<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>millet &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/millet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Jul 2020 22:12:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>millet &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Lozan&#8217;a Giderken</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/lozana-giderken/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2020 22:12:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Mahmut]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Mahmut Soydan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Milliyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Soydan]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi ve İnkılap]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Başarı Mıydı]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Gizli Antlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan ve Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan'ın Gizli Maddeleri]]></category>
		<category><![CDATA[mahmut soydan]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5616</guid>

					<description><![CDATA[Ölmüş zannolunan millet, mahvolmuş zannolunan bu memleket, yeniden bütün yaşama yeteneğini gösterebilecek bir vaziyet alıyor. Bütün kadınlarıyla, erkekleriyle,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ölmüş zannolunan millet, mahvolmuş zannolunan bu memleket, yeniden bütün yaşama yeteneğini gösterebilecek bir vaziyet alıyor. Bütün kadınlarıyla, erkekleriyle, ihtiyarlarıyla el ele vererek kendisinin cihanda mevcut olduğunu, bir kere daha ispat edecek harikalar gösteriyor. İşte o harikaların tabiî neticesi olarak Lozan Konferansı’na davet olunuyoruz. Fakat Efendiler, esasen bizden sorulacak hiçbir hesap yoktur.Maziye ait hataların hakikî sorumlusu biz değiliz; Türk milleti değildir. Bu böyle olmakla beraber dünya ile karşı karşıya gelmek bize düşüyor. Millet ve memleketi gerçek bağımsızlık ve egemenliğine sahip etmek için çalışmak mecburiyeti bizim üzerimizde kalıyor. Lozan’da henüz hiçbir olumlu netice yoktur. Fakat, bu olumlu netice mutlaka olacaktır. Millet, mevcudiyeti için, hâkimiyeti için mutlaka elde etmeye mecbur olduğu esasları Misak-ı Millî halinde bariz surette bütün cihana ilân etti. Misak-ı Millî’nin anlamını bütün cihan tasdik etmeye mecburdur ki, Türkiye kuvvetiyle, süngüsüyle ve bütün mecburiyetiyle bunu elde etmiştir. Arta kalan şey, maddeten elde edilmiş olan bu şeyin konferansta, salonda, masada, nerede olursa olsun usulen ve resmen ifadesinden ve onaylanmasından başka bir şey değildir. Bu netice er geç, mutlaka elde edilecektir! Bütün isteklerimiz haktan ibarettir. Bu hak, en tabiî ve en açık haklardandır. Hukukumuz bu kadar açık olduktan başka, bu hukuku mutlaka muhafaza için kudretimiz de vardır, kuvvetimiz de kâfidir.</p>
<p><em>1923 (Gazi ve İnkılâp, Mahmut Soydan, Milliyet gazetesi, 26.12.1929)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milli Emeller</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/milli-emeller/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2020 08:59:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve millet]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve TBMM]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Emeller]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Gaye]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5454</guid>

					<description><![CDATA[Şüphe etmiyorum ve hiç kimsenin şüphe etmeyeceğini zannediyorum ki, Büyük Millet Meclisi ve onun Hükûmetinin bugüne kadar takip&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şüphe etmiyorum ve hiç kimsenin şüphe etmeyeceğini zannediyorum ki, Büyük Millet Meclisi ve onun Hükûmetinin bugüne kadar takip ettiği siyaset, tamamen millî emellere uygundur. Bu siyasetin ne olduğunu tekrara lüzum görmem. Yalnız iki kelimesini zikredeceğim ki, o da millî sınır dahilinde milletin bağımsızlığıdır ve bu, gayet kuvvetli ve büyük mâna ifade eder esastır. Bugüne kadar, bu esastan ayrıldığımızı ima edecek en ufak bir işareti bile göstermek mümkün değildir.</p>
