<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>meclis &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/meclis/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 11:56:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>meclis &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mevcudiyeti Müfafaa</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/mevcudiyeti-mufafaa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2020 22:16:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[anzavur]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk meclis konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün meclis konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Mevcudiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Müdafaa]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM Birleşimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5500</guid>

					<description><![CDATA[Birinci T.B.M.M.’nin gizli birleşiminde söylemiştir: Efendiler, mevcudiyetimizi muhafaza için, geleceğimizi, bağımsızlığımızı temin için, mevcut olan düşmanların emellerini yakından&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birinci T.B.M.M.’nin gizli birleşiminde söylemiştir:</p>
<p>Efendiler, mevcudiyetimizi muhafaza için, geleceğimizi, bağımsızlığımızı temin için, mevcut olan düşmanların emellerini yakından biliyoruz ve düşmanların bu emellerini elde etmek için tatbik edecekleri kuvvetleri de biliyoruz. Fakat düşmanlarımız, kendi ihtiraslarını bizim imhamızla temin etmek için, sahip oldukları kuvvetlerden hiçbirini kullanmıyorlar. Aksine, gayelerine erişebilmeleri için en kuvvetli keşfettikleri vasıta, yine bizi birbirimize çarptırmaktan ibaret olmuştur. Ne yazık ki, İstanbul ortamında düşmanlarımıza, düşmanlarımızdan daha çok hizmet edenler, maksatlarını kolaylaştıranlar bulunuyor. İşte, asıl onların yardımı ile yazık ki, vatanımızın bazı noktalarında milletin bütünlüğünü, dayanışmasını harice karşı yokmuş gibi gösterecek ve memleketimiz içerisinde asayişsizliğe işaret edecek durum vardır. Meselâ hepimizce bilinen Anzavur vaziyetini hatırlayabilirsiniz. Anzavur, çok zamandan beri İngilizlerin parasıyla, silâhıyla, teşvikiyle ve şüphesiz, İstanbul’da mahiyet ve ahlâklarını göstermeye çalıştığım kimselerle beraber faaliyet gösteriyordu.</p>
<p><em>1920 (G.C.Z., cilt: I, s.7)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milletvekillerinin Sorumluluğu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/milletvekillerinin-sorumlulugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2020 23:25:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Millet Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Milletvekilliği]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Meclisin Görevleri]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekilleri]]></category>
		<category><![CDATA[Milletvekillerinin Görevleri]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5315</guid>

					<description><![CDATA[Başbakanın başkanlığı altında milletvekillerinin oluşturacağı “Bakanlar Kurulu” hükümetin genel siyasetinden birlikte sorumludurlar. Milletvekillerinden her biri kendi yetkileri içerisindeki&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başbakanın başkanlığı altında milletvekillerinin oluşturacağı “Bakanlar Kurulu” hükümetin genel siyasetinden birlikte sorumludurlar. Milletvekillerinden her biri kendi yetkileri içerisindeki yapılan çalışmalardan ve emirleri altındakilerin hareketlerinden ve siyasetlerinin tüm gidişlerinden bir bir sorumlu olurlar.</p>
<p>Bir vekilin emrindekinin yasaya aykın hareketinden veya yanlış ve zararlı bir siyaset izlemesinden sorumlu olması, bu yolsuz hareketi bilmesi halinde suçlu ve sorumlu hakkında meselenin içeriğine göre soruşturma yapmaya zorunlu olması demektir. Vekile ancak bilgisine rağmen, bu görevini yapmadığı zaman sorumluluk düşer. Yoksa bazı yanlış anlayanlann görüşleri gibi ülkenin içinde veya dışında herhangi bir memurun yalan söylediği bir hata veya suçtan doğacak sorumluluğun, memurun mensup olduğu bakanlığın bakanına yöneltilmesi hiç bir zaman doğru olamaz.</p>
<p>Milletvekillerinin sorumluluğu, kendilerine çalışma yetkisi vermiş olan Büyük Millet Meclisine karşı ortaya çıkar.</p>
<p>Milletvekillerinin görev ve sorumlulukları ayn bir yasa ile belirlenir.</p>
