<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mısır &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/misir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:07:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>mısır &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Millete Güveni</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-millete-guveni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2020 13:12:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul 1969]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5019</guid>

					<description><![CDATA[Türk ulusu, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde ardı arkası kesilmeyen savaşlar sonucunda çok şeyini kaybetti. Eriye eriye tükenme noktasına&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk ulusu, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde ardı arkası kesilmeyen savaşlar sonucunda çok şeyini kaybetti. Eriye eriye tükenme noktasına gelip yaşlılardan, dullardan, sakatlardan ve yetimlerden ibaret kaldı. İçeride ve dışarıda herkesin bitti dediği bu ulus özgürlüğünün söz konusu olduğu Çanakkale ve Bağımsızlık Savaşı’nda bitkinliğine, tükenmişliğine ve yoksulluğuna bakmaksızın yedi düvelin ateş dalgalarına bedenini siper ederek vatanını kurtarmasını bilmiştir. Bu başarısıyla da tüm tutsak uluslara özgürlük sembolü olmuştur.<br />
“Özgürlüğün olmadığı yerde ölüm ve yok oluş vardır. Bütün gelişmelerin anası özgürlüktür.” diyen ATATÜRK, sahip olduğu özgürlük duygusunu ulusundan almıştır. Özgürlükleri için ölümü göze alabilen ulusların asla tutsak edilemeyeceğine inandığından, Bağımsızlık Savaşı’nın en kritik anlarında bile zaferin kazanılacağına olan inancını yitirmemiştir. Türk ulusunun sonsuza kadar özgür ve bağımsız yaşayacağını düşünmekteydi. Bu düşüncenin haklılığını tarih yazmıştır. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ün Türk ulusundaki özgürlük tutkusuna olan güvenini yansıtması açısından güzel bir örnektir:<br />
Bir gün Müslüman memleketlerden birinde (Mısır’da) bağımsızlık davası için çalışan liderlerden biri, Mustafa Kemal’i görmeye gelmişti. Kendisine:<br />
-Bizim hareketin de başına geçmek istemez misiniz? diye sordu.<br />
Olabilecek bir şey değildi, ama, insan yoklamalarını pek seven Mustafa Kemal:<br />
-Yarım milyonunuz bu uğurda ölür mü? diye sordu.<br />
Adamcağız yüzüne baka kaldı:<br />
-Fakat Paşa Hazretleri yarım milyonun ölmesine ne lüzum var? Başımızda siz olacaksınız ya&#8230; dedi.<br />
-Benimle olmaz, beyefendi hazretleri yalnız benimle olmaz. Ne zaman halkınızın yarım milyonu ölmeye karar verirse o vakit gelip beni ararsınız.</p>
<p><em>Falih Rıfkı Atay; Çankaya, İstanbul, 1969, s. 318. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hapı Yutardı!</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/hapi-yutardi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 22:42:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray lisesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hapı Yutardı!]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[nil]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4568</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk, Galatasaray Lisesi&#8217;ni ziyareti sırasında her yerde olduğu gibi orada da, gençleri yoklamak ister. Bu maksatla öğrencilerden birine&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk, Galatasaray Lisesi&#8217;ni ziyareti sırasında her yerde olduğu gibi orada da, gençleri yoklamak ister. Bu maksatla öğrencilerden birine sorar:</p>
