<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Falih Rıfkı Atay &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/falih-rifki-atay/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 27 Aug 2020 21:52:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Falih Rıfkı Atay &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Talat Paşa ve Üç Paşalar</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/talat-pasa-ve-uc-pasalar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2020 21:52:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İttihat ve Terakki]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Talat Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Üç Paşalar]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[ittihat ve terakki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=6022</guid>

					<description><![CDATA[Onlar, uzun görüşmektense, temas edilen esaslı noktalara cevap vermektense büyük bir devlet adamı vaziyeti alarak ve emsalsiz inkılâpçı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Onlar, uzun görüşmektense, temas edilen esaslı noktalara cevap vermektense büyük bir devlet adamı vaziyeti alarak ve emsalsiz inkılâpçı ruh sahibi olduklarını ima ederek ve bilhassa ince diplomatik ve usta politikacılık sanatlarına güvenerek, o vaktin meşhur tabiriyle “atlatmak”ı tercih etmişlerdir. Bunda muvaffak olduklarından emin idiler. Farkında değillerdi ki, kendilerini derin bir merhamet hissiyle dinliyordum. Zavallı Talât Paşa, kendisinin bir çapkın ermeni kurşunuyla Berlin sokaklarında yere serildiğini işittiğim zaman ne kadar müteessir olmuştum! Sadrazam olduğu günlerden birinde, Sadaret makamında kendisine bazı hayatî meselelerden bahsetmiştim. Verdiği cevaplarla beni güzelce atlattığına kani olmuş, hattâ bu memnuniyetini bir saat sonra görüştüğü yakın bir arkadaşına hikâye etmişti. Fakat iki gün sonra kendini telâşa düşüren bir vaziyet hasıl olması üzerine, beni gece yarısında evine davet ederek, çare ve tedbir sormak lüzumunu hissetti. O gece, telâşlı sadrazamın meclisinde aynı arkadaşım da hazırdı. Şu sözleri söylemekle kendimi teselli ettim: &#8211; Benden fikir ve mütalâa soruyorsunuz, söylemekte mâzurum. Çünkü, ben size daha üç gün evvel çok hayatî bir mesele hakkında fikir ve mütalâamı söylemiştim. Siz ise beni atlattığınıza inanmış, hattâ sevincinizi ilân etmiştiniz.<br />
&#8211; Asla! dedi.<br />
&#8211; Söylediğiniz zat, yanınızda oturuyor, dedim.</p>
<blockquote><p>1926 (Falih Rıfkı Atay, Atatürk’ün B.A., s. 9-10)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarih Nazlı Bir Peridir</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/tarih-nazli-bir-peridir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2020 09:50:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Falih Rıfkı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[babanız atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5964</guid>

					<description><![CDATA[Ankara ve İstanbul şehirlerinden birine “Atatürk” adı verilmesi için bir kanun teklifi hazırlığı üzerine söyledikleri: Bir adın tarihte&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Ankara ve İstanbul şehirlerinden birine “Atatürk” adı verilmesi için bir kanun teklifi hazırlığı üzerine söyledikleri:</em></p>
<p>Bir adın tarihte kalması ve ağızlarda söylenmesi için, şehirlerin temellerine sığınmak şart değildir. Tarih, zorlanmayı sevmeyen nazlı bir peridir; fikirleri tercih eder.</p>
<blockquote><p>(Falih Rıfkı Atay, Babanız Atatürk, s. 135)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fikir Hazırlıkları</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/fikir-hazirliklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Jul 2020 15:00:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Fikir]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Fikir Adamlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[Fikir Adamı Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Fikir Adamı Olarak Atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5810</guid>

