<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>laiklik &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/laiklik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Jul 2020 09:56:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>laiklik &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Toplumsal İnkılap</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/toplumsal-inkilap/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 13:00:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Cumhuriyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İnkılapçılık]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Kılıç Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Milliyet]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[İnkılaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıç Ali]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal İnkılaplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5676</guid>

					<description><![CDATA[Bir akşam sofrada, Kılıç Ali tarafından kaydedilen bir sözü: &#8211; Cumhuriyetçilik ve toplumsal inkılâp, lâiklik ve yenilikseverlik Türk’ün&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir akşam sofrada, Kılıç Ali tarafından kaydedilen bir sözü:</p>
<p>&#8211; Cumhuriyetçilik ve toplumsal inkılâp, lâiklik ve yenilikseverlik Türk’ün öz malı ve özelliği haline geldiğini görmek, benim için büyük bir bahtiyarlık olacaktır. Onun meydana gelişi çok yaklaşmıştır. O günden sonra medeniyet ve inkılâp yolunun azimkâr yolcuları arasında, elbette görüş ve düşünüş farkları, tedbir ayrılıkları tabiî olarak ortaya çıkar. Bu ayrılıklarında millet için, memleket için, devlet için daima hayır ve rahmet doğacak.</p>
<p><em>(Kılıç Ali, Atatürk ve Cumhuriyet, Milliyet gazetesi, 2. 11. 1970)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Din Hakkında Fikri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-din-hakkinda-fikri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2020 20:09:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk orman çiftliği]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve din]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün din hakkında fikri]]></category>
		<category><![CDATA[devlet işleri]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[millet ve din]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5136</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK’ü dine karşı gibi gösterme çabasındaki gerici ve tutucu çevrelerin gerçek amacı, Türkiye Cumhuriyeti’nin lâik ve demokratik yapısını&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK’ü dine karşı gibi gösterme çabasındaki gerici ve tutucu çevrelerin gerçek amacı, Türkiye Cumhuriyeti’nin lâik ve demokratik yapısını değiştirmektir. Her fırsatta dinin gerekli bir kurum olduğunu vurgulayan ATATÜRK dine değil dini kullanarak çıkar elde eden çevrelere karşı olmuştur. O, dinin Allah ile kul arasında bireysel bir sorun olduğunu, kimsenin bunu istismar etmeye hakkı olmadığını düşünürdü. Tüm uygulamalar ve yasal düzenlemeler de bu esasa uygun yapılmıştır. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ün dine bakış açısını yansıtması açısından önemlidir:<br />
&#8230;ATATÜRK’e Orman Çiftliği’nde baş başa kaldığımız bir gün, din hakkında ne düşündüğünü sordum. Bana dedi ki:<br />
“Din vardır ve gereklidir. Temeli çok sağlam bir dinimiz var malzemesi iyi, fakat bina, uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe, yeni harç yapıp binayı takviye etmek gereği hissedilmemiş. Aksine olarak, birçok yabancı unsur (tefsirler, hurafeler) binayı daha fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulmaz, tamir de edilmez. Ancak zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam temeller üstünde yeni bir bina kurmak gereği doğacaktır.<br />
