<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erzurum &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/erzurum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 05 Oct 2020 22:19:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Erzurum &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yola Devam Edecekler</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/yola-devam-edecekler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 06:30:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[arif hikmet par]]></category>
		<category><![CDATA[erzincan boğazı]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[ismail habib]]></category>
		<category><![CDATA[ismail habib sevük]]></category>
		<category><![CDATA[M. Agah Önen]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[sivas kongresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5332</guid>

					<description><![CDATA[Karşılaşılabilecek tehlikeleri büyük hedeflere ulaşmak için göğüslemeye hazır olmayanlar asla lider olamazlar. Lider; umutları söndüren değil, önderlik ettiği&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karşılaşılabilecek tehlikeleri büyük hedeflere ulaşmak için göğüslemeye hazır olmayanlar asla lider olamazlar. Lider; umutları söndüren değil, önderlik ettiği topluma umut aşılayan, hedef gösterebilen insandır. Bu hedefin de en kararlı ve güçlü yolcusu kendisidir. Liderin göstereceği kararsızlık ve yılgınlık yenilgiyi kaçınılmaz kılar. Bu gerçeklerin bilincinde olan ATATÜRK, önderliğinin hiçbir safhasında toplumda kararsızlık ve umutsuzluğa neden olabilecek davranış göstermemiştir.</p>
<p>ATATÜRK özgürlüğüne ve yurduna tecavüz edilen Türk ulusunu kurtarmak hususunda kendisine düşen sorumlulukları yerine getirmek amacıyla Anadolu yolculuğuna çıkmıştır. Türk ulusunun acıları ruhunda sorumluluktan yanardağlar oluşturduğundan hiçbir engel onu bu mücadeleden bir an olsun geri çevirememiştir. Mücadelesi uğruna ölümü bile göze alacak kadar bilinçli bir kararlılığa sahip oluşu insanî bir duygu olan korkunun onda, yok olmasını sağlamıştır. Sivas Kongresi öncesi yaşanan aşağıdaki olay bunun açık bir göstergesidir:</p>
<p>Sivas  Kongresi’ni toplamak üzere Erzurum’dan Sivas’a giderken, Erzincan Boğazı ağzında otomobilini durduran jandarmaların başındaki subay: “Eşkıyalar boğazı tutmuşlar&#8230; Tehlike var. Geçilemez! Bunları püskürtmek için merkezden güç istedik. Gelinceye değin Erzincan’da beklemeniz uygun olur.” deyince, Mustafa Kemal Erzincan’a dönmedi.</p>
<p>Döndüğü takdirde, ulusal mücadelenin yönünü belirlemek ve saptamak gibi çok önemli ve temelli bir görev için toplanacak Sivas Kongresi’ne katılmamak zorundaydı. Bu amaçla oraya gelmiş, kendisini bekleyen delegeler gibi, henüz duruma kuşkulu gözlerle bakan birçoklarının da kendisinin korkak olduğunu sanacaklarını, böylece her şeyin daha başlarken alt üst olabileceğini düşünerek: “Hayır&#8230; Dönmeyeceğiz&#8230; Ne pahasına olursa olsun, yolumuza devam edeceğiz!” dedi. Yanındakilere buyruğu kesindi:</p>
<p>-Sür’atle gidilecek!&#8230; Vurulan, ölen olursa, onunla oyalanılmayacak. Yolda ancak, tam şose üzerinde ve yakınında, yolu kapayan eşkıya ile karşılaşılırsa, hepimiz otomobillerden atlayarak, saldırıp yolu açacağız. Kurtulanlar yola devam edecek!</p>
<p>Otomobilini boğaza doğru sürdü ve Sivas’a gitti. O zaman, hatta sonraları da, onun bu hareketini, çılgınca bir cesaret sayanlar oldu.</p>
