<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>halk &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/halk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:09:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>halk &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Halk İsterse Beni De Kovar</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/halk-isterse-beni-de-kovar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Oct 2019 08:19:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Avram Palto]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[Halk İsterse Beni De Kovar]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[jandarma]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[kemalataturk.net]]></category>
		<category><![CDATA[Polis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4272</guid>

					<description><![CDATA[1935 senesindeydi. Ortalıkta Atatürk&#8217;ün Çanakkale&#8217;ye geleceği rivayetleri dolaşıyordu. O zamanlar dünyanın kimi yerlerinde olduğu gibi, Türkiye&#8217;nin bazı bölgelerinde&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1935 senesindeydi. Ortalıkta Atatürk&#8217;ün Çanakkale&#8217;ye geleceği rivayetleri dolaşıyordu. O zamanlar dünyanın kimi yerlerinde olduğu gibi, Türkiye&#8217;nin bazı bölgelerinde de Yahudiler aleyhine hareket ve ayaklanma baş göstermişti. Bu hâl karşısında, bütün Museviler mallarını, mülklerini satarak yolculuğa hazırlanıyorlardı. Bu insanlar, o zaman rivayet olunduğuna göre Filistin&#8217;e gitmek istiyorlardı.</p>
<p>Yahudiler aleyhine ayaklanmaların görüldüğü bu sıralarda, &#8220;Atatürk Çanakkale&#8217;ye geliyor.&#8221; dediler. Çok sevindim. Çünkü Atatürk&#8217;ü hiç görmemiştim. Heyecanla Atatürk&#8217;ün geleceği Balıkesir Caddesi&#8217;ne dikildim. Bu esnada, yanımda bulunan birkaç Yahudi&#8217;nin fısıltı ile pek hararetli konuştuklarını gördüm. Alakadar olmaya vakit kalmadan, karşıdan birkaç otomobil göründü. &#8220;Atatürk geliyor!&#8221; sözü yeniden ağızdan ağıza dolaştı.</p>
<p>Halkın: &#8220;Yaşa, varol!&#8221; nidaları arasında Atatürk otomobilinden indi. Alkışlar devam ediyor, o da halkın arasında ilerliyordu. Garip bir tesadüf ve talih eseri olarak Atatürk bizim önümüze gelince, hafif bir duraklama yaptı. Halka bakıyor ve kalabalığı selamlıyordu. Tam bu esnada yanımda bulunan ve biraz evvel fısıltı hâlinde, fakat hareketli konuşan Yahudilerden biri, ileriye doğru yürüdü ve Ata&#8217;nın önüne atıldı. Muhafızlar mâni olmak istedi. Atatürk:</p>
<p>&#8220;Bırakın gelsin!&#8221; dedi. Bu Musevi vatandaş, Atatürk&#8217;ün önünde ellerini açtı, omuzlarını yukarıya kaldırarak:</p>
<p>&#8220;Paşam bizi kovuyorlar. Biz ne yapacağız?&#8221; dedi. Atatürk bu şekilde atılan bu adamın ne demek istediğini ve kim olduğunu derhal anlamıştı. Buna rağmen sordu:</p>
<p>&#8220;Sen kimsin?&#8221;</p>
<p>&#8220;Ben, Paşam, Çanakkale Musevilerinden Avram Palto.&#8221;</p>
<p>&#8220;Sizi kim kovuyor? Hükümet mi? Kanun mu? Polis mi? Jandarma mı? Bana söyle.&#8221; dedi. Bu Musevi vatandaş durakladı, şaşaladı. Biraz sonra kendini toparlayarak cevap verdi:</p>
<p>&#8220;Hayır Paşam, halk kovuyor.&#8221; Atatürk, kendisine heyecanla umut bağlayan bu adamın yüzüne dikkatle baktı, gülümsedi ve:</p>
<p>&#8220;Halk isterse beni de kovar.&#8221; dedi ve yürüdü.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ceyhun Atuf Kansu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/ceyhun-atuf-kansu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2019 06:59:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Ceyhun Atuf Kansu]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[van gölü]]></category>