<p>Milletvekilleri hakkında kişisel hareketlerinden dolayı yapılacak soruşturma ve işlemler, milletvekilleri hakkındaki kurallara tabidir. Görevlerinden dolayı milletvekilleri için üç tür sorumluluk vardır. Bunlann aşağıdaki iki esas üzerinde açıklanması uygundur:</p>
<p><strong>Siyasi Sorumluluk</strong></p>
<p>Bu sorumluluk hükümetin ortak siyasetine veya bir milletvekilinin kendi görev ve yetkisi içerisindeki çalışmaya ait olabilir. Her iki değerlendirmeye göre ya tüm hükümet veya işin ilgilisi olan milletvekili, Meclis huzurunda sorguya çekilir. Bu işleme “gensoru” denir, gensoru yöntemi Meclisin iç tüzüğünde yazılıdır. Bu kitabın Meclis konusunda da buna ilişkin açıklama verilecektir. Konuyla ilişkisi olan milletvekilleri fikir ve eylemlerini savunduktan ve durum Meclis tarafından görüşüldükten sonra Büyük Millet Meclisi’nin çoğunluğu güvensizlik oyu verirse meselenin içeriğine göre ya bütün Bakanlar Kurulu veya tek milletvekili istifa etmek zorunda kalır. Siyasi sorumluluğun sonucu, Büyük Millet Meclisinin en esaslı haklanndan birisi olan işbu milletvekilliği düşürme cezasına uğramaktır.</p>
<p><strong>Milletvekillerinin Vekilliklerinin Düşürülmesi Ne Demektir? </strong></p>
<p>Burada önemle dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. Görevinden bu şekilde düşürülmüş olmak, hiçbir hükümet veya milletvekili için onursuzluğu ve hiçbir manevi eksikliği gerektirici olamaz. Bu olay o an için devlet işinin idaresinde Meclisle hükümet arasında düşünce uyumu olmadığını tespit etmekten ve milli iradenin egemenliğini göstermekten oluşmaktadır. Bu yol ile görevinden düşürtülmüş bir milletvekilinin az veya çok zaman sonra yeniden vekillik makamına gelmesi, her zaman olmuştur. Az veya çok değişen durum ve koşul, aynı kişinin hatta yine aynı Meclisin güveni altında başanlı işler görmesini mümkün kılacak ortamı hazırlarlar. Eğer bir vekilin Yüce Divana gönderilmesine Büyük Millet Meclisi karar verir veya bir vekil yasal olarak milletvekilliği sıfatını kaybederse bu durum aynı zamanda vekâlet mevkiinden de düşürülmesine sebep olur. Bu durumu siyasi sorumluluk sonucunda meydana gelecek düşüş ile karıştırmamak gerekir. Yine de Meclis tarafından suçlanarak Yüce Divana gönderilmesinden dolayı vekilliği düşen bir vekil de mahkemede beraat ederse tekrar onurunu kazanır ve yalnız siyasi sorumlulukla vekillikten çekilmiş bir kişi gibi yeniden her göreve hazır bulunur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yasama Yetkisi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/yasama-yetkisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2020 23:14:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kuvvetler Ayrılığı]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Montesquieu]]></category>
		<category><![CDATA[Yasama Yetkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yürütme Yetkisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5309</guid>

					<description><![CDATA[Gerçekte yasama yetkisi ve yürütme kuvveti Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleşir ve toplanır. Meclis bunlardan yasama yetkisini kendisi kullanır&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gerçekte yasama yetkisi ve yürütme kuvveti Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleşir ve toplanır. Meclis bunlardan yasama yetkisini kendisi kullanır ve yürütme yetkisini kendisi tarafından seçilecek Cumhurbaşkanına ve yine Meclisin önereceği Bakanlar Kuruluna bırakır. Bu sebeple yeni bir Meclis toplanır toplanmaz ilk görevi yeni yürütme kuvvetini meydana getirmektir.</p>
<p>Medeni Bilgiler, S. 266</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anayasanın Tarihçesi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/anayasanin-tarihcesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2020 23:11:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[abdülhamit atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Ulusal Egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Egemenlik Sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[egemenlik milletindir]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[meclisin açılışı]]></category>
		<category><![CDATA[teşkilat-ı esasiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5306</guid>

