<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>erzurum kongresi &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/erzurum-kongresi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 29 Aug 2020 13:25:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>erzurum kongresi &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk ve Erzurum</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturk-ve-erzurum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2020 13:25:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Erzurum'a Gelişi]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum Kongresi Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=6046</guid>

					<description><![CDATA[Benim buraya gelişim, bütün milletin ateşten bir çember içine alınmış olduğu bir zamana tesadüf etti. Bütün millet, bu&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Benim buraya gelişim, bütün milletin ateşten bir çember içine alınmış olduğu bir zamana tesadüf etti. Bütün millet, bu çemberin içinden nasıl çıkacağını düşünmekle meşguldü. Memleketin uzakbatısı düşman ayaklarına terk edilmiş ve oradaki halk silâha sarılmış, buranın ahalisi ise memleketin felâketten kurtulması için ayağa kalkmış bir vaziyette idi. Ben, işte böyle bir zamanda Erzurum’a geldim. Burada gördüğüm samimiyet, mertlik, vefakârlık benim memleketi kurmak için her türlü fedakârlığı yapmak hususundaki azim ve kuvvetimi artırmış idi. O zamanki vaziyetimi pekâlâ biliyorsunuz. Burada rütbemi, resmî mevkiimi, üniformamı attım ve bütün kâinata ilân ettim ki, milletin sinesinde bir ferdim!</p>
<p>Erzurum, birçok devirlerde birçok defalar tecavüze, taarruza, tazyike uğramış bir serhat memleketimizdir ve bu yüzden birçok harabeler vücuda gelmiş, buradaki insanların hali cidden elim olmuştur. Artık, bu elim günlerin tekrarına katiyen ihtimal vermemelidir. Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin mevcudiyeti, Erzurum ve havalisinin hayatıyla alâkadar olmakta, onun huzur ve emniyetine tamamen kefil olmaktadır.</p>
<blockquote><p>1924 (Atatürk’ün S.D.II, s. 204)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erzurum Kongresini Kapatırken</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/erzurum-kongresini-kapatirken/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2020 11:05:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ün söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[sivas kongresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5461</guid>

					<description><![CDATA[Milletimizin kurtuluş ümidi ile çırpındığı en heyecanlı bir zamanda fedakâr muhterem heyetiniz, her türlü eziyetlere katlanarak burada, Erzurumda&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milletimizin kurtuluş ümidi ile çırpındığı en heyecanlı bir zamanda fedakâr<br />
muhterem heyetiniz, her türlü eziyetlere katlanarak burada, Erzurumda toplandı.<br />
Hassas ve soylu bir ruh ve pek sağlam bir iman ile vatan ve milletimizin<br />
kurtuluşuna ait esaslı kararlar aldı. Özellikle bütün dünyaya karşı milletimizin<br />
varlığını ve birliğini gösterdi. Tarih, bu kongremizi şüphesiz ender ve büyük bir<br />
eser olarak kaydedecektir.</p>
<p><em>1919 (Nutuk I, s. 67; Nutuk III, s. 932)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vatan Elden Giderse</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/vatan-elden-giderse/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2020 20:03:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5280</guid>

					<description><![CDATA[Vatan, yani üzerinde yaşadığımız topraklar, toprak olmanın ötesinde anlamlar taşır. Acı tatlı bütün anılar onunla başlar onunla biter.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vatan, yani üzerinde yaşadığımız topraklar, toprak olmanın ötesinde anlamlar taşır. Acı tatlı bütün anılar onunla başlar onunla biter. Onsuz insanların kimliği yoktur, tutsak ve köleden öte&#8230;Özgürlük kara toprağa kanlarını akıtan  vatanlaştıranların hakkıdır. Bu uğurda canlarını seve seve verenler, ölümlerin en kutsalı olan “şehit” mertebesiyle taçlandırılırlar. Vatanı kaybetmek atayı, kendini, evlâdını, suyunu, ekmeğini, aşını, nefesini hepsinden öte kimliğini kaybetmektir Türk ulusunun tarih boyunca özgür yaşamasının sırrı bu gerçeğin bilincinde olmasıdır.</p>
