<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Lozan Antlaşması &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/lozan-antlasmasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 24 Jul 2020 11:37:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Lozan Antlaşması &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Lozan&#8217;ın Mahiyeti</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/lozanin-mahiyeti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2020 22:14:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Lozan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Mahmut Soydan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Milliyet]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Milliyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi ve İnkılap]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü ve Lozan]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan'ın Mahiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5618</guid>

					<description><![CDATA[Lozan Konferansı, basit bir meseleyi çözümle uğraşmıyor. Yeni Türkiye Devleti’nin üçbuçuk senelik meselelerini çözümle yetinmiyor. Lozan Konferansı, başlangısı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lozan Konferansı, basit bir meseleyi çözümle uğraşmıyor. Yeni Türkiye Devleti’nin üçbuçuk senelik meselelerini çözümle yetinmiyor. Lozan Konferansı, başlangısı çok eski olan bir mücadelenin derin safhalarını tahlil ederek onu olumlu bir sonuca bağlamaya çalışıyor. Şüphe yok ki, karışık bir muvazeneyi bariz bir neticeye ulaştırmak kolay değildir. Özellikle karışık hesapların sorumlusu da biz değiliz. Düşmanlarımız, yalnız bize ait hesapları sormak gibi adlî, insanî bir zihniyete sahip olsalardı, mesele iki günde biterdi. Fakat, öyle işe başladılar ki, asırların birikmiş meselelerini bizden soruyorlar. İtilâf Devletleri olumlu bir neticeye varmak istiyorlarsa, mutlaka eski zihniyetlerini terk etmek mecburiyetindedirler. Benim gördüğüme nazaran varılan zemin, neticede barışla sonuçlanacaktır. Bütün milletçe arzuya değer ki barış olsun. Cihanda barışın kurulması hem cihanın menfaati, hem bizim menfaatimiz icabıdır. Herhalde biz, hem kendi menfaatimize aykırı olan, hem de cihanın menfaatine uymayan harbin devamına asla taraftar değiliz. Böyle olmadığımızı şimdiye kadar çok defalar ilân ettik, ispat ettik. Eğer medeniyet dünyası, bizim bu işte ne kadar samimî olduğumuzu anlarsa, barış için hiçbir mâni kalmayacaktır. Fakat, eğer barış isteyenlerin fikri, harp taraftarlarına galip gelmezse bütün iyi niyet ve samimiyetimize rağmen biz de bu neticeyi mukadder ve zarurî sayacağız, mukadderata tabi olacağız ve hiç şüphe etmiyorum, bugünkünden daha verimli neticeler alacağız.</p>
<p><em>1923 (Gazi ve İnkılâp, Mahmut Soydan, Milliyet gazetesi, 5-6.12.1929)</em></p>
<p><a href="https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/lozanin-mahiyeti-2/">&#8220;Lozan&#8217;ın Mahiyeti -2-&#8221; yazısı için tıklayınız.</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lozan&#8217;a Giderken</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/lozana-giderken/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2020 22:12:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Mahmut]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Mahmut Soydan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Milliyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Soydan]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi ve İnkılap]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Başarı Mıydı]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Gizli Antlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan ve Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan'ın Gizli Maddeleri]]></category>
		<category><![CDATA[mahmut soydan]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5616</guid>

