek bilim ve tekniğin parlak ışıklarıyla yıkanıp yetkin bir hale gelinceye kadar din oyunu aktörlerine her yerde rastlanacaktır.</p>
<p>***</p>
<p>Ulusumuz yüzyıllar boyunca bu boş görüşlere dayanılarak yönlendirildi. Ama ne oldu? Her gittiği yerde milyonlarca insan bıraktı. Yemen çöllerinde kavrulup yok olan Anadolu çocuklarının sayısını biliyor musunuz dedim. Suriye&#8217;yi korumak için, Mısır&#8217;da barınabilmek için, Afrika&#8217;da tutunabilmek için ne kadar insan şehit oldu, bunu biliyor musunuz? Ve sonuç ne oldu, görüyor musunuz dedim. Halifeyi dünyaya meydan okumak ve onu bütün Müslümanların işlerinde yetkili kılmak düşüncesinde olanlar, bu görevi yalnız Anadolu halkından değil, onun sekiz on katı insandan oluşan büyük İslam topluluklarından istemelidir. Yeni Türkiye halkının artık kendi varlık ve mutluluğundan başka düşünecek bir şeyi yoktur. Başkalarına verilecek en küçük bir şeyi kalmamıştır.</p>
<p>***</p>
<p>Kerbela, hafid-i Peygamberi (Peygamber&#8217;in torunu), seyf-i mübarek (kutsal kılıç), müşerref (onura erişmiş) ..  Bunlar gibi halkça beğenilebilecek sözlerle ulusu aldatmaya kalkışanlar artık insaf etsinler! Halk da gözünü açsın, sağ görüsünü arttırsın!</p>
<p>***</p>
<p>Masum halka beş vakit namazdan başka geceleri de fazla namaz kılmayı öğütleyen kişi ömründe hiç namaz kılmamış bir politikacı olursa, bunun amacı anlaşılmaz olur mu?</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulusal Egemenliğin Halifelik ve Padişahlıkla İlgisi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ulusal-egemenligin-halifelik-ve-padisahlikla-ilgisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2019 16:46:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[aymazlık]]></category>
		<category><![CDATA[cahillik]]></category>
		<category><![CDATA[halife]]></category>
		<category><![CDATA[hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[muaviye]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[rasih efendi]]></category>
		<category><![CDATA[tevhidi tedrisat]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Büyük Millet Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Egemenliğin Halifelik ve Padişahlıkla İlgisi]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2019</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye Büyük Millet Meclisi halifenin değildir ve olamaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi yalnız ve yalnız ulusundur. Ulusun seçtiği&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi halifenin değildir ve olamaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi yalnız ve yalnız ulusundur. Ulusun seçtiği vekillerden oluşmuştur. Bu meclis yalnız ve yalnız ulusun emrine göre hareket etmek zorundadır. Ulus bu hakkını ne olursa olsun bir kimseye bırakamaz, veremez.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1921, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türk ulusunun ve onun biricik temsilcisi yüce meclisin, yurt ve ulusun bağımsızlığını, yaşamını güvence altında bulundurmaya çalışırken, halifelik ve padişahlıkla, halife ve padişahla bu kadar çok ilgilenilmesi sakıncalıdır. Şimdilik bunlardan hiç söz etmemek yüksek çıkarlarımız gereğidir. Eğer amaç bugünkü halife ve padişaha bağlı olan bağlılığı bir daha söyleyip belirtmekse, bu kişi haindir; düşmanların yurda ve ulusa kötülük yapmak için kullandıkları araçtır. Buna &#8220;Halife ve Padişah&#8221;deyince ulus, onun emirlerine