					<description><![CDATA[Fikir hazırlıkları, seferberlikte asker toplamak için olduğu gibi davul zurna ile temin edilemez. Fikir hazırlıklarında gösterişsiz çalışmak, kendini&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fikir hazırlıkları, seferberlikte asker toplamak için olduğu gibi davul zurna ile temin edilemez. Fikir hazırlıklarında gösterişsiz çalışmak, kendini silmek, karşısındakine samimî bir kanaat ilham etmek lâzımdır.</p>
<blockquote><p>1919 (Falih Rıfkı Atay, Atatürk’ün B.A., s. 97)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Olarak Yaşamak İsteyenler</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/insan-olarak-yasamak-isteyenler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 17:20:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Falih Rıfkı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve İnsan Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5702</guid>

					<description><![CDATA[Benim kanaatim o idi ki ve daima o oldu ki, dünyada insan diye yaşamak isteyenler, insan olmak vasıflarını&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Benim kanaatim o idi ki ve daima o oldu ki, dünyada insan diye yaşamak isteyenler, insan olmak vasıflarını ve kudretini kendilerinde görmelidirler&#8230; Bu uğurda her türlü fedakârlığa razı olmalıdırlar. Yoksa, hiçbir medenî millet, onları kendi sırasında ve safında görmek istemez.</p>
<p><em>1926 (Falih Rıfkı Atay, Atatürk’ün B.A., s. 99-100)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Söylev&#8217;in Hazırlanışı ve Amaçları</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/soylevin-hazirlanisi-ve-amaclari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2020 13:05:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Nutuk’un Kapsamı]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Önder]]></category>
		<category><![CDATA[Enver Ziya Karal]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Arar]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Ansiklopedisi]]></category>
		<category><![CDATA[Söylev'in Hazırlanışı ve Amaçları]]></category>
		<category><![CDATA[yakup kadri karaosmanoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5531</guid>

					<description><![CDATA[Büyük Önder, 1927 yılı başlarından itibaren Ankara’da geceli gündüzlü süren ve belgelere dayanan büyük bir incelemeye koyulmuştu. Son&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük Önder, 1927 yılı başlarından itibaren Ankara’da geceli gündüzlü süren ve belgelere dayanan büyük bir incelemeye koyulmuştu. Son derece önemli belgelerle yüklü bu kişisel dosyalarını tek tek açıyor; her bakanlığa ayrı ayrı hazırlattırdığı 1920-1926 dönemine ait ayrıntılı raporları tarıyordu. Ulaştığı bulgu ve düşünceleri, baygın düşüren bir yoğunluk içerisinde yazıcılarına kaleme aldırıyor, gündüz yazılan tüm bu metinleri, akşam olduğunda Ankara’daki aydınların eleştiri ve değerlendirmelerine sunuyordu. Beklenmedik bir kalp krizi geçirmemiş olsaydı, Çankaya’da başlattığı bu çalışmayı yine Çankaya’da tamamlayacaktı. Ancak bu rahatsızlık, doktorlarının da önerisiyle, deniz havasında dinlenmesini gerektirdiğinde, 1 Temmuz 1927’de, 8 yıldır ayak basmadığı İstanbul’a geçmeye karar verdi. Sağlık durumu değişmiş ancak çalışma kararlılığı değişmemişti. Çankaya’daki gizemli çalışmasını Dolmabahçe Sarayı’na taşıdı ve aynı yılın 30 Eylülüne dek süren bir çabayla incelemesini tamamladı.</p>
