<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>içki &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/icki/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:00:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>içki &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İçkisine Karışınlar</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ickisine-karisinlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Nov 2019 16:20:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[Hikmet Bayur]]></category>
		<category><![CDATA[hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[içki]]></category>
		<category><![CDATA[İçkisine Karışınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kâbil]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[sefir]]></category>
		<category><![CDATA[umumi katip]]></category>
		<category><![CDATA[yusuf hikmet bayur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4578</guid>

					<description><![CDATA[Salih Bozok anlatıyor: Atatürk&#8217;ün içki içmesine karşı olanların başında, umumi kâtip Yusuf Hikmet Bayur geliyordu. Bayur, her hâlde&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salih Bozok anlatıyor:</p>
<p>Atatürk&#8217;ün içki içmesine karşı olanların başında, umumi kâtip Yusuf Hikmet Bayur geliyordu. Bayur, her hâlde Atatürk&#8217;ü hepimizden çok sevdiğinden olacak, onu içkisinden caydırmak için türlü bahaneler bulur, fakat hiçbirini başaramazdı. Atatürk çok içmezdi. Ama içtiği zaman da içmesini bilirdi. Acele etmezdi, konuşarak, sohbet ederek, yavaş yavaş içmeyi severdi. Ölçüyü kaçırmazdı. Sarhoş olduğunu bir kez bile görmedim. Taşkın bir hareketine rastlamadım. Böyle olduğu hâlde Hikmet Bayur&#8217;la aralarında sık sık tartışmalara tanık olurdum. Hemen her sabah tekrarlanan bu tartışmalardan Bayur&#8217;un yenilgiye uğradığını üzülerek görürdüm.</p>
<p>Hikmet Bayur, erken saatlerde Atatürk&#8217;e gelir, o günkü ajans bültenlerini getirir ve kendisinden emir alırdı. Atatürk&#8217;ün yorgun halini gören Bayur dayanamaz:</p>
<p>&#8220;Paşam, yine renginiz yerinde değil, çok yorgun ve bitkinsiniz. Şu içkiyi bu kadar içmeseniz daha iyi olur.&#8221; derdi. Bu müdahaleye Atatürk&#8217;ün canı sıkılır, ama hiç belli etmemeye çalışarak:</p>
<p>&#8220;A Hikmet Bey, ben rakıyı şimdi değil, daha harbiye talebesiyken içerdim. Bugüne kadar da hiç zararını görmedim&#8221; diye karşılık verirdi. Bayur bunun da altında kalmazdı:</p>
<p>&#8220;Muhterem Paşam, bugün belki zararını görmediğinizi sanırsınız, fakat yarın göreceksiniz. Siz bu memlekete lazımsınız. Kendinize acımıyorsanız bari bu millete acıyın. Bu millet sizin varlığınızla vardır. Ne olur şu içkiyi az için.&#8221;</p>
<p>Atatürk bu sözleri gülümseyerek karşıladı. O da Hikmet Bayur&#8217;un içinde bir kötülük olmadığını, kendisini herkesten çok sevdiğini biliyordu. Fakat bir gün canına tak etmiş olacak ki, Hikmet Bayur yine içkiyi kötüleyen konferansına başladığı sırada birden bire sözü başka yana çevirerek:</p>
<p>&#8220;Bugünkü işler arasında neler var bakalım?&#8221; diye sordu.</p>
<p>Atatürk, o an yine sinirlendiğini belli etmemişti, ama kararını vermişti. Bu içki aleyhtarı konferanslara artık bir son verecekti. Üç gün sonra mesele anlaşıldı. Akşam sofrasında Atatürk, Hikmet Bayur&#8217;la beraber hepimizi şaşırtan şu haberi veriyordu:</p>
<p>&#8220;Hikmet bey, seni Kâbil&#8217;e sefir yapalım. Git, oraları gör; hatta gerekirse Hindistan&#8217;a kadar git. Oralar hakkında bilgi edin. Oku, öğren ve ilim getir. Bize bu yolda faydalı ol&#8221; dedi.</p>
