<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hadi besleyici &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/hadi-besleyici/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 29 May 2020 09:58:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>hadi besleyici &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk ve Nöbetçi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturk-ve-nobetci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 09:58:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve nöbetçi]]></category>
		<category><![CDATA[ege kıyıları]]></category>
		<category><![CDATA[habeş harbi]]></category>
		<category><![CDATA[hadi besleyici]]></category>
		<category><![CDATA[italyanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kamil nomris]]></category>
		<category><![CDATA[türk askeri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5368</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK, Türk askerinin zekâsına, uyanıklığına ve göreve bağlılığına hep hayranlık duymuş ve takdir etmiştir. Bu güzellikler Türk halkının&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK, Türk askerinin zekâsına, uyanıklığına ve göreve bağlılığına hep hayranlık duymuş ve takdir etmiştir. Bu güzellikler Türk halkının ortak özellikleridir. Mehmetçiğe güç ve ruh veren bu güzelliklerin işlenerek daha da geliştirilmesi Türkiye’de yaşayan herkesin ortak ödevidir. Bin yılların birikimi olan  bu özelliklerin kolay kazanılmadığı iyi bilinmelidir. Bunlar, Türk ulusunun bugünkü varlığının olduğu kadar aydınlık geleceğinin de teminatıdır. ATATÜRK ile bir nöbetçi arasında geçen aşağıdaki diyalog, Türk askerinin zekâsını ve ATATÜRK’ün bu zekâya bakışını yansıtması açısından önemlidir:</p>
<p>İtalyanların Habeş Harbi sıralarında idi. Ege kıyılarında kıt’a ve tahkimat komutanları çok titiz davranıyorlar, kıt’aya herhangi bir yabancının sızması olasılığına karşı erleri sık sık uyarıyorlardı.</p>
<p>Bu günlerin birinde ATATÜRK’ün teftişe geleceği haber alındı. ATATÜRK beklenilen günde yanındaki erkanı ile geldi. Kıt’aları teftiş edip dolaşmaya koyuldu.</p>
<p>Savunma mevzilerinden birine giden yolun dönemecinde ATATÜRK birdenbire durdu. Yanındakilere:</p>
<p>-Siz beni burada bekleyiniz, ben yalnız gideceğim, dedi.</p>
<p>Yanındaki komutanlar tereddütle birbirlerinin yüzüne baktılar. Fakat, tabiî bir şey söyleyemediler.</p>
<p>ATATÜRK patikanın kıvrımını döndü. Koruganın hâkim bir noktasında nöbet bekleyen Mehmetçiğe doğru yürüdü. Uzaktan gelen bir sivilin kendisine doğru yürüdüğünü gören Mehmetçik hemen silâhına davrandı. Daha fazla yaklaşmasına izin vermeden gür sesi ile:</p>
<p>-Dur!&#8230; diye gürledi.</p>
<p>ATATÜRK bu kesin ihtar karşısında durarak:</p>
<p>-Sen beni tanımıyor musun? Ben kimim?</p>
<p>-Mustafa Kemal’sin komutanım.</p>
<p>-Peki sen benim Mustafa Kemal olduğumu biliyorsun da hâlâ neden yasak, diyorsun?&#8230;</p>
<p>Mehmetçik bir an durakladı. Herhâlde teftişten haberi vardı. Fakat onun bildiği ATATÜRK, yanında kalabalıkla gelirdi. Böyle yapayalnız gelmezdi. Bir an daha düşündükten sonra kafasını salladı ve safiyetle yanıt verdi:</p>
<p>-Komutanım, Mustafa Kemal’sin Mustafa Kemal olmasına ama&#8230; Düşmanların işine akıl sır ermez&#8230; Birini sana benzetir içeri sokarlar&#8230; Gözünü seveyim sen şu bizim yüzbaşıyı al birlikte gel, o zaman nereye istersen git!</p>
<p>ATATÜRK, geri döndükten sonra komutanlara bunu anlattı. Bu mert ve uyanık eri çavuşluğa yükselttirdi.</p>
<p><strong>Kamil Nomris</strong></p>
<p><em>Besleyici; s. 97-98. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğuşundaki Olağanüstülük</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/dogusundaki-olaganustuluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 06:56:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün doğuşu]]></category>
