<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İsmail Arar &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/ismail-arar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Jul 2020 10:10:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>İsmail Arar &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İnkılaplar Hakkında</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/inkilaplar-hakkinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2020 12:00:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Afet İnan Karlsbad]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve afet inan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İsmail Arar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Kılıç Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün İzmit Basın Toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Arar]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıç Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıç Ali Anlatıyor]]></category>
		<category><![CDATA[M.Kemal Atatürk’ ün Karlsbad Hatıraları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5739</guid>

					<description><![CDATA[İnkılâp hareketlerinde dikkat edilecek nokta, insan cemiyetlerinin emellerini, fikirlerini teşhis ettikten sonra, onlara yenilikleri kabul ettirebilmektir. (Afetinan M.Kemal&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnkılâp hareketlerinde dikkat edilecek nokta, insan cemiyetlerinin emellerini, fikirlerini teşhis ettikten sonra, onlara yenilikleri kabul ettirebilmektir.</p>
<blockquote><p>(Afetinan M.Kemal Atatürk’ ün Karlsbad Hatıraları, s. 61)</p></blockquote>
<p>En büyük inkılâp eseriniz hangisidir? sorusuna verdiği cevap:<br />
&#8211; Benim yaptıklarım, birbirine bağlı ve lüzumlu işlerdir. Bana yaptıklarımdan değil, yapacaklarımdan sorunuz!</p>
<blockquote><p>(Kılıç Ali, Atatürk’ün Hususiyetleri, 1955, s 119)</p></blockquote>
<p>İnkılâbın kanunu, mevcut kanunların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki cereyanı boğmadıkça başladığımız inkılâp ve yenilik, bir an bile durmayacaktır; bizden sonraki devirlerde de böyle olacaktır.</p>
<blockquote><p>1923 (İsmail Arar, Atatürk’ün İzmit Basın Toplantısı, s. 56)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fransız Büyük İnkılabı&#8230;</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/fransiz-buyuk-inkilabi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2020 08:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Fransız İnkılabı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İzmit]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün İzmit Basın Toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün İzmit'te Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Arar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5726</guid>

					<description><![CDATA[Biliyorsunuz ki, Fransız Büyük İnkılâbı hemen yüz sene devam etmiştir. Üç senede esaslı bir inkılâbın biteceğini farz etmek&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Biliyorsunuz ki, Fransız Büyük İnkılâbı hemen yüz sene devam etmiştir. Üç senede esaslı bir inkılâbın biteceğini farz etmek hata olur. Belki, zaman zaman şöyle veya böyle bir şeyler olacaktır. Kanaatimizi sabit, muvaffakiyet ümidimizi hâkim bulundurmak sayesinde mutlaka galip geleceğiz. Hocaları memnun edelim, İslâm âlemini memnun edelim, herkesi memnun edelim dersek, mümkün olsun, hepsi memnun olsun; ama biz maksadı temin etmiş olmayız. İdare-i maslahatçılar esaslı inkılâp yapamaz. Bugünkü sefalet ve rezalet içinde esasen kimseyi memnun etmeye imkan yoktur. Memleket mamur, millet zengin olduğu zaman herkes memnun olur.</p>
