<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İsmet İnönü &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/ismet-inonu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 29 Aug 2020 13:32:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>İsmet İnönü &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk ve Afyon</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturk-ve-afyon/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2020 13:32:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Afyon]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Afyonkarahisar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Fevzi Çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Fevzi Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İsmet Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Kocatepe]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[Mareşal Fevzi Çakmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=6052</guid>

					<description><![CDATA[1925 yılında Afyon’u ziyaretlerinde, ordumuzun 27 Ağustos 1922’de Afyon’a girişinden sonra karargah olarak kullanılmış olup daha sonra Belediye’nin&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>1925 yılında Afyon’u ziyaretlerinde, ordumuzun 27 Ağustos 1922’de Afyon’a girişinden sonra karargah olarak kullanılmış olup daha sonra Belediye’nin yerleştiği binada, şerefine verilen ziyafet sırasında söylemiştir: </em><br />
Efendiler! Bu binanın çatısı altında ne mesut, ne tatlı hatıralarımı canlandırıyorum! Bir gece ben şu odada, Fevzi Paşa bu odada, İsmet Paşa da bu odada yatıyorduk. Genelkurmayımız şu odada çalışıyordu. Düşman ordusunu tamamen sarmak ve imha etmek kararı, şu odada çıktı! Afyonkarahisar, son büyük zaferin kilidi oldu; esası oldu. Afyonkarahisar, mücadele tarihimizde unutulmaz parlak bir sayfaya sahiptir. Burada, buranın aziz halkıyla beraber bulunmaktan duyduğum zevk ve mutluluk büyüktür. Bana bu mutluluğu veren sizlere sevgi ve teşekkür!</p>
<p>1925 (Atatürk’ün S.D.II, s. 236)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnönü Meydan Muharebesi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/inonu-meydan-muharebesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2020 12:16:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[1. inönü savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[2. inönü savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İsmet Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[inönü savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[ismet paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5607</guid>

					<description><![CDATA[İkinci İnönü Zaferi üzerine, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’ya gönderdiği telgraf: Bütün dünya tarihinde, sizin İnönü Meydan Muharebelerinde&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci İnönü Zaferi üzerine, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’ya gönderdiği telgraf:</p>
<p>Bütün dünya tarihinde, sizin İnönü Meydan Muharebelerinde yüklendiğiniz vazife kadar ağır bir vazife yüklenmiş komutanlar enderdir. Milletimizin bağımsızlığı ve hayatı, dâhiyane idareniz altında şerefle vazifelerini gören komuta ve silâh arkadaşlarınızın kalp ve hamiyetine büyük güvenle dayanıyordu. Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin ters giden talihini de yendiniz. İstilâ altındaki bedbaht topraklarımızla beraber bütün vatan, bugün en uzak köşelerine kadar zaferinizi kutluyor. Düşmanın istilâ hırsı, azim ve hamiyetinizin yalçın kayalarına başını çarparak paramparça oldu. Adınızı, tarihin iftihar kitabesine kaydeden ve bütün milleti hakkınızda ebedî minnet ve şükrana sevk eden büyük gaza ve zaferinizi tebrik ederken, üstünde durduğunuz tepenin size binlerce düşman ölüleriyle dolu bir şeref meydanı seyrettirdiği kadar, milletimiz ve kendiniz için yükselme pırıltısı ile dolu bir geleceğin ufkuna da baktığını ve hâkim olduğunu söylemek isterim.</p>
<blockquote><p>1921 (Nutuk II, s. 580-581)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de Cumhuriyet Nasıl Kuruldu?</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turkiyede-cumhuriyet-nasil-kuruldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2020 14:08:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Cumhuriyeti Nasıl Kurdu]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Nasıl Kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[Gençliğe Hitabe]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ulusal Egemenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Cumhuriyet Nasıl Kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Demokrasi Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5131</guid>

					<description><![CDATA[Milli egemenlik öyle bir nurdur ki onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, taddarlar yek olur. Milletlerin&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milli egemenlik öyle bir nurdur ki onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, taddarlar yek olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş kurumlarm her tarafta yıkılması kaçınılmazdır. (1924).</p>
<p>Gazi Mustafa Kemal</p>