					<description><![CDATA[Her millet, Anayasaya (teşkilatı esasiye yasasına) saygı gösterir. Çünkü bu yasadaki hükümleri koymak ve uygulamak için milletler, aşağı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her millet, Anayasaya (teşkilatı esasiye yasasına) saygı gösterir. Çünkü bu yasadaki hükümleri koymak ve uygulamak için milletler, aşağı yukarı farklarla, büyük üzüntülere katlanmıştır. Denebilir ki, bugün mutlu sayılan milletlerin hemen hepsi dışarıdan gelen nüfuz ve istismar hareketlerine karşı bağımsızlıklarını savunmak için, nasıl pek çok kan dökmüşlerse ve sürekli bu özveriye hazır bulunuyorlarsa, içeride kendilerini Allah adına yönetmek isteyen acımasız (zorba) hükümdarlara ve baskıya karşı da aynı yoldan gitmişlerdir.* Ülkemizde ilk Anayasa (Teşkilatı Esasiye Yasası) 1877 senesinde kabul edilmiştir. O zamanki yeni padişah Sultan Hamit, önceki iki padişahın acıklı sonlanndan ürkerek kendisini sevdirmek için meb’usan ve ayan kurul ­ masını ve bu meclisler tarafından bütçenin incelenmesini, yasa yapılmasını ve hükümetin kontrolünü bazı kayıtlar altında tanıyan “Esas Yasa” dediğimiz (“Kanunu Esasi”yi) kabul etmiştir.</p>
<p>O tarihten önce milletin her türlü hakkı padişahın keyfi yönetimine tabi idi. Ülke içinde vatandaşlann canı, malı ve onuru güven altında değildi. Vergiler yasa dışı, keyfi olarak tahsil edilirdi. Devlet geliri ülkenin yükselmesine ve yaşamasına yarayacak işlere değil, padişahların şahsi arzusuna hizmet edecek işlere ve sarayın bitip tükenmeyen eğlencesine harcanırdı. Kendilerini sultanlara beğendiren bilgisiz ve ortalığı karıştıran insanlara sınırsız, sayısız hediyeler verilir ve bağışlarda bulunulurdu. Bu israflara hâzinenin gücü yetişmezdi. Aşın faiz ve komisyonlar ile sürekli borçlar yapılırdı. Bugün hala omuzlarımızda taşıdığımız “Düyunu Umumiye” belası, padişah yönetimlerinin bize miras bıraktığı ağır bir yüktür. O zaman ticaret serbest değildi. Tanm, devlet işleri arasında adı bile bulunmayan bir mesele idi. Yol ve okul işleriyle hiç meşgul olmazlardı. Millet ve halk kavramı yoktu. Adalet, medreselerde okumuş bilgisiz ve rüşvet alan kadılardan kurulu şer’i (şeriata dayalı) mahkemeler tarafından dağıtılırdı. Askerin durumu çok kötüydü. Ordu şimdi olduğu gibi, vatandaşların isteyerek sancağı altına koştuklan bir onur ve vatan kurumu değil, bir işkence yuvası idi. Saray, bazı halk sınıflarına, bazı yöreler halkını bu güç yetirilemez hizmetten ayn tutulmak (muaf olmak) ayrıcalığını vermişti. Askerlik hizmetinin süresi belli değildi. On seneden fazla silah altında kalan vatan yavrulan vardı. Bunlann önemli bir kısmı baskı yönetiminin düzensiz, anlayışsız siyaseti yüzünden sürekli olarak isyan halinde bulunan Yemen’de, Arabistan ve Afrika çöllerinde ve Arnavutluk’ta can veriyorlardı.</p>
<p>Ülkenin dış siyaseti daha acıklı bir trajik manzara arz ediyordu. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun son çağlannda devletin bağımsız bir dış siyaseti yok gibi idi. Son zamanlarda hükümet yabancı nüfuzu altında bulunuyordu. Osmanlı Hükümetini, zaman zaman, Moskova, Viyana ve Londra saray lan kumanda ediyordu. Vezirler ve bakanlann her birinin yabancı devletlerden her hangi birine taraftar olduğunu söylemek gösterişli bir tanınmışlık ifadesi olurdu. Ayrı bir bölümde açıklanacak olan kapitülasyonlar yüzünden devletin yapısı adli, mali, ekonomik yaralarla yıpranmıştı. Her konuda ayncalıkları olan yabancılar ve Türkler aleyhine bir çok serbestileri (muafiyetleri) ve ayncalıklan bulunan uyruğunun Türk’ten başka öğeleri refah içinde yaşıyorlar, kazanıyorlardı. Bu ölüm havası içinde uyuşan milli yapıdan tek tük yetişen vatanperver ve özverili öğeler vardı. İşte bunlann hafif baskısı Abdülhamit’i kişisel güven kaygısı ile 1877 Anayasasını (Kanunu Esasisini) kabule götürmüştü. Bu yasa, baş tarafta yaptığımız Anayasa (teşkilatı esasiye) tanımına uyacak içerikten çok uzaktı. Ancak o sırada imparatorluğun yenilgi ile sonuçlanan Rus savaşından sonra ülkenin düştüğü kötü durumdan faydalanan padişah tekrar babalarının yolunu tuttu. Anayasa (“Kanunu Esasi”) ortadan kaldırıldı ve bunun düzenlenmesinde öncü olan vatan çocuklanndan acı bir şekilde intikam alındı. Üzüntü ve sıkıntılara yol açan evrelerini biraz önce yukarıda anlattığımız baskı dönemi daha ağır bir kâbus halinde egemen olmaya başladı.</p>
<p>1908 yılında Rumeli’de başlayan milli ihtilal sonucunda 1877 Anayasası (Kanunu Esasisi) yeniden yürürlüğe konuldu. Bir yıl geçmeden padişahın Anayasa (Kanunu Esasi) aleyhine gerçekleşen yeni bir ihaneti ortadan kaldırıldı (31 Mart Olayı).</p>