<p>&#8220;Nil olmasaydı, Mısır ne olurdu?&#8221; Öğrenci, çabuk yanıt vermek için boş bulunup:</p>
<p>&#8220;Hapı yutardı&#8230;&#8221; der.</p>
<p>Bu yanıt Atatürk&#8217;ün hoşuna gider ve öğrenciye on numara verir.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mısırlı Liderin Mustafa Kemal&#8217;den Yardım İstemesi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/misirli-liderin-mustafa-kemalden-yardim-istemesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Oct 2019 10:56:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık davası]]></category>
		<category><![CDATA[Beyefendi Hazretleri]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Mısırlı Liderin Mustafa Kemal'den Yardım İstemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Paşa Hazretleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yarım milyonunuz bu uğurda ölür mü?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4218</guid>

					<description><![CDATA[Falih Rıfkı Atay anlatıyor: Bir gün Mısır&#8217;da bağımsızlık davası için çalışan liderlerden biri, Mustafa Kemal&#8217;i görmeye gelmişti. Kendisine:&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Falih Rıfkı Atay anlatıyor:</p>
<p>Bir gün Mısır&#8217;da bağımsızlık davası için çalışan liderlerden biri, Mustafa Kemal&#8217;i görmeye gelmişti. Kendisine:</p>
<p>&#8220;Bizim hareketin de başına geçmek istemez misiniz?&#8221; diye sordu. Olabilecek şey değildi, ama insan yoklamalarını pek seven Mustafa Kemal:</p>
<p>&#8220;Yarım milyonunuz bu uğurda ölür mü?&#8221; diye sordu. Adamcağız yüzüne bakakaldı:</p>
<p>&#8220;Fakat Paşa Hazretleri yarım milyonun ölmesine ne lüzum var? Başımızda siz olacaksınız ya&#8230;&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Benimle olmaz, Beyefendi Hazretleri, yalnız benimle olmaz. Ne zaman halkınızın yarım milyonu ölmeye karar verirse, o vakit gelip beni ararsınız.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mısır El &#8211; Belağ Gazetesi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/el-belag-gazetesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2019 09:40:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[El - Belağ Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı Gözüyle Cumhuriyet Türkiyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2735</guid>

					<description><![CDATA[Türkler Atatürk&#8217;ü olağanüstü bir tutkunlukla seviyorlar. Bursa&#8217;ya giderken trende rasgeldiğim bir çocuğa İstanbul veya Ankara&#8217;dan hangisin sevdiğini sordum.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkler Atatürk&#8217;ü olağanüstü bir tutkunlukla seviyorlar. Bursa&#8217;ya giderken trende rasgeldiğim bir çocuğa İstanbul veya Ankara&#8217;dan hangisin sevdiğini sordum. Çocuk Ankara&#8217;yı daha çok sevdiğini söyledi. Nedenini sorduğumda: &#8220;Ankara&#8217;da Atatürk bulunduğu için..&gt;&gt; cevabını verdi.</p>
<blockquote><p><strong>Yabancı Gözüyle Cumhuriyet Türkiyesi, 1938</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Heykel Hakkında</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/heykel-hakkinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 12:39:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Heykel Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2366</guid>

