<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hilmi Yücebaş &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/hilmi-yucebas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 11:55:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Hilmi Yücebaş &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk&#8217;e Bir Köylünün Yanıtı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturke-bir-koylunun-yaniti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 10:06:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[balkan milletleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hilmi Yücebaş]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı devleti]]></category>
		<category><![CDATA[ruslar]]></category>
		<category><![CDATA[türk milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5374</guid>

					<description><![CDATA[Türk milleti tarihi boyunca büyük savaşlar kazanmış, ülkeler fethetmiş ve sayısız devletler kurmuştur. Ancak, tarihte bunları başarıp da&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk milleti tarihi boyunca büyük savaşlar kazanmış, ülkeler fethetmiş ve sayısız devletler kurmuştur. Ancak, tarihte bunları başarıp da kendisini unutan, başarılarından başka ulusları yararlandıran, “Nasıl olsa bu bende, bundan bana kötülük gelmez.” mantığıyla kendisinden olanı ihmal eden, yoksulluğa ve cehalete mahkûm eden, kendisine itaat etmeyeceğini veya kendisinden ayrılacağını düşündüğü azınlıklara ise varını yoğunu yediren başka bir millet de  yoktur.</p>
<p>Ne yazıktır ki bu hatamızı Osmanlı Devleti’nin son döneminde azınlıkların içlerinde sopayla kovulup Anadolu’ya döndüğümüzde anladık. Oysa seferlerin tüm yükünü mal ve canlarıyla Türkler taşırken azınlıklar hayatın tadını ç ıkarmışlar ve ekonomik yönden güçlenmişlerdir. Ama o Anadolu ki bütün bunlara rağmen kucak açmasını bildi. ATATÜRK “Onun içindir ki Türkiye’ye ve Türklüğe karşı olan görevlerimiz bitmemiştir.” diyor. Aşağıdaki anekdot Türklüğün ihmal edilmişliğini yansıtması bakımından anlamlı bir örnektir:</p>
<p>Tarihimiz sayısız savaşlarla doludur. Biz bu savaşlardan baş kaldırıp ne memleketi imar edebilmişiz, ne de kendimiz refaha kavuşmuşuzdur. Bu bizim suçumuz olduğu kadar düşmanlarımızın da suçudur. Çünkü başta Ruslar olmak üzere düşmanlarımız hep şöyle düşünürlerdi:</p>
<p>-Türklere rahat vermemeli ki, başka sahalarda ilerleyemesinler&#8230;</p>
<p>Bunun için de sık sık başımıza belâlar çıkarırlar, savaşlar açarlar, Balkan milletlerini “istiklâl” diye kışkırtırlardı.</p>
<p>Biz böyle durmadan savaşırken de o zamanlar askere alınmayan gayrimüslimler zenginleşirlerdi.</p>
<p>Onların neden zengin, bizim neden fakir kaldığımızı bir köylü, ATATÜRK’e verdiği kısa bir cevap ile çok güzel açıklamıştır.</p>
<p>ATATÜRK, Mersin’e yaptığı seyahatlerden birinde, şehirde gördüğü büyük binaları işaret ederek sormuş:</p>
<p>-Bu köşk kimin?</p>
<p>-Kirkor’un&#8230;</p>
<p>-Ya şu koca bina?</p>
<p>-Yargo’nun&#8230;</p>
<p>-Ya şu?</p>
<p>-Salomon’un&#8230;</p>
<p>ATATÜRK biraz sinirlenerek sormuş:</p>
<p>-Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz? Toplananların arkalarında bir köylünün sesi duyulur:</p>
<p>-Biz mi nerede idik? Biz Yemen’de, Tuna boylarında, Balkanlar’da, Arnavutluk dağlarında, Kafkaslarda, Çanakkale’de, Sakarya’da savaşıyorduk paşam&#8230;</p>
<p>ATATÜRK bu anısını naklederken:</p>
<p>-Hayatımda yanıt veremediğim tek insan bu ak sakallı ihtiyar olmuştur, der dururdu.</p>
