<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dumlupınar &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/dumlupinar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:10:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>dumlupınar &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Manevi Babası Sedirlerli Hacı Hüseyin Ağa</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-manevi-babasi-sedirlerli-haci-huseyin-aga/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 22:26:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Manevi Babası Sedirlerli Hacı Hüseyin Ağa]]></category>
		<category><![CDATA[dumlupınar]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[konya belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Sedirlerli Hacı Hüseyin Ağa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4562</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk&#8217;ün Konya&#8217;ya beşinci gelişlerinde yanlarında eşi Latife Hanım da vardır. Birlikte Konya Belediyesi&#8217;nin Atatürk&#8217;e hediye ettiği ve halen&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk&#8217;ün Konya&#8217;ya beşinci gelişlerinde yanlarında eşi Latife Hanım da vardır. Birlikte Konya Belediyesi&#8217;nin Atatürk&#8217;e hediye ettiği ve halen Atatürk Müzesi olan evlerine inmişlerdir. Ertesi gün erken saatlerde evin önü Atatürk&#8217;ü görmek isteyen meraklılarla dolmuştur. Halk arasında yaşı 60&#8217;ın üzerinde iri yapılı, aksakallı, nurani yüzlü bir zat bahçe kapısının sağ yanında beklemektedir. Başında abani sarık, sırtında şetari işlik, üzerinde latası, ayağında mest kundura, Tunus şal kuşak, kıl şalvarı ile eski Konya kıyafetli ihtiyar ara sıra nöbetçilere rica eder, fakat sözünü tutturamaz. Bu esnada belediye başkanı köşke girmek üzere kapının önünde durduğunda ihtiyarın yalvarmasını duyar, arzusunu sorduğunda ihtiyar:</p>
<p>&#8220;Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya iki çift sözüm var, ne olur kendilerine dileğimi bildirin&#8221; der.</p>
<p>Bunun üzerine belediye başkanı ihtiyarı da yanına alarak içeri girerler. Tanıştırılır; Atatürk, ihtiyara boş koltuğu gösterir. İhtiyar:</p>
<p>&#8220;Oturmayacağım Paşam; maruzatım kısadır. Arz edip, sizleri rahatsız etmeden döneyim.&#8221; Atatürk:</p>
<p>&#8220;Buyurun, oturun.&#8221; der.</p>
<p>&#8220;Paşam; bana Sedirlerli Hacı Hüseyin derler. Üç oğlum vardı, en büyüğünü Balkanlar&#8217;da şehir verdim. İkincisi Çanakkale&#8217;de şehit oldu. Üçüncü oğlum kalmıştı. &#8216;Vatan tehlikede Mustafa Kemal asker istiyor&#8217; denilince onu da emrinize, vatan müdafaasına gönderdim. Dumlupınar&#8217;da şehit olduğu haberi geldi.</p>
<p>Üç oğlum da vatan uğruna şehit oldular. Helal olsun; vatan kurtuldu ya, yeter!.. Benimkiler gibi nice yiğitler bu vatan uğruna şehit oldu. Feda olsun! Şimdi sizden bir ricam var: Üç şehit oğlumun yerine size &#8216;Oğlum!&#8217; diye hitap edebilir miyim? Gazi oğlum, alnından öpebilir miyim evladım?&#8221; deyince, Gazi de Latife Hanım da derhal ayağa kalkıp:</p>
<p>&#8220;Bizleri evlat olarak kabul etmenizden gurur duyarız babacığım.&#8221; diyerek, Sedirlerli üç şehit babası Hacı Hüseyin Ağa&#8217;nın elini öper, baba oğul olurlar. Gazi ile Hacı Hüseyin Ağa ertesi gün Hacı Hüseyin Ağa&#8217;nın eşi Akile Mine&#8217;yle tanışıp onun da ellerini öperler, böylece onunla da ana oğul olurlar.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazi&#8217;nin Huzurunda Bir Yunan Erkânıharbi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/gazinin-huzurunda-bir-yunan-erkaniharbi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Oct 2019 18:33:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[afyon]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[başkumandan]]></category>