<p>Bu suretle Hikmet Bayur&#8217;un Kâbil büyükelçiliğine atanma emri verilmiş oluyordu. Hikmet Bayur, hareketinden önce veda için köşke geldi. Atatürk, onu salonda ayağa kalkarak karşıladı. Giderken de kapıya kadar elini omzuna koyarak uğurladı. Batur birkaç gün sonra ayrılarak Kâbil&#8217;e gitti. Bana öyle geliyor ki, bu atanma, Bayur&#8217;un yurda hizmet kaygısı, yalansız olarak, Atatürk&#8217;e içki içmemesi öğüdü ve içmesine engel olma hareketinden ileri geliyordu.</p>
<p>O Hikmet Bayur ki, sevgisini, saygısını hiç eksik etmediği Büyük Adam&#8217;a &#8220;İçme Paşam&#8221; sözünü ilk söyleyebilmek cesaretini göstermiş; fakat bunu çok sevdiği Atatürk&#8217;ün yanından uzaklaştırılmak cezasıyla ödemişti. Nitekim Hikmet Bayur haklı çıkmış, Atatürk de sonunda içkinin fenalığını anlamış, fakat iş işten geçmişti.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mareşal Fevzi Çakmak</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/maresal-fevzi-cakmak-3/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Oct 2019 12:54:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[fevzi paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Nuri Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[Harbiye Nazırı]]></category>
		<category><![CDATA[içki]]></category>
		<category><![CDATA[Kuva-yı Milliye]]></category>
		<category><![CDATA[limonata]]></category>
		<category><![CDATA[Mareşal Fevzi Çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Müdafaa Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[sofra]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4301</guid>

					<description><![CDATA[Fevzi Paşa çok iyi yetişmiş bir asker olmasından başka çok dürüst ve başarılı bir kumandandı. Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun son&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fevzi Paşa çok iyi yetişmiş bir asker olmasından başka çok dürüst ve başarılı bir kumandandı. Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun son hükümetinde harbiye nazırı (savaş bakanı) olmuştu. Bu mevkide ilen Kuva-yı Milliyecilerin İstanbul&#8217;da bulunan birçok silah ve mermi depolarını basarak silahları Anadolu&#8217;ya kaçırmalarına göz yummuştu.</p>
<p>23 Nisan 1920&#8217;de TBMM&#8217;nin ilk defa açılmasından ancak 4 gün sonra Ankara&#8217;ya gelmiş ve kurulan ilk hükümette Milli Müdafaa (Milli Savunma) Bakanlığı verilmişti.</p>
<p>Atatürk Mareşal Fevzi Çakmak&#8217;a ayrı bir hürmet beslerdi. Mareşal içki içmez, beş vakit namazında, çok dürüst ve faziletli bir kişi idi. Atatürk ve Mareşal seyahatlerinde hiç harcırah (yolluk) almamışlardır.</p>
<p>Maraşel&#8217;e yolluk teklif edilince, &#8220;Biz oraya askeri araçlarla teftişe gittik. Orduevinde  yedik içtik, kalktık. Görev yapıp döndük. Ne harcırahı&#8221; der ve yollukları daima orduya kalırdı.</p>
<p>Bu nedenle Atatürk&#8217;ün Mareşal&#8217;e çok değişik bir hürmeti ve sevgisi vardı.</p>
<p>Paşa&#8217;nın yemekte olacağı zaman, kesin olarak masaya içki konulmaz, sadece limonata içilirdi. Atatürk, Mareşal&#8217;in her yemeğe gelişinde, bizlere bunu tekrar tekrar hatırlatır, herhangi bir yanlışlık yapıp masaya içki getirilmesini önlerlerdi.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç, Halil Nuri Yurdakul&#8217;dan</strong></p>