<p>Vatanların en güzeli olan Türkiye’nin var olmasına emeği, bilgisi ve düşüncesiyle en büyük katkıyı yapan şüphesiz Türk milletinin ATA’sı ATATÜRK’tür. Aşağıdaki anekdot bu büyük insanda vatan sevgisinin nasıl bayraklaştığını, her şeyin nasıl vatanla anlam kazandığını yansıtması açısından önemlidir:</p>
<p>ATATÜRK, Kurtuluş Savaşı için Anadolu’ya geçtikten ve Erzurum Kongresi’ni yaptıktan sonra Sivas’a dönmüş, orada ikinci kongreyi açmıştı. Bu sırada lise binasında yatıyor; çalışıyor, toplantılar yapıyordu. En basit ihtiyaçlarını bile temin edecek hâlde değildi; bazı geceler sabahlara kadar küçük petrol lâmbasının cılız ışığında çalışıyordu.</p>
<p>Bir aralık lise binasına baskın yapılacağı ve ATATÜRK’ün yakalanıp asılacağı hakkında şehirde haberler dolaşmaya başladı.</p>
<p>ATATÜRK’ün hizmetini basit fakat temiz ruhlu, fedakâr bir Türk genci yapıyordu. Bu delikanlının babası gizli ve sık sık geliyor; oğluna:</p>
<p>-Etme, eyleme; evine dön; bugün yarın şehir basılacak; Mustafa Kemal ve arkadaşları yakalanacak. Onlar her şeyi göze almışlar; sen aileni düşün, diyordu.</p>
<p>ATATÜRK bu geliş gidişin farkına vardı; bir gün delikanlıyı yanına çağırdı ve sordu:</p>
<p>-Sık sık sana gelen kimdir?</p>
<p>-Babam!&#8230;</p>
<p>-Ne istiyor?</p>
<p>Delikanlı her şeyi anlattı. O zaman ATATÜRK, ona doğru biraz daha ilerledi; elini omzuna koydu ve dedi ki:</p>
<p>-Hizmetinden memnunum, fakat baba hakkı büyüktür. Mademki razı olmuyor, git! Git, fakat babana söyle ki, vatan elden giderse evlâdın ne önemi kalır?</p>
<p><em>Banoğlu; s. 87-88. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Nöbet Tutması</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-nobet-tutmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Nov 2019 12:43:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[araba]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Hiç Yayınlanmamış Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Nöbet Tutması]]></category>
		<category><![CDATA[erzincan]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[rauf bey]]></category>
		<category><![CDATA[sivas kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[suşehri]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4433</guid>

					<description><![CDATA[Erzurum Kongresi bitmiş ve Sivas&#8217;ta ikinci bir kongrenin yapılması kararı alınmıştı. Bu karar bütün yurda bir beyanname ile&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum Kongresi bitmiş ve Sivas&#8217;ta ikinci bir kongrenin yapılması kararı alınmıştı. Bu karar bütün yurda bir beyanname ile duyuruldu. 29 Ağustos 1919 günü sabah erkenden, üç otomobil ve bir de yiyecek yüklü kamyonetle Sivas&#8217;a doğru yola çıkıldı.</p>
<p>Kafile, Atatürk, Rauf Bey, Hoca Feyzullah Efendi ve biz yaverlerle 14 kişi idi.</p>
<p>Sabahın erken saatleri olduğu halde, halk bizi pek coşkulu şekilde uğurladı.</p>
<p>Aynı akşam Erzincan&#8217;a geldik. Orada da halk bizi alkışlar ve &#8220;Yaşa, var ol&#8221; sesleri ile pek içten karşıladı. Ordudan ayrıldığı halde halkın böyle içten gelen güven ve sevgisi Atatürk&#8217;ü çok memnun ediyordu.</p>
<p>Bir gece Erzincan&#8217;da kalıp ertesi gün Suşehri&#8217;ne doğru yola çıkıldı. Fakat Suşehri&#8217;ne varmadan, yolda Atatürk&#8217;ün arabası bozuldu. Araba tamiri ile uğraşırken ortalık iyice karardı.</p>
<p>Atatürk bu durumda yola çıkmamızın tehlikeli olduğunu, geceyi ormanda geçirmemiz gerektiğini söyledi. Karanlıkta yolu kaybetmekten korkuyorduk.</p>
<p>Çünkü o zamanların yolları hemen hepsi birbirine benzeyen köy yolları idi, rastladığımız köylülere sorarak tozlu köy yollarından sürüp gidiyorduk.</p>
<p>Ayrıca dağlarda kol gezen eşkıyaların baskınına uğramak da söz konusu idi.</p>