Din bir vicdan meselesidir. Herkes, vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz, düşünüşe ve fikirlere karşı değiliz. Biz sadece, din, işlerini millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve eyleme dayanan gerici hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.”</p>
<p><strong>Asaf İlbay</strong></p>
<p><em>Banoğlu; s. 258-259. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Lâiklik Anlayışı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-laiklik-anlayisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 May 2020 02:50:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün laiklik anlayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş toplum]]></category>
		<category><![CDATA[islam dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[laik devlet]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Türk toplumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5056</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK İslâm dünyasında ilk lâik devleti kurmuş, lâikliği çağdaş toplum ve devlet olmanın esası olarak görmüştür. Atatürkçü lâiklik&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK İslâm dünyasında ilk lâik devleti kurmuş, lâikliği çağdaş toplum ve devlet olmanın esası olarak görmüştür. Atatürkçü lâiklik ilkesi dini yadsımaz, dinsizliği kışkırtmaz; dini, çağdaş bir toplumda kendisine özgü sorunlarla ilgilenmeye çağırır. Dinin çağdaş Türk toplumunda gerçek yerini almasını önerir. Dinin toplumu tekeli altına alma isteğine ve din perdesi arkasına gizlenerek ilkel bir toplum düzeni oluşturmaya çalışan gerici düşünce sahiplerine karşıdır.</p>
<p>Lâiklik, bireyin inanç özgürlüğünün tanınması ve bu özgürlüğün korunmasıdır. Dinsel inancından dolayı bireyin ayrıcalıklı davranışlarla karşılaşmamasıdır. Yasalar önünde bireylerin dinsel farklılıklar güdülmeksizin eşit olmasıdır. Lâiklik karşıtlarının tahammül edemedikleri gerçek, lâikliğin inanç özgürlüğünü herkes için öngörmesidir. ATATÜRK’ün lâikliğe ilişkin aşağıdaki sözleri bu gerçeklerin ifadesidir:<br />
“Lâiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir.”<br />
“Lâiklik asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi olanağını sağlamıştır. Lâikliği dinsizlikle karıştırmak isteyenler, ilerleme ve canlılığın düşmanları ile gözlerinden perde kalkmamış doğu kavimlerinin fanatiklerinden başka kimse olamaz.”<br />
“Din, bir vicdan sorunudur. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.”</p>
<p><em>Atatürkçülük (Birinci Kitap); s111. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk ve Medeniyet</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturk-ve-medeniyet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2020 21:58:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk İnkılapları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Şapka Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Bütün Eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Utkan Kocatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4918</guid>

					<description><![CDATA[Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız. Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medenî bir millet olarak medeniyet düzeyinin&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız. Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medenî bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız. Bu hayat ancak ilim ve fen ile olur. İlim ve fen nerede ise oradan olacağız ve her millet ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur.</p>
<p><em>Seha L. Meray, Su Başlarını Devler Tutmuş: Denemeler, Söyleşiler, Çağdaş Yayınları, s. 103</em></p>
