<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cumhuriyet Bayramı &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/cumhuriyet-bayrami/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 12:01:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Cumhuriyet Bayramı &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cumhuriyet ve Medeniyet</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/cumhuriyet-ve-medeniyet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2020 13:48:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Bayramı mesajları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5127</guid>

					<description><![CDATA[“Demokrasinin, bütün anlamıyla, ideali, milletin tamamının, aynı zamanda, yöneten durumda bulunabilmesinin, hiç olmazsa, devletin son iradesini, yalnız milletin&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Demokrasinin, bütün anlamıyla, ideali, milletin tamamının, aynı zamanda, yöneten durumda bulunabilmesinin, hiç olmazsa, devletin son iradesini, yalnız milletin ifade ve göstermesini ister. “ Ne yazık ki, milletlerin, çoğunluk nüfusu, düşünce eğitim dereceleri, idealin uygulanmasında; büsbütün idealden yoksunluğa sebep olabilecek önemsemeyişten kaçınmayı gerektirir. Bu nedenle, demokrasi ilkesinin en çağdaş ve en doğru uygulamasını sağlayan hükümet şekli, Cumhuriyettir. Cumhuriyette son söz, millet tarafından seçilmiş meclistedir. Millet adına her türlü yasalan o yapar. Hükümete güvenir ve onu düşürür. Millet, vekillerinden memnun olmazsa, (belirli zamanlar sonunda) başkalarını seçer. Millet, egemenliğini, devlet yönetimine katılımını, ancak, zamanında oyunu kullanmakla yerine getirir. Cumhuriyette hükümet, herhangi bir usulde, sınırlı bir zaman için seçilmiş bir Cumhurbaşkanına verilir. Başbakanı o gösterir, Bakanlar kurulunu oluşturacak vekilleri, Başbakan milletvekillerinden seçer. Cumhuriyet, milletvekillerinden oluşan meclisi ve sınırlı zaman için seçilmiş Cumhurbaşkanı ile milli egemenliğin korunmasının en iyi dayanağıdır. Cumhuriyette, Meclis, Cumhurbaşkanı ve hükümet, halkın hürriyetini, güvenini ve rahatını düşünmek ve bunları sağlamaya çalışmaktan başka bir şey yapamazlar. Çünkü bunlar, bilirler ki, kendilerini iktidar ve yetki makamına, belirli bir zaman için, getiren irade ve egemenliğin sahibi olan millettir ve yine bunlar bilirler ki, iktidar makamına, saltanat sürmek için<br />
değil, millete hizmet için getirilmişlerdir. Millete karşı tutum ve görevlerini kötüye kullandıkları takdirde, şu veya bu şekilde, milli iradenin, kendi haklannda da gerçekleşmesiyle karşı karşıya kalabilirler. Millet<br />
tarafından, millet adına, devleti yönetmeye yetkili kılınanlar için,<br />
gerektiğinde millete hesap vermek zorunluluğu, saygısızlık ve isteğe<br />
bağlı hareketle yapılamaz.</p>
<p>Medeni Bilgiler, S. 57-58</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınların Askerliği</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/kadinlarin-askerligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2019 22:57:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[dersim harekatı]]></category>
		<category><![CDATA[Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınların Askerliği]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarına sker olması]]></category>
		<category><![CDATA[Mareşal Fevzi Çakmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kemalataturk.net/?p=4394</guid>

					<description><![CDATA[Sabiha Gökçen şöyle anlatıyor: Atatürk, çalışma hayatında ilgililerin görüşlerini almayı, ikna etmeyi, esas almıştır. İncitmek, kırmak istemezdi. Atatürk&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sabiha Gökçen şöyle anlatıyor:</p>
<p>Atatürk, çalışma hayatında ilgililerin görüşlerini almayı, ikna etmeyi, esas almıştır. İncitmek, kırmak istemezdi.</p>
<p>Atatürk salonun öbür tarafında hareketli bir konuşmaya dalan Mareşal Fevzi Çakmak&#8217;ı göstererek:</p>