<p>Ormanda bir şeyler yedikten sonra, Atatürk konaklamak için plan yaptılar. Plana göre her iki saatte değişmek üzere ikişer kişilik nöbet tutulacaktı. Nöbet yerlerini bizzat kendileri tayin ettiler. Bütün ısrarlarımıza karşın kendilerini de sabaha karşı saat 3-5 arasında Dr. Yüzbaşı Refik Bey&#8217;le beraber nöbete koydular. Böylece herkes ve Atatürk nöbetini tutmuş, elde silah sabahı etmiştik. Güneş doğarken uyandığımızda Atatürk ve Refik bey&#8217;in nöbet yerlerinde nöbetlerini tuttuklarını gördük. Ufak bir kahvaltıdan sonra, Suşehri&#8217;ne doğru hareket edildi.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ün Hiç Yayınlanmamış Anıları, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erzurum&#8217;a Geliş ve Ordudan Ayrılma</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/erzuruma-gelis-ve-ordudan-ayrilma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Nov 2019 12:21:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum'a Geliş ve Ordudan Ayrılma]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[istifa]]></category>
		<category><![CDATA[Mazhar Müfit]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[padişah]]></category>
		<category><![CDATA[ptt]]></category>
		<category><![CDATA[Rauf Orbay]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[zat-ı şahane]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4427</guid>

					<description><![CDATA[Çok sıcak bir temmuz gününde Rauf Orbay&#8217;la beraber Erzurum&#8217;a geldik (3 Temmuz 1919). Kâzım Karabekir, Erzurum Vali vekili&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çok sıcak bir temmuz gününde Rauf Orbay&#8217;la beraber Erzurum&#8217;a geldik (3 Temmuz 1919). Kâzım Karabekir, Erzurum Vali vekili Münir Bey ve Bitlis Valisi Mazhar Müfit Bey, Erzurum&#8217;un ileri gelenleriyle birlikte 8-10 km. uzaklıktaki Ilaca&#8217;da bizi karşıladılar. Atatürk onları görünce otomobillerinden inip onlara teşekkür ettiler. Sonra hep beraber Erzurum&#8217;un İstanbul kapısına geldik. Burada Atatürk&#8217;ü şeref kıtası, bando ve kalabalık bir vatandaş topluluğu karşıladı. Oradan Atatürk&#8217;ün kalacağı müstahkem mevkii komutanlık binasına yöneldik. Halk yollara dökülmüş, gençler ağaçlara tırmanmış, kadınlar damları doldurmuşlardı. Atatürk bu ilgiden çok duygulanmışlardı.</p>
<p>Erzurum&#8217;da, Erzurum&#8217;un ileri gelenleriyle sık sık toplantılar yapıyor; fırsat buldukça da civardaki birlikleri teftiş ediyorlardı. Bu arada Atatürk&#8217;ün İstanbul&#8217;la sürtüşmeleri olduğunu duyuyor ve buna hepimiz çok üzülüyorduk.</p>
<p>Bir sabah Atatürk hepimizi topladı. Tabancalarımızı almamızı ve iki araba ile şehre ineceğimizi emrettiler. Hepimiz heyecanla hazırlandık ve iki araba ile yola çıktık.</p>
<p>Henüz Atatürk hiçbir şey yapmadığı halde Erzurumlular bizleri alkışlıyorlar ve &#8220;Yaşa, Mustafa Kemal Paşa&#8221; diye bağırıyorlardı.</p>
<p>Doğruca PTT binası önüne geldik. Atatürk bir kısmımızı kapı önünde emniyet için bırakıp, bir kısmımıza binayı tamamen boşaltmamızı emrettiler. Verilen emri tutarak memurlar ve müdür dahil bütün binayı hemen boşalttık.</p>
<p>Sonra, Atatürk muhabere subayı Osman Bey&#8217;le binaya çıkarak, sarayla ilişki kurdular; ve padişahla görüşmek istediklerini bildirdiler. Önce Tevfik Paşa, sonra Galip Paşa, daha sonra Sadrazam Damat Ferit Paşa telgraf başına geldikleri ve ne istediği sorulduğu halde Atatürk ısrarla &#8220;Zat-ı şahane&#8221; ile görüşmek istediklerini bildirdiler.</p>
<p>Bir saat kadar bekledikten sonra padişahın telgraf başına geldiği bildirildi. Bunun üzerine Atatürk, dört maddelik dilek ve isteklerini saraya iletti.</p>
<p>İlk üç maddeye hemen cevap verildiği halde, son maddeye ancak üç gün sonra cevap verileceği bildirince muhabere kesilerek kaldığımız yere dönüldü.</p>
<p>Üç gün sonra bir akşam yine aynı şekilde PTT binasına gidip binayı boşalttık ve sarayla iletişim kuruldu.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün cevap beklediği son maddeye cevap gelecekti. Atatürk fevkalade gergindi. Hiç durmadan sigara içiyorlar ve eğilip gelen şifreli telgraf işaretlerine bakıyorlardı. Telgrafın sonunda, derhal İstanbul&#8217;a dönmesi, eğer gelmezse tevkif edilerek İstanbul&#8217;a getirileceği bildirildi.</p>
<p>Bunun üzerine Atatürk hemen orada, &#8220;Bütün rütbe ve nişanlarından ayrılıp milletin bir derdi olarak ülkenin kurtuluşu için çalışacağını&#8221; bildirdi. Herhangi bir cevap verilmesini beklemeden muhabereyi kestirdiler ve ordudan böylece ayrılmış oldular (8-9 Temmuz 1919).</p>
<p>Kaldığımız binaya gelince vali paşadan gelen sivil elbiseyi giyip askeri elbiselerini kaldırttılar. &#8220;Kısmet olursa tekrar giyeriz&#8221; dediler. Aynı gece, ilk defa sivil elbise ile toplantıya gittiler ve 23 Temmuz&#8217;da yapılacak Erzurum Kongresi hazırlıklarına başladılar.</p>