		<category><![CDATA[Varlık Dergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2633</guid>

					<description><![CDATA[&#60;&#60;Van gölü kıyılarında bir üniversite&#62;&#62; diye kahramanca ama çok acı çeken bir erkek sesiyle haykırmıştı. O, bu sözde&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&lt;&lt;Van gölü kıyılarında bir üniversite&gt;&gt; diye kahramanca ama çok acı çeken bir erkek sesiyle haykırmıştı. O, bu sözde yurdumuzun bütün sorunlarını topladığı gibi, devrimlerin yöneldiği yeni ufukları da göstermiştir.</p>
<p>Böylece Atatürk&#8217;ün yepyeni bir ilkesi daha ortaya çıkıyor: Bilimler, yalnızca halk içindir, halkı kendi hayatına, toprağına sahip kılmak içindir. Üniversite, halka önderlik edecek, onları mutlu ve özgür duruma getirecektir.</p>
<blockquote><p><strong>Varlık Dergisi, 1 Kasım 1951</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahmet Muhip Dıranas</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/ahmet-muhip-diranas/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 19:31:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Muhip Dranas]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluş]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[yücel dergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2628</guid>

					<description><![CDATA[O, halkın vicdanı olduğundan ötürü bir Tanrı değildi ama, Tanrı kadar güzeldi. Bir güneş değildi ama aydınlıktı. İçimizden&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>O, halkın vicdanı olduğundan ötürü bir Tanrı değildi ama, Tanrı kadar güzeldi. Bir güneş değildi ama aydınlıktı. İçimizden bir kişi idi ama başka bir kişiydi halkın vicdanı olduğundan ötürü&#8230;</p>
<p>Ve halk eyitti ki: &lt;&lt; Bizim beklediğimiz O&#8217;dur ve O, bizim kurtuluş ruhumuzdur, çevresinde toplanalım!&gt;&gt;</p>
<p>***</p>
<p>İnsan, iyisi ve kötüsü ve dişisi erkeği ve çoluğu çocuğu ve yaşlısı tazesi ve cümlesi gelip Mustafa Kemal&#8217;in ardında saf tuttular. Evrende başka bir ölümlüye kutlu olmadı bu denlû tek gövde ediş milleti. Gün gibi mi ağdı, kılıç gibi mi çekildi, kitap gibi mi açıldı, insan gibi mi yüceldi, Tanrı gibi mi buyurdu bilinmez ne etti, eyledi, ama iptidada var olana geceyi gündüz eyledi ve kurtuluş oldu.</p>
<blockquote><p><strong>Yücel Dergisi, 1945, Cilt XIX, sayı 110</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abidin Daver</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/abidin-daver/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 19:11:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Abidin Daver]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[inanan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2613</guid>

					<description><![CDATA[Kendisine inanan ve gösterdiği yolda can veren halk kütlelerini, yeni maceralar peşinde koşturmadı, öldürtmedi. Halk çocuğu olduğunu asla&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kendisine inanan ve gösterdiği yolda can veren halk kütlelerini, yeni maceralar peşinde koşturmadı, öldürtmedi. Halk çocuğu olduğunu asla unutmadı; halk içinde ve halk içinde çalıştı.</p>
<blockquote><p><strong>Cumhuriyet Gazetesi, 21 Kasım 1938</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cenab Şahabettin</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/cenab-sahabettin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 18:52:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[aşık]]></category>
		<category><![CDATA[Cenab Şahabettin]]></category>
		<category><![CDATA[Gazinin Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk'ün Altın Kitabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2597</guid>