<p><em>1921 (G.C.Z., cilt: I, s. 333)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Türk Birliği</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-turk-birligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Oct 2019 14:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[29 Ekim 1933]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Türk Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[avusturya-macaristan]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Encümeni]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Zeki]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[İhsan Sabri Çağlayangil]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıç Ali]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Conker]]></category>
		<category><![CDATA[orta asya]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih Encümeni]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Rüştü Aras]]></category>
		<category><![CDATA[Türk birliği]]></category>
		<category><![CDATA[türk devletleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ziraat Bankası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4361</guid>

					<description><![CDATA[İhsan Sabri Çağlayangil anlatıyor: 1933 yılı 29 Ekim gecesi, herkes Cumhuriyet&#8217;in 10. yılını kutluyor. Atatürk o sırada Türk&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İhsan Sabri Çağlayangil anlatıyor:</p>
<p>1933 yılı 29 Ekim gecesi, herkes Cumhuriyet&#8217;in 10. yılını kutluyor. Atatürk o sırada Türk Ocağı&#8217;nda yabancı diplomatlara yemek veriyor; davetliler gecenin ilerleyen saatlerinde birer ikişer dağıtılıyorlar; Atatürk, yakın arkadaşları Salih Bozok, Kılıç Ali, Nuri Conker&#8217;i kastederek:</p>
<p>&#8220;Bizimkiler nerede?&#8221; diye sorar.</p>
<p>Tevfik Rüştü Aras (Dışişleri Bakanı) Ziraat Bankası salonundaki baloda olduklarını söyler.</p>
<p>Hep beraber Ziraat Bankası&#8217;nın balo salonuna giderler. İçerisi tıklım tıklımdır, Atatürk gelince herkes alkışlar;</p>
<p>&#8220;Yaşa Gazi Paşam!&#8221; şeklinde tezahürat yapar. Atatürk, halkıyla sohbet etmeyi çok sevdiği için sandalye ve masa ister ki isteyenler ona sorularını sorabilsinler. Soru sormak için gelen kişilerden biri, Zeki isimli 25 yaşlarında bir doktordur. Şunu sorar:</p>
<p>&#8220;Gazi paşam! Saltanatı kaldırdık, hilafeti meclisin manevi şahsiyetinin içine aldık; bunlar yapılana kadar bir milletin ideali olabilirler; fakat yapıldıktan sonra yeni bir düzen kurulu ve işler. Onun iyi işlemesi, kötü işlemesi, ideal değildir; iyi işlemesini sağlamaya mecburuz! Yaptığımız öteki devrimler de yapıldığı an ideal olmaktan çıkar. Artık ideallerimiz, yaşadığımız gerçekler hâline dönüşmüştür. İyi ya da kötü sonuç vermesi bizim sorumluluğumuzun sonuçlarını belirler. Ama bir de milletlerin babadan oğla sıçrayan uzun vadeli idealleri vardır. Siz bize böyle bir ideal aşılamadınız! Yahut benim bundan haberim yok! Bunu bize açıklar mısınız Gazi Hazretleri?&#8221;</p>
<p>Atatürk bu soruya şöyle cevap verir:</p>
<p>&#8220;Bunlar vicdanımıza yazılmış gerçeklerdir; konuşulmaz, yaşanır! Elbet bu milletin bir ülküsü olacaktır, ama bu ülküler devletler tarafından açıklanmaz; millet tarafından yaşanır! Nasıl, bakarken gözlerimizi görmüyor, onunla her şeyi görüyorsak, ülkü de onun gibi, farkında olmadan vicdanlarımızda yaşar ve her şeyi ona göre yaparız&#8230; Ben, devlet başkanıyım! Sorumluluklarım vardır! Bu sorumluluklarım altında konuşamam! Bu konuda genç arkadaşlarımla ayrıca konuşacağım.&#8221;</p>
<p>Sonra, Atatürk halkın Cumhuriyet Bayramı&#8217;nı tekrar kutlar ve Dr. Zeki&#8217;yi yanına alarak genel müdürün odasına çıkar. Atatürk&#8217;ün arkasında, duvarda, bir Türkiye haritası vardır. Karşısında oturan Dr. Zeki&#8217;ye:</p>
<p>&#8220;Benim arkamdaki haritayı görüyor musun?&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet Paşam.&#8221;</p>
<p>&#8220;O haritada Türkiye&#8217;nin üstüne abanmış bir blok var, onu da görüyor musun?&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet, görüyorum Paşa Hazretleri&#8221;</p>