<p>Ertesi gün, bir bildiri yayınlayarak bunu bütün ülkeye duyurdular.</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivas Kongresini Açarken</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/sivas-kongresini-acarken/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2019 17:12:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[davetiye]]></category>
		<category><![CDATA[delege]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[heyet]]></category>
		<category><![CDATA[Heyet-i Temsiliye]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[İtilaf Devletleri]]></category>
		<category><![CDATA[kongre]]></category>
		<category><![CDATA[kurul]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[milli dernekler]]></category>
		<category><![CDATA[milli meclis]]></category>
		<category><![CDATA[müdafaa-i hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[muharras]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Paris]]></category>
		<category><![CDATA[Rumeli]]></category>
		<category><![CDATA[sadrazam ferit]]></category>
		<category><![CDATA[sivas genel kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[sivas kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[sivas umumi kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[vekil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4064</guid>

					<description><![CDATA[Muhterem Efendiler, Vatan ve milletin kurtuluşunu hedef alan nedenler, sizleri bunca sıkıntı ve engeller karşısında Sivas‘ta topladı. Kahramanca&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muhterem Efendiler,</p>
<p>Vatan ve milletin kurtuluşunu hedef alan nedenler, sizleri bunca sıkıntı ve engeller karşısında Sivas‘ta topladı. Kahramanca azminizi tebrik ve hoş geldin demekle mutluluğumu arz ederim.</p>
<p>Efendiler, saygıdeğer heyetiniz, kurtarıcı müzakereye girişmeden evvel bazı mâruzâtta bulunmama müsaadenizi rica ederim. Malûmdur ki milliyetler esasına dayanan vaatler üzerine 30 Ekim 1918 tarihinde İtilaf Devletleri ile anlaşma imzalandı. Milletimiz adilce bir barışa kavuşacağını ümit etti.</p>
<p>Halbuki imzalanan anlaşmanın hükümleri vatan ve milletimiz aleyhinde her gün bir şekilde kötüye kullanılarak, saldırı ve zorlama yoluyla uygulandı. İtilaf Devletleri&#8217;nden kuvvet alan memleketimizdeki Hristiyan unsurlar milletimizin şerefini çokça bozma niteliğinde çılgınca harekete koyuldu. Batı Anadolu‘da İslâmın kutsal alanına dâhil olan Yunan zalimleri İtilaf Devletleri&#8217;nin hoş gören bakışları karşısında canavarca felaketler yaptı.</p>
<p>Doğuda Ermeniler Kızılırmağa kadar yayılma hazırlıklarına ve şimdiden sınırlarımıza kadar dayanan katliam siyasetine başladı. Karadeniz sahillerimizde Pontus krallığı hayalinin gerçekleştirilmesine bile çalışıldı. Adana, Antep, Maraş ve Konya tarafına kadar Antalya işgal ve Trakya da işgal alanına dahil edildi.</p>
<p>Saltanat başkenti ve hilafet merkezinin ise hükümdar saraylarına kadar boğucu bir tarzda işgali yönüyle devletin canevi  yabancıların hakimiyetinde kalarak buralara zorla yerleştiler ve bütün bu hak kıran (haksız) saldırılara karşı merkezi hükümet, ihtimal ki tarihte bir benzeri daha görülmemiş şekilde sabretti ve daima zayıf ve güçsüz bir konumda kaldı. İşte bu durumlar milletimizi şiddetli bir seçime yöneltti.</p>
<p>Artık milletimiz pek güzel anladı ki İtilaf Devletleri bu vatanda kutsalına ve kaderine sahip bir kudret ve milli irade mevcut olmadığı şeklinde gerçek olmayan hayallere kapıldı. Ve bu hayal yüzünden cansız bir vatan, kansız bir millet neleri hak etmiş ise çekinmeden onların uygulamasına koyuldu, buna karşı acizlik ve teslim olmanın tamamen çöküş felaketinden başka bir sonuç vermeyeceği görüşü doğru çıktı.</p>
<p>Efendiler, milletimizin sizler gibi aydınları ve ülkesi için gayret edenleri manzaranın sıkıntılı karanlıklarından ümitsiz olmadılar. Çünkü onlar bilirler ki tarih bir milletin varlığını, hakkını hiçbir zaman yok sayamaz. Çünkü onlar kuvvetli bir inanç ile inanmışlardır ki, bir yalan perdesi arkasından vatan ve milletimiz aleyhinde verilen hükümler, ortaya sürülen görüşler kesinlikle yok olmaya mecburdur.</p>