uyarak düşmanların isteklerini yerine getirmek zorunda kalır. Hain, ya da makamın güç ve yetkisini kullanması yasak edilmiş olan kişi zaten padişah ve halife olamaz. &#8220;Öyleyse onu tahttan indirip yerine hemen başkasını seçeriz&#8221; demek istiyorsanız, buna da bugünkü durum ve koşullar elverişli değildir. Çünkü padişahlıktan ve halifelikten çıkarılması gereken kişi ulusun içinde değil, düşmanın elindedir. Onu yok sayarak başka birini halife ve padişah olarak tanımak düşünülüyorsa, o zaman bugünkü halife ve padişah haklarından vazgeçmeyerek İstanbul&#8217;daki hükümetiyle, bugün olduğu gibi, makamını koruyup çalışmalarını sürdürebileceğine göre, ulus ve yüce meclis temel amacını unutup halifeler sorunu ile mi uğraşacak? Ali ve Muaviye çağını mı yaşayacağız? Kısacası, bu sorun geniş, ince ve önemlidir. Çözümü bugünün işlerinden değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Eylül 1922, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bu Meclis Türkiye halkının meclisidir. Bu meclisin nitelik ve yetkisi yalnız ve ancak Türkiye halkının ve Türk yurdunun varlığı ve yazgısıyla ilgilidir ve ancak ona etki yapabilir. Meclisimiz kendi kendine bütün Müslümanlık dünyasını kapsayan bir güç elde edemez. Baylar, Türk ulusu ve onun temsilcilerinden kurulmuş olan meclisimiz, kendi varlığını halife sanını taşıyan ya da taşıyacak olan bir kişinin eline veremez ve vermeyecektir! Bundan ötürü Müslümanlık dünyasında kargaşa varmış, ya da olacakmış; bunların hepsi anlamsız ve yalan sözlerdir; kim söylemişse yalan söylemiştir, yalan söylüyor.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1922, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Olaylarla, bilimle, teknikle, yasa ile sonsuzluğa kavuşmuş olan bu egemenliği geçersiz kılacak, ona zarar verecek ne bu ülkenin içinde, ne de dışında hiçbir güç yoktur ve olamaz. Bütün Müslüman dünyasının gerçekten kurtuluşuna kadar iyice korunmasını üzerimize aldığımız halifelik makamının varlığı, Türkiye devletinin ne bağımsızlığı, ne yönetimi, ne de egemenliği ile çatışma durumunda değildir. Bu makam ve bu makamda oturan yüksek kişinin varlığı, bir neden yaratılmazsa sakıncalı sayılamaz. Ancak şurası kesin olarak bilinmelidir ki, herhangi bir makam ve kişi tarafından bu sakıncaya yol açıldığı gün, işin kuramsal yönü biter, eylem ve uygulama başlar.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1923, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Halifelik makamının böylece tanıdıktan sonra bu makamı Türk ulusunun egemenliğini ortadan kaldıracak bir makam saymak doğru değildir. Bugün halife olan yüksek kişinin bizimle aynı gerçekleri kavradığını takdir (anladığını) sanırım. Ancak bir aksaklık ortaya çıkarsa, bunu yalnız bu makama yöneltmek gerekmez. Böyle bir şeyi yapmak için her şeyden önce düşüncelerini şeriat kılığına sokan bazı cahiller, çıkarcılar ve dalkavuklar ortaya çıkabilir. Bunların, onun bunun ona buna aşılayacağı düşünceleri ve bu düşüncelerin niteliğini önceden kestirip ona göre hazırlıklı olmak her bireyin ve ulusun ödevidir. Şurasını açıkça söylemek gerekir ki, bu ulusun üç buçuk yıla sığdırdığı dava çok büyüktür. Bunu sindirmek bunun sindirimi için güçlü beyinler gerekir. Fransızlar büyük ihtilali yerine oturtmak için tam yüzyıl çalışmışlardır.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Halifelik ve Padişahlık birbirinden ayrıldıktan sonra bazı hocalar bir karanlığa düştüler, duraksamaya kapıldılar. O kadar ki kendi dinlerinden ve inançlarından kuşku duymakta olduklarını söylemeye başladılar.&#8221;Halife böyle olmaz; halifeye güç, erk ve yetki gerektir&#8221; demeye başladılar. Halifeyi Meclis başkanlığına getirmekten söz eder oldular.</p>