					<description><![CDATA[Halkımızın en fedakâr âşıkı şüphe yok ki, O&#8217;dur. Fakat aşkını dimağına gözbağı eden basiretsiz âşıklardan değildir. O, kalbinin&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halkımızın en fedakâr âşıkı şüphe yok ki, O&#8217;dur. Fakat aşkını dimağına gözbağı eden basiretsiz âşıklardan değildir. O, kalbinin her atışıyla bütün ulusunun kalp atışlarını kuvvetlendirmek isteyen bir âşıktır.</p>
<blockquote><p><strong>Türk&#8217;ün Altın Kitabı, Gazinin Hayatı, 1928, Kısım II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halk ve Aydınlar</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/halk-ve-aydinlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 15:35:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[Halk ve Aydınlar]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2550</guid>

					<description><![CDATA[Şimdiye kadar ilerleyemeyişimizin, en alt basamakta kalışımız -unutmayalım- ülkemizin baştan başa bir yıkık halinde oluşunun temel nedenidir. Çöküşümüzün&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şimdiye kadar ilerleyemeyişimizin, en alt basamakta kalışımız -unutmayalım- ülkemizin baştan başa bir yıkık halinde oluşunun temel nedenidir. Çöküşümüzün bu ana nedeni şuradadır: İslam dünyası iki ayrı sınıf topluluktan oluşmuştur. Biri, çoğunluğu oluşturan halk, diğeri azınlığı oluşturan aydınlar. Düşünce tarzları çarpık olan ülkelerde büyük çoğunluğun başka hedefi aydın sınıfın başka bir görüş tarzı olur. Bu iki sınıfın arasında tam bir uymazlık, tam bir karşıtlık vardır. Aydınlar halkı kendi amaçlarına yöneltmek ister, halk topluluğu da bu aydınlar sınıfına bağımlı olmak istemez. O da başka bir yön edinmeye çalışır. Aydınlar sınıfı düşüncelerini benimsetmeye çalışmakla, uyarmalarıyla çoğunluğunu kendi amacına inandırmayı başaramayınca başka yollara başvurur. Halkı egemenliği altına almaya, zorbalık etmeye başlar; halka baskı yapmaya kalkar. İşte burada asıl inceleyeceğimiz noktaya geldik. Halkı ne birinci yöntemle ne de zorbalık ve emir altına almakla kendi amacımıza sürüklemeyi başaramadığımızı görüyoruz. Neden? Bu konuda başarılı olmak için aydınlarla halkın görüş ve amacı arasında doğal bir uyum olmak gerekir. Yani aydınların halka aşılayacağı ülküler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalı. Oysa bizde böyle mi olmuştur? O aydınların halkın benimsemesini istedikleri düşünceler ulusumuzun vicdanının derinliklerinden alınmış ülküler midir? Kuşkusuz hayır. Aydınlarımız arasında çok iyi düşünenler vardır. Fakat şu yanılgımız vardır ki, inceleme ve araştırmalarımızda temel olarak çok kez kendi ülkemizi, kendi tarihimizi, kendi geleneklerimizi, kendi özelliklerimizi ve ihtiyaçlarımızı temel olarak almayız. Aydınlarımız belki bütün dünyayı, bütün başka ulusları tanır; fakat kendimizi bilmeyiz. Aydınlarımız &#8220;ulusumu en mutlu ulus yapayım&#8221; der. Başka uluslar nasıl yaptıysa biz de öyle yapalım, der. Fakat düşünmeyiz ki, böyle bir kuram hiçbir çağda başarıya ulaşmış değildir. Bir ulus için mutluluk olan bir şey başka bir ulus için felaket olabilir. Aynı neden ve koşullar birini mutlu ettiği halde ötekisini mutsuz eder. Mutluluğun gerçek temelini kendi içimizde atmak zorundayız. Ulusumuzun yakın yıllarda gördüğü acı dersler, yakın yılların en yoğun olaylarla dolu oluşu, zamanımızın gençlerini eski çağların yaşlıları kadar, belki de onlardan çok olayın tanığı olarak, onlar kadar tecrübeli yaptı. Belki de, üç kat oranında olaya tanık olduğu için her gencimizi üç kat daha yaşlı sayabiliriz. Onları da yaşlılar gibi tecrübeli sayabiliriz. Gençlerimizin gördükleri tecrübelerden yararlanarak etkin, ülkelerine hizmet eden inanç ve kararlılıkla donatılmış kişiler olarak görevlerini gereği gibi yerine getireceklerinden eminim.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanlık Ülküsü</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/insanlik-ulkusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 14:43:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Budizmden]]></category>