<p>Milletin ve hükümetin karşılıklı hak ve görevlerini oldukça ve daha iyi sayılacak bir şekle sokan değişiklik ile yasa yeni baştan düzenlendi. Bir süre sonra bazı maddeler üzerinde tekrar değiştirilen noktalar oldu; meşrutiyet döneminin bu Anayasası (Kanunu Esasisi) Anadolu’da yeni milli devletin kurulduğu tarihe kadar yürürlükte kalmaya devam etti.</p>
<p>Dünya savaşından sonra, imza edilen ateşkes (mütareke) sonucunda ülkemizin büyük bir kısmı elden gittikten başka bugünkü vatanımızın önemli parçaları da düşman ordulan tarafından işgal edilmişti. Ordumuzun silahları ve cephanesi yabancılar tarafından toplanarak ülke dışına gönderiliyor ve denize atılıyordu. Galip devletlerin teklif ettikleri yeni anlaşmaya göre (Sevr) 19’uncu yüzyıl diplomasisinin “Doğu Meselesi&#8221; adını verdiği engel, artık kapanıyor, kökleri en eski insanlık tarihinin derinliklerinde bulunan Türk Milletinin son ve tek bağımsız devleti yıkılıyordu&#8230;</p>
<p>Gerçekten, yabancı işgali altında bulunan o zamanki devlet merkezi olan, İstanbul’da bulunan padişah Anadolu’da başlayan milli karşı koymayı kırmak için düşman kuvvetleriyle birleşerek Meb’usan Meclisini bastı ve mevcut Anayasaya (Kanunu Esasiye’ye) en ağır ve en son darbeyi indirdi. Bu durum üzerine Ankara’da milli egemenlik temeli üzerine yeni ve taze bir Türkiye Devleti’nin merkezi kuruldu. 23 Nisan 1920 tarihinde toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi ilk işleri arasında şu esasları kabul etti ve duyurdu:</p>
<p>“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Büyük Millet Meclisi milletin gerçek ve tek temsilcisidir. Yasama yetkisi ve yürütme kuvveti Büyük Millet Meclisi&#8217;hdegerçekleşir ve toplanır”.</p>
<p>Medeni Bilgiler, S. 262-263-264-265</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Annesinin Ölümü</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-annesinin-olumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jan 2020 08:50:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Annesinin Ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[behçet uz]]></category>
		<category><![CDATA[belediye reisi]]></category>
		<category><![CDATA[eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Karşıyaka]]></category>
		<category><![CDATA[Latife Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Mezar]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4676</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk&#8217;ün annesi, Ankara&#8217;ya gelip yerleşmiş, fakat kısa bir süre sonra zaten bozuk olan sağlığı iyice bozulmuştu. Doktorların, Ankara&#8217;nın&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk&#8217;ün annesi, Ankara&#8217;ya gelip yerleşmiş, fakat kısa bir süre sonra zaten bozuk olan sağlığı iyice bozulmuştu. Doktorların, Ankara&#8217;nın yüksek ve sert iklimi yerine deniz havasının daha iyi geleceğini ısrarla söylemeleri üzerine, onu İzmir&#8217;e göndermişti. Orada Uşakizadeler&#8217;in yazlık köşkünde ve müstakbel gelini Latife Hanım&#8217;ın dikkatli bakımına karşın 15 Ocak 1923 günü vefat etmişti.</p>
<p>Atatürk o gece Eskişehir&#8217;de bulunuyordu. Bu haberi kendisine İzmir&#8217;de bulunan Başyaver Salih Bey (Bozok) telgrafla bildirmişti.</p>
<p>Derhal cevap verildi.</p>
<p>&#8220;Verdiğiniz elim haber beni çok müteessir etti. Merhumenin münasip bir tarzda merasimi tetfiniyesini ifa ettiriniz.&#8221;</p>
<p>Birkaç gün sonra İzmir&#8217;deydik. Trenden iner inmez, anasının Karşıyaka&#8217;da mezarını ziyarete gitti ve büyük bir teessür ve heyecan içinde, gözleri dolu dolu, &#8220;Anam ölmüş, bu hazin hakikat karşısında benim için teselliye mucip bir nokta var: Kurtuluşu hepimiz için, gaye-i emel ifade eden bu güzel İzmir&#8217;in mukaddes topraklarına gömülmüş olmasıdır. Annem benim için çok sıkıntılar çekti. Allah orada rahat uyumasını nasip etsin&#8221; diye içini döktü.</p>
<p>Aradan birkaç yıl geçtikten sonra, bir gün annesi için galiba Latife Hanımefendi tarafından yaptırılan mermer sandukalı ve uzun kitabeli kabrin fotoğrafını görmüş, hiç beğenmemiş, hele kitabede, &#8220;Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri&#8217;nin Valide-i Muhteremleri Zübeyde Hanımefendi&#8217;nin&#8230;&#8221; diye başlayan cümlelerden hiç hoşlanmamışlardı.</p>
