<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ekonomi &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/ekonomi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:03:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>ekonomi &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yeni Bir Ekonomi Dönemi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/yeni-bir-ekonomi-donemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 12:58:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetsever]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[sanatkar]]></category>
		<category><![CDATA[tarom]]></category>
		<category><![CDATA[tüccar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Bir Ekonomi Dönemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2376</guid>

					<description><![CDATA[Ekonomi demek her şey demektir. Yaşamak için, mutlu olmak için, insanın var olması için ne gerekse hepsi var&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ekonomi demek her şey demektir. Yaşamak için, mutlu olmak için, insanın var olması için ne gerekse hepsi var demektir. Tarım demektir, çalışmak demektir, her şey demektir. Bence halk dönemi, ekonomi dönemi kavramıyla belirlenir. Öyle bir ekonomi dönemi ki, onda ülkemiz bayındır olsun, ulusumuz refah içinde olsun, zengin olsun. Burada size bir görüşü hatırlatayım: &#8220;El kanaat-ü kenzi la yüfna &#8211; az şeyle yetinme tükenmez bir hazinedir.&#8221; Yoksulluğu erdem sayan bu görüşe de ekonomi dönemi bir son versin artık. Baylar, bu görüşü yanlış yorumlamak yüzünden bu ülkeye büyük kötülük edilmiştir. Biliriz ki, Tanrı yeryüzünde yarattığı bunca nimetleri, bunca güzellikleri insanlar refah ve varlık içinde yaşasın diye yaratmıştır. Ve bunlardan büyük ölçüde yararlanabilmeleri için de başka varlıklardan esirgediği zekayı, aklı, insanlara vermiştir. Eğer yurt denen şey kupkuru dağlardan, taşlardan, bataklık alanlardan, çıplak ovalardan; eğer yurt sadece kentlerden, köylerden oluşmuş olsaydı, zindandan hiçbir farkı kalmazdı. Gerçekten bu sözünü ettiğimiz görüşe saplananlar bu değerli yurdumuzu böyle zindan ve cehenneme çevirmekten başka bir şey yapmamışlardır. Oysa bu yurt, çocuklarımız, evlatlarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya layıktır, hem de çok layıktır. İşte bu ülkeyi böyle bayındır hale getirecek olan ekonomik neden ve etkenler, ekonomik etkinliklerdir. Bunun için öyle bir ekonomik dönem gereklidir ki, artık ulusumuz insanca yaşamasını bilsin, insanca yaşamın neye bağlı olduğunu öğrensin ve o yollara yönelsin. Hepimizin isteği şudur ki, bu ülkenin halkı ellerindeki örnekleriyle tarımın, sanatın, emeğin ve yaşamın bir temsilcisi olsun. Ve artık bu ülke böyle yoksul görünen bir ülke ve bu ulus hor görülen ulus olmaktan çıksın, ülkemize varlıklılar ülkesi, bu yeni Türkiye&#8217;nin adına da çalışkanlar ülkesi densin! İşte ulus böyle bir döneme girmiş bulunuyor; ve bu dönemi geliştirip yüceltecektir. Öyle bir dönemin tarihini yazacaktır. Böyle bir dönemde, böyle bir tarihte en yüksek yer, en büyük hak çalışkanların olacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Şubat 1921, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Arkadaşlar, bundan sonra çok önemli zaferlere kavuşacağız. Fakat bunlar süngü zaferleri değil, ekonomi ve bilim zaferleri  olacaktır. Ordumuzun bu güne kadar elde ettiği zaferler yurdumuzu gerçek kurtuluşa götürmüş sayılmaz. Bunlar ancak gelecek zaferler için bir temel hazırlamıştır. Askerlik alanındaki zaferlerle gururlanmayalım. Yeni bilim ve ekonomi zaferlerine hazırlanalım.</p>
<blockquote><p><strong>Ocak 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Siyaset ve askerlik alanlarındaki zaferler, ne denli büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa, elde edilen zaferler iyice yerleşmiş olamaz, az zamanda sönüp giderler. Bunun içindir ki en büyük ve parlak zaferlerimizin de sağlayabildiği, daha da sağlayabileceği yararlı meyveleri toplayıp onlardan yararlanmak için ekonomimizin, ekonomik egemenliğimizin sağlanması, pekiştirilip ve genişletilmesi gerekir.</p>