<p>&#8220;Hah! İşte o ağırlık benim omuzlarım üstündedir. Omuzlarım üstünde olduğu için, ben konuşamam! Düşün bir kere. Osmanlı İmparatorluğu ne oldu? Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ne oldu? Daha dün bunlar vardılar. Dünyaya hükmediyorlardı! Avrupa&#8217;yı ürküten Almanya&#8217;dan bugün ne kaldı? Demek hiçbir şey sür-git değildir! Bugün ölümsüz gibi görünen nice güçlerden, ileride belki pek az bir şey kalacaktır. Devletler ve milletler, bu idrakin içinde olmalıdırlar.</p>
<p>Bugün, Sovyet Rusya dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Devlet olarak bu dostluğa ihtiyacımız var! Fakat yarın ne olacağını kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu gibi parçalanabilir! Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler, avuçlarından sıyrılabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir! İşte o zaman Türkiye, ne yapacağını bilmelidir! Bizim, bu dostumuzun yönetiminde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onları arkalamaya hazır olmalıyız! &#8216;Hazır olmak&#8217; yalnız o günü susup beklemek değildir; &#8216;hazırlanmak lazımdır&#8217;. Milletler, buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam tutarak! Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür!</p>
<p>Bugün biz, bu toplumlardan dil bakımından, gelenek, görenek, tarih bakımından ayrılmış, çok uzağa düşmüşüz! Bizim bulunduğumuz yer mi doğru, onlarınki mi? Bunun hesabını yapmakta fayda yoktur! Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz; bizim, onlara yaklaşmamız gerekli&#8230;</p>
<p>Tarih bağı kurmamız lazım&#8230; Folklor bağı kurmamız lazım&#8230; Dil bağı kurmamız lazım&#8230;</p>
<p>Bunları kim yapacak? Elbette biz! Nasıl yapacağız? İşte görüyorsunuz, &#8216;Dil Encümenleri&#8217; , &#8216;Tarih Encümenleri&#8217; kuruluyor. Dilimizi, onun diline yaklaştırmaya, tarihimizi ortak payda haline getirmeye çalışıyoruz. Böylece, birbirimizi daha kolay anlar hâle geleceğiz. Bir sevgi parlayacak aramızda; tıpkı bir vücut gibi, kaderde ve mutlulukta birbirimizi duyacağız ve arayacağız. Ortak bir dil amaçladığımız gibi, ortak bir tarih öğretimiz olması gerekli. Ortak bir mazimiz var, bu maziyi, bilincimize taşımamız lazım. Bu sebeple okullarda okuttuğumuz tarihi Orta Asya&#8217;dan başlattık! Bizim çocuklarımız, orada yaşayanları bilmelidirler. Orada yaşayanlar da bizi bilmeli. İşte bunu sağlamak için de &#8216;Türkiyat Enstitüsü&#8217;nü kurduk. Kültürlerimizi, bütünleştirmeye çalışıyoruz! Ama bunlar, açıktan yapılmaz! Adı konarak yapılacak işlerden değildir. Yanlış anlaşılabildiği gibi, savaşlara da sebep olabilir. Bunlar, devletlerin ve milletlerin derin düşünceleridir. İşitiyorum: benim dil ve tarih ile uğraştığımı gören kısa düşünceli bazı vatandaşlarımız:</p>
<p>&#8216;Paşanın işi yok! Dil ile tarih ile uğraşmaya başladı.&#8217; diyorlarmış. Yağma yok! Benim işim başımdan aşkın. Ben bugünün çağdaş Türkiye&#8217;sini kurmaya ne kadar çalışıyorsam, yarının Türkiye&#8217;sinin temellerini de atmaya o kadar dikkat ediyorum. Bu yaptıklarımız, hiçbir millete düşmanlık değildir. Barıştan yanayız, barıştan yana kalacağız! Ama durmadan değişen dünyada, yarının muhtemel dengeleri için hazır olacağız. Bunları sana, akıllı bir genç olduğun için söylüyorum. Açıktan söylemiyorum, kulağına söylüyorum&#8230; Sen bil, gerekçesini kimseye söylemeden böyle davran, çevrenin de böyle davranması için gerekeni yap! İdealler konuşulmaz, yaşanır! İşte senin sorunun karşılığını da böylece vermiş oldum!&#8221;</p>
<p>Gece ilerlemişti. Atatürk arkadaşları ile birlikte, bulvara çıktığı zaman taze bir sabah Ankara göklerinde ışımaya başlamıştı.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet ve Ülke Yönetim Biçimleri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/cumhuriyet-ve-ulke-yonetim-bicimleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Oct 2019 23:53:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[1929]]></category>