<p><em>1923 (İsmail Arar, Atatürk’ün İzmit Basın Toplantısı, s. 55)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Söylev&#8217;in Yapısı ve Niteliği</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/soylevin-yapisi-ve-niteligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2020 13:28:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk’ün Nutuk’u]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Arar]]></category>
		<category><![CDATA[Necati Cumalı]]></category>
		<category><![CDATA[Sabahattin Selek]]></category>
		<category><![CDATA[SÖYLEV (1919-1927) ve DEMEÇLER (1928-1938)]]></category>
		<category><![CDATA[Söylev'in Yapısı ve Niteliği]]></category>
		<category><![CDATA[Suat Sinanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Thukydides’in Peloponnessos Harbi]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Korkmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5543</guid>

					<description><![CDATA[Necati Cumalı, Söylev’i yapı ve nitelik açısından “Türk nesrinin en büyük örneği” olarak tanımlamıştır.9 Bu yapısıyla Söylev, hem&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Necati Cumalı, Söylev’i yapı ve nitelik açısından “Türk nesrinin en büyük örneği” olarak tanımlamıştır.9 Bu yapısıyla Söylev, hem Ulusal Bağımsızlık Savaşı ve Türk Devrimi’nin üst düzeyde ve ilk elden tutulmuş bir güncesi hem de Atatürk’ün yaşamından özyaşam öyküsüsel bir kesit niteliğini taşımaktadır. Söylev’in bir özyaşam öyküsü olarak da okunabileceğini, Zeynep Korkmaz’ın yine Söylev’in Önsöz’ünde yer verdiği şu tümcelerden de anlamak olanaklıdır.</p>
<p>“Söylev, devrim tarihimizin birinci elden pek değerli bir kaynağıdır. Çünkü eserin sahibi, tarihî olayları yalnızca belgelerle inceleyerek objektif gerçeğe ulaşmak isteyen bir tarih yazarı değil, doğrudan doğruya o tarihi yapanın kendisidir. Tarihi yapan ile yazanın aynı kişilikte birleşmiş olması, Söylev’i, benzerleri ile karşılaştırılmayacak üstün değerde bir eser durumuna getirmiştir.”</p>
<p>Suat Sinanoğlu’nun bu konudaki tanımlaması da oldukça ilgi çekicidir:</p>
<p>“Atatürk’ün Nutuk’u, Caesar’ın Gallia Harbi adlı yapıtı ile Thukydides’in Peloponnessos Harbi adlı yapıtlarındaki özellikleri taşımaktadır. Gerçekten Atatürk, hem Caesar gibi, anlattığı olayların başkahramanıdır hem de Thukydides gibi, olayları öykülemekle kalmayıp onların en derin nedenlerini çözümlemesini bilen büyük bir tarihçidir.”</p>
<p>Sabahattin Selek ise Söylev için şunları dile getirmektedir:</p>
<p>“Bu öyle bir hesap veriştir ki bir ihtilalci kavrayışıyla, başından sonuna kadar, karşı düşünce ve güçleri yıkmaya, mahkûm etmeye dayanır. Bir benzetme yapmak gerekirse 15-20 Ekim 1927 günlerinde, Atatürk savcı, Nutuk iddianame, kongre jüri, memleket ve dünya kamuoyu da dinleyicidir.”</p>
<p>Söylev’in bu yargılayıcı niteliği Lord Kinross’ta da şöyle vurgulanır:</p>