<p><em>Yücebaş; s. 55-56. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şimdi Konuşabiliriz</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/simdi-konusabiliriz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 06:15:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve mussolini]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün anıları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hilmi Yücebaş]]></category>
		<category><![CDATA[Mussolini]]></category>
		<category><![CDATA[rasim özden]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası ilişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5323</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK uluslararası barışın korunmasına büyük önem verir ve komşularımızla dostluk ilişkisi kurulmasına özen gösterirdi. Fakat saldırgan bir tutum&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK uluslararası barışın korunmasına büyük önem verir ve komşularımızla dostluk ilişkisi kurulmasına özen gösterirdi. Fakat saldırgan bir tutum içerisinde olan ve topraklarımız üzerinde hak iddia edenlere karşı da onların anlayabilecekleri dilde cevap vermekten tereddüt etmemiş, toprak bütünlüğümüz ve bağımsızlığımız için savaşmaktan asla kaçınmayacağını göstermiştir. Aşağıdaki anekdot da buna güzel bir örnektir:<br />
Mussolini’nin Akdeniz illerimize göz diktiği sıralardaydı. İtalyan elçisi, ATATÜRK’e Mussolini’nin bazı isteklerini söylemişti. ATATÜRK bu sözleri bir süre dinledikten sonra:<br />
-Birkaç dakika sonra konuşalım, diyerek başka odaya geçti. Döndüğü zaman asker elbisesi üzerindeydi.<br />
-Şimdi istediğiniz gibi konuşabiliriz sayın elçi dedi.<br />
<strong>Rasim Özden</strong></p>
<p><em>Yücebaş; s. 60.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hacer Nine</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/hacer-nine-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2020 00:50:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[aka gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve hacer nine]]></category>
		<category><![CDATA[duatepe muharebesi]]></category>
		<category><![CDATA[gazi paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Hilmi Yücebaş]]></category>
		<category><![CDATA[Türk kadını]]></category>
		<category><![CDATA[Yemen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5245</guid>

					<description><![CDATA[Türk kadını vatana hizmette, asla erkeğinden geri kalmamış, hatta ondan ileri olmuştur. Göz bebeği evlâtlarını vatan uğrunda şehit&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk kadını vatana hizmette, asla erkeğinden geri kalmamış, hatta ondan ileri olmuştur. Göz bebeği evlâtlarını vatan uğrunda şehit vermeyi şereflerin en yücesi kabul edip, acılarını içine gömmesini bilmiştir. O, kimi zaman kocasını ve evlâtlarını cepheye gönderip evinin nafakasını tek başına çıkaran, kimi zaman cephane taşıyan, kimi zaman yaralıların yaralarını saran, kimi zaman da cephede bizzat savaşan kahramanlık, sevgi ve şefkatin temsilcisi Türk anasıdır.</p>
<p>Aşağıdaki anekdotun kahramanı “Hacer Nine” kocasını, evlâtlarını ve torunlarını şehit vermiş, şehitlerin sevgisini, ATATÜRK sevgisiyle özdeşleştiren yüce Türk kadınının temsilcisidir. O Türk kadını ki vefa, sevgi,duygu, özveri ve akıl ile beslenen sağduyusu ve sezgisi ile ATATÜRK’ün Türk ulusunun yüce değerlerini kişiliğinde temsil ettiğini görmüş, oğul, kardeş, anne, baba ve millet sevgisini onun şahsında yüceltmiştir:</p>