		<category><![CDATA[1959]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[bakan]]></category>
		<category><![CDATA[başbakan]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet ve Ülke Yönetim Biçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[laik hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün El Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[milli irade]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[padişah]]></category>
		<category><![CDATA[rus çarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarih Kurumu Yayını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4337</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;..Başlarında hâlâ Allah&#8217;ın vekili, gölgesi sıfatını taşımakta olan hükümdarlar bulundurmakla beraber, egemenliğini kazanmış milletler olduğundan bahsetmiştik. Gerçekte bu&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;..Başlarında hâlâ Allah&#8217;ın vekili, gölgesi sıfatını taşımakta olan hükümdarlar bulundurmakla beraber, egemenliğini kazanmış milletler olduğundan bahsetmiştik. Gerçekte bu milletlerin mensup oldukları devletler, milletin seçtiği millet vekillerin oluşturdukları meclislere sahiptir. Milletin egemenliğini bu meclisler temsil eder. Hükümdar, devleti temsil eder. Hükümet kuran vatandaş, teorik olarak hükümdar tarafından seçilir. Fakat, gerçekte hükümet başkanı milletin güvendiği kuvvetli siyasi partilerin liderleridir. Bunların kurdukları hükümetler, millet ve memleketi idare ederler ve meclise karşı sorumludurlar. Bu açıkladığımız hükümetler temsilidirler, gerçekte demokrasi prensibi yürürlüktedir.</p>
<p>Fakat bunlar, tam manasıyla demokrat hükümetler değildirler. Demokrasinin tam anlamıyla ideali, milletin tümünün aynı zamanda idare eden durumda bulunabilmesini, hiç olmazsa, devletin son iradesini, yalnız milletin ifade etmesini ve göstermesini ister. Ne yazık ki, milletlerin büyüklüğü, fikirsel terbiye dereceleri, idealin uygulanmasında nispeten idealden yoksun olmayı gerektirebilecek tedbirsizliklerden kaçınmayı gerektirir. Bundan dolayı, demokrasi prensibinin, en modern ve mantıki uygulanmasını sağlayan hükümet şekli Cumhuriyettir.</p>
<p>Cumhuriyetle son söz millet tarafından seçilmiş meclistedir. Millet adına her türlü kanunları o yapar. Hükümete güven oyu verir veya düşürür. Millet vekillerinden memnun olmazsa belirli zamanlar sonunda başkalarını seçerler.  Millet, egemenliğini, devlet idaresine katılmasını, ancak, zamanında oyunu kullanmakla sağlar. Cumhuriyetin hükümeti, belli bir metod veya şekilde belirli bir zaman için seçilmiş bir Cumhurbaşkanına itimat olunur. Başbakanı o seçer. Hükümeti meydana getirecek olan bakanları. Başbakan güvendiği milletvekillerinden seçer.</p>
<p>Dünyada devletlerin şekilleri birbirine göre bazı farklarla çok değişiktir. Bununla beraber hepsi, incelediğimiz şekillere sokulabilir. Hükümdarlık, Oligarşi, Halk Cumhuriyeti.</p>
<p>Kendine özgü bir dine dayanan (teokratik) devlet vardır. Rus çarlığı ile Osmanlı saltanatı böyle idiler. Çar kilisenin reisi, sultanlar da halife unvanını takınmışlardı. Bununla beraber, dini siyasetten ayırmış, laik hükümetler vardır.. Hükümdarlıklarda, devlet başkanlığı makamına miras yoluyla gelinir. Cumhuriyet, milletvekillerinden oluşan meclisi ve belirli zaman için seçilmiş devlet başkanı ile, milli egemenliğin korunmasının en iyi kefilidir. Cumhuriyette meclis, Cumhurbaşkanı ve hükümet, halkın hürriyetini, güvenliğini ve rahatını düşünmek ve sağlamaya çalışmaktan başka bir şey yapmazlar. Çünkü bunlar bilirler ki, kendilerini iktidara ve yetkili makamlara belirli bir zaman için getiren irade ve egemenliğin sahibi olan milletir. Ve yine bunlar bilirler ki iktidara saltanat sürmek için değil, millete hizmet için getirilmişlerdir. Millete karşı durum ve vazifelerini kötüye kullandıkları takdirde, şu veya bu şekilde, kendilerini milli iradenin karşısında bulabilirler. Millet tarafından, millet adına, devleti idareye memur edilenler için, gerektiğinde millete hesap vermek zorunluluğu, laubalilik ve keyfi hareketle bağdaşamaz. Halbuki, kuvvetinin ve yetkisinin Allah&#8217;tan geldiğini ve yalnız ona karşı, ahirette hesap verebileceğini varsayan, devleti, memleketi, miras kalmış mal mülk gibi kabul eden bir hükümdar, her türlü kayıttan kendini affedilmiş görür. Böyle bir idarede, milletin benliği, hürriyeti söz konusu bile olamaz. Bundan dolayı yetkisi sınırlı bile olsa hükümdarlık şekli demokrasiye, milli egemenlik prensibine uygun değildir. Hükümetin belirli insanların, sınıfların elinde bulunması bile millet varlığının asla kabul edemeyeceği bir husustur.</p>
