<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hasan Rıza Soyak &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/hasan-riza-soyak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 29 Aug 2020 13:13:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Hasan Rıza Soyak &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Büyük İskender</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/buyuk-iskender/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2020 13:13:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Büyük İskender]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hasan Rıza Soyak]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Napolyon]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Selanik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Sümerbank Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük İskender]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Rıza Soyak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=6034</guid>

					<description><![CDATA[İskender’in doğum yerinin de Selânik civarı olduğu kendisine hatırlatıldığı zaman söyledikleri: Mukayese burada sona erer. İskender dünyayı fethetmişti.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İskender’in doğum yerinin de Selânik civarı olduğu kendisine hatırlatıldığı zaman söyledikleri: Mukayese burada sona erer. İskender dünyayı fethetmişti. Ben böyle bir şey yapmadım! O dünyayı istilâ edeyim derken kendi vatanını unutmuştu. Ben vatanımı hiçbir zaman unutmayacağım!</p>
<blockquote><p>(Hasan Rıza Soyak, Sümerbank Dergisi, Cilt: 4, Sayı: 41, 1964, s. 151)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnkılapçı Türkiye</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/inkilapci-turkiye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 13:40:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hasan Rıza Soyak]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraflarla Atatürk ve Atatürk’ün Hususiyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Rıza Soyak]]></category>
		<category><![CDATA[İnkılapçı Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5680</guid>

					<description><![CDATA[Efendiler! Size şunu söyleyeyim ki, inkılâpçı Türkiye Cumhuriyeti’ni benim şahsımla var zannedenler çok aldanıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti, her mânası&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Efendiler! Size şunu söyleyeyim ki, inkılâpçı Türkiye Cumhuriyeti’ni benim şahsımla var zannedenler çok aldanıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti, her mânası ile, büyük Türk milletinin öz ve aziz malıdır. Kıymetli evlâtlarının elinde daima yükselecek, ebediyen yaşayacaktır.</p>
<p><em>(Hasan Rıza Soyak, Fotoğraflarla Atatürk ve Atatürk’ün Hususiyetleri, 1965)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vatan İçin</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/vatan-icin-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 09:42:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün millet sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Bayar]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Kutay]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Rıza Soyak]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma planı]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan İçin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5359</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK’ün millet sevgisini tanımlamak en zor şey olsa gerektir. Kendi varlık nedenini vatanı ve milletine bağlayan, bireysel beklentileri&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK’ün millet sevgisini tanımlamak en zor şey olsa gerektir. Kendi varlık nedenini vatanı ve milletine bağlayan, bireysel beklentileri olmayan ender şahsiyetlerden biridir. Yaptıklarını asla yeterli görmemiş ve milletine karşı kendisini hep borçlu hissetmiştir. Bu nedenle hayatının son anlarında bile Türk milleti için bir şeyler yapmak çabasında olmuş, doktorların sağlığıyla ilgili uyarılarına rağmen yurt sorunlarıyla ilgilenmekten kendisini alıkoymamıştır. Oysa hastalık içini kemirmekte, tarif edilemez acılar çekmekte ve ölüm adım adım kendisine yaklaşmaktadır. Bu ne biçim vatan sevgisidir ki ölüm acılarını bile bastırmaktadır. Aşağıdaki anekdot bu sevgiyi bir nebze olsun yansıtmaktadır:</p>