<p>Efendiler, İtilâf Devletleri‘nin haksızlıkları ve merkezi hükümetin zayıflığı ve güçsüzlüğü karşısında milletimiz varlığını ispat ve harekete geçen tecavüzlere karşı namus ve bağımsızlığını savunmayı bizzat karar vermek zorunda kaldı.</p>
<p>İstenilen olduğu şekilde: Doğuda son bulan savaşın her türlü güçlük ve sıkıntılarını görmüş ve bilhassa Ermenilerin vahşet ve zulümlerine sahne olmuş yaslı sınır illerimiz namus ve milli bağımsızlığı kurtarmak amacıyla Müdafaai Hukuku Milliye, Muhafazai Hukuku Milliye derneklerini kurdular. Doğudan ve güneyden tehlike hisseden Diyarbakır ilimizde de Müdafaai Vatan Derneği kuruldu. Batı&#8217;da Yunanlıların tecavüzü ihtimaline karşı kurulan Müdafaai Hukuku Milliye Derneği Yunanlıların sevgili topraklarımıza ayak basması üzerine egemenlik altına girmeyi reddetmek için ayağa kalktı. Trakya‘da, Kilikya‘da ve her tarafta millî dernekler kuruldu. Kısaca batıdan ve doğudan yükselen sesi millet Anadolu‘nun en hücra köşesinde yansımasını buldu. Bundan dolayı millî dernekler düşmanların esaret boyunduruğuna girmemek istemesiyle millî vicdanın kararlılık isteğinden doğmuş tek teşkilât oldu. Bu sayede asırlardan beri bağımsız yaşayan milletimiz varlığını dünyaya göstermeye başladı.</p>
<p>Efendiler, milletçe kurtuluş çaresinin ancak kendi ruhundan ve kendi oluşturacağı organdan (meclis ya da heyeti temsiliye kastediliyor) doğacağı kanaati gerçekleşince; bariz tehlikeler karşısında bulunan doğu Anadolu illeri Erzurum Kongresi‘ni davet etti. Bu sırada idi ki cereyan eden haberleşmeler ve sebep olan hadiseler ve zorunluluklar ile de vatanın genel kurtuluşunu hedefleyen Sivas Kongresi, bugün saygıdeğer heyetinizin vücuda getirdiği Genel Kongre, 21 Haziran 1919 tarihinde kararlaştırılmıştır.</p>
<p>Efendiler, burada büyük üzüntülerle yüksek kurulunuza arz edeceğim ki, memleketin ve milletin kutsalını güven altına almaktan aciz miskinlikten başka bir kudret gösterememiş olan merkez hükümet milletin sesini boğmak, ortak milli bağlılıkları kırmak ve bu suretle milleti daima mağlûp göstermek gibi ancak düşmanlarımızın hesabı yararına kaydolunan çırpınırcasına hareketi ve birbirine uymayan bütün kahramanlığını takındı.</p>
<p>Bu hal milli tarihimizde doğal olarak merkezi hükümet adına pek şaibeli bir bölümdür. Teşekkür olunur ki Efendiler, millet ve milli kudretin tamamen koruyucusu olan namuslu ordumuz, merkezi hükümeti uyarmak yoluyla zararlar sonuçsuz bırakılmıştır. Bununla beraber kötü tesirler bir miktar gecikmeye sebep olmuştur.</p>
<p>Hatırlarda olacaktır ki, Sivas Genel Kongresi‘ne gelmeleri için 22 Haziranda oluşan davet mektubu Erzurum Kongresi‘nden bahsedilerek 10 Temmuz, toplanmak için için esas kabul edilmişti.</p>
<p>Batı Anadolu delegelerinin bu zamana kadar Sivas‘a ulaşmış olacakları tahmin olunarak Erzurum Kongre Heyetinin de Sivas‘ta genel toplanmaya dâhil olabileceğinin mümkün olduğu düşünülmüştü. Halbuki Sivas Kongresi‘nin toplanması ancak bugün nasip oldu. Aradan bir ayı aşkın zaman geçti. Bu uzun müddet esnasında Erzurum Kongresi Heyetinin beklemesinden ise zaten malûm ve ortak olan asıl gaye ve temel nokta üzerinde müzakere etmeyi ve kararlaştırılan şeylerin değerlendirilmesi uygun görüldü. Ve sonra da delegelerin bölgesel seçimlerine dönmeleriyle kararların bizzat uygulanmasına başlamaları tercih edildi. Fakat kongre genel heyeti ve bundan dolayı doğu Anadolu adına Sivas Kongresi‘nde hazır bulunmak üzere Temsil Heyeti&#8217;nden bir heyetin vekil kılınmasına karar verdi.</p>
<p>Erzurum Kongresi‘nin bildiri ve tüzüğün içeriğinden başka gizli kalmış hiçbir karar yoktur. Yalnız Sadrâzam Ferit Paşanın Paris gezisinden dönüşünde Anadolu‘da kargaşa olduğuna dair oluşan bir genelgeyi kongrece büyük üzüntülerle okunmuş ve hakikat karşıtı ve memleket yararına ve millete zararlı bu gafilce bildirinin derhal yalanlanması şiddetle kendisinden istenmiştir.</p>
<p>Bir de milletvekili seçiminin kanun yapılması talep olunmuştur. Erzurum Kongresi yalnız doğu Anadolu delegelerinden oluşmuş bulunduğu için yetkisini bu konu içinde yöneltmek zorunluluğu göz önünde tutulmuştur. Ancak batı Anadolu ve Rumeli delegelerinin katılımıyla ortaya çıkabilecek geniş kapsamlı yetkinin kullanılmasının şartı saygıdeğer heyetinizin karşısında olmasıyla sınırlı gördü.</p>