<p>Asla şüphem yoktur ki Türklüğün unutulmuş medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile âtînin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır. Bu söylediklerim hakikat olduğu gün, senden ve bütün medenî beşeriyetten dileğim şudur: Beni hatırlayınız.</p>
<p><em>Atatürk&#8217;ün Bütün Eserleri, 26. cilt, Kaynak Yayınları, 1998, s. 268</em></p>
<p>Türk Cumhuriyeti&#8217;nin en esaslı prensiplerinden biri olan yurtta barış, dünyada barış gayesi, insaniyetin ve medeniyetin refah ve ilerlemesinde en esaslı etken olsa gerektir.</p>
<p><em>Prof. Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, s. 185.</em></p>
<p>Büyük devletler kuran ecdadımız büyük ve geniş kapsamlı medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek Türklüğe ve cihana bildirmek bizim için bir borçtur.</p>
<p><em>Afet İnan, Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ten Yazdıklarım, Millî Eǧitim Bakanlığı Devlet Kitapları, s. 36</em></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Laiklik Politikası</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-laiklik-politikasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Nov 2019 20:17:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Laiklik Politikası]]></category>
		<category><![CDATA[balıkesir]]></category>
		<category><![CDATA[cami]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[kanıt]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Millet Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4599</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Din, gerekli bir kurumdur. Dinsiz ulusların devamına olanak yoktur. Yalnız şurası vardır ki din, Allah ile kul arasındaki&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Din, gerekli bir kurumdur. Dinsiz ulusların devamına olanak yoktur. Yalnız şurası vardır ki din, Allah ile kul arasındaki bağlılıktır.&#8221;</p>
<hr />
<p>&#8220;Türk ulusu, daha dindar olmalıdır. Yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum.&#8221;</p>
<hr />
<p>&#8220;Bizim dinimiz, en makul ve en doğal bir dindir. Ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin doğal olması için akla, fenne, bilime, mantığa uygun olması gerekir. Bizim dinimiz, bunlara tamamen uyar.&#8221;</p>
<hr />
<p>&#8220;Özellikle bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki, akla, mantığa, kamu çıkarına uygundur, biliniz ki, o bizim dinimize uygundur. Bir şey akla ve mantığa ulusun çıkarına, İslamın çıkarına uygunsa, kimseye sormayın o şey dindir. Eğer bizim dinimiz, aklın, mantığın uyduğu bir din olmasaydı en ekmel (mükemmel) olmazdı; son din olmazdı.&#8221;</p>
<hr />
<p>&#8220;Bizim dinimiz, ulusumuza hakir, miskin, alçalmış olmayı öğütlemez.&#8221;</p>
<p>Akhisar, 5 Şubat 1923</p>
<hr />
<h6>Balıkesir Zağnos Paşa Camii&#8217;nde verdiği hutbeden sonra Atatürk, soru sorulmasını istemiş, bu sorulara yönelik şöyle demişti:</h6>
<p>&#8220;Yöneltilen sorulardan anlıyorum ki, bu günkü hutbelerin biçimi, bu günkü görüş ve düşüncemize göre, dili, ihtiyacı ve uygunluğuyla orantılı görülmektedir. Baylar, hutbe demek halka söz söylemek demektir; hutbenin anlamı budur. Bundan bir takım anlamlar, kavramlar çıkarılmamalıdır.(&#8230;) Gerek Peygamber efendimiz gerek dört halifenin hutbelerini okuyacak olursak görürüz ki söylenen şeyler, o günün sorunlarıdır. Memleketin sınırları genişledikçe peygamberin veya halifelerin yerine bir hatibi görevlendirmek zorunluluğu doğmuştu. Onlar, halkı aydınlatırken doğruyu söylemesi, halkı aldatmaması, memleket durumunu açıklaması gerekirdi.</p>
<p>Yüz, iki yüz, hatta bin yıl önceki hutbeleri okumak insanları bilgisizlik ve aymazlık içinde bırakmak demektir. Hutbe okuyan sözcülerin her halde halkın kullandığı dille konuşması kesinlikle gereklidir.(&#8230;) Geçen sene Millet Meclisi&#8217;nde söylediğim bir söylevde demiştim ki &#8220;mimberler halkın zekası için ışık ve bilgi kaynağı olmuştur. Böyle olabilmek için mimberlerden söylenecek sözler bilimsel gerçeklere ve tekniğe uygun olması da gerekir. Bu kutsal kişiler siyasal durumu, toplumsal ve uygar halleri izlemelidirler.&#8221;</p>