		<category><![CDATA[Birinci Ordu Kumandanı]]></category>
		<category><![CDATA[büyük millet meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Çal Köyü]]></category>
		<category><![CDATA[dumlupınar]]></category>
		<category><![CDATA[Dumlupınar Köyü]]></category>
		<category><![CDATA[erkânıharp]]></category>
		<category><![CDATA[gazi paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi'nin Huzurunda Bir Yunan Erkânıharbi]]></category>
		<category><![CDATA[general]]></category>
		<category><![CDATA[Hagi Anesti]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kâzım Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[kemalettin sami paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Kule Kahvehaneleri Mahallesi]]></category>
		<category><![CDATA[muhabere]]></category>
		<category><![CDATA[On birinci fırka]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[selanik]]></category>
		<category><![CDATA[subay]]></category>
		<category><![CDATA[tümen]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4088</guid>

					<description><![CDATA[Salih Bozok anlatıyor: &#8220;..Bu sırada, bir iki gün evvel esir edilmiş olan bazı Yunan zabitleri karargâha getirilmişti. Gazi&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salih Bozok anlatıyor:</p>
<p>&#8220;..Bu sırada, bir iki gün evvel esir edilmiş olan bazı Yunan zabitleri karargâha getirilmişti. Gazi Paşa esirlerin arasında bulunan erkânıharp zabitini (kurmay subay) yanına istedi. Yunan zabitine bir çay ısmarladı ve kendisinden vaziyet hakkında ayrıntılı bilgi istedi. Zabit iki gün evvel esir edilmiş olduğu için, son vaziyetten haberdar olmadığını söyledi. Bunun üzerine Başkumandan Gazi Paşa haritayı açarak alınan raporlara göre ortada olan vaziyeti işaret etti. Karargâhımızdaki Yunan erkânıharbi de Yunan ordusunun düşmüş olduğu ağı görmüş ve vaziyetin vehametini anlamıştı. Gayr-i ihtiyarî (istemsizce) parmağını haritanın üzerinde gezdirdi:</p>
<p>&#8220;Bu vaziyete nazaran, iki kolordu kumandanımızla dört fırka kumandanımızın, kıtaatınız (askeri birlikerlerinizin) çemberi içinde bulunduğunu zannederim&#8221; dedi.</p>
<p>Gazi Paşa, aldığı bu bilgiyi derhal telefonla Kemalettin Sami Paşaya bildirdi, bahsedilen kumandanların esir edilmesini buyurdu. Yunan zabiti, evvelce Türkçe bilmediğini söylemiş ve kendisiyle tercüman vasıtasıyla ve Rumca görüşülmüştü, fakat Gazi&#8217;nin Türkçe olarak verdiği bu emri işitir işitmez benzi kül gibi oldu.</p>
<p>Elini alnına götürdü, üzüntüsünden getirilen çayı içmedi ve çadırdan dışarı çıkmak için müsaade istedi. Kendisinin Türkçe bildiğini ve gayr-i ihtiyarî verdiği bilgiden dolayı pişmanlık hissettiğini anlamıştım. Ben de beraber dışarı çıktım, kendisine Türkçe olarak:</p>
<p>&#8220;Nerelisin?&#8221; dedim.</p>
<p>Selanikli olduğunu ve Kule Kahvehaneleri Mahallesi&#8217;nde ikamet ettiğini söyledi. Ne tesadüf. Ben de Selanik&#8217;te o mahallede ikamet etmekte idim:</p>
<p>&#8220;Ne için o güzel Selanik&#8217;i bıraktın da buralara geldin?&#8221; diye sordum.</p>
<p>&#8220;Askerim, emir aldım.&#8221; cevabını verdi. Başı fevkalâde ağrıdığından dolayı da fazla konuşmaya kuvveti olmadığını ilave etti. Gereken ilâçları kendi bavulumuzdan verdik.</p>
<p><strong>Kemalettin Sami Paşa Karargâhında</strong></p>
<p>Gazi Paşa Yunan erkânıharp zabitinden bu haberi aldıktan sonra otomobilin hazırlanmasını emretti. Kemalettin Sami Paşa&#8217;nın karargâhına gitmek arzu ediyordu. Birinci Ordu Kumandanı yolun fevkalâde muhataralı (tehlikeli) olduğunu söylediyse de Gazi&#8217;yi alıkoymak mümkün olmadı.</p>