<p>Hattâ bu sebepledir ki doğu Anadolu‘daki millî derneklerin birleşmesinden ortaya çıkan olan kütleye unvan verirken doğu Anadolu ifadesi eklendi. Genellikle  ―Anadolu Müdafaai Hukuk Derneği― yahut  Anadolu &#8211; Rumeli Müdafaai Hukuk Derneği genel ünvanı kullanılarak ve bütün milletin hukuku adına kendi kendine yetki vermek doğru olamazdı. Bu takdirde İstanbul‘da oluştuğu gibi beş, on kişinin bir araya gelerek bütün milletin yetki sahibi vekilleri imiş gibi keyfi ve asıl sahibi olan milletle alâkasız bir girişim niteliğinde olabilirdi. Bununla beraber Efendiler, Erzurum Kongresi bütün memleketin ve milletin birleşme ve anlaşmaya varma noktasında doğu Anadolu illerince diğer iller ile her bakış açısından katılımına çalışılmasının sağlanması amacı kesindir esasını temel esas kabul etmiştir.</p>
<p>Doğal olarak yüksek huzurunuzla üzerine anlaşılan işte bu Sivas Genel Kongremizde vatanımızın tek parça, milletimizin tek vücut olduğunu lüzumu gibi ifade ve ispat edecek esaslar konulur.</p>
<p>Efendiler, Millet Meclisi‘nin toplanması için öteden beri gösterilen milli isteğin karşısında merkezi hükümetin başlangıcından beri aldığı ihmal edici ve daha sonra direnircesine ve Kanunu Esasi‘ye tamamıyla aykırı tavırları son günlerde milli hareket etkisiyle uyumlu olan bir vaziyete girmiştir. Bildiğiniz gibi seçimlere emir verilmiştir. Bunun gerçekleşmesini, İnşallah kahraman isteğiniz meydana getirecektir. Ancak bu durumdan önce gelen olup biten dönemde birçok veya tek yabancı mandası altına girme gibi doğrudan doğruya hayat ve bağımsızlığımızla ilgili bir mesele bahis konusu olmaktadır.</p>
<p>Milli Meclisin henüz toplanmamış olduğu bir sırada kuşatılmış ve bağımsızlığını kaybetmiş olan merkezi hükümetin tek ve meşru olmayan bir kararı veyahut milli isteğe karşı bazı dışarıya bağlı tekliflere boyun eğme ve itaat etmiş gibi oldu bittilerin ortaya çıkma ihtimallerine karşı Erzurum ve Sivas Kongrelerinin milli ruhu temsilen ve birbirini takiben toplanması, muhakkak bir faydalı ve uğurlu bir kurtuluştur.  Anlattıklarım son bulurken vatan ve milletin kurtuluş zaferi amacına bağlı olan heyetimizin başarısının hayırlı olması temennilerini bizi yaratan Allah&#8217;ın yüce makamına yükseltiyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vatandaş Ancak Mahkeme Kararı ile Cezalandırılır</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/vatandas-ancak-mahkeme-karari-ile-cezalandirilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 10:47:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Cevat Dursunoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[hoca necati]]></category>
		<category><![CDATA[kop dağı]]></category>
		<category><![CDATA[Reşit Paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2338</guid>

					<description><![CDATA[Erzurum Kongresi sürecinde, kongre üyelerinin dinlenmesi için hazırlanmış çadırlardan birinde birkaç arkadaş hem çay, kahve içiyor, hem de&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum Kongresi sürecinde, kongre üyelerinin dinlenmesi için hazırlanmış çadırlardan birinde birkaç arkadaş hem çay, kahve içiyor,<br />
hem de o günkü haberleri okuyorduk. Mustafa Kemal Paşa, oturum aralarında toplanan bu sohbet guruplarına katılarak üyelerle konuşmayı alışkanlık edinmişti. Böylece hem üyelerle daha yakından tanışıyor, hem de<br />
gelecek oturumlarda konuşulacak işler üzerinde sezdirmeden telkinler<br />
yapıyordu. O günkü haberde, Erzurum’a yeni tayin edilmiş olan ve birkaç<br />
gün önce sarayda Padişah tarafından kabul edilerek kendisine direktif verilen Reşit Paşa’nın İstanbul’dan hareket ettiği yazılıydı. Bu haber Mustafa Kemal Paşa’yı da düşündürdü. Biraz sonra oradaki arkadaşlara Reşit<br />
Paşa’yı tanıyıp tanımadıklarını ve nasıl bir adam olduğunu sordu. Yeni valiyi içimizden yalnız Süleyman Necati tanıyordu. Reşit Paşa’nın 1912’de<br />
Erzurum’da bulunduğunu ve o zaman bile tükenmiş bir ihtiyar olduğunu<br />
söyleyerek Paşa’dan niçin merak ettiğini sordu. Mustafa Kemal Paşa:<br />
&#8211; Eğer işimize zarar verecek bir adamsa, Trabzon’dan İstanbul’a<br />
iade edelim. Başımıza iş açmasın.<br />
Rize delegesi Hoca Necati atılarak:<br />
