<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>müdafaa-i hukuk &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/mudafaa-i-hukuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:07:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>müdafaa-i hukuk &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çankaya&#8217;da Hediye Edilmek İstenen Ev</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/cankayada-hediye-edilmek-istenen-ev/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Dec 2019 21:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[Çankaya'da Hediye Edilmek İstenen Ev]]></category>
		<category><![CDATA[Keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Savunma Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[müdafaa-i hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Rıfat Börekçi]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ziraat Okulu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4633</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk ve beraberindekiler, 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara&#8217;ya ilk geldiklerinde, Keçiören&#8217;deki Ziraat Okulu&#8217;na (bugünkü meteoroloji binası olan) yerleşmişlerdi.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk ve beraberindekiler, 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara&#8217;ya ilk geldiklerinde, Keçiören&#8217;deki Ziraat Okulu&#8217;na (bugünkü meteoroloji binası olan) yerleşmişlerdi.</p>
<p>O zamanlar isyancılar, her tarafta, özellikle Bolu&#8217;da, Düzce&#8217;de birçok olay çıkarıyorlardı. Olaylar Polatlı&#8217;da bile görülmüş, hatta bir gece Ata&#8217;nın yatıp kalktığı binaya bile kurşunlar atılmıştı. Bina çok geniş ve etrafı da açık olduğu için korunması çok güçtü. Bu nedenle, sonradan istasyondaki, bugün müze olan binaya taşınılmıştı.</p>
<p>Bu bina, hem Meclis&#8217;e yakın, hem korunması kolay sağlanıyor, hem istasyonun telefon ve telgrafhanesinden istenildiği kadar istifade edilebiliyordu. Ayrıca Ankara&#8217;ya gelenleri, istasyonda karşılamak rahat oluyordu. Bu nedenle, Atatürk bu binaya, &#8220;Direksion&#8221; ismini vermişlerdi.</p>
<p>Atatürk, istasyondaki bu küçük binaya taşındıktan sonar, binanın üst katını evi gibi döşetmiş; alt katını da çalışma yeri olarak kullanıyorlardı. Bu yer tabii ki, çok küçüktü. Atatürk&#8217;ün de pek çok resmi ve özel kişilerle görüşme zorunluluğu doğmuştu. Artık TBMM başkanı idi.</p>
<p>Bunu düşünen Ankara müftüsü ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı Rıfat Börekçi olmak üzere, zengin Ankaralılar, Atatürk&#8217;e bir ev alıp hediye etmek istediler. Bu nedenle, aralarında para toplayarak belediyeye yatırırlar. Belediye de üç ev seçip pey vererek Atatürk&#8217;ten bunların birisini seçmesini ister.</p>
<p>O zamanlar Ankara, kale ve civarından ibaretti. Dikmen, Keçiören, Etlik ve Çankaya&#8217;da zenginlerin bağ ve bahçeleri vardı. Zenginler yazın oralara taşınır, kış gelince Ankara&#8217;ya dönerlerdi.</p>
<p>Atatürk 1921 yılının Mayıs ayında bir gün beni çağırdı ve &#8220;Çocuk Ankara Belediyesi bize bir ev bağışlamak istiyor. Üç tane ev seçmişler. Git gör. Hangisi bize uygunsa, bana gizlice söyle. Onu kabul edelim ve oraya taşınalım&#8221; dediler. İşleri çok yoğun olduğundan gidip eve, bahçeye bakacak zamanları hiç yoktu. Fakat belediyenin de bu kibar hareketine karşı kabalık yamak istemiyorlardı. Bu nedenle, kendisine, &#8220;Gidip görmeden binayı birine seçtirdi&#8221; dedirtmemek düşüncesiyle, benim yaptığım seçimin gizli kalmasını istiyorlardı.</p>
<p>Evlerden biri Etlik&#8217;te, biri Keçiören&#8217;de biri de Çankaya&#8217;da idi. Ben gidip üçünü de gördüm. Gelip hepsini tek tek ve etraflıca Ata&#8217;ya anlattım. Her zaman olduğu gibi bana sordular, &#8220;Sence hangisi en uygunu?&#8221; dediler.</p>
