<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dolmabahçe sarayı &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/dolmabahce-sarayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 29 May 2020 06:42:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>dolmabahçe sarayı &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk&#8217;ten Bir Vefa Örneği</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkten-bir-vefa-ornegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 06:42:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'ten vefa örneği]]></category>
		<category><![CDATA[dolmabahçe sarayı]]></category>
		<category><![CDATA[hadi besleyici]]></category>
		<category><![CDATA[iğneciyan]]></category>
		<category><![CDATA[türk töresi]]></category>
		<category><![CDATA[yedikule]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5341</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK kişisel yaşamında arkadaşlık ve dostluğa büyük önem vermiştir. Yaşamı boyunca birçok dostu olmuş, bunların arasında farklı ırktan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK kişisel yaşamında arkadaşlık ve dostluğa büyük önem vermiştir. Yaşamı boyunca birçok dostu olmuş, bunların arasında farklı ırktan ve dinden insanlar da bulunmuştur. Arkadaşlarından kimileriyle uzun yıllar görüşmese de Türk ulusunun ortak özelliğinin en güzeli olan vefa duygusunu hiçbir zaman yitirmemiştir.</p>
<p>Türk’ün töresinde vefasızlığın hoş karşılanmayışı daima övüncümüz olmalıdır. Bu özellik çok az ulusa nasip olmuştur. Acı ve tatlı günlerimizde ulusça tek yumruk olmamız bu özelliklerimiz sayesindedir. ATATÜRK’ün vefa duygusunu ve ırkçılıktan uzak insancıl anlayışını yansıtan aşağıdaki anekdot, aynı zamanda Türk insanının asaletindeki yüceliği de göstermektedir:</p>
<p>Mustafa Kemal’in dostları arasında İğneciyan adında bir de Ermeni vatandaş vardı. Zengin bir kişidir. Sık sık Mustafa Kemal’i Şişli’deki evinde ziyaret etmekte ve kendisine birçok yardımda bulunmaktadır.</p>
<p>Mustafa Kemal Anadolu’ya geçtikten sonra bir Ermeni örgütü ile ilgisi olduğu iddiasıyla İğneciyan’ı tutuklayıp Malta’ya sürerler. Tüm servetine el konulur.</p>
<p>İğneciyan Malta’dan döndükten sonra üzerinde bir elbisesinden başka hiçbir şeyi olmayan fakir bir kişi durumundadır. Bir de kızı vardır. Yedikule’de bir gecekonduya sığınmışlardır.</p>
<p>ATATÜRK zaferi kazanmış, devlet başkanı olmuştur. Devrimler için geceli gündüzlü çalışmaktadır.</p>
<p>ATATÜRK 1927’de ilk kez İstanbul’a gelmiştir. Bu İğneciyan için iyi bir fırsattır. Hem dostunu görmek, hem de uğradığı haksızlığı anlatmak için doğruca Dolmabahçe Sarayı’na gider. İlgili memura başvurur:</p>
<p>-Ben Gazi hazretlerini görmek istiyorum.</p>
<p>-Sen kimsin?</p>
<p>-Ben İğneciyan&#8230; Gazi’nin eski bir dostuyum, arkadaşıyım.</p>
<p>Memur, İğneciyan’ı baştan aşağı süzer. Kılık kıyafeti pek güven verici değildir. Bir bahane uydurarak atlatır. Birkaç kez daha başvurur, fakat sonuç alamaz.</p>
<p>Bir gün de kızını alıp birlikte saraya giderler. O gün sarayın önünde olağanüstü bir hâl vardır. Motor sesleri, sağa sola koşturan insanlar&#8230; Bu, Gazi’nin bir geziye çıkacağına işarettir.</p>
<p>Polisler ve muhafızlar oradan uzaklaşması için İğneciyan’a işaret ederler. O sırada Gazi de saraydan çıkmıştır. Etrafındaki insan çemberi arasında otomobiline doğru ilerlemektedir.</p>
<p>O anda İğneciyan’ın kızı fırlayarak insan çemberini yarıp Gazi’nin karşısına sokulur. Gazi sorar:</p>
<p>-Kim bu kız?</p>
<p>Kız cevap verir:</p>
<p>-Ben İğneciyan’ın kızıyım.</p>
<p>-Nerede baban?</p>
<p>-Dışarıda bekliyor, sokmuyorlar&#8230;</p>
<p>Gazi hemen emir verir. İğneciyan’ı huzuruna alırlar. İki dost özlem içinde kucaklaşırlar. İğneciyan başından geçenleri anlatır. Gazi’nin gözleri dolu dolu olur. Emir verir. Gerekli soruşturma yapılır. İğneciyan’ın haklı olduğu anlaşılır ve alınan malları geri verilir.</p>
<p>Yıl 1938&#8230; Kasımın 12’si&#8230; ATATÜRK’ün acı kaybına dayanamayan İğneciyan üzüntüsünden ölür. Bu ölümlü dünyanın en güzel şeyi karşılıklı vefalardır.</p>