<p><strong>Yurdakul Yurdakul, Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Özellikleri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-ozellikleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Oct 2019 10:30:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[asil millet]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün kişisel özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[banyo]]></category>
		<category><![CDATA[Bir şey mi var çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[boy]]></category>
		<category><![CDATA[çadır]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Bayar]]></category>
		<category><![CDATA[etli bamya]]></category>
		<category><![CDATA[evrak]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Nuri Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[içki]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[kumar]]></category>
		<category><![CDATA[kuru fasulye]]></category>
		<category><![CDATA[muhafız alay komutanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Conker]]></category>
		<category><![CDATA[poker]]></category>
		<category><![CDATA[Polis]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya Harbi]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[traş]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yaver]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4295</guid>

					<description><![CDATA[Halil Yurdakul&#8217;dan Atatürk&#8217;ün boyu 1.74 cm. Kilosu 70-74 arasında değişmiştir. Yüz rengi yanmış pembe, alnı çok geniş, kaşlar&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong>Halil Yurdakul&#8217;dan</strong></p></blockquote>
<p>Atatürk&#8217;ün boyu 1.74 cm. Kilosu 70-74 arasında değişmiştir. Yüz rengi yanmış pembe, alnı çok geniş, kaşlar çok gür ve kalkıktı. Elmacık kemikleri hafif çıkık, dudakları ince, saçları altın sarısı, gözleri mavi, göğsü kabarık, omuzlar geniş, elleri ince ve zarifti.</p>
<p>Çok canlı, çok hareketli, yerinde duramayan yapıda, çok ciddi bakışlı, kararlı ve müthiş itimat veren davranışlar içinde idi.</p>
<p>Çalışkanlığı, zekâsı, kibarlığı, mertliği ve dürüstlüğü, hiç kimseden çekinmeden her şeyi herkesin yüzüne karşı söylemesiyle ta ilkokul hayatından beri bilinmektedir.</p>
<p>Sigara ve kahveyi çok severdi. Günde 10-15 fincan kahve ve 40-50 sigara içtiği olurdu.</p>
<p>Kumardan hoşlanmaz, kumar düşkünü olanlara nasihatler ederdi. İçkiyi kesin olarak gündüz almaz, gündüz içenlere de müthiş kızardı. Kendileri de içki masasında çok kalmasına karşın, az içki içerlerdi. Ciddi askeri ve politik meseleler konuşulacağı günler, kesin olarak içkiyi almazlar ve o işe o kadar konsantre olurlardı ki, yemek ve uyku saatleri akıllarına bile gelmezdi.</p>
<p>Uyanınca derhal kalkarlar, kahve ve sigara içerken bütün gazetelere göz atarlar, sonra banyo olup tıraş olurlar, giyinip salona inerlerdi.</p>
<p>Çok temiz giyinirlerdi bazı sıcak günlerde iki-üç defa banyo alırlardı.</p>
<p>Sakarya Harbi&#8217;nin en kritik günlerinde bile ve bütün yokluklara karşın ne yapıp edip traşını olmuş, iki teneke su ısıttırıp çadırın içinde banyo yapmışlardır.</p>
<p>Hiç yemek meraklısı değillerdi. Sabahları hiç bir şey yemez, sadece kahve ve sigara içer, öğle üzeri bir-iki dilim ekmek, peynir, ayran ve limonata alırlardı.</p>
<p>En çok sevdiği kuru fasulye ve pilavdı. Bunu her akşam yemekte isterler, bazen yatarken bile yerlerdi. Bunun dışında peynirli omlet, etli bamya yemeklerini severler, meyvelerden de kavunu tercih ederlerdi.</p>
