<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mehmet Ali Agakay &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/mehmet-ali-agakay/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:01:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Mehmet Ali Agakay &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Köy Ağasının Silahlığı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/koy-agasinin-silahligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2020 12:28:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk devlet anlayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk müslüman mı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Arap]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve köy ağası]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten 20 Anı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Araplarla İlgili Düşünceleri]]></category>
		<category><![CDATA[Farsça edebiyat dili]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali Agakay]]></category>
		<category><![CDATA[Türk devlet anlayışı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4868</guid>

					<description><![CDATA[XIX. yüzyıla kadar toplumların hayatında daha çok dinî değerlerin belirleyici olması nedeniyle ulus bilincinin önemli bir yeri olmamıştır.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>XIX. yüzyıla kadar toplumların hayatında daha çok dinî değerlerin<br />
belirleyici olması nedeniyle ulus bilincinin önemli bir yeri olmamıştır. Bu<br />
nedenle birçok ulus kendi dilini, inanç sisteminin doğup geliştiği toplumun dili<br />
yararına ihmal etmiştir. Aynı ihmali Türk kültür değerlerinden uzaklaşmış olan<br />
Osmanlı yönetici ve aydınları da göstermişlerdir. Türkçenin yok olması<br />
pahasına ülkede Arapçanın bilim, Farsçanın edebiyat dili olarak<br />
kullanılmasına izin verip öncülük etmişlerdir. Bu durum bir taraftan eğitimin<br />
yaygınlaşmasını önleyip halkın cehaletine neden olmuş, diğer taraftan kendi<br />
halkından kopuk, onun değerlerinden uzaklaşmış, Arap kültürünün ürünü<br />
olmayan her şeyi küfür kabul eden, Arap’ın kendisini de dilini de kutsal gören<br />
bir aydın tipinin doğmasına neden olmuştur.<br />
Bu aydın tipinin Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki temsilcileri Türkçeyi<br />
zenginleştirerek bilim ve kültür dili yapmak, sadeleştirerek halkla aydın<br />
arasındaki kopukluğu gidermek amacıyla yapılan dil devrimine, Türkçenin<br />
yetersiz olduğu ve geçmişten kopulacağı savıyla karşı çıkmışlardır. Oysa<br />
yapısı itibarıyla Türkçenin dünyanın en zengin dillerinden birisi olduğu ve dil<br />
devriminin geçmişten kopmak gibi bir amaçla yapılmadığı,temel amacın aydın<br />
ile halk arasındaki kopukluğu kaldırıp tüm ulusu Türk kültürünün zenginliğinde<br />
buluşturmak olduğu çok iyi biliniyordu. Ancak Arap kültürüne tutsaklıkları ve<br />
Arapçayı bilme imtiyazının kendilerine sağladığı maddî ve manevî getiriyi<br />
kaybetmek istememeleri, bildikleri bu gerçeğin üzerini örtmekteydi. Bu tür<br />
düşünce sahiplerinin dil konusundaki iki yüzlü davranışlarını ATATÜRK;<br />
aşağıdaki anekdotta oldukça ilginç bir örnekle dile getirmektedir:<br />
“Arap’ınkini Arap’a, Acem’inkini Acem’e geri verirsek, bize uzun kollu bir<br />
Buhara hırkasından başka bir şey kalmaz.”<br />
Buhara hırkasını nedense hor gösteren bu söz, Meşrutiyet devrinde<br />
sayılı birkaç dilseverin, dilimizde denemek istedikleri tasfiye (arıtma) işini,<br />
Türkçe için bir yıkım sayan ünlü bir yazarımızın sözüdür.<br />
Dil devrimi başladığı sıralarda da aydınlarımızın çoğu bu kuruntuda idi.<br />
Türk’ün ana yurttan ayrıldığı zaman dil varlığını uzun kollu bir hırkaya<br />
benzetenlerin bu mantık zavallılığına ATATÜRK acırdı. O, Türk’ün her şeyine<br />
inandığı gibi dilinin de yeterliğine, enginliğine sonsuz bir inanç beslerdi.<br />
“Tarihin akışını oradan oraya çevirmiş, yer yer bunca uygarlık ocakları kurmuş<br />
bir ulusun dili bu denli yoksul olabilir mi idi?” diye soruyor ve sözünü aşağı yukarı şöyle tamamlıyordu: &#8220;Araplarla tanışıncaya dek Türk’ün devlet,<br />
hükûmet, hukuk, adalet gibi uygar kavramlara; şeref, namus, insaf, vicdan gibi<br />
yüksek duygulara birer ad vermemiş olması düşünülebilir mi? Belli ki her<br />