<p>Ölümünden otuz altı gün önce, birinci komadan sonra Başbakan Celal Bayar, hastalığı süresince yaptığı hafta sonu ziyaretinde, beraberinde hazırlığı tamamlanmış Üçüncü Beş Y ıllık Kalkınma Plânı dosyasıyla gelir. Doktorlar, zaman alan ciddî konularla ilgilenmesini kesinlikle yasaklamışlardır. Başbakan, bir iki temel konuda fikrini öğrenme ihtiyacındadır. Doktorları en çok beş dakika izin verdiler.</p>
<p>Bundan sonrasını Celal Bayar şöyle anlatır:</p>
<p>“Sanki hasta değil, rahat bir uykudan yeni kalkmış gibiydi. Elimdeki dosyanın ne olduğunu sordu:</p>
<p>Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Plânı’nın son şekli, ATATÜRK, dedim.</p>
<p>Eliyle işaret etti:</p>
<p>-Şöyle, yanıma otur da anlat.</p>
<p>Şezlongunu yükseltmelerini ve arkasına bir yastık konulmasını istedi. Göreceği yakınlıkta oturdum. Dinledikçe alâkası artıyordu. Verilen beş dakika geçmişti. Genel Sekreteri Hasan Rıza’nın bana bunu hatırlatmak için içeri girdiğini hissetti.</p>
<p>-Gel Soyak, sen de dinle, başbakan çok güzel şeyler anlatıyor, dedi.</p>
<p>Sadece başlıkları okuyor, birkaç cümle ile o bahsi tamamlıyordum. Öğrenmek istediklerimi de öğrenmiştim. Yakın gelecekleri okurcasına:</p>
<p>-Ufukta, yeni bir dünya savaşının bulutları var. Acele edin. Bunların çoğu ordu ve halk ihtiyaçları için şart olan tesisler, Allah muvaffak etsin, acele edin, dedi.</p>
<p>Bunları söyleyen insan birkaç gün önce komadan çıkmıştı. Sağlığı ile ilgili tek kelime etmedi. Bir hafta sonraki ziyaretimde, yaklaşan Cumhuriyet Bayramı kutlaması ve 1 Kasım’da toplanacak Meclis açış konuşması üzerinde görüştü, direktiflerini verdi. Bu son dilekler, ilk günler ile tam bir ahenk hâlindeydi. Bunun için nefsini asla zorlamıyordu. Olayları taşıdıkları önem derecesine göre tasnif etme bahsindeki o emsalsiz kudretiyle millet ve vatanı için, hayata veda anına kadar hizmetine devam etti.</p>
<p><strong>Celal Bayar</strong></p>
<p><em>Kutay; s. 90-91. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Hatıra</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/bir-hatira/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2020 13:47:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[ankara 1989]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk konya'da]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve inkılap]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Rıza Soyak]]></category>
		<category><![CDATA[inkılapçı türkiye cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[konya valisi izzet bey]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet önder]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[milli vazife]]></category>
		<category><![CDATA[Refik Koraltan]]></category>
		<category><![CDATA[vali konağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5153</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK, Türk ulusunun başarılarının kendisine mal edilmesine daima karşı ç ıkmıştır. Büyük olanın kendisi değil Türk ulusu olduğunu,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK, Türk ulusunun başarılarının kendisine mal edilmesine daima karşı ç ıkmıştır. Büyük olanın kendisi değil Türk ulusu olduğunu, tüm başarıların onun eseri olduğunu, başarıların kendisine bağlanarak ulusu küçük düşürmeye kimsenin hakkı olmadığını birçok kez dile getirmiştir. ATATÜRK bu yaklaşımlarıyla, Türk ulusunun yeteneklerinden şüphe etme hakkının kimsede olmadığını, kendini övme ve yüceltme adına da olsa bu tür anlayışlara karşı müsamaha gösteremeyeceğinin altını çizmiştir. Gerçekten ATATÜRK’ün kendisi Türk ulusunun büyüklüğünün bir göstergesidir. Büyük insanlar, ancak büyük uluslardan çıkar. “Bir Hatıra” ile “Hangi Şan, Hangi Şeref?” başlıklı anekdotlar ; Türk ulusunun büyüklüğünü anlamakta zorluk çekenlere ATATÜRK’ün gösterdiği tepkiyi yansıtan öğüt alınması gereken örneklerdir:</p>
<p>Konya Valisi İzzet Bey, bugün Vali Konağı olarak kullanılmakta olan köşkte ATATÜRK onuruna bir ziyafet vermiş, yemeğe Konya milletvekilleri de davet edilmişti. Yemekte Millî Mücadele’den söz açılmıştı. Tatlı bir sohbet vardı ve ATATÜRK çok neşelenmişti. Bu esnada milletvekillerinden Refik Bey (Refik Koraltan) ATATÜRK’e hitaben; “Her şeyi yapan sensin, bütün varlığımızı sana borçluyuz; sen olmasaydın, başka hiç kimse, hiçbir şey yapamazdı. Allah seni başımızdan eksik etmesin&#8230;” dedi.</p>