<p>7 Şubat 1923, Balıkkesir Zağnos Paşa Camii, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</p>
<hr />
<p>Din vardır ve lazımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var. Malzemesi iyi; fakat bina, uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak birçok yabancı unsur -tefsirler, hurafeler- binayı daha fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez. Ancak zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam temeller üstünde yeni bir bina kurmak lüzumu hasıl olacaktır.</p>
<p>Din, bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamağa çalışıyor; kaste ve fiile dayanan bağnazlığa kaçan hareketlerden sakınıyor. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.</p>
<p>Asaf İlbay Anlatıyor, Yakınlarından Hatıralar</p>
<hr />
<p>&#8220;Ey arkadaşlar! Tanrı birdir, büyüktür; tanrısal inanışların belirtilerine bakarak diyebiliriz ki: İnsanlar iki sınıfta, iki devirde mütalâ olunabilir. İlk devir insanlığın çocukluk ve gençlik devridir. İkinci devir, beşeriyetin erginlik ve olgunluk devridir.</p>
<p>İnsanlık birinci devirde tıpkı bir çocuk gibi, tıpkı bir genç gibi yakından ve maddi vasıtalarla kendisiyle meşgul olunmayı gerektirir. Allah, kullarının lazım olan olgunlaşma noktasına erişinceye kadar içlerinden vasıtalarla dahi kullarıyla meşgul olmayı tanrılık özelliğinin gereklerinden saymıştır. Onlara Hazreti Adem Aleyhisselamdan itibaren bilinen ve bilinmeyen sayısız denecek kadar çok nebiler, peygamberler ve elçiler göndermiştir. Fakat Peygamberimiz vasıtasıyla en son dini, medeni gerçekleri verdikten sonra artık insanlıkla aracı ile temasta bulunmayı lüzum görmemiştir. İnsanlığın kavrayış derecesi, aydınlanma ve olgunlaşması sayesinde her kulun doğrudan doğruya, tanrısal düşüncelerle temas kabiliyetine eriştiğini kabul buyurmuştur ve bu sebepledir ki, Cenabı Peygamber, peygamberlerin sonuncusu olmuştur ve kitabı, en eksiksiz kitaptır.&#8221;</p>
<p>1922, Nutuk III</p>
<hr />
<p>Muhammed&#8217;i cezbeye (Allah sevgisiyle kendinden geçme hâli) tutulmuş sönük bir derviş şeklinde belirten bir eser hakkında şöyle demiştir;</p>
<p>&#8220;Muhammed&#8217;i bana, cezbeye tutulmuş sönük bir derviş gibi tanıttırmak gayretine kapılan bu gibi cahil adamlar, onun yüksek şahsiyetini ve başarılarını asla kavrıyamamışlardır. Anlamaktan da çok uzak görünüyorlar. Cezbeye tutulmuş bir derviş, Uhud Muharebesinde en büyük bir komutanın yapabileceği bir planı nasıl düşünür ve tatbik edebilir?</p>
<p>Tarih, hakikatleri tahrif eden bir sanat değil, belirten bir ilim olmalıdır. Bu küçük harbte bile askeri dehası kadar siyasi görüşüyle de yükselen bir insanı cezbeli bir derviş gibi tasvire yeltenen cahil serseriler, bizim tarih çalışmamıza katılamazlar. Muhammed bu harp sonunda çevresindekilerin direnmelerini yenerek ve kendisinin yaralı olmasına bakmıyarak, galip düşmanı takibe kalkışmamış olsaydı bugün yeryüzünde müslümanlık diye bir varlık görülemezdi.</p>
<p>Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, Cilt 9, Sayı 100</p>
<hr />
<p>Sakarya Savaşı sürerken toplanan Maarif Kongresinde yaptığı konuşma;</p>
<p>Şimdiye kadar izlenen eğitim ve öğretim yöntemlerinin, milletimizin tarihsel gerilemesinde en önemli bir etken olduğu kanısındayım. Onun için bir ulusal eğitim programından söz ederken, eski devrin boş inançlarından ve yaratılışımızın nitelikleriyle hiç de ilgisi olmayan yabancı fikirlerden, Doğudan ve Batıdan gelebilen tüm etkilerden uzak, ulusal yaratılış ve tarihi karakterimize uygun bir kültür düşünüyorum. Çünkü ulusal davamızın tam olarak gelişmesi, ancak böyle bir kültür ile sağlanabilir.</p>
<hr />