<p><strong>İsmail Habib Sevük</strong></p>
<p><em>Arif Hikmet Par – M. Agah Önen; s. 70-71.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ne diyorsun?</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ne-diyorsun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2020 10:47:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Arıburnu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş bir devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Cevat Dursunoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[raşit paşa]]></category>
		<category><![CDATA[yargısız infaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4995</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK gerek Kurtuluş Savaşı döneminde gerekse daha sonraki dönemde aldığı her kararda, yaptığı her işte yasal bir dayanak&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK gerek Kurtuluş Savaşı döneminde gerekse daha sonraki dönemde aldığı her kararda, yaptığı her işte yasal bir dayanak aramış, keyfî ve kanunsuz hiçbir eyleme girişmemiştir. Attığı her adımda hukuk çizgisini esas almıştır. Olağanüstü koşullarda bile mahkeme kararı olmaksızın “yargısız infaz” diye tanımlanan hukuk dışı uygulamaların yapılmasını doğru bulmamıştır. Gerek Kurtuluş Savaşı döneminde gerekse Cumhuriyet döneminde çağdaş bir devlet adamı sorumluluğu ile hareket ederek ülkede yasaların üstünlüğü ilkesini yerleştirmeye çalışmıştır. Kuralsızlığı ve yasa tanımazlığı kahramanlık gibi karşılayan her türlü anlayışın karşısında olmuştur. Aşağıdaki anekdot bu yaklaşımın güzel bir örneğidir:<br />
Erzurum Kongresi sıralarında bir sohbet esnasında:<br />
Ajansta Erzurum’a yeni tayin edilmiş olan ve birkaç gün önce padişah tarafından kabul edilerek kendisine direktif verilen Reşit Paşanın İstanbul’dan hareket ettiği yazılıyordu. Bu haber Mustafa Kemal Paşayı düşündürdü. Biraz sonra oradaki arkadaşlara Reşit Paşayı tanıyıp tanımadıklarını ve nasıl bir adam olduğunu sordu. Yeni valiyi içimizden yalnız Süleyman Necati tanıyordu. Raşit Paşanın 1910’da Erzurum’da bulunduğunu ve o zaman bile tükenmiş bir ihtiyar olduğunu söyleyerek Paşadan niçin merak ettiğini öğrenmek istedi. Mustafa Kemal Paşa kısaca:<br />
“Eğer işimize zarar verecek bir adamsa, Trabzon’dan İstanbul’a iade edelim, başımıza iş açmasın.” dedi.<br />
Bu sohbet gurubu arasında bulunan Rize üyesi Hoca Necati atılarak “Paşam, üzülmeyin, icap ederse Kop dağında temizlenir.” dedi.<br />
Mustafa Kemal acı bir kızgınlıkla:<br />
“Hocam ne diyorsun? Yolları kestirip adam mı vurduracağız? Bu memlekette hükümsüz vatandaş öldürülemez. Vatandaş ancak mahkeme kararı ile cezalandırılır. Devlet adamının böyle düşünmesi lâzımdır.” cevabını verdi</p>
<p><strong>Cevat Dursunoğlu</strong></p>
<p><em>Arıburnu; Atatürk’ten Anılar, s. 308-309.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Annem Ölmüş&#8230;</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/annem-olmus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 19:00:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Adolf Hitler]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[annem]]></category>
		<category><![CDATA[Annem Ölmüş...]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Rıza Soyak]]></category>
		<category><![CDATA[hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Mezar]]></category>