<p>“Nutuk, aslında siyasal bir söylevdir. Dolayısıyla, özellikle Rauf Bey’le arkadaşlarını gözden düşürmek isteğiyle, birçok yerlerinde tek yönlü görünür. Bununla beraber Nutuk, Kemalist ihtilâlin klasik bir anlatımı olarak kalacaktır.”</p>
<p>Söylev’in siyasal yaşamımızda ve ulusal tarihçiliğimizde özel bir yeri bulunmaktadır. Yayımlandığı tarihten bu yana tarih incelemelerinde birincil kaynak işlevi gören Söylev, bir yandan da Kemalist ideolojinin manifestosu niteliğini taşımıştır. Çünkü içeriğinin temel konusu, tarihsel anlatının yanı sıra birçok başlığa dağılmış söylemler birleştirildiğinde, genel olarak “ulusun varlığını ve onurunu her şeyin üzerinde tutan, ulusa duyulan güveni belirten, bağımsızlığa ilişkin bağlılığı dile getiren, dinin siyasete alet edilmesine karşı çıkan, ulusal modelin gerekçesini ortaya koyarak başka uluslar üzerinde egemenlik kurma arayışının yanlışlıklarını sergileyen, cumhuriyetçiliği bir ideal olarak ortaya koyan; uygarlık, bilim ve kültürü öncelikle kabul eden ve ulaşılan sonucu Türk gençliğine emanet eden”14 devrimci bir manifesto ortaya çıkmaktadır. Fakat bu içeriğin yanı sıra, derinde yer alan bir amaç olarak, çeşitli tartışmalar çerçevesinde lider kadro içinde yer alan kimi kişilerle hesaplaşılmak istendiği de anlaşılmaktadır.”</p>
<p>Söylev, özgün diliyle okunması güç olduğu için, dil devriminin ardından 1934 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nca yeni Türk harfleriyle üç cilt olarak yeniden yayımlanmıştır. Atatürk’ün, yayım haklarını Türk Hava Kurumu’na bağışladığı Söylev, günümüze değin Milli Eğitim Bakanlığı, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu gibi kurumlar ile çeşitli özel kuruluşlar tarafından Türkçe’de; Almanca, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İtalyanca olmak üzere Batı dillerinde defalarca yayımlanmıştır.</p>
<p><em>Necati Cumalı, “Nutuk”, Vatan, 10 Kasım 1961.</em></p>
<p><em>Nutuk, Önsöz, Bugünkü dille yayına hazırlayan Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları.</em></p>
<p><em> Arar, s. 159.</em></p>
<p><em>Arar, s. 160.</em></p>
<p><em> Arar, s. 160. </em></p>
<p><em>Sami N. Özerdim, “Nutuk’ta Altı Çizilmiş Satırlar”, Belleten, Cilt: XLV/1, S: 177, Ocak 1981, s. 74-77. </em></p>
<p><em>Arar, s. 166.</em></p>
<p><em>SÖYLEV (1919-1927) ve DEMEÇLER (1928-1938) syf: 17-18</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Söylev&#8217;in İçerik Özellikleri ve Dili</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/soylevin-icerik-ozellikleri-ve-dili/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2020 13:19:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[19 Mayıs 1919]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk’e suikast girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çerkes Ethem]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Arar]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Reşit Bey]]></category>
		<category><![CDATA[SÖYLEV (1919-1927) ve DEMEÇLER (1928-1938)]]></category>
		<category><![CDATA[Söylev'in İçerik Özellikleri ve Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5538</guid>