<p>&#8220;Hiçbir mantıklı kanıta dayanmayan bir takım geleneklerin korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de, hiç olmaz.&#8221;</p>
<hr />
<p>&#8220;Efendiler; yeryüzünde 300 milyonu aşan İslam vardır. Bunlar ana, baba, hoca öğretimi ile öğrenim ve ahlak almaktadırlar. Fakat esef edilecek gerçek şudur ki, bütün bu milyonlarca insan kütleleri, şunun veya bunun esaret ve zillet zincirleri altındadır. Aldıkları manevi öğrenim ve ahlak, onlara bu tutsaklık zincirlerini kırabilecek insanlık niteliği verememiştir; veremiyor. Çünkü, öğrenim amaçları milli değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Yukarıdaki metinler &#8216;Laiklik ve Atatürk&#8217;ün Laiklik Politikası, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları&#8217; adlı eserden alınmıştır.</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurtulmak İstiyorsan Yak!</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/kurtulmak-istiyorsan-yak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Nov 2019 13:06:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[amr ibn as]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Çekmece]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[devletçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Florya]]></category>
		<category><![CDATA[halife ömer]]></category>
		<category><![CDATA[halkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyar]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtulmak İstiyorsan Yak!]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4439</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk, Florya&#8217;dan Çekmece&#8217;ye doğru yaptığı bir yürüyüşte, bir ağaç altında dinlen ihtiyar bir adama rastlar. Adam hürmetle ayağa&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk, Florya&#8217;dan Çekmece&#8217;ye doğru yaptığı bir yürüyüşte, bir ağaç altında dinlen ihtiyar bir adama rastlar. Adam hürmetle ayağa kalkar, Atatürk&#8217;ü selamlar. Bu nazik ve saygı dolu davranış karşısında Atatürk sorar:</p>
<p>&#8220;Beni tanır mısın?&#8221;</p>
<p>&#8220;Tanımaz olur muyum? Evimde resmin bile var!&#8221; Atatürk memnun olmuştu. Konuşmaya başladılar, İhtiyar:</p>
<p>&#8220;Bir işine aklım ermedi.&#8221; der. &#8220;Cumhuriyetçiliği, İnkılâpçılığı, Milliyetçiliği, Halkçılığı, hatta Devletçiliği anlıyorum, ama şu Laikliği pek kavrayamadım. Neden her şeyi birden bozdun?&#8221; Atatürk:</p>
<p>&#8220;Bunu sana bir hikâye ile anlatayım. Amr-ibn-As, Mısır&#8217;ı fethettiği zaman, Halife Ömer&#8217;e bir mektup yazmış: &#8216;Burada birçok kütüphaneler, içlerinde de birçok kitaplar var. Bunları yakayım mı, yoksa bırakayım mı?&#8221; Ömer cevap vermiş: &#8216;Kitapları tetkik et, eğer faydasız şeyler ise, yak! Yok, eğer faydalı şeyler ise yine yak! Çünkü halk o kitapları okudukça, onlara uymaktan vazgeçmeyecekler, eskiyi unutmayacaklar ve bize yani yeniye ve yeniliğe daima düşman olacaklardır!'&#8221; Hikâyeyi anlatan Atatürk, ihtiyara sorar:</p>
<p>&#8220;Şimdi sana Laikliğin ne olduğunu izah edeyim mi?&#8221; İhtiyar derin bir sezgi ve sağduyu ile cevap verir:</p>
<p>&#8220;İstemez Paşam, hepsini anladım!&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Laiklik Adam Olmaktır!</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/laiklik-adam-olmaktir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Oct 2019 08:31:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi Mustafa Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[hoca efendi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıç Ali]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Laiklik Adam Olmaktır!]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[meclis başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4190</guid>