					<description><![CDATA[Dünyada sürekli olarak ve olgunlaşmak isteyen herhangi bir ulus, ne yapıp yapıp, heykel yapacak ve heykelci yetiştirecektir. Anıtların&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada sürekli olarak ve olgunlaşmak isteyen herhangi bir ulus, ne yapıp yapıp, heykel yapacak ve heykelci yetiştirecektir. Anıtların şuraya buraya tarihsel anılar olarak dikilmesinin dine aykırı olduğunu ileri sürenler şeriat hükümlerini (yargılarını) gerektirdiği gibi araştırıp incelememiş olanlardır. Peygamber Efendimizin İslam dinini kuruşundan bu ana kadar bin üç yüz bu kadar yıl geçmiştir. Peygamber Efendimizin Tanrı buyruklarını bildirdiği sırada seslendiği kimselerin kalp ve vicdanlarında putlar vardı. Bu insanları Tanrı yoluna çağrı için önce o taş parçalarını atmak ve bunları ceplerinden ve kalplerinden çıkarmak zorunda idi. İslamın gerçekleri tam olarak anlaşıldıktan ve oluşan vicdan kanıları güçlü olaylarla da doğrulandıktan sonra birtakım aydın kişilerin böyle taş parçalarına tapınacağını varsaymak ve sanmak İslam dünyasını aşağılamak demektir. Aydın ve dindar olan ulusumuz ilerlemenin nedenlerinden biri olan heykeltıraşlığı büyük ölçüde ilerletecek ve ülkemizin her köşesini atalarımızın ve bundan sonra yetişecek evlatlarımızın anılarını güzel heykellerle bütün dünyanın önüne serecektir. Bu iş çoktan başlamıştır. Örneğin Sivas&#8217;tan Erzurum&#8217;a  giderken yol üzerinde güzel bir heykele rastlarsınız. Hem sonra Mısırlılar Müslüman değil midir? İslamlık yalnız Türkiye ve Anadolu halkını mı sınırlan içine almıştır? Seyahat edenler çok iyi bilirler ki, Mısır&#8217;da bir çok büyük kişinin heykelleri bulunur. Ulusumuzun din ve dil gibi güçlü iki erdemi vardır. Bu erdemleri hiçbir güç ulusumuzun kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz. İnsanların olgunlaşmak için bazı şeylere ihtiyacı vardır. Bir ulus ki resim yapamaz, bir ulus ki heykel yapamaz, bir ulus ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapamaz, açıkça söyleyelim, o ulusun ilerleme yolunda yeri olamaz. Oysa bizim ulusumuz, gerçek nitelikleriyle uygar ve ileri bir ulus olmaya layıktır, olacaktır da.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulusal Egemenliğin Halifelik ve Padişahlıkla İlgisi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ulusal-egemenligin-halifelik-ve-padisahlikla-ilgisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2019 16:46:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[aymazlık]]></category>
		<category><![CDATA[cahillik]]></category>
		<category><![CDATA[halife]]></category>
		<category><![CDATA[hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[muaviye]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[rasih efendi]]></category>
		<category><![CDATA[tevhidi tedrisat]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Büyük Millet Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Egemenliğin Halifelik ve Padişahlıkla İlgisi]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2019</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye Büyük Millet Meclisi halifenin değildir ve olamaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi yalnız ve yalnız ulusundur. Ulusun seçtiği&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi halifenin değildir ve olamaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi yalnız ve yalnız ulusundur. Ulusun seçtiği vekillerden oluşmuştur. Bu meclis yalnız ve yalnız ulusun emrine göre hareket etmek zorundadır. Ulus bu hakkını ne olursa olsun bir kimseye bırakamaz, veremez.