<p>Birinci Dünya Savaşinın sonuna kadar hiçbir birey, hiçbir siyasi kuruluş, Türkiye’de Cumhuriyet yönetimi kurmayı, ciddi olarak, düşünememiş ve buna girişimde dahi bulunmamıştır. Millet ve ülkeyi saran ve her an bedeninin bir parçasını koparan büyük tehlikeler karşısında, bazı düşüncelerde meydana gelen uyanışın sebep olduğu değişiklik girişimi çok yüzeysel olup, sağlam bir temele dayanmıyordu. Bunlar, bazı devlet adamlarının değiştirilmesi, yönetim alanında bazı yenilikler kabul ettirilmesi ve çoğunlukla Avrupa devletlerini memnun etmek korkusunu gidermek gibi, etkisi sınırlı istekler derecesini geçmiyordu. 1877 Kanunu Esasisiyle Padişahın, kamuoyunu aldatmak için ilan ve kabulüne zorunlu olduğu meşrutiyet ise, bir yıl sonra kaldırılmıştır. Bundan sonra, otuz sene padişahlığın zalim pençeleri milleti daha kuvvetli olarak, sarmıştır. Bu koyu baskı ve işkence döneminde millet, kasten, çevresini ve kendini görmeyecek kadar yoğun bir karanlık içinde tutulmuştur. Bu dönemin, ülkeye yaptığı kötülükler saymakla bitmez. Padişah, yalnız taç ve tahtını ve şahsını koruma araçlarını kuvvetlendirmekten başka bir şey yapamamıştır. Millet, ülke tamamen ihmal edilmiştir. Oysa bu süre içerisinde, bizden ayrılarak bağımsız hükümetler kuran komşu milletler durmadan çalışmışlar ve kuvvetlenmişlerdir. Sürekli ilerleyen medeni dünya yanında ise Türk milleti, zorla ve ezilerek aşağı bir derecede tutulmuştur. Abdülhamit Yönetimi 1877’den 1922 senesine kadar geçirilen bütün milli felaketlerin ya doğrudan doğruya sebebi veya başlıca hazırlayıcısıdır. 1908 inkılâbı ise 1877 meşrutiyetini iade ile yetinmiştir. Bütün zulüm ve baskının, tüm kötülüklerin kaynağı olan padişah, yerinde kalmıştır. Meşrutiyet yönetimi, ülke yönetiminde, vatanın ekonomisinde, özellikle demokrasi alanında da anlatılmaya değer bir eser bırakmamıştır. Birinci Dünya Savaşı’na girişimizde ve savaşın yönetiminde meşrutiyet hükümeti, yabancı (ecnebi) politikasına alet olmuş ve Türk milletinin hayati menfaatlerini koruyamamıştır. Birinci Dünya Savaşı, Türk milletinin çok büyük kahraman-lıklanna ve fedakârlıklarına rağmen, içinde bulunduğumuz anlaşan devletlerin (müttefik) yenilmesiyle sonuçlandığı zaman, durum yürekler acısı olmuştur. Millet ve ülkeyi, Dünya Savaşina sokanlar, hayatlan endişesine düşerek ülkeden kaçtılar. Padişah ise, meclisi dağıtarak keyfi yönetimi iade etti. Meclisi Mebusana, bu düşünceyi destekleyebilecek ve düşmanlara karşı ise millet ve ülkenin duyarlılığını uyuşturabilecek adamlar getirdi. Düşman devletler, İstanbul&#8217;u ve Adana, Urfa, Maraş, Antep, Antalya, Konya, Samsun, Merzifon gibi ülkenin önemli parçalarını ordularıyla işgal ettiler. Yunanlılar da müttefiklerin özendirmesiyle İzmir’e çıktılar. Yunanlılar, bu işgal sırasında pek çok kötülük yaptılar. Buna rağmen padişah ve hükümeti, Yunanlılara karşı konulmamasını millete emrediyordu. Bundan başka Hıristiyan unsurlar da her şekilde devletin bir an önce çökmesine çalıştılar. Maddeten ve manen tecavüz halinde bulunan düşman devletlerin devlet ve milleti yok etmek ve bölmeye karar verdikleri kesinlik kazanmıştı. Halife ve padişah ise hayat ve tahtını korumaya devam etmekten başka bir şey düşünmüyordu. Durumun dehşet ve korku verici durumu karşısında her yerde bazı kişiler buna karşı kurtuluş çareleri düşünmeye başladılar. Bunlar Osmanlı Devleti’nin çöküşünü kesin olarak görüyorlar ve bölgesel bazı kurtuluş çareleri arıyorlardı. Bütün ülkeyi, Ingiltere gözetiminde veya Amerika mandası altında, korumak düşünce ve inancında ısrar edenler de vardı. Millet ise, başsız, karanlık ve belirsizlik içinde, padişahın ihanetinden haberdar olmaksızın başına gelecekleri bekler bir durumda idi. Bu sıralarda Anadolu’ya geçen Mustafa Kemal ise tamamen başka bir karar ve inançta idi (19 Mayıs, 1919).</p>
<p>Mustafa Kemal, Türkün onur, saygınlık ve yeteneğinin pek yüksek olduğu, Türk milletinin tam bir geleceği hak etmiş olduğu inancında idi. Türk milleti şu veya bu devlete esir olmaktansa ölsün daha iyidir görüşünü taşıyordu. Mustafa Kemal bütün felaketlerin nereden geldiğini herkesten iyi anlamıştı. Herkesin ümitsizlik içinde yüzdüğü karanlık mütareke zamanında, milli egemenliğe dayalı ve kayıtsız şartsız tam bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak karannı vermişti. Mütareke zamanında Istanbul’da düşündüğü bu karan Anadolu’ya çıkar çıkmaz uygulamaya başladı. Osmanlı hanedanı saltanatını ve medeniyet aşamasındaki anlamsızlığı meydanda olan hilafeti, devam ettirmeye çalışmak Türk milletine karşı en büyük fenalıktı. Bunu değerlendiren Mustafa Kemal, Türk milletini bu çürümüş insanlardan kurtarmak karannı verdi ve kurtardı. Bu karannın uygulanması kolay olmamıştır. Bu karann bütün gerekliliğini ve zorunluluğunu ilk gününde ifade etmeyerek öncelikle milletin duygu ve düşüncelerini hazırlayarak ve aşama aşama yürüyerek hedefe ulaştı. Erzurum ve Sivas kongreleriyle, milletin maruz kaldığı tehlike hakkında aydınlatma dış ve iç düşmanlara karşı milli mücadeleye davet etti ve Önder oldu. Başta padişah olduğu halde bu düşmanlar da boş durmadılar. Milleti, bozmaya çalıştılar, ülkenin her tarafında isyan çıkardılar. Mustafa Kemal’in önderliğinde ve yönetiminde millet, mücadelede ilerledikçe onlar da ihanetlerini arttırdılar. Padişah ve halife, Türkleri, Türklerle esaret altına almaya çalıştı ve Anadolu’ya asker gönderdi. Diğer taraftan, itilaf devletleri de resmen İstanbul’u işgal ettiler. Artık açıktan açığa tavır almak gerekiyordu. Bunun üzerine Mustafa Kemal, en üst yetkiye sahip Büyük Millet Meclisi’ni 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanmaya davet etti. Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal’i kendine Başkan seçti. Bu andan itibaren bugünkü Cumhuriyet Hükümetimizin esası olan Milli Hükümet, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti gerçekten kurulmuştu (23 Nisan, 1920). Artık, millet Büyük Mustafa Kemal’in dâhice yönetiminde milli mücadeleye bütün varlığı ile sarılmıştı. Padişah, düşmanlar ve Yunanlılarda faaliyetlerini arttırdılar. Yunanlıları ileri harekete özendirdiler. Bu dönemlerde, milli ordu henüz kuruluş aşamasında olduğundan Yunanlılar kolaylıkla Balıkesir, Bursa, Uşak ve Aydın’ı işgal ettiler. Düşmanların bu kolay başansı yurt içinde ve yurt dışında, hatta Meclis içinde dağılmalar yarattı. Ülkenin birçok yerinde yeniden isyan baş gösterdi. Milli ordu coşkunlukla kuvvetlendirildi. Yunanlıların bundan sonra birçok saldırılan, İsmet Paşa kumandasındaki ordumuz tarafından durduruldu ve geri püskürtüldü (1921).</p>