<p>Bütün milletin çoğunlukla, devlet idaresine katılmasına engel olan bu &#8220;oligarşi&#8221; usulü de bir grubun kendi çıkarlarını korumak için bütün millete ait egemenliği, zorla almasından başka bir şey değildir.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>1929</strong></p>
<p><strong>Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün El Yazıları, Ayşe Afet İnan, Türk Tarih Kurumu Yayını</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Behçet Kemal Çağlar</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/behcet-kemal-caglar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2019 07:58:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Behçet Kemal Çağlar]]></category>
		<category><![CDATA[doğu uluslarının çabası]]></category>
		<category><![CDATA[Dolmabahçe'den Anıt-Kabire]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalisation]]></category>
		<category><![CDATA[kemalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Türk dileği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türk tarih kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[yücel dergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2667</guid>

					<description><![CDATA[Milleti, Atatürk&#8217;ü bu kadar sevdiği ve benimsediği için, her ferdinde bir kere daha Mustafa Kemal&#8217;i bulmak mümkün olduğu&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milleti, Atatürk&#8217;ü bu kadar sevdiği ve benimsediği için, her ferdinde bir kere daha Mustafa Kemal&#8217;i bulmak mümkün olduğu için bir kat daha seviyoruz.</p>
<blockquote><p><strong>Yücel Dergisi, 1939, Cilt VIII, sayı 47</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Hangi meselede ne gün başımız dara gelirse O&#8217;nun işlerine, kararlarına, sözlerine dikkatle eğilmemiz yeter. O, bütün Türk tarih ve tabiatının şuurunu temsil ediyor. O&#8217;nda dile gelmiyen Türk dileği ve ihtiyacı yoktur diyebiliriz.</p>
<blockquote><p><strong>Yücel Dergisi, 1944, Cilt XVII, sayı 100</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Mazlum sınıfları, mağdur kitleleri kolladığını ve kurtaracağını iddia eden kim Mustafa Kemal kadar açık ve cesur olabilirdi?</p>
<blockquote><p><strong>Yücel Dergisi, 1944, Cilt XVII, sayı 101</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bu toprağı bu sefer Atatürk&#8217;ün yattığı yerdir diye bir kat daha canla başla korumasını bileceğiz. Her ulusun bir bayrağı bir de vatanı var. Bizim ise bayrak bir adamımız, vatan bir adamımız, bir üçüncü kutsal değerimiz var.</p>
<blockquote><p><strong>Dolmabahçe&#8217;den Anıt-Kabire, 1955</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Atatürk, ölümlü bir kişi gibi anılıp unutulmamakta, bir canlı bayrak gibi kurtuluş savaşlarının önünde dalgalanıp durmaktadır.</p>
<p>Cezayir&#8217;in özgürlüğü için savaşan gönüllülerden vuranların kimliğini öğrenmek üzere koyun ceplerini arayan Fransızlar, hemen her defasında Kurtuluş Savaşı Mustafa Kemal&#8217;inin kalpaklı resmini bulmuşlardır. Bunun içindir ki bugünkü Fransız sözlüğü &lt;&lt;Batı sömürgeciliğine karşıt Batı uygarlığını kazanıp özgür yaşamak isteyen Doğu uluslarının çabasını&gt;&gt; Kemalisation (Kemalleşme) diye bir tilcik yaratmıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Türk Dili Dergisi, 1958, Cilt VII, sayı 85</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Slovo Gazetesi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/slovo-gazetesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2019 