					<description><![CDATA[Ölmüş zannolunan millet, mahvolmuş zannolunan bu memleket, yeniden bütün yaşama yeteneğini gösterebilecek bir vaziyet alıyor. Bütün kadınlarıyla, erkekleriyle,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ölmüş zannolunan millet, mahvolmuş zannolunan bu memleket, yeniden bütün yaşama yeteneğini gösterebilecek bir vaziyet alıyor. Bütün kadınlarıyla, erkekleriyle, ihtiyarlarıyla el ele vererek kendisinin cihanda mevcut olduğunu, bir kere daha ispat edecek harikalar gösteriyor. İşte o harikaların tabiî neticesi olarak Lozan Konferansı’na davet olunuyoruz. Fakat Efendiler, esasen bizden sorulacak hiçbir hesap yoktur.Maziye ait hataların hakikî sorumlusu biz değiliz; Türk milleti değildir. Bu böyle olmakla beraber dünya ile karşı karşıya gelmek bize düşüyor. Millet ve memleketi gerçek bağımsızlık ve egemenliğine sahip etmek için çalışmak mecburiyeti bizim üzerimizde kalıyor. Lozan’da henüz hiçbir olumlu netice yoktur. Fakat, bu olumlu netice mutlaka olacaktır. Millet, mevcudiyeti için, hâkimiyeti için mutlaka elde etmeye mecbur olduğu esasları Misak-ı Millî halinde bariz surette bütün cihana ilân etti. Misak-ı Millî’nin anlamını bütün cihan tasdik etmeye mecburdur ki, Türkiye kuvvetiyle, süngüsüyle ve bütün mecburiyetiyle bunu elde etmiştir. Arta kalan şey, maddeten elde edilmiş olan bu şeyin konferansta, salonda, masada, nerede olursa olsun usulen ve resmen ifadesinden ve onaylanmasından başka bir şey değildir. Bu netice er geç, mutlaka elde edilecektir! Bütün isteklerimiz haktan ibarettir. Bu hak, en tabiî ve en açık haklardandır. Hukukumuz bu kadar açık olduktan başka, bu hukuku mutlaka muhafaza için kudretimiz de vardır, kuvvetimiz de kâfidir.</p>
<p><em>1923 (Gazi ve İnkılâp, Mahmut Soydan, Milliyet gazetesi, 26.12.1929)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kapitülasyonların Kapsamı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/kapitulasyonlarin-kapsami/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2020 00:04:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ayt Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyetin çocuklan!]]></category>
		<category><![CDATA[Kapitülasyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kapitülasyonların Fransa'ya Verilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kapitülasyonların Kaldırılması]]></category>
		<category><![CDATA[lozan]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Antlaşmasının Şartları]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Zafer]]></category>
		<category><![CDATA[Tyt Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5320</guid>

					<description><![CDATA[Bunların zararlarını anlamak için kapitülasyonları iki esasta ele almak gerekir: 1. Mali ve ekonomik kapitülasyonlar: Vergi almakta bütün&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bunların zararlarını anlamak için kapitülasyonları iki esasta ele almak gerekir:</p>
<p>1. Mali ve ekonomik kapitülasyonlar: Vergi almakta bütün bağımsız devletlerin sahip olduğu serbestlik hakkından yoksunduk. Ülkemizde vatandaşlardan aldığımız vergileri aynı ticareti yapan yabancılardan (ecnebilerden) alamazdık. Bunun sonucunda vergi veren Türkler, vermeyen yabancılara (ecnebilere) oranla eşit ticaret durumunda bulunamazlar, bu sebeple rekabet edemezlerdi (yanşamazlardı); bu nedenle ekonomi kuvvetinin esası olan milli ticaretimizin gelişimine olanak bulunamazdı. Gümrük tarifeleri üzerinde devletin egemenlik hakkını kullanmak serbestliği yoktu. Bunun sonucu yalnız bir haktan yoksun olmakla kalmıyordu. Bu sebeple milli sanayinin, milli üretimin korunması mümkün olamazdı. Ticaret anlaşmalarında bugün yapılan şekillerde yabancılarla (ecnebilerle) karşılıklı menfaat hesaplanna dayanan hükümler koymak hakkımız değil idi. Kendi iskelelerimiz arasındaki deniz taşımacılığını kendi bayrağımızı taşıyan gemilere yaptırmak hakkımız yoktu (kabotaj). Her devletin esas haklarından olan bu erişimden yoksun idik. Bütün bunlar milli ekonomiyi yıkıyor ve yok ediyordu. Bugün herhangi bir devlet bu koşullar altında yaşamak zorunda kalsa onun için kısa zamanda iflas etmesi gerçeği onun alın yazısı olur. Ancak Türk milletinin mevcudiyetindeki canlılık yüzlerce yıl bu trajediyi yaşadıktan sonra yeni bir devlet kuracak yeteneği saklı tutmamıza sebep olmuştur.</p>
