<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>izmir &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/izmir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 11:58:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>izmir &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İzmir İktisat Kongresi&#8217;nden&#8230;</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/izmir-iktisat-kongresinden/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 21:33:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Ekonomi Hakkında Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir İktisat Kongresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4820</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Bizim halkımızın menfaatleri (yararları) yekdiğerinden (birbirinden) farklı sunuf (sınıflar) halinde değil, bilakis mevcudiyetleri (varoluşları) ve muhassala-yı mesaisi (çalışmalarının&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Bizim halkımızın menfaatleri (yararları) yekdiğerinden (birbirinden) farklı sunuf (sınıflar) halinde değil, bilakis mevcudiyetleri (varoluşları) ve muhassala-yı mesaisi (çalışmalarının toplamı, bileşkesi) yekdiğerine lazım (gerekli) olan sınıflardan ibarettir. Bu dakikada samilerim (dinleyicilerim) çiftçilerdir, zanaatkârlardır, tüccarlardır ve ameledir (işçilerdir). Bunların hangisi yekdiğerinin muarızı (karşıtı) olabilir?&#8221;</p>
<p><span class="gb-title-box-title"><span class="gb-title-box-author">Dr. Nejat F. Eczacıbaşı / </span>İzlenimler, Umutlar, s. 22</span></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Annesinin Ölümü</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-annesinin-olumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jan 2020 08:50:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Annesinin Ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[behçet uz]]></category>
		<category><![CDATA[belediye reisi]]></category>
		<category><![CDATA[eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Karşıyaka]]></category>
		<category><![CDATA[Latife Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Mezar]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4676</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk&#8217;ün annesi, Ankara&#8217;ya gelip yerleşmiş, fakat kısa bir süre sonra zaten bozuk olan sağlığı iyice bozulmuştu. Doktorların, Ankara&#8217;nın&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk&#8217;ün annesi, Ankara&#8217;ya gelip yerleşmiş, fakat kısa bir süre sonra zaten bozuk olan sağlığı iyice bozulmuştu. Doktorların, Ankara&#8217;nın yüksek ve sert iklimi yerine deniz havasının daha iyi geleceğini ısrarla söylemeleri üzerine, onu İzmir&#8217;e göndermişti. Orada Uşakizadeler&#8217;in yazlık köşkünde ve müstakbel gelini Latife Hanım&#8217;ın dikkatli bakımına karşın 15 Ocak 1923 günü vefat etmişti.</p>
<p>Atatürk o gece Eskişehir&#8217;de bulunuyordu. Bu haberi kendisine İzmir&#8217;de bulunan Başyaver Salih Bey (Bozok) telgrafla bildirmişti.</p>
<p>Derhal cevap verildi.</p>
<p>&#8220;Verdiğiniz elim haber beni çok müteessir etti. Merhumenin münasip bir tarzda merasimi tetfiniyesini ifa ettiriniz.&#8221;</p>
<p>Birkaç gün sonra İzmir&#8217;deydik. Trenden iner inmez, anasının Karşıyaka&#8217;da mezarını ziyarete gitti ve büyük bir teessür ve heyecan içinde, gözleri dolu dolu, &#8220;Anam ölmüş, bu hazin hakikat karşısında benim için teselliye mucip bir nokta var: Kurtuluşu hepimiz için, gaye-i emel ifade eden bu güzel İzmir&#8217;in mukaddes topraklarına gömülmüş olmasıdır. Annem benim için çok sıkıntılar çekti. Allah orada rahat uyumasını nasip etsin&#8221; diye içini döktü.</p>
<p>Aradan birkaç yıl geçtikten sonra, bir gün annesi için galiba Latife Hanımefendi tarafından yaptırılan mermer sandukalı ve uzun kitabeli kabrin fotoğrafını görmüş, hiç beğenmemiş, hele kitabede, &#8220;Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri&#8217;nin Valide-i Muhteremleri Zübeyde Hanımefendi&#8217;nin&#8230;&#8221; diye başlayan cümlelerden hiç hoşlanmamışlardı.</p>
<p>Bir gün Genel Sekretere Hasan Rıza Soyak Bey&#8217;e, &#8220;İlk fırsatta İzmir&#8217;e gidersin, bu sandukayı ve kitabeyi kaldırtırsın, dağdan iki büyük ve uzun taş getirtirsin, birini olduğu gibi bir temel üzerine tespit ettirir, diğerini baş tarafına diktirirsin. Bir yerini de biraz düzelttirerek, &#8220;Atatürk&#8217;ün anası Zübeyde burada gömülüdür&#8221; diye yazdırırsın, altına da ölüm tarihini koydurursun, yeter&#8221; emrini vermişti.</p>