<p>Misafirlerini, bazen köşkün dış kapısına kadar uğurlar, herhangi bir nedenle onları kırmışlarsa, mutlaka özür dilerlerdi.</p>
<p>Bulunduğu yerlerde emniyet önemleri alınmasından hiç hoşlanmazlardı. Bazen etrafındaki emniyet önlemlerini kaldırtır ve &#8220;Bu asil millet bana ne kurşun atar, ne de attırır&#8221; derlerdi.</p>
<p>Fakat bizler onu korumak için her türlü önlemi alırdık. Bütün gittiği yerlerde polis teşkilatı ayrı, gizli emniyet ayrı ve muhafız alay komutanlığı ayrı önlem alırdı. Hatta birçok defalar birbirimize hüviyet (kimlik) sorduğumuz zamanlar olmuştur.</p>
<p>Ayrıca Atatürk&#8217;ün yakın arkadaşları Nuri Conker, Ali Kılıç, Salih Bozok devamlı olarak silah taşırlardı.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün uykusu fevkalade hafifti.</p>
<p>Çanakkale&#8217;de olsun, Sakarya&#8217;da olsun, bütün harplerde, yatağına ceketini çıkarıp elbisesi ile uzanırdı. Çadıra birimizin girmesi ile hemen  gözünü açar, &#8220;Bir şey mi var çocuk&#8221; diye sorardı. Bizlerin herhangi bir haberi, telgrafı vesairesi varsa, onu iletirken yatağından hemen doğrulup onu alırdı. Eğer önemli bir haberse, hemen ayağa kalkar, ceketini giyip hazırlanırlardı.</p>
<p>Reisicumhur olduktan sonra Çankaya ve diğer kaldığımız yerlerde ise kapıyı tıklatmamızla uyanırlar ve aynı suali sorarlardı. Eğer görüşülmesi gereken ciddi bir durum varsa, &#8220;Bir dakika bekle çocuk&#8221; derler ve pantolonlarını giyip üzerlerine ropdöşambırlarını alırlar; sonra bizleri kabul ederlerdi.</p>
<p>Yanlarında 13-14 sene çalışan kimseler bile Atatürk&#8217;ü bir defa olsun pijama ile görmemişlerdir.</p>
<p>Atatürk, poker oyununu çok sever ve çok güzel poker oynarlardı. Oyuna başlarken herhangi birimizden 10 lira isterler ve onunla oyuna girerlerdi. Ekseriya (genellikle) oyunu kazanırlar ve kazandığı paraları ya hemen orada veya ertesi günü sahiplerine ve etraftaki hizmetkârlara dağıtırlardı. Bizden aldığı 10 lira ise, ertesi günü başyaver Celal Bey&#8217;den alınırdı.</p>
<p>Atatürk, herhangi bir yerde kalacakları zaman odasının eşya tanzimini (düzenini) beğenmezlerse, onu bizzat değiştirirler sonra orada kalırlardı.</p>
<p>Pek çok defa, bir gece kalacağımız yerlerde bile, kalacağı odasındaki karyolayı, masa ve iskemleleri, hatta duvardaki resim ve tabloların yerlerini değiştirdiklerine şahit olmuşuzdur.</p>
<p>Bazı geceler saat 11-12 sularında yatacağımız yere gelmiş ve sabah erken ayrılacağımız halde, yine odanın tanzimini en güzel şekilde yaptırmış sonra yatmışlardır. Hakikaten büyük Atatürk&#8217;ün yaptırdığı oda tanzimi (düzenlemesi) pek güzel olur, duvardaki resimler tablolar ve her eşya yerli yerini bulurdu. Bunu hep aramızda konuşurduk.</p>
<p>Toplantılarda, yemeklerde, balolarda bizim kendilerine bir şey söyleyeceğimizi anladıkları zaman hemen başları ile işaret edip yanlarına çağırırlar ve &#8220;Bir şey mi var çocuk&#8221; delerdi. Bize verilen emirlerine göre, çok önemli haber ise biz, &#8220;Evet Paşam&#8221; der, fakat haberi söylemezdik. O zaman, hemen yerlerinden kalkarlar ve salonun kimsesiz bir yerine gelirler ve haberi alıp emirlerini verirlerdi.</p>
<p>Yok önemsiz bir haberse, orada yavaşça yanına yaklaşır, haberi iletirdik.</p>
<p>Hiçbir gün, büyük Atatürk&#8217;ün, &#8220;Bunun için beni sofradan kaldırmaya veya salondan çıkartmaya değer miydi be çocuk&#8221; dediği hatırlanmaz.</p>
<p>Atatürk, gezip dolaşırken yanındakilere birçok şeyler söyler ve emirler verirdi. Bazı olaylarda ise bize göz ucuyla bakarlardı. Biz o bakıştan bunun sonra hatırlatılması gerektiğin anlar ya, &#8220;Başüstüne Paşam&#8221; derdik veya başımızla selam vererek onu hatırlatacağımızın gerektiğini ifade ederdik.</p>
