<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>cumhurbaşkanı &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/cumhurbaskani/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 05 Sep 2020 23:37:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>cumhurbaşkanı &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cumhurbaşkanı Hak ve Görevleri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/cumhurbaskani-hak-ve-gorevleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2020 23:20:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanının Görevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Sistemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5311</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı seçilir seçilmez Meclisin huzurunda şu esaslara ilişkin başkanlık kürsüsünde yüksek sesle yemin eder; “Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Cumhuriyetin yasalarına&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı seçilir seçilmez Meclisin huzurunda şu esaslara ilişkin başkanlık kürsüsünde yüksek sesle yemin eder;</p>
<p>“Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Cumhuriyetin yasalarına ve milli egemenlik esaslarına uymak, saygı göstermek ve bunları savunmak, Türk milletinin mutluluğuna sadakatle ve bütün gücümle çalışacağıma, Türk devletine yönelecek her tehlikeyi tüm gücümle engelleyeceğime, Türkiye&#8217;nin şan ve şerefini koruyacağıma ve yücelteceğime ve üzerime aldığım görevime kendimi adamaktan ayrılmayacağıma söz vererek, ant içerim ’.</p>
<p>Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Milletvekilleri arasından seçilmiş olmasına rağmen Meclis görüşmelerine katılamaz, oy da veremez. Cumhurbaşkanının hak ve görevleri şunlardır:</p>
<p>1. Meclis üyeleri arasından Bakanlar Kurulunu vücuda getirmek ve bunun için Başbakan seçerek onun tarafından seçilecek diğer vekillerin atamalarını onaylamak ve Meclise sunmak.</p>
<p>2. Gerek gördükçe Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek.</p>
<p>3. Devlet başkam sıfatıyla resmi törenlerde Meclise başkanlık etmek.</p>
<p>4. Her yıl Meclis açılışında hükümetin geçen yılki çalışmasına ve o yıl alınması uygun görülen önlemlere ilişkin bir nutuk söylemek (bunu Başbakana da okutturabilir).</p>
<p>5. Meclisin kabul ettiği yasaları on gün içerisinde duyurmak ve duyurulmasını uygun görmediği yeni yasaları bir daha görüşülmek üzere nedenleri ile birlikte on gün içinde Meclise geri göndermek (iade etmek) (anayasa (Teşkilatı Esasiye ve Bütçe yasaları iade edilemez); iadeden sora Meclisin kabulünde ısrar ettiği yasalan bir daha yetkisi olmaksızın duyurmak.</p>
<p>6. Yabancı devletlere siyasi temsilciler göndermek ve yabancı siyasi temsilcileri kabul etmek.</p>
<p>7. Başbakan ile işin ait olduğu diğer bir bakanın veya bakanların imzası ile hazırlanan kararları çıkarmak.</p>
<p>8. Meclisin manevi şahsiyetinde bulunan Başkumandanlığı temsil etmek. Seferde Bakanlar Kurulunun resmi yazısı üzerine başkumandanı atamak ve tayin etmek.</p>
<p>9. Hükümetin resmi yazısı üzerine sürekli sakatlık veya ihtiyarlık gibi kişisel sebeplerden dolayı belirli kişilerin cezalannı indirmek veya hafifletmek (Büyük Millet Meclisi tarafından suçlanarak hapis cezasına çarptırılan milletvekilleri hakkında bu yetki yoktur).</p>
<p>Medeni Bilgiler, S. 267-268</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yasama Yetkisi</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/yasama-yetkisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2020 23:14:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kuvvetler Ayrılığı]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Montesquieu]]></category>
		<category><![CDATA[Yasama Yetkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yürütme Yetkisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=5309</guid>

					<description><![CDATA[Gerçekte yasama yetkisi ve yürütme kuvveti Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleşir ve toplanır. Meclis bunlardan yasama yetkisini kendisi kullanır&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gerçekte yasama yetkisi ve yürütme kuvveti Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleşir ve toplanır. Meclis bunlardan yasama yetkisini kendisi kullanır ve yürütme yetkisini kendisi tarafından seçilecek Cumhurbaşkanına ve yine Meclisin önereceği Bakanlar Kuruluna bırakır. Bu sebeple yeni bir Meclis toplanır toplanmaz ilk görevi yeni yürütme kuvvetini meydana getirmektir.</p>