<p>&#8220;Gökçen.&#8221; dedi. &#8220;Mareşal Fevzi Çakmak bugün senin uçuşlarını, gösterilerini baştan sona en az benim kadar heyecanlanıp duygulanarak izledi. O da herkes gibi bu işlere başladığın günlerden beri seninle iftihar ediyor. Bunu Dersim harekâtından sonra da bizzat açıklamıştı zaten. Şimdi git kendisiyle görüş. Tam sırasıdır. Ona, elini öptükten sonra, kadınların resmen asker olabilmesi için ricada bulun. Olur derse mesele kalmaz.&#8221;</p>
<p>Atatürk&#8217;ün dediği gibi yaptım. Doğruca Mareşal Fevzi Çakmak&#8217;ın yanına giderek elini öptüm. O da beni yanaklarımdan öperek:</p>
<p>&#8220;Sağ ol evladım&#8221; dedi. &#8220;Cumhuriyet Bayramı&#8217;mıza yaptığın gösterilerle hem renk hem de heyecan kattın.&#8221;</p>
<p>&#8220;Sizleri mutlu edebildiğim için bendeniz de mutluyum efendim.&#8221;</p>
<p>&#8220;Dersim Harekâtı&#8217;ndaki başarıların bize gelecekte daha büyük başarılar elde edebileceğinizi ispat etmişti zaten. Gerçi o başka görev bu başka görev ama yine de ayağın yerden kesiliyor değil mi?&#8221;</p>
<p>&#8220;Öyle efendim. Yalnız bir sorunum var.&#8221;</p>
<p>&#8220;Hayır ola.. Nedir bakalım sorunun?&#8221;</p>
<p>&#8220;Şu kadınların da asker olmaları meselesi. Biliyorsunuz henüz bu konuda yasa olmadığı için benim durumum da ortada. Atatürk konuyu sizinle konuşmamı ve bu meselede bana yardımcı olmanızı istedi. Kadınların resmen asker olmaları ve askere alınmaları sizin vereceğiniz karara ve izne bağlı. Bu yasayı çıkartacak olursanız bütün Türk kadınları size minnettar kalacaklardır. Öyle tanıdığım genç kızlar var ki bu şerefli üniformayı giyebilmek için hayatlarının en güzel yıllarını bile feda etmeye razılar..&#8221;</p>
<p>Mareşal Fevzi Çakmak beni büyük bir dikkatle dinledikten sonra elini çok samimi bir şekilde omzuma koyarak şöyle konuştu:</p>
<p>&#8220;Duygularını çok güzel bir şekilde ifade ettin Gökçen. Türk kızlarının asker olmak isteyişlerini, bu şerefli üniformayı taşımaktan büyük bir gurur duyacaklarını ben de biliyorum. Ama hayır, bunu sakın benden isteme yavrum. Çünkü bu kızlarımızın, kadınlarımızın asker olmalarına asla razı değilim! Bir milletin var olması, o milletin kadınlarının yaşaması ile mümkün olur ancak.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Türk Birliği</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-turk-birligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Oct 2019 14:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[29 Ekim 1933]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Türk Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[avusturya-macaristan]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Encümeni]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Zeki]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[İhsan Sabri Çağlayangil]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıç Ali]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Conker]]></category>
		<category><![CDATA[orta asya]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[salih bozok]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih Encümeni]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Rüştü Aras]]></category>
		<category><![CDATA[Türk birliği]]></category>
		<category><![CDATA[türk devletleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ziraat Bankası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4361</guid>

					<description><![CDATA[İhsan Sabri Çağlayangil anlatıyor: 1933 yılı 29 Ekim gecesi, herkes Cumhuriyet&#8217;in 10. yılını kutluyor. Atatürk o sırada Türk&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İhsan Sabri Çağlayangil anlatıyor:</p>
<p>1933 yılı 29 Ekim gecesi, herkes Cumhuriyet&#8217;in 10. yılını kutluyor. Atatürk o sırada Türk Ocağı&#8217;nda yabancı diplomatlara yemek veriyor; davetliler gecenin ilerleyen saatlerinde birer ikişer dağıtılıyorlar; Atatürk, yakın arkadaşları Salih Bozok, Kılıç Ali, Nuri Conker&#8217;i kastederek:</p>
<p>&#8220;Bizimkiler nerede?&#8221; diye sorar.</p>