<p>Ardından Ankara’ya döndü ve incelemesini TBMM’nin ikinci binasında, İsmet Paşa’nın Parti Başkan Vekili olarak başkanlık ettiği Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilk büyük kongresinin 15-20 Ekime denk gelen ilk altı gününde okuyarak sundu. Milletvekilleri, parti temsilcileri, hükümet temsilcileri, üst düzey komutanlar, yabancı diplomatlar ve özel davetlilerin bulunduğu bir topluluğa yapılan konuşma 36 saat 31 dakika sürmüş ve başta Hâkimiyet-i Milliye olmak üzere altı gün boyunca gazetelerden günü gününe yayımlanmıştı. CHP’nin savaş kazanan ve devlet kuran parti niteliğini vurgulamak amacıyla, Sivas Kongresi birinci kongre kabul edildiğinden “ikinci” sıfatıyla açılan Kongrede, Mustafa Kemal Paşa’nın konuşmasının ana teması, Kurtuluş Savaşının ve kurulan yeni devletin bilânçosu idi. Gazi, dünya hitabet tarihinde eşine az rastlanır kapsamda bir hesap vermekte ve Batılıların tanımladığı gibi bir “Konuşma Maratonu” ortaya koymaktaydı. Bu bir Söylev idi. Genç bir subay olduğu yıllarda hitabet yeteneği ile tanınan, bu yeteneklerini gerek Kurtuluş Savaşını yönetirken gerekse de kişisel külliyatını oluştururken en etkin bir biçimde kullanan büyük önder, gündemi yeni bir yapıt, bir başyapıt ile denetimi altına almıştı.  Peki, ama neden? Bu sorunun yanıtını Enver Ziya Karal’ın saptamalarında arayalım.</p>
<p>“Atatürk, önemli gördüğü konularda düşüncelerini yazı ile saptamayı severdi. Askerlik görevleri sırasında bu görevleri ile ilgili 5 kitap ve iki büyük rapor yazmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında, gazetelerde isimsiz makaleleri çıkmıştır. Daha sonraları, yine çeşitli konularda, isimsiz makaleleriyle, mütareke devri anılarını da yayımlamıştır. Öte yandan Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara Hükümetinin haberleşme araçları yetersizdi. İstanbul’da da sıkıyönetim vardı. Devrim olayları yalnız yabancılar için değil, kendi yurttaşlarımız için de oluşum ve nedenleri bakımından yeteri kadar açık değildi. Bir açıklama gerekti. Kurtuluş Savaşından sonra, savaşa karışmış olan kişiler, anılarını yayımlamaya başlamışlar ve kimileri, savaşı başlatmış olduklarına başlıca etken oldukları iddiası içindeydiler.”</p>
<p>Atatürk, Kurtuluş Savaşı bittikten sonra, komutanların, ve devlet adamlarının yayınladıkları anı kitaplarında ve gazetelerde yoğun olarak çıkan beyanat, demeç ve röportajlarda, Ulusal Bağımsızlık Savaşı hakkında doğru olmayan bilgilerin bulunduğunu görmüştür. Bu yanlış bilgilerin, gelecek kuşaklarda bilgi kirliliğine neden olacağını düşünmüş ve olayların gerçek nitelikleri hakkında bilgi sahibi olabilmek için, onların asıl nedenlerinin ve etmenlerinin bilinmesi gerektiğini savunmuştur. Bu nedenle Söylev’i, belgelere dayalı olarak kaleme almıştır. Bu belgeler, 19 Mayıs 1919 gününden başlayarak, özellikle kendisinin karargâhında sakladığı tüm yazışmalardan, Meclis açıldıktan sonraki tutanaklardan ve bakanlıklara hazırlattığı ayrıntılı raporlardan oluşmaktadır.</p>
<p>İşte bu koşul ve gerekçeler içerisinde, Mustafa Kemal Paşa 1927 yılının ilk yarısında bir anlamda halkın belleğinden ve görüş alanından uzakta yaşanan 9 yıllık bir dramı belgelerle sunmak, bu dönemde rol oynayan kişi ve grupların sicilini ortaya koymak, gelinen noktayı çözümlemek ve gidilmekte olan yolu göstermek amacıyla esaslı bir konuşma için yoğun bir çalışma içerisine girmişti. Nitekim Mustafa Kemal Paşa’nın kendisi de Söylev’inin amacını, yine Söylev’indeki bir kesitte şöyle açıklamıştı:</p>
<ul>
<li>Geçmişte kalan kimi olayların yani tarihin doğru anlaşılmasına yardımcı olmak.</li>
<li>Ulusal varlığımız için önemli olan konularda, ulusun ve gelecek kuşakların dikkatli ve uyanık olmasını sağlamak.</li>
</ul>
<p><em>Falih Rıfkı Atay, Çankaya: Atatürk Devri Hatıraları, İstanbul, 1953, s. 460; Yakup Kadri Karaosmanoğlu, “Hatıralar: Yorulmak Bilmez Atatürk”, Ulus, 13 Temmuz 1961.</em></p>
<p><em>İstanbul Ansiklopedisi, Cilt: III, İstanbul, 1948, s. 714; Afet İnan, “Atatürk’ün Büyük Nutuk’unun Müsveddeleri Üzerinde Arkadaşlarının Eleştirilerini Dinlemesi ve Gençliğe Seslenişi”, Atatürk’ün Büyük Söylev’inin…, s. 33-38; Muzaffer Erendil, “Atatürk’ün Nutuk (Söylev) Adlı Eseri Üzerine Bir İnceleme”, IX.Tarih Kongresi-Bildiriler, Cilt: III, Ankara: TTK Yay., 1989, s. 1872. </em></p>
<p><em> İsmail Arar, Büyük Nutuk’un Kapsamı, Niteliği, Amacı”, Atatürk’ün Büyük Söylev’inin…, s. 120.</em></p>
<p><em>Enver Ziya Karal, Atatürk’ün Büyük Söylev’inin…, s. 30 (Tartışmalar ve Açıklamalar Bölümü)</em></p>