		<category><![CDATA[hadi besleyici]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Conker]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5347</guid>

					<description><![CDATA[Başarılı insanların kendileriyle gurur duymaları en doğal haklarıdır. Çünkü her başarı sadece başarıyı gerçekleştirenin değil başarıdan yararlanan herkesin&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başarılı insanların kendileriyle gurur duymaları en doğal haklarıdır. Çünkü her başarı sadece başarıyı gerçekleştirenin değil başarıdan yararlanan herkesin mutluluğuna katkı sağlar. Gururun asıl nedeni başkalarının mutluluğuna hizmet etmiş olmaktır. Kibir ve mağrurluk gibi insanî olmayan boyuta dönüşmediği sürece gurur, normal bir davranıştır. ATATÜRK, Türk milletinin yetiştirdiği seçkin bir insan olmasına rağmen kendisini hiçbir zaman insanüstü görmemiş, milletin  hizmetinde bir fert olmanın gururuyla yetinmiştir. “Millete efendilik yoktur, hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur.” sözüyle de bunu vurgulamıştır. Aşağıdaki anekdot onun bu yöndeki düşüncesini yansıtan güzel bir örnektir:</p>
<p>ATATÜRK, kendisinin insanüstü bir varlık olduğunu söylemelerini hiç hoş karşılamazdı. Çocukluk arkadaşı Nuri Conker’in sert şakalarını büyük bir neşe ile dinler ve hepimizin önünde tekrarlatırdı.</p>
<p>Bir gün sofradakilerden biri:</p>
<p>-Paşam, kim bilir çocukluğunuzda ne müstesna bir insandınız. Kim bilir ne eşsiz anılarınız vardır, demişti.</p>
<p>ATATÜRK güldü ve Conker’e döndü:</p>
<p>-Nuri anlatsın, dedi.</p>
<p>Nuri Bey her zamanki şakacı diliyle:</p>
<p>-Bakla tarlasında karga çobanlığı ederdi, yanıtını verdi. Deminki soruyu soran kişi, sözün bu yola dökülmesinden fena hâlde ürktü. Soruyu ortaya attığına bin kez pişman oldu.</p>
<p>-Aman efendimiz, diyecek oldu, ATATÜRK hemen sözünü kesti:</p>
<p>-Bana, insanlar üstünde bir doğuş atfetmeye kalkışmayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdedir.</p>
<p><em>Besleyici; s. 117-118. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ten Bir Vefa Örneği</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkten-bir-vefa-ornegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 06:42:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ten vefa örneği]]></category>
		<category><![CDATA[dolmabahçe sarayı]]></category>
		<category><![CDATA[hadi besleyici]]></category>
		<category><![CDATA[iğneciyan]]></category>
		<category><![CDATA[türk töresi]]></category>
		<category><![CDATA[yedikule]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5341</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK kişisel yaşamında arkadaşlık ve dostluğa büyük önem vermiştir. Yaşamı boyunca birçok dostu olmuş, bunların arasında farklı ırktan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK kişisel yaşamında arkadaşlık ve dostluğa büyük önem vermiştir. Yaşamı boyunca birçok dostu olmuş, bunların arasında farklı ırktan ve dinden insanlar da bulunmuştur. Arkadaşlarından kimileriyle uzun yıllar görüşmese de Türk ulusunun ortak özelliğinin en güzeli olan vefa duygusunu hiçbir zaman yitirmemiştir.</p>
<p>Türk’ün töresinde vefasızlığın hoş karşılanmayışı daima övüncümüz olmalıdır. Bu özellik çok az ulusa nasip olmuştur. Acı ve tatlı günlerimizde ulusça tek yumruk olmamız bu özelliklerimiz sayesindedir. ATATÜRK’ün vefa duygusunu ve ırkçılıktan uzak insancıl anlayışını yansıtan aşağıdaki anekdot, aynı zamanda Türk insanının asaletindeki yüceliği de göstermektedir:</p>
<p>Mustafa Kemal’in dostları arasında İğneciyan adında bir de Ermeni vatandaş vardı. Zengin bir kişidir. Sık sık Mustafa Kemal’i Şişli’deki evinde ziyaret etmekte ve kendisine birçok yardımda bulunmaktadır.</p>