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1921, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türk ulusunun ve onun biricik temsilcisi yüce meclisin, yurt ve ulusun bağımsızlığını, yaşamını güvence altında bulundurmaya çalışırken, halifelik ve padişahlıkla, halife ve padişahla bu kadar çok ilgilenilmesi sakıncalıdır. Şimdilik bunlardan hiç söz etmemek yüksek çıkarlarımız gereğidir. Eğer amaç bugünkü halife ve padişaha bağlı olan bağlılığı bir daha söyleyip belirtmekse, bu kişi haindir; düşmanların yurda ve ulusa kötülük yapmak için kullandıkları araçtır. Buna &#8220;Halife ve Padişah&#8221;deyince ulus, onun emirlerine uyarak düşmanların isteklerini yerine getirmek zorunda kalır. Hain, ya da makamın güç ve yetkisini kullanması yasak edilmiş olan kişi zaten padişah ve halife olamaz. &#8220;Öyleyse onu tahttan indirip yerine hemen başkasını seçeriz&#8221; demek istiyorsanız, buna da bugünkü durum ve koşullar elverişli değildir. Çünkü padişahlıktan ve halifelikten çıkarılması gereken kişi ulusun içinde değil, düşmanın elindedir. Onu yok sayarak başka birini halife ve padişah olarak tanımak düşünülüyorsa, o zaman bugünkü halife ve padişah haklarından vazgeçmeyerek İstanbul&#8217;daki hükümetiyle, bugün olduğu gibi, makamını koruyup çalışmalarını sürdürebileceğine göre, ulus ve yüce meclis temel amacını unutup halifeler sorunu ile mi uğraşacak? Ali ve Muaviye çağını mı yaşayacağız? Kısacası, bu sorun geniş, ince ve önemlidir. Çözümü bugünün işlerinden değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Eylül 1922, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bu Meclis Türkiye halkının meclisidir. Bu meclisin nitelik ve yetkisi yalnız ve ancak Türkiye halkının ve Türk yurdunun varlığı ve yazgısıyla ilgilidir ve ancak ona etki yapabilir. Meclisimiz kendi kendine bütün Müslümanlık dünyasını kapsayan bir güç elde edemez. Baylar, Türk ulusu ve onun temsilcilerinden kurulmuş olan meclisimiz, kendi varlığını halife sanını taşıyan ya da taşıyacak olan bir kişinin eline veremez ve vermeyecektir! Bundan ötürü Müslümanlık dünyasında kargaşa varmış, ya da olacakmış; bunların hepsi anlamsız ve yalan sözlerdir; kim söylemişse yalan söylemiştir, yalan söylüyor.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1922, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Olaylarla, bilimle, teknikle, yasa ile sonsuzluğa kavuşmuş olan bu egemenliği geçersiz kılacak, ona zarar verecek ne bu ülkenin içinde, ne de dışında hiçbir güç yoktur ve olamaz. Bütün Müslüman dünyasının gerçekten kurtuluşuna kadar iyice korunmasını üzerimize aldığımız halifelik makamının varlığı, Türkiye devletinin ne bağımsızlığı, ne yönetimi, ne de egemenliği ile çatışma durumunda değildir. Bu makam ve bu makamda oturan yüksek kişinin varlığı, bir neden yaratılmazsa sakıncalı sayılamaz. Ancak şurası kesin olarak bilinmelidir ki, herhangi bir makam ve kişi tarafından bu sakıncaya yol açıldığı gün, işin kuramsal yönü biter, eylem ve uygulama başlar.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1923, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Halifelik makamının böylece tanıdıktan sonra bu makamı Türk ulusunun egemenliğini ortadan kaldıracak bir makam saymak doğru değildir. Bugün halife olan yüksek kişinin bizimle aynı gerçekleri kavradığını takdir (anladığını) sanırım. Ancak bir aksaklık ortaya çıkarsa, bunu yalnız bu makama yöneltmek gerekmez. Böyle bir şeyi yapmak için her şeyden önce düşüncelerini şeriat kılığına sokan bazı cahiller, çıkarcılar ve dalkavuklar ortaya çıkabilir. Bunların, onun bunun ona buna aşılayacağı düşünceleri ve bu düşüncelerin niteliğini önceden kestirip ona göre hazırlıklı olmak her bireyin ve ulusun ödevidir. Şurasını açıkça söylemek gerekir ki, bu ulusun üç buçuk yıla sığdırdığı dava çok büyüktür. Bunu sindirmek bunun sindirimi için güçlü beyinler gerekir. Fransızlar büyük ihtilali yerine oturtmak için tam yüzyıl çalışmışlardır.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Halifelik ve Padişahlık birbirinden ayrıldıktan sonra bazı hocalar bir karanlığa düştüler, duraksamaya kapıldılar. O kadar ki kendi dinlerinden ve inançlarından kuşku duymakta olduklarını söylemeye başladılar.&#8221;Halife böyle olmaz; halifeye güç, erk ve yetki gerektir&#8221; demeye başladılar. Halifeyi Meclis başkanlığına getirmekten söz eder oldular.</p>