<p>Hep beraber Kemalettin Sami Paşa&#8217;nın bulunduğu tepeye geldik. Kemalettin Sami Paşa dürbünüyle düşmanın Dumlupınar civarındaki ovadan hareketlerini takip ediyordu. Gazi Paşa sordu:</p>
<p>&#8220;İleride bir duman görüyorum. Bu nedir?&#8221; Kemalettin Sami Paşa cevap verdi:</p>
<p>&#8220;Düşman ağırlıklarını yakıyor, paşa hazretleri.&#8221; Gazi Paşa:</p>
<p>&#8220;Şu sağdaki köy ve duman nedir?&#8221; dedi. Kemalettin Sami Paşa:</p>
<p>&#8220;Dövüştüğümüz düşman çekilirken yalnız ağırlıklarını değil, köyleri, şehirleri sakinleriyle beraber ateşe veren bir düşmandır. Yanan Çal Köyü&#8217;dür, Yunanlılar yakmıştır&#8221; cevabını verdi. Gazi Paşa orada hangi kıtalarımızın (askeri birliklerimizin) olduğunu da sordu. On birinci fırkanın (tümen) bulunduğu cevabını alınca şu soruyu sordu:</p>
<p>&#8220;Telefona muhabere (haberleşme) mümkün müdür?&#8221;</p>
<p>&#8220;Henüz telefon tesis etmedik. çünkü bir gün evvel o civardaki tepelerde düşmanla muharebe (savaş) edilmiştir.&#8221;</p>
<p>Gazi Paşa on birinci fırkanın bulunduğu bölgeye gitmek istediğini söyledikten sonra beraberimizde Kemalettin Sami Paşa da bulunduğu hâlde Çal Köyü istikametine doğru yola koyulduk.</p>
<p>Tepeye geldiğimiz zaman düşmanla harp başlamıştı. On birinci fırka kıtası avcı halinde ve bizim üç dört yüz metre ilerimizde hareket ediyordu. On birinci fırkanın topçuları aramızdaki bir tepeden düşmana ateş atıyordu. Gazi Paşa bu vaziyeti gördükten sonra kesin sonucun bir an önce gerçekleşmesi için fırka kumandanını da kendi nezdinde uyardı ve topçunun önümüze geçmesini, piyadenin ileri harekete devam etmesini buyurdu.</p>
<p>Fırka kumandanı derhal atına binerek yıldırım süratiyle avcı hattına gitti. Böylece karşımızdaki düşmana -hareketlerini gözle seçebilecek kadar- yaklaştık. İkinci ordu kıtasının da sağ cenahımızdan (taraf) düşmanı tazyik etmekte (sıkıştırmakta) olduğunu haber aldık. Her taraftan sıkıştırılmış ve ateşten bir çember içine alınmış olan düşman tam manasıyla şaşkına dönmüştü.</p>
<p><strong>Güneş Gurup Ederken (Batarken)</strong></p>
<p>Birkaç saat geçti, güneş gurup ediyordu (batıyordu). Ufuktaki dağların arkasına çekilen güneşin son ışıkları, askerlerimizin düşman mevzilerinde parlayan süngülerine aksetmişti (yansımıştı). Gece başlarken ateş kesildi. Elimize ulaşan raporlar ve telefonla verilen haberler hemen hemen birbirinin aynı olarak şu malûmatı ihtiva (içermek) ediyordu:</p>
<p>&#8220;Bozguna uğrayan düşman kuvvetleri çil yavrusu gibi dağıldılar; dağlara, tepelere, ormanlara iltica ediyorlar.&#8221;</p>
<p>Diğer taraftan, raporlarda düşmanlardan alınan ganimetler hakkında da bilgi vardı. Yalnız on birinci fırkanın karşısındaki Yunan kuvveti, beşi koşulu olduğu halde 25 top bırakıp kaçmıştı.</p>
<p>Karanlık basmıştı. Karargâhımızın bulunduğu Afyon&#8217;a döneceğimizi zannederken Gazi Paşa Hazretleri Dumlupınar Köyü&#8217;ne gitmek için emir verdiler. Muharebe meydanından ayrılarak Dumlupınar&#8217;a geldik. Ne yanımızda, ne de köyde eşya vardı. Sabaha kadar -Gazi Paşa ve hepimiz- oda döşemeleri, peykeler (tahta sedir) ve toprak üzerinde yattık. Eşyamız anca ertesi gün öğle üzeri geldi. Gazi Paşa&#8217;nın çadırlarını köy evlerinden birinin damı üzerine kurduk.</p>
<p><strong>Yunan Generallerinin Hayreti</strong></p>
<p>Tam bu sırada Fırka Kumandanı Kâzım Paşa muharebede esir edilmiş olan dört Yunan generalini getirdi. Bu generaller, bir gün evvel başkumandan paşanın esir edilmelerini telefonla Kemalettin Sami Paşa&#8217;ya emir buyurdukları kolordu kumandanları idi.</p>