<p>Bu gibi emirlerin ve olayların yazılmasına müthiş kızardı. &#8220;İlkokul talebesi gibi, peşimde yazıp durmayın şunları. Zaten kaç şey hatırlayacaksınız?&#8221; derlerdi. Halbuki bazen 5-6 saat dolaşılır ve hatırlatılması gereken pek çok olayla karşılaşırdık.</p>
<p>Böyle olunca, bizler kendilerine göstermeden bunları not alır, birimiz onun yanında kalırken diğerimiz kaydeder, o gelince diğerimiz aynı işi yapardı.</p>
<p>Kendileri söyledikleri ve emrettiklerini kesin olarak hiç unutmazlardı. Onun için bizler, ne yapar eder bu olayları ve emirlerini kendilerine göstermeden not alırdık. Atatürk sonradan bunları tek tek sorarlar ve gereken emirleri bizlere yazdırırlardı.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong></p></blockquote>
<p>Ben, Atatürk&#8217;ün, en eski yaveri idim. Onunla birlikte Filistin&#8217;de, Çanakkale&#8217;de bulundum. Atatürk, gittiğimiz ve göğüs göğüse muharebelerin olduğu yerlerde bile, gelen ve giden yazılı hiçbir emri, telgrafı ve pusulayı atmamışlar ve bunları zarflatarak saklamışlardı.</p>
<p>Bu evraklar, her gittiğimiz yere, sandıklara, bavullara konularak atlara, katırlara yüklenerek taşınırdı. Atatürk&#8217;ün en kıymetli eşyaları bu evraklardı.</p>
<p>Kimsenin olmadığı ve neşeli oldukları zaman bizleri karşısına alırlar, çocukluk anılarından gençlik anılarına, hiçbir şeyi saklamadan anlatırlardı.</p>
<p>Hatta, bazen bizlere de sorar ve anlatılan anılarımızı gayet nazik bir şekilde dinlerlerdi. Böylece hep beraber yer, içer, eğlenirdik.</p>
<p>Fakat, iş ciddiye gelince şöyle bir kendini toplar ve sanki az önceki insan o değilmiş gibi, birden bir kumandan, bir amir havasına girer; bizler de onun emrinde insanlar olduğumuzu derhal anlardık.</p>
<p>Atatürk çok kibar bir insandı. Kendisiyle görüşmek isteyen herkesle vaktinin elverdiği ölçüde görüşmek isterlerdi.</p>
<p>Gelen ziyaretçilere bir şey ikram edileceği zaman bir defa zile basarlar ve bizi içeri emrederlerdi. Eğer gelenin ziyareti bitmiş ise zile iki defa basarlar ve bizlere herhangi bir randevularının olup olmadığını sorarlardı. O zaman ziyaretçi bu kırıcı olmayan uyarıyı anlar ve hemen izin alıp yanlarından ayrılırlardı.</p>
<p>Bir şey isteyecekleri zaman isteklerini, &#8220;Bir kahve yaptırır mısınız?, Bir bardak su getirtir misiniz?&#8221; şeklinde yapardı. Hiçbir gün yanında çalışan er veya garsonlara değişik şekilde bir istekle emredip arzusunu belirtmemişlerdir.</p>
<p>Çok sinirlendiği zamanlar bile küfretmezlerdi. En ağır küfürleri; mendebular, beyinsizler, kafasızlardı. Daha çok kızarlarsa, hayvan herifler diye çıkışırlardı.</p>
<h6><em>Muzaffer Kılıç: Atatürk&#8217;ün Filistin&#8217;den Çanakkale&#8217;den beri yaveridir. Atatürk&#8217;le birlikte Samsun&#8217;a çıkmış ve onun en sıkıntılı günlerinde yanında bulunmuştur. Atatürk Reisicumhur olduktan sonra da onun yaveri olmaya devam etmiş, sonra Giresun Milletvekili olup Meclis&#8217;te Ata&#8217;nın ölümüne kadar onunla birlikte çalışmıştır.</em></h6>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç ve Halil Nuri Yurdakul&#8217;dan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışma Yöntemi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/calisma-yontemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 17:44:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ayın Tarihi Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimiyet-i Milliye]]></category>