<p>Mustafa Kemal Anadolu’ya geçtikten sonra bir Ermeni örgütü ile ilgisi olduğu iddiasıyla İğneciyan’ı tutuklayıp Malta’ya sürerler. Tüm servetine el konulur.</p>
<p>İğneciyan Malta’dan döndükten sonra üzerinde bir elbisesinden başka hiçbir şeyi olmayan fakir bir kişi durumundadır. Bir de kızı vardır. Yedikule’de bir gecekonduya sığınmışlardır.</p>
<p>ATATÜRK zaferi kazanmış, devlet başkanı olmuştur. Devrimler için geceli gündüzlü çalışmaktadır.</p>
<p>ATATÜRK 1927’de ilk kez İstanbul’a gelmiştir. Bu İğneciyan için iyi bir fırsattır. Hem dostunu görmek, hem de uğradığı haksızlığı anlatmak için doğruca Dolmabahçe Sarayı’na gider. İlgili memura başvurur:</p>
<p>-Ben Gazi hazretlerini görmek istiyorum.</p>
<p>-Sen kimsin?</p>
<p>-Ben İğneciyan&#8230; Gazi’nin eski bir dostuyum, arkadaşıyım.</p>
<p>Memur, İğneciyan’ı baştan aşağı süzer. Kılık kıyafeti pek güven verici değildir. Bir bahane uydurarak atlatır. Birkaç kez daha başvurur, fakat sonuç alamaz.</p>
<p>Bir gün de kızını alıp birlikte saraya giderler. O gün sarayın önünde olağanüstü bir hâl vardır. Motor sesleri, sağa sola koşturan insanlar&#8230; Bu, Gazi’nin bir geziye çıkacağına işarettir.</p>
<p>Polisler ve muhafızlar oradan uzaklaşması için İğneciyan’a işaret ederler. O sırada Gazi de saraydan çıkmıştır. Etrafındaki insan çemberi arasında otomobiline doğru ilerlemektedir.</p>
<p>O anda İğneciyan’ın kızı fırlayarak insan çemberini yarıp Gazi’nin karşısına sokulur. Gazi sorar:</p>
<p>-Kim bu kız?</p>
<p>Kız cevap verir:</p>
<p>-Ben İğneciyan’ın kızıyım.</p>
<p>-Nerede baban?</p>
<p>-Dışarıda bekliyor, sokmuyorlar&#8230;</p>
<p>Gazi hemen emir verir. İğneciyan’ı huzuruna alırlar. İki dost özlem içinde kucaklaşırlar. İğneciyan başından geçenleri anlatır. Gazi’nin gözleri dolu dolu olur. Emir verir. Gerekli soruşturma yapılır. İğneciyan’ın haklı olduğu anlaşılır ve alınan malları geri verilir.</p>
<p>Yıl 1938&#8230; Kasımın 12’si&#8230; ATATÜRK’ün acı kaybına dayanamayan İğneciyan üzüntüsünden ölür. Bu ölümlü dünyanın en güzel şeyi karşılıklı vefalardır.</p>
<p><em>Besleyici; s. 65-66. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir De Onbaşım Görsün</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/bir-de-onbasim-gorsun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2020 20:11:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk zekası]]></category>
		<category><![CDATA[hadi besleyici]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmetçik]]></category>
		<category><![CDATA[onbaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5285</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK, Türk askerinin göreve bağlılığını ve zekâsını hep takdir etmiştir. Bulunduğu her ortamda Mehmetçiklerin sahip olduğu bu nitelikleri&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK, Türk askerinin göreve bağlılığını ve zekâsını hep takdir etmiştir. Bulunduğu her ortamda Mehmetçiklerin sahip olduğu bu nitelikleri gururla anlatarak bu güzelliklerin devamına ve güçlenmesine katkı sağlamış, aynı zamanda onlara olan güvenini her fırsatta yenilemiştir. O bu ülkenin varlığında, bağımsızlığında, geleceğinde, savaşların, depremlerin ve sellerin getirdiği acımasız felâketlerin yenilmesinde hep Mehmetçiğini görmüştür. Bugün de yaşanılan felâketlerin yenilmesi için verilen mücadelenin en ön saflarında Mehmetçikler vardır.<br />
Aşağıdaki küçük anı ATATÜRK’ün, Türk askerinin sorumluluk bilinci ve zekâsına verdiği değeri yansıtması bakımından güzel bir örnektir:<br />
Bir gün askerî bölgeye giderken otomobili bozuldu.<br />
-Yürüyelim, otomobil yapılınca arkadan gelsin, dedi.<br />
ATA’mızla arkadaşları yürüdüler. İleriden Mehmetçik bağırdı:<br />
-Dur. Kimsin?<br />
Durdular, Mehmetçik geldi:<br />
-Buralara ATA’mız gelecek. Geçmek yasaktır.<br />
ATA güldü:<br />
-İyi bak, ATATÜRK bana benzer mi?<br />