<p>***</p>
<p>Bizim halkımız, çıkarları birbirinden ayrı sınıflar halinde değil, tersine varlıkları ve emeklerinin ürünleri birbirine gerekli olan sınıflardan oluşur. Şu anda beni dinleyen çiftçilerdir, sanatkarlardır, tüccarlardır, işçilerdir. Bunların hangileri birbirine karşı olabilir? Çiftçinin sanatkara, sanatkarın çiftçiye ve çiftçinin tüccara ve bunların hepsine birbirlerine ve işçiye muhtaç olduğunu kim yadsıyabilir? Bugünkü fabrikalarımızda, daha çok olmasını dilediğimiz fabrikalarımızda, kendi işçilerimiz çalıştırılmalıdır; refah içinde ve memnun olarak çalışmalıdırlar; ve bütün bu saydığımız sınıflar zengin olmalıdır, yaşamın gerçek tadını çıkarabilmelidirler ki, çalışmak için erk ve güç bulabilsinler. Bunun için, programdan söz edilirken hemen hemen denebilir ki, bu, bütün halk için &#8220;Çalışma Ulusal Andı&#8221;dır. Böylece bir çalışma ulusal andı niteliğinde olan program etrafında toplanmakla ortaya çıkacak olan siyaset biçimi ise basbayağı bir fırka niteliğinde görülmemelidir.</p>
<blockquote><p><strong>Şubat 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yeni Türkiye Devleti bir ekonomi devleti olacaktır.</p>
<p>**</p>
<p>Ülkemizin bütün önemli merkezleri birbirine az zamanda demir yollarıyla bağlanacaktır; ve önemli uygarlık kaynakları ortaya çıkarılacaktır. Yurdumuzun her yanının yıkık görünümünü bayındır hale çevirmek olan amacımızın temel taşları her yerde gözleri büyüleyecektir. Çalışmak ve mutlu olmak ihtiyacında olan bütün halkımıza, işçilere geniş ve güvenli çalışma alanları, çağrılarını yapmakta gecikmeyecektir. Tüccarların yüzlerinin güleceği günler de uzak değildir. Yurdumuzu bayındır bir hale getirmek ve ulusu mutlu etmek için düşünülen ve girişilen bu işlerde izlenecek programın temel noktaları, ele alınmış sayılabilir.</p>
<blockquote><p><strong>1923, İzmir yolunda söylenmiştir.</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Cumhuriyet hükümetinin, namuslu, yurtsever, cumhuriyetsever emekçilere her zaman yardımcı olacağından ve bu kimseleri destekleyeceğinden kuşku duyulmamalıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Mayıs 1926, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekonomik Sıkıntı ve Yoksulluk Nedenleri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ekonomik-sikinti-ve-yoksulluk-nedenleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 12:49:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik Sıkıntı ve Yoksulluk Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[kapitülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[tanzimat]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2375</guid>

					<description><![CDATA[Bizi bugünkü ekonomik yoksulluk ve sıkıntıya düşüren şimdi artık kalkmış olan kapitülasyonların yol açtığı son derece durumu hatırlatmadan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bizi bugünkü ekonomik yoksulluk ve sıkıntıya düşüren şimdi artık kalkmış olan kapitülasyonların yol açtığı son derece durumu hatırlatmadan geçemem. Bilirsiniz ki ülkemiz ekonomik örgütlenme ve ortam bakımından güçlü bir durumda değildi. Bireysel ekonomi değerleri de serbest rekabete dayanabilecek dereceye ulaşmamıştı. Tanzimatın açtığı serbest ticaret dönemi, Avrupa&#8217;nın rekabetine karşı kendisini savunamayan ekonomimizi bir de kapitülasyon zincirleriyle bağladı. Örgüt ve bireysel değer bakımından ekonomi alanında çok güçlü olanlar ülkemizde üstelik ayrıcalıklı durumlarda bulunuyordu. Kazançlarından vergi vermiyorlardı. Gümrüklerimizi ellerinde tutuyorlardı. İstedikleri zaman, istedikleri eşyayı, istedikleri koşullar altında ülkemize sokuyorlardı. Ekonomimizin bütün kesimlerine, sınırlama ve koşul tanımadan egemen olmuşlardı. Baylar, karşılaştığımız rekabet tamamiyle haksız, son derece eziciydi. Rakiplerimiz böylece gelişmeye elverişli endüstrimizi de yok ettiler. Tarımımıza zarar verdiler. Ekonomi ve maliye alanında gelişme ve ilerlememize engel oldular.</p>
<div></div>