		<category><![CDATA[milli hakimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[saltanat]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[Zübeyde Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4531</guid>

					<description><![CDATA[Hasan Rıza Soyak anlatıyor: Annesinin ölümünden birkaç gün sonra İzmir&#8217;deydi. Trenden iner inmez, anasının Karşıyaka&#8217;da Osman Paşa mescidi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hasan Rıza Soyak anlatıyor:</p>
<p>Annesinin ölümünden birkaç gün sonra İzmir&#8217;deydi. Trenden iner inmez, anasının Karşıyaka&#8217;da Osman Paşa mescidi avlusundaki mezarını ziyarete gitti ve büyük bir üzüntü ve heyecan içinde, gözleri dolu dolu şu sözlerle içini döktü:</p>
<p>&#8220;Annem ölmüş, bu hazin hakikat karşısında benim teselli bulduğum bir nokta var: Kurtuluşu, hepimiz için, bütün millet için bir tek amaç olan, bu güzel İzmir&#8217;in mukaddes topraklarında gömülmüş olması&#8230;</p>
<p>Arkadaşlar, tabiatın en tabii bir kanunu olan ölümün bazen pek üzücü sonuçları vardır. İzmir&#8217;in şu güzel topraklarına gömülen zavallı annem, zulmün, işkencenin sonucunda koca bir milleti uçuruma götüren keyfi saltanatın kurbanı oldu. Bunu açıklamak için müsaade buyurursanız, ıstıraplı hayatının belirli birkaç noktasına işaret edeyim.</p>
<p>Abdülhamit devrinde okuldan kurmay yüzbaşısı olarak çıktığım zaman, siyasetle uğraşmak suçu ile bir gece beni tevkif ettiler, zindana attılar. O vakit annem Selanik&#8217;teydi. Aylarca süren bu zindan hayatından kendisini haberdar etmemiştim. Fakat o nasılsa haber almış, İstanbul&#8217;a gelmişti. Beni vapurla sürgüne gönderirlerken Sirkeci rıhtımında ağlıyordu. Sürgün hayatım annemin varlığında bir suçluluk tesiri yapmıştı. Sürgünde geçirdiğim yıllar benden ziyade ona ıstırap vermişti. Bir nokta daha:</p>
<p>Anadolu&#8217;ya geçtiğim zaman yanımda bir adam vardı. Erzurum&#8217;a geldikten sonra gerekli gördüğüm için bu adamı İstanbul&#8217;a iade ettim. Annem onun yalnız olarak geri geldiğini görünce, halife ve padişah tarafından idam kararının yerine getirilmiş olduğunu sanarak felç olmuştu. Ondan sonraki üç buçuk senelik hayatı elem, ıstırap ve korku içinde geçti. Oturduğu ev, sık sık hükümet tarafından aranıyor, padişah ve halifenin türlü türlü uyarılarına hedef oluyordu. Bu üzüntülü senelerinde döktüğü gözyaşları ona gözlerini de kaybettirdi. Pek az bir zaman evvel anneme kavuşmuştum. Ama o âdeta maddeten ölmüş, manen yaşıyor gibiydi.</p>
<p>İşte bugün gözlerim yaşlı, fakat kalbim sakin olarak, mezarının önünde bulunuyorum. Şüphesiz müteessirim; fakat onu, hatta hepimizin büyük ve müşfik annesi vatanı mahv ve harabeye götüren keyfi saltanat, artık bir daha avdet etmemek (geri dönmemek) üzere mezara gömülmüştür. Varsın annem bu toprakların altında yatsın; fakat milli hakimiyet ilelebet payidar olsun&#8230;</p>
<p>Bu hakimiyet ilelebet devam edecektir. Bu beni teselli eden en büyük kuvvettir.</p>
<p>Arkadaşlar! Ben hem annemin önünde hem de Allah&#8217;ın huzurunda yemin ediyorum: Bundan sonra hayatta en büyük idealim, bu kadar kan dökerek kazandığımız milli hakimiyetimizi muhafaza ve müdafaa etmek olacaktır. Bunun için ölünceye kadar çalışacağım.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Herkes İçin Lüzumlu Bir İhtar</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/herkes-icin-luzumlu-bir-ihtar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 15:35:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[beyit]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Herkes İçin Lüzumlu Bir İhtar]]></category>