<p>Tevfik Rüştü Aras (Dışişleri Bakanı) Ziraat Bankası salonundaki baloda olduklarını söyler.</p>
<p>Hep beraber Ziraat Bankası&#8217;nın balo salonuna giderler. İçerisi tıklım tıklımdır, Atatürk gelince herkes alkışlar;</p>
<p>&#8220;Yaşa Gazi Paşam!&#8221; şeklinde tezahürat yapar. Atatürk, halkıyla sohbet etmeyi çok sevdiği için sandalye ve masa ister ki isteyenler ona sorularını sorabilsinler. Soru sormak için gelen kişilerden biri, Zeki isimli 25 yaşlarında bir doktordur. Şunu sorar:</p>
<p>&#8220;Gazi paşam! Saltanatı kaldırdık, hilafeti meclisin manevi şahsiyetinin içine aldık; bunlar yapılana kadar bir milletin ideali olabilirler; fakat yapıldıktan sonra yeni bir düzen kurulu ve işler. Onun iyi işlemesi, kötü işlemesi, ideal değildir; iyi işlemesini sağlamaya mecburuz! Yaptığımız öteki devrimler de yapıldığı an ideal olmaktan çıkar. Artık ideallerimiz, yaşadığımız gerçekler hâline dönüşmüştür. İyi ya da kötü sonuç vermesi bizim sorumluluğumuzun sonuçlarını belirler. Ama bir de milletlerin babadan oğla sıçrayan uzun vadeli idealleri vardır. Siz bize böyle bir ideal aşılamadınız! Yahut benim bundan haberim yok! Bunu bize açıklar mısınız Gazi Hazretleri?&#8221;</p>
<p>Atatürk bu soruya şöyle cevap verir:</p>
<p>&#8220;Bunlar vicdanımıza yazılmış gerçeklerdir; konuşulmaz, yaşanır! Elbet bu milletin bir ülküsü olacaktır, ama bu ülküler devletler tarafından açıklanmaz; millet tarafından yaşanır! Nasıl, bakarken gözlerimizi görmüyor, onunla her şeyi görüyorsak, ülkü de onun gibi, farkında olmadan vicdanlarımızda yaşar ve her şeyi ona göre yaparız&#8230; Ben, devlet başkanıyım! Sorumluluklarım vardır! Bu sorumluluklarım altında konuşamam! Bu konuda genç arkadaşlarımla ayrıca konuşacağım.&#8221;</p>
<p>Sonra, Atatürk halkın Cumhuriyet Bayramı&#8217;nı tekrar kutlar ve Dr. Zeki&#8217;yi yanına alarak genel müdürün odasına çıkar. Atatürk&#8217;ün arkasında, duvarda, bir Türkiye haritası vardır. Karşısında oturan Dr. Zeki&#8217;ye:</p>
<p>&#8220;Benim arkamdaki haritayı görüyor musun?&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet Paşam.&#8221;</p>
<p>&#8220;O haritada Türkiye&#8217;nin üstüne abanmış bir blok var, onu da görüyor musun?&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet, görüyorum Paşa Hazretleri&#8221;</p>
<p>&#8220;Hah! İşte o ağırlık benim omuzlarım üstündedir. Omuzlarım üstünde olduğu için, ben konuşamam! Düşün bir kere. Osmanlı İmparatorluğu ne oldu? Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ne oldu? Daha dün bunlar vardılar. Dünyaya hükmediyorlardı! Avrupa&#8217;yı ürküten Almanya&#8217;dan bugün ne kaldı? Demek hiçbir şey sür-git değildir! Bugün ölümsüz gibi görünen nice güçlerden, ileride belki pek az bir şey kalacaktır. Devletler ve milletler, bu idrakin içinde olmalıdırlar.</p>
<p>Bugün, Sovyet Rusya dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Devlet olarak bu dostluğa ihtiyacımız var! Fakat yarın ne olacağını kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu gibi parçalanabilir! Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler, avuçlarından sıyrılabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir! İşte o zaman Türkiye, ne yapacağını bilmelidir! Bizim, bu dostumuzun yönetiminde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onları arkalamaya hazır olmalıyız! &#8216;Hazır olmak&#8217; yalnız o günü susup beklemek değildir; &#8216;hazırlanmak lazımdır&#8217;. Milletler, buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam tutarak! Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür!</p>
<p>Bugün biz, bu toplumlardan dil bakımından, gelenek, görenek, tarih bakımından ayrılmış, çok uzağa düşmüşüz! Bizim bulunduğumuz yer mi doğru, onlarınki mi? Bunun hesabını yapmakta fayda yoktur! Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz; bizim, onlara yaklaşmamız gerekli&#8230;</p>
<p>Tarih bağı kurmamız lazım&#8230; Folklor bağı kurmamız lazım&#8230; Dil bağı kurmamız lazım&#8230;</p>