<p>Medeni Bilgiler, S. 266</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Reşit Galip&#8217;in Kafa Tutması</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/resit-galipin-kafa-tutmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2020 01:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[devlet işleri]]></category>
		<category><![CDATA[dolmabahçe sarayı]]></category>
		<category><![CDATA[esat bey kimdir ?]]></category>
		<category><![CDATA[milli eğitim bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Ahmet Banoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Reşit Galip]]></category>
		<category><![CDATA[reşit galip'in kafa tutması]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[uygar insan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4980</guid>

					<description><![CDATA[ATATÜRK, her zaman doğru sözlü insanları takdir etmiş, kişisel duygularını devlet işlerine karıştırmamış, devlet işlerinde yalnız akıl ve&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ATATÜRK, her zaman doğru sözlü insanları takdir etmiş, kişisel duygularını devlet işlerine karıştırmamış, devlet işlerinde yalnız akıl ve mantık çerçevesinde hareket etmiştir. O, ülkenin ve halkın çıkarları söz konusu olduğunda tavır ve davranışlarını beğenmediği yetenekli insanlardan bile yararlanmasını bilmiştir. Başkalarına yaranmak için kendi kimliğini ve kişiliğini gizleyen insanları çevresinde tutmamaya daima özen göstermiştir.<br />
ATATÜRK, devlet işlerinde duygularına yer vermeyen ve uygar insan anlayışıyla bağdaşmayan kin ve nefret duygusundan uzak bir akıl insanıdır. Türk ulusunun kurtuluş ve Türk devletinin kuruluş mücadelesinde çok farklı görüş, anlayış ve niteliklere sahip insanlarla birlikte çalışması ve başarıya ulaşmış olması bunun en güzel kanıtıdır. Aşağıdaki anekdot da onun bu güzel anlayışına bir örnektir:<br />
Dolmabahçe Sarayı’nda bir akşam Dr. Reşit Galip eğitim sorunlarını eleştirirken sert bir dil kullanır. ATATÜRK:<br />
-Reşit Galip, Esat Bey benim hocamdır. Soframda hocam hakkında böyle konuşmanı istemem, deyince Reşit Galip tereddütsüz:<br />
-Burası sizin değil, milletin sofrasıdır. Biz saraydayız ama, hocanız sultan hocası değildir. Cumhuriyette eleştiri serbesttir, diye başlayınca ATATÜRK:<br />
-Sofradan kalk! emrini veriyor, Reşit Galip hiç aldırmayınca, ATA:<br />
-O hâlde ben kalkarım, diye sofrayı terk ediyor. Sofradakiler de dağılmaya hazırlanırken, yaver şu emri getiriyor:</p>
<p>-Cumhurbaşkanı hazretleri kendileri varmış gibi sofranın devamını rica ediyorlar.<br />
Ertesi sabah Reşit Galip, Ankara’ya hareket ediyor. Fakat aradan çok geçmeden Millî Eğitim bakanı oluyor.</p>
<p><em>Banoğlu; s. 227-228. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başöğretmen Atatürk</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/basogretmen-ataturk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 22:57:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Başöğretmen Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[milli eğitim bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[sınıf]]></category>
		<category><![CDATA[yazı devrimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4571</guid>

					<description><![CDATA[Yazı devriminden sonra (1928), Atatürk&#8217;ün kara tahta başındaki resmi görülünce, O&#8217;na &#8220;Başöğretmen&#8221; denilmeye başlar. Aslında, adlandırmada geç kalınmıştır.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yazı devriminden sonra (1928), Atatürk&#8217;ün kara tahta başındaki resmi görülünce, O&#8217;na &#8220;Başöğretmen&#8221; denilmeye başlar. Aslında, adlandırmada geç kalınmıştır. Çünkü Kurtuluş Savaşı&#8217;ndan hemen sonra, bir İstanbul gazetecisi kendisine şöyle bir soru yöneltmiştir:</p>
<p>&#8220;Yurdu kurtardınız. Şimdi ne yapmak isterdiniz?&#8221; Hiç duraklamadan şu cevabı verir:</p>
<p>&#8220;Milli Eğitim Bakanı olarak Türk kültürünü yükseltmeye çalışmak, en büyük amacımdır.&#8221;</p>
<p>Ondan sonra Atatürk nerede görünse, mutlaka orada bir okula girer, öğretmen ve öğrencilerle konuşur. Bir gün Atatürk&#8217;ün yolu köy okuluna düşer. Tek sınıflı okulda bir genç öğretmen ders vermektedir. Atatürk sınıfa girince, öğretmen kürsüsünü terk eder; ama Atatürk:</p>