<p>Gazi Paşa generallerle görüşerek gereken bilgiyi aldı. Generallerden birisi kendilerine sorulan soruların ardından kiminle teşerrüf etmekte olduğunu sordu:</p>
<p>&#8220;Mustafa Kemal Paşa&#8217;dır!&#8221; dedik. Hayretle gözlerini açtı, inanmak istemiyordu. Sorusunu tekrarladı:</p>
<p>&#8220;Fakat bu Mustafa Kemal Paşa, bizim bildiğimiz Mareşal Mustafa Kemal midir?&#8221; dedi. Görüştüğü zatın hakikaten Başkumandan Mustafa Kemal Paşa olduğunu öğrendikten sonra:</p>
<p>&#8220;Dün burada mıydı?&#8221; diye sordu.</p>
<p>&#8220;Başkumandanlık muharebesini bizzat kendisi idare etmiştir.&#8221; cevabını verdik. Düşman generali bir müddet sustu. Sonra bakışlarını hürmet ve takdirle Gazi Paşa&#8217;ya atfetti ve dudaklarından şu sözler döküldü:</p>
<p>&#8220;Zafer, galibiyet, şeref ve bu topraklar&#8230; Her şey sizin hakkınızdır. Bizim Hagi Anesti İzmir&#8217;den kıpırdanamadı.&#8221;</p>
<p>Ertesi günü ben Büyük Millet Meclisi Riyasetine (Başkanlığına) muharebeler ve cereyan eden ahval (durum) hakkında telgrafla bilgi vermek üzere Gazi Paşa hazretlerinin emirleri gereğince Dumlupınar&#8217;dan Afyon&#8217;a henüz telgraf hattı tesis edilmediğinden Bolvadin&#8217;e gitmeye mecbur oldum.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nurettin Artam</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/nurettin-artam/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jul 2019 15:37:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Bayrağıma Taziyet]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[dumlupınar]]></category>
		<category><![CDATA[Nurettin Artam]]></category>
		<category><![CDATA[Ulus Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1779</guid>

					<description><![CDATA[O&#8217;nun adını duyduk duyalı O&#8217;nun kahramanlığını bildik bilelidir ki sağlığımızı seziyor, dinçliğimizi anlıyor ve yaşamak denilen unutulmuş zevki&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>O&#8217;nun adını duyduk duyalı O&#8217;nun kahramanlığını bildik bilelidir ki sağlığımızı seziyor, dinçliğimizi anlıyor ve yaşamak denilen unutulmuş zevki tadıyorduk.</p>
<p>Öksüzdük, Ata&#8217;mız oldu; yoksulduk bize genlik genişlik getirdi.</p>
<blockquote><p><strong>Ulus Gazetesi, 11 Kasım 1938</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Çanakkale&#8217;den Dumlupınar&#8217;a kadar bunca savaş boylarında ebediyete kavuşan Türk şehitlerinin ülküsü için en kahraman nöbetçi O, olmuştu.</p>
<blockquote><p><strong>Bayrağıma Taziyet, 1939</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eski Amerika Elçisi General Charles Hitchcock Sherrill</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/charles-hitchcock-sherrill/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2019 16:24:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Nezdinde Bir Yıl Elçilik]]></category>
		<category><![CDATA[büyük millet meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Charles Hitchcock Sherrill]]></category>
		<category><![CDATA[dumlupınar]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[milli lider]]></category>
		<category><![CDATA[Mussolini]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Eseri ve Memleketi]]></category>
		<category><![CDATA[Roosevelt]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih Konuşuyor]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Adam]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1623</guid>

					<description><![CDATA[Öyle zamanlar oldu ki, anıları içinde benim eşsiz nitelikte gördüklerimi düzeltti: &#8220;-Hayır!.. Ben bunda yanılmışım. Eğer şöyle düşünseydim&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Öyle zamanlar oldu ki, anıları içinde benim eşsiz nitelikte gördüklerimi düzeltti:</p>
