<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kemal Arıburnu &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/kemal-ariburnu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 May 2020 12:08:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Kemal Arıburnu &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk, Kendisine Suikast Yapacak Adamla Karşı Karşıya</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturk-kendisine-suikast-yapacak-adamla-karsi-karsiya/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2020 18:45:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk suikast]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Arıburnu]]></category>
		<category><![CDATA[Yahya Galip Kargı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4861</guid>

					<description><![CDATA[İnsanların başına gelen felâketlerin başlıca nedeni, aklın dışlanıp, duygulara esir olunmasıdır. Çünkü, duygularıyla hareket edenlerin hata yapma payları&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanların başına gelen felâketlerin başlıca nedeni, aklın dışlanıp,<br />
duygulara esir olunmasıdır. Çünkü, duygularıyla hareket edenlerin hata<br />
yapma payları daima yüksek olmuştur. Bu gerçeği de başlarına felâket<br />
geldiğinde anlarlar. Oysa düşünen, neden ve niçin diye sorgulayan insanların<br />
olacakları önceden görme şansları oldukça yüksektir. Geriye dönüp geçmiş yaşamımızı sorguladığımızda hepimizin, “ Keşke duygularımla hareket edip<br />
de şu hataları yapmasaydım.” diyebileceğimiz pek çok olay vardır.<br />
İnsanın duygu yüklü olması, akılla beslendiği sürece güzeldir. Akıl<br />
desteğinden yoksun duygu, rotasız mermi gibidir. Hedefinin ne olduğu, ne<br />
zaman ne ile sonuçlanacağı bilinemez. Daha az hata ancak bencillik ve<br />
önyargının yerini akıl, sağduyu ve mantığa bırakmasıyla mümkündür.</p>
<p>ATATÜRK’e yönelik suikastin girişimcilerinin tavrını konu alan aşağıdaki<br />
anekdotta da bu gerçeğin altı çizilmektedir:<br />
İzmir’de hazırlanan o alçakça suikastin ortaya çıkarılmasından sonra,<br />
bir gün bize ATATÜRK şu olayı anlatmıştı: ”Ziya Hurşit’in beni öldürmek için<br />
görevlendirdiği iki zavallı vardı. Sorguları yapıldıktan sonra bunlardan birisini<br />
yanıma çağırdım. Odada kimse yoktu. Kendisine sordum:<br />
-Sen Mustafa Kemal’i öldürecekmişsin, öyle mi?<br />
-Evet! dedi.<br />
Ben gene sordum:<br />
-Mustafa Kemal, ne yapmış ki onu öldürecektin?<br />
-Fena bir adammış da&#8230; Memlekete çok fenalık yapmış!&#8230; Sonra, bize<br />
onu öldürmek için para da vereceklerdi!&#8230;<br />
-Sen Mustafa Kemal’i tanıyor musun?<br />
-Hayır!<br />
-O hâlde, tanımadığın bir adamı, nasıl öldürecektin?&#8230;<br />
-Geçerken işaret edecekler, “Mustafa Kemal, işte budur!” diyeceklerdi.<br />
Biz de öldürecektik.<br />
O zaman cebimden tabancamı çıkararak kendisine uzattım:<br />
-Mustafa Kemal benim!&#8230; Haydi, al eline tabancayı&#8230; Öldür!&#8230; dedim.<br />
Adam, benden bu yanıtı alınca, yıldırımla vurulmuş gibi oldu. Bir<br />
müddet şaşkın yüzüme baktıktan sonra, diz üstü kapanarak hüngür hüngür<br />
ağlamaya başladı.</p>
<p><strong>Yahya Galip Kargı</strong></p>