<p>Hacer Nine yine bunalmıştı. İçi içine sığmıyordu. Beş gözlü evinin içi yine birkaç gündür zindan kesilmişti. Düşündükçe yüreği yerinden kopuyordu. Yetmiş yaşındaki bu kimsesizlik ona büsbütün koymuştu.</p>
<p>Kocasını Yemen’de kaybetmişti. Bir oğlu Balkanlar’da, ikisi de çöllerde kalmıştı. Bir gelini ile üç torunu vardı. Gelini hastalıktan öldü, torunlarının biri de Büyük Muharebe’de şehit düştü. Birisi İkinci İnönü’den dönmedi.</p>
<p>En son torununu da Sakarya’ya gönderdi. Bir gün haber aldı ki en son delikanlısı da Duatepe Muharebesi’nde öteki ağalarının yanına göçüp gitmişti.</p>
<p>Çok ağladı. Fakat, Sakarya Savaşı kazanıldı haberi gelince ağlaması durdu, gülmeye başladı.</p>
<p>Ondan sonra vakit vakit böyle bunalırdı. Ve her bunalışında çarıklarını çeker, değneğini alır, Ankara’nın yolunu tutardı. Bu sefer de öyle yaptı. Saatlerce yürüdükten sonra ikindide Ankara’ya geldi, doğruca gitti, Büyük Millet Meclisinin kapısı önünde durup çömeldi.</p>
<p>Aradan biraz vakit geçti, sordular:</p>
<p>-Nine, ne istiyorsun?</p>
<p>-Hiç, hiçbir şey.</p>
<p>-Ya neden burada duruyorsun?</p>
<p>-Onun gözlerini görmek için çıkmasını bekliyorum.</p>
<p>-O dediğin kim?</p>
<p>-Gazi Paşa.</p>
<p>Sonunda hikâyesini anlattı ve dedi ki:</p>
<p>-İşte böyle, ara sıra çok bunaldıkça buraya gelirim. O, Millet Meclisinden çıkarken gözlerine bakarım. Mavi gözbebeklerinde bütün şehitlerimin gözlerini görür gibi olurum. Sonra içime bir ferahlık dolar, kalkar köyüme giderim.</p>
<p>İşte siperlerde evlât, torun gömmüş Türk ninesi buna derler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Aka Gündüz</strong></p>
<p><em>Yücebaş; s. 75-76.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genelgeyle İnkılap Olmaz!&#8230;</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/genelgeyle-inkilap-olmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2020 13:35:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[1924]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk İnkılapları]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaşlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Hilmi Yücebaş]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[inkılap]]></category>
		<category><![CDATA[padişah]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5147</guid>

					<description><![CDATA[Çağdaşlaşma yönünde sağlıklı bir değişimi gerçekleştirebilmek, kararlı ve bilinçli bir mücadeleyi gerektirir Değişimin gerekçesi ve sağlayacağı yararlar halka&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çağdaşlaşma yönünde sağlıklı bir değişimi gerçekleştirebilmek, kararlı ve bilinçli bir mücadeleyi gerektirir Değişimin gerekçesi ve sağlayacağı yararlar halka anlatılabildiği ölçüde değişimde beklenen başarı sağlanabilir. Kendi yararına da olsa insanın doğasında değişime direnmek vardır .Bu direnme ancak değişim ihtiyacı iyi anlatılarak yok edilebilir. Sağlıklı ve düzenli bir bilgilendirme sistemi oluşturmadan emir ve yasaklarla toplumu kısa sürede eski alışkanlıklarından kurtarmak mümkün değildir.</p>
<p>Türk halkını cehalet ve yoksulluktan kurtarıp çağdaş uygarlığa taşıyacak olan devrimlerin mimarı ATATÜRK, her insanda farklı ölçülerde de olsa yeniliğe ve değişime karşı direnme duygusunun olduğu gerçeğiyle hareket etmiştir. Bu nedenle o, Anadolu’yu karış karış gezerek yaptığı devrimlerin sağlayacağı yararı halka anlatmış ve tüm devlet görevlilerinin de bu yönde yılmadan çaba göstermeleri için çok çalışmıştır. Ama ne yazık ki ATATÜRK döneminde ve sonrasında yönetenler ve aydınlar aynı enerjiyi kendilerinde görememişlerdir. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ün bu yöndeki ikazlarını yansıtan güzel bir örnektir:</p>