					<description><![CDATA[Kılıç Ali anlatıyor: &#8220;İlk mecliste bir gün laiklik konusu oluyordu. Gazi Mustafa Kemal Paşa o gün meclise başkanlık&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kılıç Ali anlatıyor:</p>
<p>&#8220;İlk mecliste bir gün laiklik konusu oluyordu. Gazi Mustafa Kemal Paşa o gün meclise başkanlık ediyordu. Meclisin tanınmış din âlimlerinden bir vatandaş kürsüye geldi. Alaycı bir tavırla:</p>
<p>&#8220;Arkadaşlar bir laikliktir gidiyor. Affedersiniz ben bu laikliğin manasını anlamıyorum&#8221; diye söze başlarken riyaset (başkanlık) makamında bulunan Mustafa Kemal Paşa dayanamamış, oturduğu yerden elini kürsüye vurarak:</p>
<p>&#8220;Adam olmaktır Hocam, adam olmak!&#8221; diyerek hoca efendinin sualini cevaplandırmıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Falih Rıfkı Atay</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/falih-rifki-atay/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2019 15:13:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[eser]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[inkılap]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluş]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[Ulus Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<category><![CDATA[yücel dergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1577</guid>

					<description><![CDATA[Türk ulusu, Atatürk&#8217;te iki yüzyıl beklediği kurtarıcıyı bulmuştur. Atatürk&#8217;ün eseri, bir bütün olarak, tek bir kelimede toplanabilir: &#60;&#60;Kurtuluş!&#62;&#62;&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk ulusu, Atatürk&#8217;te iki yüzyıl beklediği kurtarıcıyı bulmuştur. Atatürk&#8217;ün eseri, bir bütün olarak, tek bir kelimede toplanabilir: &lt;&lt;Kurtuluş!&gt;&gt; Bu gerçek, aydının kafası kadar, halkın şuurunun içindedir.</p>
<p>Halk için, hâtırası güzel ne varsa hepsi, özellikle Atatürk devrine aittir.</p>
<blockquote><p><strong>Ulus Gazetesi, 16 Kasım 1938</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir fikre saplanıp kuvvet ve kudretini onu söktürmeğe sarfeden küçük bir kibir değil, dinlemekten, sormaktan, aramaktan ve kesin kararını en sona saklamaktan çekinmiyen büyük bir gurur sahibi idi. Sevdiği şey itaat edilmekten fazla inanılmaktı.</p>
<p>***</p>
<p>Lâisizm, bizde, yüzyıllardan beri dil, kan, hatta din birliğine rağmen halk yığınlarını bin parçaya bölen acıklı didişmenin sonu, en sağlam beraberlik olan eğitim ve kültür birliğinin başlangıcı olmuştur.</p>
<blockquote><p><strong>Ulus Gazetesi, 10 Kasım 1939</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Eski Türk fatihlerinin ihtiraslarından hiçbiri kendinde eksik olmayan Mustafa Kemal&#8217;e ölünceye kadar, Türk toprağının sevgisi, acısı yüzyıllardan beri, durmaksızın, dinmeksizin, ya gözyaşı, ya kanı akan bu halkın babalığı, kardeşliği, evlatlığı duygusu hakim olmuştur.</p>
<p>İnandırmak güçse de, bir defa inandırdıktan sonra bir ulusu bin defa kandırmak kolaydı: Mustafa Kemal aldatmadı!</p>
<p>Aksine daima gerçeğe, katı, zorlu, çetin gerçeğe çağırdı. Uçmak isteseydi, hepimiz O&#8217;na kanat olurduk: O, bizim hayallerimizin kanatlarını kırdı, kartal yuvasında öldü.</p>
<blockquote><p><strong>Ulus gazetesi 10 Kasım 1943</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Buddha ölürken:</p>
<p>-Üstad öldü diye ağlamayınız. Üstad size öğrettiklerimdir! demişti.</p>
<p>Atatürk de bizlere öğretmiş olduklarıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Dünya Gazetesi, 8 Kasım 1953</strong></p></blockquote>
<p>***</p>
<p>Atatürk, milletinin verebileceği en yüksek ikbal zamanlarında dahi mevkiini fikirleri uğruna feda etmeğe hazırdı. Bütün devrinde hiçbir tavizcilik, hiçbir gerileme, hiçbir tezatlaşma olmamıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Dünya Gazetesi, 10 Kasım 1956</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Anadolu&#8217;dan geldiğini duyup görüştüğümüz bir kurmay albay:</p>