07:24:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[Slovo Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ulus Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2647</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk; milletin atası, kılıç, fikir, kalp ve irade adamı idi. Milletinin bu büyük evlâdı, aynı zamanda yirminci yüzyılın&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk; milletin atası, kılıç, fikir, kalp ve irade adamı idi. Milletinin bu büyük evlâdı, aynı zamanda yirminci yüzyılın da büyük yurttaşıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Ulus Gazetesi, 14 Kasım 1938</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulusal Güç (Kuvve-i Milliye)</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ulusal-guc-kuvve-i-milliye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jul 2019 17:16:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kuvve-i milliye]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Güç (Kuvve-i Milliye)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1959</guid>

					<description><![CDATA[Hükûmet merkezi İstanbul&#8217; da bulunuyordu ve bütün güç oraya bağlı idi. Bu hükûmet düşmanların sıkı çemberi içindeydi. Siyasal,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hükûmet merkezi İstanbul&#8217; da bulunuyordu ve bütün güç oraya bağlı idi. Bu hükûmet düşmanların sıkı çemberi içindeydi. Siyasal, sıkı bir çemberdi bu. İşte böyle bir çember içinde yurdu savunacak, ulusun ve devletin bağımsızlığını koruyacak genel güce, ulusa emrediyorlardı. Böyle verilen emirlerle, ulusun araçları kullanılamıyor ve devlet görevlerini yerine getiremiyordu. Bu savunma araçlarının birincisi olan ordu, ordu adını korumakla birlikte, doğal olarak temel görevini yapmak olanağından yoksundu. İşte bunun içindir ki, yurdu savunma ve korumayı kapsayan temel görev, doğrudan doğruya ulusun kendisine yönelmiş bulunuyordu. Ulus orduya kendi bağrından çıkarıp teslim ettiği evlâtlarını, düşman saldırılarına uğrayan bölgelerin ve bu düşman saldırılarına uğrayan kardeşlerinin yaşamlarının savunulmasıyla görevlendirmek zorunda kalmıştır. İşte biz buna kuvve-i milliye (ulusal güç) diyoruz. Ve bütün dünya da böyle diyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hak Kuvvetin Üstündedir</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/hak-kuvvetin-ustundedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jul 2019 16:12:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Hak Kuvvetin Üstündedir]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<category><![CDATA[varlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1944</guid>

					<description><![CDATA[Herhalde dünyada hak denen bir şey vardır ve hak kuvvetin üstündedir. Ulusun, haklarının bilincine varmış olup onların savunma&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Herhalde dünyada hak denen bir şey vardır ve hak kuvvetin üstündedir. Ulusun, haklarının bilincine varmış olup onların savunma ve korunması için her türlü özveriye hazır olduğuna dünyanın inanması gerekir. İşte düşmanlarımızın davranışı, ulusumuzu bu bilinçten ve bu özveri duygusundan yoksun sanmalarından ileri gelmiştir.</p>
<p>***</p>
<p>Bir ulus, varlığı ve hakları için bütün gücü ile, bütün düşünce ve maddi güçleriyle ilgisiz kalırsa, bir ulus kendi gücüne dayanarak varlık ve bağımsızlığını güven altına almazsa, onun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz.</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1920, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bugünkü uygarlığın devletler arası ilişkilerde ortaya attığı ve en yüce, en soylu istekler ve düşüncelerin bir özü olan (her ulusun kendi yazgısına kendisinin egemen olması) hakkını biz yeryüzünde yaşayan bütün uluslara tanıyoruz.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Varlığının bilincine varmış olan, özgürlükle esirlik arasındaki ayrımı iyi değerlendiren, ölümü esirliğe yeğleyen ve bunu her gün eylemleri ile kanıtlayan bir ulusu ne olursa olsun yok etme yolunda zalim bir isteğe kapılmak kadar bir vahşilik dünyada düşünülebilir mi?</p>