					<description><![CDATA[Söylev, zamansal olarak 19 Mayıs 1919 ile Çerkes Ethem ve Reşit Bey’den para ve silah yardımı almış Hacı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Söylev, zamansal olarak 19 Mayıs 1919 ile Çerkes Ethem ve Reşit Bey’den para ve silah yardımı almış Hacı Sami çetesinin, Atatürk’e suikast girişiminin anlatıldığı 27 Ağustos 1927 tarihleri arasında kalan dönemi konu edinmektedir. Bununla birlikte metnin güncel ve geleceğe yönelik bir uyarı niteliğini taşıyan Gençliğe Hitabe ile bittiği göz önüne alınırsa zaman sal kapsamın bitiş tarihi olarak Söylev’in okunduğu son gün, yani 20 Ekim 1927 tarihi de kabul edilebilir. Nitekim Atatürk de Söylev’de “Dokuz senelik ef’al ve icraatımız” cümlesine yer vererek kapsamın 1927’ye kadar uzandığını belirtmiştir. Zamansal kapsam konusunda dikkati çeken bir başka nokta da zaman sınırları konusunda esnek bir tutumun izlenmesi ve dönemlere eşit ağırlıklı yer verilmemiş olmasıdır. Şöyle ki Atatürk metin boyunca sık sık bir anıyı aktarmak ya da bir belgeyi veri olarak sunmak amacıyla 1919’dan önceki dönemlere de değinirken; 1924 sonrası yılları ele alan bölümleri, sağlık sorunları nedeniyle olsa gerek, birkaç sayfayla özetlemeyi yeğlemiştir. Dolayısıyla zamansal kapsam 1919-1927 yılları arasındaki dokuz yıllık dönem üzerine kurulmakla birlikte, metnin ağırlık noktasının 1919-1922 yılları arasında kalan Kurtuluş Savaşı dönemi olduğu söylenebilir. Metnin büyük bölümü telgraf, mektup, bildiri, rapor, kongre tutanakları, TBMM açık ve kapalı oturum tutanakları ve CHP grup görüşmeleri tutanaklarından oluşan belgelere dayandırılmıştır. Bu belgelerin bir kısmı metin içerisinde verilirken, büyük bir kısmı da 226 belge ile Trakya Teşkilatına ait belgelerden oluşan “Vesikalar” cildinde toplanmıştır.</p>
<p>İçerik olarak bakıldığında, söz konusu dönemin belirli askerî, politik ve diplomatik olaylarının olabildiğince zamandizinsel bir sıra içinde anlatıldığı ve “Samsun’a çıkış, ulusal kongreler, İstanbul Hükümetlerinin yıpranması, iç ayaklanmalar, Sakarya ve Başkomutanlık Savaşları, Lozan Antlaşması ve Yeni Türkiye’deki gelişmeler” zinciri içinde kurgulanmış olan bir metin söz konusudur. Metnin bu niteliği, Atatürk Ararştırma Merkezi’nce yapılmış bir yayınının Önsöz’ünde Zeynep Korkmaz tarafından şu tümcelerle tanımlanmıştır:</p>
<p>“Bu eserde, kendini her şeyi ile ulusuna adamış olağanüstü yetenekleri ile dehanın en iyi örneğini vermiş büyük bir komutanın, devrimci bir liderin ve ileri görüşlü bir devlet adamının, askerî ve siyasî aksiyonları ile Türkiye Cumhuriyeti’ne şekil veren temel düşünce ve görüşleri yer almıştır. Ayrıca eserde, ulusal değerler sistemine bağlı Cumhuriyet rejiminin, tarih bilinci içindeki gelişmesinin adım adım nasıl olgunlaştırıldığını, sosyal ve kültürel alanlara yön verici siyasî ve idarî koşulların nasıl hazırlandığını yakından görebilmekteyiz.”</p>
<p>an görebilmekteyiz.” Metin, bütün bu olaylar kapsamının içinde özetle “Türkiye Cumhuriyeti’nin nereden başlayıp, hangi olumsuz koşullar altında, hangi engel ve aşamalardan geçilerek nasıl kurulduğunu, Türk ulusunun her zaman çağa uyma, kendi gücüne inanma ve toplumsal bütünleşme koşuluyla sonsuza dek yaşayabileceğini ve bunun yolunun da akıl ve bilimin egemenliği olduğunu” dile getirmektedir. Ayrıca Osmanlı Devleti’nin yönetsel yapısın daki gerileme ve emperyalizmin Anadolu’da uyguladığı yöntemler de anlatının önemli bir parçasını oluşturmaktadır.</p>