<p>Bir gün Genel Sekretere Hasan Rıza Soyak Bey&#8217;e, &#8220;İlk fırsatta İzmir&#8217;e gidersin, bu sandukayı ve kitabeyi kaldırtırsın, dağdan iki büyük ve uzun taş getirtirsin, birini olduğu gibi bir temel üzerine tespit ettirir, diğerini baş tarafına diktirirsin. Bir yerini de biraz düzelttirerek, &#8220;Atatürk&#8217;ün anası Zübeyde burada gömülüdür&#8221; diye yazdırırsın, altına da ölüm tarihini koydurursun, yeter&#8221; emrini vermişti.</p>
<p>&#8220;Bir gün İzmir Belediye Reisi. Dr. Behçet Uz, Dolmabahçe Sarayı&#8217;na geldi. Beraberinde Atatürk&#8217;ün annesi için, Belediye Meclisi kararı ile, hazırlattığı bir türbe projesi getirmişti. Bu tatbik edilirse, abide halinde, muazzam bir eser olacaktı. Etrafında bir park bir de çocuk bahçesi yapılacaktı.</p>
<p>Bu proje Atatürk&#8217;e sunuldu. Bir an göz ucuyla projeye baktı&#8230; &#8220;Hayır..&#8221; dedi, &#8220;ben size mezarın nasıl yapılacağını tarif etmiştim; gene öyle yapılmalıdır. Hem belediyenin masraf etmesine lüzum yoktur, bunu biz yaptıralım.&#8221;</p>
<p>Atatürk&#8217;ün bu isteği belediye reisi ve üyelere bildirilince çok üzülürler. &#8220;Arzu ettikleri mezar 1500-2000 liralık küçük bir masrafla yapılabilir. Lütfetsinler, hiç değilse bu küçük gideri İzmirlilere bıraksınlar&#8221; diye rica ederler. Durum Atatürk&#8217;e bildirilince olumlu cevap vermiş ve böylece Atatürk&#8217;ün isteğine uygun mezar yapılıp, yazı da onun isteğine uygun şekilde yazılmıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Zaferden Sonra Ankara&#8217;ya Gelişi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-zaferden-sonra-ankaraya-gelisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jan 2020 07:39:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Zaferden Sonra Ankara'ya Gelişi]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük taarruz]]></category>
		<category><![CDATA[Ekim]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik Parkı]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Nuri Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Numune Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Paraşüt Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[tren]]></category>
		<category><![CDATA[Tren İstasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[yaver]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4661</guid>

					<description><![CDATA[Büyük Taarruz başarılmış ve düşman denize dökülmüştü. Ülkenin her yerinde bu bayram kutlanıyordu. Davullar çalınıyor, zeybekler oynanıyordu. Her&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük Taarruz başarılmış ve düşman denize dökülmüştü. Ülkenin her yerinde bu bayram kutlanıyordu. Davullar çalınıyor, zeybekler oynanıyordu. Her evde, her ocak başında bu konuşuluyor; herkes birbirine sarılıp bunu kutluyordu.</p>
<p>Ben, bu son büyük muharebede yaralanmış, Ankara&#8217;ya gönderilmiştim. Ankara&#8217;da Numune Hastanesi&#8217;nde yatıyordum. Bizler bu olayları gazetelerden ve gelen hasta bakıcılardan öğreniyorduk.</p>
<p>Bir Ekim günü Ata&#8217;nın Ankara&#8217;ya döneceği haberi hastanede yıldırım gibi duyuldu. Bu haber bütün hastalara bir hayat iksiri gibi tesir etmiş ve herkes iyileşmişti. Hepimiz Ata&#8217;yı karşılamaya gitmek istiyorduk. Fakat hastanedeki doktor ve bakıcılar tabii ki buna izin vermek istemiyorlardı. Biz birkaç gazi asker ve subay arkadaşla beraber istasyona gizlice gitmeye karar verdik. O gün sabahleyin kendimize çeki düzen vererek; yarı sivil, yarı asker, yarı hastane kıyafeti ile istasyona geldik.</p>
<p>İstasyona bir geldik ki, mahşeri bir kalabalık; bugünkü Gençlik Parkı ve Paraşüt Kulesi&#8217;nin olduğu yeri hınca hınç doldurmuştu. Yüzbinlerce kişi, kadını, erkeği, ihtiyarı, genciyle civar köy, kasaba ve vilayetlerden; atlarla, arabalarla, kağnılarla, eşeklerle gelmişler, Ata&#8217;yı görmek için meydanları doldurmuşlardı.</p>
<p>Adım atacak yer yoktu. Davullar çalınıyor, zeybekler oynuyor, halaylar çekiliyordu.</p>
<p>Az sonra sesler kesildi. Herkes trenin istasyona girmekte olduğunu söyledi. Sonra da tren istasyona girdi. &#8220;Yaşa var ol!&#8221; sesleri, davul-zurna seslerine karışıyordu. Atatürk trenden inmiş ve istasyondan Meclis&#8217;e kadar yürüyerek kumandanlarıyla beraber ilerliyordu. Kurbanlar kesiliyor herkes ve bizler gözyaşları ile bu sevince katılıyorduk. Ata&#8217;nın adımının önüne kundaktaki çocuğunu, &#8220;Sana bu evladım veya torunum da feda olsun&#8221; demek için koyan kadınlar, nineler gördüm. Bizler bu coşku içinde erlerle sarılıp ağlaşıyorduk. Atatürk, bir ilah gibi, bu coşkulu karşılama arasında, hiçbir aşırı hareket göstermeden rüzgâr gibi tak, tak, tak, tak diye askerce yürüyerek geçip, Meclis&#8217;e gitti.</p>