<p><em>SÖYLEV (1919-1927) ve DEMEÇLER (1928-1938) syf: 12-14</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölmeyi Tercih Ederiz</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/olmeyi-tercih-ederiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2020 01:18:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[ben size ölmeyi emrediyorum]]></category>
		<category><![CDATA[birinci dünya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[general pershing]]></category>
		<category><![CDATA[kurmay başkanı general harbord]]></category>
		<category><![CDATA[Mondros Ateşkes Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı devleti]]></category>
		<category><![CDATA[sevr antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5254</guid>

					<description><![CDATA[Uzun süren Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti’nin yöneticileri, önce Mondros Ateşkes Anlaşması’nı sonra da Sevr Antlaşması’nı imzalayarak&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süren Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti’nin yöneticileri, önce Mondros Ateşkes Anlaşması’nı sonra da Sevr Antlaşması’nı imzalayarak koşulsuz teslimiyeti kabul etmişlerdi. Teslim edilen koca bir ulusun vatanı, özgürlüğü ve onuru idi. Türk ulusunun büyüklüğünü idrak edemeyen bu gafiller, yılgınlığa düşerek düşmanların uygun gördüğü haysiyetten yoksun, düşük bir yaşama razı olmakla kalmamışlar, düşmanın tutsaklık kemendini Türk ulusunun boynuna bir an önce geçirebilmesi için de yardım etmişlerdir.</p>
<p>İnsanların yaşama tutkularının temelinde onur ve özgürlük duygusu vardır. Bu duygulardan yoksunluk bağımsızlıktan yoksunluğu getirir .Bu duyguların gücü  insanların mensubu oldukları ulusa göre değişir. Türk ulusunun tarih boyunca kendi devletine sahip oluşunu ancak bu duyguların gücüyle açıklayabiliriz. Türk insanı bu değerler için her zaman ölümü yaşama tercih etmiştir. ATATÜRK’ün Bağımsızlık Savaşı’na karar verirken bir an bile tereddüt göstermemesinin altındaki gerçek de budur. O, yaşamak için ölümü göze alanların ölmeyeceğini biliyordu. Türkiye Cumhuriyeti bunun en canlı ve anlamlı kanıtıdır. Aşağıdaki diyalog ATATÜRK’ün bu konudaki düşüncelerini oldukça anlamlı bir şekilde yansıtmaktadır:</p>
<p>General Pershing’in kurmay başkanı olan General Harbord Sivas’ta Mustafa Kemal ile görüşürken der ki:</p>
<p>-Türk tarihini okudum. Milletiniz büyük komutanlar yetiştirmiş, büyük ordular hazırlamıştır. Bunları yapan bir millet elbette bir medeniyet sahibi olmalıdır. Takdir ederim. Ama, bugünkü duruma bakalım. Başta Alman müttefikinizle birlikte dört yıl harp ettiniz, yenildiniz, dördünüz bir arada yapamadığınız şeyi, bu durumda tek başınıza yapmayı nasıl düşünebiliyorsunuz? Fertlerin intihar ettikleri zaman zaman görülür. Bir milletin intihar ettiğini mi göreceğiz?</p>
<p>Mustafa Kemal generale şu yanıtı verdi:</p>
<p>-Teşekkür ederim, tarihimizi okumuş, bizi öğrenmişsiniz. Fakat, şunu bilmenizi isterdim ki biz emperyalist pençesine düşen bir kuş gibi yavaş yavaş aşağılık bir ölüme mahkûm olmaktansa babalarımızın oğulları olarak vuruşa vuruşa ölmeyi tercih ediyoruz.</p>
<p>General ve arkadaşları sessizce ayağa kalktılar.</p>
<p>-Biz de olsak böyle yapardık!</p>
<p><em>Atay; Çankaya, s. 198-199.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üç Ay</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/uc-ay/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2020 13:41:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[arap harfleri]]></category>
		<category><![CDATA[Arıburnu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Anektodlar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>
		<category><![CDATA[latin harfleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Alfabesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5150</guid>