<p>Milli ordumuzun bu zaferleri, milletin kendine ve Büyük Önderine olan güvenini arttırdı. Yunanlılar son bir kez daha saldırarak Ankara yakınlanna, Sakarya’ya geldiler. O zaman Büyük Millet Meclisince, Başkumandan seçilen Mustafa Kemal, kendisi cepheye gitti. 22 gün ve gece devam eden Sakarya Meydan Savaşı’nda düşman kovuldu. Bu, büyük başan sonucundadır ki, millet, Mustafa Kemal&#8217;e Gazi unvanını verá (19 Eylül, 1921). Bundan sonra, Yunanlıları ülkeden tümüyle kovmak gerekiyordu. Hazırlıktan sonra bizzat Gazi’nin Başkumandanlığı altında Yunanlılara saldırıldı (taarruz edildi) (26 Ağustos 1922).</p>
<p>Yunan ordusu tümüyle yok edildi. İzmir ve Trakya dâhil olmak üzere bütün vatan, dış düşmanlardan temizlendi. Saltanat ve hanedan, milletin büyük özveriyle kazandığı zaferlerden sonra da tahtlannda kalmak ve zevk ve eylenceye düşkünlükleriyle milleti yeniden felakete atmak istiyorlardı. Davet edildiğimiz banş konferansına padişahın hükümeti sıfatıyla bazı delegeleri göndermek cesaretinde bulunan adamlar oldu. Artık bir şekilden ibaret kalan saltanatın varlığını ortadan kaldırmak zamanı gelmişti. Millet Meclisi, bu karan aldı. Diğer taraftan ise son Osmanlı padişahı, düşmanlann koruyuculuğuna sığınıyor ve bir düşman gemisiyle ülkeden kaçıyordu. Lozan’da, milleti esir yapmak isteyen “5evr Anlaşması” yerine, Türk milletinin onur ve saygınlığına uygun bir banş imzalandı (24 Temmuz, 1923), İsmet Paşa’nın savaş cephesinde olduğu kadar, banş görüşmelerinde de büyük hizmetleri görüldü. Türk milleti artık gerçekten bağımsızlığını bizzat eline almış ve bunu bütün dünyaya duyurmuş ve tanıttırmıştı. Milli Hükümet ilk kuruluşundan itibaren demokratik bir hükümet idi. Bu şekil, cumhuriyetten başka bir şekil olamazdı. Artık cumhuriyeti resmen ilan etmek gerekiyordu. Çünkü aksi irade zayıflığına sebep oluyordu. 29 Ekim 1923 tarihinde Büyük Millet Meclisi, Gazi’nin, bir teklifi üzerine cumhuriyeti kanun ile kabul ve ilan etti. Türkiye Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanı, Gazi seçildi. Bu andan itibaren milletimiz sahip olduğu özellik ve erdemlerini hükümetinin yeni ismiyle uygar dünyaya çok daha kolaylıkla göstermeyi başarmıştır. Gazi, Cumhuriyet ilanına kadar, Büyük Millet Meclisinden daha büyük bir makam olmadığını ifade etmekte ısrar etti; saltanat ve hilafet makamları olmaksızın, devleti idare etmenin mümkün olduğunu gösterdi. Devlet Başkanlığından, bahsetmeksizin onun görevini de fiilen görüyordu. Diğer taraftan Cumhuriyetin resmen ilanından sonra da İstanbul’da yerinde bırakılmış olan halife boş durmuyordu. Hükümet ve millet işlerine yersiz olarak karışmaya çalışıyordu. En sonunda dinen ve siyaseten hiçbir anlam ve varlık nedeni kalmamış olan hilafetin İstanbul’da bulunması Cumhuriyetin bağımsızlığına açık bir tecavüz olduğu kabul edildi. Osmanlı hanedanının Türk milletinin başına sardığı bu son bela da Millet Meclisinin bir kararıyla Türk sınırlarının dışına atıldı. Cumhuriyet, son yüzyıllarda büyük uygar milletlerin hesapsız acı ve kandan sonra vardıkları en sağlam devlet şeklidir. Cumhuriyet, son dört yüz senelik idareler içinde insanlığın çırpına çırpına bulduğu son çaredir. Cumhuriyet, baştanbaşa iç ve dış düşmanlar elinde esir kalmış Türk vatanını kurtarmış ve milletin hayat, bağımsızlık ve namusunu güven altına almış olduğu tecrübe edilmiş bir halk idaresidir. Cumhuriyet, Türk milletinin şu anda ve gelecekte iyiliğini, mutluluğunu, esenliğini koruyacak başlıca araçtır. Şimdi bununla ilgili olarak, hep birlikte Gazinin Türk gençliğine hitabesini tekrar edelim. &#8220;Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen felaketlerin bitişi ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu sonucu, Türk Gençliğine emanet ediyorum</p>
<p>Ey Türk Gençliği! Birinci görevin Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, ebediyen korumak ve kollamaktır. Varlığının ve geleceğinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir, gelecekte dahi, seni bu hâzineden yoksun bırakmak isteyecek iç ve dış düşmanların olacaktır. Bir gün, bağımsızlık ve cumhuriyeti savunmak zorunda kalırsan, göreve atılmak için içinde bulunacağın durumun imkân ve koşullarını düşünmeye çeksin. Bu imkân ve ortam çok, müsait olmayan bir durumda belirebilir. Bağımsızlık ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada, benzeri görülmemiş Ur galibiyetin temsilcisi olabilirler. Zorla ve tuzaklarla aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve ülkenin her köşesi gerçekten işgal edilmiş da bilir, bütün bu koşullardan daha acıklı, daha korkulu dmak üzere ülkenin içinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta ihanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri kişisel menfaatlerini, işgal güçlerinin siyasi emelleriyle birleştirebilirler. Millet, yoksulluk ve çaresizlik içinde yorgun ve perişan düşmüş olabilir. Ey Türk Geleceğinin Evladı! İşte, bu durum ve şartlar içinde dahi görevin, Türk bağımsızlık ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur”</p>