		<category><![CDATA[dünya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[Hristiyanlıktan]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlık Ülküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlıktan]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2526</guid>

					<description><![CDATA[Baylar, artık bugün yaşam ve insanlığın gerekleri tüm gerçekliğiyle ortaya çıkmıştır. Bunlara ters düşen söylentiler ahlak ve inanca&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baylar, artık bugün yaşam ve insanlığın gerekleri tüm gerçekliğiyle ortaya çıkmıştır. Bunlara ters düşen söylentiler ahlak ve inanca temel olamaz. Gerçek ortaya çıkınca yalan ortadan kalkar. Temelsiz sözler, boş inanlar kafalardan çıkmalıdır. Her türlü yükselme ve ilerlemeye yatkın olan ulusumuzun, düşünce ve toplum devrimi yolunda adımlarını kısaltmak isteyen engeller ne olursa olsun ortadan kaldırılmalıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Durumu ve gerçeği bilenler, bağlı bulundukları ulusun insanlarını ellerinden geldiği kadar uyarıp aydınlatarak onlara kurtuluş hedefine doğru yürüme yolunda kılavuzluk etmeyi en büyük insanlık ödevi bilmelidirler.</p>
<p>***</p>
<p>Baylar; bütün insanlığın, tecrübe, bilgi ve düşüncede yükselip olgunlaşması, Hristiyanlıktan, Müslümanlıktan, Budizmden vazgeçerek sadeleştirilmiş ve herkesçe anlaşılacak bir hale getirilmiş evrensel, arı, lekesiz bir dinin kurulması ve insanların şimdiye kadar, pislikler, kaba arzu ve istekler arasında bir sefalet ortamında yaşamakta olduklarını kabul ederek bütün vücutları ve zekaları zehirleyen çürümüş, kokmuş tohumlan yok etmeye karar vermesi gibi koşulların gerçekleşmesi için gerekli olan bir &#8220;evrensel birliği&#8221; düşünün tatlı bir düş olduğunu yadsıyacak değiliz.</p>
<blockquote><p><strong>1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Uluslar tasa, keder nedir bilmemelidirler. Şeflerin ödevi yaşamı neşe ve sevinçle karşılama konusunda ulusuna yol göstermektir. Vaktiyle kitaplar karıştırdım. Yaşam hakkında filozofların ne dediklerini anlamak istedim. Bir kısmı her şeyi kara görüyordu. &#8220;Değil mi ki hiçiz ve sıfıra varacağız, dünyadaki geçici yaşamımız süresinde neşe ve mutluluğun yeri yoktur&#8221; diyorlardı. Başka kitaplar okudum; bunları daha akıllı adamlar yazmıştı. Diyorlardı ki: &#8220;Değil mi ki sonu nasıl olsa sıfırdır bari yaşadığımız sürece neşe ve sevinç içinde olalım.&#8221; Ben kendi karakterim bakımından ikinci yaşam görüşünü yeğliyorum, ama şu sınırlamalar içinde: Bütün insanlığın varlığını kendi benliklerinde gören insanlar mutsuzdurlar. Hiç kuşku yok ki, o adam bir birey olarak yok olacaktır. Herhangi bir kişinin yaşadığı sürece memnun ve mutlu olması için gereken şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmaktır. Aklı başında bir adam ancak böyle davranabilir. Yaşamda tam zevk ve mutluluk, ancak gelecek kuşakların varlığı, onuru ve mutluluğu için çalışmaktır. Bir insan böyle davranırken &#8220;benden sonra gelecekler acaba böyle bir ruhla çalıştığımı sezebilirler mi&#8221; diye düşünmemelidir. Hatta en mutlu olanlar hizmetlerinin bütün kuşaklarca bilinmemesini yeğleyecek karakterde olanlardır. Herkesin kendine göre bir zevki var. Kimi bahçeyle meşgul olmak, güzel