<blockquote><p><strong>Haziran 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarih ve Ulus Hakları</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/tarih-ve-ulus-haklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jul 2019 16:04:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[olgular]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Ulus Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[türk milleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1942</guid>

					<description><![CDATA[Tarih, olgular, olaylar ve gözlemler, insanlar ve milletler arasında hep milliyetin egemen olduğunu göstermiştir. Ve milliyet ilkesine karşı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih, olgular, olaylar ve gözlemler, insanlar ve milletler arasında hep milliyetin egemen olduğunu göstermiştir. Ve milliyet ilkesine karşı girişilen büyük çapta eylemlere karşın, milliyet duygusunun öldürülemediği, gene de bütün gücü ile yaşadığı görülmektedir. Tarih, bir milletin kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman tanımazlık etmez. Bu nedenle sakat bir düşünce perdesi arkasından yurdumuza ve ulusumuza karşı varılan hükümler, ileri sürülen düşünceler kesinlikle iflas edecektir.</p>
<blockquote><p><strong>Temmuz 1919, Nutuk</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Falih Rıfkı Atay</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/falih-rifki-atay/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2019 15:13:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[eser]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[inkılap]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluş]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[Ulus Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<category><![CDATA[yücel dergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1577</guid>

					<description><![CDATA[Türk ulusu, Atatürk&#8217;te iki yüzyıl beklediği kurtarıcıyı bulmuştur. Atatürk&#8217;ün eseri, bir bütün olarak, tek bir kelimede toplanabilir: &#60;&#60;Kurtuluş!&#62;&#62;&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk ulusu, Atatürk&#8217;te iki yüzyıl beklediği kurtarıcıyı bulmuştur. Atatürk&#8217;ün eseri, bir bütün olarak, tek bir kelimede toplanabilir: &lt;&lt;Kurtuluş!&gt;&gt; Bu gerçek, aydının kafası kadar, halkın şuurunun içindedir.</p>
<p>Halk için, hâtırası güzel ne varsa hepsi, özellikle Atatürk devrine aittir.</p>
<blockquote><p><strong>Ulus Gazetesi, 16 Kasım 1938</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir fikre saplanıp kuvvet ve kudretini onu söktürmeğe sarfeden küçük bir kibir değil, dinlemekten, sormaktan, aramaktan ve kesin kararını en sona saklamaktan çekinmiyen büyük bir gurur sahibi idi. Sevdiği şey itaat edilmekten fazla inanılmaktı.</p>
<p>***</p>
<p>Lâisizm, bizde, yüzyıllardan beri dil, kan, hatta din birliğine rağmen halk yığınlarını bin parçaya bölen acıklı didişmenin sonu, en sağlam beraberlik olan eğitim ve kültür birliğinin başlangıcı olmuştur.</p>
<blockquote><p><strong>Ulus Gazetesi, 10 Kasım 1939</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Eski Türk fatihlerinin ihtiraslarından hiçbiri kendinde eksik olmayan Mustafa Kemal&#8217;e ölünceye kadar, Türk toprağının sevgisi, acısı yüzyıllardan beri, durmaksızın, dinmeksizin, ya gözyaşı, ya kanı akan bu halkın babalığı, kardeşliği, evlatlığı duygusu hakim olmuştur.</p>
<p>İnandırmak güçse de, bir defa inandırdıktan sonra bir ulusu bin defa kandırmak kolaydı: Mustafa Kemal aldatmadı!</p>
<p>Aksine daima gerçeğe, katı, zorlu, çetin gerçeğe çağırdı. Uçmak isteseydi, hepimiz O&#8217;na kanat olurduk: O, bizim hayallerimizin kanatlarını kırdı, kartal yuvasında öldü.</p>
<blockquote><p><strong>Ulus gazetesi 10 Kasım 1943</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Buddha ölürken:</p>
<p>-Üstad öldü diye ağlamayınız. Üstad size öğrettiklerimdir! demişti.</p>
<p>Atatürk de bizlere öğretmiş olduklarıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Dünya Gazetesi, 8 Kasım 1953</strong></p></blockquote>
<p>***</p>