<p><em>Medeni Bilgiler, S. 61-62-63-64-65-66-67</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ani Kararları</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ani-kararlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Dec 2019 20:58:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Fuat Cebesoy]]></category>
		<category><![CDATA[Ani Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[at]]></category>
		<category><![CDATA[eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[Fevzi Çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Nuri Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[tren]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4623</guid>

					<description><![CDATA[İnönü Muharebelerinden önce idi. Düzenli ordu kurulmuş ve batı cephesi komutanlığına Ali Fuat Paşa getirilmişti. Ben de Paşa&#8217;nın&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnönü Muharebelerinden önce idi. Düzenli ordu kurulmuş ve batı cephesi komutanlığına Ali Fuat Paşa getirilmişti. Ben de Paşa&#8217;nın emir subayı idim. Yunanlılar devamlı olarak birliklerimize saldırıyorlar ve birliklerimize kendilerini toplama imkânı vermiyorlardı. Devamlı ateş altında idik. Her an Yunanlıların büyük bir taaruza kalkması söz konusu idi.</p>
<p>Böyle bir günde Ali Fuat Paşa bana, &#8220;Mustafa Kemal Paşa ve kumandanlar batı cephesini görmek amacıyla Eskişehir&#8217;e gelecekler. Araziyi görmek ve tanımak için Eskişehir&#8217;den cephelere kadar belki atlarla, belki de trenle gitmek isterler. Her ikisini de hazırlattırınız&#8221; emrini verdiler.</p>
<p>Hemen birliklerden 20 at seçtik. Diğer taraftan, uzun, kalın bacalı altı tekerlekli eski model lokomotife de iki küçük yolcu vagonu bağlatarak hazır hale getirdik. O zamanlar lokomotifler odunla çalışırdı. Etraftan emin ettiğimiz kuru odunlarla lokomotifin odun stokunu da tamamladık.</p>
<p>Birkaç gün sonra Atatürk, Fevzi Paşa (Çakmak), İsmet (İnönü, o zaman albaydı) ve yaverleri Eskişehir&#8217;e geldiler. Her an Yunanlıların büyük bir taaruzu söz konusu idi. Bu nedenle zaman çok kıymetli idi.</p>
<p>Atatürk ve beraberindeki komutanlar Eskişehir&#8217;e gelir gelmez Ali Fuat Paşa Atatürk&#8217;e, &#8220;Paşam cepheye gitmek için hem at, hem de tren hazırlattım. Hangisi ile gitmeyi arzu edersiniz&#8221; dediler.</p>
<p>Atatürk, hem cepheyi ve araziyi görmek, hem de kısa zamanda ateş bölgelerinden uzaklaşmak zorunluluğunda idi.</p>
<p>Birkaç saniye durakladı ve &#8220;Atla gideriz, trenle döneriz&#8221; dediler.</p>
<p>&#8220;Atla giderken de bütün araziyi görüp tanır, değerlendiririz&#8221; dediler. Bu karar fevkalade yerinde bir karardı. Çünkü hem bütün birlikler ve arazi görülecek, hem de en erken bir şekilde tehlikeli bölgelerinden uzaklaşılmış olacaktı.</p>
<p>Biz atlara binerken, trenin de bizleri almak için cepheye hareket edildi. (27 Ağustos 1920)</p>
<blockquote><p><strong>Halil Nuri Yurdakul&#8217;dan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Sofra Arkadaşları</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-sofra-arkadaslari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Oct 2019 11:04:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Ağaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Alman Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırmacı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Sofra Arkadaşları]]></category>
		<category><![CDATA[Baş yaver]]></category>
		<category><![CDATA[başbakanlık]]></category>
		<category><![CDATA[başvekil]]></category>
		<category><![CDATA[başyazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Bolu Milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türkçü]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türkçü şair]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Bayar]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Sahir Erozan]]></category>
		<category><![CDATA[Cevat Abbas Gürer]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi kurucusu]]></category>
		<category><![CDATA[Dahiliye Vekili]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Tevfik Rüştü Aras]]></category>
		<category><![CDATA[dünya haritası]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyatçı]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli Albay]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli Binbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli Subay]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[filozof]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Bulca]]></category>
		<category><![CDATA[Gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziantep kurtuluşu gazisi]]></category>
		<category><![CDATA[Genelkurmay Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimiyet-i Milliye gazetesi başyazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkı Tarık Us]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Nuri Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[Halk Partisi Genel Sekreteri]]></category>
		<category><![CDATA[Hariciye]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Aleâttin Gövse]]></category>
		<category><![CDATA[İçişleri]]></category>
		<category><![CDATA[İktisat vekili]]></category>