<p>Söylev, kişiler açısından da kapsamlı bir metin oluşturmaktadır. İsmail Arar’ın incelemesine göre, yapıt 820 kişiye yer vermiştir.6 Bunların dağılımı ise daha çok din adamları, söylensel kişiler, Osmanlı padişahları, Türk ve Moğol cihangirleri, Batılı hükümdar ve devlet adamları, I. Dünya Savaşının ünlü komutanları, Bolşevikler, bakanlar, şeyhülislamlar, gazeteciler, tarihçiler, isyancılar ve Kurtuluş Savaşının kahramanları gibi kişilikler üzerinde yoğunlaşmaktadır.7 Metinde yer alan ilk kişi Vahdettin olurken, son kişi de Nurettin Paşa’dır. Kişiler açısından ilgi çekici olan bir başka nokta ise; metinde yer alan kişilerin Halide Edip (Adıvar), Yahya Kaptan’ın eşi Şevket Hanım ve Vahdettin’in büyük kızı Ulviye Sultan olmak üzere üç kişi hariç, tümünün erkek olmasıdır.</p>
<p>Dikkatle incelendiğinde, Söylev’in, Türkiye’nin askerî ve siyasal tarihi ile o tarihe mal olmuş kişiliklerine odaklandığı; bu nedenle de 1929 tarihli Rusça çevirisinde de belirtildiği üzere toplumsal ve ekonomik konulara açıklık getirmek gibi bir hedef gütmediği görülmektedir. Bununla birlikte yapıt, “Batı emperyalizminin sömürüsü altındaki öbür ezilmiş ulusları etkileyip onların günümüze dek süregelen bağımsızlık savaşlarına da örneklik ve önderlik ettiği için mazlum halkların evrensel önderi niteliğine hak kazanan ve böylece dünya tarihinde yeni bir dönem başlatan bir liderin yaşamından önemli bir bölümü ayrıntılarıyla ortaya koyması” bağlamında son derece önemlidir.</p>
<p>Diline baktığımızda ise, Söylev, Atatürk’ün dil ve yazın alanına askerî lise ve harbiye yıllarından bu yana büyük bir ilgisi olduğu gerçeğini çok açık biçimde göstermektedir. Yapıtın dilinin, sözcük dağarcığı ve tümce yapısı bakımından, Atatürk’ün yetiştiği dönemin, ‘Milli Edebiyat’ döneminin genel dil yapısını yansıttığı gözlemlenmektedir. Dönem içinde Arapça ve Farsça’nın etkisinden tam olarak uzaklaşılamamış olması ve Önder’in güçlü bir Osmanlıca kültürüne sahip olması, bu dillere ait sözcüklerin Söylev’de yoğun bir biçimde yer almasıyla sonuçlanmıştır. Ancak yine de Klasik Osmanlıca’ya oranla oldukça sadeleşmiş ve Türkçe’nin zenginlik ve güzelliklerini sergileyen seçkin bir dilin söz konusu olduğu yadsınamaz. Örneğin hiçbir tümcede sözcük yinelemesi yapılmamış olması oldukça dikkat çekicidir. Bu, doğal olarak zengin bir sözcük dağarcığının ve bu dağarcığın büyük bir ustalıkla kullanılmış olmasının yansımasıdır. Kaldı ki sözcükler yalnızca doğru seçilmekle kalmamış, birbirleriyle uyumlu bir biçimde de kullanılmış oldukları için, yapıta şiirsel bir anlatım ve akıcılık kazandırmışlardır. Bu nedenle, yapıtı inşa eden tümcelerin önemli bir bölümü özlü söz niteliğini taşımaktadır.</p>
<p>Yine yazım ve noktalama kullanımı konusunda da benzer görüşleri öne sürmek söz konusudur. Bu öğelerin özenli ve başarılı kullanımı, uzun tümcelerin bile kolayca anlaşılmasını sağlamaktadır ki bu durum ulu önderin dilimize bakışının güzel bir yansıması olmuştur: “Türk dili zengin, geniş bir dildir.  Her kavramı karşılama yeteneği vardır. Yalnız onun, bütün varlıklarını aramak, bulmak, toplamak, onlar üzerinde çalışmak gereklidir.”</p>
<p><em>Arar, s. 144.</em></p>
<p><em>Arar, s. 146 vd.</em></p>
<p><em>Arar, s. 146.</em></p>