<p><em>Arıburnu; Atatürk, Anekdotlar-Anılar, s. 30-31</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mithat Cemal Kuntay</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/mithat-cemal-kuntay-3/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2020 18:08:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Arıburnu]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat Cemal Kuntay]]></category>
		<category><![CDATA[neden atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4843</guid>

					<description><![CDATA[NEDEN ATATÜRK İsimler; bireylerin kimlikleri olmanın yanında onların hangi ulusa mensup olduğunu da yansıtan bir işleve sahiptirler. Bu&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>NEDEN ATATÜRK</strong></p>
<p>İsimler; bireylerin kimlikleri olmanın yanında onların hangi ulusa<br />
mensup olduğunu da yansıtan bir işleve sahiptirler. Bu nedenle ulusların<br />
geleceğe uzanan boyutunda çok önemlidirler. Geçmişte eserleriyle uygarlık<br />
tarihine büyük katkılar sağlamış birçok Türk bilim adamı, Arap ismi<br />
taşıdıklarından dünya onları Arap olarak tanımaktadır. Dolayısıyla onların<br />
uygarlığa yapmış oldukları katkıları başkaları sahiplenmiştir. Türk’ü ise ilim<br />
irfan bilmezlikle suçlayıp “barbar” gibi haksız yakıştırmalarla tanımlamışlardır.<br />
Türk araştırmacılar bugün onların Türk olduklarını ispat etmekle meşguller. Bu<br />
tarihsel ve hayatî yanılgıyı ve yanlışı düzeltme ihtiyacını hisseden Mustafa<br />
Kemal, işe kendi ismini değiştirip ATATÜRK adını alarak başlamıştır.<br />
Aşağıdaki anekdot buna güzel bir örnektir:<br />
Demin bir sözü yanlış söyledim, Gazi’yi, Büyük Millet Meclisi, kanunla<br />
“ATATÜRK” yaptı, dedim. Bu söz eksiktir. O, kendini “ATATÜRK” yaptı.<br />
Kanun, bu gerceği kabul etti. O günlerde, soyadı kanunu çıkacaktı. Bir akşam<br />
yemeğinde,Gazi, “ATATÜRK” adını alacağım, dedi. İtiraz ettiler:<br />
-Memleket, dünya, tarih “Gazi Mustafa Kemal”i tanıyor. Ona nasıl<br />
dokunulur.<br />
ATATÜRK şöyle yanıtladı:<br />
-En tanınmış Türkler, yabancı isimler taşıyorlar. İbni Sina gibi, Elbiruni<br />
gibi&#8230; Bu yabancı isimlerin karşısında, bunların Türk olduklarını kanıtlamamız<br />
gerekiyor ve kanıtlamak için de uğraşıp duruyoruz. Buna son vereceğim ve bu<br />
işe kendi adımla başlıyorum!<br />
Ve Gazi Mustafa Kemal o gece ATATÜRK’tü. Ertesi gün kanun bu değişikliği<br />
onayladı. Onun kanuna bu kadar nazı geçerdi.</p>
<p><strong>Mithat Cemal Kuntay</strong></p>
<p><em> Kemal Arıburnu, Atatürk’ten Anılar, İstanbul, 1969, s. 60</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Salih Bozok Anlatıyor&#8230;</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/salih-bozok-anlatiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 10:41:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün yaveri salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Arıburnu]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2304</guid>

					<description><![CDATA[Bir gün Çankaya civarında bir köylü evine gitmiştik. Girdiğimiz kulübede ihtiyar bir köylü ile karısı oturuyordu. Bize ikram&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gün Çankaya civarında bir köylü evine gitmiştik. Girdiğimiz kulübede ihtiyar bir köylü ile karısı oturuyordu. Bize ikram ettikleri kahveleri içerken Atatürk köylü ile konuşmamı söyledi. Ben bu emre itaat<br />
ederek ak sakallı köylüye ilk aklıma geleni sordum:<br />
&#8211; Sen Gaziyi tanır mısın?<br />
İhtiyar beni saçma bir soru sormuşum gibi baştan ayağı süzerek:<br />