					<description><![CDATA[Tarihe baktığımızda ileriye dönük olumlu değişimlerin kolay gerçekleşmediğini görürüz. İnsanlar, çoğu zaman kendi yararlarına da olsa eski alışkanlıklarının&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarihe baktığımızda ileriye dönük olumlu değişimlerin kolay gerçekleşmediğini görürüz. İnsanlar, çoğu zaman kendi yararlarına da olsa eski alışkanlıklarının etkisiyle değişim ve yeniliklerin karşısında olmuşlardır. Bu olumsuz alışkanlık kimi toplumların geri kalmasına kimilerinin de esaretine neden olmuştur. Geniş bir tarih bilincine sahip olduğundan dolayı bu gerçeği iyi tahlil eden ATATÜRK, yapmayı düşündüğü devrimleri uzun bir sürece yaymadan kısa bir zaman diliminde gerçekleştirmiştir. ATATÜRK’ün, toplumsal değişimler konusundaki yaklaşımının ne kadar sağlıklı ve isabetli olduğunu göstermesi açısından aşağıdaki anekdot fikir vericidir:</p>
<p>Yeni Türk alfabesinin ilk şekillerini kendisine götürdüğüm zaman , komisyonun en az beş yıllık bir geçiş dönemi düşündüğünü söylemiştim. Gazeteler önce birer sütunlarını yeni harflerle yayınlayacaklar, yavaş yavaş bu sütün sayısı artacak, nihayet bütün gazeteler yeni harflerle çıkacaktı. Okullar için de buna benzer aşamalı bir geçiş yöntemi düşünmüştük.</p>
<p>Dikkatle dinledikten sonra bir daha sordu:</p>
<p>-Demek beş yıl düşündünüz?</p>
<p>-Evet!</p>
<p>-Üç ay! dedi.</p>
<p>-Dona kaldım: Üç ay! Üç ay içinde bütün ülkede yayın Lâtin harfleriyle  yapılacaktı. Ekledi:</p>
<p>-Ya üç ayda uygulayabiliriz, ya da hiç uygulayamayız. Sizin gazetelerde Arap harflerine bırakacağınız sütunlar yok mu, onların sayısı bire de inse herkes yalnız o sütunu okur ve beş yıl sonra , tıpkı yarın başlar gibi başlamaya mecbur oluruz. Hele arada bir buhran, bir savaş çıkarsa attığımız adımları da geri alırız.</p>
<p><strong>Falih Rıfkı Atay</strong></p>
<p><em>Arıburnu; Atatürk, Anekdotlar-Anılar, s. 192.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Millete Güveni</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-millete-guveni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2020 13:12:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul 1969]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5019</guid>

					<description><![CDATA[Türk ulusu, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde ardı arkası kesilmeyen savaşlar sonucunda çok şeyini kaybetti. Eriye eriye tükenme noktasına&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk ulusu, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde ardı arkası kesilmeyen savaşlar sonucunda çok şeyini kaybetti. Eriye eriye tükenme noktasına gelip yaşlılardan, dullardan, sakatlardan ve yetimlerden ibaret kaldı. İçeride ve dışarıda herkesin bitti dediği bu ulus özgürlüğünün söz konusu olduğu Çanakkale ve Bağımsızlık Savaşı’nda bitkinliğine, tükenmişliğine ve yoksulluğuna bakmaksızın yedi düvelin ateş dalgalarına bedenini siper ederek vatanını kurtarmasını bilmiştir. Bu başarısıyla da tüm tutsak uluslara özgürlük sembolü olmuştur.<br />
“Özgürlüğün olmadığı yerde ölüm ve yok oluş vardır. Bütün gelişmelerin anası özgürlüktür.” diyen ATATÜRK, sahip olduğu özgürlük duygusunu ulusundan almıştır. Özgürlükleri için ölümü göze alabilen ulusların asla tutsak edilemeyeceğine inandığından, Bağımsızlık Savaşı’nın en kritik anlarında bile zaferin kazanılacağına olan inancını yitirmemiştir. Türk ulusunun sonsuza kadar özgür ve bağımsız yaşayacağını düşünmekteydi. Bu düşüncenin haklılığını tarih yazmıştır. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ün Türk ulusundaki özgürlük tutkusuna olan güvenini yansıtması açısından güzel bir örnektir:<br />
Bir gün Müslüman memleketlerden birinde (Mısır’da) bağımsızlık davası için çalışan liderlerden biri, Mustafa Kemal’i görmeye gelmişti. Kendisine:<br />
-Bizim hareketin de başına geçmek istemez misiniz? diye sordu.<br />
Olabilecek bir şey değildi, ama, insan yoklamalarını pek seven Mustafa Kemal:<br />
-Yarım milyonunuz bu uğurda ölür mü? diye sordu.<br />
Adamcağız yüzüne baka kaldı:<br />
-Fakat Paşa Hazretleri yarım milyonun ölmesine ne lüzum var? Başımızda siz olacaksınız ya&#8230; dedi.<br />