<p><em>SÖYLEV (1919-1927) ve DEMEÇLER (1928-1938) syf: 14-17</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Söylev&#8217;in Hazırlanışı ve Amaçları</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/soylevin-hazirlanisi-ve-amaclari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2020 13:05:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Nutuk’un Kapsamı]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Önder]]></category>
		<category><![CDATA[Enver Ziya Karal]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Arar]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Ansiklopedisi]]></category>
		<category><![CDATA[Söylev'in Hazırlanışı ve Amaçları]]></category>
		<category><![CDATA[yakup kadri karaosmanoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5531</guid>

					<description><![CDATA[Büyük Önder, 1927 yılı başlarından itibaren Ankara’da geceli gündüzlü süren ve belgelere dayanan büyük bir incelemeye koyulmuştu. Son&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük Önder, 1927 yılı başlarından itibaren Ankara’da geceli gündüzlü süren ve belgelere dayanan büyük bir incelemeye koyulmuştu. Son derece önemli belgelerle yüklü bu kişisel dosyalarını tek tek açıyor; her bakanlığa ayrı ayrı hazırlattırdığı 1920-1926 dönemine ait ayrıntılı raporları tarıyordu. Ulaştığı bulgu ve düşünceleri, baygın düşüren bir yoğunluk içerisinde yazıcılarına kaleme aldırıyor, gündüz yazılan tüm bu metinleri, akşam olduğunda Ankara’daki aydınların eleştiri ve değerlendirmelerine sunuyordu. Beklenmedik bir kalp krizi geçirmemiş olsaydı, Çankaya’da başlattığı bu çalışmayı yine Çankaya’da tamamlayacaktı. Ancak bu rahatsızlık, doktorlarının da önerisiyle, deniz havasında dinlenmesini gerektirdiğinde, 1 Temmuz 1927’de, 8 yıldır ayak basmadığı İstanbul’a geçmeye karar verdi. Sağlık durumu değişmiş ancak çalışma kararlılığı değişmemişti. Çankaya’daki gizemli çalışmasını Dolmabahçe Sarayı’na taşıdı ve aynı yılın 30 Eylülüne dek süren bir çabayla incelemesini tamamladı.</p>
<p>Ardından Ankara’ya döndü ve incelemesini TBMM’nin ikinci binasında, İsmet Paşa’nın Parti Başkan Vekili olarak başkanlık ettiği Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilk büyük kongresinin 15-20 Ekime denk gelen ilk altı gününde okuyarak sundu. Milletvekilleri, parti temsilcileri, hükümet temsilcileri, üst düzey komutanlar, yabancı diplomatlar ve özel davetlilerin bulunduğu bir topluluğa yapılan konuşma 36 saat 31 dakika sürmüş ve başta Hâkimiyet-i Milliye olmak üzere altı gün boyunca gazetelerden günü gününe yayımlanmıştı. CHP’nin savaş kazanan ve devlet kuran parti niteliğini vurgulamak amacıyla, Sivas Kongresi birinci kongre kabul edildiğinden “ikinci” sıfatıyla açılan Kongrede, Mustafa Kemal Paşa’nın konuşmasının ana teması, Kurtuluş Savaşının ve kurulan yeni devletin bilânçosu idi. Gazi, dünya hitabet tarihinde eşine az rastlanır kapsamda bir hesap vermekte ve Batılıların tanımladığı gibi bir “Konuşma Maratonu” ortaya koymaktaydı. Bu bir Söylev idi. Genç bir subay olduğu yıllarda hitabet yeteneği ile tanınan, bu yeteneklerini gerek Kurtuluş Savaşını yönetirken gerekse de kişisel külliyatını oluştururken en etkin bir biçimde kullanan büyük önder, gündemi yeni bir yapıt, bir başyapıt ile denetimi altına almıştı.  Peki, ama neden? Bu sorunun yanıtını Enver Ziya Karal’ın saptamalarında arayalım.</p>
