<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>köylü &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/koylu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:02:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>köylü &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Babamın Tarlası</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/babamin-tarlasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 09:58:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk orman çiftliği]]></category>
		<category><![CDATA[Babamın Tarlası]]></category>
		<category><![CDATA[çiftlik]]></category>
		<category><![CDATA[köylü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4480</guid>

					<description><![CDATA[Bir gün bir köyü Atatürk&#8217;ün orman çiftliği hudutları içindeki bir tarlayı, kendi tarlasıymış gibi sürüyordu. Onu gördüler. İhtar&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gün bir köyü Atatürk&#8217;ün orman çiftliği hudutları içindeki bir tarlayı, kendi tarlasıymış gibi sürüyordu. Onu gördüler. İhtar ettiler, dinletemediler. Bunun üzerine Atatürk&#8217;e söyledir. Atatürk teftişe çıktığı zaman o tarafa gitti. Yanındakiler toprağı sürmekte olan köylüyü göstererek:</p>
<p>&#8220;İşte budur!&#8221; dediler. Atatürk yavaş yavaş ona doğru yürüdü. Yaklaşınca sordu:</p>
<p>&#8220;Burada ne yapıyorsun?&#8221; Köylü gülümsüyordu. Son derece sevip saydığımız, fakat asla korkmadığımız bir insan karşısında nasıl durursak köylü de öyle duruyordu. Sakin bir sesle cevap verdi:</p>
<p>&#8220;Tarlayı sürüyorum.&#8221;</p>
<p>&#8220;İyi ama bu tarla senin midir?&#8221;</p>
<p>&#8220;Değildir.&#8221;</p>
<p>&#8220;Kimindir?&#8221;</p>
<p>&#8220;Atatürk&#8217;ündür!&#8221;</p>
<p>Köylü bu cevabı vermekle suçu kabul etmiş oluyordu. Bu itibarla dava kaybolmuş demekti. Atatürk, kendi toprağına tecavüz edildiği için değil, haksızlık edildiği için sertlendi ve sordu:</p>
<p>&#8220;İyi ama sen başkasının toprağının ona sorulmadan ve izin alınmadan sürülüp ekilmeyeceğini bilmiyor musun?&#8221; Köylü hiç telaş etmiyordu. Aynı sükûnetle dedi ki:</p>
<p>&#8220;Biliyorum, fakat benim bu tarlayı sürüp ekmeye hakkım vardır!&#8221; Atatürk&#8217;ün kaşları çatıldı ve büyük bir merak ve hayretle ona sordu:</p>
<p>&#8220;Bu hakkı nereden alıyorsun?&#8221;</p>
<p>&#8220;Çok basit.. Atatürk bizim babamız değil mi? İnsan babasının tarlasını sürüp ekerse kabahat mi işlemiş olur?&#8221; Atatürk&#8217;ün yüzünde takdir ve sevgi duygularının en coşkununu anlatan engin bir gülümseme oldu, köylünün sırtını okşadı ve:</p>
<p>&#8220;Haklısın.&#8221; diyerek uzaklaştı.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarım</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/tarim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 13:16:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[köylü]]></category>
		<category><![CDATA[makine]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Büyük Millet Meclisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2395</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye&#8217;nin sahibi ve efendisi kimdir? Bunun cevabını hemen birlikte verelim: Türkiye&#8217;nin gerçek sahibi, gerçek üretici olan köylüdür. O&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;nin sahibi ve efendisi kimdir? Bunun cevabını hemen birlikte verelim: Türkiye&#8217;nin gerçek sahibi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde herkesten daha çok refah, mutluluk ve zenginliği hak eden, bunlara en layık olan köylüdür. Bu nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin ekonomik siyaseti bu temel amacın elde edilmesine yöneliktir. Baylar, diyebilirim ki, bugünkü acıklı ve yoksul halimizin biricik nedeni bu gerçeği kavrayamamış olmamızdır. Gerçekten, yedi yüz yıldır dünyanın dört bucağına sürükleyerek kanlarını akıttığımız, kemiklerini bu yerlerin topraklarına bıraktığımız, ve yedi yüz yıldır emeklerini ellerinden alıp saçıp savurduğumuz ve buna karşılık hep değersiz sayıp aşağıladığımız ve bunca özverilerine ve verdiklerine karşılık nankörlük, küstahlık ve zorbalıkla uşak düzeyine indirmek istediğimiz bu yurdumuzun asıl sahibi önünde