<p>2. Adli kapitülasyonlar: Türkiye’de her yabancı (ecnebi) konsolosluğunda bir mahkeme vardı. Bunlar kendi şubelerine ait hukuk ve hatta ceza davalannı görürlerdi. Yabancı uyruğundan (Ecnebi) birisi ile bir Türk arasındaki meseleyi çözmek için Türk mahkemelerinin tanık veya suçlu yabancıları (ecnebileri) doğrudan çağırmak ve hazır olmalarını istemek haklan yoktu. Hükümlerin uygulanması ve yerine getirilmesi de hakkımız değildi. İstanbul’daki bu tür davalar yabancı (ecnebi) bir hâkimin de bulunduğu kanşık mahkemelerde görülürdü. Mahkûm olan yabancıları (ecnebileri) Türk hapishanelerine koyamazdık. İflas eden yabancıların (ecnebilerin) işlemleri konsolosluklarda görülürdü. Yargılama hakkı her devlette milletin hükümranlık haklan sırasındadır. Bizim şimdiki Anayasamıza (Teşkilatı Esasiye Kanununa) göre bu hak, millet adına bağımsız Türk mahkemeleri tarafından kullanılır. Bu durumda kapitülasyon döneminin durumlannı karşılaştırmakta vatan çocuklan için hem bir uyanma konusu, hem bir mutluluk sonucu bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Sonuç </strong></p>
<p>Büyük milli zafer sonunda imzaladığımız Lozan Anlaşması devletin bir çok büyük meselesini mutlu sonlarla çözerken Türkiye’de kapitülasyonlann her bakımdan tamamen ortadan kalktığını da kaydediyordu.</p>
<p><strong>Cumhuriyetin çocuklan! </strong></p>
<p>İşlerinizle, başarılarınızla siz sizesiniz&#8230;</p>
<p>Arada engel yoktur.</p>
<p>Başınız yüksek, omuzlarınız dik ve serbesttir.</p>
<p>Vatanınızı ve birbirinizi seviniz, bağımsız yurdunuzun içinde hakkınız olan mutluluğa kavuşmak elinizdedir.</p>
<p><strong>İstikbal sizin, onur sîzindir. </strong></p>
<p>Çalışınız&#8230;</p>
<p><em>Medeni Bilgiler, S. 386-387-388</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara&#8217;nın Başkent Oluşu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ankaranin-baskent-olusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Oct 2019 06:19:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[13 Ekim 1923]]></category>
		<category><![CDATA[9 Ekim 1923]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Dışişleri]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[ismet paşa]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4238</guid>

					<description><![CDATA[Efendiler, Lozan Antlaşması’nın eklerinden olan düşman işgali altındaki topraklarımızı boşaltma protokolü uygulandıktan sonra, yabancı işgalinden tamamen kurtulan Türkiye’nin&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Efendiler, Lozan Antlaşması’nın eklerinden olan düşman işgali altındaki topraklarımızı boşaltma protokolü uygulandıktan sonra, yabancı işgalinden tamamen kurtulan Türkiye’nin toprak bütünlüğü fiilî olarak sağlanmıştı. Artık yeni Türkiye</p>
<p>Devleti’nin başkentini bir kanunla tespit etmek gerekiyordu. Bütün düşünceler, Yeni Türkiye’nin başkenti Anadolu’da ve Ankara şehri olarak seçme lüzumunda birleşiyordu.</p>
<p>Bu seçimde, coğrafî durum ve askerî strateji en büyük önemi taşıyordu. Devletin başkentini bir an önce tespit ederek, içten ve dıştan gelen kararsızlıklara bir son vermek şarttı.</p>
<p>Gerçekten de, bilindiği üzere, başkentin İstanbul olarak kalacağı veya Ankara olacağı konusunda öteden beri içeride ve dışarıda kararsızlıklar görülüyor, basında demeçlere ve tartışmalara rastlanıyordu. Bu arada İstanbul’un yeni milletvekillerinden bazıları, Refet Paşa başta olmak üzere, İstanbul’un hükûmet merkezi olarak kalması gereğini bazı örneklere dayanarak ispat etmeye çalışıyorlardı.</p>
<p>Ankara’nın gerek iklim, gerek ulaştırma araçları ve gelişme kabiliyet ve istidadı ve gerekse mevcut tesisler ve kuruluşlar bakımından hiç de uygun ve elverişli olmadığını söylüyorlar; İstanbul’un «payitaht» olması lâzımdır ve mutlaka olacaktır, diyorlardı. Bu ifadeye dikkat edilirse, bizim «başkent» deyimiyle kastettiğimiz anlam ile, bu ifadelerdeki «payitaht» deyimini kullananların görüşleri arasında bir fark bulmamak mümkün değildir.</p>