<div>
<blockquote><p><strong>Mart 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Kadınının Toplumsal ve Ekonomik Hakları</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turk-kadininin-toplumsal-ve-ekonomik-haklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 19:57:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[devrimci]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Fikret]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[töre]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk kadını]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kadınının Toplumsal ve Ekonomik Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[yeniliksever]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2195</guid>

					<description><![CDATA[Daha esenlikle, daha sağlam olarak yürüyeceğimiz yol vardır. Bu, büyük Türk kadınını çalışmalarımıza ortak kılmak, yaşamamızı onunla birlikte&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Daha esenlikle, daha sağlam olarak yürüyeceğimiz yol vardır. Bu, büyük Türk kadınını çalışmalarımıza ortak kılmak, yaşamamızı onunla birlikte yürütmek, Türk kadınını bilimde, törede, toplumsal ve ekonomik hayatta erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı, destekleyicisi yapmak yoludur. Eğer kadınlarımız, şeriatın öğütlediği bir kıyafetle, erdemin gerektirdiği davranışla aramızda bulunursa, ulusun bilim ve sanat etkinliklerine katılırsa, bu hali emin olunuz, ulusun en bağnazları bile takdir etmekten kendilerini alamazlar.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türk ulusu çok büyük olaylarla kanıtlamıştır ki, yeniliksever, devrimci bir ulustur. Son yıllardan önce de ulusumuz yenileşme yolları üzerinde yürümeyi denememiş, toplumsal devrim yolunda girişimlerde bulunmamış değildir. Ancak bir sonuç elde edilememiştir. Bunun nedenini araştırdınız mı? Bence neden, işe temelinden başlanmamış olmasıdır. Bu konuda açık konuşalım. Bir toplum, bir ulus erkek ve kadın denen iki cins insandan oluşur. Olanağı var mıdır ki, bir topluluğun bir bölümü ilerletelim, ötekini önemsemeyelim de, topluluğun tümü ilerleyebilsin? Olanağı var mıdır ki, bir topluluğun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça öteki yarısı göklere yükselebilsin? Kuşku yok ki, ilerleme yolunda adımlar dediğim gibi iki cins tarafından birlikte, arkadaşça atılmak ve ilerleme ve yenileşme alanında aşamaları birlikte geçmek gerekir. Böyle olursa devrim başarılı olur. Memnuniyetle görmekteyiz ki, bugünkü gidişimiz gerçekten gerekli olana yaklaşmaktadır. Her halde daha yürekli olmak gerektiği açıktır.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türk kadını dünyanın en aydın, en erdemli, en ağırlıklı kadını olmalıdır. Gövdece ağırlıklı değil, ahlakta, erdemde ağırlıklı ve ağır başlı bir kadın olmalıdır. Türk kadınının görevi, Türk&#8217;ü, kafasıyla, kol gücüyle ve kesin kararlılığıyle koruma ve savunmaya gücü yeten kuşaklar yetiştirmektir. Ulusun kaynağı, toplumun temeli olan kadın ancak erdemli olursa, görevini yerine getirebilir. Herhalde kadın çok yüksek olmalıdır. Burada Tevfik Fikret merhumunun herkesçe bilinen bir sözün hatırlatırım:<br />
&#8220;Elbet sefil olursa (aşağı görülürse) kadın, alçalır insan.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Ulusu ve Batı Uygarlığı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turk-ulusu-ve-bati-uygarligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2019 13:51:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[bayındırlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilim ve teknik]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş]]></category>
		<category><![CDATA[doğu batı]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Çağ]]></category>