		<category><![CDATA[İrfan Ferit Bey]]></category>
		<category><![CDATA[İş Bankası kurucusu]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[kara tahta]]></category>
		<category><![CDATA[kavun]]></category>
		<category><![CDATA[leblebi]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş Milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[Mareşal Fevzi Çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Emin Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet Gazetesi baş yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[misafir]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat Alam]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Necmettin Sadak]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Conker]]></category>
		<category><![CDATA[peynir]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Peker]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Zühtü Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[saz]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[Siirt Milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[sofra]]></category>
		<category><![CDATA[sofrabaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Saraçoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[tarihçi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Hava Kurumu Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye haritası]]></category>
		<category><![CDATA[ulaştırma bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[Vakit Gazetesi Başyazarı]]></category>
		<category><![CDATA[yaver]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Nadi]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Akçura]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Ziya Özer]]></category>
		<category><![CDATA[zevat-ı mutade]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Gökalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4298</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk&#8217;ün, özellikle akşam sofrası, çok konuşulmuş ve hâlâ da konuşulan bir konudur. Halbuki, bu sofrada, yapılacak bütün işler&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk&#8217;ün, özellikle akşam sofrası, çok konuşulmuş ve hâlâ da konuşulan bir konudur. Halbuki, bu sofrada, yapılacak bütün işler ele alınır ve enine boyuna ciddi olarak konuşulurdu. Ayrıca, hangi konu ele alınacaksa, o konuyu iyi bilen üniversiteden veya dışarıdan şahıslar da yemeğe çağrılır ve o konu iyice tartışılıp karara bağlanırdı. Toplantıyı Atatürk idare ederler ve konuşmaları da kesinlikle şahsiyete döktürmezlerdi. Eğer o konuyla ilgili kişi orada yoksa, hemen getirtilir veya o konu başka bir güne bırakılarak o kimse de toplantıya çağrılırdı.</p>
<p>Toplantılarda, daima bir kara tahta ve tebeşir bulundurulur bazen de dünya ve Türkiye haritaları astırılırdı.</p>
<p>Genellikle bazı kimseler, Atatürk&#8217;ün sofrasında hemen daima bulunurlardı. Atatürk, bu kişilere ya not aldırırlar, ya makale yazdırırlar veya elçi gibi kullanarak gidip araştırma ve tetkik etme görevi verirlerdi. Sofrada bulunan bu kimselere, her zamanki kişiler; bilinen, belirli kişiler anlamında &#8220;Zevat-ı Mutade&#8221; denirdi. Bu kimseleri tek tek inceleyecek olursak, görürüz ki bu kişiler ya hükümet üyesidirler veya zamanının en ileri gelen fikir ve kalem üstatlarıdır. Bu kişiler şunlardı:</p>
<p>Celal Sahir Erozan: Gazeteci-Yazar</p>
<p>Falih Rıfkı Atay: Bolu Milletvekili ve Hakimiyet-i Milliye gazetesi başyazarı</p>
<p>Fuat Bulca: Türk Hava Kurumu Başkanı</p>
<p>Hakkı Tarık Us: Vakit Gazetesi Başyazarı</p>
<p>İbrahim Aleâttin Gövse: Yazar</p>
<p>İrfan Ferit Bey</p>
<p>Mehmet Emin Yurdakul: Büyük Türkçü şair ve yazar</p>
<p>Mahmut Bey: Siirt Milletvekili ve Milliyet Gazetesi baş yazarı</p>
<p>Mithat Alam: Maraş Milletvekili</p>
<p>Necmettin Sadak: Hariciyeci (=Dışişleri) (İnönü zamanında Hariciye Bakanı ve Başbakan olmuştur.</p>
<p>Recep Peker: Halk Partisi Genel Sekreteri (İnönü zamanında Başbakan olmuştur)</p>
<p>Recep Zühtü Bey: Atatürk&#8217;ün Selanik&#8217;ten arkadaşı</p>
<p>Şükrü Saraçoğlu: İzmir Milletvekili (İnönü zamanında Başbakanlık yapmıştır)</p>
<p>Şükrü Kaya: Dahiliye (İçişleri) Vekili</p>
<p>Dr. Tevfik Rüştü Aras: Hariciye (=Dışişleri) vekili ayrıca, Atatürk&#8217;ün Selanik&#8217;ten beri arkadaşı</p>
<p>Yusuf Akçura: Araştırmacı ve tarihçi</p>
<p>Bunların dışında sofrada sıkça bulunan kişiler de şunlardı:</p>
<p>Ziya Gökalp: Büyük Türkçü ve filozof</p>
<p>Yusuf Ziya Özer: Eskişehir milletvekili</p>
<p>Ahmet Ağaoğlu: Edebiyatçı, yazar</p>
<p>Ali Çetinkaya: Emekli Albay, ulaştırma bakanı</p>
<p>Ali Kılıç: Emekli Subay, Gaziantep kurtuluşu gazisi</p>
<p>Ruşen Eşref Ünaydın: Gazeteci-yazar</p>
<p>Yunus Nadi: Cumhuriyet Gazetesi kurucusu ve başyazarı</p>
<p>Nuri Conker: Emekli binbaşı, Atatürk&#8217;ün Selanik&#8217;ten beri arkadaşı</p>
<p>Cevat Abbas Gürer: Baş yaver</p>
<p>Salih Bozok: Baş yaver ve Atatürk&#8217;ün Selanik&#8217;ten beri tanıdığı arkadaşı.</p>
<p>Muzaffer Kılıç: Yaver (Atatürk&#8217;ün Filistin&#8217;den beri yaveri)</p>
<p>Ayrıca Ata&#8217;nın sofrasına her zaman gelebilen kişiler de şunlardı:</p>
<p>İsmet İnönü: Başvekil</p>
<p>Mareşal Fevzi Çakmak: Genelkurmay Başkanı</p>
<p>Celal Bayar: İktisat vekili, İş Bankası kurucusu</p>
<p>Bu sofrabaşı sohbetleri bazen sabaha kadar sürerdi. Herhangi bir konu görüşülürken o konuyu iyi bilene Atatürk sual yöneltir ve onu konuşmaya zorlarlardı. Bilmediği konuları can kulağı ile dinler ve öğrenmek isterlerdi.</p>