utanç ve saygıyla gerçek yerimizi alalım. Baylar, halkımız çiftçidir. Ulusun çiftçilikteki çalışmalarını zamana uygun önlemlerle en yüksek dereceye ulaştırmalıyız. Köylünün çalışmalarının sonuç ve meyvelerini kendi yararları yolunda en yüksek düzeye çıkarmak ekonomik siyasetimizin temel ilkesidir. Bu nedenle bir yandan çiftçinin çalışmasını geliştirecek ve verimli kılacak bilgi, araç ve teknik aletler sağlanıp kullanmasına, öte yandan onun emeğinin sonuçlarından en çok yararı sağlayacak ekonomik önlemlerin alınmasına çalışmak gerekir. Bugüne kadar yol ve modem taşıma araçlarının bulunmayışı, alışveriş yöntemlerinin çiftçinin zararına oluşu ve yasalarımızın çiftçiyi korumaması gibi engellerin kaldırılması gerekir.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben de çiftçi olduğumdan biliyorum. Makinesiz tarım olmaz. El emeği güçtür. Birleşiniz. Kuracağınız birliklerle makine alırsınız. Yılda yüz dönüm ekeceğinize, on kat, yüz kat fazla ekersiniz. Yurdumuz gerçek çiftçi ülkesidir. Ancak buna daha hak kazanmış değiliz. Fakat tarım ülkesi olacağız. Bu da makine ile olacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Arkadaşlar, dünyada zafer kazandıran iki araç vardır: biri kılıç, ötekisi saban. Başka bir yerde de söyledim; burada bir daha yinelemeyi yararlı buluyorum. Zaferin aracı yalnız kılıç olan bir ulus bir gün girdiği yerden kovulabilir, aşağılanır, acınacak bir duruma düşer. Böyle ulusların yoksulluğu, yokluk sıkıntıları öyle acıklı olur ki kendi ülkelerinde bile bir tutuklu, bir esir durumunda kalabilir. Onun için gerçek zafer yalnız kılıçla değil, sabanla sağlanandır. Ulusların yurtlarında sağlamca yerleşmiş duruma gelmelerinin, sürekli düzen içinde yaşamalarının aracı sabandır. Saban kılıç gibi değildir. O kullanıldıkça güçlenir. Kılıç kullanan kol çok geçmeden yorulduğu halde saban kullanan kol zaman geçtikçe toprağın daha temelli sahibi olur. Kılıç ve saban, bu iki fatihten birincisi ikincisine hep yenildi. Tarihin bütün olgu ve olayları yaşamın bütün gözlemleri bunu doğrular. Ulusumuz çok büyük acılar çekmiş, acıklı olaylar görmüştür. Bütün bunlardan sonra hala bu topraklarda bulunuyorsa, bunun asıl nedeni şudur: Türk çiftçisi bir eliyle kılıcını kullanırken, öteki elinde sabanıyla toprağından ayrılamadı. Eğer ulusumuzun büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı, biz bugün yeryüzünde bulunmayacaktık.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1928, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulusal Eğitimin Niteliği</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ulusal-egitimin-niteligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 11:52:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fen]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[köylü]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Eğitim ile İlgili Söylev ve Demeçler]]></category>
		<category><![CDATA[öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Eğitimin Niteliği]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2290</guid>

					<description><![CDATA[Gelecek için hazırlanan yurt çocuklarına hiçbir zorluk karşısında baş eğmeyerek sabırla, dirençle çalışmalarını ve öğrenim gören çocukların ana&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gelecek için hazırlanan yurt çocuklarına hiçbir zorluk karşısında baş eğmeyerek sabırla, dirençle çalışmalarını ve öğrenim gören çocukların ana babalarına da yavrularının öğrenimlerini bitirmeleri için her türlü özveriyi göstermekten çekinmemelerini öğütlerim.</p>
<blockquote><p><strong>Temmuz 1921, Milli Eğitim ile İlgili Söylev ve Demeçler,Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>İnsanlar yalnız maddi değil, özellikle maddi güçlerde yatan manevi güçlerin etkisiyle hareket ederler. Uluslar da böyledir. Manevi güç ise özellikle bilim ve inanç ile yüksek biçimde gelişir. Öyleyse hükümetin en verimli ve en önemli görevi eğitim ve öğretim işleridir. Bu işlerde başarılı olmak için öyle bir program izlemek zorundayız ki, bu program ulusumuzun bugünkü durumu ile, toplumsal ve yaşamsal ihtiyaçları ile çevrenin koşullan ile çağın gerekleri ile tamamiyle orantılı ve uyumlu olsun. Bunun için büyük büyük fakat hayal ürünü, çapraşık düşüncelerden tamamiyle sıyrılarak gerçeğe, ta içine işleyen bir gözle bakmak, el ile dokunmak gerektir. Girişilecek şeyin ne olduğu ancak bu yolda kendiliğinden ortaya çıkar.