<p>&#8220;Bir gün İzmir Belediye Reisi. Dr. Behçet Uz, Dolmabahçe Sarayı&#8217;na geldi. Beraberinde Atatürk&#8217;ün annesi için, Belediye Meclisi kararı ile, hazırlattığı bir türbe projesi getirmişti. Bu tatbik edilirse, abide halinde, muazzam bir eser olacaktı. Etrafında bir park bir de çocuk bahçesi yapılacaktı.</p>
<p>Bu proje Atatürk&#8217;e sunuldu. Bir an göz ucuyla projeye baktı&#8230; &#8220;Hayır..&#8221; dedi, &#8220;ben size mezarın nasıl yapılacağını tarif etmiştim; gene öyle yapılmalıdır. Hem belediyenin masraf etmesine lüzum yoktur, bunu biz yaptıralım.&#8221;</p>
<p>Atatürk&#8217;ün bu isteği belediye reisi ve üyelere bildirilince çok üzülürler. &#8220;Arzu ettikleri mezar 1500-2000 liralık küçük bir masrafla yapılabilir. Lütfetsinler, hiç değilse bu küçük gideri İzmirlilere bıraksınlar&#8221; diye rica ederler. Durum Atatürk&#8217;e bildirilince olumlu cevap vermiş ve böylece Atatürk&#8217;ün isteğine uygun mezar yapılıp, yazı da onun isteğine uygun şekilde yazılmıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Annem Ölmüş&#8230;</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/annem-olmus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 19:00:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Adolf Hitler]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[annem]]></category>
		<category><![CDATA[Annem Ölmüş...]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Rıza Soyak]]></category>
		<category><![CDATA[hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Mezar]]></category>
		<category><![CDATA[milli hakimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[saltanat]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[Zübeyde Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4531</guid>

					<description><![CDATA[Hasan Rıza Soyak anlatıyor: Annesinin ölümünden birkaç gün sonra İzmir&#8217;deydi. Trenden iner inmez, anasının Karşıyaka&#8217;da Osman Paşa mescidi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hasan Rıza Soyak anlatıyor:</p>
<p>Annesinin ölümünden birkaç gün sonra İzmir&#8217;deydi. Trenden iner inmez, anasının Karşıyaka&#8217;da Osman Paşa mescidi avlusundaki mezarını ziyarete gitti ve büyük bir üzüntü ve heyecan içinde, gözleri dolu dolu şu sözlerle içini döktü:</p>
<p>&#8220;Annem ölmüş, bu hazin hakikat karşısında benim teselli bulduğum bir nokta var: Kurtuluşu, hepimiz için, bütün millet için bir tek amaç olan, bu güzel İzmir&#8217;in mukaddes topraklarında gömülmüş olması&#8230;</p>
<p>Arkadaşlar, tabiatın en tabii bir kanunu olan ölümün bazen pek üzücü sonuçları vardır. İzmir&#8217;in şu güzel topraklarına gömülen zavallı annem, zulmün, işkencenin sonucunda koca bir milleti uçuruma götüren keyfi saltanatın kurbanı oldu. Bunu açıklamak için müsaade buyurursanız, ıstıraplı hayatının belirli birkaç noktasına işaret edeyim.</p>
<p>Abdülhamit devrinde okuldan kurmay yüzbaşısı olarak çıktığım zaman, siyasetle uğraşmak suçu ile bir gece beni tevkif ettiler, zindana attılar. O vakit annem Selanik&#8217;teydi. Aylarca süren bu zindan hayatından kendisini haberdar etmemiştim. Fakat o nasılsa haber almış, İstanbul&#8217;a gelmişti. Beni vapurla sürgüne gönderirlerken Sirkeci rıhtımında ağlıyordu. Sürgün hayatım annemin varlığında bir suçluluk tesiri yapmıştı. Sürgünde geçirdiğim yıllar benden ziyade ona ıstırap vermişti. Bir nokta daha:</p>
<p>Anadolu&#8217;ya geçtiğim zaman yanımda bir adam vardı. Erzurum&#8217;a geldikten sonra gerekli gördüğüm için bu adamı İstanbul&#8217;a iade ettim. Annem onun yalnız olarak geri geldiğini görünce, halife ve padişah tarafından idam kararının yerine getirilmiş olduğunu sanarak felç olmuştu. Ondan sonraki üç buçuk senelik hayatı elem, ıstırap ve korku içinde geçti. Oturduğu ev, sık sık hükümet tarafından aranıyor, padişah ve halifenin türlü türlü uyarılarına hedef oluyordu. Bu üzüntülü senelerinde döktüğü gözyaşları ona gözlerini de kaybettirdi. Pek az bir zaman evvel anneme kavuşmuştum. Ama o âdeta maddeten ölmüş, manen yaşıyor gibiydi.</p>