<p>***</p>
<p>Halifelik başımıza beladır. Osmanlı Devleti, Padişah Halifeliği üstlenmeden·önce çağının en parlak aşamasını yapmıştır. Halifeliği aldıktan sonra çökmeye başlamıştır. En acı zamanlarımızda bize karşı savaşanlar arasında, halifelik nedeniyle bize bağlı olanlar da vardı.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1923, Atatürk&#8217;ün İzmit Basın Toplantısı</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bizim dünya karşısındaki en büyük gücümüz ve erkimiz yeni durumumuz ve niteliğimizdir. Halife esir olabilir; halife adını taşıyanlar yabancılara sığınabilirler. Düşman ve halifeler el ele verebilirler ve her şeyi yapmaya girişebilirler. Fakat yeni Türkiye&#8217;nin yönetim biçimini, siyasetini, gücünü kesinlikle sarsamazlar.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1924, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Sevgili kardeşlerim, düşünce ve anlayış yeteneğini önemli olaylarla kanıtlamış olan bu ulus, Allah&#8217;ın gölgesi, Peygamber&#8217;in vekili olduğunu ileri sürmek küstahlığında bulunan halife sanındaki aymazlara, cahillere, iki yüzlülere yurdunda, vicdanında yer verebilir miydi? Bunu sizden soruyorum: (&#8220;Asla, kesinlikle hayır&#8221; sesleri). Büyük ulus, dünyanın uygarlık ailesi içinde saygın bir yeri olmaya layık Türk ulusu, evlatlarına vereceği eğitimi okul ve medrese adında birbirinden tamamiyle başka iki çeşit kurum arasında bölmeye bugünkü günde katlanabilir miydi? Eğitim ve öğretimi birleştirmedikçe, aynı düşüncede aynı kafada bireylerden oluşmuş bir ulus meydana getirmeye olanak aramak anlamsız, saçma bir şeyle uğraşmak olmaz mıydı?</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Halka sordum: Bir Müslüman devleti olan İran ya da Afganistan, halifenin herhangi bir yetkisini tanır mı? Tanıyabilir mi Haklı olarak tanıyamaz. Çünkü böyle bir şey devletin bağımsızlığını, ulusun egemenliğini ortadan kaldırır. Ulusun şuna da dikkatini çektim ki, kendimizi dünyanın egemeni sanmak aymazlığı artık sürüp gitmemelidir. Dünyanın durumunu, dünyadaki gerçek yerimizi tanımamak aymazlığıyla ve aymazlara uymakla ulusumuzu sürüklediğimiz felaketler yetişir artık! Bu acıklı durumu bile bile sürdüremeyiz.</p>
<p>***</p>
<p>Herhangi bir Müslüman devletin, bir kimseye, bütün İslam dünyasının işlerini yönetmesi, yürütmesi yetkisini vermesi akıl ve mantığın kabul edemeyeceği bir şeydir.</p>
<p>***</p>
<p>Baylar, yabancılar halifeliğe saldırıda bulunmuyorlardı. Ama Türk ulusu saldırıdan kurtulmuyordu. Halifeliğe saldıranlar, Müslüman uluslardan Türkü çekemeyenler değildi. Ama Çanakkale&#8217;de, Suriye&#8217;de, Irak&#8217;ta İngiliz ve Fransız bayrakları altında Türklerle vuruşan Müslüman uluslardı. Bunların, Türk ulusuna kolaylıkla saldırmak için alıkonması yeğlenen halifeliğin ortadan kaldırılmasını: &#8220;Türklük için kendi kendine kıymaktır&#8221; diye nitelemeleri ve cumhuriyetin amacını &#8220;Halifeliği ortadan kaldırmak için biz Türkler girişimlerde bulunuyoruz&#8221; sözleriyle açıklayıp ilan etmeleri elbette etkisiz kalmadı.</p>