Mehmetçik baktı, gözleri parladı. -Benzemeye benzer ama, askerlik bu, bir de onbaşım görsün, dedi.</p>
<p><em>Besleyici; s. 116. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Kuvayı Milliye” Neye Yarar?</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/kuvayi-milliye-neye-yarar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2020 19:49:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[birinci dünya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[hadi besleyici]]></category>
		<category><![CDATA[Kuvayı Milliye]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun]]></category>
		<category><![CDATA[sivas kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5274</guid>

					<description><![CDATA[Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Osmanlı Devleti’nin yöneticileri, düşmana boyun eğerek tahtın geleceğini kurtarabilecekleri inancıyla, yurdun istilâsı dâhil&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Osmanlı Devleti’nin yöneticileri, düşmana boyun eğerek tahtın geleceğini kurtarabilecekleri inancıyla, yurdun istilâsı dâhil düşmanların her isteğine boyun eğmişlerdir. Bu durumun sonucu olarak onuru ve yurdu istilâya uğrayan Türk halkı vatanını, namusunu ve geleceğini kurtarmak amacıyla direnişin ve tam bağımsızlık ülküsünün simgesi olan Kuvayı Milliye’yi oluşturmuştur. Yurdun her köşesinde kurulan bu yerel örgütler kurulduktan bir süre sonra Kurtuluş Savaşı destanını yazmış olan  kahraman Türk ordusunun çekirdeğini oluşturmuştur.</p>
<p>Kuvayı Milliye’yi oluşturanlar; düşman esareti altında yaşamaktansa şereflice ölmenin yüceliğine inanan ve soylu tarihinin her döneminde bu yüceliği yaşamının yegâne varlık nedeni olarak gören, adıyla güzel, yüreğiyle güzel, cesaretiyle güzel Türk’ün çocuklarıydı. Bunların en güzeli de şüphesiz Mustafa Kemal’di. Aşağıdaki anekdot, onun Kuvayı Milliye hakkındaki ilginç ve bir o kadar da anlamlı değerlendirmesini yansıtan güzel bir örnektir:</p>
<p>Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra memleket işgal edilmiş, ordu dağılmış, elde bir şey kalmamış durumdaydı.</p>
<p>Yabancılar artık Türkiye’nin tarihe karıştığını iddia ediyor, memleket üzerinde pazarlıklar yapıyorlardı.</p>
<p>İşte bu sırada ATATÜRK Samsun’a çıkmış, Erzurum ve Sivas Kongresi’ni topluyor, Kuvayı Milliyenin oluşmasına çalışıyordu.</p>
<p>Bu durum karşısında etrafındakilerden umutsuzluk içinde olan birisi, bir gün Mustafa Kemal’e:</p>
<p>-Paşam, dedi, memleket işgal edilmiş, ordu tümüyle dağılmış, büyük devletler bizim sonumuzu görüşüyorlar. Galip devletlerin kuvvetli orduları ve donanmaları karşısında kurmak istediğiniz “Kuvayı Milliye” neye yarar?</p>
<p>Mustafa Kemal gayet sakin şu cevabı verdi:</p>
<p>-Kuvayı Milliye, namuslu bir insanın yastığının altındaki tabancaya benzer. Namusunu koruması için, herhangi bir ümidi kalmadığı zamanda hiç değilse intihara yarar.</p>
<p><em>Besleyici; s. 103-104. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;İşte Benim Neslim Bunlar&#8221;</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/iste-benim-neslim-bunlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2020 11:56:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve duyguları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün nesli]]></category>
		<category><![CDATA[fethiye köngül]]></category>
		<category><![CDATA[hadi besleyici]]></category>
		<category><![CDATA[izmir hakimiyeti milliye okulu]]></category>