<p>Bunları kim yapacak? Elbette biz! Nasıl yapacağız? İşte görüyorsunuz, &#8216;Dil Encümenleri&#8217; , &#8216;Tarih Encümenleri&#8217; kuruluyor. Dilimizi, onun diline yaklaştırmaya, tarihimizi ortak payda haline getirmeye çalışıyoruz. Böylece, birbirimizi daha kolay anlar hâle geleceğiz. Bir sevgi parlayacak aramızda; tıpkı bir vücut gibi, kaderde ve mutlulukta birbirimizi duyacağız ve arayacağız. Ortak bir dil amaçladığımız gibi, ortak bir tarih öğretimiz olması gerekli. Ortak bir mazimiz var, bu maziyi, bilincimize taşımamız lazım. Bu sebeple okullarda okuttuğumuz tarihi Orta Asya&#8217;dan başlattık! Bizim çocuklarımız, orada yaşayanları bilmelidirler. Orada yaşayanlar da bizi bilmeli. İşte bunu sağlamak için de &#8216;Türkiyat Enstitüsü&#8217;nü kurduk. Kültürlerimizi, bütünleştirmeye çalışıyoruz! Ama bunlar, açıktan yapılmaz! Adı konarak yapılacak işlerden değildir. Yanlış anlaşılabildiği gibi, savaşlara da sebep olabilir. Bunlar, devletlerin ve milletlerin derin düşünceleridir. İşitiyorum: benim dil ve tarih ile uğraştığımı gören kısa düşünceli bazı vatandaşlarımız:</p>
<p>&#8216;Paşanın işi yok! Dil ile tarih ile uğraşmaya başladı.&#8217; diyorlarmış. Yağma yok! Benim işim başımdan aşkın. Ben bugünün çağdaş Türkiye&#8217;sini kurmaya ne kadar çalışıyorsam, yarının Türkiye&#8217;sinin temellerini de atmaya o kadar dikkat ediyorum. Bu yaptıklarımız, hiçbir millete düşmanlık değildir. Barıştan yanayız, barıştan yana kalacağız! Ama durmadan değişen dünyada, yarının muhtemel dengeleri için hazır olacağız. Bunları sana, akıllı bir genç olduğun için söylüyorum. Açıktan söylemiyorum, kulağına söylüyorum&#8230; Sen bil, gerekçesini kimseye söylemeden böyle davran, çevrenin de böyle davranması için gerekeni yap! İdealler konuşulmaz, yaşanır! İşte senin sorunun karşılığını da böylece vermiş oldum!&#8221;</p>
<p>Gece ilerlemişti. Atatürk arkadaşları ile birlikte, bulvara çıktığı zaman taze bir sabah Ankara göklerinde ışımaya başlamıştı.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Ordusuna Mesaj</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/turk-ordusuna-mesaj/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 11:00:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman Türk ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ordusuna Mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[zaferleri ve geçmişi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2459</guid>

					<description><![CDATA[Zaferleri ve geçmişi insanlık tarihiyle başlayan, her zaman zaferle beraber uygarlığın ışıklarını taşıyan kahraman Türk ordusu! Ülkeni en&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zaferleri ve geçmişi insanlık tarihiyle başlayan, her zaman zaferle beraber uygarlığın ışıklarını taşıyan kahraman Türk ordusu! Ülkeni en bunalımlı ve zor anlarda zulümden, felaket ve belalardan ve düşman istilasından nasıl korumuş ve kurtarmışsan, Cumhuriyetin bugünkü verimli çağında da askerlik tekniğinin bütün modern silah ve araçlarıyla donatılmış olarak ödevini aynı bağlılıkla yapacağına inancım tamdır. Bugün Cumhuriyetin on beşinci yılında sürekli olarak artan büyük bir refah ve güç içinde erişen yüce Türk ulusunun sana içten gelen gönül borcunu belirtirken yüce ulusumuzun övünç duygularını da bildirmiş oluyorum. Türk yurdunun ve Türk toplumunun ününü ve onurunu iç ve dış her türlü tehlikeye karşı korumak olan ödevini her an yerine getirmeye hazır olduğuna benim ve yüce ulusumun tam bir inan ve güvenimiz vardır. Büyük ulusumuzun orduya verdiği en son model silahlar ve fabrikalarla bir kat daha güçlenerek büyük bir özveri ile yaşamını küçümseyerek her türlü görevi yerine getirmeye hazır olduğunuza eminim. Bu inançla kara, deniz, hava ordularımızın ve kahraman tecrübeli komutanlarıyla subay ve erlerini selamlar, bütün ulusun önünde takdirlerimi bildiririm. Cumhuriyet Bayramı&#8217;nın on beşinci yıldönümü sizlere kutlu olsun!</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1938, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