çiçekler yetiştirmek ister. Bazı insanlar da adam yetiştirmekten hoşlanır. Bahçesinde çiçek yetiştiren adam çiçekten bir şey bekler mi? İnsan yetiştiren adam da çiçek yetiştirenin duygularıyla hareket edebilmelidir. Ancak böyle düşünen ve çalışan adamlar, ülkelerine ve uluslarına ve bunların geleceğine yararlı olabilirler. Bir adam ki ülkenin ve ulusun mutluluğunu düşünmekten çok kendini düşünür, o adamın değeri ikinci derecededir. Zaten kendisine değer veren ve bağlı bulunduğu ulus ve ülkeyi ancak kişiliğiyle var sanan adamlar uluslarının mutluluğuna hizmet etmiş sayılmazlar. Ancak kendilerinden sonrakileri düşünebilenler uluslarını yaşamak ve ilerlemek olanaklarına ulaştırabilirler. Kendi gidince ilerleme ve hareket durur sanmak aymazlıktır. Şimdiye kadar üzerinde durduğum noktalar ayrı ayrı toplumlarla ilgilidir. Fakat bugün bütün dünya ulusları aşağı yukarı akraba olmuşlardır ve olmaktadırlar. Bu nedenle insan, bireyi olduğu ulusun varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar bütün dünya uluslarının rahatını ve refahını düşünmeli ve kendi ulusunun mutluluğuna ne kadar değer veriyorsa, bütün ulusların da mutluluğu için hizmette bulunmaya elinden geldiğince çalışmalıdır. Bütün akıllı insanlar bilirler ki, bu alanda çalışmakla hiç bir şey yitirilmez. Çünkü, dünya uluslarının mutluluğuna çalışmak başka bir yoldan kendi rahatını ve mutluluğunu sağlamaya çalışmak demektir. Dünyada ve dünya ulusları arasında dirlik, açıklık ve iyi geçim olmazsa, bir ulus kendisi için ne yaparsa yapsın dirlikten yoksun kalır. Onun için sevdiklerime şunu öğütlerim;<br />
Ulusları yöneten kimseler, elbette her şeyden önce kendi ulusunun varlık ve mutluluğuna ön ayak olmak isterler. Fakat aynı zamanda bütün uluslar için aynı şeyi istemek gerekir. Bütün dünyada olup bitenler bize bunu açıkça kanıtlar. En uzakta sandığımız bir olayın bizi bir gün etkilemeyeceğini bilemeyiz. Bunun için insanlığın tümünü bir vücut ve bir ulusu bunun bir parçası saymak gerekir. Bir vücudun parmağındaki acıdan diğer bütün parçalar etkilenir. Dünyanın herhangi bir yerinde bir rahatsızlık varsa &#8220;bana ne&#8221; dememeliyiz. Böyle bir rahatsızlık varsa, aramızda olmuş gibi onunla ilgilenmeliyiz. Olay ne kadar uzak olursa olsun, bu ilkeden şaşmamak gerekir. İşte bu görüş, insanları, ulusları ve hükümetleri bencillikten kurtarır. Bencillik de, kişisel olsun her zaman kötü bir huy sayılmaktadır, O halde konuştuklarımızdan şu sonucu çıkaracağım: Doğal olarak kendimiz için gereken bütün şeyleri düşüneceğiz ve gereğini yapacağız. Bundan sonra da bütün dünya ile ilgileneceğiz.<br />
Kısa bir örnek: Ben askerim. 1 . Dünya Savaşı&#8217;nda bir ordunun başındaydım. Türkiye&#8217;de başka ordular ve onların komutanları vardı. Ben yalnız kendi ordumla değil, öteki ordularla da ilgileniyordum. Bir gün Erzurum cephesindeki hareketle ilgili bir sorun üzerinde durduğum sırada yaverim dedi ki:<br />
&#8211; Niçin sizinle ilgisi olmayan bir sorunla uğraşıyorsunuz?<br />
Cevap verdim.<br />
&#8211; Ben bütün orduların durumunu iyice bilmezsem, kendi ordumu nasıl yöneteceğimi kestiremem.<br />
Bir devlet ve ulusu yönetme durumunda bulunanların her zaman göz önünde tutmaları gereken sorun budur. Sırası gelmişken sayın konuklarımıza şunu diyeceğim: Ben düşündüklerimi sevdiklerime olduğu gibi söylerim. Aynı zamanda saklanması gerekli olmayan bir sırrı kalbinde taşıma gücü olmayan bir adamım. Çünkü ben bir halk adamıyım. Ben düşündüklerimi hep halkın önünde söylemeliyim. Yanlışım varsa, halk beni yalanlar. Ancak şimdiye kadar halkın beni yalanladığını görmedim.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1937, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Ulusu ve Batı Uygarlığı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turk-ulusu-ve-bati-uygarligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 13:51:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[bayındırlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilim ve teknik]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş]]></category>