		<category><![CDATA[türk yavrusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5016</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK, kendisini ulusunun hizmetkârı gören, ulusuna âşık, ender insanlardan biridir. O, ulusunun acı ve sıkıntılarını yüreğinde hissedip, bu&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK, kendisini ulusunun hizmetkârı gören, ulusuna âşık, ender insanlardan biridir. O, ulusunun acı ve sıkıntılarını yüreğinde hissedip, bu sıkıntıları aşması için sürekli mücadele etmiş, insanların gülümsemelerinde en büyük mutluluğu yakalamış Türk ve Türkiye sevdalısı bir insandı. O, Türkiye’nin gülen, mutlu, sevinç çığlıkları atan çocuklarını Türkiye’nin gelecekteki yüzü olarak gördüğünden geleceği onların gözlerinde yakalayıp ülkeyi onlara emanet etmiştir. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK ile çocuklar arasındaki sevgi bağının ne kadar güçlü ve içten olduğunu yansıtması bakımından oldukça güzel bir örnektir:<br />
İzmir Hâkimiyeti Milliye Okulunda öğretmendim. Okulumuz bir çocuk balosu hazırlamıştı. Çok mutlu bir rastlantı ile o gün ATATÜRK de İzmir’de bulunmaktaydı. Onu da davet ettik.<br />
“Acaba gelecek mi?” diye hepimiz heyecan içindeydik. Sonunda “Geliyor.” denildi.<br />
Koştuk, karşıladık. Gülümseyen bir yüzle ellerimizi sıktı. Yanında yaverler, paşalar vardı. Koca salon heyecandan karmakarışık olmuştu. Büyük küçük herkes onu yakından görmek, sesini duymak için çırpınıyordu. Zorlukla ortalığa bir düzen verdik. Öğrencilerden Ali ortaya geldi. Çocuk heyecandan bocalıyor, bir şeyler bulup söyleyemiyordu. Derken küçük Ali coştu. Kendinden geçti. Kollarını ona doğru uzatarak içten gelen bir sesle:<br />
-Senin ismini andıkça, senin resmine baktıkça, seni karşımda görünce damarlarımda bir şeylerin kaynadığını duyuyorum. Ah! Seni doya doya öpmek istiyorum, diye haykırdı.<br />
O zaman o da kollarını açarak:<br />
-Öyleyse gel öp! dedi.<br />
Ali koştu, boynuna atıldı. Öteki çocuklar dururlar mı?<br />
-Biz de, biz de!&#8230;diye bağrışarak koştular. Kucağına atıldılar. Öptüler, öptüler. Heyecandan, sevinçten ağlıyorduk. Yaverler, paşalar ve hatta kendisi bile&#8230;<br />
Evet, yaptığı harplerin heyecanı, kazandığı zaferlerin sevinci belki onu ağlatmamıştır. Fakat bu bir avuç Türk yavrusunun içten gelen coşkunluğu onu sarsmış, heyecandan gözlerini bulandırmıştı. Gözlerine dolan yaşları tutmak için dudaklarını ısırdı. Sonra heyecandan titreyen bir sesle yanındakilere hiç unutamayacağım şu sözleri söyledi:<br />
-İşte benim neslim bunlar!</p>
<p><strong>Fethiye Köngül</strong></p>
<p><em>Besleyici; s. 99-100.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Bayrağı Yerden Kaldırınız</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/bu-bayragi-yerden-kaldiriniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2020 01:22:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[30 ağustos 1922]]></category>
		<category><![CDATA[başkumandan mustafa kemal]]></category>
		<category><![CDATA[birinci dünya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[celalettin rumi]]></category>
		<category><![CDATA[hacı bektaşi veli]]></category>
		<category><![CDATA[hadi besleyici]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[milletin bağımsızlık sembolü]]></category>
		<category><![CDATA[önder atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[sömürgeci uluslar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[türklerin atası]]></category>
		<category><![CDATA[vatan savunması]]></category>
		<category><![CDATA[yunan bayrağı]]></category>
		<category><![CDATA[yunus emre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4987</guid>

					<description><![CDATA[Kin ve nefret, insan duygusunun en olumsuz yanlarını oluşturur. İnsanlığın mutluluğu bu duyguların yerini hoşgörüye bırakmasıyla olağandır. Birinci&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kin ve nefret, insan duygusunun en olumsuz yanlarını oluşturur. İnsanlığın mutluluğu bu duyguların yerini hoşgörüye bırakmasıyla olağandır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında sömürgeci ulusların haksız saldırısına uğrayan Türk ulusunun önderi ATATÜRK, savaş meydanlarında hiç hak etmeyenler karşısında bile sevgi ve hoşgörü duygusundan ayrılmamıştır. O, Türk ulusunun onurunu yok sayan işgalcilerin yöntemleriyle hareket etmemiş, davranışlarıyla ulusların onurunun kutsallığını ortaya koymuştur.<br />