<p>&#8220;-Hayır!.. Ben bunda yanılmışım. Eğer şöyle düşünseydim ve yapsaydım sonucu daha eksiksiz olacaktı.&#8221; dediği az değildi.</p>
<p>Gerçekçilik O&#8217;nun korkmadığı şeydi.</p>
<p>***</p>
<p>Gazi&#8217;den neden Ankara&#8217;yı devlet merkezi yaptığını dinlediğim zaman, bizim önderimiz George Washington&#8217;la olan fikir yakınlığından ötürü derin bir heyecan duydum.</p>
<p>Fakat Mustafa Kemal, Washington&#8217;dan daha büyük ve daha ağır bir yükün altında idi. O, yalnız bir devlet değil, önce yüz yıllarca dünyaya hükmetmiş bir imparatorluğun yıkıntıları arasından ulusunu buldu çıkardı.</p>
<blockquote><p><strong>Tarih Konuşuyor, 1934, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türk tarihinde bir defa daha büyük bir milli lider yetişti. Öyle bir lider ki, kendinden önce millete hiçbir Türk&#8217;ün yapamadığı ölçüde milli ruhu estirmiştir.</p>
<p>***</p>
<p>O&#8217;nun akıllara durgunluk verecek kadar keskin ve çalışkan olan dimağı, dünya savaşından beri geçen yorucu yıllardan ulusu için mucizeler yaratmıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ün Nezdinde Bir Yıl Elçilik, 1934</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Unutulmamıştır ki Kemal, Dumlupınar&#8217;da parlak bir strateji kabiliyeti göstermiş ve düşmandan çok azlık olan Türk kuvvetlerinden gereğince yararlanmayı bilmiştir.</p>
<p>Dünya üzerinde istilâ orduları, Yunanlıların uğradıkları büyük bozgun gibi bir yenilgiyle pek az karşılaşmışlardır.</p>
<p><i>***</i></p>
<p>Yirmi üç yaşına girmiş bütün Türk kadınlarına seçim hakkı tanındı. 1935 şubatında yapılan seçimde Ankara Büyük Millet Meclisine 16 kadın milletvekili katıldı.</p>
<p>Türkiye böylece, henüz kadınlara tam bir serbestlik vermemiş bulunan Fransa, İtalya, Almanya gibi ülkelerin de önüne geçmiş bulunuyor.</p>
<p><em>***</em></p>
<p>Hiçbir Türk, yurttaşlarının içinde bulundukları korkunç durumu Kemal Atatürk kadar doğru bir şekilde göremedi. Türklerin düşünüş tarzının ne şekilde değişebildiğini anlayan yalnız O, olmuştur.</p>
<blockquote><p><strong>Üç Adam, Kemal Atatürk, Roosevelt, Mussolini, 1937</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Cihanı hayran bırakan bu Türk, Türklerin göğsünü Türk olduklarından, tarihlerinden ve dillerinden dolayı bir daha kabartmış ve Türkiye&#8217;nin geleceği için geçmiş yüzyılların toplayamadığından daha fazla bir kudret toplamıştır.</p>
<blockquote><p><strong>Mustafa Kemal Eseri ve Memleketi, 1955</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsmail Habip Sevük</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/ismail-habip-sevuk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2019 14:51:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[adana]]></category>
		<category><![CDATA[Albay Plastiras]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk İçin]]></category>
		<category><![CDATA[büyük gazi]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[dumlupınar]]></category>
		<category><![CDATA[Düşmanı vatanın harimi ismetinde boğacağım]]></category>
		<category><![CDATA[Hattı müdafaa yok]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Habip Sevük]]></category>
		<category><![CDATA[O Zamanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Ölümden Sonra Hatıralar ve Hayatındayken Yazılanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Papulas]]></category>
		<category><![CDATA[sathı müdafaa var.]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=1559</guid>