<p>Bundan dolayı, bu konuda zaten kesinleşmiş bulunan kararımızı resmen ve kanunî yoldan ilân ettirerek, «payitaht» sözünün de yeni Türkiye Devleti’nde kullanılmasına gerek kalmadığını göstermek lâzım, geldi. Dışişleri bakanı İsmet Paşa, 9 Ekim 1923 tarihli tek maddelik bir kanun tasarısını Meclis’e teklif etti.</p>
<p>Altında daha on dört kadar zatın imzası bulunan bu kanun teklifi, 13 Ekim 1923 tarihinde uzun görüşme ve tartışmalardan sonra çok büyük bir çoğunlukla kabul edildi. Kabul edilen kanun maddesi şudur: «Türkiye Devleti’nin başkenti Ankara şehridir.»</p>
<blockquote><p><strong>Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Savaş Başka Bir Şeydir</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/savas-baska-bir-seydir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 13:10:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk savaş meydanları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve barış]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk yurtta sulh cihanda sulh]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[İran Şahı Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[İran Şahı Rıza Pehlevi ve Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[İran Şahı ve Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza Pehlevi ve Atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2508</guid>

					<description><![CDATA[İran Şahı Rıza Pehlevi’nin Türkiye’yi ziyareti sırasında Atatürk, çok sevdiği misafirini İzmir’e, oradan Balıkesir yoluyla Çanakkale’ye de götürmüştü.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İran Şahı Rıza Pehlevi’nin Türkiye’yi ziyareti sırasında Atatürk, çok sevdiği misafirini İzmir’e, oradan Balıkesir yoluyla Çanakkale’ye de götürmüştü. O zaman Çanakkale Boğazı’nın iki tarafında, Lozan Antlaşması<br />
gereğince, bazı askersizleştirilmiş bölgeler vardı. Bu sebeple Anadolu yakasında, Çanakkale kasabasının güneyinde bu bölgenin sınırı üzerindeki Kirazlı<br />
Mevkiinde büyücek bir askeri garnizon kuruluyordu.<br />
Garnizon binalarından birinin, hatırımda kaldığına göre, alay karargâhının,<br />
temel atma töreni, iki dost devlet başkanının ziyaret gününe tesadüf ettirilmişti.<br />
Atatürk, o bölgede bulunan askeri kıtaları, ikiye ayırarak küçük bir manevra yaptırmış, misafiri ile bindiği açık otomobille, tatbikatı takip ede ede<br />
temel atma töreninin yapılacağı yere gelmişti. Otomobilde şah sağda, Atatürk solda – ki temel atılacak yer de bu tarafta idi- oturuyordu ve yine o tarafta yapılmakta olup sonuna gelmekte olan manevranın sonucunu, eliyle<br />
bazı yerleri işaret ederek, Şah’a açıklamaya çalışıyordu.<br />
Birden bire bir koyunun, temel için açılan çukura doğru, yere yatırılmış kesilmek üzere olduğunu gördü; kurban kesiyorlardı.<br />
&#8211; Durunuz! Diye bağırdı, durdular.<br />
O açıklamasını tamamlarken, iki devlet başkanı tarafından imzalanmış olan<br />
bir belge madeni bir kutu içerisinde temele yerleştiriliyordu, bu iş de bittikten sonra başını koyunun aksi tarafına çevirerek;<br />
&#8211; Şimdi yapacağınızı yapın! Emrini verdi<br />
İran Şahı duyduğu derin hayreti gizlemeyerek ve cevap amacı beklemeyen<br />
bir eda ile, “Fakat Hazret-i Gazi” dedi (İran Şahı Atatürk’e böyle hitap<br />
ederdi).<br />
Atatürk, büyük misafirinin ne demek istediğini anlamıştı; sözünü kesti:<br />
&#8211; Evet! diye cevap verdi.<br />
&#8211; Ben kana bakamam. Bir tavuğun dahi boğazlandığını görmeye tahammülüm yoktur.<br />
İran Şahı’nın şaşkınlığı artmıştı; tekrar sordu:<br />
&#8211; Ya bu kadar çok bulunduğunuz büyük ve kanlı muharebe meydanları?<br />
Atatürk:<br />
&#8211; Ha, o başka meseledir. Öyle yerlerde cesetlerin üzerinden atlayarak<br />
yürürüm.<br />
Ve gözleri dalgın tekrarladı:<br />
&#8211; O bambaşka bir iştir.</p>
<blockquote><p>Hasan Rıza Soyak, Atatürk’ten Hatıralar, İstanbul: YKY., 2004, S. 35-36</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