<p>&#8220;Hayır, yerinize oturunuz ve dersinize devam ediniz, der. Eğer izin verirseniz, biz de sizden faydalanmak isteriz. Yer sınıf olduğunda, Cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir.&#8221; der.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;e Hakaret Eden Köylü ve Atatürk&#8217;ün Hoşgörüsü</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturke-hakaret-eden-koylu-ve-ataturkun-hosgorusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Nov 2019 10:55:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'e Hakaret Eden Köylü ve Atatürk'ün Hoşgörüsü]]></category>
		<category><![CDATA[bakan]]></category>
		<category><![CDATA[cemal granda]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[gazete kağıdı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tekel idaresi]]></category>
		<category><![CDATA[tütün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kemalataturk.net/?p=4401</guid>

					<description><![CDATA[Cemal Granda anlatıyor: Tekel idaresi sigara kağıdı satışını yasak etmişti; kaçak tütün içenlerden parası olanlar, bu kağıdı karaborsadan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cemal Granda anlatıyor:</p>
<p>Tekel idaresi sigara kağıdı satışını yasak etmişti; kaçak tütün içenlerden parası olanlar, bu kağıdı karaborsadan sağlayabiliyor; fakat halkın ve özellikle köylülerin büyük kısmı sigaralarını gazete kağıdı ile sarmak zorunda kalmışlardı.</p>
<p>Bir gün vatandaşın biri kasaba veya köy kahvesinde böyle hazırladığı bir sigarayı içerken, fena kokusundan şikayet eder ve bütün iyilik ve kötülükleri en başta bulunanlara yönelterek, Atatürk aleyhinde ağzına geleni söyler.. Kahvede bulunanlar bir zabıt tutarlar. İş hükümete intikal eder. Cumhurbaşkanı&#8217;na karşı işlenen suçlardan dolayı suçlu bulunmak onun müsaade ve onayına bağlı olduğu için, ilgili bakan meseleyi kendisine arz eder ve tetkik için müsaadelerini ister. Durumu Atatürk&#8217;e arz edip:</p>
<p>&#8220;Mahkemeye veriyoruz.&#8221; derler. Sebebini sorduğunda ise:</p>
<p>&#8220;Size küfür etmiş Paşam.&#8221; cevabını verirler. Atatürk bu durum karşısında biraz da müteessir (üzgün) olup sorar:</p>
<p>&#8220;Ben ne yapmışım ki ona?&#8221; Evrakı tetkik edenler açıklarlar:</p>
<p>&#8220;Gazete kağıdı ile sardığı sigarayı yakarken kağıt tutuşmuş da ondan.&#8221; Atatürk&#8217;e bunu söyleyen bir milletvekilidir. Atatürk vekile sorar:</p>
<p>&#8220;Siz hiç, gazete kağıdı ile sarılmış sigara içtiniz mi?&#8221; Vekil cevap verir:</p>
<p>&#8220;Hayır efendim.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ben Trablustayken içmiştim, bilirim. Pek berbat şey. Adam haklıdır, ben de olsam aynı şeyi yapardım, takibe lüzum yoktur. Siz bunun için mahkemeye vereceğinize, ona insan gibi sigara içmeyi sağlayınız.</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Suikastı&#8217;na Atatürk&#8217;ün Cevabı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/izmir-suikastina-ataturkun-cevabi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Oct 2019 13:20:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anılarla Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[benim naçiz vücudum]]></category>
		<category><![CDATA[Cuhmuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[inkılap]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Suikastı'na Atatürk'ün Cevabı]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4349</guid>

					<description><![CDATA[30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi&#8217;nin imzalanmasını müteakip 19 Mayıs 1919 tarihinde başlayan Millî Mücadele, 24 Temmuz 1923&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi&#8217;nin imzalanmasını müteakip 19 Mayıs 1919 tarihinde başlayan Millî Mücadele, 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması ile tamamen sona ermiş ve Türk Devleti&#8217;ni kurma çalışmaları başlamıştı.</p>
<p>1923-1926 yılları arasındaki dönem, Türkiye&#8217;de Atatürk İnkılâpları&#8217;nın başlama ve yerleşme dönemidir. Ancak inkılâplara karşı olanların hedefi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk olmuştur. 15 Haziran 1926 tarihinde ortaya çıkarılan İzmir Suikastı sonrasında Atatürk, Anadolu Ajansı&#8217;na verdiği demeçte:</p>
<p>&#8220;&#8230;Alçak teşebbüs benim şahsımdan ziyade mukaddes Cumhuriyetimize ve onun istinat ettiği yüksek prensiplerimize müteveccih (yönelmiş) bulunduğuna şüphe yoktur.. Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet pâyidar kalacaktır.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>Anılarla Atatürk, İstanbul Görsel Yapım Prodüksiyon</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet ve Ülke Yönetim Biçimleri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/cumhuriyet-ve-ulke-yonetim-bicimleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Oct 2019 23:53:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[1929]]></category>