<p>***</p>
<p>Çürümüş bir hanedanın halife sanıyla başından hiç mi hiç uzaklaşmasına olanak kalmayacak biçimde korunmasını zorunlu kılan bir devlet biçiminde Cumhuriyet yönetimi ilan edilse bile onu yaşatma olanağı yoktur.</p>
<p>***</p>
<p>Büyük Millet Meclisi Halifeliği kaldırdığı sırada, Antalya milletvekili din bilginlerinden Rasih Efendi, Kızılay adına Hindistan&#8217;da bulunan bir kurulun başkanlığını yapıyordu. Rasih Efendi Mısır&#8217;a uğrayarak Ankara&#8217;ya döndü. Benimle görüşmek istedi ve şunları söyledi: Gezdiği ülkelerdeki Müslüman halk benim halife olmamı istiyormuş; Müslümanların yetkili kurulları bu dileği bana bildirmek için Rasih Efendi&#8217;yi vekil etmişler. Rasih Efendi&#8217;ye verdiğim cevapta Müslümanların gösterdikleri yakınlık ve sevgiye teşekkür ettikten sonra dedim ki: Siz din bilginlerindensiniz; Halifenin devletin başı devlet başkanı demek olduğunu bilirsiniz. Başlarında kralları, imparatorları olan halkın bana ulaştırdığınız dilek ve önerilerini ben nasıl kabul edebilirim? Kabul ettim desem, o halkın başında olan kişiler bunu ister mi? Halifenin buyruk ve yasaklarına uyulur. Beni halife yapmak isteyenler emirlerimi yerine getirebilecekler mi? Bu duruma göre yapacak işi ve anlamı kalmamış, kuruntuya dayanan bir adı takınmak gülünç olmaz mı? Baylar, açıkça ve kesinlikle söylemeliyim ki, Müslüman halkı hala birhalife korkuluğu ile uğraştırıp aldatmaya çalışanlar, yalnız ve ancak Müslümanların ve özellikle Türkiye&#8217;nin düşmanıdırlar. Böyle bir oyuna kapılmak da ancak cahillik ve aymazlık belirtisi olabilir.</p>
<p>***</p>
<p>Egemenliği ve saltanatı hiç kimse, hiç kimseye bilim gereğidir diye, görüşmeyle, tartışmayla veremez. Egemenlik, saltanat güçle, erkle ve zorla alınır. Osmanoğulları zorla Türk ulusunun egemenliğine ve saltanatına el koymuşlardı. Bu zorbalıklarını altı yüz yıldan beri sürdürmüşlerdi. Şimdi de Türk ulusu bu saldırganlara fazla ileri gittikleri uyarısında bulunarak ve bunlara karşı ayaklanarak egemenliği ve saltanatı kendi eline almış bulunuyor. Bu bir olup bittidir. Söz konusu olan, ulusa egemenliği bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız sorunu değildir. Sorun, zaten olup bitti durumuna gelmiş bir gerçeği belirtmekten açıklamaktan başka bir şey değildir. Bu, ne olursa olsun, yapılacaktır. Burada toplananlar, meclis ve herkes sorunu doğal bulursa, sanırım ki uygun olur. Yoksa gerçek gene yöntemine göre saptanacaktır. Fakat ihtimaldir ki, bazı kafalar kesilecektir.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Padişahlık döneminden Cumhuriyet dönemine geçebilmek için, hepinizin bildiği gibi, bir geçiş dönemi yaşadık. Bu dönemde iki düşünce ve görüş birbiriyle sürekli olarak çatıştı. Bu düşüncelerden biri, padişahlık döneminin sürdürülmesiydi; bu düşüncenin yanlıları da belliydi. Öteki düşünce, padişahlık dönemine son vererek Cumhuriyet yönetimi kurmaktı. Bu bizim düşüncemizdi. Biz düşüncemizi açıkça belirtmekte sakınca görüyorduk. Ancak görüşümüzü uygulama olanağını koruyup elverişli bir zamanda eyleme geçebilmek için padişahlık yanlılarının düşüncelerini uygulama alanından uzaklaştırmak zorundaydık. Yeni yasalar çıkarılırken, özellikle Anayasa yapılırken, padişah yanlıları, padişah ve halifenin haklan ve yetkisinin açıkça belirtilmesi üzerinde dururlardı. Biz de bunun daha zamanı gelmediğini, ya da buna gerek olmadığını söyleyerek o yanı susarak geçiştirmekte yarar görüyorduk.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1927, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