<p>***</p>
<p>Halifelik başımıza beladır. Osmanlı Devleti, Padişah Halifeliği üstlenmeden·önce çağının en parlak aşamasını yapmıştır. Halifeliği aldıktan sonra çökmeye başlamıştır. En acı zamanlarımızda bize karşı savaşanlar arasında, halifelik nedeniyle bize bağlı olanlar da vardı.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1923, Atatürk&#8217;ün İzmit Basın Toplantısı</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bizim dünya karşısındaki en büyük gücümüz ve erkimiz yeni durumumuz ve niteliğimizdir. Halife esir olabilir; halife adını taşıyanlar yabancılara sığınabilirler. Düşman ve halifeler el ele verebilirler ve her şeyi yapmaya girişebilirler. Fakat yeni Türkiye&#8217;nin yönetim biçimini, siyasetini, gücünü kesinlikle sarsamazlar.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1924, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Sevgili kardeşlerim, düşünce ve anlayış yeteneğini önemli olaylarla kanıtlamış olan bu ulus, Allah&#8217;ın gölgesi, Peygamber&#8217;in vekili olduğunu ileri sürmek küstahlığında bulunan halife sanındaki aymazlara, cahillere, iki yüzlülere yurdunda, vicdanında yer verebilir miydi? Bunu sizden soruyorum: (&#8220;Asla, kesinlikle hayır&#8221; sesleri). Büyük ulus, dünyanın uygarlık ailesi içinde saygın bir yeri olmaya layık Türk ulusu, evlatlarına vereceği eğitimi okul ve medrese adında birbirinden tamamiyle başka iki çeşit kurum arasında bölmeye bugünkü günde katlanabilir miydi? Eğitim ve öğretimi birleştirmedikçe, aynı düşüncede aynı kafada bireylerden oluşmuş bir ulus meydana getirmeye olanak aramak anlamsız, saçma bir şeyle uğraşmak olmaz mıydı?</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Halka sordum: Bir Müslüman devleti olan İran ya da Afganistan, halifenin herhangi bir yetkisini tanır mı? Tanıyabilir mi Haklı olarak tanıyamaz. Çünkü böyle bir şey devletin bağımsızlığını, ulusun egemenliğini ortadan kaldırır. Ulusun şuna da dikkatini çektim ki, kendimizi dünyanın egemeni sanmak aymazlığı artık sürüp gitmemelidir. Dünyanın durumunu, dünyadaki gerçek yerimizi tanımamak aymazlığıyla ve aymazlara uymakla ulusumuzu sürüklediğimiz felaketler yetişir artık! Bu acıklı durumu bile bile sürdüremeyiz.</p>
<p>***</p>
<p>Herhangi bir Müslüman devletin, bir kimseye, bütün İslam dünyasının işlerini yönetmesi, yürütmesi yetkisini vermesi akıl ve mantığın kabul edemeyeceği bir şeydir.</p>
<p>***</p>
<p>Baylar, yabancılar halifeliğe saldırıda bulunmuyorlardı. Ama Türk ulusu saldırıdan kurtulmuyordu. Halifeliğe saldıranlar, Müslüman uluslardan Türkü çekemeyenler değildi. Ama Çanakkale&#8217;de, Suriye&#8217;de, Irak&#8217;ta İngiliz ve Fransız bayrakları altında Türklerle vuruşan Müslüman uluslardı. Bunların, Türk ulusuna kolaylıkla saldırmak için alıkonması yeğlenen halifeliğin ortadan kaldırılmasını: &#8220;Türklük için kendi kendine kıymaktır&#8221; diye nitelemeleri ve cumhuriyetin amacını &#8220;Halifeliği ortadan kaldırmak için biz Türkler girişimlerde bulunuyoruz&#8221; sözleriyle açıklayıp ilan etmeleri elbette etkisiz kalmadı.</p>
<p>***</p>