		<category><![CDATA[teknik]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ulusu ve Batı Uygarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<category><![CDATA[ulussever]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2061</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Halkla sık sık ilişkim oldu. O temiz yürekli topluluk, bilmezsiniz, yenilikten ne denli yanadır.&#8221; Aralık 1922, Tercüman-ı Hakikat&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Halkla sık sık ilişkim oldu. O temiz yürekli topluluk, bilmezsiniz, yenilikten ne denli yanadır.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1922, Tercüman-ı Hakikat</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Bugüne kadar elde ettiğimiz başarılar bize ancak ilerlemeye ve uygarlığa doğru bir yol açmıştır; yoksa daha tam anlamıyla ilerleyişe, uygarlığa ulaştırmış değildir. Bize ve torunlarımıza düşen görev, bu yol üzerinde duraksamadan ilerlemektir.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yüzyıllar boyunca, düşmanlarımız Avrupa uluslarına Türklere karşı kin ve düşmanlık düşünceleri aşılamışlardır. Batıdaki kafalara yerleşmiş olan bu düşünceler özel bir görüş oluşturmuştur. Bu görüş her şeye ve bütün olaylara karşın hala sürmektedir. Ve Avrupa&#8217;da hala Türkün her türlü ilerlemeye karşı bir insan, ruhça ve düşünce bakımından gelişmeye yeteneği olmayan bir insan olduğu sanılmaktadır. Bu büyük bir yanılgıdır. Cevabımı sadeleştirmek için size şu örneği vereceğim: Tutunuz ki, karşınızda iki adam var; bunlardan biri zengin ve her türlü araç emrinde; ötekisi yoksul ve elinde hiçbir araç yok. Bu araç yokluğundan başka ikincisi ötekinden ruhça hiç farklı ve aşağı değildir. İşte Avrupa ile Türkiye birbirine göre bu durumdalar. Bizi aşağı bir düzeyden hiçbir zaman kurtulamayacak olan bir ulus olarak tanımakla yetinmemiş olan Batı, yıkılmamızı hızlandırmak için ne yapılmak gerekirse yapmıştır. Batı ve Doğu görüşlerinde birbirinin karşıtı iki ilke söz konusu olduğu vakit bunun en önemli kaynağını bulmak için Avrupa&#8217;ya bakmak gerekir. İşte Avrupa&#8217;da sürekli olarak savaştığımız bu görüş vardır. İmparatorluk döneminde padişahın hükümetleri Türk ulusunun Avrupa ile ilişki kurmasını engellemek için ellerinden geleni yapmışlar, yönetimi ulusun istek ve iradesinden uzak olarak yürütmüşler ve Türk ulusunun her türlü ilerlemenin dışında kalmasına neden olmuşlardır. Biz ulusseverler gözleri gören adamlarız. Gözlerimizi her gün daha da açmaktayız. Ve gerek içerde, gerek dışarda olup bitenleri görüyoruz. Ulusumuzun uygarlaşmış uluslarla ilişki kurmasını kolaylaştırmak çıkarlarımız gereklerindendir.</p>
<blockquote><p><strong>Eylül 1923, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ülkemiz, ne olursa olsun, çağdaş, uygar ve sürekli yenilenen bir ülke olacaktır. Benim için bu, önemli bir yaşam sorunudur. Bütün öz verilerimizin verimli olması buna bağlıdır. Türkiye, ya yeni görüş ve düşüncelerle donanmış olarak dürüst biçimde yönetilecek, ya da böyle yönetilmeyecektir. Göreceğimiz işlerde engeller hiç bir zaman halktan, bu yoğun topluluktan gelmeyecektir. Halk, refah içinde, bağımsız ve varlıklı olmak istiyor. Komşularının refah içinde olduğunu görerek yoksulluk içinde olmak çok ağırdır. Gerici düşüncelerle beslenmiş olanlar belirli bir sınıfa dayanabileceklerini sanıyorlar. Bu, kesinlikle kuruntudur, bir sanıdır. İlerleme yolumuzun önüne dikilmek isteyenleri ezip geçeceğiz. Yenileşme yolunda duracak değiliz. Dünya şaşılacak hızda bir akımla ilerliyor. Biz, bu düzenli gidişin dışında kalabilir miyiz?</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türklerin yüzyıllardır izlediği yol, hep aynı doğrultuda olmuştur. Biz, hep Doğu&#8217;dan Batı&#8217;ya yürüdük.</p>
<p>***</p>
<p>Ülkemizi çağa uygun bir duruma getirmek istiyoruz. Bütün çabalarımız Türkiye&#8217;de çağdaş, yani batılı bir yöntem oluşturmak içindir. Uygar olmak isteyip de Batı&#8217;ya yönelmemiş bir ulus var mıdır?</p>
<p>***</p>
<p>Ülkeler çeşit çeşittir fakat uygarlık birdir. Ve bir ulus ilerlemek için bu tek uygarlığa katılması gerekir. Osmanlı İmparatorluğunun yıkılış süreci Batı&#8217;ya karşı elde ettiği zaferlerinden aşırı gurur duyarak kendisini Avrupa uluslarına bağlayan ilişkileri kestiği gün başlamıştır. Bu bir hata idi. Biz bu hatayı yinelemeyeceğiz.</p>