<p>Atatürk, milletinin verebileceği en yüksek ikbal zamanlarında dahi mevkiini fikirleri uğruna feda etmeğe hazırdı. Bütün devrinde hiçbir tavizcilik, hiçbir gerileme, hiçbir tezatlaşma olmamıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Dünya Gazetesi, 10 Kasım 1956</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Anadolu&#8217;dan geldiğini duyup görüştüğümüz bir kurmay albay:</p>
<p>-Benim bildiğim Mustafa Kemal, Anadolu&#8217;nun son tepesine kadar gider, yine teslim olmaz, diyordu.</p>
<p>Kocatepe&#8217;de, bir ağır düşüncenin heykelini andıran fotoğrafını göz önüne getiriyor musunuz?</p>
<p>Başlarını ateşe, taşa ve çeliğe çarpa çarpa kan köpüren Türk kahramanlığının düşünen, arıyan, bulan, gösteren, bazen bir &lt;&lt;Evet&gt;&gt; ile &lt;&lt;Hayır&gt;&gt;ına vatan talihi bağlanan başıdır O!</p>
<p>***</p>
<p>Mustafa Kemal&#8217;in azim, karar ve irade kuvvetini, 1922 Ağustos&#8217;unun son haftasından iki ay önce sahneden çekiniz. Bugünkü Türkiye yine bu Türkiye olamazdı.</p>
<p>***</p>
<p>Hesapsız ve lüzumsuz, &lt;&lt;Bir tek Türk&#8217;ün hayatını tehlikeye sokmamak&gt;&gt; davasından ömrünün sonuna kadar şaşmamıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Çankaya, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yüzellilikleri bile affetmesi insan zaaflarına karşı feylesofça davranışlarının bir eseri değil midir? Bir gün barışmıyacağı hasmı, bir gün bağışlamıyacağı suç yoktu diyebilirim.</p>
<p>Not defterime aldığım en güzel sözlerinden biri şudur: &#8220;Ben onları affederim, çünkü kalbim vardır. Onlar beni affetmezler, çünkü kalpsizdirler!&#8221;</p>
<p>***</p>
<p>Atatürk devrinde vatan kurtulmuştur. Yalnız bu şeref bir vatandaşın milli tarihin en büyüklerinden biri olmasına yeter.</p>
<p>***</p>
<p>Mustafa Kemal kızdıkça: &lt;&lt;Millete giderim!&gt;&gt; derdi. Mustafa Kemal&#8217;in inkılâp iradesinin kaynağı, halkın kendine inanışıdır. Tanzimattan beri isimlerini duyduğumuz liderler arasında halkı doğru anlıyan ve halk ile kaynaşma yollarını bulan yalnız O, idi.</p>
<p>O, kalabalıktan ürken ve kalabalığı kendilerinden iki üç asker kordonu ötede tutan diktatörlerin aksine, nefesine nefesi karışan kalabalıkta kuvvet bulurdu.</p>
<p>Atatürk, bulunduğu yerde neşe ve şevki susturan iki yüzlü bir şark zorbası değil, şenlik içine katılan, halk sevincini içine sindiren, içenle içen, oynayanla oynayan, konuşanla konuşan bir halk arkadaşı idi.</p>
<blockquote><p><strong>Çankaya, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir hastalığın nöbetleri içinde ölümü iki gözleriyle görmüş gibi olanlar vardır. Ben iki gözümle battığımızı gördüm ve kurtulduğumuzu gördüm.</p>
<p>Mustafa Kemal&#8217;i unutamam.</p>
<p>O, sonra daha da büyüdü. Kendi milletine tekrar o günleri göstermemek için, asıl kurtuluş savaşına zaferden sonra girdi.</p>
<p>İnkılâp nizamının Atatürk&#8217;ü zaferin Mustafa Kemal&#8217;ini gölgede bıraktı, kendini gene kendi geçti.</p>
<blockquote><p><strong>Mustafa Kemal&#8217;in Mütareke Defteri, 1955</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Mustafa Kemal, halk acısını ve halk idealini bir cisim ve can gibi kendinde topladığı içindir ki, herkes O&#8217;nun sesine doğru gitti; herkes O&#8217;nun sancağı altında namus ve hürriyetini kurtarmağa koştu.</p>
<blockquote><p><strong>Yücel Dergisi, 1941, Cilt XIII</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>O&#8217;nu niçin seviyoruz? Çünkü O&#8217;nda kendimizi seviyoruz. Her şeyi bizden aldığı için, O, hepimizin, kendimiz için hayal ettiğimiz bir kemal halidir. Halk O&#8217;nda kendini tanıyor, kendine tapıyor.</p>
<blockquote><p><strong>Yücel Dergisi, 1941, Cilt XII, sayı 72</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yaşarken bir eser bıraktı. Onu övelim ve koruyalım. Ölürken bir ders bıraktı: Unutmayalım. Bu ders, halkı sevmek, halka inanmak, halk ile kaygılanmak, halk ile gururlanmak, halk uğruna feda olmaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Yücel Dergisi, Cilt XVIII, sayı 103</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