<p>ATATÜRK’ün neşesi kaçmış bunalmaya başlamıştı; bahsi kapatmak istedi:</p>
<p>“Beyefendi bütün yapılanlar, herkesten önce büyük Türk milletinin eseridir; onun başında bulunmak bahtiyarlığına ermiş bulunan bizler ise, ancak onun şuurlu fedakârlığı sayesinde fikir ve iman birliği içinde ortak vazife görmüş, öylece başarı kazanmış insanlarız. Hakikat bundan ibarettir.” dedi.</p>
<p>Refik Bey, “Paşam bu kadar yüksek tevazua tahammülümüz yoktur.” diye atıldı.</p>
<p>ATATÜRK artık iyice sinirlenmişti; sesini biraz yükselterek cevap verdi:</p>
<p>“Efendim; izin veriniz&#8230; Ortada tevazu filân yok&#8230;</p>
<p>Gerçeğin ifadesi vardır. Size bir şeyi hatırlatacağım; elbette dikkat etmişsinizdir; ben karşımıza çıkan sorunlar hakkında, her zaman uzun uzadıya  konuşur, istişarelerde bulunurum; herkesi konuşturur ve dinlerim. İtiraf edeyim ki, konuşulacak sorunların çözüm şekilleri hakkında doğru ve detaylı bir fikre sahip olmadan müzakerelere girdiğim olmamıştır; bu konularda, ancak arkadaşlarımı yani sizleri dinledikten sonradır ki kanaate varmışımdır. Yani tatbikatta olduğu gibi, verilen kararlarda da hepinizin hissesi vardır; bunu bilesiniz.”</p>
<p>Biraz sustuktan sonra devam etti:</p>
<p>“Şimdi mevzuun asıl ince noktasına geliyorum. Beyefendi, içeride ve dışarıda şahsıma karşı suikastler tertip edilmesinin sebep ve hikmeti nedir, hiç düşündünüz mü? Bu tertiplerin peşinde koşanların benimle şahsî bir alıp verecekleri mi vardır? Hayır! İntikam hissiyle mi hareket ediyorlardır? O da değil&#8230; O hâlde neden beni ortadan kaldırmak istiyorlar?&#8230;</p>
<p>Cevap vereyim; çünkü, inkılâpçı Türkiye Cumhuriyeti’nin benimle kaim olduğuna, ben gidince yıkılacağına, bu suretle haince emellerine kavuşacaklarına inanıyorlar da ondan&#8230; Sizin sözlerinizin de onların sakat muhakemesine uygun olduğunu bilmem fark ediyor musunuz?</p>
<p>Çok rica ederim Beyefendi&#8230; Eğer samimî iseniz; bu fikri kafanızdan çıkarınız. Hatta böyle düşünenlere rastlarsanız, onlara da aynı şeyi ihtar ediniz. Herkes millî vazife ve sorumluluğunu bilmeli ve ülke sorunları üzerinde o zihniyetle düşünüp çalışmayı itiyat edinmelidir.”</p>
<p>Sonra sofradakilere döndü:</p>
<p>“Efendiler” dedi; “size şunu söyleyeyim ki, inkılâpçı Türkiye Cumhuriyeti’ni  benim şahsımla kaim zannedenler çok aldanıyorlar, Türkiye Cumhuriyeti her manası ile, büyük Türk milletinin öz ve aziz malıdır. Kıymetli evlâtlarının elinde daima yükselecek, ebediyen payidar olacaktır. Şimdi rica ederim artık bu konuyu kapayalım, bir daha da tekrar etmeyelim.”</p>
<p><strong>Hasan Rıza Soyak,</strong></p>
<p><em>Mehmet Önder; Atatürk Konya’da, Ankara, 1989, s. 100-101.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Çocuklara Bakışı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-cocuklara-bakisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2020 21:50:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Çocuk Sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Ülkü Adatepe]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Hususiyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Foroğraflarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Rıza Soyak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4913</guid>

					<description><![CDATA[Çoğu ailelerde öteden beri çok kötü bir alışkanlık var; çocuklarını söyletmez ve dinlemezler. Zavallılar söze karışınca &#8220;Sen büyüklerin&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çoğu ailelerde öteden beri çok kötü bir alışkanlık var; çocuklarını söyletmez ve dinlemezler. Zavallılar söze karışınca &#8220;Sen büyüklerin konuşmasına karışma!&#8221; der, sustururlar. Ne kadar yanlış, hatta zararlı bir hareket! Halbuki tam tersine, çocukları serbestçe konuşmaya, düşündüklerini, duyduklarını olduğu gibi ifade etmeye özendirmelidir; böylece hem hatalarını düzeltmeye imkân bulunur, hem de ileride yalancı ve ikiyüzlü olmalarının önüne geçilmiş olur. Kısacası çocuklarımızı artık, düşüncelerini hiç çekinmeden açıkça ifade etmeye, içten inandıklarını savunmaya, buna karşılık da başkalarının samimî düşüncelerine saygı beslemeye alıştırmalıyız. Aynı zamanda onların temiz yüreklerinde yurt, ulus, aile ve yurttaş sevgisiyle beraber doğruya, iyiye ve güzel şeylere karşı sevgi ve ilgi uyandırmaya çalışmalıdır. Bence bunlar, çocuk eğitiminde, ana kucağından en yüksek eğitim ocaklarına kadar her yerde, her zaman üzerinde durulacak önemli noktalardır. Ancak bu yolladır ki, çocuklarımız memlekete yararlı birer vatandaş ve eksiksiz birer insan olurlar.</p>