<p>İşte bugün gözlerim yaşlı, fakat kalbim sakin olarak, mezarının önünde bulunuyorum. Şüphesiz müteessirim; fakat onu, hatta hepimizin büyük ve müşfik annesi vatanı mahv ve harabeye götüren keyfi saltanat, artık bir daha avdet etmemek (geri dönmemek) üzere mezara gömülmüştür. Varsın annem bu toprakların altında yatsın; fakat milli hakimiyet ilelebet payidar olsun&#8230;</p>
<p>Bu hakimiyet ilelebet devam edecektir. Bu beni teselli eden en büyük kuvvettir.</p>
<p>Arkadaşlar! Ben hem annemin önünde hem de Allah&#8217;ın huzurunda yemin ediyorum: Bundan sonra hayatta en büyük idealim, bu kadar kan dökerek kazandığımız milli hakimiyetimizi muhafaza ve müdafaa etmek olacaktır. Bunun için ölünceye kadar çalışacağım.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Övünmeyi Bilmez Övülmeyi De İstemezdi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ovunmeyi-bilmez-ovulmeyi-de-istemezdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 15:18:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[27 Ocak 1923]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Övünmeyi Bilmez Övülmeyi De İstemezdi]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız bir şahıstan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4519</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk&#8217;ün İzmir&#8217;e ikinci gidişir. 27 Ocak 1923 tarihine rastlayan bu gecede Hükümet Konağı&#8217;nın büyük salonunda, onun şerefine belediye&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk&#8217;ün İzmir&#8217;e ikinci gidişir. 27 Ocak 1923 tarihine rastlayan bu gecede Hükümet Konağı&#8217;nın büyük salonunda, onun şerefine belediye tarafından, büyük bir ziyafet verilmiştir.</p>
<p>Yemeğin sonuna doğru Milli Eğitim Müdürü ve diğer konuşmacılar kendisini çok öven, birer konuşma yaparlar. Başkumandan, bunlara verdiği cevapta, başarının kendine mal edilmemesi ve milletin katkısı ile ilgili şu cümleleri önem ve ısrarla vurgular:</p>
<p>&#8220;Beyan edilen kıymetli sözler arasında bilhassa milletin ve kahraman ordumuzun yarattığı muvaffakiyet ve başarıları benim şahsımda, temsil edilmiş görmekten dolayı hassaten teşekkür ederim.</p>
<p>Fakat bir noktayı kaydetmek mecburiyetindeyim; bunu gayet ehemmiyetli olarak arz ederim ki; bütün bu muvaffakiyetler bütün milletin azim ve imanla iş birliği yapması neticesidir; kahraman milletimizin ve güzide ordumuzun kazandığı muvaffakiyetler ve başarılardır.</p>
<p>Efendiler!</p>
<p>Bir millet, bir memleket için yükselme, huzur ve başarı istiyorsak, bunu yalnız bir şahıstan hiçbir vakit istememeliyiz. Herhangi bir şahsın muvaffakiyeti demek, milletin muvaffakiyeti demektir; bir milletin muvaffakiyeti ise, mutlaka bütün milli kuvvetlerin bir istikamette birleşmesiyle mümkündür. Binaenaleyh bilelim ki; eriştiğimiz başarı, milletin kuvvetlerini ve faaliyetlerini birleştirmesinden ileri gelmiştir. Eğer aynı başarı ve zaferleri ileride taçlandırmak istiyorsak, aynı temele dayanalım ve aynı surete yürüyelim; çünkü başarı, ancak ve ancak böyle elde edilebilir.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Samsun Yolculuğu ve Samsun&#8217;a Varış</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/samsun-yolculugu-ve-samsuna-varis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Oct 2019 12:04:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[bandırma vapuru]]></category>
		<category><![CDATA[damat ferit paşa]]></category>
		<category><![CDATA[galata rıhtım]]></category>
		<category><![CDATA[işgal]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[kız kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç'tan Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[sahil]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun Yolculuğu ve Samsun'a Varış]]></category>
		<category><![CDATA[Sinop]]></category>
		<category><![CDATA[tümen]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4321</guid>

					<description><![CDATA[Galata rıhtımından, 16 Mayıs günü akşamüzeri kalkan bir motorla Bandırma vapuruna geldik. Vapur, Kızkulesi açıklarında demir atmış bizi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Galata rıhtımından, 16 Mayıs günü akşamüzeri kalkan bir motorla Bandırma vapuruna geldik. Vapur, Kızkulesi açıklarında demir atmış bizi bekliyordu. Hemen hareket ettik.</p>