<p><em>Besleyici; s. 65-66. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geçmiş Olsun Kral Hazretleri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/gecmis-olsun-kral-hazretleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 06:25:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk olmasaydı?]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Kutay]]></category>
		<category><![CDATA[dolmabahçe sarayı]]></category>
		<category><![CDATA[İngilizler]]></category>
		<category><![CDATA[kraliçe mary]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[türk yurttaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[yugoslav kralı ikinci aleksandr]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan Kralı Konstantin]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanlılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5329</guid>

					<description><![CDATA[Bireyler, başka uluslara mensup insanlarla olan ikili ilişkilerinde sadece kendilerini temsil etmezler, aynı zamanda mensubu olduğu ulusu da&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bireyler, başka uluslara mensup insanlarla olan ikili ilişkilerinde sadece kendilerini temsil etmezler, aynı zamanda mensubu olduğu ulusu da temsil ederler. Türk yurttaşlarının uluslar arası bireysel başarısı nasıl ki Türk ulusunun başarısıymış gibi değerlendiriliyorsa, kabul görmeyen bireysel davranışları da aynı ölçüde Türk ulusuna yönelik olumsuzluk olarak değerlendirilecektir. O nedenle her Türk yurttaşı, düşünce ve davranışlarıyla kendisinin, ailesinin ve tüm ulusunun onurunu temsil ettiğinin bilincine sahip olma sorumluluğunu taşımaktadır.</p>
<p>Türk ulusuna diğer hususlarda olduğu gibi onur konusunda da ATATÜRK’ün düşünce ve davranışları eşsiz bir rehberdir. O, yaşamının her anında Türk milletinin onurunu temsil ettiği bilincinin kendisine yüklediği sorumlulukla hareket etmiştir. Özellikle yabancılarla olan ikili ilişkilerinde bu hususu her şeyin üzerinde tutmuştur. Aşağıdaki anekdot onun bu konudaki  hassaslığını yansıtması açısından son derece önemlidir. Sözleriyle jest yaptığını düşünen Yugoslav kralına, Yunanlıların başına gelen felâketi işaret ederek öyle bir bilgelikle ders vermiştir ki kral söyleyip söyleyeceğine sanırım bin pişman olmuştur:</p>
<p>Karşısında kim olursa olsun milletinin, devletinin haysiyet ve itibarını alâkadar eden konularda seremoniyi aşarak gerçekleri ders verir gibi konuşmak yiğitliği ATATÜRK’le devlet literatürüne girmiştir.</p>
<p>4 Ekim 1933’te Dolmabahçe Sarayı’nda, İstanbul’a gelen Yugoslavya Kralı İkinci Aleksandr ile Kraliçe Mary’yi kabul etmiş, aynı akşam şereflerine ziyafet vermişti. Baş başa kaldıklarında Yugoslav kralı:</p>
<p>“Size bir gerçeği anlatmak isterim: 1919’da İngilizler, Ege sahillerinizin işgali için Yunanlılardan evvel bana müracaat ettiler. Çok cazip teklifler de yaptılar. Fakat ben reddettim. Sizi tanıdıktan sonra bu kararımın doğruluğunu bir daha anladım.” dedi.</p>
<p>Başkası olsa ne yapardı?</p>
<p>Teşekkür ederdi, değil mi?</p>
<p>Hayır!</p>
<p>Yugoslav kralı cümlesini tamamlayıp cevap bekler gibi tavır alınca ATATÜRK ayağa kalktı, bunun üzerine kral da kalkmıştı. Ona doğru bir iki adım attı ve dudaklarında kendisine çok yakışan anlamlı tebessümü ile elini uzattı:</p>
<p>“Geçmiş olsun Kral Hazretleri.“ dedi.</p>
<p>Çünkü, Yunan Kralı Konstantin, ordusu denize döküldükten sonra taç ve tahtını kaybetmişti.</p>
<p><em>Cemal Kutay; Atatürk Olmasaydı?, Aksay Yayınevi, İstanbul, 1998, s. 123.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Eşitlik Anlayışı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturk-hakkinda-soylenenler/ataturkun-esitlik-anlayisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2020 14:51:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Hakkında Söylenenler]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün eşitlik anlayışı]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş insan]]></category>