		<category><![CDATA[doğu batı]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Çağ]]></category>
		<category><![CDATA[teknik]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ulusu ve Batı Uygarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<category><![CDATA[ulussever]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2061</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Halkla sık sık ilişkim oldu. O temiz yürekli topluluk, bilmezsiniz, yenilikten ne denli yanadır.&#8221; Aralık 1922, Tercüman-ı Hakikat&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Halkla sık sık ilişkim oldu. O temiz yürekli topluluk, bilmezsiniz, yenilikten ne denli yanadır.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1922, Tercüman-ı Hakikat</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bugüne kadar elde ettiğimiz başarılar bize ancak ilerlemeye ve uygarlığa doğru bir yol açmıştır; yoksa daha tam anlamıyla ilerleyişe, uygarlığa ulaştırmış değildir. Bize ve torunlarımıza düşen görev, bu yol üzerinde duraksamadan ilerlemektir.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yüzyıllar boyunca, düşmanlarımız Avrupa uluslarına Türklere karşı kin ve düşmanlık düşünceleri aşılamışlardır. Batıdaki kafalara yerleşmiş olan bu düşünceler özel bir görüş oluşturmuştur. Bu görüş her şeye ve bütün olaylara karşın hala sürmektedir. Ve Avrupa&#8217;da hala Türkün her türlü ilerlemeye karşı bir insan, ruhça ve düşünce bakımından gelişmeye yeteneği olmayan bir insan olduğu sanılmaktadır. Bu büyük bir yanılgıdır. Cevabımı sadeleştirmek için size şu örneği vereceğim: Tutunuz ki, karşınızda iki adam var; bunlardan biri zengin ve her türlü araç emrinde; ötekisi yoksul ve elinde hiçbir araç yok. Bu araç yokluğundan başka ikincisi ötekinden ruhça hiç farklı ve aşağı değildir. İşte Avrupa ile Türkiye birbirine göre bu durumdalar. Bizi aşağı bir düzeyden hiçbir zaman kurtulamayacak olan bir ulus olarak tanımakla yetinmemiş olan Batı, yıkılmamızı hızlandırmak için ne yapılmak gerekirse yapmıştır. Batı ve Doğu görüşlerinde birbirinin karşıtı iki ilke söz konusu olduğu vakit bunun en önemli kaynağını bulmak için Avrupa&#8217;ya bakmak gerekir. İşte Avrupa&#8217;da sürekli olarak savaştığımız bu görüş vardır. İmparatorluk döneminde padişahın hükümetleri Türk ulusunun Avrupa ile ilişki kurmasını engellemek için ellerinden geleni yapmışlar, yönetimi ulusun istek ve iradesinden uzak olarak yürütmüşler ve Türk ulusunun her türlü ilerlemenin dışında kalmasına neden olmuşlardır. Biz ulusseverler gözleri gören adamlarız. Gözlerimizi her gün daha da açmaktayız. Ve gerek içerde, gerek dışarda olup bitenleri görüyoruz. Ulusumuzun uygarlaşmış uluslarla ilişki kurmasını kolaylaştırmak çıkarlarımız gereklerindendir.</p>