		<category><![CDATA[kongre]]></category>
		<category><![CDATA[Mazhar Müfit]]></category>
		<category><![CDATA[oda]]></category>
		<category><![CDATA[paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4525</guid>

					<description><![CDATA[Muzaffer Kılıç anlatıyor: Erzurum&#8217;dan kongre için Sivas&#8217;a geldiğimizde, Mustafa Kemal&#8217;in karargahı olarak, Sivas lisesini hazırlamışlardı. Paşa, kendisine hazırlanan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muzaffer Kılıç anlatıyor:</p>
<p>Erzurum&#8217;dan kongre için Sivas&#8217;a geldiğimizde, Mustafa Kemal&#8217;in karargahı olarak, Sivas lisesini hazırlamışlardı. Paşa, kendisine hazırlanan odaları dolaşırken, yatak odasında, karyolanın arkasında bulunan sarı atlas yastık gözüne ilişti. Yastığın üzerinde, koyu renk bir ibrişimle işlenmiş şu beyit vardı:</p>
<p>Cihanın câhına mağrur olup incitme insanı</p>
<p>Süleyman-ı zaman olsan bırakırsın bu eyvânı</p>
<hr />
<p>Dünyanın şaşasıyla gururlanıp incitme insanları</p>
<p>Zaman Süleymanı da olsan bırakırsın bu dünyayı</p>
<p>Atatürk, yazıyı okuduktan sonra durdu. Mazhar Müfit Bey&#8217;i çağırttı. Beyti ona da okuttu. Mazhar Müfit:</p>
<p>&#8220;Paşa&#8217;m, bu sizin için yazılmış değil.&#8221; deyince, Atatürk:</p>
<p>&#8220;Bu uyarı hepimiz için ve her şey için bir prensip olmalıdır.&#8221; cevabını verdi.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genelgeyle Devrim Olmaz!</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/genelgeyle-devrim-olmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Nov 2019 14:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[1924]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[genelde]]></category>
		<category><![CDATA[Genelgeyle Devrim Olmaz!]]></category>
		<category><![CDATA[ilkbahar]]></category>
		<category><![CDATA[padişah]]></category>
		<category><![CDATA[pasinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4466</guid>

					<description><![CDATA[Ahmet Hidayet Reel anlatıyor: 1924 yılının ilkbaharıydı. Erzurum ve Pasinler&#8217;de depremde birçok köyün evleri yıkılmıştı. Zarar gören halkla&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ahmet Hidayet Reel anlatıyor:</p>
<p>1924 yılının ilkbaharıydı. Erzurum ve Pasinler&#8217;de depremde birçok köyün evleri yıkılmıştı. Zarar gören halkla görüşmek için Pasinler&#8217;e gelen Atatürk, halkın içinden ihtiyar bir köylüyü çağırdı:</p>
<p>&#8220;Depremden çok zarar gördün mü, baba?&#8221; diye sordu. Atatürk ihtiyarın şüphesini görünce, tekrar sordu:</p>
<p>&#8220;Hükümet sana kaç lira verse, zararını karşılayabilirsin?&#8221; İhtiyar, Kürt şivesiyle:</p>
<p>&#8220;Valle Padişah bilir!&#8221; dedi. Atatürk gülümsedi. Yumuşak bir sesle:</p>
<p>&#8220;Baba, Padişah yok; onları siz kaldırmadınız mı? Söyle bakayım zararın ne?&#8221; İhtiyar tekrar etti:</p>
<p>&#8220;Padişah bilir!..&#8221; Bu cevap karşısında kaşları çatılan Atatürk, Kaymakam&#8217;a döndü:</p>
<p>&#8220;Siz daha devrimi yaymamışsınız.&#8221; dedi. Bu sırada görevini başarmış insanlara özgü bir ağırbaşlılıkla ortaya atılan tahribat katibi:</p>
<p>&#8220;Köylere genelge yolladık Paşam.&#8221; dedi. Atatürk&#8217;ün fırtınalı yüzü, daha çok karıştı:</p>