<p>Bizler bu mutlu sonu bir muhteşem film gibi seyrederek ve gördüklerimizi birbirimize anlatarak hastaneye döndük. Hastaneye bir geldik ki, hastanede birkaç ağır hasta ve birkaç bakıcıdan başka hiç kimse kalmamış. Sargılarla, alçılı ayaklarla, koltuk değnekleriyle herkes bizler gibi bu muhteşem merasimi görmeye koşmuştu.<br />
&#8212;<br />
Bu karşılamayı anlatan babam, bir gün Ata&#8217;nın yaveri Muzaffer Kılıç&#8217;ın yanında da karşılamadan söz etmişti. O zaman Muzaffer Kılıç, &#8220;Bu kalabalığı gören Atatürk çok duygulanmışlar ve bana, &#8216;Ankaralılar bizi ilk geldiğimiz gün de böyle karşılayarak bağlılıklarını ispat etmişlerdi. Böyle bir merasime hiç gerek yoktu. Çünkü bizi şimdi herkes böyle karşılar&#8217; demişlerdi&#8221; diye anlatmıştı.</p>
<p>Hakikaten Ankara&#8217;ya ilk geldiğimiz gün çok soğuk bir aralık günü olduğu halde, Ankaralılar bizi çok içten karşılamışlardı.</p>
<blockquote><p><strong>Halil Nuri Yurdakul&#8217;dan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ali Fuat Cebesoy&#8217;a Ait Anılar</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ali-fuat-cebesoya-ait-anilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Dec 2019 21:27:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Fuat Cebesoy'a Ait Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Cephesi]]></category>
		<category><![CDATA[bekar]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Cebesoy]]></category>
		<category><![CDATA[komünizm]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Moskova]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[sefir]]></category>
		<category><![CDATA[Türkistan]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4630</guid>

					<description><![CDATA[Babam 1950&#8217;de emekli olmuş ve Niğde milletvekili seçilmişti. Annemler henüz Ankara&#8217;ya gelmemişlerdi. Ben babamla birlikte Posta Caddesi&#8217;nde bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Babam 1950&#8217;de emekli olmuş ve Niğde milletvekili seçilmişti. Annemler henüz Ankara&#8217;ya gelmemişlerdi. Ben babamla birlikte Posta Caddesi&#8217;nde bir pansiyonda kalıyordum. Babam beni sık sık Meclis&#8217;e götürür ve arkadaşlarıyla tanıştırırdı. Bu arada Faruk Nafiz Çamlıbel, Behçet Kemal Çağlar gibi yazarları da tanımıştım.</p>
<p>Ali Fuat Cebesoy da milletvekili idi. Onunla da birçok karşılaşmamız olmuştu. Bozüyük&#8217;ün kurtuluşunda Cebesoy ve babam çok büyük hizmet verdiklerinden, o ilçenin kurtuluş gününe davet için özel olarak Bozüyük&#8217;ün kurtuluşu kutlamalarına gider, gelirlerdi.</p>
<p>Ali Fuat Cebesoy, Ankara Palas&#8217;ta kalmakta idi. Bazen oraya da giderdik. Yazdığı kitaplarla Ata&#8217;ya ve Kurtuluş Harbi&#8217;ne ait pek çok bilgi aktarmıştı. Benim onları okuduğumu öğrenince çok memnun olmuştu. Ayrıca hastalanıp Ankara Hastanesi&#8217;nde yatarken yine birçok defa ziyaretine gitmiştik. O zamanlar ben doktor olmuş ve genel cerrahi ihtisasını yapmakta idim. Bu nedenle Sayın Cebesoy hekim olarak da benim gelmemi istemekte idi.</p>
<p>Babamla karşılıklı konuşmalarında pek çok kez, &#8220;Biz Kurtuluş Savaşı&#8217;nı beş bekâr başlattık. Onlar da şunlar..&#8221; derdi.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa</p>
<p>Ben (Ali Fuat Cebesoy)</p>
<p>Kâzım Karabekir Paşa</p>
<p>Refet Paşa</p>
<p>Rauf Orbay</p>
<p>&#8220;Eğer Atatürk başa geçmese idi, hiçbirimiz bu işi götüremezdik. Çünkü, hiçbirimiz diğerinin liderliğini, kumandanlığını kabul edecek karakterde kişiler değildik. Ancak Atatürk&#8217;ün üstün kudret ve kuvveti, cesareti, mertliği ve dürüstlüğü hepimizi bir araya getirmiş ve bir arada tutmuştur&#8221; demiştir.</p>
<p>(Bu beş bekârdan Atatürk evlenip ayrılmış, Ali Fuat Cebesoy ve Rauf Orbay hiç evlenmemişlerdir.)</p>
<p>Ali Fuat Paşa&#8217;nın Atatürk&#8217;e ait Harp Okulu&#8217;nda tanışmalarından itibaren olan, çok enteresan hatıraları, &#8220;Sınıf Arkadaşım Atatürk&#8221; kitabında vardır.</p>