<p><em>Hasan Rıza Soyak, Fotoğraflarla Atatürk ve Atatürk’ün Hususiyetleri, 1965, s. 79</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Annem Ölmüş&#8230;</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/annem-olmus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 19:00:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Adolf Hitler]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[annem]]></category>
		<category><![CDATA[Annem Ölmüş...]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Rıza Soyak]]></category>
		<category><![CDATA[hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Mezar]]></category>
		<category><![CDATA[milli hakimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[saltanat]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[Zübeyde Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4531</guid>

					<description><![CDATA[Hasan Rıza Soyak anlatıyor: Annesinin ölümünden birkaç gün sonra İzmir&#8217;deydi. Trenden iner inmez, anasının Karşıyaka&#8217;da Osman Paşa mescidi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hasan Rıza Soyak anlatıyor:</p>
<p>Annesinin ölümünden birkaç gün sonra İzmir&#8217;deydi. Trenden iner inmez, anasının Karşıyaka&#8217;da Osman Paşa mescidi avlusundaki mezarını ziyarete gitti ve büyük bir üzüntü ve heyecan içinde, gözleri dolu dolu şu sözlerle içini döktü:</p>
<p>&#8220;Annem ölmüş, bu hazin hakikat karşısında benim teselli bulduğum bir nokta var: Kurtuluşu, hepimiz için, bütün millet için bir tek amaç olan, bu güzel İzmir&#8217;in mukaddes topraklarında gömülmüş olması&#8230;</p>
<p>Arkadaşlar, tabiatın en tabii bir kanunu olan ölümün bazen pek üzücü sonuçları vardır. İzmir&#8217;in şu güzel topraklarına gömülen zavallı annem, zulmün, işkencenin sonucunda koca bir milleti uçuruma götüren keyfi saltanatın kurbanı oldu. Bunu açıklamak için müsaade buyurursanız, ıstıraplı hayatının belirli birkaç noktasına işaret edeyim.</p>
<p>Abdülhamit devrinde okuldan kurmay yüzbaşısı olarak çıktığım zaman, siyasetle uğraşmak suçu ile bir gece beni tevkif ettiler, zindana attılar. O vakit annem Selanik&#8217;teydi. Aylarca süren bu zindan hayatından kendisini haberdar etmemiştim. Fakat o nasılsa haber almış, İstanbul&#8217;a gelmişti. Beni vapurla sürgüne gönderirlerken Sirkeci rıhtımında ağlıyordu. Sürgün hayatım annemin varlığında bir suçluluk tesiri yapmıştı. Sürgünde geçirdiğim yıllar benden ziyade ona ıstırap vermişti. Bir nokta daha:</p>
<p>Anadolu&#8217;ya geçtiğim zaman yanımda bir adam vardı. Erzurum&#8217;a geldikten sonra gerekli gördüğüm için bu adamı İstanbul&#8217;a iade ettim. Annem onun yalnız olarak geri geldiğini görünce, halife ve padişah tarafından idam kararının yerine getirilmiş olduğunu sanarak felç olmuştu. Ondan sonraki üç buçuk senelik hayatı elem, ıstırap ve korku içinde geçti. Oturduğu ev, sık sık hükümet tarafından aranıyor, padişah ve halifenin türlü türlü uyarılarına hedef oluyordu. Bu üzüntülü senelerinde döktüğü gözyaşları ona gözlerini de kaybettirdi. Pek az bir zaman evvel anneme kavuşmuştum. Ama o âdeta maddeten ölmüş, manen yaşıyor gibiydi.</p>
<p>İşte bugün gözlerim yaşlı, fakat kalbim sakin olarak, mezarının önünde bulunuyorum. Şüphesiz müteessirim; fakat onu, hatta hepimizin büyük ve müşfik annesi vatanı mahv ve harabeye götüren keyfi saltanat, artık bir daha avdet etmemek (geri dönmemek) üzere mezara gömülmüştür. Varsın annem bu toprakların altında yatsın; fakat milli hakimiyet ilelebet payidar olsun&#8230;</p>
<p>Bu hakimiyet ilelebet devam edecektir. Bu beni teselli eden en büyük kuvvettir.</p>