		<category><![CDATA[dolmabahçe sarayı]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul 1963]]></category>
		<category><![CDATA[said terzioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[topkapı sarayı müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılmayan yönleriyle kemal atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5022</guid>

					<description><![CDATA[Çağdaş insan, görevlerini verimli biçimde yürütür, mal ve hizmet üretmeyi insanlık onurunun gereği olarak görür, insanları mevkilerine göre&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çağdaş insan, görevlerini verimli biçimde yürütür, mal ve hizmet üretmeyi insanlık onurunun gereği olarak görür, insanları mevkilerine göre değil hizmetlerine göre değerlendirir. ATATÜRK yaşamı boyunca insanları bu esasa göre değerlendirmiş, görevini sorumluluk bilinciyle yürüten insanları hem takdir etmiş, hem de onlara saygı duymuştur.<br />
ATATÜRK, devlet hizmetinde çalışanların yurttaşlara karşı sevecen ve adil olmalarını, keyfî ve zorbalık türü davranışlardan kaçınmalarını istemiştir. İstemekle kalmamış her türlü keyfî uygulamanın karşısında olmuş, özellikle de yöneticileri, hak ve adaletten ayrılmamaları, kendilerine özel muamele gösterilmesini beklememeleri yönünde uyarmıştır. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ün ayrıcalıklı muameleye karşı oluşunu yansıtan örneklerden birisidir:<br />
ATATÜRK, bir gün Dolmabahçe’den gizlice çıkar. Topkapı Sarayı Müzesi’ne gelir ve müzeyi gezmek ister. Kapıcı müzenin açılmadığını söyler. Kendisinin ATATÜRK olduğunu ve müzeyi gezmek istediğini söyler. Fakat kapıcı henüz saat 9 olmadı, memurlar da gelmedi, ATATÜRK değil, kim olursan ol, bekleyeceksin, der.<br />
Hiç şüphe yok ki, kapıcı ATATÜRK’ü tanımamış ve bu sözlere birden fazla muhatap bulunduğu için gelenin ATATÜRK olabileceğine inanmamıştır. Fakat bu anekdotta önemli olan nokta ATATÜRK’ün kapıcının sert yanıtı karşısında ısrar etmeyerek bir kenara çekilip saatin 9 olmasını ve memurların gelmesini beklemesidir.</p>
<p><em>Said Terzioğlu; Yazılmayan Yönleriyle K. Atatürk, İstanbul, 1963, s. 43.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Reşit Galip&#8217;in Kafa Tutması</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/resit-galipin-kafa-tutmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2020 01:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[devlet işleri]]></category>
		<category><![CDATA[dolmabahçe sarayı]]></category>
		<category><![CDATA[esat bey kimdir ?]]></category>
		<category><![CDATA[milli eğitim bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Reşit Galip]]></category>
		<category><![CDATA[reşit galip'in kafa tutması]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[uygar insan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4980</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK, her zaman doğru sözlü insanları takdir etmiş, kişisel duygularını devlet işlerine karıştırmamış, devlet işlerinde yalnız akıl ve&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK, her zaman doğru sözlü insanları takdir etmiş, kişisel duygularını devlet işlerine karıştırmamış, devlet işlerinde yalnız akıl ve mantık çerçevesinde hareket etmiştir. O, ülkenin ve halkın çıkarları söz konusu olduğunda tavır ve davranışlarını beğenmediği yetenekli insanlardan bile yararlanmasını bilmiştir. Başkalarına yaranmak için kendi kimliğini ve kişiliğini gizleyen insanları çevresinde tutmamaya daima özen göstermiştir.<br />
ATATÜRK, devlet işlerinde duygularına yer vermeyen ve uygar insan anlayışıyla bağdaşmayan kin ve nefret duygusundan uzak bir akıl insanıdır. Türk ulusunun kurtuluş ve Türk devletinin kuruluş mücadelesinde çok farklı görüş, anlayış ve niteliklere sahip insanlarla birlikte çalışması ve başarıya ulaşmış olması bunun en güzel kanıtıdır. Aşağıdaki anekdot da onun bu güzel anlayışına bir örnektir:<br />