<p>Ali Fuat Cebesoy 1957 yılında hastalanıp Ankara Hastanesi&#8217;nde yatarken, babamla beraber ziyaretine gittiğimiz zaman anlattığı ve kitaplarında olmayan şu açıklamayı kendisinden dinlemiştim. Onu, tarihi önemi nedeniyle nakletmek isterim.</p>
<p>Benim Moskova büyükelçisi olarak tayinim söylentileri dolaşırken bunu duymuş ve çok üzülmüştüm. Çünkü bayı cephesi kumandanlığı, yapmıştım. Moskova&#8217;ya niçin gidecekmişim diye düşünüp, &#8220;Bunu Atatürk&#8217;ün kendisine soracağım&#8221; dedim. Ve Atatürk&#8217;ün yanına gittim. &#8220;Paşam benim Moskova Sefirliği&#8217;ne tayinim söylentileri var. Bu doğru mudur?&#8221; dedim.</p>
<p>&#8220;Fuat Paşa&#8221; dedi. &#8220;Biz seninle en eski arkadaşız. Senin neler yapabileceğini benim kadar kimse bilemez. Biliyorsun Rusya&#8217;da çarlık yıkıldı ve komünist gruplar iktidara geldiler. Bütün Avrupa ülkeleri bu olayların kendi ülkelerinde yayılmasından korkmaktalar. Hele krallıkla idare edilen ülkeler çok büyük tedirginlik içinde. Rusya ihtilalcileri de kendi komünist görüşlerini bütün Avrupa&#8217;ya yaymak istiyorlar. Bu arada bizim Anadolu&#8217;da başlattığımız kurtuluş hareketini de kendi amaçları doğrultusunda yönlendirmek arzusundalar. Yapacakları siyasi ve iktisadi yardımlar için de bu doğrultuda bir eğilim görmek istiyorlar.</p>
<p>Ayrıca biliyorsun Enver Rusya&#8217;da. Türkistan&#8217;da bir devlet kurma hayali içinde. Ülkeyi bu hale getirdiği yetmiyormuş gibi; vatanı ikinci bir maceraya sokmak istiyor. Orada sen Anadolu&#8217;nun tek ve yetkili kişisi olacaksın. Ben her gün Meclis&#8217;teyim. Her an batı cephesindeyim. Ama hiçbir zaman Moskova&#8217;da olamam. Orada sen Ankara&#8217;nın hem gözü, hem kulağı, hem eli olacaksın. Moskova&#8217;ya batı cephesi kumandanının elçi olarak gitmesinin anlamı çok farklı olacaktır. Bu tayinde üzülecek değil, övünülecek bir taraf olduğunu bilmeni isterim&#8221; diye beni ikna etmişlerdi.</p>
<p>Hakikaten, Moskova Anadolu&#8217;nun tek temsilcisi olarak Ali Fuat Paşa&#8217;yı görmüş; Ali Fuat Paşa Moskova&#8217;da fevkalade başarılı çalışmalar yapmış; yapılan her türlü cephane ve silah yardımının artmasında etkili olmuştur.</p>
<p>Daha sonraları Atatürk, bizzat Refik Koraltan bir komünist kurdurmuş, hatta kardeşi Makbule Hanım&#8217;ı bile bu partiye kayıt ettirerek Rus komünist idaresi istekleri doğrultusunda hareket ediyor görünmüş, fakat hiçbir zaman bu idare şekline sempati duymamıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Yurdakul Yurdakul&#8217;dan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olur Şey Değil!</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/olur-sey-degil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 10:11:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[gazi]]></category>
		<category><![CDATA[içtima]]></category>
		<category><![CDATA[Mazhar Müfit]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[muallim]]></category>
		<category><![CDATA[Muallimler Cemiyeti Reisi]]></category>
		<category><![CDATA[Olur Şey Değil!]]></category>
		<category><![CDATA[sarıklılar]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk hanımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4483</guid>

					<description><![CDATA[Muallimler Ankara&#8217;da bir içtima yapmışlar, bu içtimaya iki-üç muallim hanım da iştirak ederek salonda ayrı bir yere oturmuşlardı.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muallimler Ankara&#8217;da bir içtima yapmışlar, bu içtimaya iki-üç muallim hanım da iştirak ederek salonda ayrı bir yere oturmuşlardı. Muallim hanımların içtimaya gitmelerini hoş görmeyen meclisin sarıklıları Gazi&#8217;ye şikayete giderler. Gazi kızarak:</p>
<p>&#8220;Kimmiş Muallimler Cemiyeti Reisi? Çağırın onu!&#8221; der. Mazhar Müfit birkaç dakika sonra içeri girince gürleyen bir sesle ona çıkışır:</p>
<p>&#8220;Siz Muallimler içtimada ne yapmışsınız? Ne ayıp şey bu?&#8221; Mazhar Müfit şaşakalır. Gazi&#8217;den bu hareket mi beklenirdi? Sarıklılar muzaffer bir beşaretle gülmektedir. Sarıklılar neşe içinde iken, Gazi&#8217;nin sesi hep aynı tonda devam eder:</p>
<p>&#8220;Olur şey değil, olur şey değil!&#8221; Mazhar Müfit hala ayakta ve hala ne diyeceğini şaşırmış bir halde cevap vermeye çalışır:</p>