<blockquote><p><strong>Eylül 1923, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ülkemiz, ne olursa olsun, çağdaş, uygar ve sürekli yenilenen bir ülke olacaktır. Benim için bu, önemli bir yaşam sorunudur. Bütün öz verilerimizin verimli olması buna bağlıdır. Türkiye, ya yeni görüş ve düşüncelerle donanmış olarak dürüst biçimde yönetilecek, ya da böyle yönetilmeyecektir. Göreceğimiz işlerde engeller hiç bir zaman halktan, bu yoğun topluluktan gelmeyecektir. Halk, refah içinde, bağımsız ve varlıklı olmak istiyor. Komşularının refah içinde olduğunu görerek yoksulluk içinde olmak çok ağırdır. Gerici düşüncelerle beslenmiş olanlar belirli bir sınıfa dayanabileceklerini sanıyorlar. Bu, kesinlikle kuruntudur, bir sanıdır. İlerleme yolumuzun önüne dikilmek isteyenleri ezip geçeceğiz. Yenileşme yolunda duracak değiliz. Dünya şaşılacak hızda bir akımla ilerliyor. Biz, bu düzenli gidişin dışında kalabilir miyiz?</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türklerin yüzyıllardır izlediği yol, hep aynı doğrultuda olmuştur. Biz, hep Doğu&#8217;dan Batı&#8217;ya yürüdük.</p>
<p>***</p>
<p>Ülkemizi çağa uygun bir duruma getirmek istiyoruz. Bütün çabalarımız Türkiye&#8217;de çağdaş, yani batılı bir yöntem oluşturmak içindir. Uygar olmak isteyip de Batı&#8217;ya yönelmemiş bir ulus var mıdır?</p>
<p>***</p>
<p>Ülkeler çeşit çeşittir fakat uygarlık birdir. Ve bir ulus ilerlemek için bu tek uygarlığa katılması gerekir. Osmanlı İmparatorluğunun yıkılış süreci Batı&#8217;ya karşı elde ettiği zaferlerinden aşırı gurur duyarak kendisini Avrupa uluslarına bağlayan ilişkileri kestiği gün başlamıştır. Bu bir hata idi. Biz bu hatayı yinelemeyeceğiz.</p>
<blockquote><p><strong>Şubat 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Medeni hukukta, yurttaşlık hukukunda, aile hukukunda izleyeceğimiz yol ancak uygarlık yolu olacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Uygarlık yolunda başarı yenileşmeye bağlıdır. Toplumsal yaşamda, ekonomik yaşamda, bilim ve teknik alanında başarılı olmak için, tek gelişme ve ilerleme yolu budur. Yaşam ve geçime egemen olan kuralların zamanla değişmesi, gelişmesi ve yenilenmesi zorunludur. Uygarlığın yeni yeni buluşlarının, olağanüstü teknik başarıların dünyayı değişmeden değişmeye sürüklediği bir çağda, yüzyılların eskitip yıprattığı görüşlerle, geçmişe düşkünlükle varlığını koruma olanağı yoktur. Uygarlıktan söz ederken şunu da kesinlikle belirtmeliyim: Uygarlığın temeli, ilerleme ve güçlülüğün temeli, aile yaşamındadır. Bu yaşamda aksama, kesinlikle, toplumsal, ekonomik ve siyasal güçsüzlüğe neden olur. Aileyi oluşturan kadın ve erkeklerin doğal haklarına sahip çıkmaları, aile görevlerini yapmaya güçleri olması gereklidir.</p>
<p>***</p>
<p>Ulusumuzun amacı, ulusumuzun ülküsü bütün dünyada tam anlamıyla uygar bir toplum olmaktır. Bilirsiniz ki, dünyada her ulusun varlığı, değeri, özgürlük ve bağımsızlık hakkı, sahip olduğu ve ileride meydana getireceği uygar eserlerle orantılıdır. Uygarca bir eser meydana getirmek yeteneğinden yoksun olan uluslar özgürlük ve bağımsızlıklarını kesinlikle yitireceklerdir. İnsanlık tarihi baştan başa bu söylediklerimi doğrulamaktadır. Uygarlık yolunda yürümek ve başarıya ulaşmak yaşamanın ilk koşuludur. Bu yol üzerinde duraklayanlar, ya da bu yol üzerinde ileri değil geriye bakmak cahillik ve aymazlığında bulunanlar uygarlığın coşku ile akıp giden seli içinde kesinlikle boğulacaklardır.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yüzyıllar boyunca sürekli olarak ilerleme yolunda yürüyen uygar uluslardan Türkiye&#8217;nin geri kalmasına neden olan engellerin ortadan kalktığını görmekle Türk ulusu büyük bir iç rahatlığı duymuştur.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Dağları delen, göklerde uçuşan, göze görünmeyen küçücük parçacıklardan yıldızlara kadar her şeyi gören, aydınlatan, inceleyen uygarlığın güç ve yüceliği karşısında Orta Çağ kafasıyla, ilkel ve boş inanlarla yürümeye çalışan uluslar kesinlikle yok olacak veya hiç değilse esir olup aşağılanacaktır. Halbuki Türkiye Cumhuriyeti halkı yepyeni ve olgunlaşmış bir topluluk olarak sonsuza dek yaşamaya karar vermiş; esirlik zincirlerini ise, tarihte benzeri görülmemiş kahramanlıklarla parça parça etmiştir.</p>