					<description><![CDATA[O gözler ki ölüme dik bakmış ve ölümü yenmişti, o gözler ki geceleri yarmıştı, o gözler bir kurbana&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>O gözler ki ölüme dik bakmış ve ölümü yenmişti, o gözler ki geceleri yarmıştı, o gözler bir kurbana bakamıyor ve masumâne bir konuşmadan ağlıyor. Çok iyi iman ettim ki, o ruhta bükülmez bir çelikle ince bir şair içliği var: O ruhta kartalla güvercin beraber yaşıyor.</p>
<p>***</p>
<p>&lt;&lt;Büyük Gazi&gt;&gt; bize, Dumlupınar zaferini bir sene evvel haber vermiş: &#8220;Düşmanı vatanın harimi ismetinde boğacağım!&#8221; demişti. Dedi ve boğdu.</p>
<p>***</p>
<p>Döküntü halindeki alayını kaçırabildiği için Albay Plastiras&#8217;ı Yunanlılar bozgunun karanlığında parlıyan bir nur gibi tebcil ediyorlar.</p>
<p>Ya Yunanlılar bütün bir düşman ordusunu, yalnız bir alayını kaçabilecek kadar kahreden bir kumandana nail olsaydılar ne yapacaklardı!</p>
<p>***</p>
<p>Geçen gün &lt;&lt;Vakit&gt;&gt; de okumuştum: Ankara&#8217;ya gelip giden bir Amerikalı &lt;&lt;Amerika&#8217;nın İstiklal Savaşı da dahil olduğu halde dünyada hiçbir ulus, bağımsızlığı için Anadolu&#8217;nun gösterdiği azmi gösteremedi&gt;&gt; demiş.</p>
<p>***</p>
<p>(Paşa, Nisan 1923&#8217;de Adana&#8217;da sofra başında çiftçilerle sohbettedir.)</p>
<p>Bu halkın ruhu mu O&#8217;nun yanına çıkacak kadar kuvvetlidir. O&#8217;nun ruhu mu halkın en koyu samimiyetine inecek kadar derindir, bilmiyorum. Yalnız şunu görüyorum ki, tam karşımdaki çiftçiler O&#8217;nunla senli benli konuşurken masanın beri ucundaki ihtiyar  bir çiftçi yavaşça, kimseye göstermeden yeninin ucu ile gözünü siliyor, dikkat ediyorum, hepimizin gözlerindeki tebessüm ve gözlerinde nem var. Bu manzara gözleri yaşartacak yücelikte.</p>
<blockquote><p><strong>O Zamanlar</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>O&#8217;nun en hayran olunacak taraflarından biri de toleransının büyüklüğüydü. Raya tutturulmuş dar kafalara bedel, engin ufuklara bakan yaylalı kafa&#8230;</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk İçin, 1939</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Sakarya Savaşında, yüz binlik düşman karşısında biz ancak elli biniz. Bu nispetsizlik karşısında ne yapılır? Gazi yapılacak şeyi buldu: Azı çok yapmak.</p>
<p>Azı çok yapmak için kavisli bir tâbiye kurdu. Kavisin kendine oynaklığı verebilmek için yepyeni bir sistem icat ediyor.: &#8220;Hattı müdafaa yok, sathı müdafaa var.&#8221; Hat yarılabilir, çizgiler, satıh yarılamaz, vatandır.</p>
<p>Kavis oynak, düşman uzadıkça kavis de uzuyor. Yüz binlik düşman yüz kilometre uzadı. Biz ki, yarısıyız, biz de o kadar uzuyoruz. Başkumandan Papulas hayretle haykırıyor: &#8220;Ne kadar uzayıp nereye varsak Türkler yerden fışkırır gibi karşımıza çıktılar!&#8221; Sayımız mı artmıştı? Hayır, bu, kavis içindeki manevra oynaklığından geliyor. Sağdaki doluyu alıp boşalan solu dolduruyoruz. Sakarya, kısalan mesafeyle uzayan mesafeyi ve çokluğu yenişimizdir.</p>
<p>***</p>
<p>Vatan yalnız taş toprak değil; vatan şereftir.</p>
<p>Her ölüm gidenle bir şey götürür. Fakat Atatürk ne kadar mucizeli ki, O&#8217;nun ölümü bile bu millete bütün dünyayı kaplayan bir şeref getirdi. Ölümü bile hayat gibi&#8230;</p>
<p>***</p>
<p>Bir fikri daima ve her fırsatta tekrar etti: &lt;&lt;Yapılan şeylerin şerefi bana değil, millete aittir.&gt;&gt; O, &lt;&lt;Her şeyi millet yaptı&gt;&gt; dedikçe ve bunu diye diye daha çok büyüdükçe millet de O&#8217;na her yerde, bütün coşkunluğunu, bütün vecdi ve bütün şükranlarıyla &lt;&lt;Her şeyi siz yaptınız!&gt;&gt; diyordu. İkisinin de hakkı var.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk İçin, Ölümden Sonra Hatıralar ve Hayatındayken Yazılanlar, 1939</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