<p>“Atatürk, önemli gördüğü konularda düşüncelerini yazı ile saptamayı severdi. Askerlik görevleri sırasında bu görevleri ile ilgili 5 kitap ve iki büyük rapor yazmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında, gazetelerde isimsiz makaleleri çıkmıştır. Daha sonraları, yine çeşitli konularda, isimsiz makaleleriyle, mütareke devri anılarını da yayımlamıştır. Öte yandan Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara Hükümetinin haberleşme araçları yetersizdi. İstanbul’da da sıkıyönetim vardı. Devrim olayları yalnız yabancılar için değil, kendi yurttaşlarımız için de oluşum ve nedenleri bakımından yeteri kadar açık değildi. Bir açıklama gerekti. Kurtuluş Savaşından sonra, savaşa karışmış olan kişiler, anılarını yayımlamaya başlamışlar ve kimileri, savaşı başlatmış olduklarına başlıca etken oldukları iddiası içindeydiler.”</p>
<p>Atatürk, Kurtuluş Savaşı bittikten sonra, komutanların, ve devlet adamlarının yayınladıkları anı kitaplarında ve gazetelerde yoğun olarak çıkan beyanat, demeç ve röportajlarda, Ulusal Bağımsızlık Savaşı hakkında doğru olmayan bilgilerin bulunduğunu görmüştür. Bu yanlış bilgilerin, gelecek kuşaklarda bilgi kirliliğine neden olacağını düşünmüş ve olayların gerçek nitelikleri hakkında bilgi sahibi olabilmek için, onların asıl nedenlerinin ve etmenlerinin bilinmesi gerektiğini savunmuştur. Bu nedenle Söylev’i, belgelere dayalı olarak kaleme almıştır. Bu belgeler, 19 Mayıs 1919 gününden başlayarak, özellikle kendisinin karargâhında sakladığı tüm yazışmalardan, Meclis açıldıktan sonraki tutanaklardan ve bakanlıklara hazırlattığı ayrıntılı raporlardan oluşmaktadır.</p>
<p>İşte bu koşul ve gerekçeler içerisinde, Mustafa Kemal Paşa 1927 yılının ilk yarısında bir anlamda halkın belleğinden ve görüş alanından uzakta yaşanan 9 yıllık bir dramı belgelerle sunmak, bu dönemde rol oynayan kişi ve grupların sicilini ortaya koymak, gelinen noktayı çözümlemek ve gidilmekte olan yolu göstermek amacıyla esaslı bir konuşma için yoğun bir çalışma içerisine girmişti. Nitekim Mustafa Kemal Paşa’nın kendisi de Söylev’inin amacını, yine Söylev’indeki bir kesitte şöyle açıklamıştı:</p>
<ul>
<li>Geçmişte kalan kimi olayların yani tarihin doğru anlaşılmasına yardımcı olmak.</li>
<li>Ulusal varlığımız için önemli olan konularda, ulusun ve gelecek kuşakların dikkatli ve uyanık olmasını sağlamak.</li>
</ul>
<p><em>Falih Rıfkı Atay, Çankaya: Atatürk Devri Hatıraları, İstanbul, 1953, s. 460; Yakup Kadri Karaosmanoğlu, “Hatıralar: Yorulmak Bilmez Atatürk”, Ulus, 13 Temmuz 1961.</em></p>
<p><em>İstanbul Ansiklopedisi, Cilt: III, İstanbul, 1948, s. 714; Afet İnan, “Atatürk’ün Büyük Nutuk’unun Müsveddeleri Üzerinde Arkadaşlarının Eleştirilerini Dinlemesi ve Gençliğe Seslenişi”, Atatürk’ün Büyük Söylev’inin…, s. 33-38; Muzaffer Erendil, “Atatürk’ün Nutuk (Söylev) Adlı Eseri Üzerine Bir İnceleme”, IX.Tarih Kongresi-Bildiriler, Cilt: III, Ankara: TTK Yay., 1989, s. 1872. </em></p>
<p><em> İsmail Arar, Büyük Nutuk’un Kapsamı, Niteliği, Amacı”, Atatürk’ün Büyük Söylev’inin…, s. 120.</em></p>
<p><em>Enver Ziya Karal, Atatürk’ün Büyük Söylev’inin…, s. 30 (Tartışmalar ve Açıklamalar Bölümü)</em></p>
<p><em>SÖYLEV (1919-1927) ve DEMEÇLER (1928-1938) syf: 12-14</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