<p>Arkadaşlar! Ben hem annemin önünde hem de Allah&#8217;ın huzurunda yemin ediyorum: Bundan sonra hayatta en büyük idealim, bu kadar kan dökerek kazandığımız milli hakimiyetimizi muhafaza ve müdafaa etmek olacaktır. Bunun için ölünceye kadar çalışacağım.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Milletim&#8221; Diyemedi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/milletim-diyemedi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Oct 2019 13:31:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA["Milletim" Diyemedi]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Rıza Soyak]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[müdafaa-i hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Peker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4355</guid>

					<description><![CDATA[Hasan Rıza Soyak anlatıyor: Bir gün, Ata&#8217;nın verdiği belgelerle hazırlamış olduğum ve mecliste okuyacağı nutku okudum. Yanında Müdafaa-i&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hasan Rıza Soyak anlatıyor:</p>
<p>Bir gün, Ata&#8217;nın verdiği belgelerle hazırlamış olduğum ve mecliste okuyacağı nutku okudum. Yanında Müdafaa-i Hukuk Grubu&#8217;nun genel sekreterliğini yapan Recep Bey (Peker) de vardı. Okuduğum nutukta birkaç kere &#8220;milletim, milletimiz&#8221; kelimeleri geçiyordu. O kelimelerin her tekrarında Gazi&#8217;yle Recep Bey birbirlerine bakıyorlardı. Nihayet nutuk bitince dedi ki:</p>
<p>&#8220;Hepsi iyi, yalnız &#8216;milletim&#8217; kelimelerini &#8216;millet&#8217; diye düzeltiniz!&#8221; Benim hayretle baktığımı görünce sebebini:</p>
<p>&#8220;Sen bu meclisi bilmezsin. &#8216;Milletim&#8217; kelimesinden &#8216;Millet onun mu?&#8217; manasını çıkarırlar!&#8221;</p>
<p>&#8220;İyi, ama bizler bile; &#8216;Ah milletim, vah milletim&#8217; der, dururuz Paşa&#8217;m!&#8221;</p>
<p>&#8220;Sizler dersiniz, herkes der, ben diyemem!&#8221;</p>
<p>Ajansla yayınlanan nutukta o &#8220;milletim, milletimiz&#8221; kelimeleri hep &#8220;millet&#8221; diye çıktı. Bütün bir milleti kurtaran Gazi, &#8220;milletim&#8221; demekten imtina etmişti.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vatan İçin</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/vatan-icin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Oct 2019 18:56:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[beş yıllık plan]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Bayar]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Rıza Soyak]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kemalataturk.net]]></category>
		<category><![CDATA[koma]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan İçin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4266</guid>

					<description><![CDATA[Celal Bayar anlatıyor: Ölümünden otuz altı gün önce, birinci komutan, sonra başvekil olarak, hastalığı süresince yaptığım hafta sonu&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Celal Bayar anlatıyor:</p>
<p>Ölümünden otuz altı gün önce, birinci komutan, sonra başvekil olarak, hastalığı süresince yaptığım hafta sonu ziyaretlerinden birinde, beraberimde hazırlığı tamamlanmış üçüncü beş yıllık plan dosyasıyla geldim. Hekimler, zaman alan ciddi konularla meşgul olmasını yasaklamışlardı. Ama ben bir-iki temel konuda fikrini öğrenme ihtiyacında olduğumdan, güç bela en çok beş dakika için onlardan izin alabildim.</p>
<p>Sanki hasta değil, rahat bir uykudan yeni kalkmış gibiydi. Elimdeki dosyanın ne olduğu sordu:</p>
<p>&#8220;Üçüncü beş yıllık planın son şekli Atatürk&#8221; dedim. Eliyle işaret etti:</p>
<p>&#8220;Şöyle, yanıma otur anlat.&#8221; Şezlongunu yükseltmelerini ve arkasına bir yastık konulmasını istedi. Göreceği yakınlıkta oturdum. Dinledikçe alakası artıyordu. Verilen beş dakika geçmişti. Genel sekreteri Hasan Rıza&#8217;nın bana bunu hatırlatmak için içeri girdiğini hissetti:</p>
<p>&#8220;Gel Soyak, sen de dinle, başbakan çok güzel şeyler anlatıyor.&#8221; dedi. Sadece başlıkları okuyor, birkaç cümle ile o bahsi tamamlıyordum. Öğrenmek istediklerimi de öğrenmiştim. Yakın gelecekleri okurcasına:</p>
<p>&#8220;Ufukta yeni bir dünya harbinin bulutları var. Acele edin. Bunların çoğu ordu ve halk ihtiyaçları için şart olan tesisler, Allah muvaffak etsin acele edin.&#8221; dedi.</p>
<p>Bunları söyleyen insan birkaç gün önce komadan çıkmıştı. Sağlığı ile ilgili bir tek kelime etmedi.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