<p>***</p>
<p>Biz her bakımdan insan olmalıyız. Acılar çektik; bunun nedeni dünyanın durumunu kavrayamamızdır. Düşüncelerimiz, görüşlerimiz uygar olacaktır. Şunun bunun sözüne önem vermeyeceğiz. Uygar olacağız; bununla övüneceğiz. Bütün Türk ve İslam dünyasına bakınız. Görüşleri uygarlığın gerekli kıldığı kapsam ve yükselişe ayak uyduramadığından ne büyük felaketler ve acılar içindeler. Bizim de şimdiye kadar geri kalmamız ve son felaket çamuruna batışımız bundandı. Beş, altı yıl içinde kendimizi kurtarmışsak, bu, görüşlerimizdeki değişmeden ileri gelmiştir. Artık duramayız. Ne olursa olsun ileri gideceğiz. Geriye ise hiç gidemeyiz. Çünkü ileri gitmek zorundayız. Ulusumuz bunu açıkça bilmelidir. Uygarlık öyle güçlü bir ateştir ki, ona ilgisiz kalanları yakar, yok eder. İçinde bulunduğumuz uygarlık ailesinde bize yaraşan yeri bulacak ve onu koruyup yüksek bir düzeye çıkaracağız. Refah, mutluluk ve insanlık bundadır.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusumuzun içinde bulunduğu uygar ulusların ekonomik ve uygarlıktan yana ihtiyaçları birbirine o kadar yakındır ki, bunu karşılaması gereken yasaların da aynı yakınlıkta olması gereği apaçıktır. Yüzyılımızın ihtiyaçlarına uygun yasa yapmak ve onu iyi uygulamak bayındırlaşma ve ilerleme nedenlerinin en önemlilerindendir.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin Yetkisi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turkiye-buyuk-millet-meclisinin-yetkisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2019 15:39:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[islamlık]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Yetkisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1995</guid>

					<description><![CDATA[Yüce meclisiniz, sadece denetleme, inceleme işlerini gören bir mebuslar meclisi değildir. Bunun içindir ki, yalnız yasa yapmakla görevli&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüce meclisiniz, sadece denetleme, inceleme işlerini gören bir mebuslar meclisi değildir. Bunun içindir ki, yalnız yasa yapmakla görevli olarak sorumlu bir mevkiden ulusun yazgısını kollamakla kalmayacak, onunla eylemli olarak ilgilenecektir. Nitekim olağanüstü durumlarda bütün uluslar bu her zamanki ilkeleri bırakarak, ya yasama gücünü işlerlikten alıkoyarak yürütme kurullarına fazla yetkiler verir, ya da kamuoyuna başvurarak kararlar alırlar. Biz, halkın birlik olmasına her güçten çok yetki sağlayan İslamlık ilkelerini göz önünde tutarak yüce meclisinize bütün ulus işlerine doğrudan doğruya el koyma hakkını tanımak istiyoruz.</p>
<blockquote><p><strong>Nisan 1920, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hikmet Dizdaroğlu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/hikmet-dizdaroglu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jul 2019 14:52:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[batılı]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[Hikmet Dizdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Sümerbank Dergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1831</guid>

					<description><![CDATA[Biz, Batılı insan örneğini O&#8217;nda gördük. Halka güvenmenin gerekliliğini O&#8217;ndan öğrendik. İlkelerden tâviz vermemeyi, sonuna değin direnmeyi O&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Biz, Batılı insan örneğini O&#8217;nda gördük. Halka güvenmenin gerekliliğini O&#8217;ndan öğrendik. İlkelerden tâviz vermemeyi, sonuna değin direnmeyi O bize öğretti.</p>
<blockquote><p><strong>Sümerbank Dergisi, 5 Kasım 1961</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