<p>&#8220;Oğlum&#8221; dedi, &#8220;Genelgeyle devrim olmaz!&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kâzım Karabekir Paşa&#8217;nın Ziyareti</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/kazim-karabekir-pasanin-ziyareti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Nov 2019 12:32:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Emrinizdeyim Paşam!]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Harbiye Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kazım Karabekir]]></category>
		<category><![CDATA[Kâzım Karabekir Paşa'nın Ziyareti]]></category>
		<category><![CDATA[kolordu kumandanı]]></category>
		<category><![CDATA[Münir Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4430</guid>

					<description><![CDATA[Üçüncü ordu müfettişliği görevi elinden alınmış, kendisi de milletin bir ferdi olarak mücadeleye karar vermişlerdi. Erzurum&#8217;a geldiğimizden beri&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üçüncü ordu müfettişliği görevi elinden alınmış, kendisi de milletin bir ferdi olarak mücadeleye karar vermişlerdi. Erzurum&#8217;a geldiğimizden beri oturmakta olduğumuz askeri karargâhtan ayrılmış, Erzurum valisi iken istifa edip İstanbul&#8217;a giden Münir Bey&#8217;in evine yerleşmiştik.</p>
<p>Atatürk fevkalade üzüntülü ve kederliydi. Rauf Bey ve bizlerin de bulunduğu odada oturmaktaydık. İçeriye telaşlı bir vaziyette Yaver Cevat Abbas koşarak girdi. &#8220;Efendim Kolordu Kumandanı Kâzım Karabekir Paşa, sizi ziyarete geliyorlar&#8221; dedi.</p>
<p>Ben Atatürk&#8217;ü, ta Halep&#8217;ten Çanakkale&#8217;den beri tanırdım. Kendisiyle girdiğimiz birçok ölüm kalım savaşlarında bile ümitsizliğe düşmemiş ve cesaretini kaybetmemişti. Her zaman cesur, kararlı; etrafına emniyet veren bir karakter ve yapıya sahipti. Fakat büyük Atatürk bunu duyunca birden sarardı ve telaşlandı.</p>
<p>Çünkü, Harbiye Bakanlığı&#8217;ndan üçüncü ordu müfettişliğinin kendi üzerinden alınıp Kâzım Karabekir Paşa&#8217;ya verildiğini ve kendisinin tevkif emrinin de Karabekir Paşa&#8217;ya iletildiğini biliyordu. Bu nedenle, çok endişeli ve çok şüpheli bakışlarla, &#8220;Artık her şey bitti&#8221; der gibi hepimizi tek tek süzdü.</p>
<p>Çünkü, Kazım Karabekir Paşa, gelen emri tutarsa; her şey o anda başlamadan bitmiş olacaktı. Bu nedenle fevkalade yumuşak bir sesle, &#8220;Buyursunlar&#8221; dedi.</p>
<p>Kazım Paşa odaya hışımla girip askerce bir selam vererek, &#8220;Paşam&#8221; dedi, &#8220;bütün subay, er, erat ve birliğimle yine emrinizdeyim ve emrinizde olmaya devam edeceğim&#8221; deyince; Atatürk birden heyecanla ayağa kalkıp Kâzım Paşa&#8217;ya sarılıp yanaklarından öptü.</p>
<p>Derhal eski komutan ve güç timsali haline gelivermişti. Artık başlanan kurtuluş hareketine devam edilebilecekti.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erzurum&#8217;a Geliş ve Ordudan Ayrılma</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/erzuruma-gelis-ve-ordudan-ayrilma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Nov 2019 12:21:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum'a Geliş ve Ordudan Ayrılma]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[istifa]]></category>
		<category><![CDATA[Mazhar Müfit]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[padişah]]></category>
		<category><![CDATA[ptt]]></category>