<p>Karadeniz&#8217;de müthiş bir dalga vardı. Vapurumuz, denizde fındık kabuğu gibi sallanıyordu. Bizleri deniz tutmuştu. Boyuna kusuyorduk. Kamaramızdan dışarı çıkamaz hale gelmiştik. Deniz biraz durulunca güverteye çıkıyor, biraz hava alıyorduk. O zaman Atatürk de kaptan köşküne çıkıyor kaptana emirler veriyordu.</p>
<p>18 Mayıs günü, öğleye doğru Sinop&#8217;a gelindi. Deniz biraz sakinleşmişti. Sinop açıklarında vapurumuz demirledi.</p>
<p>Atatürk, Samsun&#8217;da ordu müfettişi olarak gösterişli bir karşılama yapılsın istiyordu. Bu ilgiyi kendisi için istemiyordu; fakat hem dış güçlere karşı bir gözdağı olur, hem de morali bozulmuş halk üzerinde etkileyici bir rol oynar düşüncesinde idi. Çünkü Samsun&#8217;da bile bir İngiliz kontrol birliği yerleşmiş; yöredeki bütün milli hareketleri kontrol ediyor ve gerekli önlemleri Osmanlı hükümetine aldırıyordu. Bu nedenle, gemiye istenen bir sandalla sahile çıkıp telgrafhaneden, Samsun Tümen Komutanlığı&#8217;na, Samsun&#8217;a gelmekte olduğumuzu bildiren bir telgraf çektik. Bazı ihtiyaçları da alarak gemiye geri döndük. Hemen hareket edildi.</p>
<p>Fakat denize açılınca vapur yine sallanmaya başladı. Hepimiz sarhoş gibi idik. &#8220;Allahım, sahile hayırlısı ile bir çıksak&#8221; diye dua ediyorduk.</p>
<p>Nihayet 19 Mayıs 1919 günü sabahı saat 6 sularında gün ağarırken Samsun görüldü. Deniz de iyice sakinlemişti. İnmek için hazırlıklara başladık. Hepimiz perişandık. Sağ salim karaya çıkacağımız için Allah&#8217;a şükrediyorduk.</p>
<p>Bir ara vapurun güvertesine bir göz attım. Bir de baktım ki, Atatürk tıraş olup, tertemiz paşa elbiselerini giyinmişler; sapasağlam ve dipdiri, bir heykel gibi, bir kuvvet ilahı gibi elleri arkalarında Samsun&#8217;a bakmıyorlar mı?</p>
<p>Sanki fındık kabuğu gibi üç gündür sallanan bu vapurla o yolculuk yapmamışlardı.</p>
<p>Ben, onu görünce halimizden utandım. Çünkü, Atatürk de bir kara subayı idi. Kendileriyle ta Halep&#8217;ten beri beraberdim.</p>
<p>Belki de, on defa açık denizde yolculuk yapmamışlardı. Hemen kamaralarımıza koşarak kendimize çeki düzen verdik. Tıraş olup, kılık kıyafetimizi Atatürk&#8217;e uyacak şekilde düzelttik. Sonra küçük bir sandalla sahile çıktık.</p>
<p>Sahilde bizi, derme çatma bir bando ve oradan buradan toplanan derme çatma küçük bir askeri birlik ve halk karşıladı.</p>
<p>Sahile çıkar çıkmaz, emrindeki bütün askeri birlik ve idare amirliklere telgraf çektirerek son askeri durum hakkında acele rapor ve bilgi vermelerini emrettiler.</p>
<p>Ertesi gün, İzmir&#8217;in işgali nedeniyle Sadrazam Damat Ferit Paşa&#8217;ya, &#8220;İzmir&#8217;in Yunanlılar tarafından işgali; yakından ilgilendiğim ordu mensuplarını ve milleti düşünülemeyecek derecede üzmüştür. Bu gibi hareketleri kesinlikle kabul etmeyeceklerdir&#8221; diye telgraf çekmişlerdir.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bunlara Kendimizi Tanıtacağız</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/bunlara-kendimizi-tanitacagiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Oct 2019 08:51:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[ankara palas]]></category>
		<category><![CDATA[Bunlara Kendimizi Tanıtacağız]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekselans]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Büyükelçisi]]></category>
		<category><![CDATA[gazi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kemalataturk.net]]></category>
		<category><![CDATA[kemalettin sami paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Marsilya]]></category>
		<category><![CDATA[Paris]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4284</guid>

					<description><![CDATA[Kemalettin Sami Paşa anlatıyor: Ankara&#8217;ya son gidişimde bir akşam Gazi, beni Ankara Palas&#8217;a götürmüştü. Sofrada bir kaç kişi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemalettin Sami Paşa anlatıyor:</p>
<p>Ankara&#8217;ya son gidişimde bir akşam Gazi, beni Ankara Palas&#8217;a götürmüştü. Sofrada bir kaç kişi daha vardı. Yedik, içtik, eğlendik, gece yarısına doğru Fransız Büyükelçisi pavyona geldi. Paşa bu elçiden hoşlanıyordu. Sofraya çağırdı, bir kaç kadeh de onunla birlikte içildi. Büyük şehirlerden, Paris&#8217;ten söz açılmıştı. Bu arada Büyükelçi, Gazi&#8217;ye:</p>
<p>&#8220;Ekselans, Paris&#8217;i bir daha görmek istemez misiniz?&#8221; dedi. Mustafa Kemal Paşa:</p>