		<category><![CDATA[1959]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Afet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[bakan]]></category>
		<category><![CDATA[başbakan]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet ve Ülke Yönetim Biçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[laik hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün El Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[milli irade]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[padişah]]></category>
		<category><![CDATA[rus çarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarih Kurumu Yayını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4337</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;..Başlarında hâlâ Allah&#8217;ın vekili, gölgesi sıfatını taşımakta olan hükümdarlar bulundurmakla beraber, egemenliğini kazanmış milletler olduğundan bahsetmiştik. Gerçekte bu&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;..Başlarında hâlâ Allah&#8217;ın vekili, gölgesi sıfatını taşımakta olan hükümdarlar bulundurmakla beraber, egemenliğini kazanmış milletler olduğundan bahsetmiştik. Gerçekte bu milletlerin mensup oldukları devletler, milletin seçtiği millet vekillerin oluşturdukları meclislere sahiptir. Milletin egemenliğini bu meclisler temsil eder. Hükümdar, devleti temsil eder. Hükümet kuran vatandaş, teorik olarak hükümdar tarafından seçilir. Fakat, gerçekte hükümet başkanı milletin güvendiği kuvvetli siyasi partilerin liderleridir. Bunların kurdukları hükümetler, millet ve memleketi idare ederler ve meclise karşı sorumludurlar. Bu açıkladığımız hükümetler temsilidirler, gerçekte demokrasi prensibi yürürlüktedir.</p>
<p>Fakat bunlar, tam manasıyla demokrat hükümetler değildirler. Demokrasinin tam anlamıyla ideali, milletin tümünün aynı zamanda idare eden durumda bulunabilmesini, hiç olmazsa, devletin son iradesini, yalnız milletin ifade etmesini ve göstermesini ister. Ne yazık ki, milletlerin büyüklüğü, fikirsel terbiye dereceleri, idealin uygulanmasında nispeten idealden yoksun olmayı gerektirebilecek tedbirsizliklerden kaçınmayı gerektirir. Bundan dolayı, demokrasi prensibinin, en modern ve mantıki uygulanmasını sağlayan hükümet şekli Cumhuriyettir.</p>
<p>Cumhuriyetle son söz millet tarafından seçilmiş meclistedir. Millet adına her türlü kanunları o yapar. Hükümete güven oyu verir veya düşürür. Millet vekillerinden memnun olmazsa belirli zamanlar sonunda başkalarını seçerler.  Millet, egemenliğini, devlet idaresine katılmasını, ancak, zamanında oyunu kullanmakla sağlar. Cumhuriyetin hükümeti, belli bir metod veya şekilde belirli bir zaman için seçilmiş bir Cumhurbaşkanına itimat olunur. Başbakanı o seçer. Hükümeti meydana getirecek olan bakanları. Başbakan güvendiği milletvekillerinden seçer.</p>
<p>Dünyada devletlerin şekilleri birbirine göre bazı farklarla çok değişiktir. Bununla beraber hepsi, incelediğimiz şekillere sokulabilir. Hükümdarlık, Oligarşi, Halk Cumhuriyeti.</p>
<p>Kendine özgü bir dine dayanan (teokratik) devlet vardır. Rus çarlığı ile Osmanlı saltanatı böyle idiler. Çar kilisenin reisi, sultanlar da halife unvanını takınmışlardı. Bununla beraber, dini siyasetten ayırmış, laik hükümetler vardır.. Hükümdarlıklarda, devlet başkanlığı makamına miras yoluyla gelinir. Cumhuriyet, milletvekillerinden oluşan meclisi ve belirli zaman için seçilmiş devlet başkanı ile, milli egemenliğin korunmasının en iyi kefilidir. Cumhuriyette meclis, Cumhurbaşkanı ve hükümet, halkın hürriyetini, güvenliğini ve rahatını düşünmek ve sağlamaya çalışmaktan başka bir şey yapmazlar. Çünkü bunlar bilirler ki, kendilerini iktidara ve yetkili makamlara belirli bir zaman için getiren irade ve egemenliğin sahibi olan milletir. Ve yine bunlar bilirler ki iktidara saltanat sürmek için değil, millete hizmet için getirilmişlerdir. Millete karşı durum ve vazifelerini kötüye kullandıkları takdirde, şu veya bu şekilde, kendilerini milli iradenin karşısında bulabilirler. Millet tarafından, millet adına, devleti idareye memur edilenler için, gerektiğinde millete hesap vermek zorunluluğu, laubalilik ve keyfi hareketle bağdaşamaz. Halbuki, kuvvetinin ve yetkisinin Allah&#8217;tan geldiğini ve yalnız ona karşı, ahirette hesap verebileceğini varsayan, devleti, memleketi, miras kalmış mal mülk gibi kabul eden bir hükümdar, her türlü kayıttan kendini affedilmiş görür. Böyle bir idarede, milletin benliği, hürriyeti söz konusu bile olamaz. Bundan dolayı yetkisi sınırlı bile olsa hükümdarlık şekli demokrasiye, milli egemenlik prensibine uygun değildir. Hükümetin belirli insanların, sınıfların elinde bulunması bile millet varlığının asla kabul edemeyeceği bir husustur.</p>