&#8211; Gaziyi tanımayan var mı ki? Dedi ve ilave etti:<br />
&#8211; Her hafta Hacı Bayram Camiinde Cuma namazı kılarmış. Ta göbeğine<br />
kadar sakalları varmış. Melek gibi nurlu yüzlü, peygamber gibi mübarek bir ihtiyarmış!<br />
Gülmemi zor tutarak Atatürk’ün tamamen tıraşlı ve genç yüzüne baktım.<br />
O, kaşlarını kaldırarak kendini tanıtmamamı emretti. Dışarı çıktığımız<br />
zaman da güldü ve :<br />
&#8211; Varsın, o öyle bilsin. Hakikati öğrenmek belki biçarenin hayalini<br />
yıkar. Onun hayalindeki şirin sakallıyı öldürüp de sevgisini kaybetmenin ne anlamı var?</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>Kemal Arıburnu, Atatürk (Muhtelif Cepheleriyle), Ankara: 1953 s. 14.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sana Hiç Kimse Benzemez Ki!</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/sana-hic-kimse-benzemez-ki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 15:17:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk (Muhtelif Cepheleriyle)]]></category>
		<category><![CDATA[Ercüment Talu Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Arıburnu]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Arıburnu Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Sana Hiç Kimse Benzemez Ki!]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2104</guid>

					<description><![CDATA[İlk cumhurbaşkanı seçildiği sıralarda. Bir sabah Çankaya sırtlarında beraberce gezmeğe çıkmıştık. Gazi yanımıza sokulan bir çocuğu yakaladı. Çelik&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk cumhurbaşkanı seçildiği sıralarda.<br />
Bir sabah Çankaya sırtlarında beraberce gezmeğe çıkmıştık. Gazi yanımıza<br />
sokulan bir çocuğu yakaladı. Çelik bakışlarıyla gözlerini onun yüzüne dikip<br />
gülümseyerek sordu:<br />
&#8211; Adın ne senin bakayım?<br />
&#8211; Cemil<br />
&#8211; Çankaya’da mı oturuyorsun?<br />
&#8211; Yok. Ayrancıda.<br />
&#8211; Mektebe gidiyor musun?<br />
Çocuk başını hızla öne doğru eğdi.<br />
&#8211; E… Ne okuyorsun mektepte<br />
&#8211; Her bir şey okuyoruz.<br />
&#8211; Peki ben kimim Cemil?<br />
&#8211; Sen Gazi Paşasın.<br />
Ata gülümsedi:<br />
&#8211; Olmadı Cemil, ben Gazi Paşa değilim. Beni benzettin sen.<br />
&#8211; Yok benzetmedim, iyi biliyorum sen Gazi Paşasın.<br />
&#8211; Nerden biliyorsun?<br />
Çocuk kendinden emin bir tavırla:<br />
&#8211; Çünkü sana hiç kimse benzemez…<br />
Çelik gözler bulutlandı. O eşsiz kafanın içinden kim bilir ne düşünceler<br />
geçti o anda:<br />
&#8211; Cemil sen büyüdüğün zaman ne olacaksın?<br />
Cevap ufacık ağızdan tereddütsüz çıktı.<br />
&#8211; Asker olacağım.<br />
&#8211; Asker olup da ne yapacaksın?<br />
&#8211; Düşman bu topraklara bir daha basacak olursa, onu buradan kovacağım.<br />
Gazi bir şey demedi. Küçük Cemil’i kollarından tuttu, kaldırdı ve alnına sıcacık bir öpücük kondurdu.<br />
Sonra onu iade edip de yoluna devam ederken bize döndü. Başlangıcı kendi<br />
zihninde kalan cümleyi bize hitap ederek tamamladı:<br />
&#8211; Evet… Öyledir. Milletin bağrından temiz bir nesil yetişiyor. Bu eseri<br />
ona bırakacağım ve gözüm arkada kalmayacak.</p>
<p><strong>Ercüment Ekrem Talû</strong></p>
<blockquote><p><em>Kemal Arıburnu, Atatürk (Muhtelif Cepheleriyle), Ankara: 1953, s. 12.</em></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