Dolmabahçe Sarayı’nda bir akşam Dr. Reşit Galip eğitim sorunlarını eleştirirken sert bir dil kullanır. ATATÜRK:<br />
-Reşit Galip, Esat Bey benim hocamdır. Soframda hocam hakkında böyle konuşmanı istemem, deyince Reşit Galip tereddütsüz:<br />
-Burası sizin değil, milletin sofrasıdır. Biz saraydayız ama, hocanız sultan hocası değildir. Cumhuriyette eleştiri serbesttir, diye başlayınca ATATÜRK:<br />
-Sofradan kalk! emrini veriyor, Reşit Galip hiç aldırmayınca, ATA:<br />
-O hâlde ben kalkarım, diye sofrayı terk ediyor. Sofradakiler de dağılmaya hazırlanırken, yaver şu emri getiriyor:</p>
<p>-Cumhurbaşkanı hazretleri kendileri varmış gibi sofranın devamını rica ediyorlar.<br />
Ertesi sabah Reşit Galip, Ankara’ya hareket ediyor. Fakat aradan çok geçmeden Millî Eğitim bakanı oluyor.</p>
<p><em>Banoğlu; s. 227-228. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Milletvekili Ayrıcalığını Hiç De Beğenmedim!&#8230;</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/bu-milletvekili-ayricaligini-hic-de-begenmedim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2020 11:26:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Başyaver]]></category>
		<category><![CDATA[dolmabahçe sarayı]]></category>
		<category><![CDATA[Florya]]></category>
		<category><![CDATA[halkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[yeşilköy istasyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4940</guid>

					<description><![CDATA[Çalışkan ve yeteneğini geliştiren insanlar, her çağda ve her toplumda emeklerinin karşılığı olarak daha refah içerisinde yaşamışlardır. Bunun&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çalışkan ve yeteneğini geliştiren insanlar, her çağda ve her toplumda emeklerinin karşılığı olarak daha refah içerisinde yaşamışlardır. Bunun böyle olması eşitsizlik değil hakkın yerine gelmesidir. Asıl eşitsizlik tembel ile çalışkanın, yetenekli ile yeteneksizin eşitliğidir. Çağdaş devlet, tüm topluma aynı imkânları sunan devlettir. Çalışkanlar bu imkânlardan diğerlerine göre daha fazla yararlanırlar. Bu durum insanları daha fazla çalışmaya iterek kalkınmanın yolunu açar. Aksi durum tembelliği yaygınlaştırarak toplumu yoksulluğa ve geri kalmışlığa mahkûm eder.<br />
Bir şeye bedelini ödemeden sahip olmak haksızlıktır. Böyle bir haksızlığı devlet idaresinde görev alanların yapması daha büyük haksızlıktır. Çünkü toplumda hakka dayalı eşitliği sağlamak yöneticilerin temel görevidir. Bu görevi yerine getirenlerin buna uymaması toplum açısından son derece kötü bir örnektir. Bu durum devlete ve adalete olan güveni azaltır. Bu nedenledir ki ATATÜRK, devletin toplum fertleri karşısında yansızlığını öngören Halkçılık ilkesini devletin temel ilkelerinden biri olarak kabul etmiştir. O, toplumda bir hakka dayanmayan ayrıcalıkları ortadan kaldırmak için mücadele etmiştir. Amaç kanunlar önünde eşit, sınıfsız, ayrıcalıksız saygın bir toplum yaratmaktır. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ün düşünce ve hareketindeki halkçılık anlayışını yansıtan güzel bir örnektir:<br />
ATATÜRK, bir sabah Florya’dan Dolmabahçe Sarayı’na dönüyor. Yeşilköy İstasyonu’nun önünden geçerken birdenbire otomobili durduruyor ve başyavere:<br />
-Sorunuz, tren var mı? diye emir veriyor.<br />
O sırada tren hemen hareket etmek üzeredir. Hep birlikte otomobilden inip emrindekilerle birlikte trene biniyor.<br />
Karar ani verildiği ve uygulandığı için, bu trene biniş hemen hemen kimsenin dikkatini çekmiyor.<br />
Bir süre sonra, her şeyden habersiz olan kondüktör, ATA’nın bulunduğu kompartımana geliyor. Kafileyi görünce çekilmek istiyor. ATA hemen sesleniyor:<br />
-Görevini yap!&#8230; (Emrindekileri göstererek) Bu efendilere niçin bilet sormuyorsun?<br />
Emrindekiler cevap veriyor:<br />
-Paşam biz milletvekiliyiz. Tren bileti almayız. Parasız seyahat ederiz!&#8230;<br />
ATA hayretle:<br />
-Bu ayrıcalığı hiç beğenmedim, diyor. Çok ayıp ve acayip bir usul. Çok güzel halkçılık!&#8230;</p>
<p><em>Banoğlu; s. 375. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