		<category><![CDATA[Rauf Orbay]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[zat-ı şahane]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4427</guid>

					<description><![CDATA[Çok sıcak bir temmuz gününde Rauf Orbay&#8217;la beraber Erzurum&#8217;a geldik (3 Temmuz 1919). Kâzım Karabekir, Erzurum Vali vekili&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çok sıcak bir temmuz gününde Rauf Orbay&#8217;la beraber Erzurum&#8217;a geldik (3 Temmuz 1919). Kâzım Karabekir, Erzurum Vali vekili Münir Bey ve Bitlis Valisi Mazhar Müfit Bey, Erzurum&#8217;un ileri gelenleriyle birlikte 8-10 km. uzaklıktaki Ilaca&#8217;da bizi karşıladılar. Atatürk onları görünce otomobillerinden inip onlara teşekkür ettiler. Sonra hep beraber Erzurum&#8217;un İstanbul kapısına geldik. Burada Atatürk&#8217;ü şeref kıtası, bando ve kalabalık bir vatandaş topluluğu karşıladı. Oradan Atatürk&#8217;ün kalacağı müstahkem mevkii komutanlık binasına yöneldik. Halk yollara dökülmüş, gençler ağaçlara tırmanmış, kadınlar damları doldurmuşlardı. Atatürk bu ilgiden çok duygulanmışlardı.</p>
<p>Erzurum&#8217;da, Erzurum&#8217;un ileri gelenleriyle sık sık toplantılar yapıyor; fırsat buldukça da civardaki birlikleri teftiş ediyorlardı. Bu arada Atatürk&#8217;ün İstanbul&#8217;la sürtüşmeleri olduğunu duyuyor ve buna hepimiz çok üzülüyorduk.</p>
<p>Bir sabah Atatürk hepimizi topladı. Tabancalarımızı almamızı ve iki araba ile şehre ineceğimizi emrettiler. Hepimiz heyecanla hazırlandık ve iki araba ile yola çıktık.</p>
<p>Henüz Atatürk hiçbir şey yapmadığı halde Erzurumlular bizleri alkışlıyorlar ve &#8220;Yaşa, Mustafa Kemal Paşa&#8221; diye bağırıyorlardı.</p>
<p>Doğruca PTT binası önüne geldik. Atatürk bir kısmımızı kapı önünde emniyet için bırakıp, bir kısmımıza binayı tamamen boşaltmamızı emrettiler. Verilen emri tutarak memurlar ve müdür dahil bütün binayı hemen boşalttık.</p>
<p>Sonra, Atatürk muhabere subayı Osman Bey&#8217;le binaya çıkarak, sarayla ilişki kurdular; ve padişahla görüşmek istediklerini bildirdiler. Önce Tevfik Paşa, sonra Galip Paşa, daha sonra Sadrazam Damat Ferit Paşa telgraf başına geldikleri ve ne istediği sorulduğu halde Atatürk ısrarla &#8220;Zat-ı şahane&#8221; ile görüşmek istediklerini bildirdiler.</p>
<p>Bir saat kadar bekledikten sonra padişahın telgraf başına geldiği bildirildi. Bunun üzerine Atatürk, dört maddelik dilek ve isteklerini saraya iletti.</p>
<p>İlk üç maddeye hemen cevap verildiği halde, son maddeye ancak üç gün sonra cevap verileceği bildirince muhabere kesilerek kaldığımız yere dönüldü.</p>
<p>Üç gün sonra bir akşam yine aynı şekilde PTT binasına gidip binayı boşalttık ve sarayla iletişim kuruldu.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün cevap beklediği son maddeye cevap gelecekti. Atatürk fevkalade gergindi. Hiç durmadan sigara içiyorlar ve eğilip gelen şifreli telgraf işaretlerine bakıyorlardı. Telgrafın sonunda, derhal İstanbul&#8217;a dönmesi, eğer gelmezse tevkif edilerek İstanbul&#8217;a getirileceği bildirildi.</p>
<p>Bunun üzerine Atatürk hemen orada, &#8220;Bütün rütbe ve nişanlarından ayrılıp milletin bir derdi olarak ülkenin kurtuluşu için çalışacağını&#8221; bildirdi. Herhangi bir cevap verilmesini beklemeden muhabereyi kestirdiler ve ordudan böylece ayrılmış oldular (8-9 Temmuz 1919).</p>