<p>Bütün milletin çoğunlukla, devlet idaresine katılmasına engel olan bu &#8220;oligarşi&#8221; usulü de bir grubun kendi çıkarlarını korumak için bütün millete ait egemenliği, zorla almasından başka bir şey değildir.&#8221;</p>
<blockquote><p><strong>1929</strong></p>
<p><strong>Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün El Yazıları, Ayşe Afet İnan, Türk Tarih Kurumu Yayını</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Millete İnancı</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/ataturkun-millete-inanci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 17:51:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[amasya]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Millete İnancı]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[galiçya]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkasya]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2573</guid>

					<description><![CDATA[Benim için en büyük koruma yeri ve yardım kaynağı ulusun kucağıdır. Ağustos 1919, Nutuk Amasya panayırında, acınacak halde&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Benim için en büyük koruma yeri ve yardım kaynağı ulusun kucağıdır.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1919, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Amasya panayırında, acınacak halde bulunan halkı görünce, Atatürk arkadaşına:<br />
&#8211; Bak kardeşim, böyle bir ulustan nasıl ayrılırsın? Bu eski püskü giysiler içinde acınacak halde gördüğün şu insanlar yok mu? Onlarda öyle yürek, öyle bir maya vardır ki, olmaz şey! Çanakkale&#8217;yi kurtaran bunlardır. Kafkasya&#8217;da, Galiçya&#8217;da, şurada burada arslanlar gibi çarpışan, bin türlü yokluğa aldırmayan bunlardır.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1919, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben, ölümlü olan Mustafa Kemal; ötekisi ulusun hep içinde yaşattığı Mustafa Kemal. Ben onu temsil ediyorum. Herhangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa, beni bir Türk anası doğurmadı mı? Türk anaları başka Mustafa Kemal&#8217;ler doğurmayacaklar mı? Verimlilik ulusundur, benim değil.</p>
<blockquote><p><strong>1921</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, giriştiğimiz büyük işlerde, ulusumuzun yüksek yeteneği ve yüksek sağduyusu başlıca yol göstericimiz ve başarımızın kaynağı olmuştur.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ulusun bütün bireyleri gibi, ulusal davamızda benim de çalışmalarım olmuşsa da, görülen işlerde bir yürütüm gücü varsa ve başarı olmuşsa, bunu bana yöneltmeyiniz. Bunu ancak ve ancak bütün ulusun manevi kişiliğine veriniz. Ben ulusun bu yüce manevi benliği içinde önemsiz bir birey olmakla mutluyum. Baylar, ulus bir bütün olarak, tek bir manevi kişi olarak birleşmiş bir topluluk halinde ortaya çıktı ve bu yüce birliği koruyarak kendisine düşman olanları ortadan kaldırdı.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Ben ve benim gibi sevdiğinize kuşku olmayan arkadaşlarla beraber vicdanımıza düşen görevi yerine getirdik. Bu konuda bizi yüreklendiren siz ve sizi var eden büyük kalpli analar ve babalarımız ve bu ulustur.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Benim kişisel olarak güç ve erkim, halkın bana gösterdiği güven ve inançtan başka bir şey değildir. Bu güven sürdükçe ben de bu güvene layık olmayı sürdürecek ve geleceğe bu karşılıklı güvenle hep birlikte yürüyerek, Tanrı&#8217;nın izniyle, pek az zamanda ulusa refah ve mutluluk sağlayacak büyük amacımıza ulaşacağız.</p>
<p>***</p>
<p>Ben sanıyorum ki, ulus bireylerinin hiçbirinden üstün değilim. Ben çok girişimde bulunduysam bu, benden değil ulusun özünden kaynaklanan girişimlerdir. Sizler olmasaydınız, sizin vicdanlarınızın eğilimi bana bir dayanak noktası olmasaydı ben hiçbir girişimde bulunamazdım. Ulusun üstün niteliklerini kişilere yönelten anlayış, eski yönetimlerin sistem ve yöntem biçiminden kaynaklanmaktaydı.</p>
<p>***</p>