<p>&#8220;Nasıl görmek istemem? Gençlik hatıralarımı tazelerim.&#8221; diye cevap verdi. Bu karşılığa çok sevinen büyükelçi:</p>
<p>&#8220;Böyle bir seyahat Fransa&#8217;yı çok sevindirir. Ben de refakatinizde bulunmaktan şeref duyarım. En büyük Fransız zırhlısı bizi İzmir&#8217;den alır. Akdeniz donanması emrinize verilir. Marsilya&#8217;ya çıktığınızda Fransız ordusu kumandanız altına girer. Hükümdarlara yapılmayan bir törenle karşılanırsınız.&#8221;</p>
<p>Bu sözleri dikkatle dinleyen Gazi:</p>
<p>&#8220;Bu daveti siz kendiliğinizden mi yapıyorsunuz, yoksa hükümetiniz adına mı konuşuyorsunuz?&#8221; diye sordu. Bu soru karşısında büyükelçi hemen kendisini topladı:</p>
<p>&#8220;Muvaffakiyetinizi hükümetime bildirirsem, hükümetim de bunu büyük bir şeref sayar.&#8221; dedi. Gazi&#8217;nin yüzü değişti. Çok kesin bir dille:</p>
<p>&#8220;Ekselans, Paris&#8217;i çok görmek istiyorum, ama büyük törenle karşılanacağım Paris&#8217;i değil. Ben Paris&#8217;e dünyanın bu güzel şehrine, operalarını, tiyatrolarını, revülerini, zarif kadınlarını bir daha görmek için gitmek isterim. Dedim ya gençlik hatıralarımı tazelemek için&#8230; Böyle olunca da belli olmadan gitmek isterim. Yoksa törenlerle karşılanmak için değil.&#8221;</p>
<p>Büyükelçi gaf yaptığını anlamıştı, biraz sonra bir iş uydurarak sofradan kalktı. Gazi&#8217;nin de neşesi kaçmıştı:</p>
<p>&#8220;Kalkalım çocuklar, sofraya Çankaya&#8217;da devam ederiz&#8221; dedi. Sofradakilerin çoğunu pavyonda bıraktı yalnız iki-üç yakın arkadaşını yanına aldı. Yolda kendisine:</p>
<p>Elçi çok fena bozuldu ama söylediğine de söyleyeceğine de pişman ettiniz.&#8221; dedim. Artık kızgınlığı geçmişti ve şöyle dedi:</p>
<p>&#8220;Bana bak Kemal, sen de başıma kırk yıllık diplomat kesilme. Adamın zihniyetini anlamadın mı? Bu Avrupalılar bizi bir türlü kavrayamıyorlar. Adam beni bir Şark Emiri sanıyor. Hangi donanmayı kimin emrine, hangi orduyu kimin kumandası altına veriyor? Bunlara kendimizi tanıtacağız, kim olduğumuzu öğrenecekler. Yoksa ben kaba bir adam değilim çocuğum.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>24 Ağustos</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/24-agustos/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Oct 2019 18:49:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[15 gün]]></category>
		<category><![CDATA[24 Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[afyon]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Başkomutanlık Karargâhı]]></category>
		<category><![CDATA[büyük taaruz]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[kemalataturk.net]]></category>
		<category><![CDATA[kocatepe]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[on beş gün]]></category>
		<category><![CDATA[taaruz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4262</guid>

					<description><![CDATA[Falih Rıfkı Atay anlatıyor: 24 Ağustos sabahı Mustafa Kemal Paşa Ankara&#8217;dan hareket etti. Afyon&#8217;un güneyinde geceyi geçirdi. 25-26&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Falih Rıfkı Atay anlatıyor:</p>
<p>24 Ağustos sabahı Mustafa Kemal Paşa Ankara&#8217;dan hareket etti. Afyon&#8217;un güneyinde geceyi geçirdi. 25-26 gecesi Kocatepe&#8217;nin hemen güneyindeki Başkomutanlık Karargâhı&#8217;na geldi. Şafakla beraber saldırı emrini verdi. Ankara&#8217;dan hareket edeceği günün akşamını Keçiören&#8217;de yakın adamları ile geçirmişti. Ayrıldığı zaman bir hayli yorgundu. Yanındakilere:</p>
<p>&#8220;Taaruz haberini alınca hesap ediniz. On beşinci günü İzmir&#8217;deyiz&#8221; demişti. Acaba içkinin tesiri miydi? Arkasından hafifçe gülüştüler bile. İzmir&#8217;den dönüşünde karşılayanlar arasında o gece beraber bulunduklarından bir ikisini görünce:</p>
<p>&#8220;Bir gün yanılmışım.. Ama kusur bende değil düşmanda!&#8221; dedi. Çünkü İzmir&#8217;e taaruz&#8217;un on dördüncü günü girmişti.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Zaferi Sonrası</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/izmir-zaferi-sonrasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2019 11:19:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[atina]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Zaferi Sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[Kuva-yı Milliye]]></category>
		<category><![CDATA[Mazhar Müfit]]></category>