<p>Çankaya&#8217;daki ev Çankaya&#8217;nın en yüksek yerinde, bahçesinde gayet güzel yetişmiş meyve ve kavak ağaçları olan, tahta kepenkli bir bağ evi idi. Daha önceleri bir İngiliz deri tüccarı oturduğu için de bayağı bakımlı idi. Bu nedenle ben de, &#8220;Çankaya&#8217;daki ev en uygun olanıdır Paşam&#8221; dedim.</p>
<p>&#8220;Öyleyse, Çankaya&#8217;daki evi beğendiğimizi teşekkürlerimizle birlikte belediyeye yazmalarını söyleyiniz&#8221; dediler. Ben de yazıyı hemen yazdırdım.</p>
<p>Böylece Çankaya&#8217;daki bugün müze olan ev beğenilince, sahipleri olan Bulgurluzade Rıfat ve Mehmet Efendilerden Atatürk&#8217;e hediye edilmek üzere hemen satın alındı.</p>
<p>Fakat Atatürk, hediye edilmek istenen bu evi hediye olarak almaktan rahatsız oluyorlar, bütün ısrarlara rağmen evin tapusunu kendi üzerlerine yaptırmak istemiyorlardı.</p>
<p>Birinci İnönü Muharebesi yeni kazanılmıştı. Büyük kahramanlık gösteren ordumuzu onurlandırmak için, bu evi orduya bağışlamak istemekte idi. Bu nedenle, hayat boyu kendilerinin oturmaları kaydıyla, evin tapu tescilini Milli Savunma Bakanlığı&#8217;na yaptırmışlardı. (31.05.1921)</p>
<p>Bu şartla alınan evin onarımını önce mimar Vedat Bey üstlenmiş, sonra da Sarı Hikmet diye tanınan Hikmet Koyunoğlu tamamlamıştı. Köşkün tamiri aynı yıl sonbaharında bitirilmiş ve oraya taşınılarak orada oturmaya başlanmıştı.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Milletim&#8221; Diyemedi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/milletim-diyemedi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Oct 2019 13:31:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA["Milletim" Diyemedi]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Rıza Soyak]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[müdafaa-i hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Peker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4355</guid>

					<description><![CDATA[Hasan Rıza Soyak anlatıyor: Bir gün, Ata&#8217;nın verdiği belgelerle hazırlamış olduğum ve mecliste okuyacağı nutku okudum. Yanında Müdafaa-i&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hasan Rıza Soyak anlatıyor:</p>
<p>Bir gün, Ata&#8217;nın verdiği belgelerle hazırlamış olduğum ve mecliste okuyacağı nutku okudum. Yanında Müdafaa-i Hukuk Grubu&#8217;nun genel sekreterliğini yapan Recep Bey (Peker) de vardı. Okuduğum nutukta birkaç kere &#8220;milletim, milletimiz&#8221; kelimeleri geçiyordu. O kelimelerin her tekrarında Gazi&#8217;yle Recep Bey birbirlerine bakıyorlardı. Nihayet nutuk bitince dedi ki:</p>
<p>&#8220;Hepsi iyi, yalnız &#8216;milletim&#8217; kelimelerini &#8216;millet&#8217; diye düzeltiniz!&#8221; Benim hayretle baktığımı görünce sebebini:</p>
<p>&#8220;Sen bu meclisi bilmezsin. &#8216;Milletim&#8217; kelimesinden &#8216;Millet onun mu?&#8217; manasını çıkarırlar!&#8221;</p>
<p>&#8220;İyi, ama bizler bile; &#8216;Ah milletim, vah milletim&#8217; der, dururuz Paşa&#8217;m!&#8221;</p>
<p>&#8220;Sizler dersiniz, herkes der, ben diyemem!&#8221;</p>
<p>Ajansla yayınlanan nutukta o &#8220;milletim, milletimiz&#8221; kelimeleri hep &#8220;millet&#8221; diye çıktı. Bütün bir milleti kurtaran Gazi, &#8220;milletim&#8221; demekten imtina etmişti.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivas Kongresini Açarken</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/sivas-kongresini-acarken/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2019 17:12:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[davetiye]]></category>
		<category><![CDATA[delege]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[heyet]]></category>