Türklerin ATA’sının düşmanlar karşısında bile hoşgörüden uzaklaşmamış olmasının nedeni, Yunus Emrelerin, Mevlâna Celalettin Rumilerin ve Hacı Bektaşi Velilerin coşkun sevgileriyle yoğurduğu Türk kültüründen beslenmiş olmasıdır. Türk kültürünü aklen ve ruhen idrak edenlerin başka türlü davranış göstermeleri mümkün müdür ki? Aşağıda yer alan bayrak ile ilgili iki anekdot, ATATÜRK’ün ulusların onuru hususundaki duyarlılığını yansıtması açısından önemlidir:<br />
30 Ağustos 1922 günü sabahı Başkumandan Mustafa Kemal cephede dolaşırken binlerce insan ve hayvan cesedi karşısında duygulanmış ve şunları söylemişti:</p>
<p>-Bu korkunç manzara bütün insanlığı utandırabilir. Ama bu, meşru bir vatan savunmasının doğal sonucudur. Fakat Türkler başka milletlerin vatanlarına aynı şeyi yapmayacaklardır. Bizi buna zorladılar.<br />
Yerde yatan bir Yunan bayrağını görünce de:<br />
-Bunu yerden kaldırınız, bayrak, bir milletin bağımsızlık sembolüdür. Düşmanın da olsa saygı gerekir, dedi.</p>
<p><strong>Muzaffer Kılıç</strong></p>
<p><em>Besleyici; s. 113-114. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arada Hiçbir Fark Tanımayacaksın</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/arada-hicbir-fark-tanimayacaksin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2020 11:56:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[hadi besleyici]]></category>
		<category><![CDATA[İnönü ve Mussolini]]></category>
		<category><![CDATA[italya başbakanı]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı devleti]]></category>
		<category><![CDATA[türk heyeti]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye başbakanı]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası ilişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4944</guid>

					<description><![CDATA[XIX. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti uluslararası ilişkilerde sözü geçmeyen ve temsilcileri dikkate alınmayan bir ülke konumuna düşmüştü. Avrupalı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>XIX. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti uluslararası ilişkilerde sözü geçmeyen ve temsilcileri dikkate alınmayan bir ülke konumuna düşmüştü. Avrupalı büyük devletlerin İstanbul’daki elçileri bile, devletin iç işlerine karışma, padişahları yönlendirme ve tehdit etmeye varan davranışlar göstermekten çekinmemekteydi. Bu durum devlet adamlarında ve aydınlarda kompleks, teslimiyetçilik ve “Biz adam olmayız.” anlayışını doğurmuştu. Bu ortamda birçokları için ulusal onur ve bağımsızlık gibi kutsal kavramlar anlamını yitirmişti.<br />
ATATÜRK döneminde, Türkiye Cumhuriyeti izlediği gerçekçi, barışçı ve onurlu politika ile uluslar arası ilişkilerde ve protokolde saygın bir yer kazanmıştır. Bu dönemde geçmişin aksine dış politikada eşitliğe, bağımsızlığa ve ulusal onura saygı anlayışı egemen olmuştur. Bu anlayışın oluşumunda ve yerleşmesinde en büyük onur şüphesiz ATATÜRK’ündür. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ün bu yöndeki yaklaşımını yansıtan güzel bir örnektir:<br />
ATATÜRK Türklük onuruna son derece önem verirdi. Yabancı ülkeler ve uluslar arası konferanslara giden arkadaşlarına:<br />
-Sesiniz benim sesimdir. Unutmayınız, derdi. İnönü İtalya’ya resmî bir gezi yapacaktı. O zamanlar İtalya Başbakanı Mussolini idi. İnönü İtalya’ya gideceği zaman ATATÜRK şunları söyledi:<br />
Sen Türkiye’nin başbakanısın. Mussolini de resmen İtalya’nın başbakanıdır. Arada hiçbir fark tanımayacaksın!<br />