<p>Çürümüş bir hanedanın halife sanıyla başından hiç mi hiç uzaklaşmasına olanak kalmayacak biçimde korunmasını zorunlu kılan bir devlet biçiminde Cumhuriyet yönetimi ilan edilse bile onu yaşatma olanağı yoktur.</p>
<p>***</p>
<p>Büyük Millet Meclisi Halifeliği kaldırdığı sırada, Antalya milletvekili din bilginlerinden Rasih Efendi, Kızılay adına Hindistan&#8217;da bulunan bir kurulun başkanlığını yapıyordu. Rasih Efendi Mısır&#8217;a uğrayarak Ankara&#8217;ya döndü. Benimle görüşmek istedi ve şunları söyledi: Gezdiği ülkelerdeki Müslüman halk benim halife olmamı istiyormuş; Müslümanların yetkili kurulları bu dileği bana bildirmek için Rasih Efendi&#8217;yi vekil etmişler. Rasih Efendi&#8217;ye verdiğim cevapta Müslümanların gösterdikleri yakınlık ve sevgiye teşekkür ettikten sonra dedim ki: Siz din bilginlerindensiniz; Halifenin devletin başı devlet başkanı demek olduğunu bilirsiniz. Başlarında kralları, imparatorları olan halkın bana ulaştırdığınız dilek ve önerilerini ben nasıl kabul edebilirim? Kabul ettim desem, o halkın başında olan kişiler bunu ister mi? Halifenin buyruk ve yasaklarına uyulur. Beni halife yapmak isteyenler emirlerimi yerine getirebilecekler mi? Bu duruma göre yapacak işi ve anlamı kalmamış, kuruntuya dayanan bir adı takınmak gülünç olmaz mı? Baylar, açıkça ve kesinlikle söylemeliyim ki, Müslüman halkı hala birhalife korkuluğu ile uğraştırıp aldatmaya çalışanlar, yalnız ve ancak Müslümanların ve özellikle Türkiye&#8217;nin düşmanıdırlar. Böyle bir oyuna kapılmak da ancak cahillik ve aymazlık belirtisi olabilir.</p>
<p>***</p>
<p>Egemenliği ve saltanatı hiç kimse, hiç kimseye bilim gereğidir diye, görüşmeyle, tartışmayla veremez. Egemenlik, saltanat güçle, erkle ve zorla alınır. Osmanoğulları zorla Türk ulusunun egemenliğine ve saltanatına el koymuşlardı. Bu zorbalıklarını altı yüz yıldan beri sürdürmüşlerdi. Şimdi de Türk ulusu bu saldırganlara fazla ileri gittikleri uyarısında bulunarak ve bunlara karşı ayaklanarak egemenliği ve saltanatı kendi eline almış bulunuyor. Bu bir olup bittidir. Söz konusu olan, ulusa egemenliği bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız sorunu değildir. Sorun, zaten olup bitti durumuna gelmiş bir gerçeği belirtmekten açıklamaktan başka bir şey değildir. Bu, ne olursa olsun, yapılacaktır. Burada toplananlar, meclis ve herkes sorunu doğal bulursa, sanırım ki uygun olur. Yoksa gerçek gene yöntemine göre saptanacaktır. Fakat ihtimaldir ki, bazı kafalar kesilecektir.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Padişahlık döneminden Cumhuriyet dönemine geçebilmek için, hepinizin bildiği gibi, bir geçiş dönemi yaşadık. Bu dönemde iki düşünce ve görüş birbiriyle sürekli olarak çatıştı. Bu düşüncelerden biri, padişahlık döneminin sürdürülmesiydi; bu düşüncenin yanlıları da belliydi. Öteki düşünce, padişahlık dönemine son vererek Cumhuriyet yönetimi kurmaktı. Bu bizim düşüncemizdi. Biz düşüncemizi açıkça belirtmekte sakınca görüyorduk. Ancak görüşümüzü uygulama olanağını koruyup elverişli bir zamanda eyleme geçebilmek için padişahlık yanlılarının düşüncelerini uygulama alanından uzaklaştırmak zorundaydık. Yeni yasalar çıkarılırken, özellikle Anayasa yapılırken, padişah yanlıları, padişah ve halifenin haklan ve yetkisinin açıkça belirtilmesi üzerinde dururlardı. Biz de bunun daha zamanı gelmediğini, ya da buna gerek olmadığını söyleyerek o yanı susarak geçiştirmekte yarar görüyorduk.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1927, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