		<category><![CDATA[Heyet-i Temsiliye]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[İtilaf Devletleri]]></category>
		<category><![CDATA[kongre]]></category>
		<category><![CDATA[kurul]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[milli dernekler]]></category>
		<category><![CDATA[milli meclis]]></category>
		<category><![CDATA[müdafaa-i hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[muharras]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Paris]]></category>
		<category><![CDATA[Rumeli]]></category>
		<category><![CDATA[sadrazam ferit]]></category>
		<category><![CDATA[sivas genel kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[sivas kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[sivas umumi kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[vekil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4064</guid>

					<description><![CDATA[Muhterem Efendiler, Vatan ve milletin kurtuluşunu hedef alan nedenler, sizleri bunca sıkıntı ve engeller karşısında Sivas‘ta topladı. Kahramanca&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muhterem Efendiler,</p>
<p>Vatan ve milletin kurtuluşunu hedef alan nedenler, sizleri bunca sıkıntı ve engeller karşısında Sivas‘ta topladı. Kahramanca azminizi tebrik ve hoş geldin demekle mutluluğumu arz ederim.</p>
<p>Efendiler, saygıdeğer heyetiniz, kurtarıcı müzakereye girişmeden evvel bazı mâruzâtta bulunmama müsaadenizi rica ederim. Malûmdur ki milliyetler esasına dayanan vaatler üzerine 30 Ekim 1918 tarihinde İtilaf Devletleri ile anlaşma imzalandı. Milletimiz adilce bir barışa kavuşacağını ümit etti.</p>
<p>Halbuki imzalanan anlaşmanın hükümleri vatan ve milletimiz aleyhinde her gün bir şekilde kötüye kullanılarak, saldırı ve zorlama yoluyla uygulandı. İtilaf Devletleri&#8217;nden kuvvet alan memleketimizdeki Hristiyan unsurlar milletimizin şerefini çokça bozma niteliğinde çılgınca harekete koyuldu. Batı Anadolu‘da İslâmın kutsal alanına dâhil olan Yunan zalimleri İtilaf Devletleri&#8217;nin hoş gören bakışları karşısında canavarca felaketler yaptı.</p>
<p>Doğuda Ermeniler Kızılırmağa kadar yayılma hazırlıklarına ve şimdiden sınırlarımıza kadar dayanan katliam siyasetine başladı. Karadeniz sahillerimizde Pontus krallığı hayalinin gerçekleştirilmesine bile çalışıldı. Adana, Antep, Maraş ve Konya tarafına kadar Antalya işgal ve Trakya da işgal alanına dahil edildi.</p>
<p>Saltanat başkenti ve hilafet merkezinin ise hükümdar saraylarına kadar boğucu bir tarzda işgali yönüyle devletin canevi  yabancıların hakimiyetinde kalarak buralara zorla yerleştiler ve bütün bu hak kıran (haksız) saldırılara karşı merkezi hükümet, ihtimal ki tarihte bir benzeri daha görülmemiş şekilde sabretti ve daima zayıf ve güçsüz bir konumda kaldı. İşte bu durumlar milletimizi şiddetli bir seçime yöneltti.</p>
<p>Artık milletimiz pek güzel anladı ki İtilaf Devletleri bu vatanda kutsalına ve kaderine sahip bir kudret ve milli irade mevcut olmadığı şeklinde gerçek olmayan hayallere kapıldı. Ve bu hayal yüzünden cansız bir vatan, kansız bir millet neleri hak etmiş ise çekinmeden onların uygulamasına koyuldu, buna karşı acizlik ve teslim olmanın tamamen çöküş felaketinden başka bir sonuç vermeyeceği görüşü doğru çıktı.</p>
<p>Efendiler, milletimizin sizler gibi aydınları ve ülkesi için gayret edenleri manzaranın sıkıntılı karanlıklarından ümitsiz olmadılar. Çünkü onlar bilirler ki tarih bir milletin varlığını, hakkını hiçbir zaman yok sayamaz. Çünkü onlar kuvvetli bir inanç ile inanmışlardır ki, bir yalan perdesi arkasından vatan ve milletimiz aleyhinde verilen hükümler, ortaya sürülen görüşler kesinlikle yok olmaya mecburdur.</p>
