<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çukurova &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<atom:link href="https://kemalataturk.net/etiket/cukurova/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<description>Türk Milletinin Kutbu Atatürk&#039;ün Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 11:56:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kemalataturk.net/wp-content/uploads/2019/06/cropped-12002131614088709776.png-32x32.png</url>
	<title>Çukurova &#8211; Atatürk Sitesi</title>
	<link>https://kemalataturk.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Kurtuluş İçin İlk Hareketleri</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/ataturkun-kurtulus-icin-ilk-hareketleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Oct 2019 12:35:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[24 Mayıs 1919]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Kurtuluş İçin İlk Hareketleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bayram Bon Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye Reisi İbrahim Cebeci]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Cerdek]]></category>
		<category><![CDATA[Çukurova]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[Havza]]></category>
		<category><![CDATA[İngilizler]]></category>
		<category><![CDATA[katır]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Merzifonlu Sıtkı Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun]]></category>
		<category><![CDATA[Sevr Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[silah mekanizması]]></category>
		<category><![CDATA[tüfek mekanizması]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdakul Yurdakul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=4327</guid>

					<description><![CDATA[Samsun&#8217;da altı gün kaldıktan sonra bir alay merkezinin bulunduğu Havza&#8217;ya gelmiştik. Fakat alay dağıtılmış, asker sayısı hiç yok&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Samsun&#8217;da altı gün kaldıktan sonra bir alay merkezinin bulunduğu Havza&#8217;ya gelmiştik. Fakat alay dağıtılmış, asker sayısı hiç yok denecek kadar azaltılmıştı.</p>
<p>Havza&#8217;da Ali Baba&#8217;nın oteline yerleştik. Az sonra Havza belediye reisi ve Havza ileri gelenleri Paşa&#8217;ya hoş geldiniz demek için otele geldiler. Ertesi akşam da Atatürk, Havza ileri gelenlerinin toplandığı Belediye Reisi İbrahim Cebeci&#8217;nin evine gitti.</p>
<p>Atatürk orada toplanan Havza ileri gelenlerine son durum hakkında bilgi vermişler ve &#8220;Bu durumu tenkit (tel&#8217;in) için bir mevlit okutalım, bir de miting yapalım, halkı aydınlatalım&#8221; dediler. Herkesten olumlu cevap alınınca tellal ve davullarla bu durum halka duyuruldu.</p>
<p>Cuma günü aziz şehitlerimiz için bir mevlit okutulmuş, şeker olmadığı için İzmir üzümü dağıtılmıştı. Sonra da bir miting yapıldı. Toplanan büyük kalabalığa o yörenin en etkili konuşan hocası Merzifonlu Sıtkı Hoca çok güzel bir konuşma yapmış ve &#8220;Güzel İzmir&#8217;imizi kurtaracağız&#8221; diyince bütün halk, &#8220;Kurtaracağız, kurtaracağız&#8221; diye bağırmıştı.</p>
<p>Mitingde konuşmalar yapılırken Atatürk otelin balkonunda paşa elbiseleriyle heykel gibi durmuş onları seyretmişti. Halk Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya merakla bakıyor ve onun Çanakkale Muharebelerindeki kahramanlıklarından bahsediyordu.</p>
<p>O günlerde Ermeni çeteler her gün bir-iki Müslüman Türkü gece baskınlarıyla öldürüyorlardı.</p>