&#8211; Paşam üzülmeyin, icap ederse Kop Dağı’nda temizlenir.<br />
Mustafa Kemal Paşa acı bir gücenmeyle:<br />
&#8211; Hocam ne diyorsun; Haydutluk yaparak adam mı vurduracağız. Bu<br />
memlekette hükümsüz vatandaş öldürülmez! Vatandaş ancak mahkeme kararıyla cezalandırılır. Devlet adamının böyle düşünmesi lazımdır!<br />
Bu sözler benim üzerimde unutulmaz etki bırakmıştı. Çünkü yeni bir zihniyetin müjdecisiydi; İnsan hayatına dokunulmaz en yüksek değer biçiyor,<br />
vatandaş hayatına saygıyı en büyük görev kabul ediyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>Cevat Dursunoğlu, Milli Mücadelede Erzurum, İstanbul: Kaynak yay., 2000 ,s.111-112</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emekçiye Bile Verecek Paramız Yok</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/emekciye-bile-verecek-paramiz-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 16:35:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara ve Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk kırşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Emekçi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Kırşehir Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün sinop anıları]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Her Yönüyle İnsan Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[sivas kongresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2135</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa Kemal, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nden dönüyor, o şimdi Kırşehir’dedir. “İstanbul’a gitmeyeceğiz” diye haber veriyor. “Anadolu en büyük&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Kemal, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nden dönüyor, o şimdi<br />
Kırşehir’dedir.<br />
“İstanbul’a gitmeyeceğiz” diye haber veriyor.<br />
“Anadolu en büyük hazinemizdir” diye müjdeliyor.<br />
“Milletin sinesinde ölünceye kadar, kurtuluş yolunu birlikte arayacağız”<br />
diye yolu çiziyor.<br />
Uyuyan, uyuduğu sanılan Ankara, bu sesi duymuş, bu çağrıyı almış ve o an<br />
silkinerek terkedilmişliğinden, yalnızlığından uyanmıştır.<br />
Şimdi bütün şehir ayaktadır. Onu karşılamak üzere yollara dökülmüştür.<br />
Kurtarıcıyı ve onun gerçeğini tanımış, ona inanmıştır. Ve işte O geliyor! Eşkıya bile dağdan inmiş, mahkumlar hapishaneden bırakılmış. Şehirli-köylü<br />
silahlanmış, kurtarıcıyı karşılamak üzere Kızıl Yokuş’ta toplanmış. Davullar,<br />
zurnalar, onların ritmine pala sallayıp savaş oyunları oynayan Seymenler ve<br />
Ahi örgütlerinden arta kalan esnaf…<br />
Mustafa Kemal Paşa, bugünü hiç unutmayacak, unutmayacağını da o günkü<br />
konuşmasında belirtecektir. Böyle bir kucaklaşmaya ihtiyacı vardır çünkü.<br />
Bir vatanı kurtarmak üzere yola çıkılmıştır, ama inanılmaz yokluklar içinde.<br />
Ordu yok, örgüt yok, silah yok. Ve dünya güçleri karşısına dikilmiş. En kötüsü para da yok.<br />
Heyet-i Temsiliye’nin muhasebecisi Mazhar Müfit (Kansu) Bey’in ifadesine<br />
göre, kasada sadece 48 kuruş kalmış.<br />
“Ekmekçiye bile verecek paramız yok” diyor anılarında Mazhar Müfit Bey.<br />
Ama Paşa, bankalardan veya herhangi bir kurumdan borç almaya da izin<br />
vermiyor.<br />
Ne yapacaktık?<br />
Benim bir kürküm vardı; Erzurumlu Nafiz Bey’e müracaatla sattırılmasını istedim. Nafiz Bey:<br />
&#8211; Aralık ayı içerisindeyiz ne giyeceksin? Diye sattırmamakta ısrar ettiyse de bu ısrar kulağıma girmezdi. Aç mı kalacaktık? Nihayet onu da<br />
sattık. Kimse de satılacak bir şey kalmamıştı. Paşanın sözü ile bu hususta bir çare bulamayarak, “Hele bakalım sabah olsun, yine düşünürüz” ile odalarımıza çekildik.<br />
Ankara’da ikinci günün sabahında Mazhar Müfit Bey’e, Müftü Rıfat Efendi’nin geldiği bildirilince, Türk töresinden, alışkanlıklarından bir türlü vazgeçemeyen genç muhasebeci,<br />
&#8211; Eyvah! diye feryat ediyor.<br />
&#8211; Müftü efendiye kahve ikram etmek lazım.<br />
Kahve var ama şeker yok, benim iki parça şekerim var, onu da çekmecenin<br />
gözünde saklamışım. Ya şekerli kahve isterse… Şeker çok pahalı olduğu için,<br />
herkes kendi şekerini kendi bulmak zorunda. Ama nasıl bulacaklardı ki?<br />
Kimse de para kalmamıştı.<br />
Mazhar Bey’in telaşı boşunadır. Müftü Rıfat Börekçi çok nazik bir edayla:<br />