<p>Efendiler, İtilâf Devletleri‘nin haksızlıkları ve merkezi hükümetin zayıflığı ve güçsüzlüğü karşısında milletimiz varlığını ispat ve harekete geçen tecavüzlere karşı namus ve bağımsızlığını savunmayı bizzat karar vermek zorunda kaldı.</p>
<p>İstenilen olduğu şekilde: Doğuda son bulan savaşın her türlü güçlük ve sıkıntılarını görmüş ve bilhassa Ermenilerin vahşet ve zulümlerine sahne olmuş yaslı sınır illerimiz namus ve milli bağımsızlığı kurtarmak amacıyla Müdafaai Hukuku Milliye, Muhafazai Hukuku Milliye derneklerini kurdular. Doğudan ve güneyden tehlike hisseden Diyarbakır ilimizde de Müdafaai Vatan Derneği kuruldu. Batı&#8217;da Yunanlıların tecavüzü ihtimaline karşı kurulan Müdafaai Hukuku Milliye Derneği Yunanlıların sevgili topraklarımıza ayak basması üzerine egemenlik altına girmeyi reddetmek için ayağa kalktı. Trakya‘da, Kilikya‘da ve her tarafta millî dernekler kuruldu. Kısaca batıdan ve doğudan yükselen sesi millet Anadolu‘nun en hücra köşesinde yansımasını buldu. Bundan dolayı millî dernekler düşmanların esaret boyunduruğuna girmemek istemesiyle millî vicdanın kararlılık isteğinden doğmuş tek teşkilât oldu. Bu sayede asırlardan beri bağımsız yaşayan milletimiz varlığını dünyaya göstermeye başladı.</p>
<p>Efendiler, milletçe kurtuluş çaresinin ancak kendi ruhundan ve kendi oluşturacağı organdan (meclis ya da heyeti temsiliye kastediliyor) doğacağı kanaati gerçekleşince; bariz tehlikeler karşısında bulunan doğu Anadolu illeri Erzurum Kongresi‘ni davet etti. Bu sırada idi ki cereyan eden haberleşmeler ve sebep olan hadiseler ve zorunluluklar ile de vatanın genel kurtuluşunu hedefleyen Sivas Kongresi, bugün saygıdeğer heyetinizin vücuda getirdiği Genel Kongre, 21 Haziran 1919 tarihinde kararlaştırılmıştır.</p>
<p>Efendiler, burada büyük üzüntülerle yüksek kurulunuza arz edeceğim ki, memleketin ve milletin kutsalını güven altına almaktan aciz miskinlikten başka bir kudret gösterememiş olan merkez hükümet milletin sesini boğmak, ortak milli bağlılıkları kırmak ve bu suretle milleti daima mağlûp göstermek gibi ancak düşmanlarımızın hesabı yararına kaydolunan çırpınırcasına hareketi ve birbirine uymayan bütün kahramanlığını takındı.</p>
<p>Bu hal milli tarihimizde doğal olarak merkezi hükümet adına pek şaibeli bir bölümdür. Teşekkür olunur ki Efendiler, millet ve milli kudretin tamamen koruyucusu olan namuslu ordumuz, merkezi hükümeti uyarmak yoluyla zararlar sonuçsuz bırakılmıştır. Bununla beraber kötü tesirler bir miktar gecikmeye sebep olmuştur.</p>
<p>Hatırlarda olacaktır ki, Sivas Genel Kongresi‘ne gelmeleri için 22 Haziranda oluşan davet mektubu Erzurum Kongresi‘nden bahsedilerek 10 Temmuz, toplanmak için için esas kabul edilmişti.</p>
<p>Batı Anadolu delegelerinin bu zamana kadar Sivas‘a ulaşmış olacakları tahmin olunarak Erzurum Kongre Heyetinin de Sivas‘ta genel toplanmaya dâhil olabileceğinin mümkün olduğu düşünülmüştü. Halbuki Sivas Kongresi‘nin toplanması ancak bugün nasip oldu. Aradan bir ayı aşkın zaman geçti. Bu uzun müddet esnasında Erzurum Kongresi Heyetinin beklemesinden ise zaten malûm ve ortak olan asıl gaye ve temel nokta üzerinde müzakere etmeyi ve kararlaştırılan şeylerin değerlendirilmesi uygun görüldü. Ve sonra da delegelerin bölgesel seçimlerine dönmeleriyle kararların bizzat uygulanmasına başlamaları tercih edildi. Fakat kongre genel heyeti ve bundan dolayı doğu Anadolu adına Sivas Kongresi‘nde hazır bulunmak üzere Temsil Heyeti&#8217;nden bir heyetin vekil kılınmasına karar verdi.</p>
<p>Erzurum Kongresi‘nin bildiri ve tüzüğün içeriğinden başka gizli kalmış hiçbir karar yoktur. Yalnız Sadrâzam Ferit Paşanın Paris gezisinden dönüşünde Anadolu‘da kargaşa olduğuna dair oluşan bir genelgeyi kongrece büyük üzüntülerle okunmuş ve hakikat karşıtı ve memleket yararına ve millete zararlı bu gafilce bildirinin derhal yalanlanması şiddetle kendisinden istenmiştir.</p>