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Bu ülkenin gerçek sahibi ve toplumun temel öğesi köylüdür. İşte bu köylüdür ki bugüne dek eğitim ve öğretim ışığından yoksun bırakılmıştır. Bunun için izleyeceğimiz eğitim ve öğretim siyasetinin temeli ilk önce var olan cahilliği ortadan kaldırmaktır. Ayrıntılara girmekten sakınarak bu düşüncemi birkaç kelime ile açıklamak için diyebilirim ki, genel olarak bütün köylülere okuma, yazma ve yurdunu, ulusunu, dinini, dünyasını tanıtacak kadar coğrafya, tarih ve ahlak bilgileri vermek ve dört işlemi öğretmek eğitim ve öğretim programımızın ilk amacıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1922, Milli Eğitim ile İlgili Söylev ve Demeçler, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Kurtuluş, toplumsal yapıdaki hastalığı bulmak ve iyileştirmeye çalışmakla elde edilir; ve bu, ancak bilimsel yolla olursa, iyileşme olabilir. yoksa hastalık yerleşir, iyi edilemez bir hale gelir. Bir toplumun hastalığı ne olabilir? Ulusu ulus yapan, ilerleten ve yükselten güçler vardır: düşünce güçleri, toplumsal güçler. Düşünceler, anlamsız, temelsiz, uydurmalarla dolu olursa, o düşünceler hastalıklıdır. Bunun gibi, toplumsal yaşam, akıl ve mantıktan yoksun, yararsız, zararlı birtakım inançlar ve geleneklerle dopdolu olursa kötürüm olur. Önce düşünce ve toplum güçlerinin kaynaklarını temizlemekle işe başlamak gerekir. Ülkeyi, ulusu kurtarmak isteyenler için coşkulu bir yurt sevgisi, iyi niyet ve özveri en gerekli niteliklerdendir&#8230; Ama bir toplumdaki hastalığı görmek, onu iyileştirmek ve toplumu çağımızın gereklerine göre ilerletebilmek için bu nitelikler yeterli değildir. Bunların yanında bilim ve teknik gereklidir. Bilim ve teknik, fen yolundaki girişimlerin etkinliği de okuldur. Onun için okul gereklidir. Okul adını hep beraber saygıyla, yücelterek analım. Okul gençlere, insanlara saygıyı, ulus ve ülkeyi sevmeyi, bağımsızlık onurunu öğretir. Bağımsızlık tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmak için izlenmesi uygun olan en sağlam yolu belletir&#8230; Ülke ve ulusu kurtarmaya çalışanların, aynı zamanda mesleklerinde birer namuslu uzman ve birer bilgin olmaları da gerekir. Bunu sağlayan okuldur. Ancak böylelikle her türlü girişimin akla uygun sonuçlara ulaşması olanağı vardır.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Eğitim ve öğretimde uygulanacak yöntem, bilgiyi insan için fazla bir süs, bir zorbalık aracı yahut uygar bir zevk olmaktan ziyade maddi yaşamda başarılı olmayı sağlayan işe yarar ve kullanılabilir bir araç haline getirmektir.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Milli Eğitim ile İlgili Söylev ve Demeçler, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Erkek ve kız çocuklarımızın aynı yolda bütün öğrenim derecelerindeki öğretim ve eğitimlerinin uygulamalı olarak yürütülmesi önemlidir. Ülke çocukları her öğrenim derecesinde ekonomik yaşamda yapıcı, etkili ve başarılı olacak biçimde donatılmalıdır. Ulusal ahlakımız uygar ilkeler ve düşüncelerle beslenip güçlendirilmelidir: Bu çok önemlidir; özellikle dikkatinizi çekerim. Korkutma temeline dayanan ahlak bir erdem olmadıktan başka güvenilebilir değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1924, Milli Eğitim ile İlgili Söylev ve Demeçler, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Dünyada her şey için, uygarlık için, yaşam için, başarı için en doğru yol gösterici bilimdir, tekniktir. Bilim ve teknik dışında bir yol gösterici aramak aymazlıktır, cahilliktir, sapkınlıktır. Yalnız bilimin ve tekniğin yaşadığımız her dakikadaki aşamalarının evrimini kavramak ve ilerlemelerini zamanla izlemek gerekir. Bin, iki bin, binlerce yıl önce bilim ve tekniğin koyduğu kuralları şu kadar bin yıl sonra bugün olduğu gibi uygulamaya kalkışmak, kuşkusuz bilim ve teknik alanına girmiş olmak değildir.</p>
<blockquote><p><strong>Eylül 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