<p>Sofrada genellikle mevsim sebzeleri dışında, pilav ve kuru fasulye mutlaka yemekte bulunurdu. Lüks sayılan yemekler genellikle sofrada bulunmazdı. Kendileri meze olarak peynir, leblebi ve kavunu tercih ederlerdi. Hâlâ da konuşulanların tam aksine, böyle gecelerde, en az eğlenceye yer verilirdi. Sırf misafir ve dostları için çağrılan ses ve saz toplulukları, pek çok defalar hiç sazlarını bile açmadan evlerine geri dönmüşlerdir.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç ve Halil Nuri Yurdakul&#8217;dan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara&#8217;nın Başkent Oluşu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ankaranin-baskent-olusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Oct 2019 06:19:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[13 Ekim 1923]]></category>
		<category><![CDATA[9 Ekim 1923]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Dışişleri]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[ismet paşa]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4238</guid>

					<description><![CDATA[Efendiler, Lozan Antlaşması’nın eklerinden olan düşman işgali altındaki topraklarımızı boşaltma protokolü uygulandıktan sonra, yabancı işgalinden tamamen kurtulan Türkiye’nin&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Efendiler, Lozan Antlaşması’nın eklerinden olan düşman işgali altındaki topraklarımızı boşaltma protokolü uygulandıktan sonra, yabancı işgalinden tamamen kurtulan Türkiye’nin toprak bütünlüğü fiilî olarak sağlanmıştı. Artık yeni Türkiye</p>
<p>Devleti’nin başkentini bir kanunla tespit etmek gerekiyordu. Bütün düşünceler, Yeni Türkiye’nin başkenti Anadolu’da ve Ankara şehri olarak seçme lüzumunda birleşiyordu.</p>
<p>Bu seçimde, coğrafî durum ve askerî strateji en büyük önemi taşıyordu. Devletin başkentini bir an önce tespit ederek, içten ve dıştan gelen kararsızlıklara bir son vermek şarttı.</p>
<p>Gerçekten de, bilindiği üzere, başkentin İstanbul olarak kalacağı veya Ankara olacağı konusunda öteden beri içeride ve dışarıda kararsızlıklar görülüyor, basında demeçlere ve tartışmalara rastlanıyordu. Bu arada İstanbul’un yeni milletvekillerinden bazıları, Refet Paşa başta olmak üzere, İstanbul’un hükûmet merkezi olarak kalması gereğini bazı örneklere dayanarak ispat etmeye çalışıyorlardı.</p>
<p>Ankara’nın gerek iklim, gerek ulaştırma araçları ve gelişme kabiliyet ve istidadı ve gerekse mevcut tesisler ve kuruluşlar bakımından hiç de uygun ve elverişli olmadığını söylüyorlar; İstanbul’un «payitaht» olması lâzımdır ve mutlaka olacaktır, diyorlardı. Bu ifadeye dikkat edilirse, bizim «başkent» deyimiyle kastettiğimiz anlam ile, bu ifadelerdeki «payitaht» deyimini kullananların görüşleri arasında bir fark bulmamak mümkün değildir.</p>
<p>Bundan dolayı, bu konuda zaten kesinleşmiş bulunan kararımızı resmen ve kanunî yoldan ilân ettirerek, «payitaht» sözünün de yeni Türkiye Devleti’nde kullanılmasına gerek kalmadığını göstermek lâzım, geldi. Dışişleri bakanı İsmet Paşa, 9 Ekim 1923 tarihli tek maddelik bir kanun tasarısını Meclis’e teklif etti.</p>
<p>Altında daha on dört kadar zatın imzası bulunan bu kanun teklifi, 13 Ekim 1923 tarihinde uzun görüşme ve tartışmalardan sonra çok büyük bir çoğunlukla kabul edildi. Kabul edilen kanun maddesi şudur: «Türkiye Devleti’nin başkenti Ankara şehridir.»</p>
<blockquote><p><strong>Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnönü ve Mussolini</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/inonu-ve-mussolini/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Oct 2019 11:24:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[başvekil]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[İnönü ve Mussolini]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[Mussolini]]></category>
		<category><![CDATA[resmi ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4224</guid>

					<description><![CDATA[Falih Rıfkı Atay anlatıyor: İnönü, İtalya&#8217;ya resmi bir ziyaret yapacağı vakit, Atatürk: &#8220;Sen Türkiye&#8217;nin Başvekilisin. Mussolini de resmen&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Falih Rıfkı Atay anlatıyor:</p>
<p>İnönü, İtalya&#8217;ya resmi bir ziyaret yapacağı vakit, Atatürk:</p>
<p>&#8220;Sen Türkiye&#8217;nin Başvekilisin. Mussolini de resmen İtalya&#8217;nın Başvekilidir. Arada hiçbir fark tanımayacaksınız.&#8221; demişti.</p>
<p>Yoldaydık. İlk verilen programda Mussolini istasyona gelmiyordu. İnönü Roma&#8217;da yerleşince karşılıklı ziyaretler yapılacaktı.</p>
<p>Türk Heyeti eğer program değişmezse yarı yoldan memlekete dönüleceğini İtalyan protokolcülerine haber verdi. Trende bir telaştır gitti. Roma&#8217;ya vardığımız zaman İtalyan Başvekili Mussolini, sırtında jaketayı ve başında silindir şapkasıyla Türkiye Başvekilini bekliyordu.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yarın Cumhuriyeti İlan Edeceğiz</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/yarin-cumhuriyeti-ilan-edecegiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Oct 2019 09:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Beyler yarın Cumhuriyeti ilân edeceğiz!]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Fethi Okyar]]></category>
		<category><![CDATA[gazi]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kabine]]></category>
		<category><![CDATA[Latife Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Nezihe Araz]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Yarın Cumhuriyeti İlan Edeceğiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4193</guid>