<p>Bir de milletvekili seçiminin kanun yapılması talep olunmuştur. Erzurum Kongresi yalnız doğu Anadolu delegelerinden oluşmuş bulunduğu için yetkisini bu konu içinde yöneltmek zorunluluğu göz önünde tutulmuştur. Ancak batı Anadolu ve Rumeli delegelerinin katılımıyla ortaya çıkabilecek geniş kapsamlı yetkinin kullanılmasının şartı saygıdeğer heyetinizin karşısında olmasıyla sınırlı gördü.</p>
<p>Hattâ bu sebepledir ki doğu Anadolu‘daki millî derneklerin birleşmesinden ortaya çıkan olan kütleye unvan verirken doğu Anadolu ifadesi eklendi. Genellikle  ―Anadolu Müdafaai Hukuk Derneği― yahut  Anadolu &#8211; Rumeli Müdafaai Hukuk Derneği genel ünvanı kullanılarak ve bütün milletin hukuku adına kendi kendine yetki vermek doğru olamazdı. Bu takdirde İstanbul‘da oluştuğu gibi beş, on kişinin bir araya gelerek bütün milletin yetki sahibi vekilleri imiş gibi keyfi ve asıl sahibi olan milletle alâkasız bir girişim niteliğinde olabilirdi. Bununla beraber Efendiler, Erzurum Kongresi bütün memleketin ve milletin birleşme ve anlaşmaya varma noktasında doğu Anadolu illerince diğer iller ile her bakış açısından katılımına çalışılmasının sağlanması amacı kesindir esasını temel esas kabul etmiştir.</p>
<p>Doğal olarak yüksek huzurunuzla üzerine anlaşılan işte bu Sivas Genel Kongremizde vatanımızın tek parça, milletimizin tek vücut olduğunu lüzumu gibi ifade ve ispat edecek esaslar konulur.</p>
<p>Efendiler, Millet Meclisi‘nin toplanması için öteden beri gösterilen milli isteğin karşısında merkezi hükümetin başlangıcından beri aldığı ihmal edici ve daha sonra direnircesine ve Kanunu Esasi‘ye tamamıyla aykırı tavırları son günlerde milli hareket etkisiyle uyumlu olan bir vaziyete girmiştir. Bildiğiniz gibi seçimlere emir verilmiştir. Bunun gerçekleşmesini, İnşallah kahraman isteğiniz meydana getirecektir. Ancak bu durumdan önce gelen olup biten dönemde birçok veya tek yabancı mandası altına girme gibi doğrudan doğruya hayat ve bağımsızlığımızla ilgili bir mesele bahis konusu olmaktadır.</p>
<p>Milli Meclisin henüz toplanmamış olduğu bir sırada kuşatılmış ve bağımsızlığını kaybetmiş olan merkezi hükümetin tek ve meşru olmayan bir kararı veyahut milli isteğe karşı bazı dışarıya bağlı tekliflere boyun eğme ve itaat etmiş gibi oldu bittilerin ortaya çıkma ihtimallerine karşı Erzurum ve Sivas Kongrelerinin milli ruhu temsilen ve birbirini takiben toplanması, muhakkak bir faydalı ve uğurlu bir kurtuluştur.  Anlattıklarım son bulurken vatan ve milletin kurtuluş zaferi amacına bağlı olan heyetimizin başarısının hayırlı olması temennilerini bizi yaratan Allah&#8217;ın yüce makamına yükseltiyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müdafaa-i Hukuk</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/mudafaa-i-hukuk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jul 2019 17:19:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[dernek]]></category>
		<category><![CDATA[kuvve-i milliye]]></category>
		<category><![CDATA[müdafaa-i hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[örgüt]]></category>
		<category><![CDATA[sancak]]></category>
		<category><![CDATA[teşkilat]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1961</guid>