<p>Kaldığımız binaya gelince vali paşadan gelen sivil elbiseyi giyip askeri elbiselerini kaldırttılar. &#8220;Kısmet olursa tekrar giyeriz&#8221; dediler. Aynı gece, ilk defa sivil elbise ile toplantıya gittiler ve 23 Temmuz&#8217;da yapılacak Erzurum Kongresi hazırlıklarına başladılar.</p>
<p>Ertesi gün, bir bildiri yayınlayarak bunu bütün ülkeye duyurdular.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara Fahri Hemşehriliğine Teşekkür</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ankara-fahri-hemsehriligine-tesekkur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Oct 2019 06:41:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[5 Ekim 1922]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Fahri Hemşehriliğine Teşekkür]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[büyük millet meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[hemşehrilik]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Meclisi Mebusan]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4241</guid>

					<description><![CDATA[Ankara Belediyesi aracılığıyla vatansever Ankara halkına: Beni Ankara&#8217;nın hamiyetli (gayretli) hemşehrileri arasına katılmaya çağırarak belirttiğiniz iltifatınıza candan teşekkürlerimi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Belediyesi aracılığıyla vatansever Ankara halkına:</p>
<p>Beni Ankara&#8217;nın hamiyetli (gayretli) hemşehrileri arasına katılmaya çağırarak belirttiğiniz iltifatınıza candan teşekkürlerimi sunuyorum. Sevgili ulusumuzun tüm dünyanın düşmanlığına karşı zaferle sonuçlandırdığı bağımsızlık mücadelemizin tarihinde Ankara adı en aziz (kıymetli,şerefli) bir yer tutacaktır. Bu mücadeleye başladığımız sıralarda bizi kuşatan zorlukların derecesini hepiniz bilirsiniz. Bazılarınca üstesinden gelinmesi olanaksız sayılan bu zorluklar karşısında sizler bir dakika bile duraksamadınız. Üç yıl önce Sivas&#8217;tan Ankara&#8217;ya geldiğimde, bir benzerini geçen gün gösterdiğiniz candan gösterilerle beni kollarınız arasına aldınız. O vakit belirttiğiniz bu vatanseverlik cesareti sayesinde yabancıların müdahalesiyle İstanbul&#8217;da kapattırılan Meclisi Mebusan&#8217;ı daha geniş  yetkilerle ve ulusun şanına uygun bir bağımsızlıkla Ankara&#8217;da açmak kısmet oldu.</p>
<p>İstanbul&#8217;da yabancıların süngülerinden güç alarak dağıttıkları Meclisi Mebusan&#8217;da ben de cesur Erzurumlu hemşehrilerimi temsil eden bir üyeydim. Büyük Millet Meclisi için yeni yapılan seçimde beni Ankara&#8217;dan Milletvekili seçerek bana ayrı bir yasal yetki vermiş oldunuz. Büyük Millet Meclisi sizin yiğit çevrenizde hiçbir şeyden çekinmeden bağımsızlık mücadelesini sürdürebilmiştir. O nedenle Ankaralı hemşehrilerimin vatanın bu kurtuluş mücadelesinde ayrı bir onur payları vardır. Bu vesileyle Ankaralı hemşehrilerimi bir kardeş içtenliğiyle kutlar, bana gösterdiğiniz yürekten sevgiye teşekkür eder, hepinizi kucaklarım.</p>
<p style="text-align: right;">Gazi Mustafa Kemal</p>
<blockquote><p><strong>5 Ekim 1922</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt IV</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emrinizdeyim Paşam!</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/emrinizdeyim-pasam/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2019 11:46:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Emrinizdeyim Paşam!]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kazım Karabekir]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Rauf Orbay]]></category>