-Benimle olmaz, beyefendi hazretleri yalnız benimle olmaz. Ne zaman halkınızın yarım milyonu ölmeye karar verirse o vakit gelip beni ararsınız.</p>
<p><em>Falih Rıfkı Atay; Çankaya, İstanbul, 1969, s. 318. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yerli Malı Haftasının Temelleri Atılıyor</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/yerli-mali-haftasinin-temelleri-atiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Nov 2019 11:03:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Arman]]></category>
		<category><![CDATA[Beyoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[cemal granda]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[kumaş]]></category>
		<category><![CDATA[Yalova]]></category>
		<category><![CDATA[yerli malı]]></category>
		<category><![CDATA[Yerli Malı Haftasının Temelleri Atılıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kemalataturk.net/?p=4404</guid>

					<description><![CDATA[Cemal Granda anlatıyor: Yalova&#8217;da uzun süre kaldık. Akşamları Atatürk&#8217;ün sofrası yine konuklarla dolup taşıyor, birçok yurt sorunları bu&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cemal Granda anlatıyor:</p>
<p>Yalova&#8217;da uzun süre kaldık. Akşamları Atatürk&#8217;ün sofrası yine konuklarla dolup taşıyor, birçok yurt sorunları bu sofrada görüşülüyordu. Bir akşam yerli malı kullanılması üstüne bir konuşma oldu. Herkes düşüncesini söylüyor, yurtta yerli endüstrinin gelişmesi için büyük bir kampanya başlatılması, herkesin yerli malı yemesi, yerli malı giyinmesi isteniyordu. Yerli Malı Haftası&#8217;nın açıklanışı da bu günlere rastlar. Atatürk, herkesin öne sürdüğü düşünceleri, her zamanki dikkatiyle dinledikten sonra:</p>
<p>&#8220;Bundan sonra önder olarak benim de yerli malı kullanmam gerek. Gardıroptaki elbiselerimi getirin. Köşkün önünde yakın&#8221; buyruğunu verdi.</p>
<p>Herkeste bir sessizlik.. O şen, gürültülü sofra sanki bir anda mezar sessizliğine bürünmüştü. Herkes birbirinin yüzüne bakıyordu. Sessizliği ilk, konuklar arasında bulunan Ulus Gazetesi Başyazarı Falih Rıfkı Atay bozmaya cesaret edebildi:</p>
<p>&#8220;Paşacığım, elbiseleri yakmayın, birer tanesini bizlere verin. Biz de hatıra olarak saklayalım&#8221; deyince, Atatürk hafifçe gülümsedi:</p>
<p>&#8220;Peki&#8221; dedi. Orada hazır bulunan herkese birer kat elbise verildi. Bir gün sonra Beyoğlu&#8217;nun tanınmış terzilerinden Arman, Yalova&#8217;ya getirildi. Atatürk, köşktekilerin gözleri önünde yerli kumaştan elbiselerini kestirdi ve diktirdi. O olaydan sonra Atatürk, elbiselerini hep yerli kumaştan seçip Arman&#8217;a diktirmiştir. Bir daha İsviçre&#8217;den kumaş getirtmemiştir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnanmayanlar Da Haklıydılar</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/inanmayanlar-da-hakliydilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2019 19:53:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[inanlar]]></category>
		<category><![CDATA[inanmayanlar]]></category>
		<category><![CDATA[İnanmayanlar Da Haklıydılar]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kuva-yı Milliye]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[realist]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kemalataturk.net/?p=4375</guid>

					<description><![CDATA[Falih Rıfkı Atay anlatıyor: Mustafa Kemal realist bir liderdi. Lekelemelerin politika kadrosunu nasıl daraltacağını ve kendisini bir avuç&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Falih Rıfkı Atay anlatıyor:</p>
<p>Mustafa Kemal realist bir liderdi. Lekelemelerin politika kadrosunu nasıl daraltacağını ve kendisini bir avuç partizan takımı elinde bırakacağını düşünerek, açıkça bir suç işlemiş olanlar dışında yalnız kişisel değerlere saygı gösterdi. Sicil yoklamalarına rağbet etmedi. Bir gün bana:</p>
<p>&#8220;Kuva-yı Milliye&#8217;ye inanmayanlar da inananlar kadar haklı idiler.&#8221; demişti.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