					<description><![CDATA[Ulusun birliğini meydana getiren ve İstanbul&#8217;un içinde bulunduğu koşullara karşın, bu birliği içerde ve dışarda göstermeye yönelik bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ulusun birliğini meydana getiren ve İstanbul&#8217;un içinde bulunduğu koşullara karşın, bu birliği içerde ve dışarda göstermeye yönelik bir amaç için kurulan örgüt ise yalnız kuvve-i milliye (ulusal güç) bireylerinden oluşmuş değildi. Tersine, bütün ülkede ve ülkenin uzak köşelerinde bile ortaya çıkmış doğrudan doğruya yasal ve uygar bir örgüt vardı ki, ona Müdafa-i Hukuk (Hakların Savunulması) örgütü diyoruz. Bu örgütte silah söz konusu değildir. Belki, uygar, toplumsal ve genel bakımdan siyasal bir dernek demektir. Ve bildiğiniz gibi, her il bağımsız sancak&#8217;ta (1) merkez kurulları vardı. İşte bu kurullarda baş vurulacak bir yer bulamayan ordu da, doğal olarak bir yerden yönetilmek gereğini duyuyordu; ve böylece &#8220;Müdafaa-i Hukuk&#8221; örgütü silahlı kuvvetleri içine almış oluyordu.</p>
<blockquote><p><strong>(1) Eskiden, ülkemizde il ve ilçe arasında bir yönetim bölümü.</strong></p>
<p><strong>Mayıs 1920, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulusal Örgütlenmenin Başlangıcı Hakkında</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ulusal-orgutlenmenin-baslangici-hakkinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jul 2019 17:14:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu ve rumeli müdafaai hukuk cemiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Batı]]></category>
		<category><![CDATA[dernekler]]></category>
		<category><![CDATA[doğu]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kuvay-i milliye]]></category>
		<category><![CDATA[müdafaa-i hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Örgütlenmenin Başlangıcı Hakkında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1957</guid>

					<description><![CDATA[Ulusun Batıdan ve Doğudan yükselen sesi Anadolu&#8217;nun en uzak (ıssız) köşesinde yankısını buldu. Bu nedenle ulusal dernekler, düşmanın&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ulusun Batıdan ve Doğudan yükselen sesi Anadolu&#8217;nun en uzak (ıssız) köşesinde yankısını buldu. Bu nedenle ulusal dernekler, düşmanın esirlik boyunduruğuna girmemek amacıyla ulusal vicdanın kararlılık ve iradesinden doğmuş tek bir örgüt haline geldi.</p>
<blockquote><p><strong>Eylül 1919, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Şükretmeliyiz ki, bazı durumlar değerli ulusumuzun gözünü açmasına, uyanmasına yol açtı. Yer yer ulusumuzun bireyleri, birbirini aramaya, bulmaya başladı. Bunun sonucu olarak örgütlenme oluştu.</p>
<p>***</p>
<p>Ulusumuz daha örgütlenme düşüncesini kafasına sokamamıştır. Çok kez bunu hükümete bırakır. Bu, ulusumuzun öteden beri edinmiş olduğu bir huydur. Büyüklere saygı iyi bir huydur. Fakat, zaman, olaylar ve deneyler göstermiştir ki, duygu ve düşünce bakımından ulusun kendisi etkin olmalıdır. Bunu, her ne biçimde ve nitelikte olursa olsun, başkalarına bırakmamak gerekir.</p>
<p>***</p>
<p>Bu örgüt henüz bir biçimden başka bir şey değildir. Bugün, yarın buna bir geometri şekli gibi bakamayız. Buna bir ruh vermek gerekir; bunun için de ulusumuzun her bireyinin düşünme yeteneklerini geliştirmek, toplumun yazgısına yönelik saldırılardan korunmak için hep birlikte örgütlenmeye gitmek gerekir.</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1919, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>İzmir faciasından sonra idi ki, ulusumuzun duyguları ve düşüncesinden yana bir uyanma oldu; ve derin bir uçuruma sürüklendiğini anladı. Ve bunun ardından haklarını kendisi savunmaya karar verdi. Bunu yapabilmek için, işin gereği, bir biçim bulmak, organik bir bütün sağlamak gerekirdi. Zaten her yanda örgütlenme başlamıştı. Fakat önce Erzurum ve sonra Sivas kongrelerinde genel birliğimiz meydana geldi.</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1920, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
