<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>harp okulu &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/harp-okulu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 13:36:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>harp okulu &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hürriyet Yolunda</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/hurriyet-yolunda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ataberk Derya]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2020 13:31:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Fuat Cebesoy]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Fethi Okyar]]></category>
		<category><![CDATA[harp okulu]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[sınıf arkadaşım Atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5544</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa Kemal’i, üçüncü sınıfta meşgul eden en önemli şey, işte bu hürriyet meselesi idi, bunu kurtardıktan sonra her&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Kemal’i, üçüncü sınıfta meşgul eden en önemli şey, işte bu hürriyet<br />
meselesi idi, bunu kurtardıktan sonra her sahada idareyi düzeltmek mümkün olabilirdi. Bunun için de muhakkak teşkilâtlanmak lâzımdı. Teşkilâtı memleket içinde ancak genç subaylar yapabilirlerdi. Mustafa Kemal’in şöyle bir tasavvuru vardı:<br />
üçüncü sınıf kalabalıktı. Bunlardan ancak, pek az bir kısmı Harp Akademisi’ne girebilecekti. Geri kalanlar tâyin edildikleri kıtalara dağılacaklardı. Bunlardan emniyet ettiklerine<br />
daha şimdiden gittikleri yerde teşkilât kurmaları için telkinlerde bulunuyordu. Bir gün bana:<br />
— Fuat, demişti, biliyorum, bu arkadaşlar er kâm harp<br />
olamayacaklar. Fakat bizlere nazaran daha avantajlı durumda bulundukları da muhakkak. Çünkü bizden önce ordu saflarına katılacaklar, eğer Rumeli’ye giderlerse, erkânı harp çık­tığımız zaman bizim için bir zemin ve vasat hazırlamış olacaklardır.<br />
Demişti. Kurmay sınıflarına geçmiş olan Pirlepeli Ali<br />
Fethi (Okyar) de aynı kanaatte idi.<br />
Mustafa Kemal, muhakkak kurmay subay olacağına inanıyordu. Bir gün:<br />
— Ya erkânı harp olamazsan, ne yaparsın?<br />
Diye yarı ciddî, yarı şaka takılan sınıf arkadaşımız Arif’i<br />
derhal susturmuştu:<br />
— Seni bilmiyorum, fakat ben muhakkak erkânı harp olacağım.<br />
Mustafa Kemal kurmay oldu. Arif, mümtaz yüzbaşı olarak<br />
okuldan çıktı.<br />
Harp Okulu’nda teşkilâtın ilk nüvesini kurduk. Tabiî gizli olarak. Mustafa Kemal’e benden başka yardım edenler arasında Muhittin Baha Pars’m ağabeyi İsmail Hakkı ile Ömer<br />
Naci ve bir kaç arkadaş daha vardı. İsmail Hakkı şairdi, güzel yazı yazıyordu. Ömer Naci ise hatipti, güzel konuşuyordu<br />
Arkadaşları üzerinde şayanı hayret bir telkin kudreti vardı.<br />
Sesinin tonu da çok tatlı idi.</p>
<p>Fikirlerimizi, toplamı binleri aşan Harp Okulu öğrencilerine aşılamak için sınıfta el yazısı ile bir dergi çıkarmaya karar verdik. Bu görevi başta Mustafa Kemal olmak üzere Ömer Naci ile İsmail Hakkı ve diğer bir kaç arkadaş üzerilerine almışlardı. Üçüncü sınıfta hatırımda yanlış kalmadı ise, bu dergilerden iki veya üç sayı çıkarabildik. Asıl faaliyetlerimiz Harp Akademisi’nde oldu. Bu yüzden az daha okuldan koyulacaktık.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Harp Okulu&#8217;nda İlk Gün</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/harp-okulunda-ilk-gun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ataberk Derya]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2020 11:21:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[15 Mart 1889]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Fuat Cebesoy]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Harp okulu]]></category>