<blockquote><p><strong>Şubat 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Medeni hukukta, yurttaşlık hukukunda, aile hukukunda izleyeceğimiz yol ancak uygarlık yolu olacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Uygarlık yolunda başarı yenileşmeye bağlıdır. Toplumsal yaşamda, ekonomik yaşamda, bilim ve teknik alanında başarılı olmak için, tek gelişme ve ilerleme yolu budur. Yaşam ve geçime egemen olan kuralların zamanla değişmesi, gelişmesi ve yenilenmesi zorunludur. Uygarlığın yeni yeni buluşlarının, olağanüstü teknik başarıların dünyayı değişmeden değişmeye sürüklediği bir çağda, yüzyılların eskitip yıprattığı görüşlerle, geçmişe düşkünlükle varlığını koruma olanağı yoktur. Uygarlıktan söz ederken şunu da kesinlikle belirtmeliyim: Uygarlığın temeli, ilerleme ve güçlülüğün temeli, aile yaşamındadır. Bu yaşamda aksama, kesinlikle, toplumsal, ekonomik ve siyasal güçsüzlüğe neden olur. Aileyi oluşturan kadın ve erkeklerin doğal haklarına sahip çıkmaları, aile görevlerini yapmaya güçleri olması gereklidir.</p>
<p>***</p>
<p>Ulusumuzun amacı, ulusumuzun ülküsü bütün dünyada tam anlamıyla uygar bir toplum olmaktır. Bilirsiniz ki, dünyada her ulusun varlığı, değeri, özgürlük ve bağımsızlık hakkı, sahip olduğu ve ileride meydana getireceği uygar eserlerle orantılıdır. Uygarca bir eser meydana getirmek yeteneğinden yoksun olan uluslar özgürlük ve bağımsızlıklarını kesinlikle yitireceklerdir. İnsanlık tarihi baştan başa bu söylediklerimi doğrulamaktadır. Uygarlık yolunda yürümek ve başarıya ulaşmak yaşamanın ilk koşuludur. Bu yol üzerinde duraklayanlar, ya da bu yol üzerinde ileri değil geriye bakmak cahillik ve aymazlığında bulunanlar uygarlığın coşku ile akıp giden seli içinde kesinlikle boğulacaklardır.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yüzyıllar boyunca sürekli olarak ilerleme yolunda yürüyen uygar uluslardan Türkiye&#8217;nin geri kalmasına neden olan engellerin ortadan kalktığını görmekle Türk ulusu büyük bir iç rahatlığı duymuştur.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1924, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Dağları delen, göklerde uçuşan, göze görünmeyen küçücük parçacıklardan yıldızlara kadar her şeyi gören, aydınlatan, inceleyen uygarlığın güç ve yüceliği karşısında Orta Çağ kafasıyla, ilkel ve boş inanlarla yürümeye çalışan uluslar kesinlikle yok olacak veya hiç değilse esir olup aşağılanacaktır. Halbuki Türkiye Cumhuriyeti halkı yepyeni ve olgunlaşmış bir topluluk olarak sonsuza dek yaşamaya karar vermiş; esirlik zincirlerini ise, tarihte benzeri görülmemiş kahramanlıklarla parça parça etmiştir.</p>
<p>***</p>
<p>Biz her bakımdan insan olmalıyız. Acılar çektik; bunun nedeni dünyanın durumunu kavrayamamızdır. Düşüncelerimiz, görüşlerimiz uygar olacaktır. Şunun bunun sözüne önem vermeyeceğiz. Uygar olacağız; bununla övüneceğiz. Bütün Türk ve İslam dünyasına bakınız. Görüşleri uygarlığın gerekli kıldığı kapsam ve yükselişe ayak uyduramadığından ne büyük felaketler ve acılar içindeler. Bizim de şimdiye kadar geri kalmamız ve son felaket çamuruna batışımız bundandı. Beş, altı yıl içinde kendimizi kurtarmışsak, bu, görüşlerimizdeki değişmeden ileri gelmiştir. Artık duramayız. Ne olursa olsun ileri gideceğiz. Geriye ise hiç gidemeyiz. Çünkü ileri gitmek zorundayız. Ulusumuz bunu açıkça bilmelidir. Uygarlık öyle güçlü bir ateştir ki, ona ilgisiz kalanları yakar, yok eder. İçinde bulunduğumuz uygarlık ailesinde bize yaraşan yeri bulacak ve onu koruyup yüksek bir düzeye çıkaracağız. Refah, mutluluk ve insanlık bundadır.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusumuzun içinde bulunduğu uygar ulusların ekonomik ve uygarlıktan yana ihtiyaçları birbirine o kadar yakındır ki, bunu karşılaması gereken yasaların da aynı yakınlıkta olması gereği apaçıktır. Yüzyılımızın ihtiyaçlarına uygun yasa yapmak ve onu iyi uygulamak bayındırlaşma ve ilerleme nedenlerinin en önemlilerindendir.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