<p>O gün de iki Türkü öldürmüşler ve ölüler Havza&#8217;ya getirilmişti. Havzalılar koşarak bunu gelip Atatürk&#8217;e anlatmışlardı. Atatürk de onlara sabırlı olmalarını söylemiş, fakat olaylara çok üzülmüşler ve kızmışlardı.</p>
<p>Aynı gece yarısı İngilizlerin Sevr Anlaşması gereği Diyarbakır, Malatya, Çukurova bölgelerinden toplattıkları tüfek mekanizmalarının yüklendiği 40-45 katırlık bir konvoyun iki saat kadar uzaklıktaki Cerdek&#8217;te gecelediği ve ertesi gün Samsun&#8217;a doğru gidecekleri haberi geldi. Bu bilgiyi veren; eski alayın tabur komutanlarından Sami ve Kâmil Beylerdi. Korktukları için bu haberi gizli olarak otelci Ali Baba&#8217;ya söyleyip gitmişler.</p>
<p>Bu bilgi çok önemliydi. Çünkü tüfek mekanizması; mermiyi tüfeğin namlusuna süren küçük bir demir alettir. Bu parçanın olmaması tüfeği kullanılmaz yapar. İngilizler de bunu bildiklerinden işgal ettikleri bölgelerdeki asker tüfeklerini toplama yerine sadece bu tüfeklerin mekanizmalarını alarak binlerce tüfeği etkisiz hale getirmeyi amaçlamışlardı. Bu nedenle toplanan mekanizmalar fevkalade önemli idi.</p>
<p>Atatürk bu haberi duyunca derhal Belediye Reisi İbrahim Cebeci ve Bayram Con Bey&#8217;i çağırmamızı emretti. Hemen Ali Baba&#8217;yla gece evlerine gidip her ikisini de uykularından uyandırıp otele getirdik.</p>
<p>Atatürk onlara, hemen 8-10 süvari ile gidip çeteci gibi katırları kaçırmalarını fakat hiç kimseyi kesin olarak yaralayıp öldürmemelerini emretti.</p>
<p>O gece bu emir yerine getirilmiş, mekanizma yüklü katırlar kaçırılmıştı.</p>
<p>Ertesi gün bu 40-45 katırın mekanizma yükleri alınmış olarak Samsun&#8217;a gidecekleri yerde Havza&#8217;ya geldiklerini ve belediyece mezat meydanında satıldıklarını gördük. Bu kadar mekanizma birkaç bin kişiye yetecek kadar silah demektir.</p>
<p>Bu hareketleriyle Atatürk ilk kurtuluş hareketini başlatmış oluyordu. Olayların duyulması Havza&#8217;da bomba tesiri uyandırmıştı</p>
<p>Atatürk bir anda yücelmiş ve çok büyük bir itimat kazanmıştı. Herkesin yüzü gülmüş ve bir cesaret gelmişti. Havza&#8217;ya girerken kimsenin dikkatini çekmeyen Atatürk&#8217;ü halk Havza&#8217;dan ayrılırken uğurlamak için yollara dökülmüş ve Atatürk&#8217;ü yakından görmek için otelin önündeki meydanı tıklım tıklım doldurmuştu.</p>
<p>(24 Mayıs 1919)</p>
<blockquote><p><strong>Muzaffer Kılıç&#8217;tan</strong></p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, Yurdakul Yurdakul</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mezararkalı Mevlüt Ağa</title>
		<link>https://kemalataturk.net/anilari/mezararkali-mevlut-aga/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurettin Demiral]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2019 10:43:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Ilıca]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Çukurova]]></category>
		<category><![CDATA[Çukurova]]></category>
		<category><![CDATA[ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Ilıca]]></category>
		<category><![CDATA[kimin malını kimlere veriyorlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mezararkalı Mevlüt Ağa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kemalataturk.net/?p=2322</guid>

					<description><![CDATA[Tarih: 3 Temmuz 1919 Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Paşa, Üçüncü Ordu Müfettişi olarak Erzurum’a geliyor. Erzurum’un eski ve&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tarih: 3 Temmuz 1919</strong><br />
Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Paşa, Üçüncü Ordu Müfettişi olarak Erzurum’a geliyor. Erzurum’un eski ve güzel bir âdeti vardır. Erzurumlular batı semtinden gelen misafirlerini şehrin ilk göründüğü nokta olan Ilıca’dan karşılar, geniş ovanın bu başlangıç noktasından kaleye kadar kendisine yoldaşlık ederler. O gün, Mustafa Kemal Paşa’yı küçük bir kafile burada karşıladı. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, ikindi üstü Ilıca’ya varmışlardı. Kaplıcaların önünde düşman baltasından kurtulmuş birkaç söğüdün gölgesinde misafirlere birer kahve sunuldu. Sekiz on kişilik bu küçük gurup kahvelerini içerken, günün durumu konuşulmaya başlandı. Mustafa Kemal Paşa bu birkaç dakikalık görüşmede sözü hep milli hareket etrafında dolaştırıyordu. Bu sırada gözü Ilıca’nın batısındaki sırtlara ilişti. Sıcak yaz güneşi bu sırtların arkasına doğru çekiliyor ve sırtın üzerini ışıklarıyla süslüyordu. Burada, tam yolun geçtiği yerde bir adam ufka resmolunmuş gibi durduğu için irileşiyor ve arkasına güneşi aldığı için de koyu renkli ve parıltılı cevherden dökülmüş bir heykel gibi görünüyordu. Bu ışık-gölge oyununu ilk gören Mustafa Kemal Paşa olmuş ve yanındakilere göstermişti. Orada bulunanların hepsi birden o tarafa baktılar. Heykel sırtlardan aşağıya doğru yürüyor, onu ufkun arkasından çıkan yeni heykeller ve Anadolu ovalarının cefakeş kağnıları takip ediyordu. Bu kafilenin ucu, sırtların yarı beline yaklaştığı sırada, sonu da ufuktan ayrılmış bulunuyordu. Bu, beş-on kağnı ile kadın-erkek, çoluk-çocuk yirmi otuz kişilik bir göçmen kafilesiydi. Kafilenin önünde yürüyen heykel, yavaş yavaş söğütlüğe doğru ilerledi. Bu, iri ve dinç bir ihtiyardı. Gür ve ak sakalı göğsünü doldurmuş; Anadolu ovalarının güneşi, Anadolu dağlarının rüzgârı çehresini tunçlaştırmıştı. Omuzlarına kartal kanat attığı paltosu ve elindeki asasıyla bir yolcudan çok Doğu mitolojisindeki yarı tanrı kabile reislerine benziyordu. Misafirlerin önemli kimseler olduğunu anlayan ihtiyarın zeki gözleri parladı. İri ve ak tüylerle örtülü elini geniş göğsünün üstüne koyarak oturanları selamladı. Mustafa Kemal Paşa, ta yanı başına kadar geldiği halde, heykelliğinin azametini kaybetmeyen bu ihtiyarın hatırını soruyor; o da gövdesine yaraşan derin ve gür sesiyle teşekkür ediyordu. Bu kısa hoşbeşten sonra, Paşa ihtiyara:<br />
&#8211; Ağa böyle nereden geliyorsun?<br />
İhtiyar:<br />
&#8211; Paşam, Rus gelirken muhacir olmuştum. Çukurova’da idim. Şimdi köyüme dönüyorum. Diye cevap verdi. Paşa, zamanın nezaketini, durumun emniyetsizliğini ileri sürerek, böyle bir zamanda buralara dönmesinin pek yerinde olmadığını, kışın sıkıntı çekeceğini anlatmak istedi. Sonunda da :<br />
&#8211; Ağa oralarda geçinemedin mi? Dedi. Ağa derhal karşılık verdi:<br />
&#8211; Hayır Paşam, Çukurova cennet gibi bir yer. Bir eken, yüz biçiyor.<br />
Allah millete zeval vermesin. Bize tarla da verdiler, çayır da… Hamdolsun uşaklar da çalışkandırlar. Değil Çukurova gibi bir yerden, taştan bile ekmeklerini çıkarırlar. Geçimimiz Padişah’ta bile yoktu. Çok rahattık.<br />
Paşa:<br />
&#8211; Peki öyle ise niye geldin buraya?<br />
&#8211; Son günlerde işittim ki, İstanbul’daki “ırzı kırıklar”(namussuzlar) bizim Erzurum’u Ermenilere vereceklermiş. Geldim ki göreyim, bu “namertler” kimin malını, kime veriyorlar? Tunç çehreli, aksakallı, güngörmüş ihtiyarın iman dolu göğsünden gelen bu ses, yine onun gibi tunç çehreli kahraman askerin gözlerini yaşarttı. Bu eski Türk kalesine millet işi için, milletle beraber çalışmaya gelen büyük devlet adamı yaşlı gözlerle arkadaşlarına döndü:<br />
&#8211; Bu milletle neler yapılmaz ki?</p>
<blockquote><p><strong>Cevat Dursunoğlu, Milli Mücadelede Erzurum, İstanbul: Kaynak yay., 2000, s. 87-89.</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