<p>Her zaman yinelemek zorunda kalıyor ve yinelemede yarar görüyorum! Eğer ben ulusa herhangi bir hizmette bulunmuşsam, eğer ben herhangi bir girişime önayak olmuşsam, bu hizmet ve girişimin temel kaynağı, saygılar ve sevgilerle bağlı bulunduğum, bundan sonra da saygı ve sevgiyle bahtlılık ve mutluluğuna varlığımı, yaşamımı vereceğim sevgili ulusumdur. Bir ulusta güzel şeyler düşünen insanlar, olağanüstü işler yapmaya yetenekli kahramanlar bulunabilir. Ancak böyle kişiler yalnız başlarına hiçbir şey yapamazlar; meğer ki, genel bir duygunun etkeni, temsilcisi olsunlar. Ben ulusumun düşünceye duygularını yakından bilmek, sevgili ulusumda gördüğüm yetenek ve ihtiyacı belirtmekten başka bir şey yapmadım. Onun bu yetenek ve duygularım bilmekle övünüyorum. Ulusumdaki, bugününkü zaferleri elde edebilecek özelliği görmüş olmak! işte bütün mutluluğum budur.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Önemli bir görevin yerine getirilmesinde benden önce girişime geçen ulus olmuştur. Benim şu, ya da bu nedenle ertelediğim önemli görev için ulus beni uyarmış ve o görevi yaptırmıştır. Bunu ulusun ortak ruhundaki yücelik ve olgunluğa parlak bir örnekle belirtiyorum.</p>
<blockquote><p><strong>Ağustos 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Milli Mücadeleyi yapan doğrudan doğruya ulustur. Ulus, savaşı analarıyla, babalarıyla, kız kardeşleriyle kendisine ülkü edindi. Biliyorsunuz ki, yüzyıllarca olagelen savaşlar ve onların sonuçları olarak tarihe geçen büyük zaferler vardır. Fakat o zaferleri elde edenler kendi ülküleri için değil , şunun bunun suçuna kul köle olarak hareket etmiştir. Oysa, milli mücadelede kişisel tutku değil, ulusal onur gerçek güdü olmuştur.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Ülke ve ulus hizmetlerinde önder olmak isteyenlerin esin kaynağı, ulusun gerçek duyguları ve istekleridir. Bizim sözü edilmeye değer bir davranışımız varsa o da ulusun duygu ve eğilimleri ile ilişki kurmaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Her türlü başarının sırrının, her türlü gücün, erkin gerçek kaynağının ulusun kendisi olduğuna inancım tamdır.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1925, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Benim değersiz vücudum bir gün elbette toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır; ve Türk ulusu güvenlik ve mutluluğunu güvence altına alan ilkelerle uygarlık yolunda duraksamadan yürümesini sürdürecektir.</p>
<blockquote><p><strong>19 Mayıs 1926, Hakimiyet-i Milliye gazetesi</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben 1919 yılı Mayıs&#8217;ı içinde Samsun&#8217;a çıktığım gün elimde maddi hiçbir güç yoktu. Yalnız büyük Türk ulusunun soyluluğundan doğan benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir güç vardı. İşte ben, bu ulusal güce , bu Türk ulusuna güvenerek işe başladım.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1927, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben gerektiği zaman en büyük armağanım olarak Türk ulusuna canımı vereceğim.</p>
<blockquote><p><strong>12 Temmuz 1927, Ulus</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Ben ulusun vicdanında ve geleceğinde sezinlediğim doğuştan büyük gelişim yeteneğini, ulusal bir sır gibi vicdanımda taşıyarak yavaş yavaş toplumumuza uygulatmak zorundaydım.</p>
<blockquote><p><strong>1927, Nutuk</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Cumhurbaşkanı olarak, Cumhuriyetin yasalarına ve ulusal egemenlik ilkelerine uyacağım ve bunları savunmaya ve Türk ulusunun mutluluğuna içten bağlı olarak bütün gücümle çalışacağıma, Türk devletine yönelecek her tehlikeye şiddetle karşı koyacağıma, Türkiye&#8217;nin ün ve onurunu korumaya ve yükseltmeye ve üstlendiğim görevin gereklerine kendimi adayacağıma önünüzde namusum üzerine söz vererek and içerim.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1931, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Sizden olan bir kişiye kendinizden fazla önem vermeyiniz. Her şeyi ulusun bir bireyinin onur ve değeri üzerinde toplamak, geçmişe, bugüne ve yarına ilişkin toplum sorunlarının aydınlatılmasını bu yüksek sosyal toplumun alçak gönüllü bir kişisinden beklemek elbette doğru değildir. İçinizden bir kişiyi çok sevebilirsiniz. Ancak bu sevgi ulusal varlığınızı herhangi bir kişiye bağlamaya sizi sürüklememelidir. Bunun tersine davranış kadar büyük bir yanılgı olmaz.</p>
<blockquote><p><strong>Gördüklerim ve Çektiklerim, Ahmet Emin Yalman</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güzel Sanatlar ve Türk Ulusu</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/guzel-sanatlar-ve-turk-ulusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 12:37:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[güzel sanatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Sanatlar ve Türk Ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[hayat damarları]]></category>