<p>&#8220;Efendim vallahi&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8220;Bırak bırak ben hepsini biliyorum; içtimaya muallime hanımları da çağırdınız. Fakat onları niye ayrı sıralara oturttunuz? Sizin kendinize mi itimadınız yok, Türk hanımının faziletine mi? Bir daha öyle ayrılık gayrılık görmeyeyim, anladınız mı?</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hacer Nine</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/hacer-nine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Nov 2019 15:36:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[gazi paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Hacer Nine]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[mavi göz]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[Yemen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4477</guid>

					<description><![CDATA[Hacer Nine yine bunalmıştı. İçi içine sığmıyordu. Beş gözlü evinin içi yine birkaç gündür zindan kesilmişti. Düşündükçe yüreği&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hacer Nine yine bunalmıştı. İçi içine sığmıyordu. Beş gözlü evinin içi yine birkaç gündür zindan kesilmişti. Düşündükçe yüreği yerinden kopuyordu. Yetmiş yaşındaki bu kimsesizlik ona büsbütün koymuştu.</p>
<p>Kocasını Yemen&#8217;de kaybetmişti. Bir oğlu Balkanlarda, ikisi de çöllerde kalmıştı. Bir gelini ile üç torunu vardı. Gelini hastalıktan öldü, torunlarının biri de büyük muharebede şehit düştü. Birisi İkinci İnönü&#8217;den dönmedi. En son torunu da Sakarya&#8217;ya gönderdi. Bir gün haber aldı ki en son delikanlısı da Duatepe Muharebesi&#8217;nde öteki ağalarının yanına göçüp gitmişti. Çok ağladı. Fakat &#8220;Sakarya kazanıldı&#8221; haberi gelince ağlaması durdu, gülmeye başladı.</p>
<p>Ondan sonra vakit vakit böyle bunalırdı. Ve her bunalışında çarıklarını çeker, değneğini alır, Ankara&#8217;nın yolunu tutardı. Bu sefer de öyle yaptı. Saatlerce yürüdükten sonra ikindide Ankara&#8217;ya geldi, doğruca gitti, Büyük Millet Meclisi&#8217;nin kapısı önünde durup çömeldi. Aradan biraz vakit geçti, sordular:</p>
<p>&#8220;Nine ne istiyorsun?&#8221;</p>
<p>&#8220;Hiç, hiçbir şey.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ya neden burada duruyorsun?&#8221;</p>
<p>&#8220;Onun gözlerini görmek için çıkmasını bekliyorum.&#8221;</p>
<p>&#8220;O dediğin kim?&#8221;</p>
<p>&#8220;Gazi Paşa.&#8221;</p>
<p>Sonunda hikayesini anlattı ve dedi ki:</p>
<p>&#8220;İşte böyle, ara sıra çok bunaldıkça gelirim. O Millet Meclisi&#8217;nden çıkarken gözlerine bakarım. Mavi bebeklerinde bütün ölenlerimin gözlerini görür gibi olurum. Sonra içime bir ferahlık dolar, kalkar köyüme giderim.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Milletim&#8221; Diyemedi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/milletim-diyemedi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Oct 2019 13:31:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA["Milletim" Diyemedi]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Rıza Soyak]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[müdafaa-i hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Peker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4355</guid>

					<description><![CDATA[Hasan Rıza Soyak anlatıyor: Bir gün, Ata&#8217;nın verdiği belgelerle hazırlamış olduğum ve mecliste okuyacağı nutku okudum. Yanında Müdafaa-i&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hasan Rıza Soyak anlatıyor:</p>
<p>Bir gün, Ata&#8217;nın verdiği belgelerle hazırlamış olduğum ve mecliste okuyacağı nutku okudum. Yanında Müdafaa-i Hukuk Grubu&#8217;nun genel sekreterliğini yapan Recep Bey (Peker) de vardı. Okuduğum nutukta birkaç kere &#8220;milletim, milletimiz&#8221; kelimeleri geçiyordu. O kelimelerin her tekrarında Gazi&#8217;yle Recep Bey birbirlerine bakıyorlardı. Nihayet nutuk bitince dedi ki:</p>
<p>&#8220;Hepsi iyi, yalnız &#8216;milletim&#8217; kelimelerini &#8216;millet&#8217; diye düzeltiniz!&#8221; Benim hayretle baktığımı görünce sebebini:</p>
<p>&#8220;Sen bu meclisi bilmezsin. &#8216;Milletim&#8217; kelimesinden &#8216;Millet onun mu?&#8217; manasını çıkarırlar!&#8221;</p>
<p>&#8220;İyi, ama bizler bile; &#8216;Ah milletim, vah milletim&#8217; der, dururuz Paşa&#8217;m!&#8221;</p>
<p>&#8220;Sizler dersiniz, herkes der, ben diyemem!&#8221;</p>
<p>Ajansla yayınlanan nutukta o &#8220;milletim, milletimiz&#8221; kelimeleri hep &#8220;millet&#8221; diye çıktı. Bütün bir milleti kurtaran Gazi, &#8220;milletim&#8221; demekten imtina etmişti.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