Türk heyeti yoldaydı. Fakat Mussollini’nin istasyona gelmeyeceği öğrenilmişti. İnönü Roma’da yerleştikten sonra karşılıklı ziyaretlerin yapılacağı bildiriliyordu. Bunun üzerine Türk heyeti, eğer program değiştirilmezse yarı yoldan memlekete dönüleceği haberini İtalyan protokolcularına haber verdi. Trende bir telâştır gitti.<br />
Heyet Roma’ya vardığı zaman İtalyan Başbakanı Mussolini istasyonda Türkiye Başbakanını bekliyordu.</p>
<p><strong>F. Rıfkı Atay</strong></p>
<p><em>Besleyici; s. 100-101. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kamçısız Yönetim</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/kamcisiz-yonetim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2020 22:28:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[ankara 1980]]></category>
		<category><![CDATA[atamız atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[dilek yayınevi]]></category>
		<category><![CDATA[hadi besleyici]]></category>
		<category><![CDATA[latife uşaklıgil]]></category>
		<category><![CDATA[tramvay]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4924</guid>

					<description><![CDATA[“Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” atasözü, sevgi ve hoşgörünün insan yaşamındaki önemine işaret etmektedir .Sağlıklı toplumlarda aile ve&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” atasözü, sevgi ve hoşgörünün insan yaşamındaki önemine işaret etmektedir .Sağlıklı toplumlarda aile ve toplum içi ilişkiler sevgi ve saygı esasına dayanır .Baskı ve şiddete yer yoktur. Korkunun egemen olduğu toplumlar tarihsel süreç içerisinde hem geri kalmış hem de felâketler yaşamışlardır. Ülkelerin yönetiminde söz sahibi olan ve olacak olanların idarede en etkili gücün sevgi, hoşgörü ve ikna olduğunu bilip benimsemiş olmaları halkın ve insanlığın ortak yararına olan bir durumdur.<br />
Kendi duygu ve düşüncelerinin kaynağını Türk milletinin özünde gören ATATÜRK, Türk halkına önderlik yaptığı sürece geçmişte uygulanmış olan baskıcı yönetim anlayışından uzak durmuş ve yaptığı her köklü değişimi sevgi, hoşgörü ve ikna yöntemiyle halka kabul ettirmiştir. Baskı, şiddet ve zorbalığa dayanan yöntemlerle halkın sorunlarını çözmek ve onu mutlu etmenin imkânsızlığını bildiğinden ikna yöntemini temel ilke olarak benimsemiş ve yönetimde başarıyla uygulamıştır. Aşağıdaki anekdot, korkutma temeline dayalı yönetim anlayışının yanlış olduğunu göstermesi bakımından iyi bir örnektir:<br />
Bir süre evli kaldığı eşi Latife Uşaklıgil’in anılarından.<br />
Evli bulunduğumuz sıralarda idi. İzmir’deydik.<br />
Doktorların önerisi gereğince sessiz, sakin bir hayat sürmesi, dinlenmesi gerekliydi.<br />
Bir türlü uyuyamadığı bir gece:<br />
-Latife, ben şimdi tramvaya binmek istiyorum, dedi.<br />
-Dinlenseniz olmaz mı? Vakit de oldukça geç, dedim.<br />
-Ben de vaktin geç olmasından yararlanıp tramvaya binmek istiyorum ya, diye karşılık verdi.<br />
Derhâl gereken yerlere emir verildi. Bir atlı tramvay hazırlandı.<br />
-Tramvay hazır, emrinize amade&#8230;</p>
<p>Yanlarına yaverlerini de aldılar. Hep birlikte tramvaya gittik. Bir sürücüden başka kimse yoktu. ATATÜRK sürücünün yanına yaklaşıp sordu:<br />
-Sen atları kamçı ile mi idare edersin?<br />
-Tabii Paşam, kamçısız idare edilir mi?<br />
-Neden idare edilmesin?<br />
-Biz görmedik&#8230;<br />
ATA sürücünün yanına oturdu.<br />
-Sen şu yerini bana ver de, kamçısız idare edeyim, dedi.<br />
Sürücü hemen yerini verdi. ATATÜRK dizginleri ele aldı. Tramvay atlarını kamçısız sürmeye başladı.<br />
-Nasıl? İdare edebiliyor muyum?<br />
-Benden daha güzel idare ediyorsunuz Paşam&#8230;<br />
-Ben de senin gibi bir idareciyim. Ben de yüz binlerce insanı idare ettim. Onları ölüme giden yola seve seve sevk ettim. Fakat bir tanesine bile kamçı kullanmadım.</p>
<p><em>Hadi Besleyici; Atamız Atatürk, Dilek Yayınevi, Ankara 1980, s. 88-89</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