ulusta görüldüğü üzere Türk’ün de tarihte gaflet anları olmuş, birçok<br />
varlıklarına ve bu arada diline de bakmaz olmuştur. Biz şimdi ulusal<br />
benliğimize kavuştuğumuz gibi öz dilimize de kavuşacağız.”<br />
ATATÜRK bir ulusun dil varlığı bakımından, aslında bu denli yoksul<br />
olamayacağını bir örnekle belirtmek için şu öyküyü sık sık anlatırdı:<br />
“Vaktiyle zengin bir köy ağası şehirde hamama gitmiş. Yıkanmış&#8230;<br />
Kurulanmış&#8230; Giyinmek için bohçasına el attığı zaman bir de bakmış ki<br />
silâhlığından başka her şeyi çalınmış. Başlamış hamamcılardan hesap<br />
sormaya.<br />
Hamamcılar ağanın şantaj yaptığını, yoksa çalınan çarpılan bir şey<br />
olmadığını ileri sürmüşler. Bunun üzerine o da silâhlığını çıplak beline<br />
geçirerek ortaya çıkmış ve şöyle haykırmış: “Görenler Allah için söylesin, ben<br />
buraya bu kılıkta gelebilir miydim?”<br />
ATATÜRK öyküsüne şunu da katardı:<br />
-Ağanın hamama çıplak gelmediğine herkesin aklı yattı ama, Türk’ün<br />
yurdundan dilsiz çıkmadığına hâlâ akıl erdiremeyen gafiller vardır.</p>
<p><em>Mehmet Ali Ağakay; Atatürk’ten 20 Anı, Ankara, 1972, s. 13-15. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Yargıç Kararına Saygısı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-yargic-kararina-saygisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Nov 2019 11:11:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Yargıç Kararına Saygısı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali Agakay]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kemalataturk.net/?p=4407</guid>

					<description><![CDATA[Mehmet Ali Ağakay anlatıyor: Ölümünden iki yıl önce Atatürk&#8217;ün canına kıymak için kurulan bir düzen meydana çıkarılmıştı. Hem&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet Ali Ağakay anlatıyor:</p>
<p>Ölümünden iki yıl önce Atatürk&#8217;ün canına kıymak için kurulan bir düzen meydana çıkarılmıştı. Hem de bu düzeni kurmakla suçlanan kimse &#8220;Milli Mücadele&#8221;den beri Atatürk&#8217;ün yolunda çalışmış; sevgi ve güvenini kazanmış, birçok iyiliklerini de görmüş biriydi. Haber, yurtta şaşkınlık ve tiksinme yaratmıştı. Herkes bunu konuşuyor, &#8220;Nasıl olur!&#8221; diyor, bir türlü herhangi bir nedene bağlayamıyordu. Sanık tutuldu. Adalete teslim edildi. Fakat Atatürk, olaydan haberi yokmuş gibi, bu konuda ne düşündüğünü açıklamak için ağzını açmadı. Adalet son sözünü söyleyinceye dek sustu.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün suskunluğu, çeşitli yorumlara sebep olmuştu. Kimi &#8220;Bu üzüntülü olayı anmak istemiyor&#8221; dedi. Kimi de &#8220;Bunu doğru olduğuna inanmıyor.&#8221; diye düşündü. Sanığa yüklenen suç, yargı yerinde ispat edilemediği için adam aklandı. İşte, yargıç kararını bu yolda verdikten sonradır ki Atatürk bu konuda ağzını ilk ve son kez olarak açtı ve yalnız şunu dedi:</p>
<p>&#8220;Suça yeltenilmiştir, ancak yargıç buna kanacak ölçüde kanıt bulmuş değildir.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağımsızlık Savaşındaki Zaferler Hakkında</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/bagimsizlik-savasindaki-zaferler-hakkinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 15:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[30 Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[Afyonkarahisar-Dumlupınar]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten 20 Anı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[evliya]]></category>
		<category><![CDATA[inönü savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali Agakay]]></category>
		<category><![CDATA[misak-ı milli]]></category>
		<category><![CDATA[mukden]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya meydan muharebesi]]></category>
		<category><![CDATA[subay]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk eri]]></category>
		<category><![CDATA[türk ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Büyük Millet Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[ülkü]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal And]]></category>
		<category><![CDATA[zafer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2400</guid>