		<category><![CDATA[Timsal Karabekir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4167</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Timsal Karabekir anlatıyor: Hakkında tutuklama emri çıktığında Erzurum&#8217;da bir konakta Rauf Orbay ile birlikte oturmakta olan Atatürk&#8217;e:&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Timsal Karabekir anlatıyor:</p>
<p>Hakkında tutuklama emri çıktığında Erzurum&#8217;da bir konakta Rauf Orbay ile birlikte oturmakta olan Atatürk&#8217;e:</p>
<p>&#8220;Kazım Karabekir kuvvetleri ile geliyor.&#8221; derler. Mustafa Kemal sararır:</p>
<p>&#8220;Her şey buraya kadarmış, Milli Mücadele başlamadan sona erecek.&#8221; der. Kazım Karabekir sivil Mustafa Kemal&#8217;in karşısına gelir ve:</p>
<p>&#8220;Emrinizdeyim Paşam!&#8221; der.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Heykel Hakkında</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/heykel-hakkinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 12:39:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Heykel Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2366</guid>

					<description><![CDATA[Dünyada sürekli olarak ve olgunlaşmak isteyen herhangi bir ulus, ne yapıp yapıp, heykel yapacak ve heykelci yetiştirecektir. Anıtların&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada sürekli olarak ve olgunlaşmak isteyen herhangi bir ulus, ne yapıp yapıp, heykel yapacak ve heykelci yetiştirecektir. Anıtların şuraya buraya tarihsel anılar olarak dikilmesinin dine aykırı olduğunu ileri sürenler şeriat hükümlerini (yargılarını) gerektirdiği gibi araştırıp incelememiş olanlardır. Peygamber Efendimizin İslam dinini kuruşundan bu ana kadar bin üç yüz bu kadar yıl geçmiştir. Peygamber Efendimizin Tanrı buyruklarını bildirdiği sırada seslendiği kimselerin kalp ve vicdanlarında putlar vardı. Bu insanları Tanrı yoluna çağrı için önce o taş parçalarını atmak ve bunları ceplerinden ve kalplerinden çıkarmak zorunda idi. İslamın gerçekleri tam olarak anlaşıldıktan ve oluşan vicdan kanıları güçlü olaylarla da doğrulandıktan sonra birtakım aydın kişilerin böyle taş parçalarına tapınacağını varsaymak ve sanmak İslam dünyasını aşağılamak demektir. Aydın ve dindar olan ulusumuz ilerlemenin nedenlerinden biri olan heykeltıraşlığı büyük ölçüde ilerletecek ve ülkemizin her köşesini atalarımızın ve bundan sonra yetişecek evlatlarımızın anılarını güzel heykellerle bütün dünyanın önüne serecektir. Bu iş çoktan başlamıştır. Örneğin Sivas&#8217;tan Erzurum&#8217;a  giderken yol üzerinde güzel bir heykele rastlarsınız. Hem sonra Mısırlılar Müslüman değil midir? İslamlık yalnız Türkiye ve Anadolu halkını mı sınırlan içine almıştır? Seyahat edenler çok iyi bilirler ki, Mısır&#8217;da bir çok büyük kişinin heykelleri bulunur. Ulusumuzun din ve dil gibi güçlü iki erdemi vardır. Bu erdemleri hiçbir güç ulusumuzun kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz. İnsanların olgunlaşmak için bazı şeylere ihtiyacı vardır. Bir ulus ki resim yapamaz, bir ulus ki heykel yapamaz, bir ulus ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapamaz, açıkça söyleyelim, o ulusun ilerleme yolunda yeri olamaz. Oysa bizim ulusumuz, gerçek nitelikleriyle uygar ve ileri bir ulus olmaya layıktır, olacaktır da.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