		<category><![CDATA[harp okulu]]></category>
		<category><![CDATA[Pangaltı]]></category>
		<category><![CDATA[sınıf arkadaşım Atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5503</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa Kemal, İstanbul’a gelerek 13 mart 1889 da Pangaltı’da Harp Okulu’na kaydolundu. îki ay içinde kendisini tanıtarak sınıfının&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Kemal, İstanbul’a gelerek 13 mart 1889 da Pangaltı’da<br />
Harp Okulu’na kaydolundu. îki ay içinde kendisini tanıtarak<br />
sınıfının çavuşu oldu.<br />
Şimdi hâtıralarıma başladığım yere, Harp Okulu’na dönüyorum. Okula başladığım o cuma akşamını hiç unutmam. Mustafa Kemal önde ben arkada dâhiliyeden çıktık. Mektebin esas<br />
koridoruna geçerken koluma girdi:<br />
— önce yatakhaneye çıkalım, size yatacağınız yeri göstereyim. Sonra dershaneye gideriz.<br />
Yatakhanemiz, üst katta Boğaza bakan cephenin ortasında idi. Burasını beğendim. Birinci katta cephesi Nişantaşı isti &#8211;<br />
kametinde olan dershanemiz ise, önünde zadegân daireleri olduğu için içeriye az ziya nüfuz edebiliyordu. Bu yüzden salona<br />
«Karanlık dershane» adı verilmişti. Mustafa Kemal:<br />
— Dershanemiz karanlık, fakat bizim yüreklerimiz aydınlıktır.<br />
Dedi ve hangi okuldan geldiğimi sordu. Moda’daki Fransız Sen Josef Lisesi’nde okuduğumu söyledim. Sustu, bir şey<br />
daha sormak istediğini, fakat tereddüt ettiğini anladım.<br />
— Galiba, daha başka şeyler de öğrenmek istiyorsunuz.<br />
Tereddüdü geçmişti.<br />
— Askerî idadî derslerinden imtihan verdiniz mi?<br />
— Hepsinden imtihana girdim. Yalnız hesap, hendese ve cebir gibi dersleri Sen Josef’te Fransızca okuduğum ıçm Dunlara ait suallerin cevaplarım Fransızca olarak vermek istediğimi söyledim. İmtihan heyeti ricamı kabul etti.<br />
Birden elimi sıktı.</p>
<p>— Çok iyi, çok iyi birbirimize yardımcı olacağız. Merak<br />
ettiğim bazı Fransızca eserleri okumak için sık sık lûgata<br />
müracaat ediyorum. Bundan sonra sizden faydalanmaya çalışacağım.<br />
Bu sırada çavuş işaretinin üzerindeki sarı şerit dikkatimi<br />
çekti. Neye delâlet ettiğini sordum. Meğer Fransızca imtihanına girmiş, başarı kazanmış, ondan dolayı bu şeridi de ilâve etmişler. O zamanlar Türk okullarında yabancı dil öğrenimi kolay değildi. Kendi kendisine çalıştığı ve büyük gayret<br />
sarfettiği muhakkaktı. Toplamı yedi yüz elli kişiyi bulan birinci sınıfta kendisi gibi dil bilenlerin sayısının parmakla sayılacak kadar az olduğunu söyledi. Sonra:<br />
— Ailenizde asker var mı?<br />
Diye bir sual sordu.<br />
— Ailemizin bütün erkekleri askerdir.<br />
Cevabını verdim. Memnun oldu. Biz konuşmaya devam<br />
ederken arkadan:<br />
— Fuat, Fuat!<br />
Diye birisinin bağırdığını duydum. Başımı çevirdim, Mehmet Ali ağabeyim bize doğru geliyordu. Kendisine sınıfımızın<br />
çavuşunu tanıttım. El sıkıştılar. Okulun üçüncü sınıfında olan<br />
ağabeyim:<br />
— Mustafa Kemal Efendi’yi gıyaben tanıyorum, dedi. Manastır’dan gelen arkadaşlar çok senasında bulundular.<br />
Yeni arkadaşım, medhedilmekten utanıyormuş gibi başım<br />
hafifçe önüne eğdi ve öylece teşekkür etti.</p>
<p><em>Ali Fuat Cebesoy &#8211; Sınıf Arkadaşım Atatürk &#8211; syf : 13-14</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