<p>-Benim bildiğim Mustafa Kemal, Anadolu&#8217;nun son tepesine kadar gider, yine teslim olmaz, diyordu.</p>
<p>Kocatepe&#8217;de, bir ağır düşüncenin heykelini andıran fotoğrafını göz önüne getiriyor musunuz?</p>
<p>Başlarını ateşe, taşa ve çeliğe çarpa çarpa kan köpüren Türk kahramanlığının düşünen, arıyan, bulan, gösteren, bazen bir &lt;&lt;Evet&gt;&gt; ile &lt;&lt;Hayır&gt;&gt;ına vatan talihi bağlanan başıdır O!</p>
<p>***</p>
<p>Mustafa Kemal&#8217;in azim, karar ve irade kuvvetini, 1922 Ağustos&#8217;unun son haftasından iki ay önce sahneden çekiniz. Bugünkü Türkiye yine bu Türkiye olamazdı.</p>
<p>***</p>
<p>Hesapsız ve lüzumsuz, &lt;&lt;Bir tek Türk&#8217;ün hayatını tehlikeye sokmamak&gt;&gt; davasından ömrünün sonuna kadar şaşmamıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Çankaya, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yüzellilikleri bile affetmesi insan zaaflarına karşı feylesofça davranışlarının bir eseri değil midir? Bir gün barışmıyacağı hasmı, bir gün bağışlamıyacağı suç yoktu diyebilirim.</p>
<p>Not defterime aldığım en güzel sözlerinden biri şudur: &#8220;Ben onları affederim, çünkü kalbim vardır. Onlar beni affetmezler, çünkü kalpsizdirler!&#8221;</p>
<p>***</p>
<p>Atatürk devrinde vatan kurtulmuştur. Yalnız bu şeref bir vatandaşın milli tarihin en büyüklerinden biri olmasına yeter.</p>
<p>***</p>
<p>Mustafa Kemal kızdıkça: &lt;&lt;Millete giderim!&gt;&gt; derdi. Mustafa Kemal&#8217;in inkılâp iradesinin kaynağı, halkın kendine inanışıdır. Tanzimattan beri isimlerini duyduğumuz liderler arasında halkı doğru anlıyan ve halk ile kaynaşma yollarını bulan yalnız O, idi.</p>
<p>O, kalabalıktan ürken ve kalabalığı kendilerinden iki üç asker kordonu ötede tutan diktatörlerin aksine, nefesine nefesi karışan kalabalıkta kuvvet bulurdu.</p>
<p>Atatürk, bulunduğu yerde neşe ve şevki susturan iki yüzlü bir şark zorbası değil, şenlik içine katılan, halk sevincini içine sindiren, içenle içen, oynayanla oynayan, konuşanla konuşan bir halk arkadaşı idi.</p>
<blockquote><p><strong>Çankaya, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bir hastalığın nöbetleri içinde ölümü iki gözleriyle görmüş gibi olanlar vardır. Ben iki gözümle battığımızı gördüm ve kurtulduğumuzu gördüm.</p>
<p>Mustafa Kemal&#8217;i unutamam.</p>
<p>O, sonra daha da büyüdü. Kendi milletine tekrar o günleri göstermemek için, asıl kurtuluş savaşına zaferden sonra girdi.</p>
<p>İnkılâp nizamının Atatürk&#8217;ü zaferin Mustafa Kemal&#8217;ini gölgede bıraktı, kendini gene kendi geçti.</p>
<blockquote><p><strong>Mustafa Kemal&#8217;in Mütareke Defteri, 1955</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Mustafa Kemal, halk acısını ve halk idealini bir cisim ve can gibi kendinde topladığı içindir ki, herkes O&#8217;nun sesine doğru gitti; herkes O&#8217;nun sancağı altında namus ve hürriyetini kurtarmağa koştu.</p>
<blockquote><p><strong>Yücel Dergisi, 1941, Cilt XIII</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>O&#8217;nu niçin seviyoruz? Çünkü O&#8217;nda kendimizi seviyoruz. Her şeyi bizden aldığı için, O, hepimizin, kendimiz için hayal ettiğimiz bir kemal halidir. Halk O&#8217;nda kendini tanıyor, kendine tapıyor.</p>
<blockquote><p><strong>Yücel Dergisi, 1941, Cilt XII, sayı 72</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yaşarken bir eser bıraktı. Onu övelim ve koruyalım. Ölürken bir ders bıraktı: Unutmayalım. Bu ders, halkı sevmek, halka inanmak, halk ile kaygılanmak, halk ile gururlanmak, halk uğruna feda olmaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Yücel Dergisi, Cilt XVIII, sayı 103</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