		<category><![CDATA[millet meclis]]></category>
		<category><![CDATA[sanatsız]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal birlik]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal ülkü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2380</guid>

					<description><![CDATA[Sanatsız kalan bir ulusun hayat damarlarından biri kopmuş demektir. Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III Yüksek bir insan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sanatsız kalan bir ulusun hayat damarlarından biri kopmuş demektir.</p>
<blockquote><p><strong>Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yüksek bir insan toplumu olan Türk ulusunun tarihsel bir niteliği de, güzel sanatları sevmek ve o alanda yükselmektir. Bunun içindir ki, ulusumuzun yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan olan zekasını, bilime bağlılığını, güzel sanatlar sevgisini ve ulusal birlik duygusunu sürekli olarak ve her türlü incelemelerle besleyerek geliştirmek ulusal ülkümüzdür.</p>
<blockquote><p><strong>Ekim 1933, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Güzel sanatların her dalı için Millet Meclisi&#8217;nin göstereceği ilgi ve emek, insanca ve uygar yaşam için ve çalışma veriminin artması için etkili olacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Kasım 1936, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Baylar, siz yaşamınızda milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz; fakat hiç bir zaman sanatkar olamazsınız. Onun için bu çocukların değerini bilelim.</p>
<blockquote><p><strong>Yücel Dergisi, 1945</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hükûmetin Niteliği</title>
		<link>https://kemalataturk.net/ataturkun-soyledikleri/hukumetin-niteligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2019 16:08:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atatürk'ün Söyledikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bolşevik]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Halk Hükûmeti]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Hükûmetin Niteliği]]></category>
		<category><![CDATA[komünist]]></category>
		<category><![CDATA[Millet Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetperver]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı hükûmeti]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalist]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[ulussever]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2007</guid>

					<description><![CDATA[Baylar! Bizim hükûmetimiz demokratik bir hükûmet değildir, sosyalist bir hükûmet değildir ve gerçekten kitaplarda bulunan hükûmetlerin, İslamlık niteliği&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baylar! Bizim hükûmetimiz demokratik bir hükûmet değildir, sosyalist bir hükûmet değildir ve gerçekten kitaplarda bulunan hükûmetlerin, İslamlık niteliği bakımından, hiçbirine benzemeyen bir hükûmettir. Ama ulusal egemenliği, ulusal iradeyi yansıtan bir hükûmettir; bu nitelikte bir hükûmettir. Bilimsel ve toplumsal bakımdan bizim hükûmetin adını koymak gerekirse Halk hükûmeti deriz. Anayasamızın birinciden dördüncüye kadar olan maddeleri hükûmetin ne olduğunu, kimin tarafından yönetildiğini, yöneten kurulun güç ve yetkisini açıkça belirtmiştir. Biçim ve nasılı saptanmıştır. Ama toplumsal öğreti bakımından düşündüğümüz zaman da biz hayatını, egemenliğini kurtarmaya çalışan emekçileriz. Zavallı bir halkız. Ne olduğumuzu bilelim. Kurtulmak için, yaşamak için çalışan ve çalışmak zorunda olan bir halkız. Gerçi her birimizin hakkı vardır; yetkisi vardır ama hak ancak çalışma ile elde edilebilir. Yoksa sırt üstü yatmak ve hayatını hiç çalışmadan geçirmek isteyen insanların bizim toplumumuzda yeri yoktur. Öyleyse belirtiniz baylar: halkçılık, toplumsal düzeni çalışma haklarına dayandırmak isteyen toplumsal bir öğretidir. Baylar: biz bu halkımızı korumak, egemenliğimizi güvence altında bulundurabilmek için, bizi yok etmek isteyen emperyalizme karşı, bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı bütün ulusça savaşmayı uygun gören bir ilkeyi izleyen insanlarız. Bu nedenle bu ve bu gibi örgütler ve açıklamalarla hükümetimizin dayandığı temelin toplum bilime dayandığını açıkça görürüz. Ama ne yapalım ki bu demokrasiye benzemiyormuş, sosyalizme benzemiyormuş, hiçbir şeye benzemiyormuş: Baylar, biz benzememekle ve benzetmemekle övünmeliyiz&#8230; Çünkü biz bize benzeriz.