		<category><![CDATA[Refet Bele]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4157</guid>

					<description><![CDATA[Mazhar Müfit anlatıyor: İzmir zaferinden sonra, bir gün ordunun olduğu yerde kalışına temas ederek, birçokları gibi aklımı kurcalayan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mazhar Müfit anlatıyor:</p>
<p>İzmir zaferinden sonra, bir gün ordunun olduğu yerde kalışına temas ederek, birçokları gibi aklımı kurcalayan bir konuyu kendisine açmış ve sormuştum:</p>
<p>&#8220;Paşa&#8217;m&#8230; Niçin Refet Paşa&#8217;yı bir kuvvet verip öte taraflara atlatmıyoruz? Hazır kendisi İstanbul&#8217;da&#8230; Emrine verilecek bir kuvvetle Selanik&#8217;e ve daha ötelere, hatta Atina&#8217;ya kadar gidebilir. Mağlup düşmanda mukavemet edecek takat kalmadı. Darmadağın oldu. Muazzam bir zafer kazanmış oluruz&#8230;&#8221;</p>
<p>Cevabı şu oldu:</p>
<p>&#8220;Elimizde kıymet diye güvenebileceğimiz bir tek varlık var ki, o da ordumuzdur. Onu, ne pahasına olursa olsun elimizden çıkarmayacağız. Amma, merak etme Mazhar Bey&#8230; Senin istediğin de olacaktır, göreceksin.. Kuva-yı Milliye hudutları içindeki her yeri alacağız, göreceksin. Ama hepsi o alacağımız yerler, ancak o hudutlar kadar olacaktır.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;e Geldiğimiz Zaman</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/izmire-geldigimiz-zaman/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Oct 2019 08:47:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Biçer İstasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[cihanın gözlerini kamaştıracak bir manzara]]></category>
		<category><![CDATA[Çolak İbrahim]]></category>
		<category><![CDATA[fırka]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[gazi]]></category>
		<category><![CDATA[gazi paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Göztepe]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[husule gelecektir]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[İstiryadiks]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[izmir yangını]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir'e Geldiğimiz Zaman]]></category>
		<category><![CDATA[İzzeddin Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[kadifekale]]></category>
		<category><![CDATA[karargah]]></category>
		<category><![CDATA[karpostal]]></category>
		<category><![CDATA[Kral Kostantin]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[seydiköy]]></category>
		<category><![CDATA[top sesleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4101</guid>

					<description><![CDATA[Salih Bozok anlatıyor: &#8220;İzmir&#8217;e vardığımız zaman fırka kolbaşısı şehre mızıka çalarak giriyordu. İzmir halkı sokaklarda, neşeden çılgın bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salih Bozok anlatıyor:</p>
<p>&#8220;İzmir&#8217;e vardığımız zaman fırka kolbaşısı şehre mızıka çalarak giriyordu. İzmir halkı sokaklarda, neşeden çılgın bir halde, bu mutlu olayı kutluyordu. Damlardan, evlerin pencerelerinden kadınlar, askerlerimizin üzerine çiçek, kolonya, gülsuyu serpiyorlardı. O zaman nereden tedarik edildiğini anlayamadığım Gazi&#8217;nin kartlarını halkın başında, göğsünde ve evlerinde görünüyordu. Kalabalıktan kurtulmaya mecbur olduğumu zamanlar, halk otomobilimize hücum ediyor, hepimizi ayrı ayrı öpüyordu. Bu şevk ve neşe arasında hükümet konağına geldik. İzzeddin Paşa, vali vekili olmuştu. Biz Karşıyaka&#8217;da Kral Kostantin&#8217;in, müteakiben de İstiryadiks&#8217;in oturduğu köşkü Gazi Paşa için hazırlamak üzere yola çıktık.</p>
<p>Ecnebi sefainden (yabancı gemiden) çıkarılan bahriye efradına (deniz askeri) şurada burada tesadüf ediliyordu. Bilhassa Karşıyaka&#8217;ya gitmek üzere Bayraklı&#8217;dan geçerken, rast geldiğimiz ecnebi askerlerin otomobilimizin önünde vaziyet alarak selâm vermeleri unutulur hatıralardan değildir. Muzaffer ordunun biz âciz fertlerine karşı yapılan bu muamele, insanın bakışlarını bir zaman öncesine, İstanbul&#8217;un işgal zamanındaki olaylara kadar götürüyordu. Köşke geldiğimi zaman civardaki hanımlar yanımıza geldiler. Maksadımızı anlar anlamaz:</p>
<p>&#8220;Biz paşamız için her şeyi kendi elimizle yapacağız, siz yorulmayınız. Ancak her şeyin hazır olduğunu gidiniz, kendilerine haber veriniz!&#8221; dediler.</p>