					<description><![CDATA[Baylar, Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusunun Sakarya&#8217;da kazanmış olduğu meydan savaşı çok büyük bir meydan savaşıdır. Savaş tarihinde&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baylar, Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusunun Sakarya&#8217;da kazanmış olduğu meydan savaşı çok büyük bir meydan savaşıdır. Savaş tarihinde benzeri belki olmayan bir meydan savaşıdır. Bilirsiniz ki, büyük meydan savaşlarından biri olan Mukden meydan savaşı bile yirmi gün sürmemiştir. Onun için ordumuzun savaş tarihine bir örnek armağan eden bu zaferi kazanmış olmasından ötürü yüce kurulunuzu kutlarım.</p>
<blockquote><p><strong>Eylül 1921, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Arkadaşlar, bu Anadolu zaferi tarihte bir ulus tarafından bütünüyle benimsenen bir düşmanın ne denli güçlü ve canlandırıcı olacağının en güzel bir örneği olarak kalacaktır. Önümüze dikilen bütün engelleri birer birer yıkıp aştıktan sonra bugün artık Ulusal And&#8217;ın (Misak-ı Milli&#8217;nin) çizdiği sınırlar içinde mutlu, refah içinde ve özgür yaşamak için her ne gerekse hepsini sağlayacağız. Her köşesini kurtarmak için seve seve canlar verildiği ve çocuklarımızın kanıyla sulanmış yurdumuzun ufkunda artık barışın tatlı güneşi doğmakta gecikmeyecektir.</p>
<blockquote><p><strong>Nisan 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bu ulusun gençlerinin özverileri, kahramanlıkları için bir değer ölçüsü bulunamaz. Erlerimiz hakkında yeni bir şey daha söylemek isterim: Kahraman Türk eri Anadolu savaşlarının anlamını kavramış, yeni bir ülkü ile savaşmıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Eylül 1922, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, ulusumuz tek bir insan gibi gösterdiği sarsılmaz birlik ve çabayla bu başarıyı kazanmıştır. Ulusumuzun barış içinde de, barıştan sonraki işlerde de aynı destek, çaba ve birliği göstererek bu zaferi tamamlayacaktır. Bu zafer bize bir olanak sağlıyor; biz bu olanağı ülkemizin, ulusumuzun aydın, mutlu ve refah içinde geleceği için kullanacağız.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulus; ulusun sanat ruhu, sanatı, müziği, edebiyatı ve bütün güzel sanatları bu kutsal savaşın tanrısal ezgilerinin sonsuz bir yurt aşkının kendinden geçirici, coşkunluğuyla her zaman şakımalıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, Afyonkarahisar-Dumlupınar meydan savaşı ve onun son evresi olan 30 Ağustos çarpışması Türk ulusunun en önemli bir dönüm noktasıdır. Ulusal tarihimiz çok büyük, çok parlak zaferlerle doludur. Türk ulusunun burada kazandığı zafer  kesin sonuçlu, bütün tarihe, yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine yeni bir akım vermekte kesin olarak etkili olmuş bir meydan savaşı hatırlamıyorum. Kuşku yok ki, yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyetinin temeli burada atıldı. Sonsuza dek varlığı burada taçlandırıldı. Bu alanda akan Türk kanları, bu göklerde uçuşan şehit ruhları devletimizin, Cumhuriyetimizi sonsuza dek koruyacaklardır.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir İnönü meydan savaşı devrim tarihimizin çok önemli, çok verimli bir sayfasıdır. Bizden sonra gelecek olanlar bu sayfayı irdeleyip inceledikçe Türk devrimini yapan bugünkü Türk ordusunu ve bu orduyu bağrından çıkaran Türk topluluğunu elbette saygıyla anacak ve değerini kabul edecektir.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Her evresiyle düşünülmüş, hazırlanmış, yönetilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış olan bu savaşlar, Türk ordusunun, Türk subay ve komutanlarının yüksek güçlerini ve kahramanlıklarını tarihte bir kez daha saptayan yüce bir eserdir.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>&#8220;Yurt toprağını kanını akıtarak ve yaşamını vererek karış karış savunan Mehmetçiğin hakkını ben evliyalara kaptıramam&#8221; Bazı kimseler benim bu davranışıma kamunun inancını inciten yolsuz bir davranış gözüyle bakmış olabilirler. Ama hele yurdun savunmasında evliyaların, yatırların güvenilecek güçlerinin etkin olamayacağını hatırlatmayı artık zorunlu buluyorum.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ten 20 Anı, Mehmet Ali Agakay </strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