</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1921, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Yeni Türkiye&#8217;nin eski Türkiye ile hiçbir ilgisi yoktur. Osmanlı hükûmeti tarihe gömülmüştür. Şimdi yeni bir Türkiye doğmuştur. Gerçi ulus değişmemiştir. Aynı Türk öğeleri bu ulusu oluşturuyor. Ancak yönetim biçimi değişmiştir. Ankara&#8217;da ulusal hükûmet kurulmadan önce İstanbul&#8217;da bir padişah ve bunun hükûmeti vardı. Ulus, ülke işlerine, görevi sadece yasa yapmak olan meclis aracılığıyla katılabiliyordu. Bu hükûmet biçimi ulusa, istediği bağımsızlık ve özgürlüğü vermede yetersiz kalıyordu. Yeni hükûmet hem ulusça atanmıştı, hem de yürütme ve yasama gücü olan mebuslardan oluşur. Bu mebuslardan bazıları yönetim işlerinin ayrıntılarını düzenlemek ve halk adına denetlemede bulunmak için görevlendirilmişlerdir. Gerçekte egemen olan, her şeyi yöneten yer Millet Meclisi&#8217;dir. Şurası unutulmamalıdır ki, bu yönetim biçimi bolşevik sistemi değildir. Çünkü biz ne bolşevik, ne de komünist, ne biri, ne öteki olamayız. Çünkü biz ulusseveriz, dinimize saygılıyız. Sözün kısası, bizim hükûmet biçimimiz tam bir demokrasidir. Ve dilimizde bu hükûmete &#8220;Halk Hükûmeti&#8221; denir.</p>
<blockquote><p><strong>Aralık 1922, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Doğrusu biz üç buçuk yıl öncesine kadar bir topluluk halinde yaşıyorduk. Bizi istedikleri gibi yönetiyorlardı. Dünya bizi temsil edenlere göre tanıyordu. Üç buçuk yıldır tam olarak bir ulus olarak yaşıyoruz. Bunun nesnel ve belirgin tanığı hükûmetimizin biçimi, hükümetimizin niteliğidir. Hükümete de yasa, Büyük Millet Meclisi adını verdi. Arkadaşlar, bir hükümet iyi midir, kötü müdür? Hangi hükümetin iyi ya da kötü olduğunu anlamak için, hükümetten ne beklenir, bunu düşünmek gerekir. Hükümetin iki amacı vardır. Biri ulusun korunması, ikincisi ulusun refah içinde yaşamasını sağlamak. Bu iki şeyi sağlayan hükümet iyidir, sağlayamayan kötüdür.</p>
<p>***</p>
<p>(Konya tüccarlarından Kaşıkçızade Tahir&#8217;in hükümetin ticaretimizi geliştirmek için ne düşündüğünü sorması üzerine) Mustafa Kemal Paşa tekrar ayağa kalkarak sözlerine devam etti: Arkadaşlar, Kaşıkçızade Tahir Efendi kardeşimizin bu sorusunun açıklanması, aydınlatılması gerekir. Kendileri, hükümet ticaret hakkında ne düşünüyor diye soruyor. Her şeyden önce şunu söyleyeyim ki, bendeniz aranızda hükümet adına değil, meclis adına değil, ordu adına değil, sadece bir mebus olarak, belki de yalnız bir arkadaşınız olarak bulunuyorum. Onun için sorunuza hükümet adına cevap vermeye yetkim yoktur. Bildiğiniz gibi, hükümetimiz Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetidir. Hükümet meclisin kendisidir. Meclis ise bana şu ya da bu konuda bizim görüşümüzü açıkla diye bir karar ve o karar sonucu bir yetki vermiş değildir. Eğer hükümet sözüyle demek istediğiniz, meclis değil de devlet bölümlerinde kendi adına işleri yürütmek için vekil olarak atadığı kurul ise, onların adına da söz söylemeye yetkili değilim. Çünkü gene bilirsiniz ki, vekiller kurulu üyeleri, anayasa hükümlerine göre gerek birey olarak, gerekse toplu olarak meclise karşı sorumludur. Bu nedenle kendi sorumlulukları altında kendi görevlerini yerine getirmesi gereken kimseler adına söz söylemeyi uygun bulmuyorum. Eğer sorunuzu &#8220;sen ne diyorsun? Sen ticaretimiz hakkında ne düşünüyorsun?&#8221; diye sorsaydınız, o zaman cevap vermede bir sakınca görmezdim ve kabul ediyorum ki asıl istediğiniz de budur. Ben de böylece ne düşündüğümü sunmuş oluyorum.</p>
<blockquote><p><strong>Mart 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
<hr />
<p>Türkiye&#8217;nin Batı&#8217;daki cumhuriyetlerden ayrılığı sadece bir biçim sorunudur. Cumhuriyetle yönetilen başka ülkelerde olduğu gibi, bizim de egemenliği olan bir parlamentomuz var. Ancak bizim Büyük Millet Meclisi&#8217;nin hem yasama, hem yürütme yetkisi vardır. Başka yerlerde olduğu gibi, bizde de bakanlar kendi bakanlıklarıyla ilgili işlerden sorumludur. Başka yerlerde yeni Türkiye devletinin işlerini yürütmeyle görevli bakanların millet meclisi elinde bir oyuncak olduğu sanılıyor. Bu yanlıştır. Bakanların sorumluluğu ve durumuyla ilgili sorun da, anayasada yapılacak değişikliklerle saptanmış olacaktır. Sonuç olarak şunu söyleyeyim ki, cumhurbaşkanı, hükümet başkanı ve sorumlu bakanlardan oluşan bir hükümet kuracağız.</p>
<blockquote><p><strong>Eylül 1923, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