<p>Biz de yapacak bir iş kalmadığını anlayarak, Gazi&#8217;ye durumu haber vermek üzere döndük. Halkapınar&#8217;a gelmiştik ki, süvarilerin tertibat almış olduklarını gördük. Sebebini sorduğumu zaman:</p>
<p>&#8220;Gazi Paşa Hazretlerinin İzmir&#8217;e geçmiş olduklarını öğrendik ve hayretler içerisinde kaldık. Zira biz Paşa&#8217;nın her şeyin hazır olduğunu kendilerine arz ettikten sonra teşrif edeceklerini zannediyorduk.&#8221;</p>
<p>Gazi Paşa&#8217;ya, İzmir hükümet konağında rastladım. Karargâhın hazırlandığını arz ettim. Gülerek:</p>
<p>&#8220;Çok iyi, fakat top seslerini işitiyor musunuz?&#8221; dedi.</p>
<p>Hakikaten Söke cihetinden (yönünden) kaçıp İzmir&#8217;e sığınmak isteyen iki alaylık bir düşman kuvveti, Seydiköy&#8217;e geldiği zaman Kadifekale&#8217;sindeki Türk bayrağını görmüş ve yanlarında bulunan toplarla şehre ateş açmıştı. Fakat gerek onları takip eden Çolak İbrahim Beyi&#8217;n süvari fırkası, gerek şehirden gönderilen kuvvetlerle hepsi esir edilerek İzmir&#8217;e getirildiler.</p>
<p><strong>İzmir&#8217;de Geçirdiğimiz Günler ve Yangın</strong></p>
<p>İzmir&#8217;de ilk günleri rıhtımdaki karargâhımızda geçirdik. Fakat burada da çok kalamadık. Çünkü arkamızdaki evlerden yangın çıkmıştı. Ermeniler, yangının önüne geçmek üzere ateşlere atılan askerlerimize yaktıkları evlerin pencerelerinden bomba atıyorlardı. Yangın tevessü (genişlemek) etti, karargâhımız da yandı, bunun üzerine Göztepe&#8217;ye naklettik. 21 gün sonra da Ankara&#8217;ya döndük.</p>
<p><strong>&#8220;Cihanın gözlerini kamaştıracak bir manzara husule (meydana) gelecektir.&#8221;</strong></p>
<p>Dumlupınar&#8217;a taaruzundan on beş gün evvel, cepheyi teftiş etmek ve taaruz hazırlığı yapmak üzere Ankara&#8217;dan Akşehir&#8217;e hareket etmişti. O zaman tren, Biçer istasyonuna kadar işlediği için biz de orada inerek Sivrihisar üzerinden Akşehir&#8217;e gidiyorduk. Kendilerine:</p>
<p>&#8220;Rahatsız mısınız Paşam?&#8221; diye sordum.</p>
<p>&#8220;Hayır.&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;O halde mühim bir şey düşünüyorsunuz, galiba&#8230;&#8221; dedim. Şu cevabı verdi:</p>
<p>&#8220;Evet, bir şey düşünüyorum. Ve eğer düşündüğümü tatbik edecek zamana mâlik olursam ki olacağımızı  tahmin ediyorum; <strong>cihanın gözlerini kamaştıracak bir manzara husule gelecektir.</strong>&#8221;</p>
<p>Nitekim on beş gün sonra hakikaten cihanın gözlerini kamaştıran manzara husule geldi.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cepteki Fotoğrafın Verdiği Müjde</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/cepteki-fotografin-verdigi-mujde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Oct 2019 07:48:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[armutlu]]></category>
		<category><![CDATA[bayrak]]></category>
		<category><![CDATA[belkahve]]></category>
		<category><![CDATA[Cepteki Fotoğrafın Verdiği Müjde]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[fırka]]></category>
		<category><![CDATA[gazi paşa]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kadifekale]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Kolağası Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Kordon]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Saydan]]></category>
		<category><![CDATA[Memduh Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[nif]]></category>
		<category><![CDATA[paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4098</guid>

					<description><![CDATA[Salih Bozok Anlatıyor: &#8221; &#8220;Armutlu&#8221; isminde bir köyden geçerken ora ahalisi askeri seyretmek için yol kenarına çıkmışlardı. Yanık&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salih Bozok Anlatıyor:</p>
<p>&#8221; &#8220;Armutlu&#8221; isminde bir köyden geçerken ora ahalisi askeri seyretmek için yol kenarına çıkmışlardı. Yanık bakraçları, kırık testileriyle de geçen askerlere su veriyorlardı. Bunların önünden geçerken, arabalara ve hayvanlara rast geldiğimiz için yol vermek ve yolun açılmasını beklemek üzere otomobili durdurmuştuk. Gazi Paşa bir sigara yakmak üzere toz gözlüğünü  gözünden kaldırdığı zaman köylülerden yaşlıca bir adam, ani bir hareketle kalabalığın arasından ayrıldı. Otomobile yaklaştı. İhtiyar köylü bir müddet Gazi&#8217;nin yüzüne baktıktan sonra elini koynuna soktu ve çıkardığı kartpostalı avucu içinde saklayarak otomobilin basamağına bastı. Olanca dikkatimle ihtiyarı tetkik (inceleme) ediyordum. İhtiyar bir karta, bir de paşanın yüzüne baktıktan sonra sağ elinin şahadet parmağını evvelâ karta sonra paşaya yöneltti ve:</p>