<p>1924 ilkbahar aylarında idi. Erzurum ve Pasinler’de depremde birçok köy yıkılmıştı. ATATÜRK, yıkılan köyleri bizzat görmek için Pasinler’e gelmişti. Zarar gören o civar köylerinin halkı Pasinler’e toplanmıştı. Rahmetli ATATÜRK de zarar gören halkla görüşmek için okulun önündeki meydanlığın bir köşesinde emrindekilerle birlikte oturmuştu. O zaman Pasinler’in ihtiyar bir kaymakamı, genç bir yazı işleri kâtibi vardı. ATA, önce kaymakamla yapılacak işler üzerinde görüştü, sonra etrafını çeviren halkın içinden ihtiyar bir köylüyü çağırdı:</p>
<p>-Depremden çok zarar gördün mü baba? diye sordu. Bu ani ve beklenmedik soru karşısında ihtiyar şaşırdı, kollarını göğsüne bağladı, boynunu büktü; bir şeyler söylemek istedi. ATA, ihtiyarın şüphesini görünce, tekrar sordu:</p>
<p>-Hükûmet sana kaç lira verse zararını karşılayabilirsin?</p>
<p>İhtiyar, yöre şivesiyle:</p>
<p>-Valle padişeh bilir! dedi.</p>
<p>ATATÜRK gülümsedi ihtiyarın ne demek istediğini tamamen anlamıştı. Yumuşak bir sesle:</p>
<p>-Baba, padişah yok! Onları siz kaldırmadınız mı? Söyle bakalım, zararın ne?</p>
<p>İhtiyar tekrar etti:</p>
<p>-Padişah bilir.</p>
<p>Bu cevap karşısında ATATÜRK’ün yüzünün hatları aniden değişti. Kaşlarını çattı ve kaymakama döndü:</p>
<p>-Siz daha inkılâbı yaymamışsınız! dedi.</p>
<p>Bir anda dona kalan kaymakamın imdadına yetişmek ister gibi genç yazı işleri kâtibi öne atıldı. Ve görevini başarmış insanlara özgü bir ağırbaşlılıkla:</p>
<p>-Köylere genelge yolladık Paşam, dedi.</p>
<p>ATATÜRK’ün fırtınalı yüzü daha çok karıştı: -Oğlum, dedi, genelgeyle inkılâp olamaz !&#8230;</p>
<p><em>Yücebaş; s. 169-170. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;e Hakaret Eden Köylü</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturke-hakaret-eden-koylu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2020 22:35:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve köylü]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'e hakaret eden köylü]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün nükteleri-fıkraları-hatıraları]]></category>
		<category><![CDATA[Hilmi Yücebaş]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul 1983]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4927</guid>

					<description><![CDATA[Kendine ve halka yabancı, gerçeklerden uzak insanların, yaşadığı topluma hizmetleri çoğu zaman yararsız olur. Hatta bu nitelikteki insanların,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kendine ve halka yabancı, gerçeklerden uzak insanların, yaşadığı topluma hizmetleri çoğu zaman yararsız olur. Hatta bu nitelikteki insanların, devlet adına hizmet yapmaları durumunda halkta, yöneticilerin şahsında devlete olan güvenin sarsılması gibi çok olumsuz bir anlayışın doğmasına da neden olabilir. Böyle bir durum yönetenleri halkın gücünden yoksun bırakacağından ülkenin geri kalmasına neden olur. Devleti güçlü yapan halkın desteğidir. ATATÜRK’ün gücü de buradan gelmektedir.<br />