		<category><![CDATA[içki]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[rejim]]></category>
		<category><![CDATA[rjim]]></category>
		<category><![CDATA[Ruşen Eşref Ünaydın]]></category>
		<category><![CDATA[seferberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Ulus Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2570</guid>

					<description><![CDATA[Vereceğiniz emrin yerine getirilmesinden emin olmak istiyorsanız, ta gerçekleşeceği ana kadar kendiniz onun başında bulunmalısınız. 1918, Ruşen Eşref&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vereceğiniz emrin yerine getirilmesinden emin olmak istiyorsanız, ta gerçekleşeceği ana kadar kendiniz onun başında bulunmalısınız.</p>
<blockquote><p><strong>1918, Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Düşündüklerimi uygulayabilmek için hazırlıkları sürdürüyorum. Düşünceyle ilgili hazırlıklar, seferberlikte davul, zurnayla asker toplamaya benzemez. Bu işte, alçakgönüllü, uysal olmak fakat karşındakine içtenlikle davrandığını hissettirmek, sabırla çalışmak gerekir.</p>
<blockquote><p><strong>10 Aralık 1919, Ulus Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben ulusumun ve en büyük atalarımın en değerli miraslarından olan bağımsızlık aşkıyla yaratılmış bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar aile, özel ve resmi yaşamımın her evresinde tanık olanlar bu aşkımı bilirler. Bence, bir ulusta şerefin, saygınlık, namus ve insanlığın var olabilmesinin ve süre gitmesinin, o ulusun kesinlikle özgürlük ve bağımsızlığını elinde bulundurmasıyla gerçekleşme olanağı vardır. Ben kendim bu saydığım niteliklere çok önem veririm; ve bu niteliklerin kendimde bulunduğunu ileri sürebilmek için, ulusumun da aynı nitelikleri olmasını başlıca koşul sayarım. Ben yaşayabilmek için, kesinlikle, bağımsız bir ulusun çocuğu kalmalıyım. Bu nedenle ulusal bağımsızlık bence bir yaşam sorunudur. İnsanlığı oluşturan ulusların her biriyle uygarlık gereğinden olan ve ulus ve ülkenin yararlarının gerektirdiği dostluk ve siyaset ilişkilerine titizlikle değer veririm. Ancak benim ulusumu köle etmek isteyen herhangi bir ulusun, bu isteğinden vazgeçinceye kadar acımasız bir düşmanı kesilirim.</p>
<div>
<blockquote><p><strong>Nisan 1921, Ankara Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Adı geçen bazı gazetelerin hastalığımdan söz etmelerinin anlamı açıktır. Görüyorsunuz ki sağlığım çok iyi. Ölüme doğru en çok atılanlardan biriyim. Kurşun ve gülle yağmuru altında bir çok savaşa katıldım. Hatta ölüm bir keresinde kalbimin yanından sıyırarak geçti. Kalbimin üzerinde bir saat vardı; ve bu saat mermi parçasının şiddetini kesti. Sağlığım tamamiyle yerinde,gücüm de gelişmekte. Ölmeye hiç niyetim yok.</p>
</div>
<blockquote><p><strong>12 Mayıs 1928, Hakimiyet-i Milliye</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Çok söz, uzun söz, bir şey için söylenir: Gerçeği anlamayanları, gerçeğe ulaştırmak için. Ben bu dönemlerden geçtim.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1928, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bu ulus, bu ülke, yeni rejimiyle dünyanın en akla uygun bir varlığı olacaktır. Ben bunu gözlerimle görmeden ölmeyeceğim.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1929, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bahtın ne olduğunu bana soruyorsunuz; bahtın temeli uygulanması olanaklı olan işlerde düşünüp taşındıktan sonra işe başlamaktır. Komutan olan bir kimsenin kesin bir kararlılıkla fırsatlar kaçırmaması gerekir. Aynı zamanda akla uygun olan şeyleri uygulaması gerekir. Değişimlerin yerleşmiş ve belirli kuralları yoktur. Şu kadar var ki, etkinlik halinde bulunanlara kolaylık sağlar.</p>