					<description><![CDATA[Nezihe Araz anlatıyor: &#8220;Seçim yeni yapılmış, meclis yeni kurulmuş, sonuç Mustafa Kemal&#8217;in beklentisine en yakın biçimde alınmıştı. 26&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nezihe Araz anlatıyor:</p>
<p>&#8220;Seçim yeni yapılmış, meclis yeni kurulmuş, sonuç Mustafa Kemal&#8217;in beklentisine en yakın biçimde alınmıştı. 26 Ekim 1923 akşamı Gazi, kabineyi Çankaya Köşkü&#8217;nde toplantıya çağırdı. Bu toplantıda başvekil Fethi Okyar&#8217;ın istifası karara bağlandı. Ertesi sabah haber, gazete manşetlerinde yer alacaktı. 28 Ekim gecesi, Çankaya&#8217;daki akşam yemeğine Latife Hanım da katıldı. Son derece heyecanlıydı. İçi içine sığmıyordu. Çünkü o akşam yemeğinin gündemini biliyordu. Sevgili Paşa&#8217;sı niyetlerini önce eşine heyecan ve içtenlikle anlatmıştı. Latife Hanım bu sebeple birkaç kez mutfağa inmiş, yemeklerin o akşam yaşanacak olayların şanına yaraşır olmasına özen göstermişti.</p>
<p>Mustafa Kemal arkadaşlarına, yemekten sonra anayasanın bazı maddeleri üzerinde çalışacağını bildirmiş, yeni başkan adayı olduğu söylenen İsmet Paşa&#8217;yı da bu çalışmaya davet etmişti. İsmet Paşa bu daveti bekliyordu. Sofrada seçim heyecanı, seçim dedikoduları, yeni seçilenler, bu kez meclise giremeyenler hakkında konuşmalar sürüp giderken, Mustafa Kemal bıçağını eline aldı, doğruldu, derin bir nefes aldıktan sonra hafifçe tabağına vurarak:</p>
<p>&#8220;Beyler!&#8221; dedi. O da heyecanlı, kaşları çatılmış, ama gözlerinde güleç bir ifade ile arkadaşlarına bakıyordu. Yemek salonunda şimdi çıt çıkmıyordu:</p>
<p>&#8220;Beyler, yarın Cumhuriyeti ilân edeceğiz!&#8221; tek tek herkesin yüzüne bakarak durumu kontrol ediyordu. Şimdi sofradakiler yıldırım çarpmış gibi kalakalmıştı. Neden sonra, beyinlerinde şok yaratan bu haberi alkışlamak birilerinin aklına geldi ve yemek odası bir anda sanki patladı.</p>
<p>Mustafa Kemal uygun bir süre bekledikten sonra açıklamasını sürdürdü:</p>
<p>&#8220;Türkiye Devleti&#8217;nin hükümet şekli Cumhuriyet&#8217;tir. Bunu Anayasa&#8217;mıza yarınki meclis toplantısında koyduracağız. Hazırlıklarımızı bir kez daha gözden geçirmemiz lâzım.&#8221; Gerçekten de iki arkadaş bütün gece süren çalışmalarını ancak sabah ezanları okunurken bitirebildiler. O gece İsmet Paşa, Mustafa Kemal&#8217;in ısrarıyla Çankaya Köşkü&#8217;nde kaldı, ancak birkaç saat uyudu. Ama ertesi gün Cumhuriyet&#8217;in ilanı için bir tek eksik bile kalmamıştı.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kubilay Olayı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/kubilay-olayi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Oct 2019 17:56:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Derviş Mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[Divanı Harp]]></category>
		<category><![CDATA[Fahrettin Altay]]></category>
		<category><![CDATA[Fehmi Kubilay]]></category>
		<category><![CDATA[Fransızca]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[jandarma]]></category>
		<category><![CDATA[Kazım Özalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kubilay]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Vilmodit]]></category>
		<category><![CDATA[yedek subay]]></category>
		<category><![CDATA[Zekai Apaydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4113</guid>

					<description><![CDATA[Kazım Özalp anlatıyor: Cumhuriyet&#8217;in ilanından sonraki yıllarda, rejimden ve devrimlerden rahatsız olan gericiler memleketin her tarafından kışkırtma eylemleri&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kazım Özalp anlatıyor:</p>
<p>Cumhuriyet&#8217;in ilanından sonraki yıllarda, rejimden ve devrimlerden rahatsız olan gericiler memleketin her tarafından kışkırtma eylemleri yapmaktan geri kalmıyordu. Değişik yerlerden haberlerden, alınan tedbirlerle olayların büyümeden durdurulduğu anlaşılıyordu.</p>
<p>23 Aralık 1930 günü, Erenköylü Derviş Mehmet, altı arkadaşıyla beraber Menemen hükümet konağına gelerek;</p>
<p>&#8220;Ben mehdiyim, dinimiz mahvoluyor, şeriatı kurtarmaya geldim&#8221; diye bağırmaya başladı. Halkı şeriat için bir bayrak altında toplamaya davet ediyordu. Büyük bir kalabalık tekbirler getirerek toplanmaya başladı.</p>
<p>Menemen&#8217;de yedek subaylığını yapmakta olan öğretmen &#8220;Kubilay&#8221; bu olaya mani olmaya kalkışınca, Derviş Mehmet ve arkadaşları kendisini yere yatırıp Derviş&#8217;in elindeki bıçakla başını keserek vücudundan ayırdılar. Orada bulunan 1500 kadar Mememenliden hiç kimse bu kıyıma mani olmaya çalışmayıp, bilakis tekbirler getirerek bu hareketi desteklediler. Sonra kesik baş bir kazığa saplanarak halka gösterildi. Bu arada meydana yetişen bir bekçi ile jandarma askerini de öldürmüşlerdi.</p>
<p>Bu haber Ankara&#8217;da bir bomba tesiri yaptı. Derhal köşke çağrıldım. Mustafa Kemal Paşa görüşmemiş şekilde kızgın, üzgün ve heyecanlıydı. Başvekil İsmet Paşa, Milli Müdafaa Vekili Zekai Bey (Apaydın), Ordu Müfettişi Fahrettin Paşa (Altay) da köşke geldiler. Mustafa Kemal Paşa, çok sinirli bir durumda söze başladı:</p>
<p>&#8220;Bu ne haldir, mürteciler hükümet meydanında ordunun subayını din adına boğazlayabiliyorlar. Binlerce Menemenliden kimse çıkıp mani olmuyor, bilakis tekbirlerle teşvik ediyorlar. Yunan idaresi altındayken bu hainler neredeydiler? Onların namusunu ve dinini kurtaran ordunun bir subayına reva gördükleri bu saldırının cezasını yalnız hain katiller değil, hepsi en ağır şekilde çekmelidir. Bu, Cumhuriyet&#8217;in ve bizim başımızı kesmektir. Bundan bütün Menemen sorumludur. Bu kasaba &#8220;Vilmodit&#8221; ilan edilmeye müstehak olmuştur.&#8221;</p>