Devletin varlık nedeninin halk olduğu gerçeğini iyi bilen ATATÜRK; vatandaşlardan gelen tepkilere duygusal yaklaşmazdı. Kendisini daima tepki gösteren kişilerin yerine koyarak olayın gerisinde yatan nedenleri araştırır ve kararını ondan sonra verirdi. Devlet yönetiminde görev alanların da kendilerini mutlaka vatandaşın yerine koymalarını, kendilerine nasıl hizmet verilmesini istiyorlarsa kendilerinin de vatandaşa aynı anlayışla hizmet vermelerini isterdi. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ün halka hizmet edenlerin nasıl bir anlayışa sahip olmaları gerektiği yönündeki düşüncelerini yansıtması açısından önemlidir:<br />
ATATÜRK’e hakaretten sanık bir köylü hakkında kovuşturma yapılıyordu. Durumu ATA’ya arz ettiler:<br />
-Mahkemeye veriyoruz, dediler, size küfür etmiş.<br />
ATATÜRK sordu:<br />
-Ben ne yapmışım ona?<br />
Soruşturma evrakını inceleyenler açıkladılar:<br />
-Gazete kâğıdı ile sardığı sigarayı yakarken kâğıt tutuşmuş da ondan.<br />
ATATÜRK’e bunu söyleyen bir bakandır. ATA sormuş:<br />
-Siz hiç gazete kâğıdı ile sigara içtiniz mi?<br />
-Hayır&#8230;<br />
-Ben Trablus’ta iken içmiştim. Pek berbat şey. Köylü bana az küfretmiş. Siz bunun için mahkemeye vereceğinize, ona insan gibi sigara içmeyi sağlayınız.</p>
<p>Bu fıkrayı Şükrü Kaya’dan Hikmet Feridun Es nakletmiştir.</p>
<p><em>Hilmi Yücebaş; Atatürk’ün Nükteleri-Fıkraları-Hatıraları, İstanbul, 1983, s. 87-88. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asla Bolşevik Olmayacağız</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/asla-bolsevik-olmayacagiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Nov 2019 13:52:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[Asla Bolşevik Olmayacağız]]></category>
		<category><![CDATA[bolşeviklik]]></category>
		<category><![CDATA[bolşevizm]]></category>
		<category><![CDATA[Ekselans]]></category>
		<category><![CDATA[gazi paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Hilmi Yücebaş]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Rus]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4451</guid>

					<description><![CDATA[Hilmi Yücebaş anlatıyor: Ankara&#8217;nın Şubat Ayı&#8217;na tesadüf eden oldukça soğuk ve karlı bir geceydi. Ankara Kulübü&#8217;nde bir balo&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hilmi Yücebaş anlatıyor:</p>
<p>Ankara&#8217;nın Şubat Ayı&#8217;na tesadüf eden oldukça soğuk ve karlı bir geceydi. Ankara Kulübü&#8217;nde bir balo tertip edilmişti. O zamanın bütün mümtaz simaları oradaydılar. Saat henüz 12&#8217;ye gelmemişti. Herkesin kalbinde ani bir heyecan uyandıran mesut bir haber baloya yayıldı:</p>
<p>&#8220;Gazi Paşa baloya geliyorlar!&#8221; Rus Sefarethanesi&#8217;nde imişler, oradan baloya geliyorlar. O zamanki Rus sefiri de baloya gelmişti. Bir aralık sefir, salonun ortasına doğru ilerlemekte olan Gazi&#8217;ye yaklaşarak Fransızca:</p>
<p>&#8220;Ekselans, sizi çok seviyorum, hürmetim sonsuzdur. Çünkü müşterek bir gaye uğrunda varlığını kurtarmaya çalışan milletleriz. Türkiye&#8217;nin en büyük halaskarı ve banisi olan sizi müsaade ederseniz bir kere öpmek şerefini kazanabilir miyim?&#8221;</p>
<p>Atatürk evvela gülerek elini uzattı, sonra da elçiyi öptü. Büyük ve kıymetli Atatürk bu çeşit eğlence yerlerinde dahi memleketin menfaat ve siyasetini göz önünden bir an uzak tutmazdı. Onun için bütün yabancı gazete muhabirlerinin huzurunda şu cümlelerle sefirin sözlerini cevaplandırdı.</p>
<p>&#8220;Ekselans, gösterdiğiniz sevgi hareketinden ve sözlerinizden çok mütehassıs oldum. Teşekkür ederim. Bu iki millet ilelebet dost kalmalıdır. Yalnız şuna dikkat ediniz, her zaman dost olma arzumuza rağmen asla Bolşevik olmayacağız!&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