<blockquote><p><strong>23 Mart 1930, Ayın Tarihi Dergisi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi yetmez. Ne olursa olsun, ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi gerekir.</p>
<div>
<blockquote><p><strong>1930, Öğrencilere bir hitabe</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Şu anda düşünürsünüz ki, verilmiş bir kararım varken onu neden hemen uygulamıyorum. Verilen kararın yerinde olduğuna inanmak için durumun bütün yönlerini incelemek gerekir. Uygulamaya geçtikten sonra:<br />
&#8211; Keşke sorunu başka bir yönden de incelemiş olsaydım, belki başka bir çıkar yol bulurdum. Belki de kan dökmeye, canlar yakmaya yol açabilecek önlemlere gerek kalmazdı, gibi kararsızlıklara düşülmemelidir. Çünkü böyle bir duraksama, karar verenin vicdanında öylesine kanayan bir nokta halinde kalır ki, düşüncesinin doğruluğundan kuşkulanır. Bu kuşkular, bu kalp işkenceleri karar veren kişinin kendisinde olmasa bile, akıllı olanlarca öyle yorumlanırsa, bu da bir güçsüzlük etkeni olur.</p>
<blockquote><p><strong>10 Aralık 1939, Ulus Gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben bir işte nasıl başarılı olacağım diye düşünmem. O işe neler engel olur diye düşünürüm. Engelleri kaldırdın mı, iş kendi kendine yürür.</p>
<blockquote><p><strong>10 Kasım 1949</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Her gün, sabah, akşam, gece, uygun bir zaman bulduğunuzda, bir çeyrek, yarım saat, ne kadar vakit ayırabilirseniz kendi içinize çekilin, o gün yaptığınız işi göz önünden ve düşüncelerinizin tartısından geçirin; ne ettiğinizi, ne işlediğinizi her gün bir kez yoklayın. Bu yolla varacağınız sonucun ne denli yararlı olacağını bilemezsiniz.</p>
</div>
<blockquote><p><strong>16 Haziran 1955, Ulus</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Benim adım çok içer diye çıkmıştır. Gerçekten ben öteden beri içerim. Fakat istediğim zaman içkiyi keserim; görevim sırasında bir damla içmem. Yurt işlerine içki karıştırmam. İçki sadece benim keyfim içindir. İçki yüzünden görevimi bir an aksattığımı hatırlamıyorum. Daha gençken, manevralara çıkılmadan önce, dostlarla sohbete dalarak, sabaha yakın zamanlara kadar içsek bile, ben bazen uyumadan, saatinde görevim başına gider, görülecek işi bir dakika geri bırakmazdım. İçki ve görev iki ayrı şeydir. Birbirini etkileyebilecek durumlarda görevi elbette keyfe yeğ tutmalı, içkiyi ne yapıp yapıp kesmeli.</p>
<blockquote><p><strong>26 Haziran 1955, Ulus</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben her türlü bağdan uzağım. Genel yaşamdaki görevlerime gereken zaman ve enerjiyi ayırabiliyorum. Kendi özel yaşamıma istediğim akışı verebiliyorum. Göreneğin ve protokolün esiri değilim.</p>
<blockquote><p><strong>Gördüklerim ve Çektiklerim, Ahmet Emin Yalman</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>&#8220;En büyük eseriniz hangisidir&#8221; sorusuna cevap: Benim yaptığım işler birbirine bağlı ve gerekli olan şeylerdir. Fakat bana yaptıklarımı değil yapacaklarımı sorunuz.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ten Hatıralar, Afet İnan</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