<p>Fransızca olan &#8220;Ville Maudite&#8221; kelimesinin karşılığı &#8220;cezalandırılmış şehir&#8221;dir. Vilmodit kasaba demek; o kasabanın bütün halkı şehir dışına çıkarılır, aileler, birer ikişer memleketin başka şehirlerine dağıtılır, tam boşaltılmış şehir tümüyle yakılır, bugünkü ve yarınki nesillere ibret olmak üzere hükümet meydanına büyük bir siyah taş, sütun olarak dikilir.</p>
<p>&#8220;Derhal harekete geçilmeli&#8221; dedi. Cevaplarımızı bekliyordu, yalnız itiraz dinlemeye tahammülü olmadığı anlaşılıyordu. Vakit kazanmak ve havayı biraz yumuşatmak düşüncesiyle;</p>
<p>&#8220;Acaba ayrıntılı raporların gelmesini beklesek mi?&#8221; diye bir görüş ortaya attım. Hiç cevap vermedi. Bir süre oturdu. Biz de konuşmadık. Memen&#8217;de orduya hizmet eden veya önceden hizmet etmiş olan askerler ve aileleri vardı, masum çocuklar, ihtiyarlar, aciz kadınlar böyle ağır bir cezaya ister istemez maruz kalacaklardı. Konuşmasak bile hepimiz zihnimizden bu fikirleri geçiriyorduk. Belki bu susma sırasında Mustafa Kemal Paşa da bunları düşündü. Ancak taviz vermeye niyetli görülmüyordu:</p>
<p>&#8220;İşte böyle olacak, dağılalım!&#8221; dedi ve kalktı. Aramızda, bir iki gün beklemeyi, Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın tepkisinin ne ölçüde değişebileceğini görmeyi uygun gördük. Ancak normal kanunu işleri hemen başlattık. Paşa&#8217;dan birkaç gün ses çıkmadı. Bir daha &#8220;Vilmodit&#8221;ten bahsetmedi. Menemen&#8217;e yollanan kuvvetler Derviş Mehmet&#8217;i ve arkadaşlarını yakaladılar. Orada kurulan Divanı Harp&#8217;te mahkeme edilerek idam edildiler. Ayrıca yakalanan baş teşvikçiler de cezalandırdılar. Mustafa Kemal Paşa bu olayı hiçbir zaman unutmadı. Bütün memlekette daha ciddi önemlerin alınması gereği ortaya çıkmıştı. İrtica ile mücadele hızlandırıldı.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Taaruz Kararı Nasıl Verildi?</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/taaruz-karari-nasil-verildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Oct 2019 09:46:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[akşehir]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu ajansı]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[çay ziyafeti]]></category>
		<category><![CDATA[cephe]]></category>
		<category><![CDATA[Fevzi Çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[gazi paşa]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya meydan savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[şuhut]]></category>
		<category><![CDATA[taaruz]]></category>
		<category><![CDATA[Taaruz Kararı Nasıl Verildi?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4077</guid>

					<description><![CDATA[Salih Bozok Anlatıyor: Taaruz kararı, en müsait zamanda, Sakarya muzafferiyetini (zaferini) takiben verilmişti. Taaruzun icrasından birkaç hafta evvel&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salih Bozok Anlatıyor:</p>
<p>Taaruz kararı, en müsait zamanda, Sakarya muzafferiyetini (zaferini) takiben verilmişti. Taaruzun icrasından birkaç hafta evvel cepheye gidildi. Gazi Paşa hazretleri vaziyeti yerinde inceledikten sonra yakında bir taaruza geçilecekmiş gibi hazırlık yapılmasını emrettiler. Birkaç gün cephede kaldıktan sonra tekrar döndük. Maksat, taaruz söylentilerini bertaraf etmek ve etrafa, ancak bir teftiş seyahati icra edildiği, hissini vermekti. Nihayet bir gece (23 Ağustos) Gazi Paşa Ankara&#8217;yı sessizce terk etti. İkametgâhımız Çankaya olduğu için şehre uğramaksızın Konya yolu takip edilebilirdi. Müfarekatımızdan (ayrılığımızdan) evvel paşanın ikametgâhında kalanlara suret-i mahsusada (özel bir şekilde) emir verildi.</p>
<p>&#8220;Hareketimiz ifşa edilmeyecekti.&#8221; Ve bir iki gün zarfında köşke gelenler olursa, Gazi Paşa&#8217;nın rahatsızlığı ileri sürülerek kimse ile görüşmesi mümkün olmadığı anlatılacaktı. Bu suretle birkaç gün kazanmak istiyorduk.</p>
<p>Ertesi gün, öğle üzeri otomobillerle Konya&#8217;ya vasıl olduk (ulaştık). Paşa&#8217;nın Ankara&#8217;dan hareket ettiğinden haberdar olmadıkları için, ansızın gelişimiz Konyalıları hayrete düşürdü. İki gün Konya&#8217;da kaldıktan sonra, Garp (Batı) Cephesi Karargâhı&#8217;nın bulunduğu Akşehir&#8217;e gittik.</p>
<p><strong>Akşehir&#8217;de Kumandanların İçtiması</strong></p>
<p>Akşehir&#8217;de bir kumandanlar içtiması yapıldı. Taaruzun nasıl gerçekleştirileceği bu önemli içtimada kararlaştırıldıktan sonra gereken araç gereçler alınarak Garp Cephesi Karargâhı Akşehir-Şuhut&#8217;tan nahiye (bölge) merkezine nakledildi. Burada karargâh düşman uçaklarının izlenmesine açık bir vaziyette olduğu için Kocatepe ile Şuhut arasındaki vadiye çadırlar kuruldu. Fevzi ve İsmet Paşaların karargâhları da sık ağaçlarla kaplı ve her iki tarafı da yalçın tepelerle çevrilmiş vadinin içinde idi.</p>
<p>Bu sırada Anadolu Ajansı Çankaya&#8217;da yabancı sefirler ve devlet ricali (devlet görevlileri) şerefine düzenlenen bir çay ziyafetinden bahsetmekteydi. Bu haber esasında maksatlı olarak Gazi Paşa&#8217;nın Ankara&#8217;da bulunduğu hissini vermek için ifşa edilmişti. Nitekim İstanbul gazetelerine de telgraflarla verildi. Ve kimse de zerre kadar şüphe etmedi.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