<p>&#8220;Bu sensin!&#8221; diye bağırdı ve ardından köylülere döndü:</p>
<p>&#8220;Arkadaşlar, bu Mustafa Kemal&#8217;dir!&#8221; dedi. Bunu işiten köylüler, kadın, erkek ellerindeki testileri, bakraçları atarak her taraftan otomobile girdiler. Gözyaşları dökerek paşanın kalpağını, omzunu öptüler, paşanın ayağındaki tozları sürme gibi gözlerine çekenler vardı.</p>
<p>Köylünün elindeki kart kim bilir ne zamandan beri ve ne zorluklarla sakladığı paşanın bir fotoğrafı idi.</p>
<p>Köylüleri Paşa&#8217;nın etrafından ayırmak çok zor olduğu için, soföre, naçar (çaresiz) motoru işletmesini söyledim. Motor işleyince mecburen ayrıldılar. Hareket ettik, fakat sesleri hâlâ bizimle beraber geliyordu:</p>
<p>&#8220;Yaşa Paşamız.. Namusumuzu, hayatımızı kurtardın, hepimiz sana kurban olalım.&#8221;</p>
<p>Yunanlılar tarafından yakılıp yıkılmış olan bu havaliden geçtiğimiz sırada karşılaştığımız bu samimî tezahürat bizi her defasında ağlatmıştır. Halkın böyle heyecanla icra ettikleri candan tezahürat arasında köylerden ve kasabalardan geçerek Nif&#8217;e (bugünkü adıyla Kemalpaşa) akşamüzeri ulaşabilmiştik. Gazi Paşa, buradan İzmir&#8217;in kaç kilometre mesafede olduğunu sordu. Nifliler İzmir&#8217;den 25 kilometre uzakta olduğumuzu söylediler. Başkumandan Paşa civarda uygun bir tepeden İzmir&#8217;i seyretmenin mümkün olup olmadığını sordu. Belkahve denilen mahalden İzmir&#8217;in göründüğü cevabını verdiler.</p>
<p><strong>Gayri ihtiyarî bağırmışız: &#8220;Deniz!..&#8221;</strong></p>
<p>Bunun üzerine Gazi Paşa hazretleri otomobile binerek, Belkahve&#8217;ye hareket emrini verdiler. Oraya geldik. İzmir&#8217;in, üzerinde kuran körfezi görür görmez, birden gayri ihtiyarî:</p>
<p>&#8220;Deniz!&#8230;&#8221; diye bağırmışız.</p>
<p>Hakikaten, oradan İzmir&#8217;in körfezi, Kadifekale ve diğer bazı bölgeler gayet iyi görülüyordu. Güneş bir defa daha gurup (batıyor) ediyordu ki, hatırası aziz Türkiye&#8217;miz üzerinde ilelebet payidar olan bir manzarayı bizzat seyretmek saadetini tattık. Kadifekale&#8217;ye Türk bayrağı çekiliyordu. Güneş yavaş yavaş alçalmış, İzmir Körfezi&#8217;nin yeşil sularında erimişti. Hiç birimiz Belkahve&#8217;den ayrılamıyorduk. Bu arada ağaçlıklar arasından bir araba sesi geldi. Tek atlı bir yol arabası İzmir cihetinden gelmekte ve arabacı şarkı okumakta idi. Arabacıya nereden geldiğini sorduk. Gür bir sesle: &#8220;İzmir&#8217;den!&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;İzmir&#8217;de ne var ne yok?&#8221; dedik.</p>
<p>&#8220;Askerlerimiz Kordon&#8217;da geziyor.&#8221; cevabını verdi.</p>
<p>&#8220;Doğru mu söylüyorsun?&#8221; diye sorduk.</p>
<p>&#8220;Nah, işte İzmir, gidin de bakın!&#8221; diye körfezi işaret etti ve yoluna koyuldu.</p>
<p><strong>Yürüyüş nizamında ilerleyen bir fırka</strong></p>
<p>Daha bir müddet orada kaldıktan sonra Nif&#8217;e dönmek üzere hareket ettik. Yolda bir fırkanın İzmir&#8217;e doğru yürüyüş nizamında ilerlediğini gördük. Efrat (asker) günlerce süren yürüşlerine rağmen yorgunluk belirtisi göstermiyor, bir an evvel İzmir&#8217;e ulaşabilmek için can atıyordu. Gazi Paşa bana:</p>
<p>&#8220;Askerlere, arkadaşlarının İzmir&#8217;e girdiklerini söyle!&#8221; dedi. Emri tebliğ etmek üzere ayağa kalktım. Kolbaşına elle işaret ederek kıtayı durdurdum.</p>
<p>&#8220;Arkadaşlar nereye gidiyorsunuz?&#8221; diye sordum.</p>
<p>&#8220;İzmir&#8217;e!&#8221; diye haykırdılar.</p>
<p>&#8220;Süvarilerin İzmir&#8217;e girdiklerini biliyor musunuz?&#8221; dedim ve arkadaşlarının İzmir&#8217;e girdiklerini haber verdim. İçlerinden biri:</p>
<p>&#8220;Aferin be!&#8221; diye bağırdı. Hepsi birden şevkle yollarına devam ettiler, biz de Nif&#8217;e döndük.</p>
<p>Geceyi Nif&#8217;te geçirdik. Gazi Paşa ertesi günü İzmir&#8217;de kendilerine bir ikametgâh ayarlamak üzere erkenden hareketimi buyurdular. Emirleri gereğince sabahleyin henüz şafak sökerken arkadaşım Mahmut Saydan, Ruşen Eşref ve Paşa hazretlerinin maiyetinde şifre memuru Memduh Beylerle beraber hareket ettik.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