&#8211; Sıkıntıda olduğunuzu haber aldık. Az da olsa yardımda bulunmayı<br />
vazife bildik.<br />
Mazhar Müfit Bey duyduklarına inanamaya dursun… Rıfat Börekçi tek tek<br />
sayarak kendisine Ankara halkının Kuva-yı Milliye’ye ilk yardımı olan bin lirayı sunuyor.<br />
Mustafa Kemal’in bu olayı karşılayışı çok hoş:<br />
&#8211; Demek ki Allah bize yardım ediyor, demek ki doğru yoldayız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>Mazhar Müfit Kansu, Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber, c. 2, Ankara: TTK., 1997, s.<br />
506-507; Araz, a.g.e., s.32-34</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anayasanın Yakın Tarihçesi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/anayasanin-yakin-tarihcesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2019 16:11:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasanın Yakın Tarihçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun-i Esasi]]></category>
		<category><![CDATA[sivas kongresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2009</guid>

					<description><![CDATA[Anayasamızın ne olduğunu, müsaade ederseniz anlatayım. Baylar, ulusal tarihimizde ilk kez görülen, ilk kez olan bu yolda bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anayasamızın ne olduğunu, müsaade ederseniz anlatayım. Baylar, ulusal tarihimizde ilk kez görülen, ilk kez olan bu yolda bir hareketi Erzurum Kongresini yapmakla göstermiş olduk. Gerçekten, ülkemizin bazı insanları güvendikleri delegelerini orada topladı. Orada toplanan bu delegelerin ilk düşündüğü şey şu oldu: &#8220;Her halde&#8221; dediler, &#8220;bizim ulusumuzun bir gücü vardır. Bu işlemiyor, etkisiz durumdadır.. Bunu etkin bir hale getirmek gerekir. Belki ancak böylece egemenliğimizi elde edebiliriz.&#8221; Erzurum Kongresi bildirisini inceleyecek olursanız, orada ulusun ilke olarak bu dediklerimi saptayıp ilan ettiğini görürsünüz. Sivas Kongresi, aynı ilkeye, aynı inana dayanarak bütün halkın adına aynı biçimi kabul etmiş; o da, ulusal güçlerin etken olmasını ve ulusal iradenin egemenliğini istemiştir. Fakat demin açıkladığım gibi, bu kitap (Kanun-i Esasi&#8217;yi göstererek) bu tutumun simgesi olamaz. Gerçekten, bu kitabın son işlevi, halifelik ve padişahlık katına ulaşmış olan kişinin, en büyük düşmanlarla el birliği ederek, milletvekillerini dağıtmasıyla son bulmuştur. Ve bunun üzerine ulusumuz, çocukcasına aldatmaktan başka bir şey olmayan bu hareketi artık yinelemeye tövbe etmiştir. Ve bu kez gerçekten ulusal güçleri etkin bir duruma getirmek ve ulusal iradeyi egemen kılmak üzere yüce kurulunuzu buraya göndermiş, bugünkü hükümet biçimini kararlaştırarak saptamış ve bugünkü çalışma biçimini belirtmiştir.</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1921, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erzurum, Sivas Kongreleri ve Ulusal Egemenlik</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/erzurum-sivas-kongreleri-ve-ulusal-egemenlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2019 15:29:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Rumeli]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas Kongreleri ve Ulusal Egemenlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1989</guid>

					<description><![CDATA[Erzurum Kongresi&#8217;nin ulusallık ilkelerinden birisi, baylar, işte bu ulusal sınır içindeki yönetimin ulusal egemenlik temeline dayanmasıdır. Erzurum Kongresi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum Kongresi&#8217;nin ulusallık ilkelerinden birisi, baylar, işte bu ulusal sınır içindeki yönetimin ulusal egemenlik temeline dayanmasıdır. Erzurum Kongresi yalnız doğu Anadolu&#8217;yu temsil etmiş oluyordu. Sivas&#8217;ta Batı Anadolu&#8217;dan ve Rumeli&#8217;den de delegeler gelmiş olduğundan, artık bütün yurdun, Anadolu ve Rumeli&#8217;de yaşayan yurttaşlarımızın görüşleri sağlanmış ve pekiştirilmiş oluyordu. Sivas kongresi, Erzurum Kongresi&#8217;nde saptanan ilkeleri olduğu gibi kabul etmiş, yalnız kapsamlarını genişletmekle kalmamıştır; bütün Anadolu ve Rumeli&#8217;yi içine almak üzere birlik ve dayanışmayı sağlamıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Nisan 1920, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
